Orijinal Diye Satılan Sahte Ürünler Hukuken Suç Teşkil Eder mi?

by Avukat Erdal Ersoy
Orijinal Diye Satılan Sahte Ürünler Hukuken Suç Teşkil Eder mi?

Orijinal Diye Sahte Ürün Satmanın Cezai Boyutu

Orijinal olduğu ileri sürülerek sahte ya da taklit ürün satılması ceza hukuku alanında birden fazla suç tipini gündeme getirir. Tescil koruması altındaki bir markayı taklit etmek suretiyle mal imal eden, satışa arz eden, satan, ticari maksatla depolayan veya nakleden failler hakkında hapis ve adli para cezaları öngörülmektedir.

6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU m. 30Kaynağı aç
Madde 30- (1) Başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle
tecavüz ederek mal üreten veya hizmet sunan, satışa arz eden veya satan, ithal ya
da ihraç eden, ticari amaçla satın alan, bulunduran, nakleden veya depolayan kişi
bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.
(2) Marka koruması olduğunu belirten işareti mal veya ambalaj üzerinden yetkisi
olmadan kaldıran kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli
para cezası ile cezalandırılır.
(3) Yetkisi olmadığı hâlde başkasına ait marka hakkı üzerinde devretmek, lisans
veya rehin vermek suretiyle tasarrufta bulunan kişi iki yıldan dört yıla kadar hapis
ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.
(4) Bu maddede yer alan suçların bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde
işlenmesi hâlinde ayrıca bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
(5) Bu maddede yer alan suçlardan dolayı cezaya hükmedebilmek için markanın
Türkiye’de tescilli olması şarttır.
(6) Bu maddede yer alan suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete
bağlıdır.
(7) Başkasının hak sahibi olduğu marka taklit edilerek üretilmiş malı, satışa
arz eden veya satan kişinin bu malı nereden temin ettiğini bildirmesi ve bu suretle
üretenlerin ortaya çıkarılmasını ve üretilmiş mallara elkonulmasını sağlaması hâlinde
hakkında cezaya hükmolunmaz.
YEDİNCİ KISIM
Garanti Markası ve Ortak Marka
Garanti markası ve ortak marka

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m. 30/1 uyarınca tescilli bir markayı iktibas veya iltibas suretiyle taklit edip mal üreten, piyasaya sunan, satan, ithalat ya da ihracatını gerçekleştiren, ticari gaye doğrultusunda satın alan, elinde bulunduran, nakliyesini üstlenen ya da depolayan faillere bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası uygulanır. Kanunun 30/4 maddesi uyarınca bu suçların bir tüzel kişinin faaliyet alanı içinde gerçekleştirilmesi durumunda ise tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirleri devreye girer. Ayrıca aynı Kanunun 30/2 maddesi doğrultusunda, mal veya ambalaj üzerindeki marka koruma işaretini yetkisiz olarak kaldıran failler hakkında da bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası hükmolunur.

6769 sayılı Kanun m. 30/5 gereğince marka tecavüzüne dayalı bir cezaya hükmedilebilmesi için ilgili markanın Türkiye sınırları içinde tescilli bulunması zorunludur. Kanunun 30/6 maddesi uyarınca ise bu kapsamdaki fiillerin soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır.

Mevzuat, taklit ürünü piyasaya süren kimseler için cezasızlık imkânı tanıyan özel bir düzenleme barındırmaktadır. 6769 sayılı Kanun m. 30/7 uyarınca taklit marka taşıyan eşyayı satışa arz eden ya da satan kişi, ürünü tedarik ettiği merciyi açıklayarak üreticilerin belirlenmesine ve piyasadaki sahte malların ele geçirilmesine vesile olursa hakkında cezaya hükmolunmaz.

Dolandırıcılık ve Belgede Sahtecilik Suçları

Sahte nitelikteki bir ürünün müşteriye kasten orijinal olduğu iddia edilerek sunulması, belgelerin aldatma amacıyla gerçeğe aykırı düzenlenmesi ve satışın ticari bir faaliyet ortamında yahut internet, sosyal medya ve dijital platformlar üzerinden yapılması nitelikli dolandırıcılık sorumluluğunu doğurabilir.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 158/1 uyarınca nitelikli dolandırıcılığın bilişim sistemleri araç kılınarak gerçekleştirilmesi halinde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezası ise fiilden temin edilen menfaatin iki katından az olamaz. Kanunun 158/3 maddesine göre bahse konu eylemin en az üç kişinin müşterek katılımıyla icra edilmesi verilecek cezayı yarı oranında; suç işleme gayesiyle oluşturulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi ise tam bir kat artırır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 158Kaynağı aç
Madde 158- (1) Dolandırıcılık suçunun;
a) Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle,
b) Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak
suretiyle,
c) Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle,
d) Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi
parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması
suretiyle,
e) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak,
f) Bilişim sistemlerinin, banka veya
kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle,
g) Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak
suretiyle,
h) Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden
kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin
kooperatifin faaliyeti kapsamında,
i) Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı
kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle,
j) Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir
kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla,
k) Sigorta bedelini almak maksadıyla,
l) (Ek: 24/11/2016-6763/14 md.) Kişinin,
kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı
olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi
suretiyle,
İşlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar
adlî para cezasına hükmolunur. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/19 md.; Değişik:
3/4/2013-6456/40 md.) Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan
hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan
elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.[71]
(2) Kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı
sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak,
başkasından menfaat temin eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre
cezalandırılır.
(3) (Ek fıkra: 24/11/2016-6763/14 md.)
Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından
birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında; suç işlemek için
teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek
ceza bir kat artırılır.
Daha az cezayı gerektiren hal

Satış sürecinde gerçeğe aykırı fatura kesilmesi, sahte garanti belgesi sunulması veya yetkili servis belgesi izlenimi verilerek sahte evrak tanzim edilmesi hallerinde resmi veya özel belgede sahtecilik suçları gündeme gelebilir. Öte yandan taklit ürün üretilmesi, satılması veya eşyaya orijinal vasfı kazandırılması dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ederek haksız rekabet oluşturur ve bu durum cezai yaptırımlara zemin hazırlayabilir.

Tüketicinin Ayıplı Mal Kapsamındaki Hakları

Orijinal beyanıyla piyasaya sürülen sahte eşyalar; marka değeri, kalite seviyesi, dayanıklılık ve güvenlik şartlarını sağlamadığından hukuken ayıplı mal vasfındadır. Sahtelik genellikle ilk bakışta anlaşılamadığından gizli ayıp kapsamında kabul edilir ve mevzuattaki yasal bildirim süreleri ayıbın öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlar.

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 11/1 uyarınca malın ayıplı çıkması durumunda tüketici; satılanı iadeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, ayıbın derecesine göre satış bedelinden indirim talep etme, aşırı masraf doğurmadığı takdirde ücretsiz tamir isteme yahut imkân elveriyorsa ayıpsız misliyle değişim yapılmasını isteme haklarından birini serbestçe seçebilir. Satıcı, tüketicinin yönelttiği bu seçimlik hakkı yerine getirmekle yükümlüdür.

6502 sayılı TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 11Kaynağı aç
MADDE 11- (1) Malın ayıplı olduğunun
anlaşılması durumunda tüketici;
a) Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek
sözleşmeden dönme,
b) Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden
indirim isteme,
c) Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün
masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme,
ç) İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile
değiştirilmesini isteme,
seçimlik haklarından birini kullanabilir. Satıcı,
tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür.
(2) Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile
değiştirilmesi hakları üretici veya ithalatçıya karşı da kullanılabilir. Bu
fıkradaki hakların yerine getirilmesi konusunda satıcı, üretici ve ithalatçı
müteselsilen sorumludur. Üretici veya ithalatçı, malın kendisi tarafından
piyasaya sürülmesinden sonra ayıbın doğduğunu ispat ettiği takdirde sorumlu
tutulmaz.
(3) Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile
değiştirilmesinin satıcı için orantısız güçlükleri beraberinde getirecek olması
hâlinde tüketici, sözleşmeden dönme veya ayıp oranında bedelden indirim
haklarından birini kullanabilir. Orantısızlığın tayininde malın ayıpsız değeri,
ayıbın önemi ve diğer seçimlik haklara başvurmanın tüketici açısından sorun
teşkil edip etmeyeceği gibi hususlar dikkate alınır.
(4) Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile
değiştirilmesi haklarından birinin seçilmesi durumunda bu talebin satıcıya,
üreticiye veya ithalatçıya yöneltilmesinden itibaren azami otuz iş günü, konut
ve tatil amaçlı taşınmazlarda ise altmış iş günü içinde yerine getirilmesi
zorunludur. Ancak, bu Kanunun 58 inci maddesi uyarınca çıkarılan yönetmelik eki
listede yer alan mallara ilişkin, tüketicinin ücretsiz onarım talebi,
yönetmelikte belirlenen azami tamir süresi içinde yerine getirilir. Aksi hâlde
tüketici diğer seçimlik haklarını kullanmakta serbesttir.
(5) Tüketicinin sözleşmeden dönme veya ayıp oranında
bedelden indirim hakkını seçtiği durumlarda, ödemiş olduğu bedelin tümü veya
bedelden yapılan indirim tutarı derhâl tüketiciye iade edilir.
(6) Seçimlik hakların kullanılması nedeniyle ortaya
çıkan tüm masraflar, tüketicinin seçtiği hakkı yerine getiren tarafça
karşılanır. Tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikte 11/1/2011
tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca tazminat da talep
edebilir.
Zamanaşımı

6502 sayılı Kanun m. 11/2 uyarınca ayıplı mala karşı ücretsiz onarım veya ayıpsız misliyle değişim talepleri satıcının haricinde üretici veya ithalatçıya karşı da yöneltilebilir; bu yükümlülüklerin ifasında satıcı, üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur. Aynı Kanunun 11/6 maddesi gereğince tüketici, tercih ettiği seçimlik hakkın yanı sıra genel hükümler çerçevesinde tazminat talebinde de bulunabilir.

İnternet ortamı ve sosyal mecralar vasıtasıyla akdedilen mesafeli sözleşmelerde tüketici, malda ayıp bulunmasa dahi yasal olarak tanınan süre içerisinde herhangi bir gerekçe sunmaksızın cayma hakkını kullanabilir.

Yasal Başvuru Yolları ve Marka Sahibinin Hukuki Hakları

Orijinal diye satılan sahte ürün sebebiyle menfaati zedelenen tüketiciler uyuşmazlığın parasal tutarına göre mercilere başvurabilir. Talep konusu değer ilgili parasal sınırın altında kaldığında Tüketici Hakem Heyetine, bu sınırın üzerindeki ihtilaflarda ise doğrudan Tüketici Mahkemesine veya bu sıfatla görev yapan Asliye Hukuk Mahkemesine dava açılır.

Taklit ürün ticareti suç niteliği taşıdığında hem aldatılan tüketici hem de marka hakkı sahibi adli mercilere suç duyurusunda bulunabilir. Bununla birlikte marka hakkı ihlal edilen taraf; tecavüzün tespiti, tecavüzün durdurulması ve önlenmesi, taklit malların toplatılarak imha edilmesi ile uğradığı maddi ve manevi zararların karşılanması talepleriyle hukuk davası açabilir.

Sahte ürün satan kimse malı aldığı yeri açıklarsa ceza almaktan kurtulur mu?

Evet. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m. 30/7 gereğince, taklit markalı eşyayı satışa sunan veya satan kişi ürünü temin ettiği yeri bildirip üretenlerin tespit edilmesini ve sahte ürünlere elkonulmasını sağlarsa hakkında cezaya hükmolunmaz.

Marka tecavüzü suçunun oluşması için tescil şartı aranır mı?

Evet. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m. 30/5 uyarınca, marka hakkına tecavüz suçlarından ötürü cezai yaptırım uygulanabilmesi için markanın Türkiye'de tescilli olması zorunlu bir unsurdur.

Orijinal diye sahte ürün alan tüketici hangi seçimlik hakları kullanabilir?

Tüketici; sözleşmeden dönerek bedel iadesi isteme, ayıp oranında satış bedelinden indirim talep etme, ücretsiz onarım veya ürünün ayıpsız misliyle değiştirilmesini isteme haklarına sahiptir; ayrıca şartları oluşmuşsa tazminat davası açabilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu