Devletin Yaşam Hakkını Koruma Yükümlülüğü
Anayasa'nın 17. maddesi, devlete yalnızca yaşama müdahaleden kaçınma değil, aynı zamanda bireyin yaşamını korumak için etkin önlem alma yükümlülüğü de yüklemektedir. Bir kişinin yaşamına yönelik gerçek ve yakın bir tehlikenin kamu makamlarınca bilindiği ya da bilinmesi gerektiği durumlarda devlet, organları veya görevlileri aracılığıyla makul ölçüler çerçevesinde ve tehlikenin gerçekleşmesini önleyebilecek nitelikte tedbirler almakla yükümlüdür. Anayasa Mahkemesi bu yükümlülüğün kamu makamları üzerinde aşırı yük oluşturacak biçimde yorumlanamayacağını da vurgulamaktadır.
Olay Yerinde Ölümcül Tehlikenin Tanınması: Önceki Hastalık Şartı Aranmaz mı?
Anayasa Mahkemesi, somut bir bireysel başvuruda değerlendirilen olay koşullarına dayanarak şu tespitte bulunmuştur: Beyin kanaması ya da kalp krizi gibi ölümcül bir sağlık sorunu yaşanması için o kişinin daha önce bilinen bir hastalığının bulunması gerekmez. Bu değerlendirmede, ilgili kişinin o anki sağlık durumunun ölümcül bir tehlikeye işaret etmesi hâlinde, tehlikenin ister uyuşturucu madde etkisiyle ister başka bir sebeple ortaya çıkmış olsun, görevli kolluk personelinin bu tehlikeyi bilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu tespit, söz konusu başvurudaki özel koşullara dayanan bir değerlendirmedir; her olayda aynı sonuca ulaşılıp ulaşılamayacağı o olayın özgün koşullarına bağlıdır.
Yaşam Hakkı İhlalinin Maddi ve Usul Boyutu
Anayasa Mahkemesi, kolluk görevlilerine ilişkin iddiayı incelerken Anayasa'nın 17. maddesinin iki ayrı boyutunu ele almıştır. Maddi boyut, devletin gerçek ve yakın tehlikeye karşı makul önlem alma yükümlülüğünü; usul boyutu ise bu tür ölümlerde etkili soruşturma yürütme yükümlülüğünü kapsamaktadır. Söz konusu başvuruda her iki boyutun da ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Sağlık görevlilerine ilişkin ayrı iddiaya gelince, bu kısım daha önce iç hukukta ileri sürülmediğinden başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunmuş ve esasa ilişkin inceleme yapılmamıştır.
Soruşturmanın Etkililik Ölçütü: Neyin Araştırılması Gerekir?
Etkili soruşturma yükümlülüğü, yalnızca bir soruşturmanın açılmasını değil, soruşturmanın doğru eksen üzerinde yürütülmesini de gerektirmektedir. İncelenen başvuruda Cumhuriyet Başsavcılığı'nın soruşturmayı kişinin sağlık durumunun sebebinin doğru tahlil edilip edilmediği ekseninde yürüttüğü, buna karşın acil tıbbi tedavi için gerekli önlemlerin alınıp alınmadığı meselesini dikkate almadığı görülmüştür. Anayasa Mahkemesi bu yaklaşımı, soruşturmanın etkili bir soruşturma olarak değerlendirilmemesinin gerekçesi saymıştır.
İhmal Sonucu Ölümlerde Hukuki Yollar ve Ceza Soruşturması
Yaşam hakkına kasıtlı olarak zarar verilmediği hâllerde devletin usul yükümlülüğü, ceza soruşturması açılmasını her durumda gerektirmeyebilir. Anayasa Mahkemesi, ihmal sonucu gerçekleşen ölümlerde hukuki, idari veya disiplin yollarının açık tutulmasının etkili bir başvuru yolu sağlamak bakımından yeterli sayılabileceğini kabul etmektedir. Bununla birlikte bazı istisnai hâllerde, olayın niteliğine ve koşullarına bağlı olarak ceza soruşturması yürütülmesinin de gerekebileceği vurgulanmaktadır. Hangi yolun yeterli kabul edileceği her somut olayın özelliklerine göre belirlenir.
Devletin yaşam hakkını koruma yükümlülüğü kolluğa sınırsız sorumluluk yükler mi?
Hayır. Anayasa Mahkemesi, Anayasa m. 17 kapsamındaki koruma yükümlülüğünün kamu makamları üzerinde aşırı yük oluşturacak biçimde yorumlanamayacağını açıkça belirtmektedir. Yükümlülük; tehlikenin gerçek ve yakın olduğunun bilindiği ya da bilinmesi gerektiği durumlarda, makul ölçüler çerçevesinde ve tehlikeyi önleyebilecek nitelikte önlemlerin alınmasıyla sınırlıdır.
Bireysel başvuruda sağlık görevlileri ve kolluk aynı davada birlikte şikayet edilebilir mi?
Bireysel başvuruda her iddianın iç hukukta daha önce ileri sürülmüş olması gerekir. Anayasa Mahkemesi, sağlık görevlilerine ilişkin iddianın bireysel başvuru aşamasında ilk kez gündeme getirildiğini tespit etmiş ve bu kısmı başvuru yollarının tüketilmemesi gerekçesiyle kabul edilemez bulmuştur. Kolluk görevlilerine ilişkin iddia ise esasa ilişkin incelemeye alınmıştır. Bu ayrım, her iddia için iç hukukta etkin başvuru yolunun önce tüketilmesinin zorunlu olduğunu göstermektedir.
Kolluk ihmali nedeniyle ölüm yaşanırsa ceza davası mı açılmalıdır?
Yaşam hakkına kasıtlı zarar verilmediği hâllerde Anayasa Mahkemesi, hukuki, idari veya disiplin yollarının açık tutulmasını kural olarak yeterli görmektedir. Ancak bazı istisnai durumlarda ceza soruşturması yürütülmesi de gerekebilir. Hangi yolun tercih edileceği, olayın koşullarına ve ölüme yol açan eylemin niteliğine göre belirlenir.
Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturması hangi eksende yürütülürse etkili sayılır?
Anayasa Mahkemesi'nin incelediği başvuruda, soruşturmanın kişinin sağlık durumunun sebebinin doğru tahlil edilip edilmediğiyle sınırlı tutulması ve acil tıbbi tedavi için gerekli önlemlerin alınıp alınmadığı sorusunun araştırılmaması, soruşturmayı etkisiz kılmıştır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

