Nafaka Miktarının Belirlenmesinde Temel Ölçütler
Nafaka miktarının tayininde mevzuatta öngörülen genel ve maktu bir alt sınır ya da bağlayıcı bir sabit yüzde oranı bulunmamaktadır. Türk Medeni Kanunu m. 4 çerçevesinde hâkim, kanunun takdir yetkisi tanıdığı ya da durumun gereklerini gözetmesini emrettiği konularda hukuka ve hakkaniyete uygun bir değerlendirme yapar. Bu itibarla takdir edilecek nafaka miktarı, her uyuşmazlığın kendi koşulları, tarafların ekonomik imkânları ve ihtiyaç dengesi gözetilerek şekillenir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 4Kaynağı aç
Dava Sürecinde Geçici Koruma Sağlayan Tedbir Nafakası
Ayrılık ya da boşanma istemiyle dava açıldığında mahkeme hâkimi, Türk Medeni Kanunu m. 169 gereğince yargılama boyunca tarafların barınma ve geçim şartları, eşyaların ve malların idaresi ile müşterek çocukların bakım ve gözetimine dair geçici tedbirleri kendiliğinden tesis eder. Geçici koruma amacını taşıyan bu önlemlerde tarafların kusur durumu şart olarak düzenlenmediğinden, lehine nafaka takdir edilecek eşin evlilik birliğinin sarsılmasındaki kusurlu tutumları kural olarak geçici tedbir nafakası bağlanmasına engel oluşturmaz.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 169Kaynağı aç
Çocuğun Bakım ve Yetiştirilmesinde İştirak Nafakası
Müşterek çocuğun bakımı, iaşesi, yetiştirilmesi ve korunması için zorunlu olan harcamalar Türk Medeni Kanunu m. 327/1 gereğince anne ve baba tarafından karşılanır. Ana ve babanın yoksul olması, çocuğun özel durumunun fevkalade harcamaları zorunlu kılması veya olağan dışı başka haklı nedenlerin varlığı durumunda ise hâkim izniyle çocuğun kendi malvarlığından harcama yapılması mümkündür. Boşanma veya ayrılık sonucunda velayet yetkisi kendisine verilmeyen taraf, Türk Medeni Kanunu m. 182 uyarınca çocuğun bakım ve yetiştirilme masraflarına kendi iktisadi gücü nispetinde katılmakla yükümlüdür. Nafaka miktarı belirlenirken Türk Medeni Kanunu m. 330 doğrultusunda küçüğün gereksinimleri, anne ve babanın hayat standardı ile mali güçleri ve varsa çocuğun kişisel gelirleri dikkate alınır. İştirak nafakası giyim, barınma, beslenme, eğitim ve ulaşım gibi tüm temel kalemleri kapsadığından, hüküm kurulurken servis veya okul ücreti gibi harcamaların nafaka tutarından ayrıştırılarak ayrı bir yükümlülük şeklinde tanzim edilmesi hukuka uygun düşmemektedir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 182Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 330Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 327Kaynağı aç
İştirak Nafakasının Süresi ve Ergin Çocuğun Eğitimi
Ana ve babanın çocuğa karşı bakım borcu Türk Medeni Kanunu m. 328/1 uyarınca kural olarak çocuğun ergin kılınması veya reşit olmasıyla sona erer. Çocuğun reşitliğe ulaşması iştirak nafakasını kendiliğinden nihayete erdirdiği için, borçlu tarafın nafakanın kaldırılması amacıyla müstakil bir dava açmasında kural olarak hukuki yarar görülmez. Ancak çocuk reşit olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, Türk Medeni Kanunu m. 328/2 gereği anne ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde, öğretim süreci tamamlanana kadar bakım yükümlülüğünü sürdürür. Reşit çocuğun bizzat açtığı ve eğitiminin sürdüğünü belirterek talep ettiği bu edim hukuki niteliği bakımından yardım nafakası hükümlerine tabidir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 328Kaynağı aç
Dava Hakkı, Kamu Düzeni ve Nafakadan Feragat Yasağı
Çocuk adına nafaka davası açma yetkisi, Türk Medeni Kanunu m. 329 uyarınca küçüğe fiilen bakan anne veya babaya aittir. Bunun yanı sıra ayırt etme gücü bulunmayan küçükler için vesayet makamlarınca görevlendirilecek vasi veya kayyım tarafından, ayırt etme gücünü haiz küçükler tarafından ise bizzat dava yoluna başvurulabilir. Velayet hakkının kaldırıldığı hallerde dahi Türk Medeni Kanunu m. 350 uyarınca ana ve babanın çocuklarının bakım ve eğitim masraflarını karşılama yükümlülüğü ortadan kalkmaz; ana, baba ve küçüğün ödeme kudreti bulunmadığı takdirde bu giderler Devlet tarafından üstlenilir. Çocuğun bakımına katkı yükümlülüğü kamu düzenini ilgilendirdiğinden, boşanma davasında talep edilmemiş olsa bile sonradan bağımsız bir dava ile ileri sürülebilir. Velayeti üstlenen tarafın boşanma aşamasında henüz doğmamış veya tahakkuk etmemiş iştirak nafakası alacağından feragat etmesi, çocuğun yüksek menfaatine aykırılık teşkil edeceğinden geçerli sayılmaz.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 329Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 350Kaynağı aç
Boşanma Sonrası Geçim İçin Yoksulluk Nafakası
Evlilik birliğinin boşanma ile sona ermesi sebebiyle yoksulluğa sürüklenecek taraf, kusuru diğer eşten daha ağır olmamak şartıyla Türk Medeni Kanunu m. 175 uyarınca mali gücü nispetinde diğer eşten süresiz olarak nafaka isteyebilir. Bu nafaka cinsinde nafaka ödemekle yükümlü tutulan tarafın boşanmada kusurlu olması kanuni bir zorunluluk değildir. Türk Medeni Kanunu m. 176 hükmüne göre yoksulluk nafakasının toptan ödenebileceği gibi durumun gereklerine göre irat şeklinde düzenli periyotlarla ödenmesine de hükmedilebilir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 175Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 176Kaynağı aç
Nafakanın Ödenme Şekli, Artırılması ve Uyarlanması
Türk Medeni Kanunu m. 330 uyarınca nafaka kural olarak her ay peşin şekilde ifa edilir. İrat biçiminde periyodik ödenmesi kararlaştırılan nafakalar bakımından hâkim, istem yapılması halinde Türk Medeni Kanunu m. 176, m. 182 ve m. 330 uyarınca tarafların gelecek dönemlerdeki sosyal ve ekonomik vaziyetlerini gözeterek nafakanın ne miktarda ödeneceğini peşinen belirleyebilir. Zaman içerisinde tarafların iktisadi koşullarının değişmesi veya hakkaniyetin zorunlu kılması durumunda Türk Medeni Kanunu m. 176 ve m. 331 uyarınca nafakanın artırılmasına, tenkisine ya da tümüyle kaldırılmasına karar verilebilir. Boşanma anlaşmasında tespit edilen artış koşulunun ekonomik hayattaki olağanüstü gelişmeler karşısında borçlu taraf için katlanılamaz bir yüke dönüşmesi halinde dürüstlük kuralı doğrultusunda artış şartının uyarlanması talep edilebilir.
Nafaka Yükümlülüğünün Ortadan Kalktığı Haller
Düzenli irat şeklinde ödenmesine hükmedilen yoksulluk nafakası, Türk Medeni Kanunu m. 176 çerçevesinde nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin vefatı halinde kendiliğinden kalkar. Alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hallerinde ise nafaka mahkeme kararıyla kaldırılır.
Anlaşmaların Hukuki Değeri ve Nafaka Kararlarının İcrası
Boşanma veya ayrılığın mali ve fer'i neticelerine ilişkin eşler arasında tanzim edilen protokoller, Türk Medeni Kanunu m. 184 bend 5 uyarınca hâkim tarafından onaylanmadığı müddetçe hukuki geçerlilik kazanmaz. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 367/2 gereğince kişiler hukuku ve aile hukukuna ilişkin kararlar kural olarak kesinleşmeden icra edilemez. Bu ilke çerçevesinde boşanma hükmünün eklentisi mahiyetinde karara bağlanan iştirak nafakasının ilamlı takibe konu edilebilmesi için asıl boşanma hükmünün kesinleşmesi şarttır. Buna mukabil, boşanma davasından ayrı olarak müstakil bir dava yoluyla hüküm altına alınan nafaka alacakları kararın kesinleşmesi beklenmeksizin icraya konulabilir. Öte yandan 6100 sayılı Kanun m. 367/1 doğrultusunda temyiz yoluna başvurulmuş olması kararın icrasını kendiliğinden durdurmaz ve nafaka hükümlerinde icranın geri bırakılması kararı verilemez.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 367Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 184Kaynağı aç
Nafaka miktarında kanuni bir taban sınır var mıdır?
Kanunda her nafaka davası için belirlenmiş sabit ve genel bir alt sınır veya zorunlu bir yüzde oranı yer almamaktadır; miktar hâkim tarafından tarafların gelir ve giderleri, sosyo-ekonomik durumları ve hakkaniyet ilkeleri gözetilerek tayin edilir.
Tedbir nafakası belirlenirken kusur dikkate alınır mı?
Davanın açılmasıyla birlikte bağlanan geçici tedbir nafakasında mevzuat kusursuzluk şartı aramadığından, boşanmaya sebep olan davranışlar bu geçici önlemin takdir edilmesine kural olarak engel oluşturmaz.
Nafaka ödemeleri hangi usulle yapılır?
Türk Medeni Kanunu m. 330 uyarınca nafaka kural olarak her ay peşin şekilde ödenir.
Çocuğun reşit olması iştirak nafakasını sona erdirir mi?
Evet, çocuğun on sekiz yaşını tamamlayarak ergin kılınması ile birlikte ana ve babanın bakım borcuna dayanan iştirak nafakası kendiliğinden düşer; eğitim hayatı devam eden reşit çocuk bakım masrafları için kendi adına yardım nafakası talep edebilir.
Protokoldeki nafaka artış şartı sonradan değiştirilebilir mi?
Boşanma protokolünde tespit edilen yıllık artış şartı ekonomik dengelerin esaslı biçimde bozulması neticesinde borçlu açısından katlanılamaz hale gelirse dürüstlük kuralı uyarınca uyarlama talebinde bulunulabilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

