Sağlık turizmi kapsamında yabancı hastaların veya tüketicilerin aldığı tıbbi müdahaleler, estetik operasyonlar ve bunlara eşlik eden organizasyon hizmetlerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda görevli merci; uyuşmazlığın konusu, talep edilen tazminat türü ve yasal parasal sınırlar esas alınarak belirlenir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3. maddesi uyarınca ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiler tüketici, bu kişilerin mal veya hizmet piyasalarında sağlayıcılarla kurdukları hukuki işlemler ise tüketici işlemi sayılır. Kanunun 73. maddesinin birinci fıkrası gereğince tüketici işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda tüketici mahkemeleri görevlidir. Yasal parasal sınırın altında kalan başvurular tüketici hakem heyetlerince karara bağlanırken; parasal sınırı aşan uyuşmazlıklar, manevi tazminat talepleri ve bedensel zararlardan kaynaklanan tazminat davaları doğrudan tüketici mahkemesinde açılır.
6502 sayılı TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 3Kaynağı aç
6502 sayılı TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 73Kaynağı aç
Sağlık Turizminde Sözleşmelerin Hukuki Niteliği
6502 sayılı Kanun kapsamında tüketici işlemi; eser, vekâlet, taşıma ve paket tur sözleşmeleri dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi içine alır. Hizmet ise bir ücret veya menfaat karşılığında sunulan veya taahhüt edilen mal sağlama dışındaki her türlü tüketici işlemini ifade eder. Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere mesleki veya ticari amaçla tüketiciye bu hizmetleri sağlayanlar sağlayıcı sıfatını taşır. Sağlık turizmi faaliyetlerinde hastane veya hekim ile hasta arasındaki ilişki somut olayın niteliğine göre vekâlet ya da eser sözleşmesi oluştururken; aracı acentenin sağladığı konaklama, transfer ve rehberlik hizmetleri paket tur ve organizasyon sözleşmesi olarak nitelendirilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33. maddesi gereğince uyuşmazlıkta ileri sürülen maddi olguları hukuken nitelendirmek ve uygulanacak kanun hükümlerini belirleyip tatbik etmek hâkimin doğrudan görevidir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/3713, K. 2025/893Kaynağı aç
Estetik amaçlı tıbbi müdahaleler, hekim ile hasta arasında tedavi amaçlı tıbbi zorunlulukla kurulan vekâlet sözleşmesinden ayrılır ve eser sözleşmesi niteliğinde kabul edilir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2024/3670 Esas ve 2025/3903 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, eser sözleşmesini vekâlet ilişkisinden ayıran temel ölçüt sonuç sorumluluğudur. Vekâlet sözleşmesinde yalnızca özenle bir işin görülmesi taahhüt edilirken, eser sözleşmesinde yüklenici belirli bir sonucun meydana getirilmesini ve eserin ortaya çıkmasını taahhüt ederek sonucu garanti eder. Estetik müdahalelerde yüklenici konumundaki hekim hangi yöntemi kullanırsa kullansın eserin ayıpsız teslimini üstlenir. Müdahale sürecinde komplikasyon meydana gelse dahi hastanın aydınlatılması ve komplikasyon yönetiminin mesleki kurallara uygun biçimde icra edilmesi yüklenicinin hukuki sorumluluğundadır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/3670, K. 2025/3903Kaynağı aç
Estetik ameliyatlarda kararlaştırılan amaca uygun güzel bir görünümün elde edilmesi ve sürecin sağlıklı bir biçimde tamamlanması eser sözleşmesinin asli konusunu oluşturur. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2022/1281 Esas ve 2023/1266 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 471. maddesi uyarınca yüklenici, edimlerini iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle ifa etmek mecburiyetindedir. Özen borcu, iş sahibinin yararına olan eylemleri gerçekleştirmeyi ve ona zarar verebilecek her türlü davranıştan kaçınmayı içerir. Bu sorumluluğun kapsamı belirlenirken benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallar esas alınır. Yüklenici kural olarak eseri bizzat meydana getirmek veya kendi gözetimi altında yaptırmakla ve aksi kararlaştırılmadıkça araç ve gereçleri sağlamakla yükümlüdür. Ayrıca Avrupa Biyotıp Sözleşmesi'nin 4. maddesi gereğince sağlık alanındaki tıbbi müdahalelerin mesleki standartlara uygun yürütülmesi zorunlu olup, bu kural estetik operasyonlarda da bağlayıcıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2022/1281, K. 2023/1266Kaynağı aç
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 471Kaynağı aç
Tüketici Hakem Heyetlerinin Görev Sınırları ve Başvuru Usulü
Mevzuatta belirlenen parasal sınırlar dâhilinde kalan uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetleri görevlidir. Yabancı hasta, sağlık hizmetinin icra edildiği veya acentenin yerleşim yerinin bulunduğu il ya da ilçe tüketici hakem heyetine başvuruda bulunabilir. Başvuru evrakı arasına başvuru dilekçesi ile birlikte pasaport fotokopisi, fatura, banka ödeme dekontları ve yabancı dilde düzenlenmiş tıbbi belgelerin yeminli Türkçe tercümeleri eklenmelidir.
Tüketici hakem heyetlerinin görev alanı kanunla sınırlandırılmıştır. Manevi tazminat talepli uyuşmazlıklarda talep edilen tutara bakılmaksızın tüketici hakem heyetleri görevsizdir; bu taleplerin doğrudan tüketici mahkemesine yöneltilmesi gerekir. Tüketici hakem heyeti kararlarına karşı süresi içinde tüketici mahkemesinde itiraz edilebilir. 6502 sayılı Kanun uyarınca tüketici mahkemesinin bu itirazlar neticesinde verdiği kararlar kesin nitelikte olup istinaf veya temyiz yoluna kapalıdır. Ayrıca tüketici hakem heyeti kararlarına karşı yapılan itiraz sonucu verilen mahkeme kararları, kararı veren mahkeme tarafından ilgili tüketici hakem heyetine intikal ettirilir.
Tüketici Mahkemelerinde Görev, Yetki ve Yargılama Kuralları
6502 sayılı Kanun'un 73. maddesinin birinci fıkrası uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğan davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir. Tüketici mahkemelerinde tüketiciler tarafından açılan davalar 492 sayılı Harçlar Kanununda düzenlenen harçlardan muaftır. Bu mahkemelerde görülecek uyuşmazlıklar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun basit yargılama usulü hükümlerine tabi olarak yürütülür. Kesinleşen mahkeme kararları Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden Ticaret Bakanlığına bildirilir. Kanuna aykırı bir durumun doğma tehlikesi bulunduğu hallerde Bakanlık, ilgili kamu kurumları ve tüketici örgütleri de hukuka aykırılığın tespiti, önlenmesi veya durdurulması amacıyla tüketici mahkemesinde dava açma ehliyetine sahiptir.
6502 sayılı Kanun'un 73. maddesinin beşinci fıkrasına göre tüketici davaları genel yetki kurallarına ek olarak tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde de açılabilir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2023/3713 Esas ve 2025/893 Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere, anılan fıkradaki yetki kuralı kamu düzenine ilişkin kesin yetki niteliğinde değildir. Bu nedenle yetkisizlik iddiası süresinde ve usulüne uygun bir ilk itiraz olarak ileri sürülmedikçe mahkemece re'sen yetkisizlik kararı verilemez.
Dava Şartı Arabuluculuk ve Kapsam Dışı Uyuşmazlıklar
6502 sayılı Kanun'un 73/A maddesinin birinci fıkrası gereğince, tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması genel bir dava şartıdır. Arabuluculuk görüşmelerinde tarafların anlaşması halinde tanzim edilen arabuluculuk anlaşma belgesi mahkeme ilamı hükmündedir. Tarafların anlaşamaması durumunda ise arabulucu tarafından düzenlenen son tutanak dava dilekçesine eklenerek tüketici mahkemesinde dava ikame edilir. Tüketici mahkemelerindeki arabuluculuk sürecinde 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin on birinci fıkrasında yer alan toplantıya katılmayan taraf aleyhine yargılama gideri hükmedilmesine ilişkin kural tüketici aleyhine tatbik edilmez.
6502 sayılı TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 73/AKaynağı aç
Kanun koyucu belirli nitelikteki uyuşmazlıkları dava şartı olarak arabuluculuk kapsamı dışında tutmuştur. 6502 sayılı Kanun'un 73/A maddesinin birinci fıkrasının bentleri uyarınca; tüketici hakem heyetinin görev sınırları içinde kalan uyuşmazlıklar, tüketici hakem heyeti kararlarına karşı mahkemeye yapılan itirazlar, tüketici işlemi niteliğinde olup taşınmazın aynından doğan davalar ile Kanun'un 73. maddesinin altıncı fıkrası ve 74. maddesinde düzenlenen genel davalarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunluluğu aranmaz.
Yabancı Hastaların Teminat Yükümlülüğü ve Muafiyet
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendi uyarınca teminat gösterilmesine ilişkin mahkeme kararının yerine getirilmesi genel bir dava şartıdır. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 48. maddesinin birinci fıkrasına göre Türk mahkemelerinde dava açan yabancı gerçek kişiler, yargılama giderleri ile davalının muhtemel zararlarını karşılamak üzere teminat göstermekle yükümlüdür. Bununla birlikte aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca yabancılar karşılıklılık esasına göre bu teminat yükümlülüğünden muaf tutulur. Tüketici mahkemelerinde hak arayan yabancı tüketicilerin teminattan bağışık tutulduğu yargı kararları da mevcuttur.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 114Kaynağı aç
5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 48Kaynağı aç
Sorumluluk Çerçevesi ve Tüketicinin Seçimlik Hakları
Ayıplı sağlık ve acente hizmetinin sunulmasında rolü bulunan hekim, hastane yönetimi ve sağlık turizmi acentesi tüketiciye karşı müştereken ve müteselsilen sorumludur; tüketici mahkemesi açılan davada bu aktörlerin birlikte tazminat ödemesine karar verebilir. Tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigortası sağlayan sigorta şirketleri de davalı gösterilerek poliçe sınırları dâhilinde sorumlu tutulabilir. Sağlık turizmi acentesi aleyhine ayrıca taahhüt edilen otel, konaklama ve transfer standartlarının altında hizmet verilmesi sebebiyle bedel indirimi, eksik hizmetler için maddi tazminat ve organizasyon kusurundan kaynaklanan zararlar için manevi tazminat davaları açılabilir.
Estetik müdahalelerde eserdeki ayıp nedeniyle hekim ve hastanenin hukuki sorumluluğunda 6098 sayılı Kanun'un 475. maddesinde düzenlenen seçimlik haklar devreye girer. İş sahibi hasta; eserin hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacak derecede ayıplı olması halinde sözleşmeden dönme, eseri alıkoyarak ayıp oranında bedelden indirim isteme veya aşırı masraf gerektirmediği sürece masrafları yükleniciye ait olmak üzere ücretsiz onarım talep etme haklarına sahiptir. Bu haklar seçimlik nitelikte olup genişletilemez; ancak hastanın maddi veya manevi bir zarara uğramış olması şartıyla bu haklarla birlikte genel hükümler dairesinde tazminat talep edilmesi de mümkündür. Eser iş sahibinin taşınmazı üzerinde inşa edilip sökülmesi aşırı zarar yaratacaksa dönme hakkı kullanılamaz.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 475Kaynağı aç
Geçici Hukuki Korumalar: İhtiyati Tedbir ve İhtiyati Haciz
Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin imkânsızlaşması veya ciddi şekilde zorlaşması ihtimalinde 6100 sayılı Kanun'un 389. maddesi uyarınca uyuşmazlık konusu hakkında mahkemeden ihtiyati tedbir talep edilebilir. Para alacaklarının güvence altına alınması amacıyla borçlunun genel malvarlığına yönelen tedbir niteliğindeki işlemler ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 257. maddesinde düzenlenen ihtiyati haciz kurumuna tabidir. Rehinle temin edilmemiş vadesi gelmiş para borçlarında borçlunun taşınır, taşınmaz malları ve banka hesapları ihtiyaten haczettirilebilir. Henüz vadesi gelmemiş alacaklarda ise borçlunun yerleşim yerinin bulunmaması veya mal kaçırma hazırlığında olması hallerinde ihtiyati haciz yoluna başvurulabilir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 389Kaynağı aç
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 257Kaynağı aç
Sağlık Turizmi Davalarında Zamanaşımı Süreleri
Sağlık turizmi kapsamındaki ayıplı hizmet ve sözleşmeye aykırılık iddialarında zamanaşımı süresi kural olarak hizmetin ifasından itibaren 2 yıldır. Ayıp ağır kusur veya hile ile gizlenmişse ya da hekim müdahalesi hastanın bedensel bütünlüğünde kalıcı bir tahribat, sakatlık veya ölüm doğurmuşsa zamanaşımı süresi 10 yıla uzar. Hekimin veya sağlık personelinin tıbbi kusuru Türk Ceza Kanunu kapsamında bir suç teşkil ettiği takdirde ise 15 yıllık uzamış ceza zamanaşımı süresi tatbik edilir.
Manevi tazminat talepleri için tüketici hakem heyetine başvurulabilir mi?
Manevi tazminat talepli uyuşmazlıklarda talep tutarından bağımsız olarak tüketici hakem heyetleri görevsizdir; bu talepler için doğrudan tüketici mahkemesinde dava açılması gerekir.
Yabancı hastalar Türkiye'de tüketici davası açarken teminat yatırmak zorunda mıdır?
Yabancı uyruklu hastalar kural olarak teminat göstermekle yükümlüdür; ancak 5718 sayılı Kanun'un 48. maddesi uyarınca karşılıklılık esasına göre veya tüketici mahkemesi uygulamaları kapsamında teminattan muaf tutulabilirler.
Sağlık turizmi uyuşmazlıklarında tüketici mahkemesinde dava açmadan önce arabuluculuk zorunlu mudur?
Tüketici mahkemesinde açılacak alacak ve tazminat davalarında arabuluculuk dava şartıdır; fakat tüketici hakem heyeti görevindeki talepler ile hakem heyeti kararına itiraz davalarında arabulucuya başvuru şartı aranmaz.
Estetik ameliyatlarda doktorun sorumluluğu vekâlet sözleşmesine mi yoksa eser sözleşmesine mi tabidir?
Estetik operasyonlar tedavi amaçlı genel tıbbi müdahalelerden ayrılarak eser sözleşmesi kapsamında kabul edilir; hekim sonuç taahhüdü altına girerek sonucu garanti eder ve olası komplikasyon yönetiminden sorumludur.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

