Kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf suçu, kamu görevlisinin ilgili kanunlarda belirlenen koşullara aykırı olduğunu bilmesine rağmen kişilere ait taşınır veya taşınmaz mallar üzerinde zorla tasarrufta bulunmasıyla işlenir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 261. maddesinde düzenlenen bu suç, kamu yetkisi kullanılarak mülkiyet ve zilyetlik alanına hukuka aykırı şekilde müdahale edilmesini önlemeyi hedefler. Gerçekleştirilen eylem daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, fail hakkında altı aydan iki yıla kadar hapis cezası tayin edilir.
Suçun Hukuki Niteliği ve Korunan Değer
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 261. maddesinin gerekçesinde, kamu görevlilerinin kanuni yetkilerini aşarak kişilerin taşınır veya taşınmaz malları üzerindeki tasarruf yetkilerini kaldırmaları veya sınırlandırmaları suç olarak tanımlanmıştır. Madde düzenlemesi özellikle kamulaştırma alanındaki kurallara uyulmaksızın kişilerin mallarına el konulmasını önleme amacını taşır. Yapılan tasarruf karşılığında ilgilisine bir bedel veya karşılık ödenmiş olsa dahi, yasal şartlara aykırılık bilinerek zor kullanılması halinde suçun maddi unsurları tamamlanmış sayılır.
Görevi Kötüye Kullanma Suçu ile İlişkisi
Türk Ceza Kanunu'nun 257. maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma suçu genel, tali ve tamamlayıcı bir nitelik taşır. Bu düzenleme, kamu görevlisinin gerçekleştirdiği eylemin kanunda bağımsız bir suç tipi olarak düzenlenmediği durumlarda uygulanır. Bir kamu görevlisinin taşınmaza yönelik hukuka aykırı tasarrufunda öncelikle fiilin Türk Ceza Kanunu'nun 261. maddesindeki usulsüz tasarruf veya 154. maddesinin birinci fıkrasındaki hakkı olmayan yere tecavüz suçunu oluşturup oluşturmayacağı değerlendirilir. Özel ve diğer suç tiplerinin uygulanabilirliği tartışılmadan görevi kötüye kullanma suçundan ceza tayin edilemez.
Mülkiyete ve Mala Müdahalelerde Suç Vasfının Tespiti
Kamulaştırma kararı veya hak sahibinin rızası bulunmaksızın kamu hizmeti amacıyla yapılan müdahalelerde eylemin hukuki niteliği ayrıntılı şekilde incelenir. Yasal kamulaştırma usulü işletilmeden veya rıza alınmadan bir taşınmazdan altyapı hattı geçirilmesi, yol inşası gerekçesiyle arazinin yola dahil edilmesi veya köy yolu yapımı amacıyla araziye el atılması hallerinde fiilin Türk Ceza Kanunu'nun 154. maddesinin birinci fıkrasındaki hakkı olmayan yere tecavüz ya da 261. maddesindeki usulsüz tasarruf suçunu oluşturup oluşturmayacağı tartışılır. İstinat duvarı inşası sırasında eklentilerin yıkılması durumunda Türk Ceza Kanunu'nun 151. maddesinin birinci fıkrasındaki mala zarar verme suçu; köy ihtiyar heyeti kararı prosedürüne aykırı olarak ağaç sökülmesi veya yol çalışmasında ağaçların kesilmesi hallerinde ise 152. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaki nitelikli mala zarar verme ile 261. madde arasındaki suç vasfı mahkemece belirlenir.
Hakkı Olmayan Yere Tecavüz Suçundan Ayrımı
Türk Ceza Kanunu'nun 154. maddesinin birinci fıkrasına göre, bir hakka dayanmaksızın başkasına ait taşınmaz mal veya eklentilerini malikmiş gibi tamamen veya kısmen işgal eden, sınırlarını değiştiren ya da bozan veya hak sahibinin bunlardan kısmen de olsa yararlanmasını engelleyen kişiye mağdurun şikâyeti üzerine altı aydan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezası verilir. Bu suç tipi şikâyet koşuluna bağlı tutulmuştur. Kamu görevlisinin yasal kamulaştırma şartlarına ve ilgili mevzuat kurallarına aykırı hareket ederek zorla tasarrufta bulunması halinde ise Türk Ceza Kanunu'nun 261. maddesi kapsamındaki usulsüz tasarruf suçu gündeme gelir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 154Kaynağı aç
md.) Bir hakka dayanmaksızın başkasına ait taşınmaz mal veya eklentilerini
malikmiş gibi tamamen veya kısmen işgal eden veya sınırlarını değiştiren veya
bozan veya hak sahibinin bunlardan kısmen de olsa yararlanmasına engel olan
kimseye, suçtan zarar görenin şikâyeti üzerine altı aydan üç yıla kadar hapis
ve bin güne kadar adlî para cezası verilir.
(2) Köy tüzel kişiliğine ait olduğunu veya öteden beri köylünün ortak
yararlanmasına terk edilmiş bulunduğunu bilerek mera, harman yeri, yol ve sulak
gibi taşınmaz malları kısmen veya tamamen zapt eden, bunlar üzerinde tasarrufta
bulunan veya sürüp eken kimse hakkında birinci fıkrada yazılı cezalar
uygulanır.
(3) Kamuya veya özel kişilere ait suların mecrasını değiştiren kimse
hakkında birinci fıkrada yazılı cezalar uygulanır.
Güveni kötüye kullanma
Görevli Mahkeme
5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 11. maddesi uyarınca, kanunda özel olarak başka bir mahkemenin görevlendirildiği durumlar haricinde, ağır ceza mahkemeleri ile sulh ceza hâkimliklerinin yetki alanı dışındaki dava ve işler asliye ceza mahkemelerinin görev alanı kapsamındadır. Türk Ceza Kanunu'nun 261. maddesinde düzenlenen usulsüz tasarruf suçu ile bu fiille birlikte değerlendirilen hakkı olmayan yere tecavüz ve mala zarar verme eylemlerinde delilleri takdir etme ve suç vasfını tayin etme görevi Asliye Ceza Mahkemesine aittir.
5235 sayılı ADLÎ YARGI İLK DERECE MAHKEMELERİ İLE BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YETKİLERİ HAKKINDA KANUN m. 11Kaynağı aç
üzere, sulh ceza hâkimliği ve ağır ceza mahkemelerinin görevleri dışında kalan
dava ve işlere asliye ceza mahkemelerince bakılır.[8]
Ağır ceza mahkemesinin görevi
Cezai Yaptırım, Hak Yoksunluğu ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması
Türk Ceza Kanunu'nun 261. maddesinde usulsüz tasarrufta bulunan kamu görevlisi hakkında altı aydan iki yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Kanunun 53. maddesinin beşinci fıkrası gereğince, kamu görevinin sağladığı hak ve yetkilerin kötüye kullanılması suretiyle hapis cezasına mahkûmiyet durumunda, cezanın infazından sonra başlamak üzere hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanma kararı verilir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, sanık hakkında hükmolunan hapis cezası iki yıl veya daha az süreli olduğunda mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulanabilir. Bunun için sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, mahkemece yeniden suç işlemeyeceği yönünde kanaat edinilmesi ve suç sebebiyle kamunun ya da mağdurun uğradığı zararın aynen iade, eski hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen karşılanması şarttır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 53Kaynağı aç
cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak;[13]
a) Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu
kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya Devlet, il, belediye,
köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca
verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten,
b) Seçme ve seçilme ehliyetinden (…)13,
c) Velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette
bulunmaktan,
d) Vakıf, dernek, sendika, şirket,
kooperatif ve siyasi parti tüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi
olmaktan,
e) Bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun
iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek
erbabı veya tacir olarak icra etmekten,
yoksun bırakılır.
(2) Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının
infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz.
(3) Mahkûm olduğu hapis cezası
ertelenen veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ya
da koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve
kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz. Mahkûm
olduğu hapis cezası ertelenen veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak
cezası infaz edilen ya da koşullu salıverilen hükümlü hakkında birinci fıkranın
(e) bendinde söz konusu edilen hak yoksunluğunun uygulanmamasına karar
verilebilir.[14]
(4) Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sırada
onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında birinci fıkra hükmü
uygulanmaz.[15]
(5) Birinci fıkrada sayılan hak ve yetkilerden birinin kötüye
kullanılması suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla hapis cezasına mahkûmiyet
halinde, ayrıca, cezanın infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın
yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına
karar verilir. Bu hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle
işlenen suçlar dolayısıyla sadece adlî para cezasına mahkûmiyet halinde,
hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin
kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir. Hükmün kesinleşmesiyle icraya
konan yasaklama ile ilgili süre, adlî para cezasının tamamen infazından
itibaren işlemeye başlar.
(6) Belli bir meslek veya sanatın ya
da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık
dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet halinde, üç aydan az ve üç
yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya
da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir. Yasaklama ve geri alma
hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girer ve süre, cezanın tümüyle infazından
itibaren işlemeye başlar.
Eşya müsaderesi
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 231Kaynağı aç
esaslara göre duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası okunarak gerekçesi ana
çizgileriyle anlatılır.
(2) Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve
süresi bildirilir.
(3) Beraat eden sanığa, tazminat isteyebileceği bir hâl varsa bu da
bildirilir.
(4) Hüküm fıkrası herkes tarafından ayakta dinlenir.
(5) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Sanığa
yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya
daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler
saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler
hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.
(6) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;[77]
a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve
davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda
kanaate varılması,
c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın; aynen iade,
suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,
gerekir.
(7) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Açıklanmasının
geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası
ertelenemez ve kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilemez.
(8) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi hâlinde sanık, beş yıl
süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Denetim süresi içinde, kişi hakkında
kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına
karar verilemez. Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin
belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak;
a) Bir meslek veya sanat sahibi olmaması hâlinde, meslek veya sanat
sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine,
b) Bir meslek veya sanat sahibi olması hâlinde, bir kamu kurumunda veya
özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında
ücret karşılığında çalıştırılmasına,
c) Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek
hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine
getirmesine,
karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.
(9) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Altıncı
fıkranın (c) bendinde belirtilen koşulu derhal yerine getiremediği takdirde;
sanık hakkında mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık
taksitler hâlinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.
(10) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15
md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli
serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde,
açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı
verilir.
(11) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Denetim
süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine
ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak
mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu
değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz
edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının
ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir
mahkûmiyet hükmü kurabilir. Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz
edilebilir. İtiraz mercii ancak bu fıkradaki koşullarla sınırlı olarak bir
değerlendirme yapabilir.
(12) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) 272 nci maddenin
üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri
bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye
mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde
hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı
kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece
mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi
hâlinde temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm,
usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir.
(13) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir.
Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak
Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede
belirtilen amaç için kullanılabilir.
(14) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Bu maddenin hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri, Anayasanın 174 üncü
maddesinde koruma altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlarla ilgili
olarak uygulanmaz.
Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar
Dava Zamanaşımı
Türk Ceza Kanunu'nun 66. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca, beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda kamu davası sekiz yılın geçmesiyle düşer. Zamanaşımı süresinin hesabında suçun kanuni cezasının yukarı sınırı ile dosyadaki mevcut deliller çerçevesinde nitelikli hâller hesaba katılır. Türk Ceza Kanunu'nun 66. maddesinin ikinci fıkrasına göre, eylemi gerçekleştirdiği sırada on iki yaşını doldurmuş ancak on beş yaşını doldurmamış faillerde bu sürenin yarısı, on beş yaşını bitirmiş fakat on sekiz yaşını doldurmamış faillerde ise üçte ikisi uygulanır. Zamanaşımı süresi tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, teşebbüs aşamasında kalan suçlarda son fiilin icra edildiği tarihten, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği andan, zincirleme suçlarda ise son suçun tamamlandığı günden itibaren işlemeye başlar.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 66Kaynağı aç
kamu davası;
a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl,
b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl,
c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda
yirmi yıl,
d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda
onbeş yıl,
e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını
gerektiren suçlarda sekiz yıl,
geçmesiyle düşer.
(2) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını
doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; onbeş yaşını doldurmuş olup
da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin
geçmesiyle kamu davası düşer.
(3) Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller
itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halleri de göz önünde bulundurulur.
(4) Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun
kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları
gerektiren suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır.
(5) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/8
md.) Aynı fiilden dolayı tekrar yargılamayı gerektiren hallerde, mahkemece
bu husustaki talebin kabul edildiği tarihten itibaren fiile ilişkin zamanaşımı
süresi yeni baştan işlemeye başlar.
(6) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, teşebbüs
halinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı günden, kesintisiz suçlarda
kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, çocuklara
karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından
işlenen suçlarda çocuğun onsekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye
başlar.
(7) Bu Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı ağırlaştırılmış
müebbet veya müebbet veya on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçların
yurt dışında işlenmesi halinde dava zamanaşımı uygulanmaz.
Dava zamanaşımı süresinin durması veya kesilmesi
Kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf suçu nasıl oluşur?
Kamu görevlisinin yasal kurallara aykırı olduğunu bilerek kişilere ait taşınır veya taşınmaz mallar üzerinde zor kullanarak tasarruf yetkisini ortadan kaldırması veya sınırlandırmasıyla oluşur.
Tasarruf edilen malın karşılığı ödenmişse suç yine de gerçekleşir mi?
Evet, 5237 sayılı TCK m. 261 hükmü gereğince kişilerin malları üzerinde karşılık ödenmek suretiyle de olsa kanuni şartlara aykırı olduğu bilinerek zorla tasarrufta bulunulması suçun oluşumu için yeterlidir.
Usulsüz tasarruf suçunda görevli mahkeme hangisidir?
5235 sayılı Kanun'un 11. maddesi gereğince bu suç ve bağlantılı suç vasfı değerlendirmelerinde davaya bakma görevi Asliye Ceza Mahkemesine aittir.
Usulsüz tasarruf suçunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulanabilir mi?
TCK m. 261'deki iki yıllık üst sınır gereğince, CMK m. 231 uyarınca sanığın kasıtlı suç kaydının bulunmaması, yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varılması ve zararın tamamen giderilmesi şartıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.
Bu suçta kamu davası zamanaşımı süresi ne kadardır?
TCK m. 261'deki iki yıllık ceza üst sınırı nedeniyle TCK m. 66/1-e uyarınca dava zamanaşımı kural olarak sekiz yıldır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

