Senet Zamanaşımı Nedir ve Kanuni Zamanaşımı Süreleri

by Avukat Erdal Ersoy
Senet Zamanaşımı Nedir ve Kanuni Zamanaşımı Süreleri

Senet zamanaşımı, senede dayalı alacak hakkının kanunda öngörülen süreler içinde talep edilmemesi durumunda dava veya icra yoluyla tahsil kabiliyetini sınırlandıran hukuki kurumdur. Kambiyo senetlerinde kural olarak üç yıllık, adi senetlerde ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 146 uyarınca on yıllık genel zamanaşımı süresi uygulanır. Zamanaşımı bir def'i niteliğinde olup borçlu tarafından ileri sürülmedikçe hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınmaz.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 146Kaynağı aç
MADDE 146- Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. II. Beş yıllık zamanaşımı

Poliçe ve Bonoda Zamanaşımı Süreleri

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 749 f. 1 uyarınca poliçeyi kabul edene karşı ileri sürülecek istemler vadenin geldiği tarihten itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar; bu kural aynı Kanunun 778. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendi yollamasıyla bonoda düzenleyen asıl borçlu hakkında da geçerlidir. Vadesi gösterilmemiş bononun keşide tarihinden itibaren bir yıl içinde ibraz edilmemesi cirantalara müracaat hakkını düşürse de zamanaşımı süresi dolmadıkça senedi düzenleyenin sorumluluğu üç yıl boyunca devam eder.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 749Kaynağı aç
MADDE 749- (1) Poliçeyi kabul edene karşı ileri sürülecek poliçeden doğan istemler, vadenin geldiği tarihten itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. (2) Hamilin, cirantalarla düzenleyene karşı ileri süreceği istemler, süresinde çekilen protesto tarihinden veya senette “gidersiz iade olunacaktır” kaydı varsa vadenin dolduğu tarihten itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. (3) Bir cirantanın başka cirantalarla düzenleyen aleyhine ileri süreceği istemler, cirantanın poliçeyi ödediği veya poliçenin dava yolu ile kendisine karşı ileri sürüldüğü tarihten itibaren altı ay geçmekle zamanaşımına uğrar. II – Kesilme 1. Sebepleri
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 778Kaynağı aç
MADDE 778- (1) Bononun niteliğine aykırı düşmedikçe; a) Poliçelerin cirosuna ilişkin 681 ilâ 690, b) Vadeye dair 703 ilâ 707, c) Ödeme hakkındaki 708 ilâ 712, d) Ödememe hâlinde başvurma haklarına dair 713 ilâ 727 ve 729 ilâ 732, e) Araya girme suretiyle ödemeye ilişkin 734, 738 ilâ 742, f) Suretler hakkındaki 746 ve 747, g) Değiştirmeye dair 748, h) Zamanaşımına dair 749 ilâ 751, ı) İptale dair 757 ilâ 765, i) Tatil günleri, sürelerin hesabı, atıfet sürelerine ilişkin yasak, poliçeye dair işlemlerin yapılması gereken yer ve imza hakkındaki 752 ilâ 756, j) Kanunlar ihtilâfına dair 766 ilâ 775 inci, maddeler hükümleri bonolar hakkında da geçerlidir. (2) Ayrıca; a) Üçüncü bir kişinin yerleşim yerinden veya muhatabın yerleşim yerinden başka bir yerde ödenmesi şart olan poliçeye ilişkin 674 ve 697 nci, b) Faiz şartına dair 675 inci, c) Ödenecek bedele dair çeşitli beyanlar hakkındaki 676 ncı, d) Geçerli olmayan imzanın sonuçlarına ilişkin 677 nci, e) Yetkisiz veya yetkiyi aşan kimsenin imzasına ilişkin 678 ve 679 uncu, f) Açık poliçeye dair 680 inci, madde hükümleri de bonolara uygulanır. (3) Avale ilişkin 700 ilâ 702 nci maddeler de bonolar hakkında uygulanır. (4) 701 inci maddenin dördüncü fıkrasında öngörülen hâlde aval, avalin kimin hesabına verildiğini göstermezse, bonoyu düzenleyen kimse hesabına verilmiş sayılır. D) Düzenleyenin sorumluluğu

Hamilin cirantalar ile düzenleyene karşı ileri süreceği istemler, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 749 f. 2 gereğince süresinde çekilen protesto tarihinden veya senette gidersiz iade kaydı bulunması halinde vadenin dolduğu tarihten itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Bir cirantanın başka cirantalar ile düzenleyen aleyhine ileri süreceği rücu istemleri bakımından ise Türk Ticaret Kanunu m. 749 f. 3 uyarınca cirantanın poliçeyi ödediği veya poliçenin dava yolu ile kendisine karşı ileri sürüldüğü tarihten itibaren altı aylık zamanaşımı süresi uygulanır.

