Rızaen Teslim ve Suç Eşyasının Muhafaza Altına Alınması

by Avukat Erdal Ersoy
Rızaen Teslim ve Suç Eşyasının Muhafaza Altına Alınması

Ceza Muhakemesinde Rızaen Teslim ve Muhafaza Altına Alma Esasları

Ceza Muhakemesi Kanunu m. 123 çerçevesinde, delil niteliği taşıyan veya müsaderesi gereken ekonomik değerler ile eşyalar muhafaza altına alınır. İlgili kişinin bu kapsamdaki malvarlığı değerlerini hukuka uygun rızasıyla yetkililere teslim etmesi durumunda yapılan işlem muhafaza altına alma sayılır. Kanunun lafzında rızayla teslim edilen bu eşyalar için ayrıca elkoyma kararı öngörülmemiştir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 123Kaynağı aç
Madde 123 – (1) İspat aracı olarak yararlı görülen ya da eşya veya
kazanç müsaderesinin konusunu oluşturan malvarlığı değerleri, muhafaza altına
alınır.
(2) Yanında bulunduran kişinin rızasıyla teslim etmediği bu tür eşyaya
elkonulabilir.
(3) (Ek:27/12/2020-7262/19 md.) Muhafaza altına alınan veya
elkonulan eşya ya da malvarlığı değerlerinin kıymeti tespit edilir.
İstenen eşyayı vermeyenler hakkında yapılacak işlem
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2023/4158, K. 2025/13494Kaynağı aç
7. Ceza Dairesi         2023/4158 E.  ,  2025/13494 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/299 E., 2022/568 K.
SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet, eşya müsaderesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kanun iadesi üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Tebliğnamede belirtilen görüş yönünden; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 7242 sayılı Kanun ile 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nda (5607 sayılı Kanun) sanık lehine yapılan değişiklikler nedeniyle dosyayı yerel mahkemeye iadesinden sonra, sanığa gümrüklenmiş değerin iki katı tutarını ödemesi halinde cezasında 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca indirim uygulanacağının ihtar edildiği, ilgili kanun maddesi gösterilerek ödenmesi gereken miktarın bildirildiği ve indirim oranı belirtilmediğinden de sanığın yanıltılmadığı anlaşılmakla, tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu
olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, katılan … İdaresi vekili ile sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Ancak;
1. Sanık hakkında hükmedilen 10 ay hapis cezasının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 50/1-(a) maddesi uyarınca 300 gün adli para cezasına çevrilmesine karar verildiği halde, hükmün sonraki bendinde "20 gün" denilerek karışıklığa neden olunması,
2. Suça konu eşyanın tamamının 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 13/1. maddesi yollamasıyla 5237 sayılı Kanun'un 54/4. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde yalnızca numune eşyanın müsaderesine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş ise de, bahse konu hukuka aykırılıklar Yargıtay tarafından düzeltilerek giderilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, katılan … İdaresi vekili ile sanığın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği;
1. Hükmün hapisten çevrilen gün adli para cezasının adli para cezasına çevrilmesine ilişkin bendinde yer alan "20 gün" ibaresinin çıkartılarak yerine gelmek üzere "300 gün" ibaresinin eklenmesi,
2. Hükmün eşya müsaderesine ilişkin bendinde yer alan "şayet tasfiye edilmişse numunelerin" ibaresinin çıkartılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 06.11.2025 tarihinde karar verildi.
KARŞI DÜŞÜNCE
Sanık hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün katılan idare vekili ve sanık tarafından temyizi üzerine, yerel mahkemenin mahkumiyete ilişkin kararının hukuka aykırı arama nedeniyle bozulması yerine, sayın çoğunluğun düzeltilerek onanmasına dair kararı yerinde değildir.
Şöyle ki;
16.12.2014 tarihli yakalama, rızaen teslim ve muhafaza altına alma tutanağına göre; …. Büro Amirliği görevlilerince Silifke ilçesi….Caddesi…. civarında omzunda siyah askılı çanta ile görülen ve durumundan şüphelenilen sanığa polis tanıtma kartları gösterildikten sonra omzundaki çantasında ne olduğu sorulduğunda sanığın çantasında cinsel içerikli hap ve spreylerin
bulunduğunu söylediği ve kendi rızası ile çantasındaki eşyaları kolluk kuvvetlerine teslim ettiği ve sonrasında nöbetçi Cumhuriyet savcısına ele geçen kaçak eşyalar hakkında bilgi verildiği,
Dosya içindeki bilgi ve belgelere göre; suç konusu cinsel içerikli hap ve spreylerin içinde bulunduğu çantada arama yapılabilmesine ilişkin herhangi bir adli arama kararının, yazılı arama emrinin ya da önleme araması kararının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu olay değerlendirildiğinde;
Sanığa ait ve suç konusu eşyanın içerisinde ele geçirildiği siyah renkli çantada yapılan arama işleminin, PVSK'nın 4/A maddesi kapsamında yoklama ve kontrol olarak değerlendirilemeyeceği, suç konusu cinsel içerikli hap ve spreylerin ele geçirilme anına kadar suçüstü hâlinin de söz konusu olmadığı, üzerlerinde yoklama yapılan kişilerin çantalarında gerçekleştirilecek arama işlemi için, CMK'nın 116 ve devamı maddeleri uyarınca hâkimden karar veya yazılı emir alınması ya da bir önleme araması kararının gerekli olduğu, ancak dosya kapsamında bu tür bir arama kararı ya da arama emrinin bulunmadığı, devletin kamu gücünü kullanan kolluk görevlilerinin karşısında direnme gücü bulunmayan sanığın bu aşamada gösterdiği rızanın hukuken geçerli olmadığının kabulünün gerektiği, bu nedenle ilk bakışta görülemeyecek şekilde olan sanığın çantasında ele geçen kaçak eşyanın hukuka aykırı olarak elde edilen delil niteliğinde olması nedeniyle, 5271 sayılı CMK'nun 206/2-a, 217/2, 230/1. madde ve fıkraları uyarınca hükme esas alınamayacağı ve sanığın tevilli ikrarı dışında başkaca delil bulunmadığı dikkate alındığında sanığın beraati karar verilmesi gerektiğinden hükmün bozulması yerine, yerel mahkemenin kararının düzeltilerek onanmasına dair sayın çoğunluğun kararına katılmıyoruz. 06.11.2025

Muhafaza altına alma ile zorla elkoyma tedbiri arasında açık bir usul ayrımı bulunur. Eşyayı yanında bulunduran kişinin rızasıyla teslim etmediği durumlarda Ceza Muhakemesi Kanunu m. 123/2 ve m. 127 uyarınca hâkim kararı; gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde ise Cumhuriyet savcısının veya savcıya ulaşılamadığında kolluk amirinin yazılı emriyle elkoyma gerçekleştirilebilir. Hâkim kararı olmaksızın yapılan elkoyma işleminin yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulması ve hâkimin kırk sekiz saat içinde kararını açıklaması gerekir; aksi hâlde elkoyma tedbiri kendiliğinden kalkar.

Açıkta Bulunan Eşyalar ile Arama Tedbiri Ayrımı

Arama faaliyeti gizli olanı ortaya çıkarmayı hedeflediğinden, gözle görülen veya açıkta bırakılan şeyler aramanın konusunu oluşturmaz. Bu nitelikteki eşyalar bakımından arama koruma tedbiri için öngörülen yasal şartların yerine getirilmesi gerekmez; zilyedin hukuka uygun rızasıyla teslimi hâlinde eşya muhafaza altına alınır.

Suç delilleri ya da müsadereye tabi tutulacak nesneler gözle görülecek biçimde veya açıkta bırakılmış vaziyette bulunmuyorsa, zilyedin görünüşte veya sözde rızasıyla teslimde bulunması kural olarak usulüne uygun bir arama ve elkoyma kararı alınması zorunluluğunu ortadan kaldırmaz.

Nitekim park halindeki bir aracın bagajında kaba kontrolde içki şişelerinin görülmesi üzerine suç delillerinin muhafaza altına alınması ve savcının sözlü talimatıyla usulüne uygun önleme araması kararına dayanılarak süresi ile şartları makul biçimde yapılan arama işlemi sonucunda ele geçen kaçak eşyanın hukuka uygun yöntemle elde edildiği Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2024/148 Esas ve 2025/313 Karar sayılı ilamında kabul edilmiştir.

Rızanın Geçerlilik Koşulları ve Kamu Gücü Karşısındaki Sınır

Rızaen teslimin geçerli sayılabilmesi için ilgilinin rızasının özgür iradesine dayanması şarttır. Anayasa m. 38 ve Ceza Muhakemesi Kanunu m. 148 kapsamında kötü davranma, işkence, ilaç verme, yorma, aldatma, cebir veya tehditte bulunma gibi bedensel ya da ruhsal müdahalelerin yapılmaması ve kanuna aykırı bir yarar vaat edilmemesi gerekir. Yasak usullerle elde edilen beyan ve rızalar delil olarak değerlendirilemez. Ayrıca Ceza Muhakemesi Kanunu m. 148/4 uyarınca müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.

Anayasa m. 20 ve 21 uyarınca özel hayatın gizliliği ve konut dokunulmazlığı vazgeçilmez temel haklar arasında yer aldığından sınırlama usulleri içinde ilgilinin rızasına yer verilmemiştir. Birey ile devletin kamu gücünü kullanan kolluk görevlileri arasındaki güç dengesizliğinin rızayı sakatlayabileceği kabul edilmektedir. Bu nedenle usulüne uygun arama kararı bulunmaksızın araçtaki veya kapalı alandaki gizli eşyanın kolluğa teslim edilmesi hukuken geçerli bir arama izni sayılmaz; ilk bakışta görülemeyecek durumdaki bu eşyalar hukuka aykırı elde edilmiş delil sayılır.

Girilmesi Mutat İş Yerlerinde Arama Esasları

Türk Ceza Kanunu m. 116/2 uyarınca, herkesin serbestçe girmesinin olağan sayıldığı iş yerleri ve bunların eklentilerine girilmesi iş yeri dokunulmazlığını ihlal suçunu meydana getirmez. Ancak bu durum, söz konusu mekânlarda veya kamuya açık kapalı alanların kamuya açık olmayan bölümlerinde ceza muhakemesi uyarınca arama yapılabilmesi için gereken hâkim kararı ya da gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde yetkili merciin yazılı emir şartını kaldırmaz.

Suçüstü Hali ve Arama Kararının Aranmadığı Durumlar

Suçüstü halinin bulunduğu durumlarda sanığa üzerinde suç unsuru olup olmadığı sorulduğunda şüphelinin suç konusu maddeleri kendi rızasıyla teslim etmesi hâlinde, bu delillerin muhafaza altına alınması hukuka uygun bulunur ve elde edilen unsurlar yargılamada geçerli delil vasfını taşır.

Buna karşılık somut bir suç ihbarı üzerine harekete geçildiğinde Ceza Muhakemesi Kanunu m. 116 ve 119 uyarınca usulüne uygun adli arama emri veya kararı alınması gerekir. Cumhuriyet savcısının talimatı doğrultusunda adli arama kararı alınmaksızın yalnızca önleme araması kararına dayanılarak araçta yapılan arama hukuka aykırıdır; bu esnada araçtakilerin suç eşyasını teslim etmesi hukuka aykırı aramayı geçerli kılmaz ve elde edilen eşyalar mahkûmiyet hükmüne esas oluşturamaz.

Uyuşturucu Suçlarında Rızaen Teslim ve Etkin Pişmanlık Değerlendirmesi

Rızaen teslimin Türk Ceza Kanunu m. 192/3 kapsamında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını sağlayıp sağlamayacağı, suç konusu maddenin kollukça yapılacak mutat aramayla ele geçirilip geçirilemeyeceğine göre belirlenir. Kolluk görevlilerinin genel kontrol yaptıkları esnada yapacakları üst aramasında bulunabilecek durumdaki uyuşturucu maddenin teslim edilmesi suçun ortaya çıkmasına hizmet ve yardım niteliğinde sayılmadığından etkin pişmanlık hükümleri uygulanmaz.

Somut olayda sanık rızasıyla teslim etmese dahi kolluk kuvvetlerince yapılacak aramada ele geçirilebilecek durumda olan, açık bırakılan vites topuzu içerisindeki uyuşturucu maddelerin sırf sanık tarafından ikrar edilmesi hâlinin etkin pişmanlık şartlarını taşımadığı kabul edilmiştir.

Buna karşın şüpheli hakkında adli arama kararı bulunmadığı aşamada Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu m. 4/a uyarınca kaba üst aramasıyla bulunamayacak bir yerde saklanan uyuşturucu maddenin kendi rızasıyla teslim edilerek suçun ortaya çıkarılması hâlinde Türk Ceza Kanunu m. 192/3 uyarınca etkin pişmanlık indiriminin uygulanması gerekir.

Şüphe üzerine durdurulan ve hakkında arama kararı bulunmayan kişinin araçtan inerken araçta yasak madde bulunduğunu belirterek bunları rızasıyla görevlilere teslim etmesi veya aleyhinde soyut beyanlar dışında yeterli delil bulunmayıp üzerinde madde ele geçirilemeyen kişinin sakladığı maddeleri rızasıyla teslim edip suçun aydınlatılmasına hizmet etmesi hâlinde de Türk Ceza Kanunu m. 192/3 uyarınca etkin pişmanlık hükümleri tatbik edilir.

Rızaen teslim edilen suç eşyası için ayrıca elkoyma kararı gerekir mi?

Ceza Muhakemesi Kanunu m. 123/1 kapsamında ispat aracı veya müsaderelik eşya ilgilinin rızasıyla teslim edildiğinde muhafaza altına alınır ve bu işlem için kanunda ayrıca elkoyma kararı öngörülmemiştir.

Gizli bir yerde bulunan suç eşyasının rızaen teslimi arama kararını gereksiz kılar mı?

Hayır, gözle görülmeyen ve açıkta bırakılmayan eşyalarda zilyedin görünüşte rızaen teslimi, usulüne uygun arama ve elkoyma kararı alma zorunluluğunu ortadan kaldırmaz.

Kolluk kontrolünde bulunabilecek eşyayı teslim etmek ceza indirimine yol açar mı?

Hayır, kolluk görevlilerinin genel kontrol esnasında yapacağı üst aramasında bulunabilecek durumdaki suç konusu maddenin görevlilere teslim edilmesi, suçun ortaya çıkmasına hizmet ve yardım niteliğinde sayılmadığından etkin pişmanlık hükümleri uygulanmaz.

Kaba üst aramasıyla bulunamayacak uyuşturucu maddenin teslimi etkin pişmanlık sayılır mı?

Evet, adli arama kararı olmaksızın yapılan kaba üst yoklamasıyla tespit edilemeyecek yere gizlenen maddenin rızayla teslim edilip suçun ortaya çıkarılması durumunda Türk Ceza Kanunu m. 192/3 kapsamında etkin pişmanlık indirimi uygulanır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu