Mobbing Kavramı ve Hukuki Niteliği
Mobbing, işyerinde çalışanı hedef alarak sistematik ve sürekli biçimde uygulanan psikolojik taciz, yıldırma, dışlama ve baskı eylemlerinin bütünüdür. Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 2017/9918 Esas ve 2018/6568 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere mobbing; bir çalışana yönelik olarak belli aralıklarla tekrarlanan, mağdurun itirazlarına rağmen devam ettirilen, işçiyi küçük düşürücü, ruhsal açıdan yıpratıcı ve mesleki verimini düşürücü tutumları ifade eder. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2015/2274 Esas ve 2018/1428 Karar sayılı kararında ise bu olgu, iş ortamında üstler, astlar veya eşit düzeydeki çalışanlar tarafından yöneltilen tekrarlı saldırılar ve bir tür psikolojik terör olarak kabul edilmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2017/9918, K. 2018/6568Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2015/2274, K. 2018/1428Kaynağı aç
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2019/1136 Esas ve 2019/4695 Karar sayılı kararında vurgulandığı üzere psikolojik taciz; tehdit, şiddet, aşağılama, haksız ayrımcılık, ağır eleştiri ve çalışma koşullarını yapay biçimde ağırlaştırma gibi farklı biçimlerde tezahür edebilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2015/2274 Esas ve 2018/1428 Karar sayılı tespitlerine göre, bu baskıya maruz kalan çalışanlarda uykusuzluk, iştahsızlık, depresyon, nedensiz ağlama nöbetleri, unutkanlık, alınganlık, ani öfkelenme, genel isteksizlik ve hayattan zevk alamama gibi somut ruhsal ve bedensel belirtiler gelişebilmektedir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2019/1136, K. 2019/4695Kaynağı aç
Hukuki Açıdan Mobbingin Varlık Koşulları
İşyerinde yaşanan her türlü gerginlik veya olumsuzluk hukuki anlamda mobbing teşkil etmez. Bir eylemin psikolojik taciz sayılabilmesi için bir işçinin hedef alınarak gerçekleştirilmesi, belirli bir süreye yayılması ve sistematik bir yapı kazanması zorunludur. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2022/4922 Esas ve 2022/6503 Karar sayılı ilamı ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2015/2274 Esas ve 2018/1428 Karar sayılı kararına göre, davranışı sergileyen tarafın bilinçli ve kasıtlı biçimde hareket etmesi ve eylemlerin çoğu zaman çalışanın işyerinden ayrılmasını sağlamaya yönelmesi aranır.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/4922, K. 2022/6503Kaynağı aç
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2016/17859 Esas ve 2016/17644 Karar sayılı ilamı uyarınca, süreklilik göstermeyen, belli aralıklarla sık sık tekrarlanmayan ve ara sıra münferit biçimde meydana gelen kaba, nezaketsiz veya haksız davranışlar mobbing sayılamaz. Anlık bir öfkeyle ortaya çıkan geçici tutumlar psikolojik taciz kapsamında görülmez; davranışların düzenli şekilde sürdürülmesi ve rastlantısal tartışmaları aşması gerekmektedir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2016/17859, K. 2016/17644Kaynağı aç
Aynı Dairenin 2016/17859 Esas ve 2016/17644 Karar sayılı kararında belirtilen diğer bir kıstas tarafların hukuki imkanlarıdır. Özel yasal düzenlemelerle koruma altına alınmış mekanizmaların bulunduğu ve iki tarafın da sahip olduğu hukuki yetkileri etkin biçimde kullanabildiği hallerde psikolojik tacizden söz edilemez. Müdahalelerin mobbing sayılabilmesi için işyeriyle bağlantılı olması, işyerindeki diğer şahıslar tarafından kasıtlı ve planlı sürdürülmesi ve mağdurun sağlığında, kişiliğinde veya mesleki durumunda zarara yol açması aranır.
İşverenin Kişiliği Koruma ve Gözetme Borcu
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 417/1 hükmü uyarınca işveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak, işçiye saygı göstermek ve işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzeni temin etmek zorundadır. İşveren özellikle personelin psikolojik ve cinsel tacize uğramaması ve tacize maruz kalanların daha fazla mağdur olmaması adına gereken her türlü tedbiri almakla yükümlüdür. Kanunun 417/3 maddesi gereğince, işverenin bu yükümlülüğe aykırı davranışı sebebiyle işçinin ölümü, vücut bütünlüğünün zedelenmesi veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararlarının tazmini, sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine bağlıdır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 417Kaynağı aç
Çalışanın işyerindeki baskı ve taciz iddialarını yönetime bildirmesine karşın işverenin bu bildirimleri dikkate almaması ve inceleme yapmaması kusur teşkil eder. Nitekim Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2022/4922 Esas ve 2022/6503 Karar sayılı ilamında, amiri tarafından yıldırma ve pasifize etme girişimlerine maruz kalan ve durumu üst yönetime bildirmesine karşın önlem alınmayan işçinin sağlığının bozulması olayında işverenin gözetme borcunu yerine getirmediği sonucuna varılmıştır.
Haklı Nedenle Fesih ve Kıdem Tazminatı
Mobbinge maruz kalan işçi bakımından iş sözleşmesini sürdürmek katlanılamaz hale gelebilir. 4857 sayılı İş Kanunu m. 24/II-b bendi uyarınca, işverenin işçinin veya ailesi üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler söylemesi, davranışlarda bulunması ya da işçiye cinsel tacizde bulunması işçiye derhal fesih yetkisi verir. Kanunun 24/II-c bendi kapsamında işverenin işçiye sataşması, gözdağı vermesi veya işçi hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ağır ithamlarda bulunması da haklı fesih sebebidir.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 24Kaynağı aç
Sistematik psikolojik tacize uğrayan işçi, haklı nedenle fesih bildirimi yaparak iş sözleşmesini derhal sonlandırabilir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2021/12218 Esas ve 2021/16601 Karar sayılı kararında, personelin diğer çalışanların veya müşterilerin önünde azarlanarak küçük düşürüldüğü, dışlandığı ve anksiyete tanısıyla sağlık raporu aldığı somut olayda feshin haklı nedene dayandığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda işçi, 4857 sayılı İş Kanunu çerçevesinde kıdem tazminatı talep edebilir ve tazminat davası açabilir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2021/12218, K. 2021/16601Kaynağı aç
Mobbing nedeniyle haksız biçimde işten çıkarılan veya istifaya zorlanan işçiler açısından işe iade davası yolu da açıktır. Dava sürecinde mobbing olgusu ileri sürülebilir; mahkemece işe iade yönünde hüküm kurulması halinde işverenin işçiyi işe başlatması zorunludur. İşverenin işçiyi işe başlatmaması durumunda ise ek işe başlatmama tazminatı yükümlülüğü doğar.
Maddi ve Manevi Tazminat Talepleri
Psikolojik taciz nedeniyle kişilik hakları zedelenen işçiler tazminat davası açabilir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 58/1 uyarınca kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören kimse, manevi tazminat talebinde bulunabilir. Kanunun 58/2 maddesi gereğince hâkim, manevi tazminat ödenmesi yerine veya bu tazminata ek olarak saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir. Bununla birlikte, mobbing neticesinde ortaya çıkan tedavi giderleri, muayene masrafları ve iş kaybı gibi maddi zararların karşılanması için de Türk Borçlar Kanunu hükümleri kapsamında maddi tazminat istenebilir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 58Kaynağı aç
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 24 uyarınca hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse hâkimden korunma talep edebilir; rıza, üstün kamusal ya da özel yarar veya kanunun tanıdığı yetki bulunmadıkça kişilik haklarına yönelen her saldırı hukuka aykırıdır. Ancak Türk Medeni Kanunu m. 24 ve Türk Borçlar Kanunu m. 58 çerçevesinde manevi tazminata hükmedilebilmesi için fiillerin kişilik haklarını ihlal boyutuna ulaşması gerekir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2016/17859 Esas ve 2016/17644 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere, çalışana kapasitesinin üzerinde iş yüklenmesi, tatil taleplerinde zorluk çıkarılması veya sosyal ortamlardan izole edilmesi gibi tutumlar mobbing teşkil etse dahi kendiliğinden kişilik hakkı ihlali kabul edilmez; bu nedenle her somut olayda zararın boyutu incelenir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 24Kaynağı aç
Kişilik hakkını ihlal eden psikolojik taciz fiillerinin sorumluluk doğurması bakımından eylemlerin işyeri sınırları içinde veya işyeri haricinde gerçekleşmiş olması arasında bir fark gözetilmez. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2016/17859 Esas ve 2016/17644 Karar sayılı kararına göre, fiillerin işyeri dışında icra edilmiş olması tazminat sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Mobbing Davasında İspat Standardı ve Deliller
Psikolojik taciz iddiasında bulunan işçi kural olarak bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Bununla birlikte Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2015/2274 Esas ve 2018/1428 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2022/4922 Esas ve 2022/6503 Karar sayılı ilamında kabul edildiği üzere, taciz fiilleri çoğunlukla gizli ve baş başa ortamlarda meydana geldiğinden katı bir kesin ispat zorunluluğu aranmaz. Olayların tipik akışı ve hayat tecrübeleri dikkate alınarak yaklaşık ispat ölçütü uygulanır. İşçi tarafından baskının varlığına dair güçlü olgular sunulduğunda, psikolojik baskı uygulanmadığını ispatlama külfeti işverene geçer.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2015/2274 Esas ve 2018/1428 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; e-posta yazışmaları, güvenlik kamerası kayıtları, sağlık kurulu raporları, haksız uyarı ve ihtar yazıları, görev için gereken araç, şifre ve anahtarların verilmemesi ile tanık ifadeleri yaklaşık ispatı sağlayan güçlü deliller arasındadır. Öte yandan 4857 sayılı İş Kanunu m. 17 kapsamında iş güvencesi hükümleri dışında kalan işçilerin fesih hakkının kötüye kullanılması sebebiyle talep ettikleri kötüniyet tazminatında, kötüniyet iddiasını ispat yükü davacı işçiye aittir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/5787, K. 2022/6505Kaynağı aç
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 17Kaynağı aç
İspat vasıtalarının niteliği bakımından doğrudan görgü ve bilgiye dayanmayan deliller yetersiz kalmaktadır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2022/5787 Esas ve 2022/6505 Karar sayılı ilamı ile Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2019/1136 Esas ve 2019/4695 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere, doğrudan görgüye dayanmayıp yalnızca mağdurun aktardığı duyumları içeren tanık beyanları iddiayı ispata elverişli değildir. Tanık anlatımlarının çelişkili olması ve eylemlerde süreklilik bulunmaması halinde yaklaşık ispat gerçekleşmemiş sayılır ve açılan tazminat davası reddedilir.
Dava Öncesi Başvuru ve Zorunlu Arabuluculuk Usulü
Dava yoluna başvurmadan önce işverene veya insan kaynakları birimine yazılı şikayette bulunulması mümkündür. İhtarname formatında da düzenlenebilen bu başvuruya ilişkin tebliğ belgesinin saklanması önem taşır.
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 3/1 uyarınca, kanuni düzenlemelerden veya iş sözleşmesinden doğan işçilik alacakları, tazminat istemleri ve işe iade taleplerinde dava açılmadan evvel arabuluculuk yoluna gidilmesi bir dava şartıdır. Mobbing vakıalarına dayanan tazminat ve alacak taleplerinde de yargı yoluna başvurulmadan önce arabuluculuk sürecinin işletilmesi gerekmekte olup tarafların uzlaşamaması durumunda tanzim edilen son tutanak ile iş mahkemesinde dava açılabilir. Buna karşılık 7036 sayılı Kanun m. 3/3 hükmü uyarınca, iş kazası ve meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile tespit talepli davalarda arabulucuya başvuru şartı aranmaz.
7036 sayılı İŞ MAHKEMELERİ KANUNU m. 3Kaynağı aç
7036 sayılı Kanun m. 3/10 hükmüne göre arabulucu, başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırır; bu süre zorunlu hallerde en fazla bir hafta uzatılabilir. Aynı maddenin 17. fıkrası uyarınca, arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez.
Yargılama Usulü, Fesih Bildirimleri ve Kamu Görevlileri
4857 sayılı İş Kanunu m. 17 uyarınca belirsiz süreli iş sözleşmelerinde fesihten önce durumun diğer tarafa bildirilmesi zorunlu olup kıdeme göre bildirim süreleri iki ila sekiz hafta arasındadır. Bildirim şartına uymayan taraf bildirim süresine ait ücret tutarında tazminat ödemekle yükümlüdür; işveren bildirim süresine ait ücreti peşin ödeyerek de sözleşmeyi feshedebilir. İş güvencesi kapsamı dışındaki işçilerin sözleşmelerinin fesih hakkı kötüye kullanılarak feshedilmesi durumunda ise bildirim süresinin üç katı tutarında kötüniyet tazminatı ödenmesi öngörülmüştür.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 326 gereğince yargılama giderleri kural olarak davada aleyhine hüküm kurulan tarafa yükletilir; Kanunun 323/1-(ğ) maddesi gereğince vekille takip edilen davalarda takdir edilen vekâlet ücreti de yargılama giderleri kapsamındadır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2022/4922 Esas ve 2022/6503 Karar sayılı ilamına göre, alacak davasında hesaplanmayan alacak kalemlerinin bulunması ve manevi tazminat talebinin reddine karşı temyiz yoluna başvurulması halinde HMK m. 362/1-a bendindeki miktar itibarıyla kesinlik sınırına bakılmaksızın kararın temyiz incelemesi mümkündür.
Kamu görevlileri ve memurlar açısından mobbing süreçleri iş kanunu hükümlerinden farklı idari prosedürlere tabidir. Kamu kurumlarında görev yapan personelin maruz kaldığı psikolojik taciz eylemleri; atama iptali davaları, disiplin soruşturmalarında savunma hakkının kullanılması ve haksız disiplin cezalarına karşı idari itiraz yolları çerçevesinde idari yargı mercilerinde değerlendirilir.
Tek seferlik kaba veya haksız davranışlar mobbing sayılır mı?
Tek seferlik, anlık öfkeyle sergilenen veya geçici nitelikteki münferit davranışlar hukuken mobbing teşkil etmez. Bir tutumun psikolojik taciz sayılabilmesi için belirli bir çalışanı hedef alması, zamana yayılması ve sistematik biçimde devam etmesi şarttır.
Mobbing davalarında kesin ispat şart mıdır?
Mobbing davalarında kesin ispat aranmaz, yaklaşık ispat standardı uygulanır. Olayların tipik akışına göre işçi baskının varlığına dair güçlü olgular sunduğunda, mobbing uygulanmadığını ispatlama külfeti işverene geçer.
Mobbinge maruz kalan çalışan kıdem tazminatı talep edebilir mi?
İşyerinde sistematik psikolojik tacize uğrayan işçi, 4857 sayılı İş Kanunu uyarınca iş sözleşmesini haklı nedenle derhal feshederek kıdem tazminatına hak kazanabilir.
Mobbing davası açmadan önce arabulucuya başvurmak zorunlu mudur?
Mobbinge dayalı işçilik alacağı, tazminat veya işe iade talepleriyle iş mahkemesinde dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunlu dava şartıdır. Ancak iş kazası veya meslek hastalığına dayanan maddi ve manevi tazminat taleplerinde bu zorunluluk bulunmaz.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