Çekte Zamanaşımı ve Başvuru Süreleri

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 814 f. 1 uyarınca hamil; düzenleyen, cirantalar ve diğer borçlulara yönelik başvurma haklarını ibraz süresinin sona erdiği tarihten itibaren üç yıllık zamanaşımı süresi içinde kullanmalıdır. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre çek borçlularından birinin diğer çek borçlularına karşı ileri sürebileceği rücu istemleri ise senedin ödendiği veya çekin dava yoluyla ilgili borçluya yöneltildiği tarihten başlayarak üç yıllık zamanaşımına tabidir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 814Kaynağı aç
MADDE 814- (1) Hamilin, cirantalarla düzenleyene ve diğer çek borçlularına karşı sahip olduğu başvurma hakları, ibraz süresinin bitiminden itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. (2) Çek borçlularından birinin diğerine karşı sahip olduğu başvurma hakları, bu çek borçlusunun çeki ödediği veya çekin dava yolu ile kendisine karşı ileri sürüldüğü tarihten itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. D) Bankanın tanımı

Adi Senetler ve Bono Vasfı Taşımayan Belgeler

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 146 hükmü gereğince, aksine yasal bir düzenleme yer almadıkça alacaklar on yıllık zamanaşımına tabidir. Zorunlu unsurlarından keşide yeri bulunmadığı için bono vasfını taşımayan ve adi havale niteliğinde kalan mücerret borç ikrarı içermeyen belgeler de on yıllık genel zamanaşımı süresine bağlı tutulur.

Zamanaşımını Kesen Sebepler ve Hükümleri

Kambiyo senetlerinde zamanaşımı; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 750 uyarınca dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesiyle kesilir. İcra takibinde icrai işlem yapılması talebi içermeyen yenileme istemleri zamanaşımını kesen işlem vasfını taşımaz. Zamanaşımını kesen işlem kimin hakkında meydana gelmişse Türk Ticaret Kanunu m. 751 uyarınca ancak ona karşı hüküm ifade eder; zamanaşımı kesilince süresi aynı olan yeni bir zamanaşımı işlemeye başlar.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 750Kaynağı aç
MADDE 750- (1) Zamanaşımı; dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesiyle kesilir. 2. Hükümleri
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 751Kaynağı aç
MADDE 751- (1) Zamanaşımını kesen işlem, kimin hakkında meydana gelmişse ancak ona karşı hüküm ifade eder. (2) Zamanaşımı kesilince, süresi aynı olan yeni bir zamanaşımı işlemeye başlar. C) Süreler 1. Tatil günleri

Kesinleşen Takip Sonrasında Zamanaşımı İddiası

İcra takibinin kesinleşmesinden sonraki devrede borcun zamanaşımına uğradığının ileri sürülmesi durumunda, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 71 f. 2 düzenlemesi uyarınca aynı Kanunun 33/a maddesi hükmü kıyasen uygulanır. Zamanaşımı bir itiraz değil def'i niteliğinde olduğundan, borçlu tarafından ileri sürülmedikçe hâkim tarafından kendiliğinden değerlendirilemez.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 71Kaynağı aç
Madde 71 – (Değişik: 18/2/1965-538/42 md.) Borçlu, takibin kesinleşmesinden sonraki devrede borcun ve ferilerinin itfa edildiğini yahut alacaklının kendisine bir mühlet verdiğini noterden tasdikli veya imzası ikrar edilmiş bir belge ile ispat ederse, takibin iptal veya talikini her zaman icra mahkemesinden istiyebilir. Borçlu, takibin kesinleşmesinden sonraki devrede borcun zamanaşımına uğradığını ileri sürecek olursa, 33 a. Maddesi hükmü kıyasen uygulanır. Menfi tesbit ve istirdat davaları:[35]

Zamanaşımına Uğrayan Bononun Hukuki Niteliği ve Temerrüt

Zamanaşımına uğrayan bono, kambiyo senedi vasfını kaybetmesiyle birlikte kendiliğinden adi senede dönüşmez ve alacağın ispatı açısından tek başına yeterli kabul edilmez. Bu belge, temel borç ilişkisinin varlığı yönünden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 202 kapsamında yalnızca yazılı delil başlangıcı niteliği taşır. Zamanaşımına uğrayarak kambiyo senedi vasfını kaybeden bonodaki vade tarihi, temel ilişkiye dayalı takip veya davalarda borçlunun temerrüdüne esas alınamaz; alacaklının temerrüt sonucunu doğurabilmesi için borçluya ihtar göndermesi veya dava açması gerekir.

Sebepsiz Zenginleşme İstemi ve Vekilin Sorumluluğu

Zamanaşımı sebebiyle veya kambiyo senetlerinden doğan hakların korunması için gerekli işlemlerin yapılmasının ihmal edilmesi dolayısıyla düzenleyenin veya kabul edenin borçları düşmüş olsa bile, Türk Ticaret Kanunu m. 732 f. 1 uyarınca hamiline karşı kendi zararlarına zenginleşmiş olabilecekleri kadar borçlu kalırlar. Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem; muhataba, yerleşim yerli bir poliçeyi ödeyecek kimseye ve poliçe başka bir kişi veya ticari işletme hesabına düzenlenmişse o kişiye veya işletmeye karşı da ileri sürülebilir; buna karşılık borcu düşmüş cirantaya karşı bu istem yöneltilemez.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 732Kaynağı aç
MADDE 732- (1) Zamanaşımı sebebiyle veya poliçeden doğan hakların korunması için gerekli olan işlemlerin yapılmasının ihmal edilmiş olması dolayısıyla, düzenleyenin veya kabul edenin poliçeden doğan yükümlülükleri düşmüş bile olsa, bunlar poliçenin hamiline karşı, onun zararına zenginleşmiş olabilecekleri kadar borçlu kalırlar. (2) Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem, muhataba, yerleşim yerli bir poliçeyi ödeyecek olan kimseye ve düzenleyen, poliçeyi başka bir kişi veya ticari işletme hesabına düzenlemiş olduğu takdirde o kişiye veya ticari işletmeye karşı da ileri sürülebilir. (3) Poliçeden doğan borcu düşmüş olan cirantaya karşı böyle bir istem ileri sürülemez. (4) Zamanaşımı süresi, poliçenin zamanaşımına uğradığı tarihi takip eden tarihten itibaren bir yıldır; ispat yükü, sebepsiz zenginleşmediğini iddia edene aittir. C) Poliçe karşılığının devri

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 732 f. 4 gereğince zamanaşımı süresi, poliçenin zamanaşımına uğradığı tarihi takip eden tarihten itibaren bir yıldır ve ispat yükü sebepsiz zenginleşmediğini iddia edene aittir. Öte yandan avukatın müvekkiline ait kambiyo senedini zamanaşımına uğratması halinde doğrudan bir zararın varlığı kabul edilemez; müvekkilin bu sebeple gerçekten bir zarara uğrayıp uğramadığı ve illiyet bağının bulunup bulunmadığı araştırılır.

Senet zamanaşımını hâkim kendiliğinden dikkate alır mı?

Senet zamanaşımı def'i niteliğinde olduğundan borçlu tarafından ileri sürülmedikçe hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınmaz.

Bononun vadesinden itibaren zamanaşımı süresi ne kadardır?

Poliçeyi kabul edene karşı ileri sürülecek istemlerin vadeden itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağını düzenleyen Türk Ticaret Kanunu m. 749 f. 1 kuralı, aynı Kanunun 778. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendi yollamasıyla bonoda düzenleyene de uygulanır ve bu süre vadeden itibaren üç yıldır.

Çekte zamanaşımı süresi ne kadardır?

Türk Ticaret Kanunu m. 814 uyarınca hamilin başvurma hakları ibraz süresinin bitiminden, çek borçlularının birbirine başvurma hakları ise ödeme veya dava tarihinden itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

Zamanaşımına uğrayan senet adi senede dönüşür mü?

Zamanaşımına uğrayan bono kendiliğinden adi senede dönüşmez ve alacağın varlığını tek başına kanıtlamaz; ancak temel borç ilişkisine dayanılarak açılan davalarda Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 202 çerçevesinde yazılı delil başlangıcı olarak değerlendirilebilir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/937, K. 2021/357Kaynağı aç
Hukuk Genel Kurulu         2017/937 E.  ,  2021/357 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki “itirazın iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi: 4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya kömür sattığını, bir kısım bedel karşılığı verilen bonoların ödenmemesi üzerine alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve davalının alacağın %40’ı oranında icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Cevabı: 5. Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin teslim almış olduğu kömüre karşılık davacı alacaklının da kabul ettiği üzere müvekkilince nakit ödeme yapıldığını, davalı alacaklıya verilen bonoların ise davacıya sipariş edilen ancak teslim edilmeyen kömüre ilişkin olduğunu, davanın öncelikle zamanaşımı yönünden; esasa girildiği takdirde ise esastan reddi ile davacının alacağın %40’ı oranında kötü niyet tazminatını ödemeye mahkûm edilmesine karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: 6. Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 30.05.2013 tarihli ve 2011/810 E., 2013/376 K. sayılı kararı ile; davacı ve davalının kabul ettikleri kömür ticareti işinin fatura, sevk irsaliyesi gibi resmi belgelerle yapılması gerekli olup, davacının iddiasını ispata yarar somut bir kanıt sunamadığı, dava konusu bonoların yasal süre içinde işleme konulmayarak bonoların yazılı delil başlangıcı niteliğinde bulunduğu iddia edilmiş ise de davacı tarafın bu iddiasını da kanıtlamaya yarar somut bir delil sunamadığı, davaya konu üç adet bononun 2004 tarihli olduğu, alacağı olan bir kimsenin yedi yıl sonra alacağın tahsili amacı ile icra takibi başlatmasının hayatın olağan akışı içinde mümkün olmadığı gibi alacağa mesnet teşkil eden bonolar yasal süre içinde işleme konulmadığından ve dinlenen tanıkların da görgüye dayalı bir beyanları bulunmadığından, taraf beyanlarına eşit değer verildiği, davacının kömür ticaretine ilişkin belge sunmadığı da dikkate alınarak savunmaya itibar edildiği gerekçesiyle ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı: 7. Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 8. Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 19.02.2014 tarihli ve 2014/1211 E., 2014/3233 K. sayılı kararı ile; “…Dava zamanaşımına uğramış 3 adet bonoya dayalı olarak başlatılan ilamsız icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı yan davalıya kömür sattığını, karşılığında verilen bono bedellerinin ödenmediğini iddia etmiştir. Davalı yan ise dava konusu icra takibine itirazında, davacının daha önce ödenen bonoları kötü niyetli olarak icraya koyup mükerrer tahsilat yapmak istediğini bildirmiştir. Kural olarak, zamanaşımına uğramış bonoya dayalı alacaklı olduğunu iddia eden ve senetlerde lehtar konumunda bulunan davacı senet borçlusu davalı ile arasındaki temel ilişki ve bu ilişki nedeniyle alacaklı olduğunu her türlü delil ile ispat yükü altındadır. Somut olaya gelindiğinde ise davalı yan takibe itirazında takip dayanağı bonoların daha önce ödendiğini bildirdiğinden ispat külfeti yer değiştirmiştir. Bu durumda mahkemece takip dayanağı bonolarla ilgili davalıya ödeme iddiasını ispat olanağı tanınıp, bu husustaki delilleri toplanarak yapılacak inceleme ve araştırma sonucu bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve ispat yükünün tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir…” gerekçesi ile karar bozulmuştur. Direnme Kararı: 9. Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 02.12.2014 tarihli ve 2014/887 E., 2014/1095 K. sayılı kararı ile; önceki karardaki gerekçeler tekrar edilerek ve itirazın iptali davaları genel hükümlere tabi olup, tarafların iddialarını genel kurallara göre ispatla yükümlü olduğu, davalının kömürün teslim edilmediği iddiasının aksinin davacı tarafça ispat edilmesi gerektiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi: 10. Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. II. UYUŞMAZLIK 11. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; zamanaşımına uğramış üç adet bonoya dayalı olarak başlatılan ilamsız icra takibine ilişkin itirazın iptali istemine ilişkin eldeki davada, ispat yükünün davanın taraflarından hangisine düştüğü noktasında toplanmaktadır. III. GEREKÇE 12. Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin açıklanmasında yarar vardır. 13. İtirazın iptali davası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir. 14. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve 2017/19-824 E., 2019/885 K. sayılı kararında da değinilmiştir. 15. Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukuki sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. 16. Bu açıklamalar göstermektedir ki; itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, taraflar arasındaki maddi hukuk ilişkisi incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. 17. Dava konusu bonoların düzenlendiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) “İki Tarafın Hak ve Vazifeleri” başlığını taşıyan 182. maddesi; “…Beyi bir akittir ki onunla bayi, satılan malı müşterinin iltizam ettiği semen mukabilinde müşteriye teslim ve mülkiyeti ona nakleylemek borcunu tahammül eder. Hilafına adet veya mukavele mevcut değil ise bayi ile müşteri borçları aynı zamanda ifa etmekle mükelleftirler. Hale göre tayini mümkün olan semen, tesmiye edilmiş hükmündedir.” hükmünü içermektedir. 18. Benzer bir düzenleme ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 207. maddesinde yer almakta olup, bu madde; “Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Durum ve koşullara göre belirlenmesi mümkün olan bedel, kararlaştırılmış bedel hükmündedir.” açıklamalarını içermektedir. 19. Belirtilen bu madde hükümlerine göre; aksi kararlaştırılmadıkça alım-satım ilişkilerinde alıcı ile satıcının edimlerini aynı anda eda etmeleri esastır. O hâlde örneğin alım satım akdine konu malı teslim almadan satıcıya çeki verdiğin iddia eden menfi tespit davacısı, aslın hilafını iddia ediğinden (ettiğinden) bu iddiasını ispat yükü altındadır (Muşul, T.: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit ve İstirdat Davaları, İstanbul 2016, s:323 vd ). 20. Zamanaşımına uğrayan bono hakkında açıklama yapmak gerekirse; bonoya ilişkin zamanaşımı süresinin geçmesi ile birlikte bonoya dayalı talep hakkı kendiliğinden sona ermemektedir (Öztan, F.: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara, 1997, s. 879; Kendigelen, A./Kırca, İ.: Kıymetli Evrak Hukuku Genel Esaslar Kambiyo Senetleri, İstanbul 2019, s. 264). Bu itibarla hamil, bonoya ilişkin zamanaşımı süresinin geçmesi hâlinde dahi bonoya dayanarak borçluya karşı takip yapabilir veya genel mahkemelerde alacak davası açabilir. Ancak borçlunun zamanaşımı def’inde bulunması hâlinde, alacaklı kambiyo hukukundan kaynaklanan haklarını yitirecektir. Bu durum, bonoya ilişkin zamanaşımı süresinin geçmesi ile değil, borçlunun zamanaşımı def’inde bulunması ile ortaya çıkmaktadır. Borçlu süresi içinde zamanaşımı def’inde bulunmazsa söz konusu bono, hamile zamanaşımına uğramamış bir bononun sağladığı tüm imkânları sağlayacaktır. 21. Zamanaşımına uğrayan bir bono kambiyo senedi vasfını kaybettiği için kambiyo hukukunun tanıdığı özel imkânlardan yararlanamayacak ve hatta adi senede dahi dönüşemeyecektir. Zira zamanaşımına uğrayan bono fiziki olarak ortada olsa bile maddi hukuk anlamında artık hiçbir şey ifade etmemekte sadece ispat hukuku alanında delil başlangıcı olarak kabul edilmektedir (Öztan, s. 878; Kendigelen/Kırca, s. 264). Bu itibarla zamanaşımına  uğrayan  bono  adi senede dönüşmeyeceği için, alacağın ispatı açısından tek başına yeterli olmayacak, bununla birlikte sadece HMK’nın 202. maddesi kapsamında bir (yazılı) delil başlangıcı olarak kullanılabilecektir. 22. HMK’nın 202/2 maddesine göre iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belge, delil başlangıcı sayılır. Zamanaşımına uğrayan bono, delil başlangıcında bulunması gereken tüm unsurları taşımaktadır. Bu nedenle zamanaşımı nedeniyle kambiyo vasfını kaybeden  bonoya dayanma imkânı olmayan hamil, temel ilişkiye dayanarak açılan davalarda,  zamanaşımına  uğrayan  bonodan  delil başlangıcı olarak yararlanabilir ve senetle ispatı gereken bir hukuki işlem hakkında iddiasını tanık dinleterek veya başka delillerle ispat etme imkânına sahip olur (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun, 25.12.2019 tarihli ve 2019/1 E., 2019/8 K. sayılı kararı). 23. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; eldeki davada, zamanaşımına uğramış bonolardan kaynaklanan icra takibine ilişkin itirazın iptali talep edilmiştir. 24. Davacı vekili 30.09.2011 tarihli dava dilekçesinde; müvekkili ile davalının 2003 yılında kömür ticareti yaptıklarını, taraflar arasında yapılan anlaşma gereğince kömürün davalıya teslim edildiğini, davalının ise ücret ödeme yükümlülüğünün bir kısmını nakit, bir kısmını bono düzenleyerek yerine getirdiğini, ancak bonoların bir kısmının ödenmiş olmasına rağmen davaya konu icra takibinin dayanağı olan üç adet bononun karşılığının ödenmediğini ileri sürmüş; davalı vekili müvekkilince daha önce ödenen senetlerin kötü niyetle davacı tarafça icraya konulduğunu belirterek ödeme emrine itiraz etmiş; 30.11.2011 tarihli cevap dilekçesinde ise, taraflar arasında bir kömür ticareti yapılmış olduğunu ve alacağa konu senetlerin bu ticaret kapsamında davacı alacaklıya verildiğini, müvekkilinin teslim almış olduğu kömüre karşılık davacı alacaklının da kabul ettiği üzere nakit ödeme yaptığını, davacı alacaklıya verilen bonoların ise davacıya sipariş edilen ancak müvekkiline teslim edilmeyen kömüre ilişkin olduğunu bildirmiştir. 25. Aksi kararlaştırılmadıkça alım-satım ilişkilerinde alıcı ile satıcının edimlerini aynı anda eda etmelerinin esas olduğu da nazara alındığında; davalının açıklanan savunmaları, borcun kaynağını oluşturan olgunun (satım akdinin) ve bundan doğan borcun varlığının kabulünü ve aynı zamanda borcun ödendiğini de içermektedir. Bu durumda, davalı borcu ödediğine ilişkin savunmasını kanıtlamakla yükümlüdür. Eş söyleyişle, somut olayda ispat külfeti davalıya aittir. Davacı, davalının bu kabul beyanı nedeniyle alacağının varlığını kanıtlamak yükümlülüğünden kurtulmuş; buna karşılık davalı, borcu ödediğini kanıtlamakla yükümlü hâle gelmiştir. Ayrıca davalı taraf dava konusu bonoların davacıya sipariş edilen ancak kendisine teslim edilmeyen kömüre ilişkin verildiğini de savunduğuna göre bu iddiasını da ispatlaması gerekir. 26. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, her ne kadar davalı taraf itirazında takip dayanağı bonoların daha önce ödendiğini bildirmiş ve bu itirazı ile bağlı olacağı düşünülse de eldeki davada delil başlangıcı hükmünde olan bir belge olduğundan, davacının aradaki akdi ilişkiyi ve edimini yerine getirdiği hususlarını ispatlaması gerektiği, zira ödeme emrine itirazındaki sebeplerle bağlılığın anlamının alacaklının dayandığı senet metninden anlaşılanlar dışında itiraz sebeplerini değiştiremeyeceği ve genişletemeyeceği olduğu, hâl böyle olunca bono vasfını yitirmiş delil başlangıcı hükmünde olan takip konusu belgenin ne için alındığı ve buna bağlı olayda kömürün teslim edildiğinin ispat yükünün davacıda bulunduğu, davalı satın alınıp teslim edilmeyen kömür için verildiğini beyan etmekle akdi ilişki ispat edilmiş ise de, davalı kömürün teslim edilmediğini beyan etmekle davacı tarafın bu kömürün teslim edildiğini yasal deliller ile ispatlamak zorunda olduğu ve bu iddiasını ispatlayamadığından mahkeme kararının bu gerekçe ile onanması gerektiği ileri sürülmüş ise de; bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından yukarıda açıklanan gerekçelerle kabul edilmemiştir. 27. Hâl böyle olunca direnme kararının Özel Daire bozma kararında belirtilen nedenler yanında yukarıda açıklanan genişletilmiş gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulmasına karar vermek gerekmiştir. IV. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan genişletilmiş gerekçe ve Özel Daire bozma kararında açıklanan nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, Aynı Kanun’un 440/III-1. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 25.03.2021 tarihinde oy çokluğu ile kesin olarak karar verildi. KARŞI OY Davacı, davalıya kömür sattığını, bir kısım bedel karşılığı verilen bonoların ödenmemesi üzerine alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, davacının kömürü teslim etmediğini, bonoların bu nedenle bedelsiz olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir. Mahkemece, takip dayanağı bonoların yasal süre içinde işleme konulmadığı, dinlenen tanıkların görgüye dayalı beyanlarının bulunmadığı, davacının kömür ticaretine ilişkin belge sunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından temyizi üzerine, özel dairece; davalı yan takibe itirazında takip dayanağı bonoların daha önce ödendiğini bildirdiğinden ispat külfeti yer değiştirmiştir. Bu durumda mahkemece takip dayanağı bonolarla ilgili davalıya ödeme iddiasını ispat olanağı tanınıp, bu husustaki delilleri toplanarak yapılacak inceleme ve araştırma sonucu bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve ispat yükünün tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması gerektiğinden bahis ile yerel mahkeme kararını bozmuştur. Yerel mahkemece bozma kararına karşı direnme kararı vermiştir. Dava zamanaşımına uğramış 3 adet bonoya dayalı olarak başlatılan ilamsız icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı yan davalıya kömür sattığını, karşılığında verilen bono bedellerinin ödenmediğini iddia etmiştir. Davalı yan ise dava konusu icra takibine itirazında, zamanaşımı itirazı ile birlikte davacının daha önce ödenen bonoları kötüniyetli olarak icraya koyup mükerrer tahsilat yapmak istediğini bildirerek itirazda bulunmuştur. Davacı tarafından itirazın iptali davası açılması üzerine davalı bahse konu takibe konu zamanaşımına dayalı bonoların kömür alışlverişi için verildiğini kömürlerin teslim edilmediğini savunmuştur. Kural olarak, zamanaşımına uğramış bono delil başlangıcı hükmündedir ve alacaklı olduğunu iddia eden ve senetlerde lehtar konumunda bulunan davacı senet borçlusu davalı ile arasındaki temel ilişki ve bu ilişki nedeniyle alacaklı olduğunu her türlü delil ile ispat yükü altındadır. Her ne kadar davalı itirazında takip dayanağı bonoların daha önce ödendiğini bildirmiş ve bu itirazı ile bağlı olacağı düşünülse de olayımızda delil başlangıcı hükmünde olan bir belge olduğundan, davacının aradaki akti ilişkiyi ve edimini yerine getirdiği hususları ispatlaması gerekir. Çünkü ödeme emrine itirazındaki sebeplerle bağlılık, alacaklının dayandığı senet metninden anlaşılanlar dışında itiraz sebeplerini değiştiremez ve genişletemez (İİK m.63). Hâl böyle olunca bono vasfını yitirmiş delil başlangıcı hükmünde olan takip konusu belgenin ne için alındığı ve buna bağlı olayda kömürün teslim edildiğinin ispat yükü davacıdadır, davalı satın alınıp teslim edilmeyen kömür için verildiğini beyan etmekle akti ilişki ispat edilmiş ise de davalı kömürün teslim edilmediğini beyan etmekle davacı bu kömürün teslim edildiğini yasal deliller ile ispatlamak zorunda olup, bu iddiasını ispatlayamadığından yerel mahkeme kararının bu gerekçe ile onanması gerektiğini düşündüğümden çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılamıyorum.
Poliçede sebepsiz zenginleşme davası ne zaman açılmalıdır?

Türk Ticaret Kanunu m. 732 f. 4 uyarınca sebepsiz zenginleşmeden doğan isteme ilişkin zamanaşımı süresi, poliçenin zamanaşımına uğradığı tarihi takip eden günden itibaren bir yıldır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu