Rütbenin Geri Alınması Cezasının Hukuki Niteliği ve Kapsamı
Rütbenin geri alınması cezası, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca yalnızca onbaşı ve çavuş statüsündeki erbaşlara uygulanan fer'i ve askeri hizmete özgü bir cezadır. 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu'nun 3. maddesinin (a) fıkrasının 2 numaralı bendi uyarınca erbaş; ihtiyaçları Devlet tarafından temin olunan onbaşı ve çavuş rütbelerini haiz askerleri ifade eder. 1632 sayılı Kanun'un 35. maddesinin birinci fıkrası, bu fer'i yaptırımın Kanunun 30. maddesinde belirtilen hallerde erbaşlar hakkında tatbik olunacağını düzenlemiştir.
1632 sayılı ASKERİ CEZA KANUNU m. 35Kaynağı aç
35 – (Değişik : 22/3/2000 – 4551/10 md.)
Rütbenin
geri alınması cezası 30 uncu maddede yazılı hallerde erbaşlar hakkında uygulanır.
Bu husus mahkeme hükmünde belirtilmemiş olsa dahi, rütbenin geri alınması
işlemi idarece re’sen uygulanır.
Rütbenin geri alınması cezası,
hükümlünün rütbesinin geri alınarak erliğe indirilmesi, askeri hizmetten doğan ve özel kanunda saklı tutulmayan bütün hakların
kaybı sonuçlarını doğurur.
(İptal
son fıkra: Anayasa Mahkemesinin 25/11/2005 tarihli ve E. : 2000/34,
K. : 2005/91 sayılı Kararı ile.)
Rütbenin
geri alınması cezasının mahiyeti ve neticeleri:
Askeri Ceza Kanunu'nun 35. maddesinin ikinci fıkrası gereğince rütbenin geri alınması cezası, hükümlünün rütbesinin geri alınarak erliğe indirilmesi ve askeri hizmetten doğan, özel kanunda saklı tutulmayan bütün hakların kaybı sonuçlarını doğurur. Bu düzenleme uyarınca rütbenin geri alınması, erbaşlık statüsünün sona erdirilerek kişinin er derecesine düşürülmesini ve askeri unvandan kaynaklanan hakların ortadan kalkmasını kesin hukuki sonuca bağlar.
İdarenin Re'sen Tatbik Yetkisi ve Mahkeme Hükmüyle İlişkisi
Askeri Ceza Kanunu'nun 35. maddesinin birinci fıkrasına göre rütbenin geri alınması hususu mahkeme kararında açıkça belirtilmemiş olsa dahi, kanuni koşullar gerçekleştiğinde bu işlem idarece re'sen uygulanır. Kanunun 30. maddesinde yazılı mahkûmiyet şartlarının oluşması durumunda, ceza mahkemesinin ayrıca rütbenin geri alınmasına karar vermemiş olması idarenin işlemi re'sen tatbik etme yetkisini ortadan kaldırmaz.
Hapis Cezası Süresine Bağlı Şartlar ve Taksir Ayrımı
Askeri Ceza Kanunu'nun 35. maddesinin yollamada bulunduğu 30. maddenin birinci fıkrasının (A) bendi uyarınca; taksirli suçlardan verilen cezalar hariç olmak üzere, ölüm, ağır hapis veya bir seneden fazla hapis cezası ile hükümlülük hali rütbenin geri alınmasını gerektirir. Taksirli suçlarda hükmedilen ceza miktarı ne olursa olsun bu bent kapsamında rütbenin geri alınması cezası uygulanamaz; kanun koyucu taksirle işlenen suçları açıkça bu yaptırımın dışında tutmuştur.
1632 sayılı ASKERİ CEZA KANUNU m. 30Kaynağı aç
22/3/2000-4551/6 md.)
Aşağıda yazılı hallerde
subay, astsubay, uzman jandarmalar ve özel kanunlarında bu cezanın uygulanacağı
belirtilen asker kişiler hakkında, askeri mahkemeler veya adliye mahkemelerince
asıl ceza ile birlikte, Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarma cezası da verilir.
Bu husus mahkeme hükmünde belirtilmemiş olsa dahi, Silahlı Kuvvetlerden
çıkarmayı gerektirir.
A) Taksirli suçlardan
verilen cezalar hariç olmak üzere ölüm, ağır hapis, bir seneden fazla hapis
cezası ile hükümlülük halinde,
B) Devletin şahsiyetine
karşı işlenen suçlarla basit ve nitelikli zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık,
dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz
kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçtan veya istimal ve istihlak
kaçakçılığı hariç kaçakçılık, resmi ihale ve alım
satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma suçlarından biriyle
hükümlülük halinde.
Taksirli suçlardan
verilen cezalar hariç olmak üzere, askeri mahkemelerce üç aydan fazla hapis
cezası ile birlikte Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarma cezası da verilebilir.
Türk Silahlı
Kuvvetlerinden çıkarma cezasının niteliği ve sonuçları:[10]
1632 sayılı Kanun'un 30. maddesinin ikinci fıkrasında taksirli suçlardan verilen cezalar hariç tutulmak şartıyla, mahkemelerce üç aydan fazla hapis cezası ile birlikte askeri yaptırım takdir edilebileceği düzenlenmiştir. Bu kural, belirli ağırlığa ulaşan kasıtlı suç mahkûmiyetlerinde kanunun öngördüğü asgari ceza sınırını belirler.
Yüz Kızartıcı Suçlar ve Mahkûmiyet Tipleri
Askeri Ceza Kanunu'nun 30. maddesinin birinci fıkrasının (B) bendi kapsamında; Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlar ile kanunda sayılan yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçlardan mahkûmiyet halinde ceza süresine bakılmaksızın erbaşın rütbesi geri alınır. Bu bentte basit ve nitelikli zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi suçlar ile resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma ve Devlet sırlarını açığa vurma suçları yer almaktadır.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda yer alan ilgili suç tipleri bu mahkûmiyetlerin ceza hukuku çerçevesini oluşturur. Türk Ceza Kanunu'nun 141. maddesinde düzenlenen hırsızlık suçu için bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Kanunun 157. maddesindeki dolandırıcılık suçu bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasını; 161. maddesindeki hileli iflas suçu ise üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasını gerektirir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 141Kaynağı aç
malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden
alan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) (Mülga: 2/7/2012-6352/105 md.)
Nitelikli hırsızlık[64]
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 157Kaynağı aç
başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye
bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir.
Nitelikli dolandırıcılık
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 161Kaynağı aç
tasarruflarda bulunan kişi, bu hileli tasarruflardan önce veya sonra iflasa
karar verilmiş olması halinde, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile
cezalandırılır. Hileli iflasın varlığı için;
a) Alacaklıların alacaklarının teminatı mahiyetinde olan malların
kaçırılması, gizlenmesi veya değerinin azalmasına neden olunması,
b) Malvarlığını kaçırmaya yönelik tasarruflarının ortaya çıkmasını
önlemek için ticari defter, kayıt veya belgelerin gizlenmesi veya yok edilmesi,
c) Gerçekte bir alacak ve borç ilişkisi olmadığı halde, sanki böyle bir
ilişki mevcutmuş gibi, borçların artmasına neden olacak şekilde belge
düzenlenmesi,
d) Gerçeğe aykırı muhasebe kayıtlarıyla veya sahte bilanço tanzimiyle
aktifin olduğundan az gösterilmesi,
gerekir.
Taksirli iflas
Kamusal güvene ve kamu idaresine yönelik suçlar bakımından Türk Ceza Kanunu'nun 197. maddesinde tedavüldeki parayı sahte olarak üretme, ülkeye sokma, nakletme, muhafaza etme veya tedavüle koyma fiilleri iki yıldan on iki yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezasıyla, sahte parayı bilerek kabul etme ise bir yıldan üç yıla kadar hapis ve adli para cezasıyla yaptırıma bağlanmıştır. İhaleye fesat karıştırma suçu 235. madde uyarınca üç yıldan yedi yıla kadar hapis; zimmet suçu 247. maddeye göre beş yıldan on iki yıla kadar hapis; irtikap suçu ise 250. madde gereğince beş yıldan on yıla kadar hapis cezasını gerektiren suçlar arasındadır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 197Kaynağı aç
bulunan parayı, sahte olarak üreten, ülkeye sokan, nakleden, muhafaza eden veya
tedavüle koyan kişi, iki yıldan oniki yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî
para cezası ile cezalandırılır.
(2) Sahte parayı bilerek kabul eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis
ve adlî para cezası ile cezalandırılır.
(3) Sahteliğini bilmeden kabul ettiği parayı bu niteliğini bilerek
tedavüle koyan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Paraya eşit sayılan değerler
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 235Kaynağı aç
veya kuruluşları adına yapılan mal veya hizmet alım veya satımlarına ya da
kiralamalara ilişkin ihaleler ile yapım ihalelerine fesat karıştıran kişi, üç
yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Aşağıdaki hallerde ihaleye fesat karıştırılmış sayılır:
a) Hileli davranışlarla;
1. İhaleye katılma yeterliğine veya koşullarına sahip olan kişilerin ihaleye
veya ihale sürecindeki işlemlere katılmalarını engellemek,
2. İhaleye katılma yeterliğine veya
koşullarına sahip olmayan kişilerin ihaleye katılmasını sağlamak,
3. Teklif edilen malları, şartnamesinde belirtilen niteliklere sahip
olduğu halde, sahip olmadığından bahisle değerlendirme dışı bırakmak,
4. Teklif edilen malları, şartnamesinde belirtilen niteliklere sahip
olmadığı halde, sahip olduğundan bahisle değerlendirmeye almak.
b) Tekliflerle ilgili olup da ihale mevzuatına veya şartnamelere göre gizli
tutulması gereken bilgilere başkalarının ulaşmasını sağlamak.
c) Cebir veya tehdit kullanmak suretiyle ya da hukuka aykırı diğer
davranışlarla, ihaleye katılma yeterliğine veya koşullarına sahip olan
kişilerin ihaleye, ihale sürecindeki işlemlere katılmalarını engellemek.
d) İhaleye katılmak isteyen veya katılan kişilerin ihale şartlarını ve
özellikle fiyatı etkilemek için aralarında açık veya gizli anlaşma yapmaları.
(3) (Değişik: 11/4/2013-6459/12 md.) İhaleye fesat karıştırma
suçunun;
a) Cebir veya tehdit kullanmak suretiyle işlenmesi hâlinde temel cezanın
alt sınırı beş yıldan az olamaz. Ancak, kasten yaralama veya tehdit suçunun
daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâllerinin gerçekleşmesi durumunda,
ayrıca bu suçlar dolayısıyla cezaya hükmolunur.
b) İşlenmesi sonucunda ilgili kamu kurumu veya kuruluşu açısından bir
zarar meydana gelmemiş ise, bu fıkranın (a) bendinde belirtilen hâller hariç
olmak üzere, fail hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(4) İhaleye fesat karıştırma dolayısıyla menfaat temin eden görevli
kişiler, ayrıca bu nedenle ilgili suç hükmüne göre cezalandırılırlar.
(5) Yukarıdaki fıkralar hükümleri, kamu kurum veya kuruluşları aracılığı
ile yapılan artırma veya eksiltmeler ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları,
kamu kurum veya kuruluşlarının ya da kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının
iştirakiyle kurulmuş şirketler, bunların bünyesinde faaliyet icra eden
vakıflar, kamu yararına çalışan dernekler veya kooperatifler adına yapılan mal
veya hizmet alım veya satımlarına ya da kiralamalara fesat karıştırılması
halinde de uygulanır.
Edimin ifasına fesat karıştırma
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 247Kaynağı aç
olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin veya başkasının
zimmetine geçiren kamu görevlisi, beş yıldan oniki yıla kadar hapis cezası ile
cezalandırılır.
(2) Suçun, zimmetin açığa çıkmamasını
sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı
oranında artırılır.
(3) Zimmet suçunun, malın geçici bir süre kullanıldıktan sonra iade
edilmek üzere işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranına kadar indirilebilir.
Etkin pişmanlık
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 250Kaynağı aç
sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar
sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına bir kimseyi icbar eden kamu
görevlisi, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Kamu
görevlisinin haksız tutum ve davranışları karşısında, kişinin haklı bir işinin
gereği gibi, hiç veya en azından vaktinde görülmeyeceği endişesiyle, kendisini
mecbur hissederek, kamu görevlisine veya yönlendireceği kişiye menfaat temin
etmiş olması halinde, icbarın varlığı kabul edilir.
(2) Görevinin sağladığı güveni kötüye
kullanmak suretiyle gerçekleştirdiği hileli davranışlarla, kendisine veya
başkasına yarar sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına bir kimseyi
ikna eden kamu görevlisi, üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile
cezalandırılır.
(3) İkinci fıkrada tanımlanan suçun kişinin hatasından yararlanarak
işlenmiş olması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(4) (Ek: 2/7/2012-6352/86 md.) İrtikap edilen menfaatin değeri ve
mağdurun ekonomik durumu göz önünde bulundurularak, yukarıdaki fıkralara göre
verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir.
Denetim görevinin ihmali
Kaçakçılık Suçundaki İstisna ve Dar Yorum İlkesi
Askeri Ceza Kanunu'nun 30. maddesinin birinci fıkrasının (B) bendinde kaçakçılık suçlarından mahkûmiyet rütbenin kaybı sonucunu doğurmakla birlikte, istimal ve istihlak kaçakçılığı açıkça hariç tutulmuştur. Kişinin yalnızca tek başına kullanmak ve tüketmek amacına yönelik işlediği kaçakçılık fiilleri Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarma veya erbaşlar yönünden rütbenin geri alınması sebebi sayılmaz.
Kanun metninde geçen benzerlik ibarelerine dayanılarak açıkça sayılmayan suç tiplerinin bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği kabul edilmektedir. İlgili bentte sayılan katalog suçların kıyas veya genişletici yorum yoluyla çoğaltılması mümkün olmayıp rütbenin geri alınması yaptırımı yalnızca metinde tahdidi olarak sayılan fiillerle sınırlı uygulanır.
Firar ve İzin Tecavüzü Hallerinde Yaptırımın Niteliği
1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 71. maddesi uyarınca firar ve izin tecavüzü cürümlerinden hüküm giyen erbaşların rütbelerinin geri alınmasına da hükmolunur. Kanun koyucu bu düzenlemeyle firar ve izin tecavüzü suçlarında rütbenin geri alınmasını, mahkûmiyet hükmüyle birlikte ceza yargılamasında ayrıca hükmolunacak bir kanuni sonuç olarak düzenlemiştir.
1632 sayılı ASKERİ CEZA KANUNU m. 71Kaynağı aç
22/3/2000-4551/16 md.) Firar ve izin tecavüzü cürümlerinden hüküm giyen erbaşların rütbelerinin
geri alınmasına da hükmolunur.
Firar cezalarının
sonraya bırakılması:
İnfaz Şekli ve Anayasa Mahkemesinin İptal Kararı
1632 sayılı Kanun'un 35. maddesinin son fıkrası Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, rütbenin alenen sökülmesine ilişkin infaz biçimini Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvenceye bağlanan insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir ceza veya muameleye tabi tutulma yasağına aykırı bularak iptal etmiştir. İptal kararı yalnızca kamuya açık infaz yöntemini yürürlükten kaldırmış olup rütbenin geri alınarak erliğe indirilmesi yaptırımı idari işlemle tatbik edilerek varlığını sürdürmektedir.
İdari Yargı Denetimi ve Kanun Yolu Sınırları
Rütbenin geri alınması işlemine karşı idare mahkemelerinde iptal davası açılabilmektedir. İdari yargılama usulünde istinaf incelemesinden geçen kararlar bakımından, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinde tahdidi olarak sayılan temyiz edilebilecek kararlar arasında yer almayan uyuşmazlıklarda bölge idare mahkemesi kararı kesinleşmekte olup Danıştay nezdinde temyiz kanun yolu kapalıdır.
Rütbenin geri alınması cezası hangi personele uygulanır?
Rütbenin geri alınması cezası, Askeri Ceza Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca yalnızca onbaşı ve çavuş statüsündeki erbaşlara uygulanır.
Mahkeme kararında yer almasa bile idare rütbeyi alabilir mi?
Evet, Askeri Ceza Kanunu'nun 35. maddesi gereğince mahkeme hükmünde belirtilmemiş olsa dahi kanuni şartlar oluştuğunda rütbenin geri alınması işlemi idarece re'sen tatbik edilir.
Taksirli suçtan mahkûmiyet rütbenin geri alınmasına yol açar mı?
Hayır, taksirli suçlardan verilen cezalar Askeri Ceza Kanunu'nun 30. maddesinde açıkça hariç tutulduğundan, ceza süresi ne olursa olsun taksirli mahkûmiyetlerde bu ceza uygulanamaz.
Şahsi tüketim amaçlı kaçakçılık rütbenin geri alınmasını gerektirir mi?
Hayır, kanunda açıkça belirtildiği üzere kişinin tek başına kullanma ve tüketme amacına yönelik gerçekleştirdiği istimal ve istihlak kaçakçılığı rütbenin geri alınması sebebi sayılmaz.
Firar eden erbaşın rütbesi nasıl geri alınır?
Askeri Ceza Kanunu'nun 71. maddesi gereğince firar ve izin tecavüzü cürümlerinden hüküm giyen erbaşların rütbelerinin geri alınmasına da hükmolunur.
Rütbenin geri alınmasının sonuçları nelerdir?
Hükümlünün rütbesi alınarak erliğe indirilir ve askeri hizmetten doğup özel kanunda saklı tutulmayan bütün hakları sona erer.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

