İki Usulün Temel Mantığı ve Uygulama Başlangıcı
Ceza yargılamasını hızlandırmak amacıyla Ceza Muhakemesi Kanunu'na eklenen seri muhakeme usulü (CMK m. 250) ve basit yargılama usulü (CMK m. 251–252), birbirinden farklı evrelerde ve farklı koşullarda işleyen iki yoldur. Her iki usul de CMK geçici m. 5/1-c uyarınca 1 Ocak 2020 tarihinden itibaren uygulanmaktadır. Seri muhakeme usulü soruşturma evresinde, yani kamu davası açılmadan önce devreye girerken; basit yargılama usulü kovuşturma evresinde, iddianamenin asliye ceza mahkemesince kabulünden sonra uygulanır.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2022/207, K. 2024/1078Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/321 D.İş
Nazilli 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.01.2018 tarihli kararı ile hükümlü hakkında hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 292 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, 12.02.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği belirlenmiştir.
Hükümlü tarafından 10.03.2021 tarihinde verilen dilekçe ile hakkında basit yargılama usulüne ilişkin hükümlerin uygulanması talep edilmiş, Nazilli 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.03.2021 tarihli ek kararıyla sanığın talebinin reddine karar verilmiş ve hükümlü tarafından yapılan itiraz üzerine Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.04.2021 tarihli kararıyla, itirazın kabulüne karar verilmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 02.11.2021 tarihli ve 2021/14145 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.12.2021 tarihli ve KYB-2021/134234 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.12.2021 tarihli ve KYB-2021/134234 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“5271 sayılı Kanun'un 251. maddesinde, "Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir" şeklinde,
Geçici 5. maddesinde yer alan, "(1) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla; …c) 250 nci maddede düzenlenen seri muhakeme usulü ile 251 ve 252 nci maddelerde düzenlenen basit yargılama usulüne ilişkin hükümler, 1/1/2020 tarihinden itibaren uygulanır. d) 1/1/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz" şeklindeki düzenlemeler ile,
Anayasa Mahkemesinin 25/06/2020 tarihli ve 2020/16 esas, 2020/33 sayılı kararı ile geçici 5. maddenin d bendinde yer alan “…kovuşturma evresine geçilmiş,…” ibaresinin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde,
Somut dosya kapsamında, sanığın mahkumiyetine konu suçun, 5271 sayılı Kanunu'nun 251. maddesi gereğince basit yargılama usulüne tabi olduğu, kararın 11/01/2018 tarihinde verildiği, Anayasa Mahkemesi'nin 25/06/2020 tarihli ve 2020/16 esas, 2020/33 sayılı kararının 19/08/2020 tarihli ve 31218 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girdiği, 1982 Anayasasının 153/5. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümeyeceği, anılan kararın kovuşturma evresinin ise iptal kararı yürürlüğe girmeden sona erdiği ve mahkemesince karar verildiği anlaşılmakla, yürürlük tarihinden önce hükme bağlanmış veya kesinleşmiş kararlar hakkında yeniden uyarlama yargılaması yapılamayacağı gözetildiğinde, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun'un "Basit yargılama usulü" başlıklı 251 inci maddesi;
"(1) Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.
(2) Basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verildiği takdirde mahkemece iddianame; sanık, mağdur ve şikâyetçiye tebliğ edilerek, beyan ve savunmalarını on beş gün içinde yazılı olarak bildirmeleri istenir. Tebligatta duruşma yapılmaksızın hüküm verilebileceği hususu da belirtilir. Ayrıca, toplanması gereken belgeler, ilgili kurum ve kuruluşlardan talep edilir.
(3) Beyan ve savunma için verilen süre dolduktan sonra mahkemece duruşma yapılmaksızın ve Cumhuriyet savcısının görüşü alınmaksızın, Türk Ceza Kanunu'nun 61. maddesi dikkate alınmak suretiyle, 223. maddede belirtilen kararlardan birine hükmedilebilir. Mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.
(4) Mahkemece, koşulları bulunması hâlinde; kısa süreli hapis cezası seçenek yaptırımlara çevrilebilir veya hapis cezası ertelenebilir ya da uygulanmasına sanık tarafından yazılı olarak karşı çıkılmaması kaydıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir.
(5) Hükümde itiraz usulü ile itirazın sonuçları belirtilir.
(6) Mahkemece gerekli görülmesi hâlinde bu madde uyarınca hüküm verilinceye kadar her aşamada duruşma açmak suretiyle genel hükümler uyarınca yargılamaya devam edilebilir.
(7) Basit yargılama usulü, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, sağır ve dilsizlik hâlleri ile soruşturma veya kovuşturma yapılması izne ya da talebe bağlı olan suçlar hakkında uygulanmaz.
(8) Basit yargılama usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uygulanmaz." şeklinde düzenlenmiştir.
2. 7188 sayılı Kanun'un 31 inci maddesi ile eklenen 5271 sayılı Kanun'un geçici beşinci maddesinin birinci fıkrasının, inceleme konusu ile ilgili olan (c) ve (d) bentleri;
"(1) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla;
…
c) 250 nci maddede düzenlenen seri muhakeme usulü ile 251 ve 252 nci maddelerde düzenlenen basit yargılama usulüne ilişkin hükümler, 1/1/2020 tarihinden itibaren uygulanır.
d) 1/1/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz…."
Şeklinde düzenlenmiştir.
3. Anayasa Mahkemesinin 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'un geçici beşinci maddesinin (d) bendinde yer alan “…kovuşturma evresine geçilmiş,…” ibaresinin aynı bentte yer alan “… Basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
4. Aynı şekilde 16.03.2021 tarihli ve 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli, 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile yargılama aşamasında olup henüz kesinleşmiş hükümle sonuçlanmamış dosyalar yönünden, ceza miktarı üzerinde fail lehine etki doğuracağı, bu nedenle belirli bir tarih itibariyle hükme bağlanmış olan dosyalarda basit yargılama usulünün uygulanmamasının 2709 sayılı Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle 7188 sayılı Kanun'un 31 inci maddesi ile 5271 sayılı Kanun'a eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan "…hükme bağlanmış…" ibaresinin de iptaline karar verilmiştir.
5. İncelenen dosyada; hükümlünün yargılama konusu eylemi 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin birinci fıkrasına göre basit yargılama usulüne tabi ise de, hüküm 11.01.2018 tarihinde verilip 12.02.2018 tarihinde kesinleşmiştir. Anayasa Mahkemesinin 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı kararı 19.08.2020 tarihli ve 31218 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 2709 sayılı Anayasa'nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasına göre, Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümeyeceği belirtilmiş ve basit yargılama usûlüne ilişkin kesinleşmiş kararlar hakkında yeniden uyarlama yargılaması yapılamayacağı belirlenmiştir.
6. Nazilli 5. Asliye Ceza Mahkemesince verilen kararın, iptal kararının yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmiş olması nedeniyle hükümlü hakkında basit yargılama usulünün uygulanamayacağı gözetilmeden, Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesince hükümlünün itirazı üzerine verilen itirazın kabulüne ilişkin 20.04.2021 tarihli ek karar, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.04.2021 tarihli ve 2021/321 D.İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.02.2024 tarihinde karar verildi.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 250Kaynağı aç
Birlikte Yeniden Düzenleme:17/10/2019-7188/23 md.)
(1) Soruşturma evresi sonunda aşağıdaki suçlarla ilgili olarak kamu
davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmediği takdirde seri muhakeme
usulü uygulanır:
a) Türk Ceza Kanununda yer alan;
1. Hakkı olmayan yere tecavüz (madde 154, ikinci ve üçüncü fıkra),
2. Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması (madde
170, birinci ve üçüncü fıkra),[91]
3. Trafik güvenliğini tehlikeye sokma (madde 179, ikinci ve üçüncü
fıkra),
4. Gürültüye neden olma (madde 183),
5. Parada sahtecilik (madde 197, ikinci ve üçüncü fıkra),
6. Mühür bozma (madde 203),
7. Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan (madde 206),
8. Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama (madde 228, birinci fıkra),
9. Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması (madde
268),
suçları.
b) 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer
Aletler Hakkında Kanunun 13 üncü maddesinin üçüncü fıkrası ile 15 inci
maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında belirtilen suçlar.[92]
c) 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 93 üncü maddesinin
birinci fıkrasında belirtilen suç.
d) 13/12/1968 tarihli ve 1072 sayılı Rulet, Tilt, Langırt ve Benzeri Oyun
Alet ve Makinaları Hakkında Kanunun 2 nci maddesinde belirtilen suç.
e) 24/4/1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun ek 2 nci
maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde belirtilen suç.
(2) Cumhuriyet savcısı veya kolluk görevlileri, şüpheliyi, seri muhakeme
usulü hakkında bilgilendirir.
(3) Cumhuriyet savcısı tarafından seri muhakeme usulünün uygulanması
şüpheliye teklif edilir ve şüphelinin müdafii huzurunda teklifi kabul etmesi
hâlinde bu usul uygulanır.
(4) Cumhuriyet savcısı, Türk Ceza Kanununun 61 inci maddesinin birinci
fıkrasında belirtilen hususları göz önünde bulundurarak, suçun kanuni tanımında
öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında tespit edeceği temel cezadan ve
koşulları bulunduğu takdirde zincirleme suça ilişkin hükümler uygulandıktan
sonra belirlenen cezadan yarı oranında indirim uygulamak suretiyle yaptırımı
belirler.[93]
(5) Dördüncü fıkra uyarınca sonuç olarak belirlenen hapis cezası
Cumhuriyet savcısı tarafından, koşulları bulunması hâlinde Türk Ceza Kanununun
50 nci maddesine göre seçenek yaptırımlara çevrilebilir veya 51 inci maddesine
göre ertelenebilir.
(6) Bu maddeye göre belirlenen yaptırımlar hakkında, Cumhuriyet savcısı
tarafından, koşulları bulunması hâlinde 231 inci madde kıyasen uygulanabilir.
(7) Bu madde kapsamında yaptırım
uygulanması, güvenlik tedbirlerine ilişkin hükümlerin uygulanmasına engel
teşkil etmez.
(8) Cumhuriyet savcısı, şüpheli hakkında seri muhakeme usulünün
uygulanmasını yazılı olarak görevli mahkemeden talep eder. Talep yazısında;
a) Şüphelinin kimliği ve müdafii,
b) Mağdur veya suçtan zarar görenlerin kimliği ile varsa vekili veya
kanuni temsilcisi,
c) İsnat olunan suç ve ilgili kanun maddeleri,
d) İsnat olunan suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi,
e) Şüphelinin tutuklu olup olmadığı; tutuklanmış ise, gözaltına alma ve
tutuklama tarihleri ile bunların süreleri,
f) İsnat olunan suçu oluşturan olayların özeti,
g) Üçüncü fıkrada belirtilen şartların gerçekleştiği,
h) Belirlenen yaptırım ile beşinci ve altıncı fıkra uygulanmış ise
bunlara ilişkin hususlar ve güvenlik tedbirleri,
gösterilir. (Ek cümle:8/7/2021-7331/22
md.) Bu fıkraya aykırı olarak
düzenlendiği, belirlenen yaptırımda maddi hata yapıldığı, yaptırım hakkında 231
inci veya Türk Ceza Kanununun 50 nci
ve 51 inci maddelerinin uygulanmasında objektif koşulların gerçekleşmediği ya
da teklif edilen cezanın mahiyetine uygun bir güvenlik tedbiri belirtilmediği
anlaşılan talep yazısı, eksikliklerin tamamlanması amacıyla mahkemece
Cumhuriyet başsavcılığına iade edilir. Cumhuriyet
savcısı tarafından eksiklikler tamamlandıktan ve hatalı noktalar düzeltildikten
sonra talep yazısı yeniden düzenlenerek mahkemeye gönderilir.
(9) Mahkeme, şüpheliyi müdafii huzurunda dinledikten sonra üçüncü
fıkradaki şartların gerçekleştiği, eylemin seri
muhakeme usulü kapsamında olduğu ve dosyadaki mevcut delillere göre mahkûmiyet
kararı verilmesi gerektiği kanaatine varırsa talep yazısında belirtilen
yaptırımdan daha ağır olmamak üzere dört ila yedinci fıkra hükümleri
doğrultusunda hüküm kurar; aksi takdirde talebi reddeder ve
soruşturmanın genel hükümlere göre sonuçlandırılması amacıyla dosyayı
Cumhuriyet başsavcılığına gönderir. Mazeretsiz olarak mahkemeye gelmeyen
şüpheli, bu usulden vazgeçmiş sayılır.[94]
(10) Seri muhakeme usulünün herhangi bir sebeple tamamlanamaması veya
soruşturmanın genel hükümlere göre sonuçlandırılması amacıyla Cumhuriyet
başsavcılığına gönderilmesi hâllerinde, şüphelinin seri muhakeme usulünü kabul
ettiğine ilişkin beyanları ile bu usulün uygulanmasına dair diğer belgeler,
takip eden soruşturma ve kovuşturma işlemlerinde delil olarak kullanılamaz.
(11) Suçun iştirak hâlinde işlenmesi durumunda şüphelilerden birinin bu
usulün uygulanmasını kabul etmemesi hâlinde seri muhakeme usulü uygulanmaz.
(Ek cümle: 8/7/2021-7331/22 md.) Seri muhakeme usulü, bu kapsama giren bir
suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde
uygulanmaz.
(12) Seri muhakeme usulü, yaş küçüklüğü ve akıl hastalığı (…)[95]
hâllerinde uygulanmaz.
(13) Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan
adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle şüpheliye
ulaşılamaması hâlinde, seri muhakeme usulü uygulanmaz. [96]
(14) (Değişik:8/7/2021-7331/22 md.) Dokuzuncu fıkra kapsamında
mahkemece kurulan hükme itiraz edilebilir. İtiraz mercii, itirazı üçüncü ve
dokuzuncu fıkralardaki şartlar yönünden inceler.
(15) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Adalet Bakanlığı
tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenir.
Basit yargılama usulü
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 251Kaynağı aç
Birlikte Yeniden Düzenleme:17/10/2019-7188/24 md.)
(1) Asliye ceza mahkemesince,
iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl
veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün
uygulanmasına karar verilebilir. (Ek cümle:8/7/2021-7331/23 md.) 175 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca duruşma günü
belirlendikten sonra basit yargılama usulü uygulanmaz.
(2) Basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verildiği takdirde
mahkemece iddianame; sanık, mağdur ve şikâyetçiye tebliğ edilerek, beyan ve
savunmalarını iki hafta içinde yazılı olarak bildirmeleri istenir. Tebligatta
duruşma yapılmaksızın hüküm verilebileceği hususu da belirtilir. Ayrıca,
toplanması gereken belgeler, ilgili kurum ve kuruluşlardan talep edilir.[97]
(3) Beyan ve savunma için verilen süre dolduktan sonra mahkemece duruşma
yapılmaksızın ve Cumhuriyet savcısının görüşü alınmaksızın, Türk Ceza Kanununun
61 inci maddesi dikkate alınmak suretiyle, 223 üncü maddede belirtilen
kararlardan birine hükmedilebilir. Mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç
ceza dörtte bir oranında indirilir.
(4) Mahkemece, koşulları bulunması hâlinde; kısa süreli hapis cezası
seçenek yaptırımlara çevrilebilir veya hapis cezası ertelenebilir ya da
uygulanmasına sanık tarafından yazılı olarak karşı çıkılmaması kaydıyla hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir.
(5) Hükümde itiraz usulü ile itirazın sonuçları belirtilir.
(6) Mahkemece gerekli görülmesi hâlinde bu madde uyarınca hüküm
verilinceye kadar her aşamada duruşma açmak suretiyle genel hükümler uyarınca
yargılamaya devam edilebilir.
(7) Basit yargılama usulü, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, (…)[98]
hâlleri ile soruşturma veya kovuşturma yapılması izne ya da talebe bağlı olan
suçlar hakkında uygulanmaz.
(8) Basit yargılama usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen
başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uygulanmaz.
Basit yargılama usulünde itiraz
Seri muhakeme usulünde Cumhuriyet savcısının teklifi ve şüphelinin müdafii huzurunda bu teklifi kabul etmesi üzerine savcılık belirli bir yaptırım talebinde bulunur; mahkeme bu talebi CMK m. 250/9 kapsamında değerlendirerek hüküm kurar. Basit yargılama usulünde ise mahkeme, duruşma açılmaksızın yazılı yargılama yoluyla karar verir (CMK m. 251/1, 251/3). Basit yargılama usulünün uygulanması mahkemenin takdirindedir; ilgilinin kabul veya reddine bırakılmış bir teklif mekanizması değildir.
Seri Muhakeme Usulü: İşleyiş ve Yaptırım
CMK m. 250/1 uyarınca seri muhakeme usulü, soruşturma sonunda kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmediği hâllerde kanunda sayılan belirli suçlar bakımından uygulanır. Cumhuriyet savcısı veya kolluk, şüpheliyi bu usul hakkında bilgilendirmek zorundadır (CMK m. 250/2). Ardından savcı, usulün uygulanmasını şüpheliye teklif eder; şüpheli teklifi müdafii huzurunda kabul ederse usul uygulanır (CMK m. 250/3). Müdafii huzurunda kabul zorunludur.
Yaptırım belirlenirken TCK m. 61/1'deki ölçütler — suçun işleniş biçimi, kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önemi, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin kast ya da taksire dayalı kusurunun ağırlığı, failin güttüğü amaç ve saik — gözetilerek suçun kanuni tanımındaki alt ve üst sınır arasında temel ceza tespit edilir. Koşulları varsa zincirleme suç hükümleri de uygulandıktan sonra bulunan cezadan yarı oranında indirim yapılarak yaptırım belirlenir (CMK m. 250/4). Belirlenen hapis cezası, koşulları varsa Cumhuriyet savcısı tarafından TCK m. 50 kapsamında seçenek yaptırımlara çevrilebilir ya da TCK m. 51 uyarınca ertelenebilir (CMK m. 250/5). Koşulları oluşmuşsa CMK m. 231 kıyasen uygulanarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması da söz konusu olabilir (CMK m. 250/6). Bu yaptırımların uygulanması, güvenlik tedbirlerine ilişkin hükümlerin uygulanmasına engel değildir (CMK m. 250/7).
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 61Kaynağı aç
a) Suçun işleniş biçimini,
b) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları,
c) Suçun işlendiği zaman ve yeri,
d) Suçun konusunun önem ve değerini,
e) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını,
f) Failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını,
g) Failin güttüğü amaç ve saiki,
Göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın
alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler.
(2) Suçun olası kastla ya da bilinçli taksirle işlenmesi nedeniyle
indirim veya artırım, birinci fıkra hükmüne göre belirlenen ceza üzerinden yapılır.
(3) Birinci fıkrada belirtilen hususların suçun unsurunu oluşturduğu
hallerde, bunlar temel cezanın belirlenmesinde ayrıca göz önünde bulundurulmaz.
(4) Bir suçun temel şekline nazaran daha ağır veya daha az cezayı
gerektiren birden fazla nitelikli hallerin gerçekleşmesi durumunda; temel
cezada önce artırma sonra indirme yapılır.
(5) Yukarıdaki fıkralara göre belirlenen ceza üzerinden sırasıyla
teşebbüs, iştirak, zincirleme suç, haksız tahrik, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı
ve cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebeplere ilişkin hükümler ile
takdiri indirim nedenleri uygulanarak sonuç ceza belirlenir.
(6) Hapis cezasının süresi gün, ay ve yıl hesabıyla belirlenir. Bir gün,
yirmidört saat; bir ay, otuz gündür. Yıl, resmi takvime göre hesap edilir.
Hapis cezası için bir günün, adlî para cezası için bir Türk Lirasının
artakalanı hesaba katılmaz ve bu cezalar infaz edilmez.
(7) (Ek: 29/6/2005 – 5377/7 md.)Süreli hapis cezasını gerektiren
bir suçtan dolayı bu madde hükümlerine göre belirlenen sonuç ceza, otuz yıldan
fazla olamaz.
(8) (Ek: 29/6/2005 – 5377/7 md.)
Adlî para cezası hesaplanırken, bu madde hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve
bireyselleştirilmesine yönelik artırma ve indirimler, gün üzerinden yapılır.
Adlî para cezası, belirlenen sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı
ödeyebileceği miktarın çarpılması suretiyle bulunur.
(9) (Ek: 6/12/2006 – 5560/1 md.) Adlî para cezasının seçimlik ceza
olarak öngörüldüğü suçlarda bu cezaya ilişkin gün biriminin alt sınırı, o suç
tanımındaki hapis cezasının alt sınırından az; üst sınırı da, hapis cezasının
üst sınırından fazla olamaz.
(10) Kanunda açıkça yazılmış olmadıkça cezalar ne artırılabilir, ne
eksiltilebilir, ne de değiştirilebilir.[18][19]
Takdiri indirim nedenleri
Savcılığın Talep Yazısı ve Mahkemenin Hüküm Kurması
Cumhuriyet savcısı, usulün uygulanmasını görevli mahkemeden yazılı olarak talep eder. Talep yazısında şüphelinin kimliği ve müdafii; mağdur veya suçtan zarar görenlerin kimliği ile varsa vekili veya kanuni temsilcisi; isnat olunan suç ve ilgili kanun maddeleri; suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi; şüphelinin tutuklu olup olmadığı ve varsa gözaltı ile tutuklama tarihleri ile süreleri; suçu oluşturan olayların özeti; CMK m. 250/3'teki şartların gerçekleştiği; belirlenen yaptırım ile beşinci ve altıncı fıkra uygulanmış ise bunlara ilişkin hususlar ve güvenlik tedbirleri yer almak zorundadır (CMK m. 250/8). Talep yazısı bu koşullara aykırı düzenlenmiş, maddi hata içeriyorsa ya da seçenek yaptırım, erteleme veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması için nesnel koşullar oluşmamışsa ya da uygun güvenlik tedbiri gösterilmemişse mahkeme, eksikliklerin tamamlanması amacıyla yazıyı Cumhuriyet başsavcılığına iade eder (CMK m. 250/8).
Mahkeme, şüpheliyi müdafii huzurunda dinledikten sonra CMK m. 250/3'teki şartların gerçekleştiğine, eylemin seri muhakeme usulü kapsamında olduğuna ve dosyadaki mevcut delillere göre mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiğine kanaat getirirse talep yazısındaki yaptırımdan daha ağır olmamak üzere hüküm kurar. Aksi hâlde talebi reddeder ve soruşturmanın genel hükümlere göre sonuçlandırılması amacıyla dosyayı Cumhuriyet başsavcılığına gönderir (CMK m. 250/9). Mazeretsiz olarak mahkemeye gelmeyen şüpheli bu usulden vazgeçmiş sayılır (CMK m. 250/9).
Seri muhakeme usulünün herhangi bir nedenle tamamlanamaması veya dosyanın Cumhuriyet başsavcılığına gönderilmesi hâllerinde şüphelinin usulü kabul ettiğine dair beyanları ile usule ait belgeler, sonraki soruşturma ve kovuşturmada delil olarak kullanılamaz (CMK m. 250/10).
Seri Muhakeme Usulünün Uygulanamayacağı Durumlar
CMK m. 250/12 uyarınca yaş küçüklüğü ve akıl hastalığı hâllerinde seri muhakeme usulü uygulanamaz. Kanun metninde bu iki hâle ek olarak parantez içi yer alan diğer hususların tam kapsamı ayrıca değerlendirilmelidir.
Suçun iştirak hâlinde işlenmesi durumunda şüphelilerden herhangi birinin usulü kabul etmemesi hâlinde seri muhakeme usulü hiçbir şüpheli bakımından uygulanamaz (CMK m. 250/11). Seri muhakeme kapsamındaki bir suçun kapsam dışı başka bir suçla birlikte işlenmiş olması da uygulamayı ortadan kaldırır (CMK m. 250/11). Resmî mercilere beyan edilen adreste bulunmama, yurt dışında olma veya başka bir nedenle şüpheliye ulaşılamaması hâlinde de usul işleyemez (CMK m. 250/13). Öte yandan ön ödeme (TCK m. 75), uzlaştırma (CMK m. 253), kamu davasının açılmasının ertelenmesi, kovuşturma olanağının bulunmaması ve yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi (CMK m. 172/2) gibi kamu davası açılmasına yer olmadığı durumlar gerçekleştiğinde usul da işletilmez.
Seri Muhakeme Usulünde İtiraz
CMK m. 250/14 uyarınca mahkemece kurulan hükme itiraz yoluna başvurulabilir. İtiraz mercii incelemesini yalnızca iki nokta üzerinden yapar: CMK m. 250/3'teki kabul koşullarının ve CMK m. 250/9'daki hüküm kurma koşullarının yerine getirilip getirilmediği.
Basit Yargılama Usulü: Kapsam ve İşleyiş
Basit yargılama usulü, asliye ceza mahkemesince iddianamenin kabulünden sonra uygulanabilir. Uygulama koşulu, suçun yalnızca adli para cezasını gerektirmesi ya da hapis cezasının üst sınırının iki yıl veya daha az olmasıdır. Belirleyici ölçüt suça öngörülen cezanın üst sınırıdır (CMK m. 251/1). CMK m. 175/2 uyarınca duruşma günü belirlendikten sonra bu usule başvurulamaz (CMK m. 251/1).
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2020/5955, K. 2022/1137Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suçlar : Taksirle yaralama, trafik güvenliğini tehlikeye sokma
Hükümler : 1- Sanık … hakkında : TCK'nın 179/3-2, 62/1, 50/1-a, 52/2-4, 50/6. maddeleri uyarınca mahkumiyet
2-Sanık … hakkında : TCK'nın 89/1, 89/2-b, 62/maddeleri gereğince mahkumiyet
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma ve taksirle yaralama suçlarından sanıkların mahkumiyetlerine ilişkin hükümler katılan sanık müdafii ve sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
(I) Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanık …'nun mahkumiyetine ilişkin hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanığa isnat edilen eylemin, 5237 sayılı TCK'nın 179. maddesinin 2-3. fıkralarında düzenlenen ''trafik güvenliğini tehlikeye sokma'' suçuna ilişkin olduğu, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu için TCK'nın 179. maddesinin 2. fıkrasında temel ceza miktarının ''üç aydan iki yıla kadar hapis cezası'' olarak belirlendiği; 5271 sayılı CMK'nın, 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 24. maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan ''Basit Yargılama Usulü'' başlıklı 251. maddesinin 1. fıkrasında yer alan; ''Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.'' şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanunun geçici 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan ''01/01/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.'' şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesi'nin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas-2020/33 Karar sayılı ve 16.03.2021 tarihli 31425 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas-2021/4 Karar sayılı iptal kararları ile ''…kovuşturma evresine geçilmiş…, …hükme bağlanmış…'' ibarelerinin, aynı bentte yer alan ''…basit yargılama usulü…'' yönünden Anayasa'ya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle;
Kovuşturma evresine geçilmiş veya hükme bağlanmış olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanunun 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan kesinleşmiş hükümler haricindeki düzenlemelerin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre; ''mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.'' şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesi'nin anılan
iptal kararlarının neticeleri itibariyle maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve CMK'nın 251.
maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, TCK'nın 7. maddesi ile CMK'nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle, sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, ''Basit Yargılama Usulü'' yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması;
Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı sair yönler incelenmeksizin 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA;
(II) Taksirle yaralama suçundan sanık …'ın mahkumiyetine ilişkin hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesine gelince;
Sanığa isnat edilen eylemin, 5237 sayılı TCK'nın 89. maddesinin 1-2-3. fıkralarında düzenlenen ''taksirle yaralama'' suçuna ilişkin olduğu, taksirle bir kişinin yaralanmasına sebebiyet verilmesi halinde gerçekleşecek olan taksirle yaralama suçu için TCK'nın 89. maddesinin 1. fıkrasında temel ceza miktarının ''üç aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası'' olarak belirlendiği; 5271 sayılı CMK'nın, 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 24. maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan ''Basit Yargılama Usulü'' başlıklı 251. maddesinin 1. fıkrasında yer alan; ''Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.'' şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanunun geçici 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan ''01/01/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.'' şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesi'nin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas-2020/33 Karar sayılı ve 16.03.2021 tarihli 31425 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas-2021/4 Karar sayılı iptal kararları ile ''…kovuşturma evresine geçilmiş…, …hükme bağlanmış…'' ibarelerinin, aynı bentte yer alan ''…basit yargılama usulü…'' yönünden Anayasa'ya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle;
Kovuşturma evresine geçilmiş veya hükme bağlanmış olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanunun 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan kesinleşmiş hükümler haricindeki düzenlemelerin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre; ''mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.'' şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesi'nin anılan iptal kararlarının neticeleri itibariyle maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, TCK'nın 7. maddesi ile CMK'nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle, sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, ''Basit Yargılama Usulü'' yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması;
Bozmayı gerektirmiş olup, sanığın ve katılan sanık müdafinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı sair yönler incelenmeksizin 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA; 15.02.2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Usulün uygulanmasına karar verildiğinde mahkeme iddianameyi sanık, mağdur ve şikâyetçiye tebliğ ederek beyan ve savunmalarını yazılı bildirmelerini ister; tebligatta duruşma yapılmaksızın hüküm verilebileceği açıkça belirtilir (CMK m. 251/2). Bu sürenin uzunluğuna ilişkin olarak mevzuat metninde iki haftalık bir süre öngörülmektedir; konuya ilişkin farklı aktarımlar da bulunmakta olup güncel CMK m. 251/2 metninin esas alınması gerekir.
Beyan ve savunma süresi dolduğunda mahkeme, duruşma yapmaksızın ve Cumhuriyet savcısının görüşünü almaksızın TCK m. 61 dikkate alınarak CMK m. 223'te belirtilen kararlardan birine hükmedebilir (CMK m. 251/3). Mahkûmiyet kararı verilmesi hâlinde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir (CMK m. 251/3).
Koşulları oluşmuşsa mahkeme kısa süreli hapis cezasını seçenek yaptırımlara çevirebilir, hapis cezasını erteleyebilir ya da sanığın yazılı olarak karşı çıkmaması kaydıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verebilir (CMK m. 251/4). Mahkeme gerekli gördüğü hâlde hüküm verilinceye kadar her aşamada duruşma açarak genel hükümlere göre yargılamaya devam edebilir (CMK m. 251/6).
Basit Yargılama Usulünün Uygulanamayacağı Durumlar
CMK m. 251/7 uyarınca yaş küçüklüğü ve akıl hastalığı hâllerinde basit yargılama usulü uygulanamaz. Aynı fıkrada bu hâllerin yanı sıra soruşturma veya kovuşturma yapılması izne ya da talebe bağlı olan suçlar da kapsam dışında tutulmuştur; kanun metninde yaş küçüklüğü ve akıl hastalığından sonra yer alan diğer hâllerin tam kapsamı güncel metin esas alınarak ayrıca değerlendirilmelidir. CMK m. 251/8 uyarınca basit yargılama kapsamındaki bir suçun kapsam dışı başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde de usul uygulanmaz.
Basit Yargılama Usulünde İtiraz ve Kanun Yolu
CMK m. 252/1 uyarınca basit yargılama usulüne göre verilen hükümlere itiraz yoluna başvurulabilir; süresi içinde itiraz edilmeyen hükümler kesinleşir. İtiraz üzerine dosya, birden fazla asliye ceza mahkemesinin bulunduğu yerlerde tevzi kriterlerine göre belirlenen asliye ceza mahkemesine, tek mahkemenin bulunduğu yerlerde ise aynı mahkemede yetkili başka bir hâkim varsa o hâkime, yoksa adalet komisyonu başkanınca görevlendirilen hâkime gönderilir; bu mahkemece duruşma açılarak genel hükümlere göre yargılamaya devam olunur (CMK m. 252/2, 7499 sayılı Kanun m. 17 ile 02.03.2024 tarihinden itibaren geçerli değişik hâli).
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 252Kaynağı aç
Birlikte Yeniden Düzenleme:17/10/2019-7188/25 md.)
(1) 251 inci madde uyarınca verilen hükümlere karşı itiraz edilebilir.
Süresi içinde itiraz edilmeyen hükümler kesinleşir.
(2) (Değişik:2/3/2024-7499/17 md.) İtiraz üzerine hükmü veren
mahkemece dosya, o yerde birden fazla asliye ceza mahkemesi bulunması hâlinde
tevzi kriterlerine göre belirlenen asliye ceza mahkemesine gönderilir ve bu
mahkemece duruşma açılarak genel hükümlere göre yargılamaya devam olunur. Tek
asliye ceza mahkemesinin bulunduğu yerlerde ise, aynı mahkemede yetkili başka
bir hakim varsa bu hakim tarafından; aksi hâlde adli yargı ilk derece mahkemesi
adalet komisyonu başkanınca görevlendirilen hakim tarafından duruşma açılır ve
genel hükümlere göre yargılamaya devam olunur. Taraflar gelmese bile duruşma
yapılır ve yokluklarında 223 üncü madde uyarınca hüküm verilebilir. Taraflara
gönderilecek davetiyede bu husus yazılır. Duruşmadan önce itirazdan
vazgeçilmesi hâlinde duruşma yapılmaz ve itiraz edilmemiş sayılır.
(3) (Değişik:2/3/2024-7499/17 md.) Mahkeme, ikinci fıkra uyarınca
hüküm verirken, 251 inci madde kapsamında basit yargılama usulüne göre verilen
hükümle bağlı değildir. Ancak, itirazın sanık dışındaki kişiler tarafından
yapıldığı hâllerde 251 inci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca indirim uygulanır.
(4) (Değişik:2/3/2024-7499/17 md.) İtiraz üzerine verilen hükmün
sanık lehine olması hâlinde, bu hususların itiraz etmemiş olan diğer sanıklara
da uygulanma olanağı varsa bu sanıklar da itiraz etmiş gibi verilen kararlardan
yararlanır.
(5) (Değişik:2/3/2024-7499/17 md.) İkinci fıkra uyarınca verilen
hükümlere karşı genel hükümlere göre kanun yoluna başvurulabilir.
(6) (Değişik:2/3/2024-7499/17 md.) Birinci fıkradaki itirazın,
süresinde yapılmadığı veya kanun yoluna başvuru hakkı bulunmayan tarafından
yapıldığı mahkemesince değerlendirildiğinde dosya, 268 inci maddenin ikinci
fıkrası uyarınca itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderilir. Mercii bu
sebepler yönünden incelemesini yapar ve kararını gereği için mahkemesine
gönderir.
(7) (Ek:2/3/2024-7499/17 md.)Birinci fıkradaki itirazın, yargılama
giderine, vekâlet ücretine veya maddi hataya ilişkin olması hâlinde 268 inci
maddenin ikinci fıkrası hükmü uygulanır. Mercii bu sebepler yönünden
incelemesini yapar ve kararını gereği için mahkemesine gönderir.
İKİNCİ
KISIM
Uzlaşma
ve Müsadere
BİRİNCİ
BÖLÜM
Uzlaşma
Uzlaştırma[99][100][101]
İtiraz üzerine karar veren mahkeme, basit yargılama usulüne göre verilen hükümle bağlı değildir. Ancak itiraz sanık dışındaki kişilerce yapılmışsa CMK m. 251/3'teki dörtte bir indirim uygulanmaya devam eder (CMK m. 252/3). İtiraz üzerine verilen hükmün sanık lehine olması ve itiraz etmemiş diğer sanıklara da uygulanma olanağı bulunması hâlinde bu sanıklar da itiraz etmiş gibi karardan yararlanır (CMK m. 252/4). CMK m. 252/2 uyarınca itiraz üzerine verilen hükümlere karşı genel hükümlere göre kanun yoluna başvurulabilir (CMK m. 252/5).
İtirazın süresinde yapılmadığı veya kanun yoluna başvuru hakkı bulunmayan tarafından yapıldığı değerlendirildiğinde dosya, CMK m. 268/2 uyarınca itirazı incelemeye yetkili mercie gönderilir; merci bu sebepler yönünden incelemesini tamamlayarak kararını mahkemesine iletir (CMK m. 252/6). İtirazın yargılama giderine, vekâlet ücretine veya maddi hataya ilişkin olduğu hâllerde de aynı yol izlenir (CMK m. 252/7).
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması: Koşullar ve Sonuçlar
Her iki usulde de koşulları oluştuğunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir. Bu karar verildiğinde sanık beş yıl süreyle denetim süresine tabi tutulur; bu süre içinde kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha aynı karar verilemez (CMK m. 231/8). Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararında hükmedilen hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olsa dahi seçenek yaptırımlara çevrilemez (CMK m. 231/7).
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 231Kaynağı aç
esaslara göre duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası okunarak gerekçesi ana
çizgileriyle anlatılır.
(2) Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve
süresi bildirilir.
(3) Beraat eden sanığa, tazminat isteyebileceği bir hâl varsa bu da
bildirilir.
(4) Hüküm fıkrası herkes tarafından ayakta dinlenir.
(5) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Sanığa
yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya
daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler
saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler
hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.
(6) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;[77]
a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve
davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda
kanaate varılması,
c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın; aynen iade,
suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,
gerekir.
(7) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Açıklanmasının
geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası
ertelenemez ve kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilemez.
(8) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi hâlinde sanık, beş yıl
süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Denetim süresi içinde, kişi hakkında
kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına
karar verilemez. Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin
belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak;
a) Bir meslek veya sanat sahibi olmaması hâlinde, meslek veya sanat
sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine,
b) Bir meslek veya sanat sahibi olması hâlinde, bir kamu kurumunda veya
özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında
ücret karşılığında çalıştırılmasına,
c) Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek
hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine
getirmesine,
karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.
(9) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Altıncı
fıkranın (c) bendinde belirtilen koşulu derhal yerine getiremediği takdirde;
sanık hakkında mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık
taksitler hâlinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.
(10) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15
md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli
serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde,
açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı
verilir.
(11) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Denetim
süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine
ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak
mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu
değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz
edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının
ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir
mahkûmiyet hükmü kurabilir. Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz
edilebilir. İtiraz mercii ancak bu fıkradaki koşullarla sınırlı olarak bir
değerlendirme yapabilir.
(12) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) 272 nci maddenin
üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri
bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye
mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde
hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı
kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece
mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi
hâlinde temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm,
usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir.
(13) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir.
Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak
Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede
belirtilen amaç için kullanılabilir.
(14) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Bu maddenin hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri, Anayasanın 174 üncü
maddesinde koruma altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlarla ilgili
olarak uygulanmaz.
Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar
Denetim süresi içinde kasten yeni suç işlenmediği ve denetimli serbestlik yükümlülüklerine uyulduğu takdirde geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verilir (CMK m. 231/10). Denetim süresi içinde kasten yeni suç işlenmesi veya yükümlülüklere aykırı davranılması hâlinde mahkeme hükmü açıklar; yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumu değerlendirilerek cezanın yarısına kadar belirlenecek bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşulları varsa hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar verilerek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurulabilir (CMK m. 231/11). Bu karara karşı, CMK m. 272/3 saklı kalmak üzere, istinaf yoluna başvurulabilir (CMK m. 231/12). Karar, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir; bu kayıtlara yalnızca bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme ulaşabilir (CMK m. 231/13). Anayasa'nın 174. maddesinde koruma altına alınan inkılâp kanunlarındaki suçlar hakkında bu hükümler uygulanmaz (CMK m. 231/14).
Yargıtay Kararlarından Yansıyan Uygulama Sorunları
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2021/20572, K. 2024/759 sayılı kararında seri muhakeme usulü kapsamındaki trafik güvenliğini tehlikeye sokma ve 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarından kurulan hükümleri bozmuştur. Bozma gerekçelerinden biri, kapsam dışı suçlarla birlikte işlenme yasağına ilişkin hükmün suç tarihinden sonra yürürlüğe girmesi; diğeri ise bir Anayasa Mahkemesi iptal kararı karşısında Anayasa m. 38, TCK m. 7 ve CMK m. 250 gereğince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğunun bulunmasıdır. Daire aynı dosyada hakaret suçu yönünden hükmü onamış, görevi yaptırmamak için direnme suçu yönünden ise düzelterek onamıştır.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2021/20572, K. 2024/759Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/112 E., 2016/393 K.
SUÇLAR :Görevi yaptırmamak için direnme, hakaret, 6136 sayılı Kanun'a muhalefet, trafik güvenliğini tehlikeye sokma
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Çankırı 1. Asliye Ceza Mahkemesi kararı ile sanık hakkında hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ve dördüncü fıkrası, 43 üncü, 62 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca neticeten 9.700,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, görevi yaptırmamak için direnme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 265 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü, 62 nci, 53 üncü ve 51 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezanın ertelenmesine, 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan ise 15 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 52 nci, 53 üncü ve 54 üncü maddeleri uyarınca 7 ay 15 gün hapis ve 660,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hapis cezasının ertelenmesine, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezanın ertelenmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteğinin; herhangi bir gerekçe içermeyen dilekçesiyle hükümlerin bozulmasına yönelik olduğu belirlenmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.7 promil alkollü olan sanığın, aracını durduran şikâyetçi polis memurlarına bıçak ile saldırarak görevi yaptırmamak için direndiği ve sinkaflı sözlerle hakaret ettiği iddia ve kabul olunmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Hakaret Suçundan Verilen Mahkumiyet Hükmünün Temyizinde
Sanığa yükletilen hakaret eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanun'a uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun'da öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından,
Sanığın temyiz sebepleri ve sair yönlerden yapılan incelemede hukuka aykırılık görülmemiştir.
B. Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçundan Verilen Mahkumiyet Hükmünün Temyizinde
Sanığa yükletilen görevi yaptırmamak için direnme eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanun'a uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun'da öngörülen suç tipine uyduğu,
Sanığın eylemini, silahtan sayılan bıçak ile işlemesi karşısında, hakkında 5237 sayılı Kanun'un 265 inci maddesinin dördüncü fıkrası uygulanmamış ise de, aleyhe temyiz olmadığından bozma yapılamayacağı anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanılmamıştır.
Ancak;
Hapis cezası ertelenen sanık hakkında denetim süresinin hapis cezasından az olamayacağının gözetilmemesi suretiyle 5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesinin üçüncü fıkrasında aykırı davranılması, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
C. Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma ve 6136 sayılı Kanun'a Muhalefet Suçlarından Verilen Mahkumiyet Hükümlerinin Temyizinde
7188 sayılı Kanun'un 31 inci maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 250 inci maddesinde; Seri Muhakeme Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun'a 7188 sayılı Kanun'la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “Hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2021/44 Karar sayılı kararıyla "Seri muhakeme usulü" yönünden Anayasa'ya aykırı görülerek iptaline karar verildiği ve 5271 sayılı Kanun'un 250 nci maddesinin onbirinci fıkrasında yer alan "Seri muhakeme usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması halinde uygulanmaz" hükmünün suç tarihinden sonra ek cümle ile 08.07.2021 tarihinde düzenlendiği anlaşılmıştır.
Somut olayda, sanığın üzerine atılı trafik güvenliğini tehlikeye sokma ve 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçları ile birlikte görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret suçlarını da işlediği ancak seri muhakeme usulünün bu kapsama girmeyen başka bir suçla işlenmiş olması halinde uygulanamayacağına ilişkin hükmün suç tarihinden sonra düzenlenmesi ve Anayasa Mahkemesi'nin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2021/44 Karar sayılı iptal kararı karşısında itiraza konu suçlar yönünden; Anayasa'nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 7 ve 5271 sayılı Kanun'un 250 nci maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunduğu anlaşıldığından,
Karar bu yönüyle hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Hakaret Suçu Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle HÜKMÜN, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçu Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden HÜKMÜN, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği kararın hüküm fıkrasından denetim süresine ilişkin kısım çıkartılarak yerine “Hapis cezası ertelenen sanık hakkında 5237 saılı Kanun'un 51 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 1 yıl 15 gün denetim süresi belirlenmesine” ibaresinin eklenmesi suretiyle Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
C. Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma ve 6136 sayılı Kanun'a Muhalefet Suçları Yönünden
Gerekçe bölümünün (C) bendinde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.01.2024 tarihinde karar verildi.
K A R Ş I O Y
Alkollü bir şekilde araç kullanırken, işlem yapmak isteyen görevlilere karşı maddi ve manevi cebir kullanmak suretiyle direnen sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan dolayı TCK’nın 265/1 nci maddesi ile mahkûmiyet kararı verilmesinde sayın çoğunluk ile aramızda herhangi bir uyuşmazlık bulunmamasına karşın, sanığın aynı olayda birden fazla görevliye direnildiğinden bahisle TCK’nın 43/2 nci maddesinin uygulanması hususunda sayın çoğunluk ile aramızda uyuşmazlık doğmuştur.
Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2021/1576-1628-1894-8783-8860 Esas sayılı dosyalarında yazılan muhalefet şerhlerinde ayrıntılı bir şekilde açıklandığı üzere; uyuşmazlığa konu görevi yaptırmamak için direnme suçunda suç çokluğunun söz konusu olmadığı gibi suçun başka bir şekilde parçalara ayrılarak işlenmesi de mümkün değildir. Uygulamada TCK'nın 43/2 nci maddesinde düzenlenen aynı neviden fikri içtima, ancak her mağdur yada müştekiye karşı tek tek ayrı ayrı işlenmesi mümkün olan suçların, tek hareketle aynı anda birden fazla mağdura karşı işlenmesi halinde uygulanma olanağı bulunan sanık lehine getirilmiş bir müessesedir. Örneğin, topluluk içerisinde bulunan herkese hakaret yada tehdit içerikli sözler söyleme olanağı bulunan sanığın, topluluğa karşı hakaret ve tehdit içerikli sözleri aynı anda söylemesi, birden fazla kişiyi tek tek bir yere kapatarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlemesi mümkün olan sanığın, birden fazla kişinin bulunduğu odanın kapısını kapatarak dışarıya çıkmalarına engel olması gibi. Örneklerde açıklandığı üzere, TCK’nın 43/2 nci maddesinde düzenlenen aynı neviden fikri içtimanın, mağdur adedince ayrı ayrı her mağdura karşı işlenmesi mümkün olan suçların, tek hareketle aynı anda bütün mağdurlara karşı tek hareketle işlenmesi halinde uygulanma olanağı bulunan bir müessese olduğu, gittikçe istikrar kazanan ve yerleşik uygulamaya dönüşen içtihatlardan çok net bir şekilde anlaşılmaktadır. Suçunun konusunun tek olması nedeniyle Yargıtay Yüksek 4. Ceza Dairesinin 2009 yılının sonlarına kadar TCK’nın 43/2 nci maddesinin uygulanamayacağına dair yerleşik uygulamaya dönüşen içtihatlarından yasada hiçbir değişiklik olmaksızın vazgeçilerek sanık aleyhine olacak şekilde görevli memurların birden fazla olması durumunda TCK’nın 43/2 nci maddesinin uygulanması gerektiği yönündeki değişen kararları, Y.C.G.K.nın 2010/47 Karar sayılı ilamı ile de (Somut olayda, sanığın suçun yasal tanımında yer alan ve hukuksal anlamda tek bir fiili oluşturan davranışları, görevini ifa eden altı kamu görevlisine karşı görevlerini yaptırmamak için gerçekleştirmiş olması nedeniyle aynı nev’iden fikri içtimaın koşulları gerçekleşmiş bulunduğundan, sanık hakkında 5237 sayılı TCY’nın 43/2 nci maddesinin uygulanması gerekmektedir.) desteklenerek bütün çağdaş anayasalarda temel bulan hukuki güvenlik ilkesi kanaatimizce ihlal edildiği gibi ayrıca 2010/47 Karar sayılı ilamda bir taraftan suçun hukuki konusunun tek olduğu kabul edilirken, diğer taraftan sırf mağdur sayısının fazla olduğundan bahisle direnilen görevin tek olması nedeniyle suç çokluğundan söz edilemeyeceği için TCKnın 43/2 nci maddesinin uygulama olanağının bulunmadığı gözetilmeyerek anılan maddenin uygulanmasına karar verilerek, benzer olaylardaki içtihatlar bir yana kararın kendi içerisindeki gerekçesi ile sonucu arasında dahi çelişkinin doğmasına sebebiyet verilmiştir. Prof. Dr……’in deyimiyle; hukuk, ancak Öklid’in teoremleri misali, doğruluğu apaçık olan ilkelerin geliştirildiği ve bu ilkelerin bütün hukukçular tarafından benimsenip standart olarak uygulandığı gün “bilim” olma sıfatını hak edecektir. İşte ancak o gün, hukuk problemleri bütün hukukçular tarafından aynı şekilde çözümlenecektir. Böyle bir sistemde mahkeme kararları da önceden doğru olarak tahmin edilebilecektir. İşte ancak böyle bir sistemde, hukuk güvenliği ve dolayısıyla hukuk devleti ilkesi gerçekleşmiş olacaktır.
Sonuç itibariyle; Bölünmesi, parçalara ayrılması mümkün olmayan ve ancak bir kez işlenmesi mümkün olan görevin yaptırılmaması için direnme suçunda, gerek zincirleme suçun gerekse fikri içtimanın olmazsa olmazını teşkil eden suç çokluğundan söz edilemeyeceği hususunda herhangi bir duraksamanın bulunmamasına karşın, Yargıtay Yüksek 4. Ceza Dairesinin sayın çoğunluğunun, hukuki düzenlemelere ve yerleşik uygulamalara aykırı olduğu gibi kendi önceki tarihli içtihatlarına da aykırı olacak şekilde; birden fazla müştekinin zarar gördüğünden bahisle TCK’nın 265/1, 43/2 nci maddeleri ile uygulama yapan yerel mahkemece verilen mahkûmiyet hükmünün, TCK’nın 43/2 nci maddesinin koşullarının oluşmadığından bahisle bozulması gerekirken onanmasına, dair kararına yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle iştirak edilmemiştir.
Sıkça Sorulan Sorular
Seri muhakeme usulü teklifini kabul etmek zorunda mıyım?
Hayır. Şüpheli, teklifi reddedebilir. Teklifi sunulduğu an kabul etmemesi de savcının usulden vazgeçmesini zorunlu kılmaz.
Seri muhakeme usulünde cezadan ne kadar indirim yapılır?
TCK m. 61/1'deki ölçütler gözetilerek belirlenen temel cezadan, varsa zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasından sonra bulunan cezadan yarı oranında indirim yapılır (CMK m. 250/4).
Basit yargılama usulünde cezadan indirim var mı?
Evet. Mahkûmiyet kararı verilmesi hâlinde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir (CMK m. 251/3).
Basit yargılama usulünde verilen karara nasıl itiraz edebilirim?
CMK m. 252/1 uyarınca verilen hükme itiraz yoluna başvurulabilir. İtiraz üzerine duruşma açılarak genel hükümlere göre yargılamaya devam olunur. İtiraz edilmeksizin süre geçirilirse hüküm kesinleşir. İtiraz üzerine karar veren mahkeme, basit yargılama usulüne göre verilen hükümle bağlı değildir; ancak itirazın sanık dışındaki kişilerce yapıldığı hâllerde dörtte bir indirim uygulanmaya devam eder (CMK m. 252/3).
Suç birden fazla kişi tarafından işlendiyse seri muhakeme usulü uygulanabilir mi?
Ancak tüm şüphelilerin usulü kabul etmesi hâlinde uygulanabilir. Şüphelilerden herhangi birinin reddetmesi, usulün hiçbir şüpheli bakımından uygulanamayacağı sonucunu doğurur (CMK m. 250/11).
Seri muhakeme usulünü kabul ettiğime dair beyanlarım sonradan aleyhime kullanılabilir mi?
Hayır. Seri muhakeme usulünün tamamlanamaması veya dosyanın Cumhuriyet başsavcılığına gönderilmesi hâlinde şüphelinin kabul beyanları ile usule ait belgeler, sonraki soruşturma ve kovuşturmada delil olarak kullanılamaz (CMK m. 250/10).
1 Ocak 2020'den önce açılmış dosyalara bu usuller uygulanır mı?
Her iki usul de CMK geçici m. 5/1-c uyarınca 1 Ocak 2020 tarihinden itibaren uygulanmaktadır. Bu tarih itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş dosyalar bakımından seri muhakeme usulünün uygulanıp uygulanamayacağı, bu dönemde gerçekleşen Anayasa Mahkemesi iptal kararları da gözetilerek somut olayın koşullarına göre değerlendirilmelidir. Anayasa m. 153/5 uyarınca Anayasa Mahkemesi iptal kararları geriye yürümez; basit yargılama usulüne ilişkin iptal kararının yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmiş kararlar hakkında yeniden uyarlama yargılaması yapılamaz.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı sicile yansır mı?
Bu karar bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlara yalnızca bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme ulaşabilir (CMK m. 231/13).
Basit yargılama usulü kapsamındaki bir suçun başka bir suçla birlikte işlenmesi ne sonuç doğurur?
Basit yargılama usulü kapsamındaki bir suçun kapsam dışındaki başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde basit yargılama usulü uygulanamaz (CMK m. 251/8). Aynı kural seri muhakeme usulü için de geçerlidir (CMK m. 250/11).
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

