Patron İşçiyi Kameradan İzleyebilir Mi? Kamera Takma Şartları

by Avukat Erdal Ersoy
Patron İşçiyi Kameradan İzleyebilir Mi? Kamera Takma Şartları

İşveren, yönetim yetkisine dayanarak çalışma ortamında iş sağlığı ile güvenliğini sağlamak, olası hırsızlık ya da sabotaj tehlikelerini engellemek amacıyla güvenlik kamerası yerleştirebilir. Ne var ki bu hak sınırsız bir izleme serbestisi tanımaz. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417. maddesi uyarınca işveren işçinin kişiliğini korumak, saygı göstermek ve dürüstlük kurallarına uygun bir iş düzeni tesis etmekle yükümlüdür. İşyerinde kamera düzeneği kurulabilmesi için çalışanların önceden açıkça bilgilendirilmesi, meşru amaca bağlı kalınması ve kişisel verilerin korunması ilkelerine riayet edilmesi zorunludur.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 417Kaynağı aç
MADDE 417- İşveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermek ve işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzeni sağlamakla, özellikle işçilerin psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları ve bu tür tacizlere uğramış olanların daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. İşveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdür. İşverenin yukarıdaki hükümler dâhil, kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümü, vücut bütünlüğünün zedelenmesi veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmini, sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabidir. 2. Ev düzeni içinde çalışmada
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 419Kaynağı aç
MADDE 419- İşveren, işçiye ait kişisel verileri, ancak işçinin işe yatkınlığıyla ilgili veya hizmet sözleşmesinin ifası için zorunlu olduğu ölçüde kullanabilir. Özel kanun hükümleri saklıdır. V. Ceza koşulu ve ibra

İşverenin Yönetim Hakkı ve Talimat Verme Sınırları

İşverenin talimat verme hakkı; işin nerede, nasıl ve ne zaman ifa edileceğini, günlük mesai ile ara dinlenmesi düzenlemelerini ve teknik araçların kullanım usulünü belirleme yetkisini kapsar (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2018/11210, K. 2019/2604). Ancak bu yönetim yetkisi kanunlar, toplu iş sözleşmeleri ve iş sözleşmesi hükümleriyle sınırlandırılmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417. maddesi gereğince işveren, çalışanların kişilik haklarını zedeleyen talimatlar veremez. Kamu düzenine ve ceza normlarına aykırı buyruklara işçinin itaat borcu bulunmamaktadır. İşveren hakkın kötüye kullanılması yasağına ve eşit işlem borcuna riayet etmek zorunda olup çalışanlara eza ve cefa verme kastıyla veya haksız ayrımcılık oluşturacak biçimde talimat tesis edemez.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2018/11210, K. 2019/2604Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2018/11210 E.  ,  2019/2604 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İŞ MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, davacının davalı bünyesinde 08.05.2000-01/09/2015 tarihleri arasında güvenlik görevlisi çalıştığını, davacının iş akdinin ortada hiçbir haklı gerekçe yokken ATM alanını ve ATM anahtarlarının bulunduğu çekmeceyi gören kameraların açılarını değiştirmek suretiyle ATM'de meydana gelen toplam 7.000.- Tl kasa noksanının tespit edilememesine ve bu nedenle Bankanın 7.000.-TL zarara uğramasına sebebiyet verdiği gerekçesiyle feshedildiğini bu nedenle davacının işe iadesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, davacının iş akdinin Davacının 08.05.2000 tarihinden 24.08.2015 tarihine kadar davalı bankada güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, son görev yerinin … Şubesi olduğunu, 24.06.2015 tarihinde 2.000.-TL, 08.07.2015 tarihinde 5.000.-TL olmak üzere ATM de kasa açıklan meydana geldiğini, bunun üzerine banka teftiş birimi tarafından inceleme başlatıldığını, davacının 22.06.2005 ve 07.07.2015 tarihlerinde çalıştığı şubede kamara açıları ile oynadığının belirlendiğini, kamera açısı ile oynamasının ardından bilgisayarlardan kamera açılarını kontrol ettiğini, ATM lerin kameranın tam olarak görüş açısının dışında kalmasını sağlayana kadar kamera açısını bozduğunu, ayrıca ATM anahtarlarının bulunduğu, çekmeceyi gören kamera açılarını da bozduğunu, bu hususların müfettiş raporunda açıkça tespit edildiğini, ve kamera kayıtları ile de sabit olduğunu, Yapılan bu tespit üzerine davacının savunması alınmak üzere şubeye çağırıldığını, ancak davacının yapılan çağrılara cevap vermediğini, Fesih bildiriminin davalı banka sisteminde bulunan ve iş sözleşmesinde belirtilen adrese gönderildiğini, Davacının görev kurallarına aykırı işlem yaparak iş akdinin feshine sebebiyet verdiğini, bir an için davacının tüm bu işlemleri yapmadığı kabul edilse bile yapılan soruşturma sırasındaki hal ve tavırları ve davalı bankanın güvenini zedelediğini, hakkında şüphe oluşmasına neden olduğunu, bu durumun tespitinden sonra davalı bankanın güvenini zedeleyen davacı ile çalışmaya devam etmesinin beklenemeyeceğini, davalı bankanın Personel Yönetmeliği'nin 51.maddesinin 5 fıkrası uyarınca görevden çıkarma cezası verilebilecek haller dolayısı ile davacının iş akdini feshettiğini, Davacının güvenlik görevlisi olarak kasa açığının ortaya çıkmasını engellemek için şubenin kamera açılarını değiştirdiği ve belli şekilde bankayı zarara uğratmış olması nedenleri ile iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci: Mahkemece; toplanan deliller doğrultusunda iş sözleşmesinin feshine ve davacı işçinin işten çıkarılmasına dair işlemin, İş Hukuku mevzuatına, işten çıkarma usül ve prosedürüne, çalışanlar arasında eşit davranılması ve feshin son çare olması ilkesine uygun olmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir. Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiş ve Dairemizce bozulmuştur. Bozma ilamında özetle; “Mahkemenin kararı tamamen gerekçeden yoksun olup, Mahkemece T.C. Anayasa’sının 138 ve 141 ve HMK. nun 297. maddesine aykırı şekilde gerekçesiz karar verilmesi isabetsizdir. Davacının iş sözleşmesi davalı işveren tarafından, banka zararına neden olma nedeni ile feshedilmiştir. Bu nedenle bu neden üzerinde durulmalı, tarafların delilleri değerlendirilmeli, feshin haklı veya geçerli nedene dayanıp dayanmadığı konusunda yukarda belirtilen hukuki değerlendirmelere göre gerekçelendirilerek karar verilmelidir.” gerekçeleri belirtilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulmuş ve yapılan yargılama sonunda dosyaya ibraz edilmiş olan kamera kayıtlarının incelendiği, buna göre, davacının iş sözleşmesinin fesih nedeni olarak gösterilen ATM alanını ve ATM anahtarlarının bulunduğu çekmeceyi gören kameraların açılarını değiştirmek eyleminin davacı tarafından gerçekleştirildiğine ilişkin bir delil bulunmadığı gibi yapılan bu işlemler nedeni ile oluştuğu iddia edilen kasa açıklarının nasıl oluştuğunun, davalı banka tarafından açıklıkla ortaya konulmadığı, bu konuda belgeler sunulmadığı, davalının kamera açıları ile oynadığının dosyada bir tutanak ile tespit edilmediği, davacının eylemi ile kasa açığı arasındaki illiyet bağının açıklıkla ortaya konmadığı anlaşılmakla, iş bu davanın mahiyeti gereği davalının fesih bildirimi ile sınırlı olarak yapılan değerlendirme gereği davalının haklı ya da geçerli fesih sebebini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. D) Temyiz: Bozmadan sonra verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. E) Gerekçe: 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi işverene, işçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenlerle iş sözleşmesini feshetme yetkisi vermiştir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesihte takip edilen amaç, işçinin daha önce işlediği iş sözleşmesine aykırı davranışları cezalandırmak veya yaptırıma bağlamak değil; onun sözleşmesel yükümlülükleri ihlale devam etmesi, tekrarlaması rizikosundan kaçınmaktır. İşçinin davranışları nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilebilmesi için, işçinin iş sözleşmesine aykırı, sözleşmeyi ihlal eden bir davranışının varlığı gerekir. İşçinin kusurlu davranışı ile sözleşmeye aykırı davranmış ve bunun sonucunda iş ilişkisi olumsuz bir şekilde etkilenmişse işçinin davranışından kaynaklanan geçerli bir fesih söz konusu olur. Buna karşılık, işçinin kusur ve ihmaline dayanmayan sözleşmeye aykırı davranışlarından dolayı işçiye bir sorumluluk yüklenemeyeceğinden işçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli fesih nedeninden de bahsedilemez. İşçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenler, aynı yasanın 25. maddesinde belirtilen nedenler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işyerlerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen nedenlerdir. İşçinin davranışlarından veya yetersizliğinden kaynaklanan nedenlerde, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli nedenlere dayandığını kabul etmek gerekecektir. İşçinin davranışlarına dayanan fesih, herşeyden önce, iş sözleşmesinin işçi tarafından ihlal edilmesini şart koşmaktadır. Bu itibarla, önce işçiye somut olarak hangi sözleşmesel yükümlülüğün yüklendiği belirlendiği, daha sonra işçinin, hangi davranışı ile somut sözleşme yükümlülüğünü ihlal ettiğinin eksiksiz olarak tespit edilmesi gerekir. Şüphesiz, işçinin iş sözleşmesinin ihlali işverene derhal feshetme hakkını verecek ağırlıkta olmadığı da bu bağlamda incelenmelidir. Daha sonra ise, işçinin isteseydi yükümlülüğünü somut olarak ihlal etmekten kaçınabilip kaçınamayacağının belirlenmesi gerekir. İşçinin somut olarak tespit edilmiş sözleşme ihlali nedeniyle işverenin işletmesel menfaatlerinin zarar görmüş olması şarttır. Eğer işçinin yükümlülüğünü ihlal etmekten kaçınma olanağına sahip olduğu tespit edilirse fesihten önce işçiye ihtar verilip verilmediği, ihtara rağmen davranışını tekrar etmesi halinde İş Kanunu’nun 19.maddesi uyarınca savunması alınarak iş sözleşmesinin feshedilip edilmediğine bakılacaktır. Ancak, ağır yükümlülük ihlalleri nedeni ile işverenin iş sözleşmesine devam etmesinin beklenemeyeceği hallerde işçiye davranışından dolayı ihtar verilmesine gerek olmayacaktır. Başka bir anlatımla, İşçinin sözleşmeyi ihlal eden davranışının türü ve ağırlığı itibariyle, onun gelecekte sözleşmeye uygun davranması şartıyla işverenden iş ilişkisine devam etmesinin haklı olarak beklenebileceği durumlarda ihtar gerekli ve zorunlu olmalı; aksi takdirde işveren ihtar vermeksizin iş sözleşmesini feshedebilmelidir. Buna göre, işverene süresizi fesih hakkı verilen İş Kanunu’nun 25.maddesinde belirtilen hallerden dolayı kural olarak, işçiye önceden ihtar verilmesine gerek olmadığı kabul edilmelidir. İşçinin yükümlülüklerinin kapsamı bireysel ve toplu iş sözleşmesi ile yasal düzenlemelerde belirlenmiştir. İşçinin kusurlu olarak (kasden veya ihmalle) sebebiyet verdiği sözleşme ihlalleri, sözleşmenin feshi açısından önem kazanır. Geçerli fesih sebebinden bahsedilebilmesi için, işçinin sözleşmesel yükümlülüklerini mutlaka kasıtlı ihlal etmesi şart değildir. Göstermesi gereken özen yükümlülüğünün ihlal edilerek ihmali davranış ile ihlali yeterlidir. Buna karşılık, işçinin kusuruna dayanmayan davranışları, kural olarak işverene işçinin davranışlarına dayanarak sözleşmeyi feshetme hakkı vermez. Kusurun derecesi, iş sözleşmesinin feshinden sonra iş ilişkisinin arzedebileceği olumsuzluklara ilişkin yapılan tahminî teşhislerde ve menfaatlerin tartılıp dengelenmesinde rol oynayacaktır. İşçinin iş sözleşmesini ihlal edip etmediğinin tespitinde, sadece asli edim yükümlülükleri değil; kanundan veya dürüstlük kuralından doğan yan edim yükümlülükleri ile yan yükümlerin de dikkate alınması gerekir. Sadakat yükümü, sözleşmenin taraflarına sözleşme ilişkisinden doğan borçların ifasında, karşı tarafın şahsına, mülkiyetine ve hukuken korunan diğer varlıklarına zarar vermeme, keza sözleşme ilişkisinin kapsamı dışında sözleşme ile güdülen amacı tehlikeye sokacak özellikle karşılıklı duyulan güveni sarsacak her türlü davranıştan kaçınma yükümlülüğünü yüklemektedir. İşçinin iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini kusurlu olarak ihlal ettiğini işveren ispat etmekle yükümlüdür. İşçinin iş görme borcu, işverenin yönetim hakkı kapsamında vereceği talimatlarla somutlaştırılır. İşverenin yönetim hakkının karşıtını, işçinin işverenin talimatlarına uyma borcu teşkil eder. İşveren, talimat hakkına istinaden, iş sözleşmesinde ana hatlarıyla belirlenen iş görme ediminin, nerde, nasıl ve ne zaman yapılacağını düzenler. Günlük çalışma süresinin başlangıç ve bitiş saatlerini, ara dinlenmesinin nasıl uygulanacağını, işyerinde işin dağıtımına ilişkin ya da kullanılacak araç, gereç ve teknikler konusunda verilecek talimatlar bu türden talimatlar arasında kabul edilirler. İşverenin yönetim hakkı işyerinde düzenin sağlanmasına ve işçinin davranışlarına yönelik talimat vermeyi de kapsar. Buna karşılık, işverenin talimat hakkı, iş sözleşmesinin asli unsurlarını oluşturan, ücretin miktarı ve borçlanılan çalışma süresinin kapsamına ilişkin söz konusu olamaz. İşveren, tek taraflı olarak toplam çalışma süresini arttırmak veya ücrete etki edecek şekilde azaltmak yetkisine sahip değildir. İşverenin iş sözleşmesinin asli unsurlarını kapsayacak şekilde talimat vermesi, iş sözleşmesindeki edim ile karşı edim arasındaki dengenin bozulması hâlinde, iş güvencesine ilişkin hükümlerin dolanılması söz konusu olabilir. İşverenin talimat verme hakkının, yasa, toplu iş sözleşmesi ve bireysel iş sözleşmesi ile daraltılıp genişletilmesi mümkündür. Bir başka açıdan ifade edilecek olursa, işverenin talimat verme hakkı, kanun, toplu iş sözleşmesi ile bireysel iş sözleşmesi hükümleri ile sınırlıdır. Bu itibarla, işveren, ceza ve kamu hukuku hükümlerine aykırı talimatlar veremeyeceğinden, işçi bu nevi talimatlara uymak zorunda değildir. Bunun dışında işveren, işçinin kişilik haklarını ihlal eden talimatlar veremez. Keza, Medeni Kanunu’nun 2’nci maddesinde düzenlenen hakkın kötüye kullanılması yasağı gereği, işveren dürüstlük kuralına aykırı talimatlar da veremez. Şu halde işveren, diğer işçilerin lehine fakat bir veya birkaç işçinin aleyhine sonuç doğuracak eşitsizlik yaratacak talimatlar veremeyeceği gibi işçiye eza ve cefa vermek amacıyla da talimatlar veremez. Buna göre, işveren talimat verirken eşit işlem borcuna riayet etmekle de yükümlüdür. İş sözleşmesinin işçinin davranışı nedeniyle geçerli bir şekilde feshedilebilmesi için, işçinin kendisine verilen ihtardan sonra bir defa daha yükümlülüğünü ihlal teşkil eden davranışta bulunması gerekir. İşçiye verilen ihtardan sonra yeni bir yükümlülük ihlali meydana gelmemişse, sırf ihtara konu olan davranışa dayanılarak iş sözleşmesi geçerli bir şekilde feshedilemez. Çünkü ihtarın verilmesiyle işveren, ihtara konu olan davranış nedeniyle iş sözleşmesini feshetme hakkından örtülü olarak feragat etmiş bulunmaktadır. Davranış nedeniyle fesih, ancak, sözleşmeyi sona erdirmeye oranla daha hafif bir çare söz konusu olmadığında gerekli olur. Ölçülülük ilkesinin ihtardan başka diğer bir aracı da çalışma yerinin değiştirilmesidir. Çalışma yerinin değiştirilmesi feshe oranla daha hafif çare olarak gündeme gelen bir araçtır. Ancak bu tedbirin uygulanabilmesi, işveren açısından mümkün olması ve kendisinden haklı olarak beklenebilmesi koşuluna bağlıdır. İşçinin başka bir çalışma yerinde çalıştırılması imkânı söz konusu değilse ölçülülük ilkesi ve ultima ratio prensibi uyarınca İş Kanunu’nun 22.maddesi uyarınca değişiklik feshi düşünülmelidir. İşverenin yönetim hakkı kapsamında verdiği talimatlara işçi uymak zorundadır. İşçinin talimatlara uymaması, işverene duruma göre iş sözleşmesinin haklı ya da geçerli fesih hakkı verir. İş Kanunu’nun 25’nci maddesinin II’nci bendinin (h) fıkrası, işçinin yapmakla görevli bulunduğu görevleri, kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesini, bir haklı fesih nedeni olarak kabul etmektedir. Buna karşılık, yukarıda da ifade edildiği üzere, İş Kanunu’nun gerekçesine göre, işçinin “işini uyarılara rağmen eksik, kötü veya yetersiz olarak yerine getirmesi” geçerli fesih nedenidir(Dairemizin 17.03.2008 gün ve … Esas, 2008/5302 Karar sayılı ilamı). Somut uyuşmazlıkta, davacının iş akdi 01.09.2015 tarihli yazıyla “Bankamız … Şubesi' nde Güvenlik Görevlisi olarak görev yapmakta iken bankamız güvenlik prosedürlerine ve görev ve sorumluluklarınıza açıkça aykırı bir biçimde herhangi bir neden yokken ATM alanını ve ATM anahtarlarının bulunduğu çekmeceyi gören kameraların açılarını değiştirmek suretiyle ATM'de meydana gelen toplam 7.000.- TL kasa noksanının tespit edilememesine ve bu nedenle Bankamızın 7.000.-TL zarara uğramasına sebebiyet verdiğiniz ayrıca tarafınıza çağrı yapıldığı halde görüşmekten kaçınarak soruşturma çalışmalarını güçleştirdiğiniz, Bankamız Teftiş Kurulu idari soruşturma raporu ile tespit edilmiş ve hakkınızda Bankamız Disiplin Kurulu tarafından 20.08.2015 tarihinde görevden çıkarma cezası (iş sözleşmesinin tazminatsız olarak feshi) verilmiştir.Yukarıda açıklanan nedenlerle iş sözleşmenizin gerçekleştirdiğiniz usulsüz işlemler nedeniyle İş Kanunu'nun 25/2 maddesi uyarınca 24.08.2015 tarihinden geçerli olmak üzere tazminatsız olarak feshedildiğini bildiririz." maddeleri uyarınca 01.07.2016 tarihinde iş Akdi Fesih edilmiştir.”denilerek feshedilmiştir. Dosyada bulunan davalı banka şubesinde 31.7.2015-7.8.2015 tarihleri arasında yapılan inceleme sonrasında sunulan raporda 24.06.2015 tarihinde 2.000.-TL ve 08.07.2015 tarihinde 5.000.-TL tutarlarında gerçekleşen kasa açıklarının meydana geldiği 24.06.2015 ve 08.07.2015 tarihli kamera kayıtlarına yönelik yapılan incelemeler neticesinde … Şubesi Güvenlik Görevlisi …'nın 22.06.2015 tarihinde saat 19:32'de Şubedeki ATM'leri içeriden gören 5 no.lu kameraya fiziken müdahale etmek suretiyle kamera açısı ile oynadığı, daha sonra birkaç kez Nakit İşlem Servisi'nde bulunan bilgisayardan kamera açısını kontrol ettiği, bu kontrolün akabinde tekrardan kameranın açısı ile oynadığı, bu işlemler neticesinde Şube ATM'lerinin 19:32-19:47 saatleri arasında 5 no.lu kameranın görüş açısı dışında kaldığı1 görülmüştür. ATM Sorumlusu olan Gişe Asistanı … 'in çekmecesini gören 3 no.lu kamera görüntülerinin izlenmesi neticesinde 22.06.2015 saat 19:16'da …'nın…'in masasını gören 3 numaralı kamera açısı ile oynadığı ve sonrasında Nakit İşlem Sorumlusunun masasında bulunan monitörü kontrol ettiği ,eylemin … tarafından gerçekleştirildiğinin karşıdaki camda meydana gelen yansımadan görüldüğü, Güvenlik Görevlisi …'nın yukarıdaki eylemleri akabinde … no.lu ATM'nin ATM sorumlusu Gişe Asistanı… tarafından 24.06.2015 tarihinde kaset değişikliği yapmak maksadıyla gün başında açılması akabinde para yatırma kutularında 2.000.-TL tutarlı kasa açığının tespit edildiği ,07.07.2015 tarihinde …'nın saat 19:25'de 5 no.lu kameraya fiziken müdahale etmek suretiyle kamera açısı ile oynadığı ve yine birkaç kez Nakit İşlem Servisi'nde bulunan bilgisayardan kamera açısını kontrol ettiği ve bu kontrolün akabinde tekrardan kamera açısı ile oynadığı, bu işlemler neticesinde Şube ATM'leri 19:25-19:39 saatleri arasında 5 no.lu kameranın görüş açısı dışında kaldığı görülmüştür. ATM Sorumlusu olan Uzman Gişe Asistanı … 'nın çekmecesini gören 2 no.lu kamera görüntülerinin izlenmesi neticesinde 07.07.2015 saat 19:16'da Zati AYNAN'nın…'in masasını gören 2 numaralı kamera açısı ile oynadığı, kameranın açısının değiştiği, sonrasında Güvenlik Görevlisi …'nın Nakit İşlem Sorumlusunun masasında bulunan monitörü kontrol ettiğinin görüldüğü, eylemin personel tarafından gerçekleştirildiği karşıdaki camda meydana gelen yansımadan görüldüğü, ilgili tarihlerde ATM Sorumlusu olan Gişe Asistanı… ve Uzman Gişe Asistanı … ’nın 05.08.2015 tarihli yazılı anlatımlarında, Banka prosedürüne aykırı olarak ATM anahtarlarını ana kasada saklamak yerine kendi çekmecelerinde tuttuklarını belirttikleri, Güvenlik Görevlisi … 04.08.2015 tarihli yazılı anlatımında ise , ATM'de oluşan kasa açığıyla herhangi bir ilgisi olmadığını, o tarihlerde bozulan kamera açılarını düzeltmeye çalıştığını belirttiği, ilgili günlerin kamera görüntüleri izlendiğinde 22.06.2015 ve 07.07.2015 tarihlerinde şubedeki kameraların hiçbirinde kendiliğinden meydana gelen bir bozulmaya veya kendiliğinden meydana gelen bir açı değişimine rastlanmadığı, personelin gerek yazılı gerekse de sözlü beyanlarında kameralara müdahale etmesinin nedeni ile ilgili makul bir açıklama yapamadığı belirtilmiştir. Mahkemece 22.06.2015 ve 07.07.2015 tarihli CD kayıtları üzerinde bilirkişi tarafından yapılan incelemede ise, Davacının 22.06.2015 tarihinde saat 18.30 da başka personele ait bilgisayarın başına geçerek bilgisayarla işlem yaptığı, yaptığı bu işlemi birçok kez kontrol etmek amacı ile tekrar geldiği ve en son 19.49 da bilgisayarın başından ayrıldığı, yine davacının 07.07.2015 tarihinde saat 19.06 da başka personele ait bilgisayarın başına geçerek bilgisayarla işlem yaptığı, yaptığı bu işlemi birçok kez kontrol etmek amacı ile tekrar geldiği ve en son 19.40 da bilgisayarın başından ayrıldığı, Her iki gün için de bankamatik kutusunun dışarıdan görüntüsünün mevcut olduğunun tespit edildiği ve ayrıca dosyaya sunulan CD nin incelenmesinde davacının kamera açılarını değiştirdiğine ilişkin bir görüntünün de tespit edilemediğinin belirtildiği görülmüştür. Mahkemece kamera kayıtlarının incelenmesi sonrasında alınan raporda davacının davalıya ait bankamatiğe müdahale ettiğinin ya da bankamatikten para aldığının görünmediği, bu yönde başka bir delilin de bulunmadığı ve feshin haklı nedene dayanmadığı anlaşılmaktaysa da iç denetim raporunda ve bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere davacının bankamatiklerin anahtarlarının olduğu çekmeceyi ve bankamatiği gören kamera açılarını birçok kez değiştirdiği ve bilgisayarın başında bu değişiklikleri takip ettiği bu eylemleri nedeniyle davacı işçiden şüphelenmekte haklı olan işverenin davacı ile çalışmaya devam etmesinin kendisinden beklenemeyeceği ve davalının şüphe nedeni ile iş akdini feshedebileceği anlaşılmakla mahkemece davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi hatalıdır. Dairemizce 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20/3. maddesi uyarınca aşağıdaki gibi karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarda açıklanan gerekçe ile; 1.İlk Derece Mahkemesi'nin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. Davanın REDDİNE, 3. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 4. Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalıların yaptığı 150,00 TL. yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 2.725,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6. Kullanılmayan avansların talep halinde ilgilisine iadesine, 7. Dava dosyasının İlk Derece Mahkemesi'ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, Kesin olarak 04.02.2019 günü oybirliği ile karar verildi.

Kişisel Verilerin Korunması ve Bilgilendirme Yükümlülüğü

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 419. maddesine göre işveren, çalışanına ait kişisel verileri yalnızca işçinin göreve yatkınlığıyla ilgili veya iş sözleşmesinin gerektirdiği zorunlu ölçüde işleyebilir. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca kişisel verilerin işlenmesinde ilgili kişinin açık rızası kural olmakla birlikte; sözleşmenin ifası, yasal yükümlülüklerin yerine getirilmesi, bir hakkın korunması ya da çalışanın temel haklarına zarar vermemek kaydıyla meşru menfaat bulunması hallerinde rıza aranmaksızın veri işlenebilmektedir. İşyerinin fiziki güvenliğini sağlama ve can güvenliğini koruma gerekçeleri meşru menfaat kapsamında yer alabilir. Buna karşın işveren izleme faaliyetine başlamadan önce kameraların yerini, kayıt gayesini ve kullanım esaslarını çalışanlara duyurmalıdır; çalışanlardan gizlenerek habersiz kayıt yapılması hukuka aykırılık teşkil eder.

6698 sayılı KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI KANUNU m. 5Kaynağı aç
MADDE 5- (1) Kişisel veriler ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemez. (2) Aşağıdaki şartlardan birinin varlığı hâlinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerinin işlenmesi mümkündür: a) Kanunlarda açıkça öngörülmesi. b) Fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması. c) Bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması. ç) Veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması. d) İlgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması. e) Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması. f) İlgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması. Özel nitelikli kişisel verilerin işlenme şartları

Ses Kaydı Yasağı, Saklama Süreleri ve Biyometrik Veriler

Güvenlik gerekçesiyle toplanan görüntülerin yalnızca belirlenen meşru amaç doğrultusunda makul bir süre saklanması, bu sürenin hitamında silinmesi, yok edilmesi ya da anonim hale getirilmesi gerekmektedir. Kayıtlara yetkisiz kimselerin erişimi engellenmelidir. İşyerindeki güvenlik kameralarıyla çalışanların sözlü ifadelerinin ve konuşmalarının sesli olarak kayda alınması aşırı bir müdahale sayıldığından kural olarak yasaktır ve haberleşme hürriyetini ihlal eder. Mesai takibinde tercih edilen parmak izi okuma ya da yüz tanıma mekanizmaları biyometrik nitelik taşıdığından 6698 sayılı Kanun uyarınca özel nitelikli kişisel veri sayılır; bu tür yöntemlerin tatbikinde adi kamera kaydına nazaran çalışanların rızası ve veri işleme şartları çok daha sıkı denetime tabidir.

Mahrem Alanlar ve Uzaktan Çalışmada Gözetim Yasağı

Tuvaletler, duş yerleri, soyunma kabinleri, emzirme ve dinlenme odaları gibi mahremiyet beklentisinin yüksek olduğu alanlara kamera takılması kesin surette yasaktır. Bu nevi alanların gözetim altına alınması özel hayatın gizliliğini ağır biçimde zedeler. Güvenlik kulübeleri çalışma mekânı niteliğinde olduğundan gerekli bilgilendirme yapılmak kaydıyla izlenebilir; fakat kulübenin kişisel eşyaların konulduğu ve istirahat edilen bir alana tahsis edilmiş kısımları kamera açısından hariç tutulmalıdır. Uzaktan çalışma modelinde ise personelin evine kamera yerleştirilerek sürekli izlenmesi, konut dokunulmazlığı ile özel hayatın dokunulmazlığı prensiplerine aykırıdır.

Sürekli Performans Takibi ve İşçi Açısından Haklı Fesih

İşçinin mesai boyunca her anını, çalışıp çalışmadığını ya da performans seviyesini sürekli kamerayla gözetim altında tutmak özel hayatın gizliliğini zedeler ve çalışma koşullarının esaslı ihlalini oluşturur. İşverenin çalışma şartlarını uygulamaması veya kişilik haklarını ihlal eden hukuka aykırı izleme yöntemlerine başvurması halinde işçi, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24/II. maddesi uyarınca önel vermeksizin iş sözleşmesini derhal haklı nedenle feshedebilir. Bu fesih türünde işçi kıdem tazminatına hak kazanabileceği gibi şartları gerçekleşmişse 6098 sayılı Kanun'un 417. maddesi uyarınca manevi tazminat davası da açabilir. İşverenin işçiye sataşması, gözdağı vermesi veya şeref ve haysiyetini zedeleyici ağır ithamlarda bulunması da 4857 sayılı Kanun'un 24/II-c maddesi kapsamında işçiye derhal fesih imkânı sağlamaktadır.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 24Kaynağı aç
Madde 24 – Süresi belirli olsun veya olmasın işçi, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir: I. Sağlık sebepleri: a) İş sözleşmesinin konusu olan işin yapılması işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olursa. b) İşçinin sürekli olarak yakından ve doğrudan buluşup görüştüğü işveren yahut başka bir işçi bulaşıcı veya işçinin işi ile bağdaşmayan bir hastalığa tutulursa. II. Ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri: a) İşveren iş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri hakkında yanlış vasıflar veya şartlar göstermek yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler vermek veya sözler söylemek suretiyle işçiyi yanıltırsa. b) İşveren işçinin veya ailesi üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak şekilde sözler söyler, davranışlarda bulunursa veya işçiye cinsel tacizde bulunursa. c) İşveren işçiye veya ailesi üyelerinden birine karşı sataşmada bulunur veya gözdağı verirse, yahut işçiyi veya ailesi üyelerinden birini kanuna karşı davranışa özendirir, kışkırtır, sürükler, yahut işçiye ve ailesi üyelerinden birine karşı hapsi gerektiren bir suç işlerse yahut işçi hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ağır isnad veya ithamlarda bulunursa. d) İşçinin diğer bir işçi veya üçüncü kişiler tarafından işyerinde cinsel tacize uğraması ve bu durumu işverene bildirmesine rağmen gerekli önlemler alınmazsa. e) İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse, f) Ücretin parça başına veya iş tutarı üzerinden ödenmesi kararlaştırılıp da işveren tarafından işçiye yapabileceği sayı ve tutardan az iş verildiği hallerde, aradaki ücret farkı zaman esasına göre ödenerek işçinin eksik aldığı ücret karşılanmazsa, yahut çalışma şartları uygulanmazsa. III. Zorlayıcı sebepler: İşçinin çalıştığı işyerinde bir haftadan fazla süre ile işin durmasını gerektirecek zorlayıcı sebepler ortaya çıkarsa. İşverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı

Kamera Kayıtlarının Delil Niteliği ve Fesih Uyuşmazlıkları

İş sözleşmesinden doğan edimlerin işçi tarafından kusurlu olarak aksatıldığını kanıtlama yükü işverene aittir (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2018/11210, K. 2019/2604). Görevlerin hatırlatılmasına karşın ısrarla yerine getirilmemesi 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II-(h) bendinde haklı fesih nedeni sayılmış; işin uyarılara rağmen gereği gibi yapılmaması ise fesih için geçerli neden olarak nitelendirilmiştir. Hukuka uygun elde edilen kamera görüntüleri mahkemede geçerli delil vasfı taşırken, özel yaşamın gizliliği çiğnenerek elde edilen veriler hukuka aykırı delil teşkil eder ve yargılamada hükme dayanak yapılamaz. Müşteri sayacı cihazını kasten kapatarak doğruluk ve sadakat borcuna aykırı davrandığı kamera kaydıyla saptanan çalışanın sözleşmesi, işverenin güvenini sarsması gerekçesiyle 4857 sayılı Kanun'un 25/II-(e) maddesi uyarınca derhal feshedilebilir ve bu durumda kıdem ile ihbar tazminatı ödenmez (Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2014/24555, K. 2015/17926). Feshe dayanak yapılan kayıtların uzman bilirkişi aracılığıyla çözümlenerek tarafların fiil ve ifadelerinin netleştirilmesi ve tüm delillerle birlikte değerlendirilmesi zorunludur (Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2015/28830, K. 2018/15646).

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2014/24555, K. 2015/17926Kaynağı aç
22. Hukuk Dairesi         2014/24555 E.  ,  2015/17926 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla mesai ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti: Davacı, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haklı bir gerekçeye dayanmaksızın feshedildiğini sözleşmenin feshinden dolayı kıdem ve ihbar tazminatı ile bir kısım işçilik alacağının hüküm altına alınmasını talep etmiştir. Davalı Cevabının Özeti: Davalı işveren sözleşmenin haklı sebeplerle feshedildiğini davacının kıdem ve ihbar tazminatına ve diğer işçilik alacaklarına hak kazanamayacağını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Temyiz: Kararı davalı temyiz etmiştir. Gerekçe: 1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-İş sözleşmesinin, işçinin doğruluk ve bağlılığa aykırı söz veya davranışları sebebiyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinin II. bendinde, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığında işverenin haklı fesih imkanının olduğu açıklanmıştır. Yine aynı maddenin II. bendinin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkanı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere kanundaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkanı tanımaktadır. Dosya içeriğine göre mağaza müdür olan davacının işyerinde prim hesaplamasında esas alınan müşteri aday sayısını ölçen cihazı kasten kapattığı ve bu kasti davranışları ile işverenin güvenini sarstığından 4857 sayılı Kanun'un 25/II. maddesi uyarınca haklı nedene dayalı olarak iş sözleşmesinin feshedildiği anlaşılmaktadır. Davacının eylemi kamera kaydı ile sabittir. İşverenin güveninin kötüye kullanıldığı bu gibi durumlarda, işçinin sağladığı ekonomik yararın azlığı ve çokluğu fesih nedeninin oluşmasında etkili değildir. Önemli olan husus işverenin çalışanına karşı olan güvenini yitirmesi olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediğidir. Somut olayda davacının fesih sebebi yapılan davranışı 4857 sayılı Kanun'un 25/2 maddesi kapsamında kalmakta olup işverenin güvenini kötüye kullanması niteliğindedir. Bu durumda iş sözleşmesinin işveren tarafından derhal fesih hakkının doğduğu kabul edilerek kıdem ve ihbar tazminatı alacağının reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemenin yerinde görülmeyen yazılı gerekçesi ile davanın kabulüne karar vermesi bozmayı gerektirmiştir. Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeple BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 20.05.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2015/28830, K. 2018/15646Kaynağı aç
22. Hukuk Dairesi         2015/28830 E.  ,  2018/15646 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı – karşı davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait iş yerinde 1997 Nisan – 07.01.2013 tarihleri arasında eczacı kalfası olarak çalıştığını, davalının uzun süredir davacının işten ayrılması için baskı yaparak tehdit ettiğini, 07.01.2013 tarihinde davacı ve diğer bir işçinin istifasının alındığını, yasal haklarının ödenmediğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla mesai, hafta tatili, yıllık izin ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, karşı davanın reddini istemiştir. Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, zamanaşımı itirazında bulunarak, davacının davalı iş yerinde 06.04.2007-07.01.2013 tarihleri arasında eczacı kalfası olarak çalıştığını, davacı ve diğer çalışan …'nın davalı işverene ağza alınmayacak bir kısım küfürler edip hakaret ettiklerini, davalı işverenin kamera sistemi üzerinden cep telefonundan duyduğunu, yapılan konuşmadan dolayı davacının özür dilediğini, 07.01.2013 tarihide istifa dilekçesini verdiğini belirterek, davanın reddini talep etmiş, karşı dava ile ihbar tazminatı talep etmiştir. Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir. Temyiz: Kararı davalı-karşı davacı vekili temyiz etmiştir. Gerekçe: 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı – karşı davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshi uyuşmazlık konusudur. Somut olayda, davacının 15.01.1998 – 07.01.2013 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde eczacı kalfası olarak çalıştığı, 07.01.2013 tarihli istifa dilekçesinde özel sebeplerinden dolayı işinden istifa ettiğini belirttiği anlaşılmaktadır. Dosya içeriğine göre, davacı, davalı işverenin uzun bir süredir işten çıkması için baskı uyguladığını, 05.01.2013 tarihinde ise davalı işverenin, diğer çalışan …'yla sohbet ettikleri bir esnada arayarak her iki işçiye hakaretlerde bulunduğunu, kendilerini kamera ile izlediğini söyleyerek, tehdit ettiğini, hile ve tehdit ile iradelerine aykırı olarak 07.01.2013 tarihinde istifalarını aldığını, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini iddia etmiştir. Davalı işveren ise; kendisine ait eczaneyi işyerinde bulunan İP kamera sistemi üzerinden cep telefonu vasıtası ile görüntülü olarak denetlerken davacı ve diğer eczane çalışanı …'nın kendisine ağza alınmayacak bir kısım küfürler ettiklerini, hakaret ettiklerini duyduğunu ve işyerini arayarak davacı ve diğer çalışana kendisine yapmış oldukları hakaret ve küfürleri duyduğunu söylediğini, davacı ve diğer çalışandan konu ile ilgili savunmalarını istediğini, davacının savunmasını verdiğini, savunmaları değerlendirilme aşamasında iken davacının 07.01.2013 tarihinde istifa ederek işten ayrıldığını savunmuştur.Mahkemece, davalının gıyabında çalışma yerindeki kamera görüntüleri ile de davalı tarafça tespit edilen davalının hoşuna gitmeyecek, ancak başkalarınca duyulmayacak türdeki olumsuz konuşmalar sebebiyle, davalı işverence iş akdinin haklı nedenle feshedilmezden önce davacı tarafça istifa suretiyle iş akdinin sona erdirildiği ve yapılan fazla mesai ile hafta tatili alacaklarının da davacıya tam olarak ödenmediği gerekçesiyle kıdem tazminatı isteğinin kabulüne karar verilmiştir. Davalı tarafından dosyaya sunulan kamera kayıtlarını içerir CD'nin uzman bilirkişi aracılığıyla incelenip çözümü yaptırılarak taraflarca beyan edilen olay esnasında sarf edilen sözlerin içeriği belirlenerek ve tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirilerek çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 25.06.2018 gününde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Somut olayda eczane işyerinde kalfa olarak çalışan davacı işçi, davalı işverence kendisinden baskı ile istifa dilekçesi alınmak suretiyle iş sözleşmesinin feshedildiğini belirterek ihbar ve kıdem tazminatı isteğinde bulunmuştur. Davalı işveren, eczaneyi IP kamera sistemi üzerinden cep telefonu vasıtası ile görüntülü olarak denetlerken davacı ve diğer eczane çalışannın kendisine ağıza alınmayacak bir kısım küfürler ettiğini duyduğunu, kendilerinden savunma istediğini, savunmalarının değerlendirildiği aşamada davacının istifa ederek sözleşmeyi feshettiğini belirterek ihbar ve kıdem tazminatının reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece iş sözleşmesinin davacı tarafından fazla mesai ve hafta tatili alacaklarının ödenmemesi nedeniyle haklı olarak feshedildiği gerekçesi ile kıdem tazminatının kabulüne, ihbar tazminatı isteğinin ise reddine karar verilmiştir. Öncelikle belirtmek gerekir ki, davacı işçi gerçekte iş sözleşmesini feshetmediğini, işveren tarafından baskı ile istifa dilekçesi alındığını, sözleşmenin işverence feshedildiğini ileri sürmüştür. Davacının fazla mesai ve hafta tatili alacakları ödenmediği için iş sözleşmesini feshettiğine yönelik herhangi bir iddia veya beyanı bulunmamaktadır. İş sözleşmesi 07.01.2013 tarihinde feshedilmiştir. Davacının imzasını taşıyan 07.01.2013 tarihli dilekçede istifa sebebinin özel sebepler olduğu belirtilmiştir. Davacı 08.01.2013 günü Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak davalı işveren hakkında kendilerine hakaret ve tehdit edilerek istifa dilekçesi alındığı iddiasıyla şikayette bulunmuştur. Davacı 15.01.2013 günlü dilekçesiyle de … Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğüne başvurarak işyerinden kovulduğunu ve tazminatlarının ödenmediğini ileri sürmüştür. Dinlenen davacı tanıklarının beyanı iddiasını doğrular niteliktedir. Mevcut delil durumuna göre iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından feshedildiği anlaşılmaktadır. Davalı işveren kamera sistemi üzerinden davacı ve arkadaşının kendisine küfür ettiklerini tespit ettiğini ileri sürmüşse de, dosya kapsamına göre davacı ve diğer çalışanın kamera ile izlendiklerinden önceden haberdar oldukları, ancak dinlendiklerini bilmedikleri anlaşılmaktadır. İşçilerin iletişimlerinin denetlenmesi ve görsel olarak kameralerla gözetlenmesi ya da GPS araclığıyla izlenmesi kural olarak kişilik hakkının ihlali niteliği taşıdığından, hukuka aykırıdır. Ancak TMK.m.24'e göre kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden birinin varlığı halinde yapılan eylemin hukuka aykırılığı ortadan kalkar (ERDOĞAN, Canan, Kişilik Hakkı Kapsamında İşçilerin İzlenmesi ve Gözetlenmesi, … 2017, s.116-117). İşyerinde haklı bir nedenin varlığı halinde işçilerin izlenmesi ve gözetlenmesi suretiyle kişilik hakları sınırlandırılabilir. Hangi durumların haklı neden teşkil edip etmediği somut olayın özelliklerine göre belirlenir. İşyerinin imajının korunabilmesi, üretim işleyişinin, güvenlik bakımından önem teşkil eden alet ve bölümlerin gözetlenmesi gibi sebepler izleme için haklı neden teşkil edebilir. Ancak burada önemli olan işçilerde haklı bir mahremiyet beklentisinin doğmamış olmasıdır. (ERDOĞAN, age, s.116-117). Somut olayda işyerinin niteliği dikkate alındığında işçilerin kamera ile gözetlenmesinde haklı nedenin varlığı kabul edilebilirse de, işçilerin konuşmalarının dinlenmesi için haklı bir nedenden söz edilemez. Ayrıca dosya kapsamına göre davacının konuşmalarının dinlendiğinden önceden haberdar olmadığı gibi bu konuda rızası da alınmış değildir. İşyerinin niteliği ve işçilerin önceden haberdar edilmemiş olmaları dikkate alındığında konuşmalarının dinlenmediği konusunda davacıda haklı bir mahretmiyet beklentisinin doğduğu açıktır. Buna göre davalı işveren hukuka aykırı şekilde davacının konuşmalarını dinleyerek kişilik haklarını ihlal etmiştir. Her ne kadar davacı ve diğer çalışanın gizlice dinlenen konuşmalarında işverene küfür niteliği taşıyan konuşmaları bulunmakta ise de, hukuka aykırı olarak elde edilen delillere göre davacıların eylemleri sabit görülemez. Bu nedenle Sayın Çoğunluğun konuşmaların içeriğinin araştırılması yönündeki bozma gerekçesine katılmak mümkün değildir. Yukarıda açıklanan nedenlerle iş sözleşmesinin davalı işverence haklı neden olmadan feshedildiği, davacının ihbar ve kıdem tazminatına hak kazandığı; mahkemece davacının ihbar tazminatı isteğinin reddi hatalı ise de, davacı tarafın temyize başvurmadığı da dikkate alınarak bu hususun bozma nedeni yapılamayacağı, ancak kıdem tazminatının kabulüne ilişkin hüküm yönünden davalı-karşı davacının temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerektiği görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılamıyoruz.
İşveren işçiyi gizli kamerayla izleyebilir mi?

Hayır, işverenin çalışanları bilgilendirmeden gizli kamera ile izleme yapması hukuka aykırıdır; izleme başlamadan önce kameraların yeri ve amacı açıklanmalıdır.

Sürekli kamera gözetimi işçiye haklı fesih hakkı verir mi?

Çalışanın salt performansını denetlemek için sürekli kamera ile izlenmesi özel hayatın gizliliğini ihlal eder ve işçiye iş sözleşmesini haklı nedenle feshederek kıdem tazminatı talep etme hakkı kazandırır.

İşyerindeki güvenlik kameraları ses kaydı yapabilir mi?

Güvenlik kameralarının sesli kayıt yapması aşırı bir müdahale oluşturduğundan kural olarak yasaktır ve çalışanların haberleşme gizliliğini ihlal eder.

Soyunma odası ve dinlenme alanlarına kamera yerleştirilebilir mi?

Soyunma odası, duş, tuvalet, dinlenme ve emzirme odası gibi kişisel mahremiyetin korunduğu alanlara hiçbir gerekçeyle kamera takılamaz.

Hukuka aykırı şekilde alınan kamera görüntüleri delil olur mu?

Kişilik hakları ve özel hayatın gizliliği ihlal edilerek elde edilmiş kamera kayıtları hukuka aykırı delil sayılır ve yargılamada dikkate alınmaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu