Mobbing Nedeniyle Tazminat Davası ve İşçinin Hakları

by Avukat Erdal Ersoy
Mobbing Nedeniyle Tazminat Davası ve İşçinin Hakları

Mobbing, işyerinde belirli bir süreç boyunca tekrarlanan, imalı ve anlaşılması güç biçimde sürdürülen, tek başlarına ele alındığında çoğunlukla hukuka aykırılık oluşturmayan fakat bir bütün halinde çalışanın işten ayrılmasını, istifa etmesini veya işten çıkarılmasını hedefleyen sistematik psikolojik taciz fiilleridir.

Mobbing Nedeniyle Haklı Fesih İmkânı

İş Kanunu'nda mobbinge ilişkin açık ve özel bir düzenleme bulunmamakla birlikte, işçi uğradığı psikolojik taciz karşısında 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri kapsamında iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin derhal feshedebilir. Düzenlemede benzerleri ifadesine yer verilmesi, haklı fesih sebeplerinin maddede yazılı bentlerle sınırlı tutulmadığını ortaya koymaktadır.

İşverenin işçinin veya ailesi üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak şekilde sözler söylemesi, davranışlarda bulunması ya da işçiye cinsel tacizde bulunması durumunda işçi sözleşmesini haklı nedenle feshedebilir. Aynı şekilde işverenin işçiye veya ailesine karşı sataşmada bulunması, gözdağı vermesi, işçiyi kanuna aykırı davranışa kışkırtması veya sürüklemesi, hapsi gerektiren suç işlemesi yahut şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ağır isnat ve ithamlarda bulunması da haklı fesih imkânı doğurur.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 24Kaynağı aç
Madde 24 – Süresi belirli olsun veya olmasın işçi, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir: I. Sağlık sebepleri: a) İş sözleşmesinin konusu olan işin yapılması işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olursa. b) İşçinin sürekli olarak yakından ve doğrudan buluşup görüştüğü işveren yahut başka bir işçi bulaşıcı veya işçinin işi ile bağdaşmayan bir hastalığa tutulursa. II. Ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri: a) İşveren iş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri hakkında yanlış vasıflar veya şartlar göstermek yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler vermek veya sözler söylemek suretiyle işçiyi yanıltırsa. b) İşveren işçinin veya ailesi üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak şekilde sözler söyler, davranışlarda bulunursa veya işçiye cinsel tacizde bulunursa. c) İşveren işçiye veya ailesi üyelerinden birine karşı sataşmada bulunur veya gözdağı verirse, yahut işçiyi veya ailesi üyelerinden birini kanuna karşı davranışa özendirir, kışkırtır, sürükler, yahut işçiye ve ailesi üyelerinden birine karşı hapsi gerektiren bir suç işlerse yahut işçi hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ağır isnad veya ithamlarda bulunursa. d) İşçinin diğer bir işçi veya üçüncü kişiler tarafından işyerinde cinsel tacize uğraması ve bu durumu işverene bildirmesine rağmen gerekli önlemler alınmazsa. e) İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse, f) Ücretin parça başına veya iş tutarı üzerinden ödenmesi kararlaştırılıp da işveren tarafından işçiye yapabileceği sayı ve tutardan az iş verildiği hallerde, aradaki ücret farkı zaman esasına göre ödenerek işçinin eksik aldığı ücret karşılanmazsa, yahut çalışma şartları uygulanmazsa. III. Zorlayıcı sebepler: İşçinin çalıştığı işyerinde bir haftadan fazla süre ile işin durmasını gerektirecek zorlayıcı sebepler ortaya çıkarsa. İşverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı

İşçinin bir başka işçi veya üçüncü kişiler tarafından işyerinde cinsel tacize maruz kalması ve bu vaziyeti işverene bildirmesine rağmen gerekli önlemlerin alınmaması veya çalışma şartlarının uygulanmaması hallerinde de işçi bildirim süresini beklemeksizin iş sözleşmesini haklı sebeple sona erdirebilir.

Psikolojik taciz teşkil eden sataşmaların, şeref ve namusa dokunacak söz veya fiillerin yahut haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve ithamların işçi tarafından işverene veya aile üyelerine yöneltilmesi durumunda ise işveren, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinin ikinci fıkrasına dayanarak sözleşmeyi derhal haklı nedenle feshedebilir. Buna karşılık işveren tarafından haklı sebeple fesih yapıldığında işçi, feshin kanundaki sebeplere uygun olmadığı iddiasıyla aynı Kanun'un 18, 20 ve 21. maddelerindeki iş güvencesi hükümleri çerçevesinde yargı yoluna başvurma hakkına sahiptir.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 25Kaynağı aç
Madde 25 – Süresi belirli olsun veya olmasın işveren, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir: I- Sağlık sebepleri: a) İşçinin kendi kastından veya derli toplu olmayan yaşayışından yahut içkiye düşkünlüğünden doğacak bir hastalığa yakalanması veya engelli hâle gelmesi durumunda, bu sebeple doğacak devamsızlığın ardı ardına üç iş günü veya bir ayda beş iş gününden fazla sürmesi.[7] b) İşçinin tutulduğu hastalığın tedavi edilemeyecek nitelikte olduğu ve işyerinde çalışmasında sakınca bulunduğunun Sağlık Kurulunca saptanması durumunda. (a) alt bendinde sayılan sebepler dışında işçinin hastalık, kaza, doğum ve gebelik gibi hallerde işveren için iş sözleşmesini bildirimsiz fesih hakkı; belirtilen hallerin işçinin işyerindeki çalışma süresine göre 17 nci maddedeki bildirim sürelerini altı hafta aşmasından sonra doğar. Doğum ve gebelik hallerinde bu süre 74 üncü maddedeki sürenin bitiminde başlar. Ancak işçinin iş sözleşmesinin askıda kalması nedeniyle işine gidemediği süreler için ücret işlemez. II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri: a) İş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar kendisinde bulunmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek, yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler veya sözler söyleyerek işçinin işvereni yanıltması. b) İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarfetmesi veya davranışlarda bulunması, yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnadlarda bulunması. c) İşçinin işverenin başka bir işçisine cinsel tacizde bulunması. d) İşçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması, işyerine sarhoş yahut uyuşturucu madde almış olarak gelmesi ya da işyerinde bu maddeleri kullanması.[8] e) İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması. f) İşçinin, işyerinde, yedi günden fazla hapisle cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir suç işlemesi. g) İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi. h) İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi. ı) İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması. III- Zorlayıcı sebepler: İşçiyi işyerinde bir haftadan fazla süre ile çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı bir sebebin ortaya çıkması. IV- İşçinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde devamsızlığın 17 nci maddedeki bildirim süresini aşması. İşçi feshin yukarıdaki bentlerde öngörülen sebeplere uygun olmadığı iddiası ile 18, 20 ve 21 inci madde hükümleri çerçevesinde yargı yoluna başvurabilir. Derhal fesih hakkını kullanma süresi

Eşit Davranma Borcuna Aykırılık ve Ayrımcılık Tazminatı

İş ilişkisinde dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ile benzeri sebeplere dayalı ayrımcılık yapılması kanunen yasaktır. Mobbing oluşturan davranışların eşit davranma borcuna aykırılık teşkil etmesi durumunda işçi, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca dört aya kadar ücreti tutarında uygun bir tazminat ile birlikte yoksun bırakıldığı diğer haklarını talep edebilir.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 5Kaynağı aç
Madde 5 – (Ek: 6/2/2014-6518/57 md.) İş ilişkisinde dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayrım yapılamaz. İşveren, esaslı sebepler olmadıkça tam süreli çalışan işçi karşısında kısmî süreli çalışan işçiye, belirsiz süreli çalışan işçi karşısında belirli süreli çalışan işçiye farklı işlem yapamaz. İşveren, biyolojik veya işin niteliğine ilişkin sebepler zorunlu kılmadıkça, bir işçiye, iş sözleşmesinin yapılmasında, şartlarının oluşturulmasında, uygulanmasında ve sona ermesinde, cinsiyet veya gebelik nedeniyle doğrudan veya dolaylı farklı işlem yapamaz. Aynı veya eşit değerde bir iş için cinsiyet nedeniyle daha düşük ücret kararlaştırılamaz. İşçinin cinsiyeti nedeniyle özel koruyucu hükümlerin uygulanması, daha düşük bir ücretin uygulanmasını haklı kılmaz. İş ilişkisinde veya sona ermesinde yukarıdaki fıkra hükümlerine aykırı davranıldığında işçi, dört aya kadar ücreti tutarındaki uygun bir tazminattan başka yoksun bırakıldığı haklarını da talep edebilir. 2821 sayılı Sendikalar Kanununun 31 inci maddesi hükümleri saklıdır. 20 nci madde hükümleri saklı kalmak üzere işverenin yukarıdaki fıkra hükümlerine aykırı davrandığını işçi ispat etmekle yükümlüdür. Ancak, işçi bir ihlalin varlığı ihtimalini güçlü bir biçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğunda, işveren böyle bir ihlalin mevcut olmadığını ispat etmekle yükümlü olur. İşyerinin veya bir bölümünün devri

Ayrımcılık tazminatının talep edilebilmesi için iş sözleşmesinin sona ermiş olması gerekmez; çalışan iş ilişkisi devam ederken de bu tazminat davasını açabilir. Bu tazminatın hesabında ikramiye, prim ve sosyal yardımlar gibi ücret ekleri dikkate alınmaz, yalnızca çıplak asıl ücret esas alınır.

Eşit davranma borcuna aykırılığı ispat yükü kural olarak işçidedir. Bununla birlikte işçi ihlalin varlığı ihtimalini güçlü bir biçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğunda, ihlalin bulunmadığını ispat yükü işverene geçer.

Maddi ve Manevi Tazminat Sorumluluğu

İşverenin gözetme ve koruma borcuna aykırı davranması neticesinde borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi halinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 112. maddesi gereğince borçlu kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 112Kaynağı aç
MADDE 112- Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. 2. Yapma ve yapmama borçlarında

Psikolojik taciz neticesinde bedensel bütünlüğü zedelenen işçi hakkında hâkim, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesi gereğince olayın özelliklerini göz önünde tutarak uygun bir manevi tazminat ödenmesine karar verebilir. Kişilik hakkının zedelenmesi halinde ise aynı Kanun'un 58. maddesi uyarınca manevi tazminat istenebilir. Hâkim, manevi tazminat ödenmesi yerine veya bu tazminata ek olarak saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve söz konusu kararın yayımlanmasına hükmedebilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 56Kaynağı aç
MADDE 56- Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. 2. Haksız rekabet
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 58Kaynağı aç
MADDE 58- Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir. 4. Ayırt etme gücünün geçici kaybı

Manevi tazminat istemi, karşı tarafça kabul edilmiş olmadıkça devredilemez niteliktedir. Benzer biçimde bu hak, mirasbırakan tarafından sağlığında bizzat ileri sürülmüş olmadıkça mirasçılara intikal etmez.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 25Kaynağı aç
Madde 25- Davacı, hâkimden saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini, sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitini isteyebilir. Davacı bunlarla birlikte, düzeltmenin veya kararın üçüncü kişilere bildirilmesi ya da yayımlanması isteminde de bulunabilir. Davacının, maddî ve manevî tazminat istemleri ile hukuka aykırı saldırı dolayısıyla elde edilmiş olan kazancın vekâletsiz iş görme hükümlerine göre kendisine verilmesine ilişkin istemde bulunma hakkı saklıdır. Manevî tazminat istemi, karşı tarafça kabul edilmiş olmadıkça devredilemez; miras bırakan tarafından ileri sürülmüş olmadıkça mirasçılara geçmez. Davacı, kişilik haklarının korunması için kendi yerleşim yeri veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde dava açabilir. III. Ad üzerindeki hak 1. Adın korunması

İşverenin ve Diğer Çalışanların Hukuki Sorumluluğu

Borcun ifasının veya bir borç ilişkisinden doğan hakkın kullanılmasının yardımcı kişilere bırakılması halinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 116. maddesi uyarınca borçlu, yardımcı kişilerin işi yürüttükleri sırada verdikleri zararları gidermek zorundadır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 116Kaynağı aç
MADDE 116- Borçlu, borcun ifasını veya bir borç ilişkisinden doğan hakkın kullanılmasını, birlikte yaşadığı kişiler ya da yanında çalışanlar gibi yardımcılarına kanuna uygun surette bırakmış olsa bile, onların işi yürüttükleri sırada diğer tarafa verdikleri zararı gidermekle yükümlüdür. Yardımcı kişilerin fiilinden doğan sorumluluk, önceden yapılan bir anlaşmayla tamamen veya kısmen kaldırılabilir. Uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat, ancak kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa, borçlunun yardımcı kişilerin fiillerinden sorumlu olmayacağına ilişkin anlaşma kesin olarak hükümsüzdür. B. Borçlunun temerrüdü I. Koşulları

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 66. maddesi uyarınca çalıştıran, istihdam ettiği kişinin görevi esnasında başkalarına verdiği zararı tazmin etmekle yükümlüdür. İşveren; personel tercihinde, talimatların iletilmesinde, gözetim ve denetim faaliyetlerinde zararın meydana gelmesini önlemek için gerekli dikkati gösterdiğini ispatlarsa sorumluluktan kurtulur; ödemede bulunan işverenin kusurlu çalışana rücu hakkı saklı tutulmuştur.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 66Kaynağı aç
MADDE 66- Adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. Adam çalıştıran, çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken, zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse, sorumlu olmaz. Bir işletmede adam çalıştıran, işletmenin çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispat etmedikçe, o işletmenin faaliyetleri dolayısıyla sebep olunan zararı gidermekle yükümlüdür. Adam çalıştıran, ödediği tazminat için, zarar veren çalışana, ancak onun bizzat sorumlu olduğu ölçüde rücu hakkına sahiptir. 2. Hayvan bulunduranın sorumluluğu a. Giderim yükümlülüğü

İşyerinde birden çok kişinin birlikte mobbing teşkil eden eylemlerle zarara sebebiyet vermesi veya aynı zarardan çeşitli hukuki sebeplerle sorumlu tutulmaları durumunda, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 61. maddesi uyarınca ilgililer hakkında müteselsil sorumluluk hükümleri uygulanır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 61Kaynağı aç
MADDE 61- Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır. b. İç ilişkide

Kişilik Haklarının Korunması ve İspat İlkeleri

Mobbingin sinsi, örtülü ve imalı yapısı nedeniyle yargılama süreçlerinde doğrudan delil sunulması güçlük teşkil edebilmektedir. Bu nedenle değerlendirmelerde olguların hayatın olağan akışına uygunluğu gözetilerek doğrudan ispat yerine emare üzerinden ispat yaklaşımı dikkate alınır.

Kişilik hakkı saldırıya uğrayan çalışan, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 25. maddesi uyarınca saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini veya sona ermiş olsa bile etkileri devam eden eylemin hukuka aykırılığının tespitini talep edebilir. Bununla birlikte saldırının düzeltilmesini, kararın üçüncü kişilere bildirilmesini veya yayımlanmasını talep etme hakkı ile maddi ve manevi tazminat istemleri saklıdır.

Kişilik haklarına yönelik devam eden saldırılara karşı açılan saldırıya son verilmesi davasında kusur şartı aranmadığı gibi, bu dava herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi tutulmamıştır; kişilik hakkının ihlaline yol açan saldırı sürdüğü müddetçe dava açılabilir. Kişilik haklarının korunması davaları davacının kendi yerleşim yeri mahkemesinde veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde ikame edilebilir.

Mobbing Davalarında Zamanaşımı Süreleri

Haksız fiil sorumluluğuna dayalı mobbing tazminatı istemleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesi gereğince zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Tazminat istemi, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa bu ceza zamanaşımı süresi tatbik edilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 72Kaynağı aç
MADDE 72- Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır. Haksız fiil dolayısıyla zarar gören bakımından bir borç doğmuşsa zarar gören, haksız fiilden doğan tazminat istemi zamanaşımına uğramış olsa bile, her zaman bu borcu ifadan kaçınabilir. II. Rücu isteminde
Mobbinge uğrayan işçi derhal fesih hakkını kullanabilir mi?

Evet, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24. maddesinin ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri hükmü kapsamında çalışan, bildirim süresini beklemeksizin iş sözleşmesini haklı nedenle derhal feshedebilir.

Ayrımcılık tazminatı çalışırken talep edilebilir mi?

Evet, ayrımcılık tazminatı talep edebilmek için iş sözleşmesinin sona ermesi zorunlu değildir; çalışan iş ilişkisi devam ederken de bu talepte bulunabilir.

Mobbing vakalarında doğrudan yazılı delil aranır mı?

Hayır, psikolojik tacizin örtülü ve imalı gerçekleşmesi karşısında doğrudan kesin delil yerine emare üzerinden ispat yaklaşımı ve olguların hayatın olağan akışına uygunluğu değerlendirmeye esas alınır.

Ayrımcılık tazminatı hesabında hangi ücret dikkate alınır?

Ayrımcılık tazminatı hesabında ikramiye, prim ve sosyal haklar gibi ek ödemeler dahil edilmeksizin yalnızca çalışanın asıl çıplak ücreti esas alınır.

Kişilik hakkına saldırının durdurulması davası zamanaşımına tabi midir?

Hayır, saldırıya son verilmesi davası herhangi bir hak düşürücü süreye veya zamanaşımına tabi değildir; kişilik hakkının ihlaline yol açan saldırı devam ettiği sürece açılabilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu