Mahkeme, devlet adına uyuşmazlıkları çözmek ve hukuki koruma sağlamakla görevli yargı merciidir. Davayı usul kuralları içinde inceler, delilleri değerlendirir ve taraflar açısından bağlayıcı nitelik taşıyan bir karar verir. Bu tanım aynı zamanda 'mahkeme nedir' sorusunun yanıtıdır: yargı yetkisini kullanmak üzere kurulmuş resmi bir kurum.
Mahkeme Sayılmanın Koşulları
Bir kurumun mahkeme niteliği taşıyabilmesi için kanunla kurulmuş olması, hâkimin bağımsızlığı ve usul kurallarına uygun bir yargılama yapılması aranmaktadır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi (HMK m. 1), mahkemelerin görevinin ancak kanunla düzenlenebileceğini ve görev kurallarının kamu düzeninden olduğunu hükme bağlamıştır. Kanunla düzenleme zorunluluğu bu hükümle güvence altına alınmıştır; hâkim bağımsızlığı ve usul kurallarına uygunluk ise genel yargı hukuku ilkeleri arasında sayılmaktadır.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 119Kaynağı aç
Görev ve Yetki Ayrımı
Mahkemeler arasındaki iş bölümünü kavrayabilmek için görev ile yetki ayrımının bilinmesi gerekir. Görev, davaya hangi tür mahkemenin bakacağını belirler; yetki ise davanın coğrafi olarak hangi yer mahkemesinde görüleceğini gösterir. HMK m. 1 uyarınca görev kuralları kamu düzenindendir. HMK m. 115/1 ise dava şartlarının mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılacağını açıkça düzenlemektedir; görev kurallarının kamu düzeninden olması bu denetim çerçevesinde anlam kazanmaktadır. Yetki ise çoğu davada taraf itirazına bağlı bir usul meselesidir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 19Kaynağı aç
Dava şartı noksanlığı tespit edildiğinde HMK m. 115 uygulanır: noksanlık giderilemeyecek nitelikteyse mahkeme davayı usulden reddeder; giderilebilir nitelikteyse önce kesin süre verir, bu sürede giderilmezse usulden reddeder. Noksanlık esasa girilmeden fark edilmemiş, taraflarca da ileri sürülmemiş ve hüküm anında giderilmişse başlangıçtaki noksanlık gerekçesiyle usulden ret kararı verilemez.
Hukuk Mahkemelerinin Türleri
Hukuk yargısı içinde farklı uzmanlık alanlarına göre ayrışmış mahkemeler bulunmaktadır. HMK m. 2 uyarınca asliye hukuk mahkemesi, aksine bir düzenleme bulunmadıkça malvarlığı ve şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli genel mahkemedir. Aile mahkemeleri boşanma, velayet ve nafaka davalarında görevlidir. İş mahkemeleri işçi alacakları ve işe iade taleplerini inceler; tüketici mahkemeleri ise tüketici işlemlerinden doğan uyuşmazlıkları karara bağlar.
Sulh hukuk mahkemeleri kira ilişkileri, ortaklığın giderilmesi ve bazı tahliye davalarında öne çıkar. Asliye ticaret mahkemeleri ticari nitelikteki uyuşmazlıklara bakar. Ceza yargısında ise suçun ağırlığına ve niteliğine göre asliye ceza ve ağır ceza mahkemeleri arasında bir görev ayrımı mevcuttur.
Dava Açmadan Önce Bilinmesi Gerekenler
Dava dilekçesinde taraf bilgileri, talep sonucu, olayların özeti, hukuki sebepler ve delillerin açıkça yer alması gerekir. Eksik veya belirsiz bir dilekçe yargılamayı başından olumsuz etkileyebilir. Mahkemede avukatla temsil çoğu davada zorunlu değildir; ancak usul bilgisi gerektiren uyuşmazlıklarda hukuki temsil önemli bir avantaj sağlar.
İş Davalarında Zorunlu Arabuluculuk
İş hukuku alanında dava açabilmek için öncelikle arabuluculuk sürecinin tamamlanması zorunludur. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi ya da işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olması bir dava şartıdır. Aynı hüküm; bu alacak ve tazminatlarla ilgili itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları için de uygulanır.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 341Kaynağı aç
Davacının arabuluculuk son tutanağının aslını veya onaylı örneğini dava dilekçesine eklemesi zorunludur. Bu yükümlülüğe uyulmazsa mahkeme davacıya bir haftalık kesin süre tanır; süreye uyulmazsa dava, karşı tarafa tebliğ yapılmaksızın usulden reddedilir. Arabuluculuğa başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde ise mahkeme herhangi bir işlem yapmaksızın davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.
İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları bu zorunluluk kapsamı dışındadır; 7036 sayılı Kanun m. 3/3 bu davaları açıkça istisna tutmuştur.
Arabuluculuk görüşmelerine geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmayan taraf son tutanakta belirtilir. Bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur. Bunun yanı sıra 7036 sayılı Kanun m. 3/12'nin 7531 sayılı Kanun'la değiştirilen ikinci cümlesi uyarınca, bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre belirlenen vekâlet ücretinin de yalnızca yarısına hükmedilir. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması durumunda ise tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.
Arabuluculuk süreci, arabulucunun görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde tamamlanır; zorunlu hâllerde bu süre arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabilir. Süreç boyunca zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez: arabuluculuk bürosuna başvuru tarihinden son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen zaman bu korumanın kapsamındadır.
Arabuluculuk görüşmelerine taraflar bizzat katılabileceği gibi kanuni temsilci veya avukatları aracılığıyla da temsil edilebilir. İşverenin yazılı belgeyle yetkilendirdiği bir çalışan da işvereni temsil edebilir ve son tutanağı imzalayabilir. 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun kapsamındaki gazeteciler ile 854 sayılı Deniz İş Kanunu kapsamındaki gemiadamları bu hüküm bakımından işçi sayılır.
Yargı Denetiminin Aşamaları: İstinaf ve Temyiz
İlk derece mahkemelerinin verdiği kararlar iki aşamalı bir denetim mekanizmasına tabidir. HMK m. 341/1-a uyarınca ilk derece mahkemelerinin nihai kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. İstinaf incelemesinde usul hataları, delil değerlendirmesi ve hukuki yanlışlar gözden geçirilir; gerektiğinde karar kaldırılabilir, düzeltilebilir veya yeniden hüküm kurulabilir. HMK m. 353/1-a uyarınca bölge adliye mahkemesi, ön inceleme sonunda belirli usul aykırılıkları saptarsa kararı esası incelemeden kaldırarak dosyayı kararı veren mahkemeye ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderebilir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 353Kaynağı aç
Her karar istinaf yoluna açık değildir. HMK m. 341/2 uyarınca miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir ve bu kararlara karşı istinafa başvurulamaz. Alacağın yalnızca bir kısmının dava edilmesi durumunda bu kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir; alacağın tamamı dava edilmiş olsa dahi asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü bu sınırı geçmeyen taraf istinaf yoluna başvuramaz. Bununla birlikte manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir. İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi ile bu kararlara karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlar da istinaf kapsamındadır.
İkinci denetim aşaması olan temyizde amaç, olayın yeniden tartışılmasından çok hukuki denetim yapılmasıdır. Usul kurallarının ihlali, yanlış kanun uygulaması ve gerekçe eksikliği temyiz incelemesinde önem taşır. Her karar temyize açık değildir; temyiz edilebilirlik davanın türüne ve yasal sınırlara göre farklılık gösterir.
Temyiz mercii esas itibarıyla hukuki denetim yapar: mahkemenin kanunu doğru uygulayıp uygulamadığını, kararın gerekçeli olup olmadığını ve usul işlemlerinin eksiksiz yerine getirilip getirilmediğini inceler. HMK m. 371/1 uyarınca Yargıtay, hukukun veya taraflar arasındaki sözleşmenin yanlış uygulanması, dava şartlarına aykırılık, delillerin kanuni sebep olmaksızın kabul edilmemesi ile karara etki eden yargılama hatası veya eksiklikleri hâllerinde kararı kısmen veya tamamen bozar. Ceza yargılamasında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 294. maddesinin 1. fıkrası, temyiz sebebinin ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabileceğini ve temyiz edenin neden bozulma istediğini başvurusunda göstermek zorunda olduğunu hükme bağlamıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2019/644, K. 2020/98Kaynağı aç
Sık Sorulan Sorular
Görevsiz mahkemede dava açılırsa ne olur?
Görev kuralları kamu düzenindendir; HMK m. 1 bu niteliği açıkça düzenlemektedir. HMK m. 115/1 uyarınca mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Noksanlık giderilemeyecek nitelikteyse dava usulden reddedilir; giderilebilir nitelikteyse kesin süre verilir, bu sürede de giderilmezse usulden ret kararı verilir. Dava şartı noksanlığı esasa girilmeden önce fark edilmemiş ve hüküm anında giderilmişse başlangıçtaki noksanlık gerekçesiyle dava usulden reddedilemez.
İş davası açmadan önce arabulucuya gitmek zorunlu mu?
Evet. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 3/1 uyarınca, işçi veya işveren alacağı, tazminat ve işe iade talepleri için arabuluculuk bir dava şartıdır. Arabuluculuk tamamlanmadan açılan dava dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilir. İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan tazminat davaları bu zorunluluktan ayrık tutulmuştur.
Arabuluculuk süreci tamamlanırken zamanaşımı işlemeye devam eder mi?
Hayır. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 3/17 uyarınca arabuluculuk bürosuna başvurulduğu andan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez.
Arabuluculuk toplantısına katılmamak hukuki bir sonuç doğurur mu?
Evet. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 3/12 uyarınca, geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmayan taraf son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur. Bunun yanı sıra 7531 sayılı Kanun'la getirilen değişiklik uyarınca, bu taraf lehine belirlenecek vekâlet ücretinin de yalnızca yarısına hükmedilir.
İstinaf her karar için başvurulabilecek bir yol mudur?
Hayır. HMK m. 341/2 uyarınca miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Manevi tazminat davalarında ise bu parasal sınıra bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir. Kesinlik sınırı tutarının yürürlükteki değeri yasal düzenlemelerle değişmiş olabileceğinden ilgili mevzuat esas alınmalıdır.
Temyizde yeni delil sunulabilir mi?
Temyizin amacı olayı yeniden tartışmak değil, hukuki denetim yapmaktır. Temyiz mercii kanunun doğru uygulanıp uygulanmadığını, kararın gerekçeli olup olmadığını ve usul işlemlerinin eksiksiz yerine getirilip getirilmediğini inceler.
Dava şartı noksanlığı sonradan giderilebilir mi?
HMK m. 115/3 uyarınca, dava şartı noksanlığı esasa girilmeden önce fark edilmemiş, taraflarca da ileri sürülmemiş ve hüküm anında giderilmişse başlangıçtaki noksanlık gerekçesiyle dava usulden reddedilemez. Noksanlığın giderilebilir nitelikte olması hâlinde ise mahkeme önce kesin süre tanır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

