Kurumların ortaklarından veya ortakla ilişkili kişilerden doğrudan ya da dolaylı olarak temin ederek işletmede kullandıkları borçların, hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte kurum öz sermayesinin üç katını aşan kısmı örtülü sermaye sayılır. Örtülü sermaye üzerinden ödenen veya hesaplanan faizler kanunen kabul edilmeyen gider niteliğinde olup dönem sonu itibarıyla kâr payı kabul edilir ve katma değer vergisine tabi tutulamaz.
Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, E. 2021/499, K. 2023/94Kaynağı aç
5520 sayılı KURUMLAR VERGİSİ KANUNU m. 12Kaynağı aç
Örtülü Sermayenin Tespiti, Öz Sermaye ve İlişkili Kişi Ölçütü
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 12. maddesi kapsamında, bir şirketin pay sahiplerinden yahut bu kişilerle bağlantılı kişi ve kuruluşlardan temin ettiği finansman tutarının, hesap döneminin herhangi bir anında kurum bünyesindeki öz sermaye tutarının üç katı eşiğini geçmesi halinde aşan kısım örtülü sermaye niteliği kazanır. Bu karşılaştırmada dikkate alınacak öz sermaye büyüklüğü ise Vergi Usul Kanunu prensiplerine göre tespit edilmiş hesap dönemi başı bilançosundaki tutardır.
Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 12. maddesi çerçevesinde ortakla ilişkili kişi tanımı belirlenirken asgari yüzde onluk iştirak, kâr payı veya oy hakkı eşiği esas alınır. Pay sahibinin vasıtalı yahut vasıtasız şekilde asgari yüzde on hissesine sahip bulunduğu ya da aynı nispette kâr veya oy yetkisine haiz olduğu kuruluşlar bu kapsamdadır. Benzer şekilde, ortağın veya bu nitelikteki kuruluşların sermaye, kâr yahut oy payının en az onda birini bünyesinde toplayan gerçek ve tüzel kişiler de ilişkili kişi sayılmaktadır.
Örtülü Sermaye Sayılmayan Borçlanmalar ve Kredi Kurumları
5520 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 6. fıkrası, ticari hayatın olağan akışında başvurulan bazı finansman türlerini örtülü sermaye sınırlamasının dışında tutmuştur. Şirket paydaşları yahut bunlarla bağlantılı kişilerin gayrinakdî teminat vermesi suretiyle üçüncü şahıslardan sağlanan krediler bu kategoridedir. Ayrıca iştirakler, ortaklar veya ilişkili şahıslarca bankalar, finansal kuruluşlar ya da sermaye piyasası araçları üzerinden temin edilerek koşulları değiştirilmeksizin şirkete devredilen borçlanmalar da örtülü sermaye teşkil etmez.
Aynı fıkra hükmü gereğince, Bankacılık Kanunu uyarınca faaliyette bulunan bankalar tarafından yapılan borçlanmalar ile finansal kiralama, faktoring, finansman ve ipotek finansman kuruluşlarının ortak veya ilişkili bankalardan faaliyetleriyle ilgili temin ettiği borçlanmalar da örtülü sermaye sayılmaz. Buna karşılık, sadece ilişkili şirketlere finansman sağlayan kredi şirketleri hariç tutulmak üzere, ana faaliyet konusuna uygun çalışan ilişkili banka veya benzeri kredi kurumlarından temin edilen borçlanmalar örtülü sermaye hesabında yüzde elli oranında dikkate alınır.
Faiz Giderlerinin Kanunen Kabul Edilmeyen Gider Niteliği ve Kâr Payı Dönüşümü
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 11. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi gereğince, örtülü sermaye üzerinden ödenen veya hesaplanan faiz, kur farkları ve benzeri giderler kurum kazancının tespitinde kanunen kabul edilmeyen gider kabul edilerek kurum kazancına ve matraha dahil edilir.
Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 12. maddesinin 7. fıkrası gereğince, örtülü sermaye üzerinden gerçekleşen faiz ve benzeri giderler vergi kanunları yönünden kâr payı mahiyetine bürünür. Kur farkları bu dönüşümün dışında bırakılmış olup tahakkuk ettirilen yahut ödenen faizler, borcun tarafları nezdinde ilgili hesap döneminin son günü gerçekleşmiş bir kâr payı dağıtımı veya dar mükellef kurumlar açısından merkeze aktarılmış bir kazanç olarak kabul edilir.
Düzeltme İşlemleri, Kur Farkları ve İştirak Kazançları İstisnası
5520 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 7. fıkrasına göre, daha önce yapılan vergilendirme işlemleri tam mükellef kurumlar nezdinde örtülü sermayeye ilişkin kur farklarını da kapsayacak şekilde taraf olan mükellefler yönünden düzeltilir. Ancak kanun hükmü uyarınca bu düzeltmenin yapılabilmesi için örtülü sermaye kullanan borçlu kurum adına tarh edilen vergilerin kesinleşmiş ve ödenmiş olması zorunludur.
1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği'nin 12. maddesi çerçevesinde, borç veren kurum nezdinde düzeltme gerçekleştirilirken elde edilen faiz gelirlerinin örtülü sermayeye tekabül eden kısmı kâr payı geliri olarak değerlendirilir ve yasal şartların varlığı halinde iştirak kazançları istisnası uygulanarak vergiden istisna edilir.
Düzeltmede Kesinleşme Şartı ve Dönem İçi Uygulamalar
Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 12. maddesinin 7. fıkrasında yer alan kesinleşme ve ödeme zorunluluğu, hesap döneminin sona ermesi ve kurumlar vergisi beyannamesinin tahakkuka bağlanmasından sonra gündeme gelen düzeltme başvuruları için bir ön koşuldur. Buna karşılık, henüz tarhiyat ve kesin vergilendirme safhası oluşmadan ilgili hesap dönemi içinde yapılan düzeltme işlemlerinde mezkûr kesinleşme ve ödeme şartının aranmayacağı kabul edilmektedir.
Borç alan şirketin hesap dönemi içinde faizleri kanunen kabul edilmeyen gider olarak kaydetmesine karşın dönemi zararla kapatması sebebiyle vergi ödeyememesi veya düzeltmeye esas tutardan daha düşük vergi ödemesi hallerinde de borç veren kurum nezdinde gerekli düzeltme işlemleri yapılabilir. Bu doğrultuda borç verenin faiz geliri kâr payı sayılarak şartların varlığı halinde iştirak kazançları istisnasından faydalandırılır.
Yargı Kararları Çerçevesinde Faiz Ödemelerinde Katma Değer Vergisi
Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu'nun E. 2021/499, K. 2023/94 sayılı kararına göre, kazanç vergileri yönünden getirilen güvenlik düzenlemeleri muamele vergileri bakımından kendiliğinden vergiyi doğuran olay meydana getirmez. Kurumlar Vergisi Kanunu uyarınca dönem sonu itibarıyla dağıtılmış kâr payı sayılan örtülü sermaye faiz tutarları, Katma Değer Vergisi Kanunu kapsamında bir teslim veya hizmet niteliği taşımaz.
Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu'nun E. 2021/499, K. 2023/94 sayılı kararında, kâr payı ve iştirak kazançlarının Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 1. maddesinde sayılan vergiye tabi unsurlar arasında yer almadığı gerekçesiyle örtülü sermaye faiz ödemeleri üzerinden katma değer vergisi tahakkuk ettirilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Kurul, söz konusu bozma kararını oyçokluğuyla vermiş; karara katılmayan üyeler ise ısrar kararının bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığı ve temyiz isteminin reddi gerektiği yönünde karşı oy kullanmıştır.
Örtülü sermaye sayılan faiz ödemeleri kurum kazancından indirilebilir mi?
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 11. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi gereğince örtülü sermaye üzerinden ödenen veya hesaplanan faiz, kur farkı ve benzeri giderler kanunen kabul edilmeyen gider sayıldığından kurum kazancından indirilemez.
Örtülü sermaye üzerinden ödenen faizler Katma Değer Vergisine tabi midir?
Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu'nun E. 2021/499, K. 2023/94 sayılı kararı uyarınca, örtülü sermaye faizleri dönem sonu itibarıyla kâr payı sayıldığından ve kâr payı KDV'nin konusuna girmediğinden bu faiz ödemeleri üzerinden Katma Değer Vergisi hesaplanması hukuka aykırıdır.
Borç alan kurumun zarar etmesi borç verenin düzeltme yapmasına engel midir?
Borç alan şirket hesap dönemi içinde faizleri kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate almışsa, şirketin zarar etmesi veya düşük vergi ödemesi durumunda dahi borç veren kurum nezdinde düzeltme yapılabilir ve yasal şartların varlığı halinde faiz geliri iştirak kazançları istisnasından yararlandırılır.
Örtülü sermayede taraf mükelleflerin düzeltme yapabilmesi için hangi şart aranır?
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 12. maddesinin 7. fıkrası uyarınca tam mükellefler nezdinde kur farklarını da içeren düzeltmenin yapılabilmesi için örtülü sermaye kullanan kurum adına tarh edilen vergilerin kesinleşmiş ve ödenmiş olması şarttır; beyanname öncesi dönem içi düzeltmelerde ise bu şart aranmamaktadır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

