Mevduat Faizi ve Kâr Paylarında Stopaj Düzenlemesi

by Avukat Erdal Ersoy
Mevduat Faizi ve Kâr Paylarında Stopaj Düzenlemesi

Gelir Vergisi Kanunu Kapsamında Mevduat ve Kâr Payı Tevkifatı

Menkul sermaye iratlarının vergilendirilmesinde ana çerçeve, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun Geçici 67. maddesi ile çizilmiştir. İlgili maddenin dördüncü fıkrası uyarınca bankalar arası mevduat ile aracı kurumların borsa para piyasasında değerlendirdikleri kendi paralarına tahakkuk eden faizler haricinde kalan mevduat faizleri ve katılım bankalarınca aktarılan kâr payları üzerinden ödemeyi gerçekleştiren kuruluşlar tarafından yüzde 15 oranında stopaj uygulanır. Yapılan vergi kesintileri Gelir Vergisi Kanunu'nun 98 ve 119 uncu maddelerinde düzenlenen kanuni vadelerde vergi idaresine beyan edilerek ödenir. Bu iratlar üzerinden Kanun'un 94 üncü maddesi veya Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 24 üncü maddesi uyarınca mükerrer nitelikte ilave bir tevkifat gerçekleştirilmez.

193 sayılı GELİR VERGİSİ KANUNU (GVK) m. Geçici 67Kaynağı aç
Geçici Madde 67- (Ek: 30/12/2004-5281/ 30 md.)[163] 1) Bankalar ve aracı kurumlar takvim yılının üçer aylık dönemleri itibarıyla; a) Alım satımına aracılık ettikleri menkul kıymetler ile diğer sermaye piyasası araçlarının alış ve satış bedelleri arasındaki fark, b) Alımına aracılık ettikleri menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası araçlarının itfası halinde alış bedeli ile itfa bedeli arasındaki fark, c) Menkul kıymetlerin veya diğer sermaye piyasası araçlarının tahsiline aracılık ettikleri dönemsel getirileri (herhangi bir menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracına bağlı olmayan), d) (Ek: 22/12/2005-5436/14 md.) Aracılık ettikleri menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası araçlarının ödünç işlemlerinden sağlanan gelirler, Üzerinden % 15 oranında vergi tevkifatı yaparlar. (Ek cümle: 27/6/2006-5527/1 md.; İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 15/10/2009 tarihli ve E.: 2006/119, K.: 2009/145 sayılı Kararı ile.; Yeniden düzenleme: 23/7/2010-6009/4 md.) 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 2 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamındaki mükellefler ile münhasıran menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası aracı getirileri ile değer artışı kazançları elde etmek ve bunlara bağlı hakları kullanmak amacıyla faaliyette bulunan mükelleflerden 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan yatırım fonları ve yatırım ortaklıklarıyla benzer nitelikte olduğu Maliye Bakanlığınca belirlenenler için bu oran % 0 olarak uygulanır.[164] (Değişik ikinci paragraf: 22/12/2005-5436/14 md.) Aynı menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası aracından değişik tarihlerde alımlar yapıldıktan sonra bunların bir kısmının elden çıkarılması halinde, ilk giren ilk çıkar yöntemi kullanılmak suretiyle, tevkifat matrahının tespitinde dikkate alınacak alış bedeli belirlenir. Bir menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası aracının alımından önce elden çıkarılması halinde, elden çıkarılma tarihinden sonra yapılan ilk alım işlemi esas alınarak üzerinden tevkifat yapılacak tutar tespit edilir. Aynı gün içerisindeki işlemlerde ağırlıklı ortalama yöntemi kullanılabilir. Alış ve satış işlemleri dolayısıyla ödenen komisyonlar ile Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi tevkifat matrahının tespitinde dikkate alınır. Üç aylık dönem içerisinde aynı türden menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracı ile ilgili olarak birden fazla alım satım işlemi yapılması halinde tevkifatın gerçekleştirilmesinde bu işlemler tek bir işlem olarak dikkate alınır. Aynı türden menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracı alım satımından doğan zararlar takvim yılı aşılmamak kaydıyla izleyen dönemlerin tevkifat matrahından mahsup edilir. Dövize, altına veya başka bir değere endeksli menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracının alış ve satış bedeli olarak işlem tarihindeki Yeni Türk Lirası karşılıkları esas alınarak tevkifat matrahı tespit edilir. Menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası aracının yabancı bir para cinsinden ihraç edilmiş olması halinde ise tevkifat matrahının tespitinde kur farkı dikkate alınmaz. Menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası aracı sahibinin, bu kıymetleri başka bir banka veya aracı kuruma aktarması halinde, söz konusu menkul kıymetlerin alış bedeli ve alış tarihi aktarma yapılan kuruma bildirilir. Aktarmanın başka bir kişi veya kurum adına yapılması halinde, alış bedeli ve alış tarihinin ilgili banka veya aracı kuruma bildirilmesinin yanı sıra işlem Maliye Bakanlığına da bildirilir. Bu bildirimler, başka bir kişi veya kurum adına naklin aynı banka veya aracı kurumun bünyesinde gerçekleştirilmesi veya kıymetin sahibi tarafından fiziken teslim alınması halinde de yapılır. Menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası aracının fiziken bir banka veya aracı kuruma teslim edilmesi halinde alış bedeli olarak, tevsik edilmesi kaydıyla, kıymet sahibinin beyanı esas alınır ve yapılan işlem Maliye Bakanlığına bildirilir. (Değişik altıncı paragraf: 27/6/2006-5527/1 md.) Hazine ve 4749 sayılı Kanuna göre kurulan varlık kiralama şirketleri tarafından yurt dışında ihraç edilen menkul kıymetlerin alım satımı, itfası sırasında elde edilen getirileri ile bunların dönemsel getirilerinin tahsilinde, tam mükellef kurumlara ait olup, Borsa İstanbul’da işlem gören ve bir yıldan fazla süreyle elde tutulan hisse senetleri ile sürekli olarak portföyünün en az % 51'i Borsa İstanbul’da işlem gören hisse senetlerinden oluşan yatırım fonlarının (Ek hüküm:4/12/2025-7566/3 md.) (Katılma payları sadece nitelikli yatırımcılara satılabilen, Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu’nda işlem görmeyen ve fon portföyüne alınacak varlık ve işlemlere ilişkin herhangi bir oransal sınırlamaya tabi olmayan yatırım fonları hariç) bir yıldan fazla süreyle elde tutulan katılma paylarının elden çıkarılmasında ve hisse senetleri kâr paylarının hisse sahipleri adına tahsilinde bu fıkra hükümleri uygulanmaz. Tam mükellef kurumlara ait olup, Borsa İstanbul’da işlem gören ve bir yıldan fazla süreyle elde tutulan hisse senetlerinin elden çıkarılmasından elde edilen gelirler için, Gelir Vergisi Kanununun Mükerrer 80 inci madde hükümleri uygulanmaz.[165][166] Bu fıkra kapsamında yapılan tevkifat tutarları, verilecek muhtasar beyannameye dahil edilmez. Banka ve aracı kurumlar, tevkif ettikleri vergileri şekli ve muhteviyatı Maliye Bakanlığınca belirlenecek bir beyanname ile tevkifat dönemini izleyen ayın yirmiüçüncü günü akşamına kadar bağlı oldukları vergi dairesine beyan eder ve yirmialtıncı günü akşamına kadar öderler.[167] (Ek paragraf: 22/12/2005-5436/14 md.) Bu maddenin uygulaması bakımından banka veya aracı kurumlar (işleme taraf olanlar) kendilerinde bulunan veya ulaştırılan bilgi ve belgeler kapsamında tarhiyattan sorumlu tutulurlar. Bilgilerin eksik veya yanlış olması nedeniyle eksik beyan edilen kısım için bildirimi yapan adına gerekli tarhiyat yapılır. 2) Bu Kanunun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının (5) numaralı bendinde yazılı menkul sermaye iratlarından (Hazine ve 4749 sayılı Kanuna göre kurulan varlık kiralama şirketleri tarafından yurt dışında ihraç edilen menkul kıymetlerden elde edilenler hariç), ödemeyi yapanlarca, banka veya aracı kurumlara veya bunlar aracılığıyla diğer gerçek ve tüzel kişilere ödenenler hariç, % 15 oranında vergi tevkifatı yapılır. Bankalara veya aracı kurumlara alış bedeli tevsik edilmeksizin teslim edilmiş olan menkul kıymetlerin gelirlerinin ödenmesinde ise ödeme banka veya aracı kurumlar aracılığıyla yapılsa dahi tevkifat yapılır. Menkul kıymetin bir banka veya aracı kurum aracılığıyla alınmış olması halinde tevkifatta, bu işlemdeki itfa bedeli ile alış bedeli arasındaki fark esas alınır. Bu iratlar üzerinden 94 üncü madde veya Kurumlar Vergisi Kanununun 24 üncü maddesi kapsamında ayrıca tevkifat yapılmaz.[168] 3) Bankalar ile aracı kurumlar, bir menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracını (hisse senetleri ile (1) numaralı fıkranın altıncı paragrafında belirtilen menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçları hariç) (1) numaralı fıkra kapsamında tevkifata tâbi tutulmaksızın almaları halinde, kendilerine satış yapanlar adına satış bedeli ile alış bedeli arasındaki fark üzerinden % 15 oranında tevkifat yaparlar. Menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracının daha önce bir banka veya aracı kurumdan alınmamış olması halinde, tevkifatın yapılmasında alış bedeli yerine ihraç bedeli esas alınır. Tevkif edilen vergiler (1) numaralı fıkra kapsamında verilecek beyannameye dahil edilmek suretiyle beyan edilir ve ödenir. 4) (Değişik: 22/12/2005-5436/14 md.) Bankalar arası mevduat ile aracı kurumların borsa para piyasasında değerlendirdikleri kendilerine ait paralarına yürütülen faizler hariç olmak üzere, 75 inci maddenin ikinci fıkrasının (7), (12) ve (14) numaralı bentlerinde yazılı menkul sermaye iratlarından ödemeyi yapanlarca %15 oranında vergi tevkifatı yapılır. Bu fıkra kapsamında yapılan tevkifat tutarları 98 inci ve 119 uncu maddelerde belirtilen sürelerde beyan edilir ve ödenir. Bu iratlar üzerinden 94 üncü madde veya Kurumlar Vergisi Kanununun 24 üncü maddesi kapsamında ayrıca tevkifat yapılmaz. 5) Gelir sahibinin gerçek veya tüzel kişi ya da dar veya tam mükellef olması, vergi mükellefiyeti bulunup bulunmaması, vergiden muaf olup olmaması ve elde edilen kazancın vergiden istisna olup olmaması (1), (2), (3) ve (4) numaralı fıkra hükümleri uyarınca yapılacak tevkifatı etkilemez. (Diğer kanunlarda yer alan istisna veya muafiyet hükümlerinin açık olarak kesinti suretiyle ödenen vergileri de kapsama almadığı durumlar dahil). Şu kadar ki, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (p) bentleri kapsamına giren kurumlar ile Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan borsa yatırım fonları ve emeklilik yatırım fonlarının elde ettikleri kazançlar üzerinden (1) ve (4) numaralı fıkralar uyarınca tevkifat yapılmaz.[169][170][171] 6) Bu maddenin (1), (2), (3) ve (4) numaralı fıkralarında belirtilen tevkifat oranlarını yabancı para cinsinde ihraç edilen menkul kıymetlerden sağlanan getiriler ile döviz cinsinden açılmış hesaplardan elde edilen kâr payı ve faiz gelirleri için ayrı ayrı veya birlikte %40’a kadar artırmaya veya kanunî oranına kadar indirmeye Cumhurbaşkanı yetkilidir.[172][173][174] 7) (1), (2), (3) ve (4) numaralı fıkra hükümleri uyarınca tevkifata tâbi tutulan kazançlar için gerçek kişilerce yıllık veya münferit beyanname verilmez. Diğer gelirler dolayısıyla verilecek yıllık beyannameye bu gelirler dahil edilmez. (Ek cümle: 27/6/2006-5527/1 md.) Söz konusu fıkra hükümleri uyarınca tevkifata tâbi  tutulsun tutulmasın dar mükellef gerçek kişi veya kurumlarca Hazine, 4749 sayılı Kanuna göre kurulan varlık kiralama şirketleri ve tam mükellef kurumlar  tarafından yurt dışında ihraç edilen menkul kıymetlerden sağlanan kazanç ve iratlar için münferit veya özel beyanname verilmez. Ticarî faaliyet kapsamında elde edilen gelirler ticarî kazanç hükümleri çerçevesinde kazancın tespitinde dikkate alınır ve tevkif suretiyle ödenmiş olan vergiler, 94 üncü madde kapsamında tevkif edilen vergilerin tâbi olduğu hükümler çerçevesinde tevkifata tâbi kazançların beyan edildiği beyannamelerde hesaplanan vergiden mahsup edilir. Şu kadar ki, (2) ve (3) numaralı fıkralar kapsamında tevkif suretiyle ödenen verginin, işlemden doğan kazancın tâbi olduğu tevkifat oranı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarı aşan kısmı yıllık beyannamede hesaplanan vergiden mahsup edilmez.[175][176] 8) Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan menkul kıymetler yatırım fonları (borsa yatırım fonları ile konut finansman fonları ve varlık finansman fonları dahil) ile menkul kıymetler yatırım ortaklıklarının Kurumlar Vergisinden istisna edilmiş olan portföy kazançları, dağıtılsın veya dağıtılmasın % 15 oranında vergi tevkifatına tâbi tutulur. Bu kazançlar üzerinden 94 üncü madde uyarınca ayrıca tevkifat yapılmaz. Bu fon veya ortaklıklarının katılma paylarının ilgili fona iadesinden elde edilen gelirler ile hisse senetlerinin alım satımından elde edilen kazançlar için yıllık beyanname verilmez. Diğer gelirler nedeniyle beyanname verilmesi halinde de bu gelirler beyannameye dahil edilmez. Ticarî işletmeye dahil olan bu nitelikteki gelirler, bu fıkra kapsamı dışındadır.[177][178] 9) Bu maddenin yürürlük tarihinden önce ihraç edilmiş olan her nevi tahvil ve Hazine bonoları ile Toplu Konut İdaresi ve Özelleştirme İdaresince çıkarılan menkul kıymetlerin elde tutulması veya elden çıkarılması suretiyle sağlanan gelirlerin vergilendirilmesinde bu madde hükümleri uygulanmaz. Bu gelirlerin vergilendirilmesinde, 31.12.2005 tarihi itibarıyla geçerli olan hükümler uygulanır.[179] 10) Bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce iktisap edilmiş olan menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılmasından veya elde tutulma sürecinde elde edilen gelirler için bu madde hükümleri uygulanmaz. Bu gelirlerin vergilendirilmesinde 31.12.2005 tarihi itibarıyla geçerli olan hükümler uygulanır.179 11) (Ek: 22/12/2005-5436/14 md.) Dar mükellefler de dahil olmak üzere, bu madde kapsamında tevkifata tâbi tutulan ve yıllık veya münferit beyanname ile beyan edilmeyeceği belirtilen menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılmasından doğan kazançları için takvim yılı itibarıyla yıllık beyanname verilebilir. Beyan edilen gelirden, aynı türden menkul kıymetler için yıl içinde oluşan zararların tamamı mahsup edilebilir. Beyan edilen gelir üzerinden %15 oranında vergi hesaplanır. Hesaplanan vergiden yıl içinde tevkif edilen vergiler mahsup edilir, mahsup edilemeyen tutar genel hükümler çerçevesinde red ve iade edilir. Şu kadar ki, mahsup edilemeyen zararlar izleyen takvim yıllarına devredilemez. 12) Bu maddede geçen, “banka” kavramı 18.6.1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanunu kapsamında Türkiye’de faaliyette bulunan bankalar ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasını “aracı kurum” kavramı ise 28.7.1981 tarihli ve 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında Türkiye’de faaliyette bulunan aracı kurumları ifade eder.[180] 13) Bu maddede geçen menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası aracı ifadesi, özel bir belirleme yapılmadığı sürece Türkiye’de ihraç edilmiş ve Sermaye Piyasası Kurulunca kayda alınmış ve/veya Türkiye’de kurulu menkul kıymet ve vadeli işlem ve opsiyon borsalarında işlem gören menkul kıymetler veya diğer sermaye piyasası araçları ile kayda alınmamış olsa veya menkul kıymet ve vadeli işlem borsalarında işlem görmese dahi Hazinece veya diğer kamu tüzel kişilerince ihraç edilecek her türlü menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracını ifade eder. Bankaların ve aracı kurumların taraf olduğu veya bunlar aracılığıyla yapılan; belirli bir vadede, önceden belirlenen fiyat, miktar ve nitelikte, ekonomik veya finansal göstergeye dayalı olarak düzenlenenler de dahil olmak üzere, para veya sermaye piyasası aracını, malı, kıymetli madeni ve dövizi alma, satma, değiştirme hak ve/veya yükümlülüğünü veren vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri ile döviz, kıymetli madenler ve Sermaye Piyasası Kurulunca belirlenen diğer varlıklar üzerine yapılan kaldıraçlı işlemlere ilişkin sözleşmeler bu madde uygulamasında diğer sermaye piyasası aracı addolunur.[181] 14) (Değişik: 22/12/2005-5436/14 md.) Türkiye'de kurulu vadeli işlem ve opsiyon borsalarında 31/12/2008 tarihine kadar yapılan işlemlerden elde edilen kazançlar için (1) numaralı fıkrada belirtilen tevkifat oranı sıfır olarak uygulanır. Tam ve dar mükellef kurumların (Türkiye’de işyeri veya daimi temsilci aracılığıyla faaliyette bulunmayanlar hariç) (…)[182] aralarında yaptıkları vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinden doğan kazançları bakımından bu madde hükümleri uygulanmaz. Şu kadar ki, banka ve benzeri finans kurumları için Türkiye’de işyeri veya daimi temsilci aracılığıyla faaliyette bulunma şartı aranmaz.[183] 15)  (Ek: 22/12/2005-5436/14 md.) Kurumlar Vergisi Kanununun 2 nci maddesinin 5281 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmadan önceki (2) numaralı fıkrasında, Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan yatırım fonu olarak addolunmuş dar mükellefiyete tâbi yatırım fonlarının vergilendirilmeye ilişkin 31.12.2005 tarihindeki bu statüleri; a) 31.12.2005 tarihinden önce ihraç edilen menkul kıymetlerle (hisse senetleri hariç) sınırlı olmak üzere bu menkul kıymetlerin tamamı itfa edilinceye kadar, b) 31.12.2005 tarihinde portföylerinde bulunan hisse senetleri için ise bu menkul kıymetlerin bu tarihten sonra portföyden ilk çıkış tarihine kadar, Devam eder. 16) Bu madde kapsamına girmeyen ve 1.1 2006 tarihinden önce iktisap edilmiş olan menkul kıymetlerin elden çıkarılmasından sağlanan gelirlerin vergilendirilmesinde 31.12.2005 tarihi itibariyla geçerli olan hükümler uygulanır. 17) (Ek: 27/6/2006-5527/1 md.) Cumhurbaşkanı bu maddede yer alan oranları her bir sermaye piyasası aracı, ihraç edenler, ihraç veya iktisap tarihi, hesap türü, hesap açılış tarihi, kazanç ve irat türü ile bunların vadesi, elde tutulma süresi ve bunları elde edenler itibarıyla, yatırım fonlarının katılma paylarının fona iade edilmesinden veya diğer şekillerde elden çıkarılmasından elde edilen kazançlar için fonun portföy yapısına göre, ayrı ayrı sıfıra kadar indirmeye veya %40’a kadar artırmaya yetkilidir.[184][185][186][187][188][189][190] 18) (Değişik: 22/12/2005 – 5436/14 md.) Bu madde hükümlerinin uygulanmasına ilişkin esas ve usûlleri belirlemeye, vergiye tâbi işlemlere taraf veya aracı olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutmaya Maliye Bakanlığı yetkilidir. 19) Bu madde hükümleri 31/12/2025 tarihine kadar uygulanır. (Ek cümle:11/11/2020-7256/19 md.) Cumhurbaşkanı bu fıkrada yer alan tarihi beş yıla kadar uzatmaya yetkilidir.[191][192]

Tevkifat Oranlarını Belirleme ve Değiştirme Yetkisi

193 sayılı Kanun'un Geçici 67. maddesinin 17. fıkrası gereğince Cumhurbaşkanı; sermaye piyasası araçları, ihraç edenler, hesap türü, hesap açılış tarihi, kazanç türü, vade yapısı ve elde tutulma sürelerini dikkate alarak stopaj oranlarını ayrı ayrı sıfıra kadar indirmeye yahut yüzde 40 oranına kadar yükseltmeye yetkilidir. Aynı maddenin 6. fıkrası uyarınca yabancı para birimi üzerinden ihraç edilen kıymetlerin getirileri ile döviz cinsinden açılmış hesaplardan temin edilen faiz ve kâr paylarına uygulanan oranları da yüzde 40 düzeyine kadar artırma veya kanuni seviyesine indirme salahiyeti tanınmıştır. Geçici 67. maddedeki temel düzenlemelerin uygulama süresi 31 Aralık 2025 tarihine kadar devam etmekte olup Cumhurbaşkanının bu süreyi beş yıla kadar uzatma yetkisi bulunmaktadır.

Türk Lirası Hesaplarda Düşük Oranlı Stopaj Uygulaması

Resmî Gazete'de 28 Haziran 2022 tarihinde yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5752 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Türk Lirası cinsinden mevduat faizleri ve katılım bankalarının katılma hesaplarına ödediği kâr paylarına tanınan indirimli stopaj rejiminin süresi 31 Aralık 2022 tarihine kadar uzatılmıştır. Düzenleme uyarınca, bahsi geçen tarihe kadar elde edilen getiriler üzerinden hesapların vadesine göre yüzde 0, yüzde 3 ve yüzde 5 oranlarında vergi tevkifatı yapılması esası benimsenmiştir.

Mükellefiyet Durumu ve Beyanname Verme Esasları

Mevduat ve katılım hesaplarından gelir elde eden hak sahiplerinin gerçek kişi, tüzel kişi, dar mükellef veya tam mükellef olması ya da vergiden muaf bulunması Gelir Vergisi Kanunu'nun Geçici 67. maddesi kapsamındaki tevkifat yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Kanun'un Geçici 67. maddesinin 7. fıkrası hükmü uyarınca tevkifata tabi tutulmuş menkul sermaye iratları sebebiyle gerçek kişiler tarafından yıllık gelir vergisi beyannamesi veya münferit beyanname verilmesi gerekmez. Benzer şekilde mükelleflerin başka kaynaklı gelirleri nedeniyle verecekleri yıllık gelir vergisi beyannamelerine de tevkifata tabi bu mevduat ve katılma payı kazançları dahil edilmemektedir.

Tevkifat İhtilaflarında Kanun Yolları ve Karar Düzeltme

Tevkif suretiyle kesilen vergilerin beyanı ve iadesine ilişkin vergi mahkemelerinde açılan davalarda verilen nihai kararların temyiz denetimi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan temyiz nedenlerinin bulunması durumunda Danıştay tarafından gerçekleştirilir. Nitekim Danıştay 4. Dairesi, E. 2016/11934, K. 2021/3699 sayılı ilamında, kurumlar vergisi beyannamesi verme zorunluluğu bulunmadığı gerekçesiyle tevkif yoluyla ödenen vergilerin iadesi talebinin reddine yönelik vergi mahkemesi kararını usul ve hukuka uygun bularak onamıştır. 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren on beş gün içinde karar düzeltme kanun yoluna başvurulabilmektedir.

Danıştay 4. Daire, E. 2016/11934, K. 2021/3699Kaynağı aç
Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2016/11934 E.  ,  2021/3699 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2016/11934 Karar No : 2021/3699 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Toplu İşyeri Yapı Kooperatifi KARŞI TARAF (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı kooperatif tarafından, elde ettiği kira gelirleri ile mevduat faizleri yanında sigorta primi indirimi ve gecikme faizi gelirlerinin olduğundan bahisle kurumlar vergisi beyannamesi vermesi gerektiği ileri sürülerek, 2011 ila 2014 yılları için verilen kurumlar vergisi beyannamelerinde stopaj yoluyla ödenen vergilerin kurumlar vergisinden mahsubu sonrasında kalan tutarın iadesi talebiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin 11/09/2015 tarih ve 16425 sayılı işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesince verilen kararda; davacı kooperatif tarafından elde ettiği kira gelirleri ile mevduat faizleri yanında sigorta primi indirimi ve gecikme faizi gelirlerinin olduğundan bahisle kurumlar vergisi beyannamesi vermesi gerektiği iddia edilse de, 03/04/2007 tarih ve 26482 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1 Sıra No'lu Kurumlar Vergisi Kanunu Genel Tebliği'nin 14/5. maddesinde, kooperatiflerin başkaca gelir getirici faaliyetinin bulunmaması ve gelirlerinin sadece vergi kesintisine tabi tutulmuş taşınmaz kira gelirleri ile vergi kesintisine tabi tutulan mevduat faizlerinden ibaret olması halinde, kurumlar vergisi beyannamesi vermelerine gerek bulunmadığının belirtildiği ve ayrıca davacı kooperatif tarafından, sigorta priminin erken ödenmesi nedeniyle elde edildiği iddia edilen sigorta primi indiriminin ve kooperatifin aidatlarını geç ödeyen üyelerden ve kirasını geç ödeyen kiracılardan aldığı gecikme faizinin ticari bir mahiyet taşımadığı dikkate alındığında bunların gelir getirici faaliyet olarak değerlendirilmesine imkan bulunmadığı ve davacı kooperatifin kurumlar vergisi beyannamesi verme zorunluluğu bulunmadığı kanaatine ulaşıldığından davacı kooperatifçe kurumlar vergisi beyannamesi vermek zorunda olduğu ve kesinti suretiyle ödenen vergilerden hesaplanan kurumlar vergisinin çıkartılarak aradaki farkın iade edilmesi talebiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Ortak dışı işlemleri nedeniyle muafiyet şartlarını kaybettiklerinden kurumlar vergisi mükellefi oldukları, 2011 ila 2014 yılları için taşınmaz kira geliri, mevduat faizi, gecikme faizi geliri ile sigorta primi indirimi gelirleri olduğu için beyanname verdikleri, vergi dairesince beyannamelerinin kabul edildiği, kanun hükümleri açıkken genel tebliğ dikkate alınarak karar verilmesinin hukuka uygun olmadığı ve kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir. TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 2/2, 4/1-k, 14/5 ve 15/1-b,ç maddeleri bir arada değerlendirildiğinde, kurumlar vergisi mükellefleri yönünden beyanname verilmesinin esas olduğu, muafiyet şartlarını yitiren ve mükellefiyeti bulunan kooperatiflerin ise gelirlerinin sadece vergi kesintisine tâbi tutulan taşınmaz kira gelirlerinden ibaret olması halinde bu gelirler için beyanname vermesine gerek bulunmadığının düzenlendiği dikkate alındığında, Kanun'da yer almamasına rağmen 1 Sıra No'lu Kurumlar Vergisi Kanunu Genel Tebliğ'inde taşınmaz kira geliri dışında mevduat faizi geliri bulunanlarında beyanname vermesine gerek bulunmadığının düzenlendiği ve taşınmaz kira geliri dışında mevduat faizi gelirleri de bulunan davacının beyanname verme zorunluluğu bulunmadığından bahisle tesis edilen işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı ve davacının iade talebinin yerinde olup olmadığı yönünde bir inceleme yapılmak üzere Vergi Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin reddine, 2. Temyize konu … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca, … TL maktu karar harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 5. Dosyanın anılan Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 6. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30/06/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 2/2. maddesi uyarınca, 24/04/2969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununa veya özel kanunlarına göre kurulan kooperatifler ile benzer nitelikteki yabancı kooperatiflerin kurumlar vergisi mükellefi olduğu, 4/1-k maddesinde, tüketim ve taşımacılık kooperatifleri hariç olmak üzere, ana sözleşmelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesi, yedek akçelerin ortaklara dağıtılmaması ve sadece ortaklarla iş görülmesine ilişkin hükümler bulunup, bu hükümlere fiilen uyan kooperatiflerin kurumlar vergisinden muaf olduğu, 14/1. maddesinde, kurumlar vergisinin mükellefin veya vergi sorumlusunun beyanı üzerine tarh olunacağı, 14/5. maddesinde, kooperatiflerin gelirlerinin vergi kesintisine tabi tutulan taşınmaz kira gelirlerinden ibaret olması halinde, bu gelirler için beyanname verilmeyeceği düzenlemelerine yer verilmiştir. 1 Sıra No'lu Kurumlar Vergisi Kanunu Genel Tebliğ'inin 14/5. maddesinin uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan halinde, kooperatiflerin taşınmazlarını kiraya vermeleri ortak dışı işlem olarak değerlendirileceğinden kurumlar vergisi mükellefiyetinin tesis edilmesi gerektiği, ancak anılan kooperatiflerin başkaca gelir getirici faaliyetinin bulunmaması ve gelirlerinin sadece vergi kesintisine tabi tutulmuş taşınmaz kira gelirleri ile vergi kesintisine tabi tutulan mevduat faizlerinden ibaret olması halinde, kurumlar vergisi beyannamesi (geçici vergi beyannameleri dahil) vermelerine gerek bulunmadığı, kesintiye tabi tutulmuş taşınmaz kira gelirleri ile mevduat faizleri yanında diğer gelirleri de bulunan kooperatiflerin, kurumlar vergisi beyannamesi vermek zorunda olduklarından, taşınmaz kira gelirlerini ve mevduat faizlerini de bu beyannameye dahil edecekleri, ancak kira gelirleri ile mevduat faizleri üzerinden Kurumlar Vergisi Kanununun 15. maddesi uyarınca kesinti yoluyla ödenmiş olan vergilerin, hesaplanan kurumlar vergisinden mahsup edileceği düzenlemelerine yer verilmiştir. Dosyanın incelenmesinden; 62 adet taşınmazın ortak olmayan kişilere kiralanması sebebiyle kurumlar vergisi muafiyet şartlarını yitiren ve 2011 yılından itibaren kurumlar vergisi mükellefi olan davacı kooperatif tarafından, taşınmaz kira geliri dışında mevduat faizi gelirleri, sigorta primi indirimi ve gecikme faizi gelirlerinin bulunduğu ve bu nedenle kurumlar vergisi beyannamesi vermek zorunda olduğu iddiasıyla 2011 ila 2014 yılları için verilen kurumlar vergisi beyannamelerinde stopaj yoluyla ödenen vergilerin kurumlar vergisinden mahsubu sonrasında kalan tutarın iadesi talebiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin 11/09/2015 tarih ve 16425 sayılı işlemin iptalinin istenildiği anlaşılmaktadır. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve tespitler bir arada değerlendirildiğinde; 5520 sayılı Kurumlar Vergi Kanunu'nda kurumlar vergisi mükellefleri yönünden beyanname verilmesinin esas olduğu, muafiyet şartlarını yitiren ve mükellefiyeti bulunan kooperatiflerin ise gelirlerinin sadece vergi kesintisine tâbi tutulan taşınmaz kira gelirlerinden ibaret olması halinde bu gelirler için beyanname vermesine gerek bulunmadığının düzenlendiği dikkate alındığında, Kanun'da yer almamasına rağmen 1 Sıra No'lu Kurumlar Vergisi Kanunu Genel Tebliğ'inde taşınmaz kira geliri dışında mevduat faizi geliri bulunanlarında beyanname vermesine gerek bulunmadığının düzenlendiği ve taşınmaz kira geliri dışında mevduat faizi gelirleri de bulunan davacının beyanname verme zorunluluğu bulunmadığından bahisle tesis edilen işlemde ve bu işleme karşı açılan davanın reddi yönündeki Vergi Mahkemesi kararında hukuka uygunluk bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, kurumlar vergisi beyannamesi vermek zorunda olduğu anlaşılan davacının elde ettiğini iddia ettiği gelir kalemleri ve iade talebinin yerinde olup olmadığı bakımından bir inceleme yapılarak yeniden karar verilmek üzere Vergi Mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.
Türk Lirası mevduat stopaj indirimi hangi tarihe kadar uygulanmıştır?

5752 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Türk Lirası mevduat faizleri ile katılım bankalarınca ödenen kâr paylarına uygulanan indirimli vergi tevkifatının geçerlilik süresi 31 Aralık 2022 tarihine kadar uzatılmıştır.

Vadelerine göre belirlenen indirimli tevkifat oranları nelerdir?

31 Aralık 2022 tarihine kadar Türk Lirası mevduat faizleri ile katılım hesabı kâr paylarına hesap vadesinin uzunluğuna bağlı olarak yüzde 0, yüzde 3 ve yüzde 5 oranlarında stopaj uygulanır.

Mevduat stopaj oranlarını belirlemede idarenin kanuni yetki sınırı nedir?

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun Geçici 67. maddesi kapsamında Cumhurbaşkanı tevkifat oranlarını sıfıra kadar indirmeye veya yüzde 40 seviyesine kadar artırmaya yetkili kılınmıştır.

Tevkifata uğrayan mevduat faizi için yıllık gelir vergisi beyannamesi verilir mi?

Geçici 67. madde kapsamında tevkifata tabi tutulmuş faiz ve kâr payı gelirleri için gerçek kişilerce yıllık beyanname verilmez ve bu gelirler diğer kazançlar dolayısıyla verilen beyannamelere dahil edilmez.

Vergi mahkemesi kararlarının Danıştay nezdinde bozulması hangi şarta bağlıdır?

İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının Danıştay tarafından temyizen bozulabilmesi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan temyiz sebeplerinden birinin bulunması hâlinde mümkündür.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu