Mavi Vatan ve Deniz Yetki Alanlarının Hukuki Boyutu

by Avukat Erdal Ersoy
Mavi Vatan ve Deniz Yetki Alanlarının Hukuki Boyutu

Mavi Vatan, uluslararası sözleşmelerde tanımlanmış teknik bir deniz alanı niteliği taşımamakta olup tek başına egemenlik veya egemen hak tesis etmez. Türkiye'nin denizlerdeki yetkileri, uluslararası hukuk tarafından kabul edilen iç sular, karasuları, kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge gibi deniz yetki alanları üzerinden belirlenir.

Deniz Yetki Alanlarında Egemenlik ve Egemen Hak Ayrımı

İç sular ve karasuları devlet ülkesinin bir parçası olup kıyı devletinin ülkesel egemenliğine tabidir. Buna karşılık kıta sahanlığında ve Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'nin 55 ilâ 58'inci maddeleri kapsamındaki münhasır ekonomik bölgede kıyı devleti ülkesel egemenlik değil, belirli konularla sınırlı egemen haklar ve yargı yetkileri kullanır.

Karasuları Rejimi ve 2674 Sayılı Kanun Düzenlemesi

2674 sayılı Karasuları Kanunu uyarınca Türk karasularının genel genişliği altı deniz mili olarak kabul edilmiştir. Aynı kanun kapsamında Cumhurbaşkanı, denizlerin coğrafi özelliklerini ve hakkaniyet ilkesini dikkate alarak altı deniz milinin üzerinde bir genişlik belirlemeye yetkilidir. Bu çerçevede Türkiye, Karadeniz ve Akdeniz'de 12 deniz mili, Ege Denizi'nde ise altı deniz mili karasuyu genişliği uygulamaktadır.

Kıta Sahanlığı ile Münhasır Ekonomik Bölgenin Hukuki Ayrımı

Kıta sahanlığındaki haklar, deniz yatağı ve toprak altındaki petrol, doğal gaz gibi cansız kaynaklar ile deniz yatağına bağlı yaşayan canlı türlerini araştırma ve işletme konularında kıyı devletine münhasır yetki sağlar. Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'nin 76'ncı maddesi kapsamında bu haklar kendiliğinden ve başlangıçtan itibaren doğar; kıyı devletinin ayrıca bir ilan yapmasına veya alanı fiilen işgal etmesine gerek bulunmamaktadır.

Münhasır ekonomik bölge ise karasularının ötesinde 200 deniz miline kadar uzanabilen bir deniz alanıdır. Kıta sahanlığından farklı olarak bu alandaki haklar kendiliğinden doğmaz; münhasır ekonomik bölgenin kural olarak kıyı devletince açıkça ilan edilmesi veya sınırlandırma anlaşması ile somutlaştırılması gerekir.

Karadeniz Münhasır Ekonomik Bölge Uygulaması

Türkiye, 5 Aralık 1986 tarihli kararla Karadeniz'de 200 deniz miline kadar uzanabilen münhasır ekonomik bölge ilanında bulunmuştur. Karadeniz'de karşılıklı kıyılar arasındaki mesafenin 400 deniz milinden az olması sebebiyle Türkiye'nin yetki alanı, kıyıdaş devletlerle yürütülen sınırlandırma düzenlemeleri çerçevesinde belirlenmiştir. Bu kapsamda Türkiye ile Sovyetler Birliği arasında kıta sahanlığı için daha önce belirlenen sınır, 1986 ve 1987 yıllarındaki nota değişimleriyle münhasır ekonomik bölge sınırı olarak da mutabakatla kabul edilmiştir.

Deniz Sınırlandırmasında Hakkaniyet ve Yargı Yetkisi

Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'nin 74 ve 83'üncü maddeleri, kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge sınırlandırmasında karşılıklı veya bitişik kıyılara sahip devletlerin hakkaniyete uygun bir çözüme ulaşmak amacıyla anlaşma yapmasını öngörür. Uluslararası Adalet Divanı içtihadında sınırlandırma uyuşmazlıklarında geçici eşit uzaklık çizgisinin belirlenmesi, ilgili koşullar nedeniyle bu çizginin düzeltilmesi ve sonucun kıyı uzunlukları bakımından açık bir orantısızlık yaratıp yaratmadığının denetlenmesi adımlarından oluşan üç aşamalı bir yöntem uygulanmaktadır.

Türkiye, 1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne taraf değildir. Bu nedenle sözleşmenin taraf devletler için getirdiği zorunlu uyuşmazlık çözüm mekanizmaları Türkiye bakımından kendiliğinden işletilemez. Türkiye'nin açık rızası bulunmaksızın Uluslararası Deniz Hukuku Mahkemesi veya zorunlu tahkim mercileri önüne götürülmesi mümkün olmadığı gibi, Uluslararası Adalet Divanının yargı yetkisi de kural gereği uyuşmazlığın tarafı olan devletlerin rızasına bağlıdır.

Mavi Vatan kavramı tek başına egemenlik veya egemen hak doğurur mu?

Mavi Vatan uluslararası sözleşmelerde tanımlanmış teknik bir deniz alanı niteliği taşımamakta olup tek başına egemenlik veya egemen hak doğurmaz; Türkiye'nin yetkileri iç sular, karasuları, kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge rejimleri üzerinden belirlenir.

Kıta sahanlığı haklarının geçerlilik kazanması için resmi bir ilan gerekir mi?

Kıta sahanlığı hakları deniz yatağı ve toprak altındaki doğal kaynaklar üzerinde kendiliğinden ve başlangıçtan itibaren geçerli olduğundan, kıyı devletinin ayrıca bir ilan yapmasına veya fiili işgalde bulunmasına gerek yoktur.

Türkiye deniz uyuşmazlıklarında uluslararası yargı organlarının zorunlu yetkisine tabi midir?

Türkiye 1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne taraf olmadığından, sözleşmede yer alan zorunlu uyuşmazlık çözüm mekanizmaları ve Uluslararası Adalet Divanının yargı yetkisi Türkiye'nin açık rızası olmaksızın işletilemez.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu