Senetsiz Borç İlişkisi ve Tüketim Ödüncü Sözleşmesi
Elden ya da banka aracılığıyla verilen senetsiz borçlar, hukuki niteliği itibarıyla tüketim ödüncü ilişkisi doğurur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 386 uyarınca tüketim ödüncü; ödünç verenin belirli miktardaki parayı veya tüketilebilir eşyayı karşı tarafa devretmeyi, ödünç alanın ise aynı nitelik ve miktarda geri vermeyi taahhüt ettiği bir sözleşmedir. Bu sözleşme türü kanunda herhangi bir geçerlilik şekline tabi tutulmadığından, taraflar arasında sözlü olarak kararlaştırılan borçlanmalar da hukuken bağlayıcıdır ve borç doğurur. Buna karşın sözleşmenin geçerli kurulmuş olması, alacağın yargı mercileri önünde kolayca ispatlanabileceği anlamına gelmez.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 386Kaynağı aç
İspat Yükünün Belirlenmesi ve Karine Kuralları
Yazılı bir senet bulunmadığında uyuşmazlığın kaderini ispat kuralları tayin eder. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 6 ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 190/1 gereğince, özel bir yasal düzenleme bulunmadıkça iddia edilen olgudan kendi lehine hak çıkaran taraf o olguyu kanıtlamak zorundadır. Dolayısıyla karşı tarafa ödünç para verdiğini ve bunun geri ödenmediğini ileri süren alacaklı, aralarındaki borç ilişkisinin varlığını ispat yükü altındadır.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 6Kaynağı aç
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 190Kaynağı aç
İspat yükünün dağılımında karineler belirleyici bir işlev görür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 190/2 uyarınca, yasal bir karineden yararlanan taraf yalnızca bu karineye temel teşkil eden maddi olguyu ispat etmekle yükümlüdür. Kanunun istisna tuttuğu durumlar saklı kalmak kaydıyla, aleyhine karine işletilen tarafın söz konusu karinenin aksini ispatlama hakkı saklıdır.
Banka Havalesi ve Ödeme Karinesinin Çürütülmesi
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 555 uyarınca havale; havale edenin kendi hesabına hareketle para, kıymetli evrak veya benzeri misli eşyayı teslim etmek üzere ödeyiciyi, bunları teslim almak üzere de alıcıyı yetkilendirdiği hukuki işlemdir. Yerleşik içtihada göre banka havalesi bir borç verme işlemi değil, aksine mevcut bir borcun tasfiyesine yönelik ödeme aracı sayılır. Bu durum yasal bir ödeme karinesi oluşturur. Bankadan para gönderen kişi transferin borç verme gayesiyle yapıldığını ileri sürüyorsa, söz konusu ödeme karinesinin aksini ispat etmek zorundadır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 555Kaynağı aç
Banka dekontunun açıklama kısmında ödünç veya borç verildiğine dair açık bir kayıt bulunmaması, parayı gönderen tarafın ispatını zorlaştırır. Dekontta ödünç ibaresinin yer almadığı, yazışmaların borç ikrarı içermediği ve yasal sınırlar nedeniyle tanık dinlenemediği durumlarda, yemin yoluna da başvurulmamışsa alacak iddiası kanıtlanamamış sayılır.
Senetle İspat Zorunluluğu ve Parasal Sınır
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 200/1 uyarınca bir hakkın doğumu, devri, ertelenmesi, ikrarı, değiştirilmesi veya sona erdirilmesi amacıyla gerçekleştirilen hukuki işlemlerin, yapıldıkları andaki tutarları kanunda öngörülen parasal sınırı aştığı takdirde senetle ispatı zorunludur. İşlem tutarı sonradan yapılan kısmi ödemeler veya borçtan kurtarma sebepleriyle yasal eşiğin altına gerilese dahi senetsiz ispat yoluna gidilemez. Bu parasal sınır davanın açıldığı tarihe göre değil, hukuki işlemin yapıldığı ve paranın teslim edildiği tarihteki yürürlük sınırına göre tayin edilir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 200Kaynağı aç
Aynı hukuki münasebetten kaynaklanan ve birbirini izleyen parçalı ödemelerde senet zorunluluğunun bulunup bulunmadığı toplam alacak miktarı üzerinden değerlendirilir. Bununla birlikte Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 200/2 uyarınca, senetle ispatı gereken hususlarda yasal kural hatırlatılmak kaydıyla karşı tarafın açık rıza göstermesi halinde mahkemede tanık dinlenebilir.
Delil Başlangıcı ve Elektronik Belgelerle İspat
Senetle ispat sınırını aşan uyuşmazlıklarda alacaklının elinde delil başlangıcı varsa tanık dinlenebilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 202 uyarınca, senetle ispat zorunluluğunun bulunduğu durumlarda delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. Delil başlangıcı; iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 202Kaynağı aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 199 çerçevesinde yazılı veya basılı metinler, fotoğraflar, ses kayıtları ve elektronik ortamdaki veriler ile benzer bilgi taşıyıcıları belge vasfındadır. Bu doğrultuda borcun kabul edildiğini gösteren e-posta iletileri, mesajlaşma kayıtları ve dijital yazışmalar delil başlangıcı niteliği kazanabilir. Ancak Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 189/2 gereğince hukuka aykırı yollarla elde edilmiş deliller mahkeme tarafından hükme esas alınamaz.
Tanık Dinlenmesine İzin Veren Kanuni İstisnalar
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 203, senetle ispat zorunluluğunun uygulanmayacağı ve tanık dinlenebilecek halleri düzenlemiştir. Maddenin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca; altsoy ve üstsoy, kardeşler, eşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki hukuki işlemlerde senetle ispat zorunluluğu uygulanmaz ve tanık dinlenebilir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 203Kaynağı aç
Ayrıca işin niteliği ve tarafların konumları gereği senede bağlanmaması teamül haline gelmiş işlemlerde, yangın, deniz kazası ya da deprem gibi senet temininde fiili imkânsızlık veya olağanüstü güçlük bulunan durumlarda tanık dinlenebilir. Hukuki işlemlerde irade bozukluğu ile aşırı yararlanma iddialarında, üçüncü kişilerin muvazaa savlarında ve düzenlenmiş bir senedin beklenmeyen bir olay, mücbir sebep veya resmi merci nezdinde kaybolduğuna ilişkin kuvvetli emarelerin varlığında da tanık beyanlarına itibar edilebilir.
Yemin Delili ve Kısmi Dava Açılması
Yazılı belge ve tanık dinletme koşullarının bulunmadığı durumlarda alacaklı kesin delil olan yemin teklifinde bulunabilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 229 uyarınca; yemin için duruşmaya çağrılan taraf mazereti olmaksızın bizzat hazır bulunmaz, yemini iade etmez veya yemin etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılır. Kendisine yemin iade edilen taraf yemin etmekten kaçındığında ise ilgili vakıa ispat edilememiş kabul edilir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 229Kaynağı aç
Alacağın dava yoluyla tahsilinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 109/1 uyarınca, talep konusunun bölünebilir olduğu hallerde alacağın yalnızca bir kısmı dava konusu yapılabilir. Kanunun 109. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, dava açılırken saklı tutulan kısımdan açıkça feragat edilmediği müddetçe, kısmi dava açılması kalan alacak hakkından feragat edildiği anlamına gelmez.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 109Kaynağı aç
Borcun Muacceliyeti, Faiz Rejimi ve Zamanaşımı
Ödünç verilen paranın ne zaman istenebileceği muacceliyet kurallarına göre belirlenir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 392 uyarınca, ödüncün geri verilmesi bakımından belirli bir gün veya bildirim süresi ya da talep anında muaccel olacağı kararlaştırılmamışsa, ödünç alan taraf ilk istem tarihinden itibaren altı hafta geçmedikçe parayı geri vermekle yükümlü değildir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 392Kaynağı aç
Faiz taleplerinde borcun hukuki niteliği önem taşır. Kişiler arasındaki adi ödünç ilişkisinde akdi faiz ancak sözleşmede açıkça kararlaştırılmışsa istenebilir; ticari ödünçte ise kararlaştırılmamış olsa dahi faiz talep edilebilir. 31 Temmuz 2026’dan itibaren 3095 sayılı Kanunun 1. maddesi, faiz oranı sözleşmeyle belirlenmemiş hallerde TCMB’nin önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde 80’ini esas alır. Reeskont oranı 30 Haziran’da önceki 31 Aralık oranından en az 5 puan farklıysa yılın ikinci yarısında 30 Haziran oranının yüzde 80’i geçerlidir. Önceki dönemlerin faizi o dönemde yürürlükteki düzenleme ve oranlarla ayrı hesaplanır; yüzde 80, yıllık faiz oranı değil reeskont oranına uygulanan katsayıdır. Borçlunun temerrüdü halinde temerrüt faizi ayrıca talep edilebilir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 146 gereğince aksine hüküm bulunmadıkça alacak on yıllık zamanaşımına tabidir ve bu süre muacceliyetle işlemeye başlar.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 146Kaynağı aç
3095 sayılı KANUNİ FAİZ VE TEMERRÜT FAİZİNE İLİŞKİN KANUN m. 1Kaynağı aç
7589 sayılı Kanun, Madde 10Kaynağı aç
İlamsız İcra Takibi ve Dava Aşaması
Senetsiz alacaklarda ilamsız icra takibi başlatıldığında borçlunun borca itiraz etmesi takibi durdurur. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 68/1 uyarınca, alacaklının itirazın tebliğinden itibaren altı ay içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebilmesi için takibin imzası ikrar edilmiş veya noterlikçe onaylı borç senedine yahut yetkili resmi makam makbuzuna dayanması şarttır. Senetsiz borç ilişkilerinde bu vasıfta bir belge bulunmadığından icra mahkemesinden itirazın kaldırılması istenemez.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 68Kaynağı aç
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 67/1 gereğince itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel mahkemede itirazın iptali davası açılabilir. Dava sonucunda borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli bulunursa alacaklı, talep üzerine hükmolunan veya reddedilen tutarın en az yüzde yirmisi oranında icra inkâr yahut kötü niyet tazminatına mahkûm edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise borçlu hakkında tazminat hükmedilmesi kötü niyetin kanıtlanmasına bağlıdır.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 67Kaynağı aç
İcra ve İflas Kanunu m. 67/4 gereğince bir yıllık hak düşürücü süreyi geçiren alacaklı, genel hükümler dairesinde alacak davası açma hakkını korur. Kanunun 67. maddesinin son fıkrası uyarınca tazminat hesabında takip veya davadaki talep esas alınır. İcra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın likit, yani tutarının baştan belirlenebilir olması gerekir; varlığı ve miktarı yargılama ile netleşen senetsiz alacaklarda alacak likit kabul edilmez.
Ticari Davalarda Dava Şartı Arabuluculuk
Bireyler arasındaki adi ödünç ilişkilerinden doğan uyuşmazlıklar dava şartı arabuluculuk kapsamında değildir. Buna karşılık uyuşmazlık ticari dava vasfı taşıyorsa, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 5/A-1 gereğince konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak, tazminat ve itirazın iptali davalarında arabulucuya başvurulması dava şartıdır. Kanunun 5/A-2 maddesi uyarınca arabulucu başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır; bu süre zorunlu hallerde en çok iki hafta uzatılabilir.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 5/AKaynağı aç
Sözlü olarak verilen ödünç para hukuken geçerli midir?
Evet, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 386 uyarınca tüketim ödüncü sözleşmesi herhangi bir geçerlilik şekil şartına tabi tutulmadığı için sözlü anlaşmalar da hukuken bağlayıcı borç doğurur.
Açıklama yazılmadan gönderilen banka havalesi borcu kanıtlar mı?
Hayır, Türk Borçlar Kanunu m. 555 ve yerleşik ilkelere göre havale bir ödeme vasıtası sayıldığından mevcut bir borcun ödendiği kabul edilir; parayı ödünç veren kişi bu karinenin tersini ispatlamakla yükümlüdür.
Senetsiz alacak için tanık dinletilebilir mi?
Senetle ispat sınırını aşan alacaklarda kural olarak tanık dinlenemez; ancak delil başlangıcı belgesi bulunması, karşı tarafın açık rızası veya kanunda sayılan yakın hısımlık gibi istisnai durumlarda tanık dinlenebilir.
Geri ödeme tarihi belirlenmemiş borç ne zaman talep edilebilir?
Türk Borçlar Kanunu m. 392 gereğince ödüncün iadesi için bir vade kararlaştırılmamışsa, borçlu ilk istem tarihinden itibaren altı hafta geçmedikçe parayı geri vermekle yükümlü tutulamaz.
Borçlunun takibe itirazı halinde icra mahkemesine gidilebilir mi?
Hayır, İcra ve İflas Kanunu m. 68/1 uyarınca itirazın kaldırılması imzası ikrar edilmiş senet veya resmi belge gerektirdiğinden, senetsiz alacaklarda icra mahkemesine değil genel mahkemelere başvurulması gerekir.
İtirazın iptali davası açma süresi kaç yıldır?
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 67/1 uyarınca takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açabilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

