5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 204. maddesinin 1. fıkrasına göre; resmi bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmi belgeyi kullanan kişilere iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2011/8-335, K. 2012/1804Kaynağı aç
Aldatma Kabiliyeti Unsuru ve Hukuki Niteliği
Resmi belgede sahtecilik eyleminin suç teşkil edebilmesi bakımından belgenin aldatma gücünü taşıması zorunlu bir unsurdur. Suça konu belgenin gerçek bir belge olduğu yönünde kişileri yanıltabilecek nitelikte bulunması gerekir; özel bir teknik inceleme yapılmadıkça gerçek olmadığı anlaşılamayan belge sahte kabul edilir.
Belgenin aldatma kabiliyetinin bulunup bulunmadığı nesnel ve objektif ölçütlerle belirlenir. Muhatabın kendi dikkatsizliğinden, hatasından ya da özensizliğinden ileri gelen fiili bir aldanma, suça konu belgenin objektif olarak aldatma yeteneğini haiz olduğunu göstermez.
Mevzuata göre belgenin kurucu unsuru sayılan zorunlu resmi işaretleri veya resmi mühürleri taşımayan materyaller aldatma yeteneğini haiz olmadığından resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturmaz. Bununla birlikte fotokopi belgeler asıl belgenin kanıtlama gücünü haiz değildir; fotokopi üzerinde baskı izi, el hareketleri ve yazım biçimi gibi unsurların tespiti kural olarak mümkün olmadığından aslı ele geçirilemeyen belgenin aldatma yeteneği belirlenemez ve sahtecilik suçu sabit kabul edilemez.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2016/424, K. 2019/310Kaynağı aç
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2018/143, K. 2020/108Kaynağı aç
Mahkemenin Belgeyi İnceleme Yükümlülüğü ve Bilirkişi Raporu
Sahteciliğe konu olan belgenin aldatma yeteneğini takdir ve tespit etme görevi öncelikle davayı yürüten mahkemeye aittir. Hâkim; olayın çıkışını, oluşunu ve akışını, düzenlenen belgeyle tesis edilen işlemleri göz önüne alarak sahteliğin kolaylıkla anlaşılıp anlaşılamayacağını bizzat saptamakla yükümlüdür.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 9/10/2012 tarihli ve E. 2011/8-335, K. 2012/1804 sayılı kararında belirtildiği üzere; mahkemece suçun konusunu oluşturan belge aslı getirtilerek resmi belgede yer alması gereken başlık, sayı, tarih, imza ve mühür gibi zorunlu unsurlar incelenmeli ve aldatma gücü saptanmalıdır. Bu inceleme neticesinde duraksama yaşanması halinde mahkemeye yardımcı olmak ve aydınlatma sağlamak üzere bilirkişi incelemesine başvurulması zorunludur. Suça konu belge aslı incelenmeden, aldatma yeteneği belirlenmeden ve duraksama halinde bilirkişi görüşü alınmadan kurulan mahkûmiyet hükümleri eksik inceleme gerekçesiyle bozulmaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2016/38, K. 2018/241Kaynağı aç
Mahkemenin sahte belge aslını duruşmada bizzat incelediği, sahteliğin ilk bakışta fark edilemediğini ve aldatma yeteneğinin mevcut olduğunu belirlediği hallerde ayrıca bilirkişi incelemesi yaptırılmasına gerek bulunmamaktadır.
Emniyet Genel Müdürlüğü Merkez ve Bölge Kriminal Polis Laboratuvarları Teknik Hizmet Yönetmeliği'nin 12. maddesinin (b) bendinin 8 numaralı alt bendi gereğince; Kriminal Polis Laboratuvarı Sahtecilik Bölümü, belgeler üzerinde ilave, silme, kazıma gibi yollarla yapılan tahrifatlarda veya tamamen sahte düzenlemelerde aldatma kabiliyeti, suç unsurlarının teşekkülü ve şekil şartları yönünden teknik görüş bildirmekle görevlidir.
Adil Yargılanma Güvenceleri ve Yargılama Usulü
Anayasa'nın 36. maddesinin 1. fıkrası uyarınca herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia, savunma ve adil yargılanma hakkına sahiptir. Çelişmeli yargılama ilkesi, taraflara dava dosyası hakkında bilgi sahibi olma, yorum yapma ve aleyhindeki delillere karşı etkili bir şekilde karşı çıkma fırsatı tanınmasını gerektirir. Silahların eşitliği ilkesi ise tarafların usule ilişkin haklar bakımından aynı şartlara tabi tutulmasını ve bir tarafın diğerine nazaran zayıf duruma düşürülmemesini hedefler.
Resmi belgede sahtecilik isnadında suça konu belgenin mahkemece bizzat getirtilerek incelenmemesi, aldatma kabiliyetinin gözlemlenmemesi ve sanığın belgenin niteliğine yönelik itirazlarının karşılanmaması durumunda çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkeleri zedelenmektedir. Yargılama mercileri bilirkişi raporundaki kanaatle bağlı olmayıp gerekçesini açıklayarak raporun aksine karar verebileceği gibi suçun sübutunda kesin kanaat oluşmadığında şüpheden sanık yararlanır ilkesini de uygulayabilir.
Bireysel Başvuru Şartları ve İhlal Kararının Sonuçları
6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesi uyarınca; herkes Anayasa'da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokoller kapsamındakilerin kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Bununla birlikte bireysel başvuru yapılabilmesi için ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmale karşı kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olması şarttır.
6216 sayılı ANAYASA MAHKEMESİNİN KURULUŞU VE YARGILAMA USULLERİ HAKKINDA KANUN m. 45Kaynağı aç
Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine dair verilen kararlar sanığın beraat ettiği anlamına gelmez ve yeniden yargılamada mutlaka beraat kararı verileceğini göstermez. Yeniden yargılama yapan mahkeme delilleri takdir ederek benzer veya farklı bir sonuca varabilir. İhlalin niteliğine göre yeniden yargılama yapılmasının yeterli giderim oluşturduğu hallerde manevi tazminat talepleri reddedilir; kanıtlanmayan maddi zararlara ilişkin tazminat istemleri de kabul edilmez.
Temel Cezanın Tayininde Hâkimin Görevi
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 3. maddesinin 1. fıkrası ile 61. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, cezaların kişiselleştirilmesi amacıyla hâkim; işlenen fiilin ağırlığı ve olayın özellikleriyle orantılı biçimde gerekçesini göstererek kanundaki alt ve üst sınırlar arasında temel cezayı belirlemektedir.
Resmi belgede sahtecilik suçunda bilirkişi raporu alınması zorunlu mudur?
Hayır, belgenin aldatma gücünü değerlendirme yetkisi öncelikle mahkemeye aittir. Hâkim belge aslını duruşmada bizzat inceleyip aldatma kabiliyetini tespit ettiğinde bilirkişi raporu almadan hüküm kurabilir; bilirkişi incelemesi mahkemenin incelemesinde duraksama yaşanması haline özgülenmiştir.
Kişisel dikkatsizlik sonucu aldanma sahtecilik suçunu oluşturur mu?
Hayır, belgenin objektif ve nesnel olarak aldatma yeteneğine sahip olması şarttır. Muhatabın kendi dikkatsizliği veya özensizliği nedeniyle gerçekleşen fiili aldanma, suça konu belgenin aldatma kabiliyeti taşıdığını göstermez.
Fotokopi belge üzerinden resmi belgede sahtecilik suçundan ceza verilebilir mi?
Hayır, fotokopi belgeler asıl belgenin ispat gücünü taşımadığından ve tahrifat ya da basım özellikleri fotokopi üzerinden güvenilir biçimde incelenemediğinden, aslı ele geçirilemeyen belgenin aldatma kabiliyeti belirlenemez ve sahtecilik suçu sabit kabul edilemez.
Adil yargılanma hakkı ihlali kararı sanığın beraat ettiği anlamına mı gelir?
Hayır, ihlal kararı beraat sonucunu doğurmaz ve yeniden yargılamada beraat verilmesini zorunlu kılmaz; yargılamayı yürüten mahkeme usul eksikliğini giderdikten sonra delilleri takdir ederek benzer veya farklı bir karar verebilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

