Savcılık Şikâyeti ve İcra Takibinin Durdurulması

by Avukat Erdal Ersoy
Savcılık Şikâyeti ve İcra Takibinin Durdurulması

Sahtelik İddiası ve Savcılık Şikâyetinin İcra Takibine Etkisi

Borçlunun takibe konu senet hakkında sahtelik iddiasıyla cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunması veya ceza mahkemesinde dava açılması icra takibini kendiliğinden durdurmaz ve icra takibinde bekletici mesele yapılamaz. Takibin kesinleşmesinden önce veya sonra senedin sahte olduğunun ileri sürülmesi, genel mahkemelerde açılan davalarda senedin delil olarak kullanılamayacağını öngören 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 209 hükmü uyarınca da icra takibinin durdurulması sonucunu doğurmaz; anılan kanuni kural genel mahkemelerdeki yargılamalara ilişkin olup icra takibine etkisi bulunmamaktadır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2014/5511 Esas, 2014/11977 Karar sayılı ilamında da senedin sahteliğine dayalı şikâyetin icra takibini kendiliğinden durdurmayacağı ve 6100 sayılı Kanun m. 209 hükmünün takibe uygulanamayacağı kabul edilmiştir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2014/5511, K. 2014/11977Kaynağı aç
12. Hukuk Dairesi         2014/5511 E.  ,  2014/11977 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya 1. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 26/12/2013 NUMARASI : 2013/1318-2013/1353 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: İcra ve iflas hukuku, icra ve iflas takiplerinin usul hukuku niteliğindedir. Bu hukuk dalının amacı, bir yandan takip alacaklısının alacağına kavuşması için borçlu veya üçüncü kişilerin çıkarabilecekleri zorlukları ortadan kaldırmak, diğer yandan kötüniyetli takiplere karşı takip borçlusunun kendisini korumasını sağlayacak hukuki çareler bulmak, bu arada takipten etkilenen üçüncü kişilerin menfaatlerini korumak, takip işlemlerinin yapılması sırasında insan hak ve hürriyetlerinin ihlal edilmesini önlemektir. İcra iflas hukukunun en önemli kaynağı İcra ve İflas Kanunu olup, bu Kanun, icra ve iflas takibinden, tahsile kadar uygulanması gereken usul hükümlerini düzenlemektedir. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, İcra ve İflas Kanunu'nda bir hüküm olmayan hallerde, ancak İcra ve İflas Kanunu'nda açıkça gönderme olması (İİK 50, 68/a-4 gibi) veya bu kamımın özel veya genel hükümlerine aykırı olmaması (zorunlu dava arkadaşlığı) hallerinde uygulanabilir. Bu ilkeler ışığında HMK'ıum 209/1. maddesinin ilamsız icra takiplerine etkisi değerlendirilmelidir. Bu maddeye göre "adi bir senetteki yazı veya imza inkar edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz." Bu maddenin icra takiplerinde uygulanması gerektiğine ilişkin olarak İcra ve İflas Kanununda bir hüküm bulunmamaktadır. Kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile yapılan takipte, takibe konu kambiyo senedi altındaki imzaya itiraz, İİK’nun 170. maddesinde özel olarak düzenlendiğinden, imza inkarı nedenine dayalı sahtelik iddiası hakkında, sonraki genel kanun olan HUMK'nun 209. maddesi uygulanamaz. İmza itirazı, İİK'nun 170/1. maddesi uyarınca satıştan başka icra takip muamelelerini durdurmaz. Ancak icra mahkemesi itirazla ilgili kararına kadar takibin geçici olarak durdurulmasına karar verebilir(İİK l 70/2). Öte yandan sahtelik iddiasının imza itirazı dışındaki bir nedene (yazıda sahtelik) dayanması halinde Dairemiz, İcra ve İflas Kanunu'nda bir düzenleme bulunmadığından HMK'nun 209. maddesinin uygulanması gerektiği görüşünde iken, daha sonra içtihat değişikliğine gidilerek, senet üzerinde bulunan yazıdaki sahtelik iddiasının borca itiraz niteliğinde olup, bu konunun da İİK'nun 169/a maddesinde düzenlenmiş olması nedeniyle, HMK’nun 209. maddesinin bu yönden de uyguluma yerinin olmadığı görüşü benimsenmiştir. İcra mahkemesi, önüne gelen itiraz ve şikayetleri, İcra ve İflas Kanunu'nda düzenlenen özel usul kurallarını uygulayarak takip hukuku bakımından kesin hükme bağladığından, anılan mahkemenin kararları kural olarak maddi anlamda kesin hüküm niteliği taşımaz. Bu nedenle borca veya imzaya itirazın incelenmesi sırasında sahtelik iddiasına dayalı olarak genel mahkemelerde açılan davaları bekletici mesele yapamayacağı gibi takibin durdurulmasına da karar veremez. Sadece İİK.nun 169/a-2. maddesi uyarınca itirazın esası hakkındaki kararına kadar icra takibinin muvakkaten durdurulmasına karar verebilir, icra mahkemesince takibe konu alacakla ilgili bir karar verilmiş olması, aynı alacak hakkında genel mahkemelerde dava açılmasına engel oluşturmaz. Borçlunun sahtelik nedenine dayalı olarak açtığı menfi tespit davası, İİK'nun 72. maddesi kapsamında bir dava olup, anılan maddedeki usule göre mahkemeden alınacak ihtiyati tedbir kararı ile icra takibi durdurulabilir. Sahtelik nedeniyle açılan menfi tespit davası gibi, cumhuriyet savcılığına aynı nedenle yapılan şikayet ve ceza mahkemesinde açılan dava da kendiliğinden icra takibini durdurmaz ve bekletici mesele yapılamaz. Ancak cumhuriyet savcılığı veya ceza mahkemesince tedbir kararı verilirse icra takibi durdurulabilir. Yukarıda açıklanan ilke ve kurallar ışığında, takibin kesinleşmesi öncesi veya sonrasında takibe konu senedin sahteliğinin iddia edilmesi, HMK'nun 209. maddesi uyarınca takibin durdurulması sonucunu doğurmaz. Anılan hüküm, genel mahkemelerde açılan davalarla ilgili olarak senedin hiçbir işleme esas alınamayacağını, başka bir anlatımla delil olarak kullanılamayacağını öngörmekte olup, icra takibine etkisi yoktur. Somut olayda alacaklının borçlu aleyhine bir adet bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlattığı, ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresi içinde icra mahkemesine verdiği dilekçede, bononun rızası hilafına doldurulup senette tahrifat yapıldığı, dolayısı ile HMK'nun 209/1. maddesi uyarınca takibin durdurulmasının talep edildiği, senet altında şikayetçi borçluya atfen aldı bulunan imzanın ise inkar edilmediği anlaşılmaktadır. Mahkemece borçlunun şikayetinin reddine karar verilmesi gerekirken, Antalya 17. Asliye Ceza Mahkemesine 10.10.2013 tarihinde açılan açığa atılan imzanın kötüye kullanılması ve tefeciliğe ilişkin dava gerekçe gösterilerek HMK.nun 209.maddesi uyarınca anılan dava sonuçlanıncaya kadar icra takibinin durdurulması yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ :Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.04.2014 gününde oyçokluğuyla karar verildi. Üye M.Uslu'nun Karşı Oy Yazısı: Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 08.12.1982 günlü 1982/4 Es. ve 1982/4Ka. sayılı kararına göre ''Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 142. maddesi hükmüne göre, mahkemelerin görevleri kanunla düzenlenir. Öte yandan, 5 Aralık 1977 tarihli, 4/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da açıklandığı üzere,mahkemelerin görevi kamu düzeni ile ilgili olup kıyas veya yorum ile genişletilmesi yahut değiştirilmeleri mümkün bulunmamaktadır.Şayet kanunda açıklık yoksa,görev genel mahkemelere aittir.'' Hukuk Genel Kurulunun 16.04.2014 tarihli 2013/12-1310 Es. ve 2014/532 Ka. sayılı ilamına göre icra mahkemesinin yetkisi sınırlıdır. TC.Anayasası'nın 6.maddesine göre ''Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.'', 36.maddesine göre ''Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.'' , 37.maddesine göre ''Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz.Bir kimseyi kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarma sonucunu doğuran yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamaz.'', 142.madesine göre ''Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir.'' Hükümlerinin mahiyeti itibariyle herkese veya her olaya uygulanması mümkün olan kanunlara genel kanun, belli kişilere veya belli olaylara uygulanan kanunlara ise özel kanun denilmektedir.İcra ve İflas Kanunu özel,Hukuk Muhakemeleri Kanunu ise genel kanundur. Kambiyo senetlerinde İİK.'nun 169/a maddesi gereğince dar yetkili icra mahkemesi imza inkarı dışındaki sahtecilik iddiasını inceleyemez.Çünkü bu maddede incelenebilecek itiraz sebepleri; a)İtfa, b)İmhal, c)Zamanaşımı ve d)İmzaya itiraz olmak üzere sınırlı olarak sayılmıştır. Senette sahtecilik iddiasını inceleme görevi genel yetkili mahkemelere aittir.İmza itirazı da borca iitrazdır.Yasa koyucu imza itirazının inceleme şeklini ayrıntılı olarak İİK.'nun 170.maddesinde düzenlediği halde sahtecilik itirazının incelenme şeklini İİK.'nda düzenlememiştir. Yasa koyucunun böyle bir iradesi olsa idi sahtecilik itirazının incelenme şeklini de belirlerdi.Takip hukukunda düzenlenmeyen bir konuda yorum yolu ile icra mahkemelerinin görevli olunduğunu söylemek Anayasa'ya,İİK.'nuna ve İçtihadı birleştirme kararına açıkça aykırılık oluşturmaktadır. İcra ve İflas Kanunu icra takip hukuku açısından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre özel kanun olup, takip hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda öncelikle İcra ve İflas Kanunu hükümlerinin, bu kanunda hüküm bulunmayan durumlarda ise anılan kanuna aykırılık teşkil etmemek koşuluyla genel nitelikte olan Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanması gerekir. Sahtelik iddiasının imza inkarı dışında bir nedene dayanması durumunda İcra ve İflas Kanunu'nda özel bir düzenleme bulunmadığından sorunun çözümü için 6100 Sayılı HMK. nun 209.maddesinin uygulanması gerekeceğinden bu maddenin amir hükmü gereğince icra takibi olduğu yerde durur. Bunun için sahtelik iddiasının ileri sürüldüğü mahkemece ayrıca tedbir kararı verilmesi gerekmez. Borçlu tarafından icra dairesine başvurulması halinde icra müdürlüğünce anılan madde uyarınca sahtelik davası sonuna kadar icra takibinin durdurulması gerekir. İcra müdürünün kararının taraflarca İİK. nun 16/2.maddesi uyarınca süresiz şikayet konusu yapılabileceği tabidir. Öte yandan borçlu tarafından doğrudan icra mahkemesine başvurulmasına da yasal engel olmadığından hakim, 6100 Sayılı HMK.nun 209/1.maddesini re’sen nazara almalıdır. Pek tabidir ki mahkemece sahtelik iddiasının imza inkarı dışındaki bir nedene dayandığının belirlenmesi halinde takip hukukunun özelliği ve acele karar verilmesi gerekliliğinin bir sonucu olarak, sahtelik davası bekletici mesele yapılmadan, sahtelik davasında karar verilinceye kadar icra takibinin durdurulmasına karar verilmesi gerekir. Yukarda belirttiğim gerekçelerle çoğunluğun görüşünün icra mahkemelerinin görev alanını yorum yolu ile genişletecek şekilde olduğu, bu görüşün Anayasaya, HMK.'ya,İİK.'na, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun kararına ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun kararına aykırı olduğunu düşündüğüm için takip hukukunda HMK.'nun 209/1.maddesinin uygulanmayacağına ilişkin çoğunluk görüşüne katılmıyorum. Somut olayda mutariz borçlu vekilinin dilekçesinde;takibe konulan senedin sahte olarak düzenlendiğini,Antalya 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/611 esas sayılı dosyasından dava açıldığını, yazı ve imzaların müvekkiline ait olmadığını iddia ederek takibin durdurulmasına karar verilmesini talep ettiği, mahkemece;'' takibe konu bono ile ilgili olarak Antalya 17. Asliye Ceza Mahkemesinde derdest olan 2013/611 E sayılı ceza davasının bulunduğu, suçun tefecilik yapmak, açığa imzanın kötüye kullanılması olduğu, ceza davasında Müştekinin takip dosyasında borçlu olan davacı M.. A.., sanığın ise takip dosyasında alacaklı olan E.. Y.. olduğu, 5237 sayılı TCK'nın 1-2 maddeleri ile HMK. 'nin 209 maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, bu aşamada takibin ve satışın tedbiren durdurulması gerektiği anlaşılmakla ceza davasında karar verilinceye kadar taşınmazın satışı ve takibin durdurulmasına karar vermek gerekmiş '' denilerek takibin durdurulduğu, Antalya C.Baş savcılığı'nın 10.10.2013 tarihli 2013/9636 nolu iddianamedeki müştekinin borçlu şikayetçi olduğu, sanığın da alacaklı olduğu, dosyada sanığa isnat olunan suçun tefecilik ve açığa atılan imzanın kötüye kullanılması olduğu görülmüştür. Dairemizin isrikrar kazanmış uygulamalarına göre; Senedin takibe konulduğu tarih iribarı ile yürürlüktebulunan 6762 sayılı TTK. nun 690. maddesinin göndermesi ile bonolar hakkında da uygulanan aynı Kanun'un 592. maddesi uyarınca, tamamen doldurulmamış olan bononun tedavüle çıkarılırken doldurulması mümkün olup, bunun anlaşmalara aykırı olarak doldurulduğu iddiasının yazılı belge ile kanıtlanması halinde geçerlilik kazanması mümkündür. Somut olayda takip dayanağı bononun tanzim ve vade tarihlerinde her hangi bir tahrifat iddiası mevcut değildir. Bu kısımların anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu, İİK. nun 169/a-1.maddesinde belirtilen nitelikte yazılı bir belge ile ispatlanmalıdır. Bu durumda, borçlu, bononun boş kısımlarının anlaşmaya aykırı doldurulduğuna ilişkin iddiasını, takip dayanağı bonoya açıkça atıf yapılan İİK. nun I69/a-1.maddesinde belirtilen nitelikte yazılı bir belge ile ispat edemediğinden, mahkemece, şikayetin reddi yerine olayda uygulama yeri bulunmayan yazılı gerekçe ile kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsiz olup kararın bu gerekçe ile bozulması gerekir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 209Kaynağı aç
MADDE 209- (1) Adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz. (2) Resmî senetlerdeki yazı veya imza inkâr edildiğinde, senetteki yazı veya imzanın sahteliği, ancak mahkeme kararıyla sabit olursa, bu senet herhangi bir işleme esas alınamaz. (3) Senede dayanılarak verilmiş olan ihtiyati tedbir, o senet hakkındaki sahtelik iddiasından etkilenmez ve gerektiğinde senet sahibi haklarının korunması için yeni tedbirler talep edebilir. Güvenli elektronik imzalı belgenin inkârı

Bununla birlikte, cumhuriyet savcılığı veya ceza mahkemesince tedbir kararı verilmesi halinde icra takibinin durdurulması mümkündür. Nitekim ceza soruşturması kapsamında icra takibinin durdurulmasına dair verilen tedbir kararı gereğince icra müdürlüğünün takibi durdurma yönünde işlem tesis etmesi yargı kararlarına konu teşkil etmiştir.

Ceza Muhakemesi Hükümleri Kapsamında Elkoyma ve Tedbir Yetkisi

Ceza soruşturmasında sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık şüphesinin bulunması durumunda, soruşturmayı yürüten cumhuriyet savcısı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 123/1 ve m. 127/1 uyarınca elkoyma yetkisini kullanarak icra dosyasına elkoymak suretiyle icra takip işlemlerinin durdurulmasına karar verebilir. 5271 sayılı Kanun m. 127/3 gereğince, hâkim kararı olmaksızın gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde savcının yazılı emriyle yapılan elkoyma işlemi yirmi dört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur; hâkim kararını elkoymadan itibaren kırk sekiz saat içinde açıklamazsa elkoyma işlemi kendiliğinden kalkar.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 127Kaynağı aç
Madde 127 – (1) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/16 md.) Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri, elkoyma işlemini gerçekleştirebilir. (2) Kolluk görevlisinin açık kimliği, elkoyma işlemine ilişkin tutanağa geçirilir. (3) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/16 md.) Hâkim kararı olmaksızın yapılan elkoyma işlemi, yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını elkoymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi hâlde elkoyma kendiliğinden kalkar. (4) Zilyedliğinde bulunan eşya veya diğer malvarlığı değerlerine elkonulan kimse, hâkimden her zaman bu konuda bir karar verilmesini isteyebilir. (5) Elkoyma işlemi, suçtan zarar gören mağdura gecikmeksizin bildirilir. (6) (Değişik: 25/7/2018-7145/15 md.) Askerî mahallerde yapılacak elkoyma işlemi, Cumhuriyet savcısının nezaretinde askerî makamların katılımıyla adlî kolluk görevlileri tarafından yerine getirilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle de askerî makamların katılımıyla adlî kolluk görevlileri tarafından elkoyma işlemi yapılabilir. Taşınmazlara, hak ve alacaklara elkoyma

Taşınmaz, hak, alacak ve diğer malvarlığı değerlerine elkoyma usulünü düzenleyen 5271 sayılı Kanun m. 128 kapsamında ise farklı şartlar öngörülmüştür. Bu madde uyarınca elkoyma kararı verilebilmesi için ilgisine göre Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Sermaye Piyasası Kurulu, Mali Suçları Araştırma Kurulu, Hazine Müsteşarlığı veya Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumundan suçtan elde edilen değere ilişkin rapor alınması zorunludur ve bu rapor en geç üç ay içinde hazırlanır. Ayrıca 5271 sayılı Kanun m. 128/9 uyarınca anılan maddedeki malvarlığı değerlerine elkoymaya ve kayyım atanmasına cumhuriyet savcılığı değil, ancak hâkim karar verebilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 128Kaynağı aç
Madde 128 – (1) Soruşturma veya kovuşturma konusu suçun işlendiğine ve bu suçlardan elde edildiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebebi bulunan hallerde, şüpheli veya sanığa ait; a) Taşınmazlara, b) Kara, deniz veya hava ulaşım araçlarına, c) Banka veya diğer malî kurumlardaki her türlü hesaba, d) Gerçek veya tüzel kişiler nezdindeki her türlü hak ve alacaklara, e) Kıymetli evraka, f) Ortağı bulunduğu şirketteki ortaklık paylarına, g) Kiralık kasa mevcutlarına, h) Diğer malvarlığı değerlerine, Elkonulabilir. Somut olarak belirlenen Bu taşınmaz, hak, alacak ve diğer malvarlığı değerlerinin şüpheli veya sanıktan başka bir kişinin zilyetliğinde bulunması halinde dahi, elkoyma işlemi yapılabilir. (Ek cümle: 21/2/2014 – 6526/10 md.) Bu madde kapsamında elkoyma kararı alınabilmesi için ilgisine göre Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Sermaye Piyasası Kurulu, Mali Suçları Araştırma Kurulu, Hazine Müsteşarlığı ve Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumundan, suçtan elde edilen değere ilişkin rapor alınır. Bu rapor en geç üç ay içinde hazırlanır. Özel sebepler zorunlu kıldığında bu süre talep üzerine iki ay daha uzatılabilir.[27] (2) Birinci fıkra hükmü;[28] a) Türk Ceza Kanununda tanımlanan; 1. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (madde 76, 77, 78), 2. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80) ile organ veya doku ticareti (madde 91), 3. Hırsızlık (madde 141, 142), 4. Yağma (madde 148, 149), 5. Güveni kötüye kullanma (madde 155), 6. Dolandırıcılık (madde 157, 158), 7. Hileli iflas (madde 161), 8. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188), 9. Parada sahtecilik (madde 197), 10. (Mülga: 21/2/2014 – 6526/10 md.; Yeniden düzenleme: 24/11/2016-6763/25 md.) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (madde 220, fıkra üç), 11. İhaleye fesat karıştırma (madde 235), 12. Edimin ifasına fesat karıştırma (madde 236), 13. (Ek: 24/11/2016-6763/25 md.) Tefecilik (madde 241), 14. Zimmet (madde 247), 15. İrtikap (madde 250) 16. Rüşvet (madde 252), 17. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 305, 306, 307, 308), 18. (Değişik: 2/12/2014-6572/41 md.) Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 311, 312, 313, 314, 315, 316), 19. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 328, 329, 330, 331, 333, 334, 335, 336, 337) suçları. b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları, c) Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu, d) Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar, e) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar, Hakkında uygulanır. (3) Taşınmaza elkonulması kararı, tapu kütüğüne şerh verilmek suretiyle icra edilir. (4) Kara, deniz ve hava ulaşım araçları hakkında verilen elkoyma kararı, bu araçların kayıtlı bulunduğu sicile şerh verilmek suretiyle icra olunur. (5) Banka veya diğer malî kurumlardaki her türlü hesaba elkonulması kararı, teknik iletişim araçlarıyla ilgili banka veya malî kuruma derhâl bildirilerek icra olunur. Söz konusu karar, ilgili banka veya malî kuruma ayrıca tebliğ edilir. Elkoyma kararı alındıktan sonra, hesaplar üzerinde yapılan bu kararı etkisiz kılmaya yönelik işlemler geçersizdir. (6) Şirketteki ortaklık paylarına elkoyma kararı, ilgili şirket yönetimine ve şirketin kayıtlı bulunduğu ticaret sicili müdürlüğüne teknik iletişim araçlarıyla derhâl bildirilerek icra olunur. Söz konusu karar, ilgili şirkete ve ticaret sicili müdürlüğüne ayrıca tebliğ edilir. (7) Hak ve alacaklara elkoyma kararı, ilgili gerçek veya tüzel kişiye teknik iletişim araçlarıyla derhâl bildirilerek icra olunur. Söz konusu karar, ilgili gerçek veya tüzel kişiye ayrıca tebliğ edilir. (8) Bu madde hükmüne göre alınan elkoyma kararının gereklerine aykırı hareket edilmesi halinde, Türk Ceza Kanununun "Muhafaza görevini kötüye kullanma" başlıklı 289 uncu maddesi hükümleri uygulanır. (9) (Değişik: 24/11/2016-6763/25 md.) Bu madde hükümlerine göre elkoymaya ve onuncu fıkra uyarınca kayyım atanmasına ancak hâkim karar verebilir. (10) (Ek: 15/8/2016-KHK-674/13 md.; Aynen kabul: 10/11/2016-6758/13 md.) Bu madde uyarınca elkonulan taşınmaz, hak ve alacakların idaresi gerektiğinde bu malvarlığı değerlerinin yönetimi amacıyla kayyım atanabilir. Bu durumda 133 üncü madde hükümleri kıyasen uygulanır. Bilişim suçlarının işlenmesi suretiyle elde edilen menfaatin bulunduğu hesabın askıya alınması ve elkoyma

Kambiyo Takibinde İtiraz Usulü ve İcra Mahkemesinin Yetkisi

Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolunda senede dayalı takibe konu imzanın inkârı 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 170 hükmünde özel olarak düzenlendiğinden, genel kural niteliğindeki 6100 sayılı Kanun m. 209 uygulama alanı bulmaz. Borçlunun mahkemeye ilettiği imza itirazı kural olarak satış dışındaki icra takip işlemlerini durdurmaz. Bununla birlikte icra mahkemesi, duruşma açılmadan önce yapacağı değerlendirmede itiraz dilekçesindeki açıklamaları veya sunulan belgeleri ciddi bulursa, alacaklı tarafa bildirim yapılmasına lüzum görmeksizin esas karar verilene dek takibin geçici nitelikte durdurulmasına dosya üzerinden karar verebilir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 170Kaynağı aç
Madde 170 – (Değişik: 9/11/1988-3494/33 md.) Borçlu,168 inci maddenin 4 numaralı bendine göre kambiyo senedindeki imzanın kendisine ait olmadığı yolundaki itirazını bir dilekçe ile icra mahkemesine bildirir. Bu itiraz satıştan başka icra takip muamelelerini durdurmaz. İcra mahkemesi duruşmadan önce yapacağı incelemede, borçlunun itiraz dilekçesi kapsamından veya eklediği belgelerden edindiği kanaata göre itirazı ciddi görmesi halinde alacaklıya tebliğe gerek görmeden itirazla ilgili kararına kadar icra takibinin geçici olarak durdurulmasına evrak üzerinde karar verebilir. (Değişik üçüncü fıkra: 17/7/2003-4949/47 md.) İcra mahkemesi, 68/a maddesinin dördüncü fıkrasına göre yapacağı inceleme sonunda, inkâr edilen imzanın borçluya ait olmadığına kanaat getirirse itirazın kabulüne karar verir. İtirazın kabulü kararı ile takip durur. Alacaklının genel hükümlere göre dava açma hakkı saklıdır.  İnkâr edilen imzanın borçluya ait olduğu anlaşılırsa ve itiraz ile birlikte takip ikinci fıkraya göre durdurulmuşsa, borçlu sözü edilen senede dayanan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere inkâr tazminatına ve takip   konusu alacağın yüzde onu oranında para   cezasına mahkûm edilir   ve itiraz reddedilir. Borçlu menfi tespit veya istirdat davası açarsa, hükmolunan tazminatın ve para cezasının tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve davanın borçlu lehine sonuçlanması hâlinde daha önce hükmedilmiş olan tazminat ve para cezası kalkar.[66] (Değişik birinci cümle: 17/7/2003-4949/47 md.) İcra mahkemesi, itirazın kabulüne karar vermesi hâlinde, senedi takibe koymada kötü niyeti veya ağır kusuru bulunduğu takdirde alacaklıyı senede dayanan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata ve alacağın yüzde onu oranında para cezasına mahkûm eder. Alacaklı genel mahkemede dava açarsa, para cezasının tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve bu davayı kazanırsa hakkında verilmiş olan para cezası kalkar. Borçlunun kambiyo hukuku bakımından şikayeti:

Kambiyo senedi üzerindeki yazıdaki sahtelik iddiası borca itiraz niteliğinde kabul edilmekte ve 2004 sayılı Kanun m. 169 ile m. 169/a hükümlerine tabi bulunmaktadır; bu nedenle 6100 sayılı Kanun m. 209 takip hukukunda bu açıdan da uygulanmaz. Borca itiraz da satıştan başka icra takip işlemlerini durdurmaz. İcra mahkemesi borca veya imzaya itirazın incelenmesi sırasında sahtelik iddiasıyla genel mahkemelerde açılan davaları bekletici mesele yapamayacağı gibi takibin durdurulmasına da karar veremez; yalnızca 2004 sayılı Kanun m. 169/a-2 uyarınca itirazın esası hakkındaki kararına kadar takibin geçici durdurulmasına hükmedebilir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 169Kaynağı aç
Madde 169 – (Değişik: 18/2/1965-538/82 md.) Borçlu, 168 inci maddenin 5 numaralı bendine göre borca karşı yapacağı itirazını bir dilekçe ile icra mahkemesine bildirir. Bu itiraz satıştan başka icra takip muamelelerini durdurmaz. İtirazın incelenmesi:

Senetteki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti, senedi elinde bulundurup takibi başlatan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. İcra mahkemesince yapılan inceleme neticesinde inkâr edilen imzanın borçluya ait olmadığına kanaat getirilerek itirazın kabulüne karar verilmesi halinde icra takibi durur ve alacaklının genel hükümlere göre dava açma hakkı saklı kalır. İtirazın kabulü durumunda senedi takibe koymada kötü niyeti veya ağır kusuru bulunan alacaklı, takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata ve yüzde onu oranında para cezasına mahkûm edilir. Buna karşılık inkâr edilen imzanın borçluya ait olduğu anlaşılırsa ve itirazla birlikte takip geçici durdurulmuşsa, borçlu takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere inkâr tazminatına ve yüzde onu oranında para cezasına mahkûm edilir ve itiraz reddedilir. İmzaya itirazı reddedilen borçlunun menfi tespit veya istirdat davası açması halinde, hükmolunan tazminat ve para cezasının tahsili dava sonuna kadar ertelenir ve dava borçlu lehine sonuçlanırsa bu yaptırımlar kalkar.

Menfi Tespit Davası ile Takibin Durdurulması

Borçlunun sahtelik gerekçesiyle genel mahkemelerde açtığı menfi tespit davası 2004 sayılı Kanun m. 72 kapsamında yer alır ve icra takibinin durdurulması anılan maddedeki koşullara göre sağlanabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ise ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak üzere alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında mahkemeden icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesi yönünde ihtiyati tedbir talep edebilir. Öte yandan 6100 sayılı Kanun m. 209/3 uyarınca senede dayanılarak verilmiş olan ihtiyati tedbir, senet hakkındaki sahtelik iddiasından etkilenmez ve gerektiğinde senet sahibi haklarının korunması için yeni tedbirler isteyebilir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 72Kaynağı aç
Madde 72 – (Değişik: 18/2/1965-538/43 md.) Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir. (Değişik: 9/11/1988-3494/6 md.) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez. (Değişik: 9/11/1988-3494/6 md.) Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir. Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir. Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazımgelmediğini ispata mecburdur. Hususi hükümler:
Savcılığa sahtelik şikâyetinde bulunulması icra takibini kendiliğinden durdurur mu?

Sahtelik iddiasıyla cumhuriyet savcılığına şikâyette bulunulması veya ceza mahkemesinde dava açılması icra takibini kendiliğinden durdurmaz ve icra mahkemesinde bekletici mesele yapılamaz; takibin durması ancak yetkili mercilerce verilmiş bir tedbir kararıyla mümkündür.

Cumhuriyet savcılığı icra takibinin durdurulmasına karar verebilir mi?

Yargı içtihadında cumhuriyet savcılığınca soruşturma kapsamında verilen tedbir kararıyla icra takibinin durdurulabileceği belirtilmiş ve Ceza Muhakemesi Kanunu m. 123 ile m. 127 uyarınca dosyaya elkoyma yetkisi tartışılmıştır; bununla birlikte Ceza Muhakemesi Kanunu m. 128 kapsamındaki malvarlığı değerlerine elkoyma kararı verme yetkisi münhasıran hâkime aittir.

Kambiyo takibinde imzaya itiraz takibi nasıl etkiler?

İmzaya itiraz kural olarak satıştan başka icra takip işlemlerini durdurmaz; ancak icra mahkemesi itirazı ciddi görürse takibin geçici olarak durdurulmasına evrak üzerinde karar verebilir.

Menfi tespit davasında icra takibinin durdurulması için teminat şartı nedir?

İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasında alacağın en az yüzde on beşi oranında teminat karşılığında takibin durdurulmasına karar verilebilir; takipten sonra açılan davada ise takibin durdurulmasına karar verilemeyip en az yüzde on beş teminat karşılığında veznedeki paranın ödenmemesi yönünde tedbir kararı alınabilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu