Raporluyken İl Dışına Çıkmak ve Hukuki Sonuçları

by Avukat Erdal Ersoy
Raporluyken İl Dışına Çıkmak ve Hukuki Sonuçları

İstirahat raporu alan çalışanların rapor süresince ikamet ettikleri il sınırları dışına çıkması kural olarak yasak değildir; ancak seyahatin amacı, personelin memur veya işçi statüsünde bulunması ve yapılan eylemin dürüstlük kurallarına uygunluğu hukuki neticeleri belirler.

Devlet Memurlarının Rapor Süresince İl Dışına Çıkması

Devlet memurları ile polis, bekçi, jandarma ve sahil güvenlik personelinin istirahat raporu aldıklarında il dışına çıkmaları disiplin cezasına konu edilemez. 29.10.2011 tarih ve 28099 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik ile eski düzenlemedeki amir onayı şartı yürürlükten kaldırılmıştır. Yürürlükteki mevzuatta istirahat izninin görev mahalli dışında geçirilmesini idari amirin iznine bağlayan bir hüküm bulunmadığından, personelin raporluyken il sınırları dışına çıkması gerekçesiyle ceza verilemez.

Hastalığı seyahate engel teşkil etmeyen memur, iyileşme sürecini görev yaptığı il dışında geçirebilir. Buna karşın raporun amacına aykırı hareket edilmesi durumunda disiplin sorumluluğu gündeme gelebilir. İstirahat raporu alarak tedavi ve dinlenme amacı dışında tatile gidilmesi gibi hallerde, memur hakkında disiplin soruşturması açılması olası görülmektedir.

İş Kanunu Kapsamında Sadakat Borcu ve İstirahat Süreci

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 396. maddesinin birinci fıkrası gereğince işçi, yüklendiği işi özenle yapmak ve işverenin haklı menfaatinin korunmasında sadakatle davranmak zorundadır. İşçinin raporlu olduğu dönemde de işverene karşı bağlılık ve dürüstlük ilkelerine uygun hareket etmesi beklenir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 396Kaynağı aç
MADDE 396- İşçi, yüklendiği işi özenle yapmak ve işverenin haklı menfaatinin korunmasında sadakatle davranmak zorundadır. İşçi, işverene ait makineleri, araç ve gereçleri, teknik sistemleri, tesisleri ve taşıtları usulüne uygun olarak kullanmak ve bunlarla birlikte işin görülmesi için kendisine teslim edilmiş olan malzemeye özen göstermekle yükümlüdür. İşçi, hizmet ilişkisi devam ettiği sürece, sadakat borcuna aykırı olarak bir ücret karşılığında üçüncü kişiye hizmette bulunamaz ve özellikle kendi işvereni ile rekabete girişemez. İşçi, iş gördüğü sırada öğrendiği, özellikle üretim ve iş sırları gibi bilgileri, hizmet ilişkisinin devamı süresince kendi yararına kullanamaz veya başkalarına açıklayamaz. İşverenin haklı menfaatinin korunması için gerekli olduğu ölçüde işçi, hizmet ilişkisinin sona ermesinden sonra da sır saklamakla yükümlüdür. III. Teslim ve hesap verme borcu

İstirahat raporu bulunan bir işçinin konutuna kapanması veya istirahatını evinde geçirmesi gerektiğine yönelik yasal bir zorunluluk bulunmamaktadır. İşverenin tek taraflı talimat veya genelgelerine dayanılarak, yalnızca evde bulunulmadığı gerekçesiyle iş akdinin feshedilmesi geçerli nedene dayanmaz ve feshin geçersizliği sonucunu doğurur.

Raporun Amacına Aykırı Seyahat ve Haklı Nedenle Fesih

İşverenin güvenini kötüye kullanmak veya doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunmak, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık teşkil eder. İşveren, işçinin raporluyken il dışına çıktığını belirlediğinde, yapılan seyahat kötü niyetli nitelik taşıyorsa iş sözleşmesini derhal feshetme hakkına sahiptir.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 25Kaynağı aç
Madde 25 – Süresi belirli olsun veya olmasın işveren, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir: I- Sağlık sebepleri: a) İşçinin kendi kastından veya derli toplu olmayan yaşayışından yahut içkiye düşkünlüğünden doğacak bir hastalığa yakalanması veya engelli hâle gelmesi durumunda, bu sebeple doğacak devamsızlığın ardı ardına üç iş günü veya bir ayda beş iş gününden fazla sürmesi.[7] b) İşçinin tutulduğu hastalığın tedavi edilemeyecek nitelikte olduğu ve işyerinde çalışmasında sakınca bulunduğunun Sağlık Kurulunca saptanması durumunda. (a) alt bendinde sayılan sebepler dışında işçinin hastalık, kaza, doğum ve gebelik gibi hallerde işveren için iş sözleşmesini bildirimsiz fesih hakkı; belirtilen hallerin işçinin işyerindeki çalışma süresine göre 17 nci maddedeki bildirim sürelerini altı hafta aşmasından sonra doğar. Doğum ve gebelik hallerinde bu süre 74 üncü maddedeki sürenin bitiminde başlar. Ancak işçinin iş sözleşmesinin askıda kalması nedeniyle işine gidemediği süreler için ücret işlemez. II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri: a) İş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar kendisinde bulunmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek, yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler veya sözler söyleyerek işçinin işvereni yanıltması. b) İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarfetmesi veya davranışlarda bulunması, yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnadlarda bulunması. c) İşçinin işverenin başka bir işçisine cinsel tacizde bulunması. d) İşçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması, işyerine sarhoş yahut uyuşturucu madde almış olarak gelmesi ya da işyerinde bu maddeleri kullanması.[8] e) İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması. f) İşçinin, işyerinde, yedi günden fazla hapisle cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir suç işlemesi. g) İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi. h) İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi. ı) İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması. III- Zorlayıcı sebepler: İşçiyi işyerinde bir haftadan fazla süre ile çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı bir sebebin ortaya çıkması. IV- İşçinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde devamsızlığın 17 nci maddedeki bildirim süresini aşması. İşçi feshin yukarıdaki bentlerde öngörülen sebeplere uygun olmadığı iddiası ile 18, 20 ve 21 inci madde hükümleri çerçevesinde yargı yoluna başvurabilir. Derhal fesih hakkını kullanma süresi

İstirahat raporu süresinde iş arkadaşıyla birlikte turizm amaçlı geziye veya tatile çıkıldığının sosyal medya paylaşımlarıyla ve ilgilinin ikrarıyla sabit olduğu hallerde işverenin güveni kötüye kullanılmış sayılır. Eylemin doğruluk ve bağlılığa aykırılık oluşturması nedeniyle gerçekleştirilen haklı fesih neticesinde kıdem ve ihbar tazminatı talepleri kabul edilmez.

Raporlu olunan dönemde başka bir şehre gidilerek plajda tatil kıyafetleriyle bulunulduğunun sosyal medya paylaşımlarıyla ortaya konulması durumunda, raporun gerçeğe aykırı biçimde kullanıldığı anlaşılır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2016/17532 Esas ve 2017/12196 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, raporlu olduğunu bildiren işçinin raporun aksine tatile gitmesi doğruluk ve bağlılığa aykırı olup işveren açısından haklı fesih oluşturur.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2016/17532, K. 2017/12196Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2016/17532 E.  ,  2017/12196 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette 01/11/2013 tarihinden itibaren çalışmaya başladığını, çağrı merkezi elemanı olarak görev yaptığını, iş sözleşmesinin ise 10/09/2015 tarihinde haksız olarak feshedildiğini iddia ederek, fesih işleminin geçersizliğinin tespiti ile müvekkilinin işe iadesine; müvekkilinin işe başlatılmaması durumunda davalının 8 aylık brüt ücret tutarında tazminatı mahkumiyetine; müvekkilinin işten ayrı kaldığı süre zarfında ki 4 aylık ücret, diğer sosyal hak ve alacakların faizi ile ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, davacının güveni kötüye kullanması, doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması nedeniyle iş sözleşmesinin geçerli nedenle feshedildiğini, davacının kendisine sağlanan ücretsiz izin hakkına müvekkilinin iyi niyetini de suiistimal ettiğini, 8 aylık çalışma sürecinde 59 gün ücretsiz izin kullandığını, iş akışını ve proje düzenini bozduğunu, 17/08/2015 tarihinden itibaren 09/09/2015 tarihine kadar aralıksız olarak rapor aldığını, hastalık dolayısıyla rapor aldığı bu dönemde sosyal paylaşım sitelerinden birinde "herkese açık" olarak deniz kenarında tatil yaptığını gösterir fotoğraflar paylaştığını, davacının işi gereği yaptığı telefon görüşmelerinde ve ankette katılımcıya küfür ettiğinin tespit edildiğini, bu nedenlerle davacının sözleşmesinin müvekkili tarafından feshedildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, “Davacının iş akdinin, fesih yazısı içeriğinden anlaşıldığı üzere davacının olumsuz davranışları sebebiyle feshedildiği anlaşılmaktadır. İş Kanunu'nun 19. maddesi uyarınca, işçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle iş akdinin feshi için işçinin savunmasının alınmaması feshin geçersizliği sonucunu doğurmaktadır. 4857 sayılı Yasanın 19. maddesi "hakkındaki iddialara karşı savunmasını almadan bir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi, o işçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenle feshedilemez" düzenlenmesini yapmıştır. İşçinin ücretsiz izin kullanmasının yasal hakkı olduğu, bunun işçi aleyhine olumsuz davranış olarak değerlendirilemeyeceği açıktır. Yine işçinin sağlık sorunları nedeni ile doktordan rapor alması, bu raporun sahte olduğu kanıtlanmadıkça yasal bir mazeret olduğu, çalışanın olumsuz bir davranışı olarak değerlendirilemeyeceği açıktır. Davacının iş akdinin olumsuz tutum ve davranışları nedeniyle feshedildiğinden bu hususlarla ilgili savunmasının alınmaması iş akdinin feshini geçersiz hale getirecektir. Davalı delillerini ibraz etmiş, yazılı savunma istendiğine ilişkin kayıtları ibraz etmemiştir. Savunma hakkının kullandırılması açısından işçinin savunma vermeye davet edilmeli, savunma yazısında belirlenen yer ve zamanda savunmaya hazır bulunması, bulunmadığı takdirde yazılı savunma verebileceği bildirilmeli, hazır bulunmadığı ya da yazılı savunma vermediği takdirde savunma vermekten vazgeçmiş sayılacağının hatırlatılması gereklidir. Davalı, yazılı olarak savunma hakkı verdiğini kanıtlayamamıştır. Gerek davacının davranışları hakkında yazılı savunmasının alınmamış olması gerek de olumsuz davranış olarak gösterilen ücretsiz izin kullanması, doktor raporu alması çalışanın yasal hakları olduğundan davalı tarafından yapılan fesih geçersiz olduğundan davanın kabulüne karar verilmesi gereklidir.” gerekçesiyle iş aktinin feshinin isabetsiz olduğu kanaatine varılarak davanın kabulüne karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. E) Gerekçe: Dosyadaki bilgi ve belgelerden davacının istirahat raporu aldığı dönemde Giresun iline gittiği ve orada plajda tatil kıyafetleri ile çekilmiş fotoğraflarını paylaştığı, dosya kapsamıyla sabittir. Bu durum, kullanılan istirahat raporunun gerçeğe aykırı olduğunun açık delili olup raporlu olduğunu bildiren işçinin raporun aksine tatile gitmesi doğruluk ve bağlılığa aykırı olup haklı fesih için yeterlidir. Açıklanan nedenle işveren feshinin haklı nedene dayandığının kabulü ile davanın reddi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle kabulüne karar verilmesi hatalıdır. 4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçe ile; 1. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. Davanın REDDİNE, 3. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 4. Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 200,00 TL. yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 1.980,00 TL. ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, Kesin olarak 06.07.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Fesih Hakkında Süre ve Yasal Güvenceler

Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hallere dayanan haklı fesih yetkisinin kullanımında kanuni süreler mevcuttur. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 26. maddesi uyarınca işveren, feshe gerekçe yapılan davranışı öğrendiği günden başlayarak altı iş günü içinde ve her halde eylemin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl içinde sözleşmeyi feshetmelidir. Ancak işçinin olayda maddi çıkar sağlamış olması halinde bir yıllık hak düşürücü süre uygulanmaz.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 26Kaynağı aç
Madde 26 – 24 ve 25 inci maddelerde gösterilen ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan hallere dayanarak işçi veya işveren için tanınmış olan sözleşmeyi fesih yetkisi, iki taraftan birinin bu çeşit davranışlarda bulunduğunu diğer tarafın öğrendiği günden başlayarak altı iş günü geçtikten ve her halde fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl sonra kullanılamaz. Ancak işçinin olayda maddi çıkar sağlaması halinde bir yıllık süre uygulanmaz. Bu haller sebebiyle işçi yahut işverenden iş sözleşmesini yukarıdaki fıkrada öngörülen süre içinde feshedenlerin diğer taraftan tazminat hakları saklıdır. Yeni iş arama izni

İş sözleşmesi haklı fesih gerekçesiyle feshedilen işçi, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinin son fıkrası uyarınca, feshin bu bentlerdeki sebeplere uygun olmadığı iddiasıyla aynı Kanun'un 18, 20 ve 21. maddeleri kapsamında yargı yoluna başvurabilir. Feshin haksız olduğunu ileri süren işçi, şartları varsa işe iade veya kıdem ve ihbar tazminatı dahil işçilik alacakları davası açma hakkını kullanabilir.

Feshin geçersizliğine hükmedilmesi durumunda işveren işçiyi bir ay içinde işe başlatmakla yükümlüdür. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 21. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, süresi içinde başvuran işçiyi işe başlatmayan işveren en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında işe başlatmama tazminatı ödemekle yükümlü tutulur; bu tazminatın üst sınırının aşılabilmesi sendikal fesih durumlarına özgüdür.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 21Kaynağı aç
Madde 21 – İşverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. İşçiyi başvurusu üzerine işveren bir ay içinde işe başlatmaz ise, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur. Mahkeme veya özel hakem feshin geçersizliğine karar verdiğinde, işçinin işe başlatılmaması halinde ödenecek tazminat miktarını da belirler. Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları ödenir. (Ek fıkra: 12/10/2017-7036/12 md.) Mahkeme veya özel hakem, ikinci fıkrada düzenlenen tazminat ile üçüncü fıkrada düzenlenen ücret ve diğer hakları, dava tarihindeki ücreti esas alarak parasal olarak belirler. İşçi işe başlatılırsa, peşin olarak ödenen bildirim süresine ait ücret ile kıdem tazminatı, yukarıdaki fıkra hükümlerine göre yapılacak ödemeden mahsup edilir. İşe başlatılmayan işçiye bildirim süresi verilmemiş veya bildirim süresine ait ücret peşin ödenmemişse, bu sürelere ait ücret tutarı ayrıca ödenir. İşçi kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır. İşçi bu süre içinde başvuruda bulunmaz ise, işverence yapılmış olan fesih geçerli bir fesih sayılır ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur. (Ek fıkra: 12/10/2017-7036/12 md.) Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların, işçinin işe başlatılması konusunda anlaşmaları hâlinde; a) İşe başlatma tarihini, b) Üçüncü fıkrada düzenlenen ücret ve diğer hakların parasal miktarını, c) İşçinin işe başlatılmaması durumunda ikinci fıkrada düzenlenen tazminatın parasal miktarını, belirlemeleri zorunludur. Aksi takdirde anlaşma sağlanamamış sayılır ve son tutanak buna göre düzenlenir. İşçinin kararlaştırılan tarihte işe başlamaması hâlinde fesih geçerli hâle gelir ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur. Bu maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri sözleşmeler ile hiçbir suretle değiştirilemez; aksi yönde sözleşme hükümleri geçersizdir. Çalışma koşullarında değişiklik ve iş sözleşmesinin feshi

İşe iade davası sonucunda kararın kesinleşmesine kadar işçinin çalıştırılmadığı süre için 4857 sayılı Kanun'un 21. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları ödenir. Kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının tebliğinden itibaren işçinin on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunması zorunludur; bu süre içinde başvurulmaması halinde işverence yapılan fesih geçerli sayılır.

Raporlu memur şehir dışına çıkmak için kurum amirinden izin almak zorunda mıdır?

Hayır, Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik gereğince hastalık izninin il dışında geçirilmesi için amir onayı aranmamaktadır.

Rapor alan işçi iyileşme döneminde evde kalmak zorunda mıdır?

Hayır, işçinin istirahat sürecini evinde geçirme zorunluluğu bulunmadığından, sırf evde bulunulmadığı gerekçesiyle yapılan fesihler geçerli bir nedene dayanmaz.

Raporluyken tatile gitmek işten derhal çıkarılma nedeni sayılır mı?

Evet, istirahat raporu döneminde turizm amaçlı tatile çıkılması dürüstlük ve bağlılığa aykırı davranış oluşturur ve 4857 sayılı İş Kanunu m. 25/II-e kapsamında derhal haklı fesih hakkı doğurur.

İşveren haklı fesih yetkisini ne kadar süre içinde kullanmalıdır?

4857 sayılı İş Kanunu m. 26 uyarınca işveren, ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı fiili öğrendiği tarihten itibaren altı iş günü ve fiilin vukuundan itibaren bir yıl içinde fesih hakkını kullanmak zorundadır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu