Haksız icra takibi, bir kişinin gerçekte borçlu olmadığı halde aleyhine icra takibi başlatılması durumudur. İcra ve İflas Kanunu sistemi uyarınca, haksız ve kötü niyetli şekilde icra takibi başlatan alacaklıdan, borçlunun talebi üzerine tahsil edilmek üzere reddedilen alacak miktarının en az yüzde yirmisi oranında kötüniyet tazminatına hükmedilebilir.
Kötüniyet Tazminatının Hukuki Şartları ve Kötü Niyet Ölçütü
Kötüniyet tazminatı daha çok ilamsız takiplerde gündeme gelmekle birlikte alacaklının başlattığı bir icra takibinin varlığı ve ödeme emrinin borçluya tebliğ edilmiş olması aranır. Yapılan yargılamada mahkemenin icra takibinin haksız olduğunu borçlu lehine tespit ederek alacaklının davasını reddetmesi gerekir. Ancak alacaklının sadece takibinde haksız çıkması kötüniyet tazminatına hükmedilmesi için yeterli görülmeyip takibe girişirken kötü niyetli olduğunun da kanıtlanması zorunludur.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2018/1630 Esas ve 2018/5545 Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere, kötüniyet tazminatı takibe girişmekte kötü niyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanan ya da dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırımdır. Alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde icra takibine girişen alacaklı kötü niyetli kabul edilir. Takipte kötü niyetin varlığını ispat yükü ise borçlu üzerindedir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2018/1630, K. 2018/5545Kaynağı aç
Alacaklının alacağın mevcudiyetine samimiyetle inanarak hareket etmesi ancak yargılama safhasında iddiasını ispatlayamaması durumunda kötü niyet koşulu gerçekleşmiş sayılmaz. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2014/19846 Esas ve 2014/22357 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, alacağın varlığına inanarak icra takibi başlatan ve asıl alacağını ispatlayan alacaklı, yalnızca işlemiş faize yönelik talebinin reddedilmiş olması sebebiyle kötü niyet tazminatıyla sorumlu tutulamaz.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2014/19846, K. 2014/22357Kaynağı aç
Ödeme Emrine İtiraz ve İtirazın İptali Davasında Tazminat
İlamsız icra takibinde borçlu, haksız olduğunu düşündüğü icra takibine karşı ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde ilgili icra dairesine itiraz etmelidir. Bu süre ödeme emrinin tebliğ alındığı günden başlar; son günün resmî tatile veya hafta sonuna rastlaması durumunda itiraz süresi sonraki ilk iş günü mesai bitimine kadar devam eder. Kanuni süresinde icra dairesine yapılan itiraz icra takibini durdurur.
Ödeme emrine süresi içinde itiraz edilmemesi halinde takip kesinleşir ve borçlunun icra takibi prosedürü çerçevesinde kötüniyet tazminatı talep etme imkânı kalmaz. Takibin itirazla durması üzerine alacaklı, İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, itirazın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurup genel esaslar çerçevesinde alacağını ispatlayarak itirazın iptali isteminde bulunabilir.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 67Kaynağı aç
İtirazın iptali yargılamasında taraflar bakımından farklı tazminat ilkeleri geçerlidir. İcra inkâr tazminatında borçlunun itirazının haksız çıkması yeterli görülürken, kötüniyet tazminatında alacaklının hem haksız hem de kötü niyetli olması şartı aranır. İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinin ikinci fıkrası gereğince, alacaklının takibinde haksız ve kötü niyetli görülmesi halinde, borçlunun talebi üzerine alacaklı; tarafların durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre red olunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere uygun bir kötü niyet tazminatına mahkûm edilir.
İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinin üçüncü fıkrasına göre, itiraz eden taraf veli, vasi veya mirasçı olduğunda borçlu hakkında tazminata hükmedilmesi kötü niyetin sübut bulmasına bağlı tutulmuştur. Kanun'un 67. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, icra inkâr tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların belirlenmesinde takip talebi veya davadaki talep esas alınır.
Menfi Tespit Davası ve İhtiyati Tedbir Rejimi
Borçlu, icra takibinden önce veya sonra gerçekte borçlu olmadığının tespiti amacıyla menfi tespit davası açabilir. İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, icra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 72Kaynağı aç
İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ise İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemez. Borçlu bu halde, gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere teminat göstermek suretiyle mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesini talep edebilir.
Menfi tespit davası borçlu lehine hükme bağlandığında takip derhal durur ve ilamın kesinleşmesi üzerine başkaca bir hükme gerek kalmaksızın icra işlemleri kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesinin beşinci fıkrası gereğince, borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan icra takibinin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, borçlunun talebi üzerine haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilir.
İstirdat Davası Yoluyla Paranın İadesi
Menfi tespit davasında borçlunun ihtiyati tedbir kararı almamış olması ve borcun icra tehdidi altında ödenmesi halinde, İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca davaya kendiliğinden istirdat davası olarak devam edilir. Bunun yanında, haksız icra takibi sebebiyle ödeme yapmak zorunda kalan kişi, ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde müstakil bir istirdat davası da açabilir. Kanun'un 72. maddesinin sekizinci fıkrası gereğince davacı, istirdat davasında yalnızca paranın ödenmesinin gerekmediğini ispat etmekle yükümlüdür.
Haksız İcra Takibi Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat
Haksız icra takibi haksız fiil mahiyetinde olduğundan, malvarlığında zarar doğan kişi Türk Borçlar Kanunu hükümlerine dayanarak maddi tazminat davası açabilir. Bu davada icra takibi eylemi ile uğranılan maddi zarar arasında uygun illiyet bağının kanıtlanması gerekir. Ayrıca haksız icra takibi neticesinde malvarlığı haczedilen ve zarara uğrayan üçüncü kişiler de haczin kaldırılması ile uğradıkları maddi ve manevi zararların tazmini için alacaklı aleyhine dava açma hakkına sahiptir.
Haksız icra takibinden doğan maddi ve manevi tazminat talepleri kötüniyet tazminatından ayrı olarak asliye hukuk mahkemesinde incelenir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesinin birinci fıkrası uyarınca söz konusu tazminat talepleri, zarara uğrayan tarafın hem zararı hem de tazminatla sorumlu kişiyi öğrendiği günden itibaren iki yıl ve her durumda eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren on yıl geçmesiyle zamanaşımına tabi olur. Fiilin aynı zamanda ceza kanunlarında daha uzun süreli zamanaşımına bağlanmış cezai bir eylem niteliği taşıması halinde ise bu uzun ceza zamanaşımı hükümleri dikkate alınır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 72Kaynağı aç
Haksız takip veya haciz nedeniyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için eylemin kişilik haklarına saldırı teşkil etmesi zorunludur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/753 Esas ve 2022/640 Karar sayılı ilamına göre, haksız haciz uygulaması sebebiyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için haczin bilerek veya ağır kusurlu olarak yapılması ve dayanağı olan olayın yanlış gösterilerek hakkın kötüye kullanılmış olması gerekir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2019/753, K. 2022/640Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun anılan 2019/753 Esas ve 2022/640 Karar sayılı kararında, icra müdürlüğünün tebligatı vekil yerine asıla yapması gibi daire işlemlerinden kaynaklanan ve alacaklının ağır kusuru veya kötü niyetine dayanmayan usulsüzlüklerden dolayı alacaklının manevi tazminatla sorumlu tutulamayacağı belirtilmiştir. Nitekim Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2013/11864 Esas ve 2013/13990 Karar sayılı ilamında da, fiili haciz tarihi itibarıyla bakiye borcu bulunan borçluya karşı alacaklının yetkisiz mahkemeden ihtiyati haciz kararı alarak haciz uygulaması kişilik haklarına saldırı olarak kabul edilmemiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2013/11864, K. 2013/13990Kaynağı aç
Kötüniyet tazminatına mahkemece kendiliğinden karar verilebilir mi?
Hayır, kötüniyet tazminatına mahkemece kendiliğinden (re'sen) hükmedilemez. İcra ve İflas Kanunu hükümleri uyarınca bu tazminatın takdir edilebilmesi için borçlunun açık talebinin bulunması zorunludur.
Alacaklının takibinde haksız çıkması kötüniyet tazminatı için yeterli midir?
Alacaklının yalnızca takibinde haksız çıkması kötüniyet tazminatına mahkûm edilmesi için yeterli değildir; alacaklının alacağı olmadığını bildiği veya bilmesi gerektiği halde takibe giriştiğinin ispatlanması gerekir. Alacağın varlığına inanarak takibe girişen ve asıl alacağını kanıtlayan alacaklının faiz talebi reddedilse dahi kötü niyet koşulu oluşmaz.
Ödeme emrine süresinde itiraz edilmezse kötüniyet tazminatı istenebilir mi?
Ödeme emrine süresi içinde itiraz edilmediği takdirde takip kesinleşir ve borçlunun bu takip sürecinde kötüniyet tazminatı talep etme imkânı kalmaz.
Haksız icra takibinden zarar gören üçüncü kişiler tazminat davası açabilir mi?
Evet, haksız icra takibi sonucu malvarlığı haczedilen üçüncü kişiler, malları üzerindeki haczin kaldırılmasını isteyebilecekleri gibi uğradıkları maddi ve manevi zararların giderilmesi için de genel hükümlere göre dava açabilirler.
Menfi tespit davasında takibin durdurulması için hangi şartlar aranır?
İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasında mahkeme, alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde takibin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir verebilir. İcra takibinden sonra açılan davada takibin durdurulmasına tedbir kararı verilemez; ancak en az yüzde on beş teminat gösterilerek veznedeki paranın alacaklıya ödenmemesi sağlanabilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

