Mavi Yakalı Çalışanların Temel Hukuki Hakları

by Avukat Erdal Ersoy
Mavi Yakalı Çalışanların Temel Hukuki Hakları

Mavi Yakalı Çalışan Kimdir?

Mavi yakalı kavramı, üretim, inşaat, madencilik, ulaşım ve benzeri sektörlerde bedensel emek yoğun işlerde çalışan işçileri tanımlamak için kullanılan yaygın bir ifadedir. 4857 sayılı İş Kanunu ve ilgili mevzuat bu işçilerin büyük bölümünü kapsar. Aşağıdaki bölümlerde söz konusu güvenceler mevzuat hükümleri esas alınarak açıklanmaktadır.

Haftalık Çalışma Süresi ve Fazla Mesai

Haftalık çalışma süresi en fazla kırk beş saattir. Bu sınırı aşan çalışmalar fazla çalışma sayılır ve her bir saat için yüzde elli zamlı ücret ödenir. Haftalık çalışma süresinin sözleşmeyle kırk beş saatin altında belirlendiği durumlarda ise bu alt sınırı aşan ancak kırk beş saate kadar yapılan çalışmalar fazla sürelerle çalışma sayılır; bu çalışmalar için her bir saat başına normal ücretin yüzde yirmi beş yükseltilmesiyle ödeme yapılır. Fazla çalışma yapılabilmesi için işçinin onayının alınması zorunludur ve fazla çalışma süresinin toplamı bir yılda iki yüz yetmiş saati aşamaz. İşçi, fazla çalışma karşılığında zamlı ücret yerine serbest zaman kullanmayı da tercih edebilir; bu durumda fazla çalışmanın her saati için bir saat otuz dakika, fazla sürelerle çalışmanın her saati için bir saat on beş dakika serbest zaman hakkı doğar. Hak edilen serbest zaman, altı ay içinde ve çalışma süreleri içinde, ücrette kesinti yapılmadan kullandırılır.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 41Kaynağı aç
Madde 41 – Ülkenin genel yararları yahut işin niteliği veya üretimin artırılması gibi nedenlerle fazla çalışma yapılabilir. Fazla çalışma, Kanunda yazılı koşullar çerçevesinde, haftalık kırkbeş saati aşan çalışmalardır. 63 üncü madde hükmüne göre denkleştirme esasının uygulandığı hallerde, işçinin haftalık ortalama çalışma süresi, normal haftalık iş süresini aşmamak koşulu ile, bazı haftalarda toplam kırkbeş saati aşsa dahi bu çalışmalar fazla çalışma sayılmaz. Her bir saat fazla çalışma için verilecek ücret normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde elli yükseltilmesi suretiyle ödenir. Haftalık çalışma süresinin sözleşmelerle kırkbeş saatin altında belirlendiği durumlarda yukarıda belirtilen esaslar dahilinde uygulanan ortalama haftalık çalışma süresini aşan ve kırkbeş saate kadar yapılan çalışmalar fazla sürelerle çalışmalardır. Fazla sürelerle çalışmalarda, her bir saat fazla çalışma için verilecek ücret normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde yirmibeş yükseltilmesiyle ödenir. Fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışma yapan işçi isterse, bu çalışmalar karşılığı zamlı ücret yerine, fazla çalıştığı her saat karşılığında bir saat otuz dakikayı, fazla sürelerle çalıştığı her saat karşılığında bir saat onbeş dakikayı serbest zaman olarak kullanabilir. İşçi hak ettiği serbest zamanı altı ay zarfında, çalışma süreleri içinde ve ücretinde bir kesinti olmadan kullanır. 63 üncü maddenin son fıkrasında yazılı sağlık nedenlerine dayanan kısa veya sınırlı süreli işlerde ve 69 uncu maddede belirtilen gece çalışmasında fazla çalışma yapılamaz. Fazla saatlerle çalışmak için işçinin onayının alınması gerekir. Fazla çalışma süresinin toplamı bir yılda ikiyüzyetmiş saatten fazla olamaz. (Ek fıkra: 10/9/2014-6552/4 md.) Bu Kanunun 42 nci ve 43 üncü maddelerinde sayılan hâller dışında yer altında maden işlerinde çalışan işçilere fazla çalışma yaptırılamaz. (Ek fıkra: 10/9/2014-6552/4 md.) Yer altında maden işlerinde çalışan işçilere, bu Kanunun 42 nci ve 43 üncü maddelerinde sayılan hâllerde haftalık otuz yedi buçuk saati aşan her bir saat fazla çalışma için verilecek ücret, normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde yüzden az olmamak üzere arttırılması suretiyle ödenir.[15] Fazla çalışma ve fazla sürelerle çalışmaların ne şekilde uygulanacağı çıkarılacak yönetmelikte gösterilir. Zorunlu nedenlerle fazla çalışma

Denkleştirme esasının uygulandığı hallerde işçinin haftalık ortalama çalışma süresi normal haftalık iş süresini aşmamak koşuluyla bazı haftalarda kırk beş saati geçse dahi bu çalışmalar fazla çalışma sayılmaz. Yer altında maden işlerinde çalışan işçilere, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 42. ve 43. maddelerinde sayılan zorunluluk ve olağanüstü hal halleri dışında fazla çalışma yaptırılamaz; bu hallerde yapılan fazla çalışmalarda haftalık otuz yedi buçuk saati aşan her saat için normal çalışma ücretinin en az yüzde yüz zamlı ödenmesi gerekir.

Hafta Tatili Hakkı

4857 sayılı İş Kanunu'nun 46. maddesi uyarınca işçilere, tatil gününden önce belirlenen iş günlerinde çalışmış olmaları koşuluyla yedi günlük bir zaman dilimi içinde kesintisiz en az yirmi dört saat dinlenme verilmesi zorunludur. Çalışılmayan hafta tatili günü için işveren, bir iş karşılığı olmaksızın o günün ücretini tam olarak ödemekle yükümlüdür. Zorlayıcı ve ekonomik bir neden bulunmaksızın işverenin haftanın bir veya birkaç günü işyerinde çalışmayı tatil etmesi halinde, çalışılmayan bu günler hafta tatili hakkı kazanmak bakımından çalışılmış sayılır. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından turizm işletmesi belgesi verilen konaklama tesislerinde çalışan işçilerin hafta tatili hakkı, işçinin yazılı talebi veya onayıyla hak kazandığı günü takip eden dört gün içinde kullandırılabilir; bu hâlde hafta tatilinde yapılan çalışmaların günlük normal çalışma süresi kadarlık kısmı fazla çalışmanın hesabında dikkate alınmaz.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 46Kaynağı aç
Madde 46 – Bu Kanun kapsamına giren işyerlerinde, işçilere tatil gününden önce 63 üncü maddeye göre belirlenen iş günlerinde çalışmış olmaları koşulu ile yedi günlük bir zaman dilimi içinde kesintisiz en az yirmidört saat dinlenme (hafta tatili) verilir. (Ek cümleler:10/7/2025-7553/9 md.) Ancak Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından turizm işletmesi belgesi verilen konaklama tesislerinde çalışan işçilerin bu fıkra kapsamında hak kazandığı hafta tatili, işçinin yazılı talebi veya onayı ile hak kazandığı günü takip eden dört gün içinde kullandırılabilir. Bu halde işçinin hak kazandığı hafta tatilinde yaptığı çalışmaların günlük normal çalışma süresi kadarlık kısmı fazla çalışmanın hesabında dikkate alınmaz. İşçi verdiği onayı otuz gün önceden işverene yazılı olarak bildirimde bulunmak kaydıyla geri alabilir. Çalışılmayan hafta tatili günü için işveren tarafından bir iş karşılığı olmaksızın o günün ücreti tam olarak ödenir. Şu kadar ki; a) Çalışmadığı halde kanunen çalışma süresinden sayılan zamanlar ile günlük ücret ödenen veya ödenmeyen kanundan veya sözleşmeden doğan tatil günleri, b) (Değişik: 4/4/2015-6645/35 md.) Ek 2 nci maddede sayılan izin süreleri, c) Bir haftalık süre içinde kalmak üzere işveren tarafından verilen diğer izinlerle hekim raporuyla verilen hastalık ve dinlenme izinleri, Çalışılmış günler gibi hesaba katılır. Zorlayıcı ve ekonomik bir sebep olmadan işyerindeki çalışmanın haftanın bir veya birkaç gününde işveren tarafından tatil edilmesi halinde haftanın çalışılmayan günleri ücretli hafta tatiline hak kazanmak için çalışılmış sayılır. Bir işyerinde işin bir haftadan fazla bir süre ile tatil edilmesini gerektiren zorlayıcı sebepler ortaya çıktığı zaman, 24 ve 25 inci maddelerin (III) numaralı bentlerinde gösterilen zorlayıcı sebeplerden ötürü çalışılmayan günler için işçilere ödenen yarım ücret hafta tatili günü için de ödenir. Yüzde usulünün uygulandığı işyerlerinde hafta tatili ücreti işverence işçiye ödenir. Genel tatil ücreti

İhbar Süresi ve İhbar Tazminatı

4857 sayılı İş Kanunu'nun 17. maddesi, belirsiz süreli iş sözleşmelerinde sözleşmeyi feshetmek isteyen tarafın bunu önceden karşı tarafa bildirmesini zorunlu kılar. Bildirim süreleri işçinin kıdemine göre basamaklı biçimde belirlenmektedir: Altı aydan az çalışan işçiler için iki hafta; altı aydan bir buçuk yıla kadar çalışanlar için dört hafta; bir buçuk yıldan üç yıla kadar çalışanlar için altı hafta; üç yılı aşan kıdeme sahip işçiler için sekiz haftalık ihbar süresi uygulanır. Kanunda öngörülen bu süreler asgari sınırlardır ve bireysel ya da toplu iş sözleşmeleriyle artırılabilir.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 17Kaynağı aç
Madde 17 – Belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinden önce durumun diğer tarafa bildirilmesi gerekir. İş sözleşmeleri; a) İşi altı aydan az sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak iki hafta sonra, b) İşi altı aydan birbuçuk yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak dört hafta sonra, c) İşi birbuçuk yıldan üç yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak altı hafta sonra, d) İşi üç yıldan fazla sürmüş işçi için, bildirim yapılmasından başlayarak sekiz hafta sonra, feshedilmiş sayılır. Bu süreler asgari olup sözleşmeler ile artırılabilir. Bildirim şartına uymayan taraf, bildirim süresine ilişkin ücret tutarında tazminat ödemek zorundadır. İşveren bildirim süresine ait ücreti peşin vermek suretiyle iş sözleşmesini feshedebilir. İşverenin bildirim şartına uymaması veya bildirim süresine ait ücreti peşin ödeyerek sözleşmeyi feshetmesi, bu Kanunun 18, 19, 20 ve 21 inci maddesi hükümlerinin uygulanmasına engel olmaz. 18 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca bu Kanunun 18, 19, 20 ve 21 inci maddelerinin uygulanma alanı dışında kalan işçilerin iş sözleşmesinin, fesih hakkının kötüye kullanılarak sona erdirildiği durumlarda işçiye bildirim süresinin üç katı tutarında tazminat ödenir. Fesih için bildirim şartına da uyulmaması ayrıca dördüncü fıkra uyarınca tazminat ödenmesini gerektirir. Bu maddeye göre ödenecek tazminatlar ile bildirim sürelerine ait peşin ödenecek ücretin hesabında 32 nci maddenin birinci fıkrasında yazılan ücrete ek olarak işçiye sağlanmış para veya para ile ölçülmesi mümkün sözleşme ve Kanundan doğan menfaatler de göz önünde tutulur. Feshin geçerli sebebe dayandırılması

Bildirim yükümlülüğüne uymayan taraf, bildirim süresine karşılık gelen ücret tutarında ihbar tazminatı ödemek zorundadır. İşveren dilerse bildirim süresini beklemeksizin bu süreye ait ücreti peşin ödeyerek iş sözleşmesini sona erdirme yolunu da seçebilir. Her iki durumda da işçinin iş güvencesi kapsamındaki hakları —İş Kanunu'nun 18, 19, 20 ve 21. maddeleri— etkilenmez. İhbar tazminatı hesabında çıplak ücretin yanı sıra işçiye sağlanmış para veya para ile ölçülebilir, sözleşme ve kanundan doğan menfaatler de dikkate alınır.

İş güvencesi kapsamı dışında kalan işçilerin iş sözleşmesinin fesih hakkı kötüye kullanılarak sona erdirildiği hallerde işçiye bildirim süresinin üç katı tutarında ayrıca tazminat ödenir; bildirim şartına da uyulmamışsa bu iki yükümlülük birbirinden bağımsız olarak uygulanır. Kötüye kullanma tazminatı yalnızca 4857 sayılı Kanun'un 18. maddesinin birinci fıkrası kapsamı dışındaki işçiler bakımından söz konusu olur.

Yıllık Ücretli İzin

4857 sayılı İş Kanunu'nun 53. maddesi, işyerinde deneme süresi dahil en az bir yıl çalışmış işçilere yıllık ücretli izin hakkı tanır. Bu hak, önceden vazgeçilemez nitelikte olup herhangi bir anlaşmayla ortadan kaldırılamaz.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 53Kaynağı aç
Madde 53 – İşyerinde işe başladığı günden itibaren, deneme süresi de içinde olmak üzere, en az bir yıl çalışmış olan işçilere yıllık ücretli izin verilir. Yıllık ücretli izin hakkından vazgeçilemez. Niteliklerinden ötürü bir yıldan az süren mevsimlik veya kampanya işlerinde çalışanlara bu Kanunun yıllık ücretli izinlere ilişkin hükümleri uygulanmaz. İşçilere verilecek yıllık ücretli izin süresi, hizmet süresi; a) Bir yıldan beş yıla kadar (beş yıl dahil) olanlara ondört günden, b) Beş yıldan fazla onbeş yıldan az olanlara yirmi günden, c) Onbeş yıl (dahil) ve daha fazla olanlara yirmialtı günden, Az olamaz. (Ek cümle: 10/9/2014-6552/5 md.) Yer altı işlerinde çalışan işçilerin yıllık ücretli izin süreleri dörder gün arttırılarak uygulanır. Ancak onsekiz ve daha küçük yaştaki işçilerle elli ve daha yukarı yaştaki işçilere verilecek yıllık ücretli izin süresi yirmi günden az olamaz. Yıllık izin süreleri iş sözleşmeleri ve toplu iş sözleşmeleri ile artırılabilir. Yıllık ücretli izne hak kazanma ve izni kullanma dönemi

Kıdeme göre asgari izin süreleri şöyle belirlenmektedir: Bir yıldan beş yıla kadar (beş yıl dahil) kıdemi olan işçiler en az on dört gün; beş yıldan fazla on beş yıldan az kıdemi olanlar en az yirmi gün; on beş yıl ve üzeri kıdeme sahip işçiler ise en az yirmi altı gün izin hakkına sahiptir. On sekiz ve daha küçük yaştaki işçilerle elli ve daha yukarı yaştaki işçilere ise kıdem grubundan bağımsız olarak en az yirmi gün izin verilmesi zorunludur. Yer altı işlerinde çalışan işçilerin yıllık ücretli izin süreleri kıdem grubuna bakılmaksızın dörder gün artırılarak uygulanır. Bu asgari süreler iş sözleşmeleri ve toplu iş sözleşmeleriyle artırılabilir; yıllık ücretli izin hakkından vazgeçilemez.

Niteliği gereği bir yıldan az süren mevsimlik veya kampanya işlerinde çalışanlar yıllık ücretli izin hükümlerinin kapsamı dışında kalır.

İşçinin Haklı Nedenle Fesih Hakkı

4857 sayılı İş Kanunu'nun 24. maddesi, süresi belirli olsun veya olmasın işçiye belirli koşulların gerçekleşmesi halinde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshetme hakkı tanır. Sağlık gerekçesiyle haklı fesih; işin niteliğinden kaynaklanan bir sebeple işçinin sağlığı ya da yaşayışı için tehlike oluşturması ya da işçinin sürekli olarak yakından ve doğrudan buluşup görüştüğü işveren veya başka bir işçinin bulaşıcı ya da işçinin işiyle bağdaşmayan bir hastalığa tutulması hallerinde doğar.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 24Kaynağı aç
Madde 24 – Süresi belirli olsun veya olmasın işçi, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir: I. Sağlık sebepleri: a) İş sözleşmesinin konusu olan işin yapılması işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olursa. b) İşçinin sürekli olarak yakından ve doğrudan buluşup görüştüğü işveren yahut başka bir işçi bulaşıcı veya işçinin işi ile bağdaşmayan bir hastalığa tutulursa. II. Ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri: a) İşveren iş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri hakkında yanlış vasıflar veya şartlar göstermek yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler vermek veya sözler söylemek suretiyle işçiyi yanıltırsa. b) İşveren işçinin veya ailesi üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak şekilde sözler söyler, davranışlarda bulunursa veya işçiye cinsel tacizde bulunursa. c) İşveren işçiye veya ailesi üyelerinden birine karşı sataşmada bulunur veya gözdağı verirse, yahut işçiyi veya ailesi üyelerinden birini kanuna karşı davranışa özendirir, kışkırtır, sürükler, yahut işçiye ve ailesi üyelerinden birine karşı hapsi gerektiren bir suç işlerse yahut işçi hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ağır isnad veya ithamlarda bulunursa. d) İşçinin diğer bir işçi veya üçüncü kişiler tarafından işyerinde cinsel tacize uğraması ve bu durumu işverene bildirmesine rağmen gerekli önlemler alınmazsa. e) İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse, f) Ücretin parça başına veya iş tutarı üzerinden ödenmesi kararlaştırılıp da işveren tarafından işçiye yapabileceği sayı ve tutardan az iş verildiği hallerde, aradaki ücret farkı zaman esasına göre ödenerek işçinin eksik aldığı ücret karşılanmazsa, yahut çalışma şartları uygulanmazsa. III. Zorlayıcı sebepler: İşçinin çalıştığı işyerinde bir haftadan fazla süre ile işin durmasını gerektirecek zorlayıcı sebepler ortaya çıkarsa. İşverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı

Ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırılık gerekçesiyle de haklı fesih yapılabilir. Bu kapsamdaki haller şunlardır: İşverenin sözleşme yapılırken işçiyi esaslı noktalarda yanıltması; işçiye veya ailesi üyelerinden birine şeref ve namusuna dokunacak söz ve davranışlarda bulunulması ya da işçiye cinsel tacizde bulunulması; işçiye sataşılması, gözdağı verilmesi, kanuna karşı davranışa özendirilmesi, işçi hakkında hapsi gerektiren suç işlenmesi ya da şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ağır isnad veya ithamlarda bulunulması; işçinin diğer bir işçi veya üçüncü kişiler tarafından işyerinde cinsel tacize uğraması ve bunu işverene bildirmesine karşın gerekli önlemlerin alınmaması; işçi ücretinin kanun ya da sözleşme şartlarına uygun hesaplanmaması veya ödenmemesi; parça başı ya da iş tutarı üzerinden ücret kararlaştırılmış olduğu halde işçiye yapabileceği sayı ve tutardan az iş verilmesi ve ücret farkının karşılanmaması ya da çalışma şartlarının uygulanmaması.

Bunlara ek olarak, işçinin çalıştığı işyerinde bir haftayı aşan süreyle işin durmasını gerektirecek zorlayıcı sebeplerin ortaya çıkması da işçiye haklı fesih hakkı tanır.

İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitim Yükümlülükleri

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca işveren, çalışanların iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerini almasını sağlamakla yükümlüdür. Bu eğitim özellikle işe başlamadan önce, çalışma yeri veya iş değişikliğinde, iş ekipmanının değişmesi ya da yeni teknoloji uygulanması halinde verilir; değişen ve ortaya çıkan yeni risklere uygun olarak yenilenir ve düzenli aralıklarla tekrarlanır.

6331 sayılı İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KANUNU m. 17Kaynağı aç
MADDE 17 – (1) İşveren, çalışanların iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerini almasını sağlar. Bu eğitim özellikle; işe başlamadan önce, çalışma yeri veya iş değişikliğinde, iş ekipmanının değişmesi hâlinde veya yeni teknoloji uygulanması hâlinde verilir. Eğitimler, değişen ve ortaya çıkan yeni risklere uygun olarak yenilenir, gerektiğinde ve düzenli aralıklarla tekrarlanır. (2) Çalışan temsilcileri özel olarak eğitilir. (3) Mesleki eğitim alma zorunluluğu bulunan tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işlerde, yapacağı işle ilgili mesleki eğitim aldığını belgeleyemeyenler çalıştırılamaz. (4) İş kazası geçiren veya meslek hastalığına yakalanan çalışana işe başlamadan önce, söz konusu kazanın veya meslek hastalığının sebepleri, korunma yolları ve güvenli çalışma yöntemleri ile ilgili ilave eğitim verilir. Ayrıca, herhangi bir sebeple altı aydan fazla süreyle işten uzak kalanlara, tekrar işe başlatılmadan önce bilgi yenileme eğitimi verilir. (5) Tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde; yapılacak işlerde karşılaşılacak sağlık ve güvenlik riskleri ile ilgili yeterli bilgi ve talimatları içeren eğitimin alındığına dair belge olmaksızın, başka işyerlerinden çalışmak üzere gelen çalışanlar işe başlatılamaz. (6) Geçici iş ilişkisi kurulan işveren, iş sağlığı ve güvenliği risklerine karşı çalışana gerekli eğitimin verilmesini sağlar. (7) Bu madde kapsamında verilecek eğitimin maliyeti çalışanlara yansıtılamaz. Eğitimlerde geçen süre çalışma süresinden sayılır. Eğitim sürelerinin haftalık çalışma süresinin üzerinde olması hâlinde, bu süreler fazla sürelerle çalışma veya fazla çalışma olarak değerlendirilir. Çalışanların görüşlerinin alınması ve katılımlarının sağlanması

Tehlikeli ve çok tehlikeli sınıftaki işlerde mesleki eğitim alma zorunluluğu bulunanlar, yapacağı işle ilgili mesleki eğitim aldığını belgeleyemezse çalıştırılamaz. İş kazası geçiren veya meslek hastalığına yakalanan çalışana işe başlamadan önce kazanın ya da hastalığın sebepleri, korunma yolları ve güvenli çalışma yöntemleri hakkında ilave eğitim verilmesi zorunludur; ayrıca herhangi bir sebeple altı aydan fazla süreyle işten uzak kalanlara tekrar işe başlatılmadan önce bilgi yenileme eğitimi verilir. Tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde ise yapılacak işlerde karşılaşılacak sağlık ve güvenlik riskleriyle ilgili yeterli bilgi ve talimatları içeren eğitimin alındığına dair belge olmaksızın, başka işyerlerinden çalışmak üzere gelen çalışanlar işe başlatılamaz.

İş sağlığı ve güvenliği eğitiminin maliyeti çalışanlara yansıtılamaz. Eğitimlerde geçen süre çalışma süresinden sayılır; eğitim sürelerinin haftalık çalışma süresinin üzerinde olması halinde bu süreler fazla sürelerle çalışma veya fazla çalışma olarak değerlendirilir.

Ücret ve Sigorta Güvencesi

İşçi ücretleri asgari ücretin altında belirlenemez ve işverenin sigorta primlerini eksiksiz yatırma yükümlülüğü bulunmaktadır. Ücretin kanun ya da sözleşme şartlarına uygun hesaplanmaması veya ödenmemesi, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24. maddesi kapsamında işçiye haklı fesih hakkı tanıyan haller arasında yer alır.

İş Güvencesi ve İşe İade

4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca, otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan ve belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışan işçinin iş sözleşmesini fesheden işveren; işçinin yeterliliğinden, davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır. Yer altı işlerinde çalışan işçiler bakımından bu altı aylık kıdem koşulu aranmaz. Altı aylık kıdem hesabında aynı işverenin bir veya farklı işyerlerinde geçen süreler birleştirilerek hesaplanır; işverenin aynı işkolunda birden fazla işyeri bulunması halinde işçi sayısı bu işyerlerindeki toplam işçi sayısına göre belirlenir.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 18Kaynağı aç
Madde 18 – Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır. (Ek cümle: 10/9/2014-6552/2 md.) Yer altı işlerinde çalışan işçilerde kıdem şartı aranmaz. Altı aylık kıdem hesabında bu Kanunun 66 ncı maddesindeki süreler dikkate alınır. Özellikle aşağıdaki hususlar fesih için geçerli bir sebep oluşturmaz: a) Sendika üyeliği veya çalışma saatleri dışında veya işverenin rızası ile çalışma saatleri içinde sendikal faaliyetlere katılmak. b) İşyeri sendika temsilciliği yapmak. c) Mevzuattan veya sözleşmeden doğan haklarını takip veya yükümlülüklerini yerine getirmek için işveren aleyhine idari veya adli makamlara başvurmak veya bu hususta başlatılmış sürece katılmak.[6] d) Irk, renk, cinsiyet, medeni hal, aile yükümlülükleri, hamilelik, doğum, din, siyasi görüş ve benzeri nedenler. e) 74 üncü maddede öngörülen ve kadın işçilerin çalıştırılmasının yasak olduğu sürelerde işe gelmemek. f) Hastalık veya kaza nedeniyle 25 inci maddenin (I) numaralı bendinin (b) alt bendinde öngörülen bekleme süresinde işe geçici devamsızlık. İşçinin altı aylık kıdemi, aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde geçen süreler birleştirilerek hesap edilir. İşverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde, işyerinde çalışan işçi sayısı, bu işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısına göre belirlenir. İşletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları ile işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri hakkında bu madde, 19 ve 21 inci maddeler ile 25 inci maddenin son fıkrası uygulanmaz. Sözleşmenin feshinde usul

Bu koşulları taşıyan işçiler haksız feshe karşı işe iade davası açabilir. İşletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları ile işyerinin bütününü yönetip işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri hakkında ise 4857 sayılı Kanun'un 18, 19 ve 21. maddeleri ile 25. maddesinin son fıkrası uygulanmaz.

Sendikal Haklar ve Güvenceler

6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 25. maddesi, işçilerin sendika üyeliği nedeniyle herhangi bir ayrımcılığa uğramasını açıkça yasaklar. İşe alım, belli bir sendikaya girme ya da girmeme, üyeliği sürdürme veya üyelikten çekilme koşuluna bağlanamaz. İşveren; sendikalı ile sendikasız ya da farklı sendikalara üye işçiler arasında çalışma koşulları veya iş sözleşmesinin sona erdirilmesi bakımından ayrım yapamaz. Ücret, ikramiye, prim ve paraya ilişkin sosyal yardım konularında toplu iş sözleşmesi hükümleri bu güvencenin kapsamı dışındadır.

6356 sayılı SENDİKALAR VE TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ KANUNU m. 25Kaynağı aç
MADDE 25 – (1) İşçilerin işe alınmaları; belli bir sendikaya girmeleri veya girmemeleri, belli bir sendikadaki üyeliği sürdürmeleri veya üyelikten çekilmeleri veya herhangi bir sendikaya üye olmaları veya olmamaları şartına bağlı tutulamaz. (2) İşveren, bir sendikaya üye olan işçilerle sendika üyesi olmayan işçiler veya ayrı sendikalara üye olan işçiler arasında, çalışma şartları veya çalıştırmaya son verilmesi bakımından herhangi bir ayrım yapamaz. Ücret, ikramiye, prim ve paraya ilişkin sosyal yardım konularında toplu iş sözleşmesi hükümleri saklıdır. (3) İşçiler, sendikaya üye olmaları veya olmamaları, iş saatleri dışında veya işverenin izni ile iş saatleri içinde işçi kuruluşlarının faaliyetlerine katılmaları veya sendikal faaliyette bulunmalarından dolayı işten çıkarılamaz veya farklı işleme tabi tutulamaz. (4) İşverenin (…)[1] yukarıdaki fıkralara aykırı hareket etmesi hâlinde işçinin bir yıllık ücret tutarından az olmamak üzere sendikal tazminata hükmedilir. (5) Sendikal bir nedenle iş sözleşmesinin feshi hâlinde işçi, 4857 sayılı Kanunun (…)[2], 20 ve 21 inci madde hükümlerine göre dava açma hakkına sahiptir. İş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiğinin tespit edilmesi hâlinde, 4857 sayılı Kanunun 21 inci maddesine göre işçinin başvurusu, işverenin işe başlatması veya başlatmaması şartına bağlı olmaksızın sendikal tazminata karar verilir. Ancak işçinin işe başlatılmaması hâlinde, ayrıca 4857 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen tazminata hükmedilmez. İşçinin 4857 sayılı Kanunun yukarıdaki hükümlerine göre dava açmaması ayrıca sendikal tazminat talebini engellemez. (6) İş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiği iddiası ile açılacak davada, feshin nedenini ispat yükümlülüğü işverene aittir. Feshin işverenin ileri sürdüğü nedene dayanmadığını iddia eden işçi, feshin sendikal nedene dayandığını ispatla yükümlüdür. (7) Fesih dışında işverenin sendikal ayrımcılık yaptığı iddiasını işçi ispat etmekle yükümlüdür. Ancak işçi sendikal ayrımcılık yapıldığını güçlü biçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğunda, işveren davranışının nedenini ispat etmekle yükümlü olur. (8) Yukarıdaki hükümlere aykırı olan toplu iş sözleşmesi ve iş sözleşmesi hükümleri geçersizdir. (9) İşçinin iş kanunları ve diğer kanunlara göre sahip olduğu hakları saklıdır. BEŞİNCİ BÖLÜM Faaliyetler Kuruluşların faaliyetleri

İşçiler; sendikaya üye olmaları veya olmamaları, iş saatleri dışında ya da işverenin izniyle iş saatleri içinde işçi kuruluşlarının faaliyetlerine katılmaları veya sendikal faaliyette bulunmalarından dolayı işten çıkarılamaz ya da farklı işleme tabi tutulamaz. Bu yasağa aykırı davranan işverene karşı işçinin bir yıllık ücreti tutarından az olmamak üzere sendikal tazminata hükmedilir. Tazminat için öngörülen bu alt sınır kanun metninde açıkça belirlenmiş olmakla birlikte üst sınıra ilişkin ayrı bir düzenleme aynı fıkrada yer almamaktadır.

Feshin sendikal nedene dayandığı mahkemece tespit edildiğinde, 4857 sayılı Kanun'un 21. maddesine göre işçinin başvurusu, işverenin işe başlatması veya başlatmaması şartına bağlı olmaksızın sendikal tazminata hükmedilir. Ancak işçinin işe başlatılmadığı hâlde ayrıca 4857 sayılı Kanun'un 21. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen tazminata hükmedilmez. Sendikal ayrımcılık yasağına aykırı olan toplu iş sözleşmesi ve iş sözleşmesi hükümleri geçersizdir. Bu kanundaki sendikal güvenceler işçinin diğer kanunlara göre sahip olduğu hakları saklı tutar.

Feshin nedenini ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşverenin ileri sürdüğü gerekçenin gerçek neden olmadığını iddia eden işçi ise feshin sendikal nedene dayandığını kendisi ispat etmekle yükümlüdür. Fesih dışındaki sendikal ayrımcılık iddialarında ispat yükü işçidedir; ancak işçi ayrımcılığı güçlü biçimde gösteren bir durum ortaya koyduğunda ispat yükü işverene geçer.

Sağlık Gözetimi Yükümlülükleri

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 15. maddesi uyarınca işveren, çalışanların işyerinde maruz kalacakları sağlık ve güvenlik risklerini dikkate alarak sağlık gözetimine tabi tutulmalarını sağlamakla yükümlüdür. Bu çerçevede işçilerin işe girişlerinde, iş değişikliğinde, iş kazası, meslek hastalığı veya sağlık nedeniyle tekrarlanan işten uzaklaşmalarından sonra işe dönüşlerinde talep etmeleri hâlinde ve işin devamı süresince belirlenen düzenli aralıklarla sağlık muayenelerinin yapılması zorunludur. Tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işlerde çalışacaklar, yapacakları işe uygun olduklarını belirten sağlık raporu olmadan işe başlatılamaz. Sağlık raporlarına itirazlar Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen hakem hastanelere yapılır ve verilen kararlar kesindir. Sağlık gözetiminden doğan maliyet ve bu gözetimden kaynaklı her türlü ek maliyet işverence karşılanır; çalışana yansıtılamaz. Sağlık muayenesi yaptırılan çalışanın özel hayatı ve itibarının korunması amacıyla sağlık bilgileri gizli tutulur.

6331 sayılı İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KANUNU m. 15Kaynağı aç
MADDE 15 – (1) İşveren; a) Çalışanların işyerinde maruz kalacakları sağlık ve güvenlik risklerini dikkate alarak sağlık gözetimine tabi tutulmalarını sağlar. b) Aşağıdaki hallerde çalışanların sağlık muayenelerinin yapılmasını sağlamak zorundadır: 1) İşe girişlerinde. 2) İş değişikliğinde. 3) İş kazası, meslek hastalığı veya sağlık nedeniyle tekrarlanan işten uzaklaşmalarından sonra işe dönüşlerinde talep etmeleri hâlinde. 4) İşin devamı süresince, çalışanın ve işin niteliği ile işyerinin tehlike sınıfına göre Bakanlıkça belirlenen düzenli aralıklarla. (2) Tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işlerde çalışacaklar, yapacakları işe uygun olduklarını belirten sağlık raporu olmadan işe başlatılamaz.[7] (3) (Değişik birinci cümle: 10/9/2014-6552/17 md.) Bu Kanun kapsamında alınması gereken sağlık raporları işyeri hekiminden alınır. 50’den az çalışanı bulunan ve az tehlikeli işyerleri için ise ÇASMER’lerden, aile hekimlerinden veya diğer kamu sağlık hizmeti sunucularından da alınabilir. Raporlara itirazlar Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen hakem hastanelere yapılır, verilen kararlar kesindir.[8][9] (4) Sağlık gözetiminden doğan maliyet ve bu gözetimden kaynaklı her türlü ek maliyet işverence karşılanır, çalışana yansıtılamaz. (5) Sağlık muayenesi yaptırılan çalışanın özel hayatı ve itibarının korunması açısından sağlık bilgileri gizli tutulur. Çalışanların bilgilendirilmesi

Çalışanları Bilgilendirme Yükümlülüğü

6331 sayılı Kanun'un 16. maddesi uyarınca işveren, çalışanları ve çalışan temsilcilerini işyerinde karşılaşılabilecek sağlık ve güvenlik riskleri ile koruyucu ve önleyici tedbirler hakkında bilgilendirmek zorundadır. Bilgilendirme kapsamı ayrıca yasal hak ve sorumlulukları ile ilk yardım, olağandışı durumlar, afetler, yangınla mücadele ve tahliye işleri konusunda görevlendirilen kişileri de içerir. Ciddi ve yakın tehlikeye maruz kalan veya kalma riski bulunan çalışanlar, tehlikeler ile alınan ve alınacak tedbirler hakkında derhal bilgilendirilmek zorundadır. Başka işyerlerinden gelen çalışanlar bakımından ise işveren, bu çalışanların kendi işverenlerine gerekli bilgileri vermekle yükümlüdür.

6331 sayılı İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KANUNU m. 16Kaynağı aç
MADDE 16 – (1) İşyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması ve sürdürülebilmesi amacıyla işveren, çalışanları ve çalışan temsilcilerini işyerinin özelliklerini de dikkate alarak aşağıdaki konularda bilgilendirir: a) İşyerinde karşılaşılabilecek sağlık ve güvenlik riskleri, koruyucu ve önleyici tedbirler. b) Kendileri ile ilgili yasal hak ve sorumluluklar. c) İlk yardım, olağan dışı durumlar, afetler ve yangınla mücadele ve tahliye işleri konusunda görevlendirilen kişiler. (2) İşveren; a) 12 nci maddede belirtilen ciddi ve yakın tehlikeye maruz kalan veya kalma riski olan bütün çalışanları, tehlikeler ile bunlardan doğan risklere karşı alınmış ve alınacak tedbirler hakkında derhal bilgilendirir. b) Başka işyerlerinden çalışmak üzere kendi işyerine gelen çalışanların birinci fıkrada belirtilen bilgileri almalarını sağlamak üzere, söz konusu çalışanların işverenlerine gerekli bilgileri verir. c) Risk değerlendirmesi, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili koruyucu ve önleyici tedbirler, ölçüm, analiz, teknik kontrol, kayıtlar, raporlar ve teftişten elde edilen bilgilere, destek elemanları ile çalışan temsilcilerinin ulaşmasını sağlar. Çalışanların eğitimi

Sık Sorulan Sorular

Sendika üyeliği nedeniyle işten çıkarılırsam ne yapabilirim?

Feshin sendikal nedene dayandığı mahkemece tespit edilirse, işe başvurmanız ya da işverenin sizi işe başlatıp başlatmamasından bağımsız olarak bir yıllık ücretinizden az olmamak üzere sendikal tazminata hükmedilir. Feshin nedenini ispat yükümlülüğü işverene aittir; ancak işverenin öne sürdüğü gerekçenin gerçek neden olmadığını ileri sürüyorsanız feshin sendikal nedene dayandığını kendiniz ispat etmekle yükümlüsünüz.

Haksız fesih durumunda işe iade davası açabilir miyim?

4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi, işçiye haksız feshe karşı işe iade davası açma imkânı tanır. Bu davanın açılabilmesi için otuz veya daha fazla işçi çalıştıran bir işyerinde en az altı aylık kıdeme sahip olmak ve belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışmak gerekir. Yer altı işlerinde çalışan işçiler bakımından altı aylık kıdem koşulu aranmaz. İşletme ya da işyeri düzeyinde üst yönetim yetkisine sahip, aynı zamanda işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri bu güvencenin kapsamı dışındadır.

İşverenin ihbar süresine uymaması ne anlama gelir?

Belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren kıdeme göre belirlenen ihbar süresine uymak zorundadır. Bu yükümlülüğe uyulmaması halinde işveren, bildirim süresine karşılık gelen ücret tutarında ihbar tazminatı ödemek zorunda kalır. İşveren dilerse bildirim süresi içinde çalıştırmak yerine bu süreye ait ücreti peşin ödeyerek sözleşmeyi sona erdirebilir. Her iki durumda da işçinin iş güvencesi kapsamındaki hakları saklıdır.

Yıllık iznim ne zaman hak kazanılır ve kaç gündür?

Deneme süresi dahil en az bir yıl çalışmış olan işçiler yıllık ücretli izne hak kazanır. Hizmet süresi bir yıldan beş yıla kadar olanlara en az on dört gün, beş yıldan fazla on beş yıldan az olanlara en az yirmi gün, on beş yıl ve üzeri kıdeme sahip olanlara ise en az yirmi altı gün izin verilmesi zorunludur. On sekiz ve daha küçük yaştaki işçilerle elli ve daha yukarı yaştaki işçilere kıdem grubundan bağımsız olarak en az yirmi gün izin hakkı tanınmaktadır. Yer altı işlerinde çalışıyorsanız bu sürelere ayrıca dörder gün eklenir. İzin süreleri iş ve toplu iş sözleşmeleriyle artırılabilir; bu haklardan önceden vazgeçmek geçersizdir.

İşyerinde sağlık ve güvenlik koşulları tehlikeli hale gelirse ne yapabilirim?

4857 sayılı İş Kanunu'nun 24. maddesi uyarınca, işin niteliğinden kaynaklanan bir sebeple sağlığınız ya da yaşayışınız tehlikeye girerse bildirim süresini beklemeksizin iş sözleşmenizi haklı nedenle feshedebilirsiniz. Bu hak hem belirli hem belirsiz süreli sözleşmelerde geçerlidir. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu işverene eğitim ve sağlık gözetimi gibi yükümlülükler yüklemektedir; bu yükümlülüklerin somut durumda m. 24 kapsamında haklı feshe yol açıp açmadığı, olayın koşullarına göre değerlendirilmesi gereken bir hukuki sorundur.

Fazla mesai için zamlı ücret almak zorunlu mudur?

Haftalık kırk beş saati aşan çalışmalar fazla çalışma sayılır ve bu süreler için yüzde elli zamlı ücret ödenmesi zorunludur. Haftalık çalışma süresinin sözleşmeyle kırk beş saatin altında belirlendiği durumlarda ise bu sözleşme sınırını aşan ancak kırk beş saate kadar yapılan çalışmalar fazla sürelerle çalışma sayılır ve her bir saat için yüzde yirmi beş zamlı ücret ödenir. Fazla çalışma yapılabilmesi için işçinin onayının alınması gerekir ve yıllık toplam fazla çalışma iki yüz yetmiş saati aşamaz. İsteyen işçi zamlı ücret yerine serbest zaman kullanma hakkını da tercih edebilir.

İş güvenliği eğitiminin bedeli çalışandan alınabilir mi?

Hayır. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca bu eğitimlerin maliyeti çalışanlara yansıtılamaz. Eğitimlerde geçen süre çalışma süresinden sayılır; haftalık çalışma süresini aşan eğitim süreleri fazla sürelerle çalışma veya fazla çalışma olarak değerlendirilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu