İş kazasında kusurun kime ait olduğu ve oranı, işverenin alması gereken önlemler, aldığı ve almadığı önlemler ile işçinin alınan önlemlere uyup uymadığı ayrıntılı incelenerek, kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenir. Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2016/12417 esas ve 2018/4973 karar sayılı kararında bu inceleme yapılmadan sonuca gidilmesi bozma nedeni kabul edilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2012/21-1121 esas ve 2013/386 karar sayılı kararında da işverenin kusuru ve varsa kusur oranı, uzman bilirkişilerce düzenlenecek kusur raporuyla tespit edilecek hususlar olarak görülmüş; rapor alınmadan hüküm kurulması isabetsiz bulunmuştur.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2016/12417, K. 2018/4973Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2012/21-1121, K. 2013/386Kaynağı aç
Kusur incelemesinin kapsamı
Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2016/12417 esas ve 2018/4973 karar sayılı kararında iş kazasından doğan tazminatta kusurun aidiyeti ve oranı duraksamaya yer vermeyecek açıklıkta saptanır. İnceleme, işverenin işyerinde alması gereken önlemleri, bunlardan hangilerini alıp hangilerini almadığını ve işçinin alınan önlemlere uyup uymadığını kapsar.
Ölümle sonuçlanan somut iş kazasında, olay tarihinde yürürlükte bulunan 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi ve yönetmelik hükümleri dikkate alınarak, A sınıfı iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak üç kişilik bilirkişi heyetinden tarafların kusur oranlarını açıkça ortaya koyan bir rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Davalıların kusuru yeterli biçimde araştırılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı görülerek karar bu nedenle bozulmuştur. Bu değerlendirme, o dosyadaki kusur incelemesinin eksikliğine ilişkindir.
İşverenin sorumluluğu ve önlem yükümlülüğü
Anılan kararda işverenin iş kazasından doğan zarardan hukuki sorumluluğu, yasa ve içtihatlarla belirlenmiş ayrık hâller saklı kalmak üzere, kural olarak iş sözleşmesinden doğan işçiyi gözetme borcuna aykırılığa dayanan kusur sorumluluğu olarak açıklanmıştır. Bu ayrık hâllerin neler olduğu kararda sıralanmamıştır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417. maddesi, işverene işyerinde sağlığı ve güvenliği korumak üzere gereken bütün tedbirleri alma ve gerekli araç ile gereçleri eksiksiz bulundurma yükümü getirir. İşçiler de bu konuda alınmış tedbirlere uyar. İşverenin kanuna veya sözleşmeye aykırı davranışı işçinin ölümüne, vücut bütünlüğünün zedelenmesine ya da kişilik haklarının ihlaline yol açarsa bu zararın giderimi, sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine bağlanmıştır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 417Kaynağı aç
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, işçilerin sağlığını ve güvenliğini sağlamak için gerekeni yapma, şartları sağlama ve araçları eksiksiz bulundurma yükümünü, insan yaşamının kutsallığı çerçevesinde, baktığı olay bakımından 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğu saymıştır. Kusur incelemesinde olay tarihinde yürürlükte bulunan bu madde ile yönetmeliklerin gözetilmesini istemiştir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi, 20/6/2012 tarihli ve 6331 sayılı Kanunun 37. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır. Karardaki atıf, olay tarihinde yürürlükte olan hükme dayanır; mülga madde bugün yürürlükte olan bir metin olarak uygulanamaz.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 77Kaynağı aç
Çalışanın sağlık ve güvenlik yükümlülüğü
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 19. maddesinin birinci fıkrasına göre çalışan, iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili aldığı eğitim ve işverenin bu konudaki talimatları doğrultusunda, kendisinin ve hareketlerinden veya yaptığı işten etkilenen diğer çalışanların sağlık ve güvenliklerini tehlikeye düşürmemekle yükümlüdür.
6331 sayılı İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KANUNU m. 19Kaynağı aç
İkinci fıkra, sayılan ödevleri işverenin verdiği eğitim ve talimatlara bağlar. Çalışan; makine, cihaz, araç, gereç, tehlikeli madde, taşıma ekipmanı ve diğer üretim araçlarını kurallara uygun kullanır, güvenlik donanımlarını doğru kullanır, bunları keyfi olarak çıkarmaz ve değiştirmez. Kendisine verilen kişisel koruyucu donanımı doğru kullanır ve korur. İşçinin alınan önlemlere uyup uymadığı da kusurun aidiyeti ve oranı belirlenirken ayrıntılı biçimde ele alınır.
İlliyet bağının kesilmesi
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2012/21-1121 esas ve 2013/386 karar sayılı kararında, kusur sorumluluğunda illiyet bağının mücbir sebep ile zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusuru yüzünden kesilebileceği, Yargıtay uygulamalarına dayanılarak açıklanmıştır. Bu hâllerde işverenin sorumluluğuna gidilemeyeceği belirtilmiştir.
Ceza yargılamasının hukuk davasına etkisi
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi, hukuk hâkiminin zarar verenin kusurlu olup olmadığına ve ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığına karar verirken ceza hukukunun sorumluluk hükümleriyle bağlı olmadığını düzenler. Ceza hâkiminin beraat kararı da hukuk hâkimini bağlamaz. Kusurun değerlendirilmesi ve zararın belirlenmesine ilişkin ceza mahkemesi kararı bakımından da aynı bağlamama sonucu geçerlidir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 74Kaynağı aç
Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2016/12417 esas ve 2018/4973 karar sayılı kararında, ceza mahkemesinin mahkûmiyet kararında fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağını saptayan maddi olaya ilişkin kabulün hukuk hâkimini bağladığı belirtilmiştir. Kararda, 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu'nun 53. maddesinin de aynı düzenlemeyi içerdiği ifade edilmiştir. Kusurun takdiri ve zarar miktarının belirlenmesi ise ceza mahkemesi kararıyla bağlı olmayan alanlar olarak açıklanmıştır.
Aynı kararda, hükmün açıklanmasının geri bırakılması nedeniyle kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararından söz edilemese de, ceza yargılamasında eylemin hukuka aykırılığının ve failinin maddi vakıa olarak belirlenmiş bulunması karşısında bu durumun kusur oranları belirlenirken göz önüne alınması gerektiği belirtilmiştir. Bu açıklama, kararın ele aldığı somut olay bakımından yapılmıştır.
Kusur raporu alınmadan hüküm kurulması
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2012/21-1121 esas ve 2013/386 karar sayılı kararında, işverenin kusurlu olup olmadığı ve varsa kusur oranı ancak uzman bilirkişilerce düzenlenecek kusur raporuyla tespit ve kanıtlanabilecek bir husus kabul edilmiştir. Murisin kalp krizi sonucu öldüğü gerekçesiyle kusur raporu alınmadan karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur.
Kurul, bu kalp krizi dosyasında yapılacak işi; işyeri hekimliği, işgücü sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman bir kardiyoloğun da yer alacağı bilirkişi heyetinden kusur raporu alınması olarak belirlemiştir. Kardiyolog bulunması şartı, bu dosyanın olayına ilişkindir.
Kurul, benimsediği özel daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesini usul ve yasaya aykırı görmüş ve direnme kararının bozulmasına oybirliğiyle karar vermiştir. Sonuç, kusur raporunun o dosyada hükümden önce alınması gereğine ilişkindir.
İş kazasında kusur oranı nasıl belirlenir?
Kusurun kime ait olduğu ve oranı; işverenin alması gereken, aldığı ve almadığı önlemler ile işçinin alınan önlemlere uyup uymadığı ayrıntılı incelenerek, kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenir.
Çalışan hangi güvenlik yükümlülüklerine uyar?
Çalışan, aldığı eğitim ve işverenin talimatları doğrultusunda kendisinin ve hareketlerinden veya yaptığı işten etkilenen diğer çalışanların sağlık ve güvenliğini tehlikeye düşürmemekle yükümlüdür. Üretim araçlarını ve güvenlik donanımlarını kurallara uygun kullanır; kişisel koruyucu donanımı doğru kullanır ve korur.
Ceza mahkemesinin kararı kusur oranını bağlar mı?
Hayır. Hukuk hâkimi, ceza hukukunun sorumluluk hükümleriyle, beraat kararıyla ve ceza hâkiminin kusur ile zarar belirlemesine ilişkin kararıyla bağlı değildir. Mahkûmiyet kararında fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağını saptayan maddi olgu kabulünün bağlayıcılığı, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2016/12417 esas ve 2018/4973 karar sayılı kararında ayrıca belirtilmiştir.
Kalp krizi gerekçesi kusur raporunu gereksiz kılar mı?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2012/21-1121 esas ve 2013/386 karar sayılı kararında, murisin kalp krizi sonucu öldüğü gerekçesiyle kusur raporu alınmadan karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur. O dosyada raporun, alanında uzman bir kardiyoloğun da bulunduğu bilirkişi heyetinden alınması gerekli görülmüştür.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

