Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma Suçu: TCK m.123

by Avukat Erdal Ersoy
Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma Suçu: TCK m.123

Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 123. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, sırf bir kimsenin huzur ve sükûnunu bozmak maksadıyla o kişiye ısrarla telefon edilmesi, gürültü yapılması ya da aynı maksatla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulması, mağdurun şikâyeti üzerine üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 123Kaynağı aç
Madde 123- (1) Sırf huzur ve sükûnunu bozmak maksadıyla bir
kimseye ısrarla; telefon edilmesi, gürültü yapılması ya da aynı maksatla hukuka
aykırı başka bir davranışta bulunulması halinde, mağdurun şikayeti üzerine
faile üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.
Israrlı takip

Suçun unsurları

TCK m.123/1, seçimlik hareketler olarak ısrarla telefon etmeyi, ısrarla gürültü yapmayı ve aynı maksatla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunmayı saymaktadır. Kanun, bu üç hareketi 'ısrarla; telefon edilmesi, gürültü yapılması ya da aynı maksatla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulması' biçiminde tek bir yapı içinde düzenlemiştir; ısrar unsurunun bu yapı içindeki her bir harekete nasıl uygulanacağı madde metninden tek başına kesin biçimde çıkarılamamaktadır.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2023/1216, K. 2023/5957Kaynağı aç
12. Ceza Dairesi         2023/1216 E.  ,  2023/5957 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/664 E., 2021/647 K.
SUÇ : Kişilerin huzur ve sükununu bozma, cinsel taciz
HÜKÜM : Mahkumiyet ve beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında Yargıtay 4. Ceza Dairesinin bozma ilamı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Nevşehir 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.12.2014 tarihli ve 2014/91 Esas, 2014/499 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında cinsel taciz suçundan beraatine, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 123 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesi uyarınca 1.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2.Nevşehir 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.12.2014 tarihli ve 2014/91 Esas, 2014/499 Karar sayılı kararının, sanık ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesinin, 22.06.2020 tarihli ve 2016/9209 Esas, 2020/7519 Karar sayılı kararı ile "Sanık hakkında katılan …’ın öğrenim gördüğü dershanenin önünde bekleyerek katılana “seninle evleneceğim, seni kaçıracağım, severek olmazsa seni zorla alacağım”, “sen benimle evleneceksin” şeklinde sözlerle cinsel tacizde bulunduğu, katılanı ısrarla takip ederek kişilerin huzur ve sükununu bozma eylemlerini gerçekleştirdiği belirlenerek 04.03.2014 tarihli iddianamenin düzenlendiği, Mahkeme yargılama neticesinde sanığın “seninle evleneceğim, seni kaçıracağım, severek olmazsa zorla kaçıracağım” sözlerinin cinsel amaçlı taciz niteliğinde olmadığı, kişilerin huzur ve sükunun bozmaya yönelik olduğu kabul edilerek cinsel taciz suçundan beraat, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan ise mahkumiyet kararı verildiği, cinsel taciz suçundan verilen beraat kararının katılan vekili, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan kurulan mahkumiyet kararının da sanık tarafından temyiz edildiği; sanığın katılana karşı eylemlerinde cinsel taciz kastının yanı sıra sırf rahatsız etme kastının bulunup bulunmadığı, hangi eylemlerin hangi suçları oluşturduğu lehe ve aleyhe değerlendirme yapılarak tartışılmadan yetersiz gerekçeyle cinsel taciz suçundan beraat, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan da mahkumiyet kararı verilmesi,Kabule göre de; TCK’nın 123. maddesi doğrudan adli para cezası içermediği halde, madde uygulanırken doğrudan adli para cezası belirlenmesi," gerekçeleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Nevşehir 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.07.2021 tarihli ve 2020/664 Esas, 2021/647 Karar sayılı kararı ile sanık hakkındakişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan beraatine, cinsel taciz suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 Kanun) 105 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 43 üncü maddesinin ikinci ve birinci fıkarları, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca neticeten 3.740,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
4. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16.12.2021 tarih, 2021/132997 sayılı tebliğnamesi ile hükümlerin onanması talep edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Sanığın temyiz isteği cinsel taciz suçundan verilen cezanın fazla olduğuna, beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
2.Katılan vekilinin temyiz isteği, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun unsurlarının oluştuğuna ve cinsel taciz suçundan verilen cezanın yetersiz olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Mahkeme gerekçesinde "…Olay tarihlerinde sanığın daha önceden tanıdığı katılan …’i öğrenim gördüğü dershane çıkışında bekleyerek katılana hitaben “seninle evleneceğim,, seni kaçıracağım, severek olmazsa seni zorla alacağım, şıllık” şeklinde tehdit, cinsel taciz ve hakaret içeren sözler sarf ettiği, 15/02/2014 tarihinde müştekinin kalmış olduğu yurda gittiği sırada yolda önüne geçen sanığın katılana hitaben “eceline susama, çarşıda gezme, erkeklerle olamazsın sen, sen benimle evleneceksin” şeklinde tehdit ve cinsel taciz içeren sözler sarf ettiği, 18/02/2014 tarihinde ise çarşıda tanık Seda ile yolda yürüyen katılanın önüne geçen sanığın aynı şekilde katılana hitaben “senin yanında erkek görmeyeyim, duydun mu …” şeklinde tehdit içeren sözler sarf ettiği, alınan tanık beyanları ve dosyada yer alan CD çözüm tutanağı içeriğinin katılanı iddialarını doğruladığı, sanığın alınan savunmasında suçlamaları kabul etmediği ancak kaçamaklı beyanlarda bulunduğu ve bu şekliye sanığın savunmasına itibar edilmeksizin inceleme yapılmıştır.
Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu yönünden yapılan değerlendirmede; anılan suç Türk Ceza Kanunu'nun 123 maddesinde; "Sırf huzur ve sükûnunu bozmak maksadıyla bir kimseye ısrarla; telefon edilmesi, gürültü yapılması ya da aynı maksatla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulması halinde, mağdurun şikayeti üzerine faile üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir." şeklinde düzenlenmiştir. Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun hareket unsuru ısrarla telefon edilmesi, gürültü yapılması veya hukuka aykırı başka davranışlarda bulunulmasıdır. Ancak bu suçun oluşabilmesi için sanığın ısrarla bir kimseye telefon etmesi, gürültü yapması veya hukuka aykırı başka bir davranışta bulunması yeterli olmayıp bu davranışları sırf huzur ve sükunu bozmak amacıyla bir kimseye karşı yapması gerekir. Yargılama konusu olay incelendiğinde sanığın katılana yönelen eylemlerinin sırf rahatsız etme amacı taşımadığı ortadadır. Sanık hareketlerini sırf rahatsız etmek amacıyla değil katılanı cinsel yönden taciz etmek amacıyla hareket etmiş olup katılana yönelik sarf ettiği sözler kastını ortaya koymaktadır. Tüm bu açıklamalar ışığında sanık …'in katılan …'a yönelik üzerine atılı ''Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma" suçundan dolayı cezalandırılması istemiyle mahkememize dava açılmışsa da, sanığın üzerine atılı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 123/1. maddesinde tarif edilen suçun yasal unsurlarının oluşmaması nedeni ile 5271 sayılı CMK'nın 223/2-(a) maddesi uyarınca beraatine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Cinsel taciz suçu yönünden yapılan değerlendirmede; suç tarihi itibariyle 18 yaşından küçük olup çocuk olan katılana yönelen eylemlerinin bir bütün olarak cinsel taciz suçuna vücut verdiği anlaşılmış ve bu şekliyle sanık …'in katılan …'a karşı "Cinsel Taciz" suçunu işlediği anlaşıldığından eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 105/1-2. cümlesi ve aynı Kanunun 61. maddesi dikkate alınarak alt sınırdan hapis cezası ile cezalandırılmasına; sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında aynı suçu katılana karşı birden fazla kez zincirleme şekilde işlemiş olduğu anlaşılmakla 5237 sayılı TCK'nın 43/2 delaletiyle 43/1 maddesi gereği cezasından 1/4 oranında arttırım yapılmasına; sanığın duruşma zabıtlarına yansıyan iyi hali lehine takdiri indirim nedeni kabul edilerek hakkında TCK'nın 62. maddesi gereğince cezasından takdiren 1/6 oranında indirim yapılmasına karar verilmiş ve netice ceza tayin edilmiştir. Sanığın suç tarihi itibariyle adli sicil kaydı incelendiğinde kasıtlı suçlardan mahkum edildiği anlaşıldığından anılan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmemiş ancak netice hapis cezası sanığın kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu dikkate alınarak 5237 sayılı TCK 50/1-a maddesi gereğince adli para cezasına çevrilmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." denilmiştir.
2.Sanık suçlamaları kabul etmemiştir.
3.Katılan "Olay günü sanık öğrenim gördüğüm dersanenin önüne gelerek iddianamede geçen" seninle evleneceğim, seni kaçıracağım, severek olmazsa seni zorla alacağım, şıllık" şeklinde tehdit ve hakarette bulundu. Yine sanık kalmış olduğum yurdun yakınlarına gelerek " eceline susama, çarşıda gezme, erkeklerle olamazsın sen, sen benimle evleneceksin" şeklinde tehdit ve hakarette bulundu. Yine ben arkadaşım Seda ile Nevşehir merkezde çarşıda yürürken "senin yanında erkek görmeyeyim, duydun mu …" şeklinde tehdit etti. Hatta sanık iki gün önce annemi arayarak yine aynı şekilde sözler sarf etmiş. Sanık beni hala rahatsız etmektedir. Aynı şekilde rahatsızlık verici hareketlerine devam etmektedir. Üstelik sadece beni değil aileme de tehdit ve hakaretlerde bulunmaktadır. Bu olaylar manevi olarak beni çok yıprattı. Derslerimi etkiledi. Sanıktan şikayetçiyim. Davaya katılmak istiyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur.
4.Tanık Seda "…benim dershane arkadaşım olur, zaman zaman bana Mustafa' nın kendisini rahatsız ettiğinden bahsederdi, ancak ben daha önce şahit olmamıştım, olay günü yani 18/02/2014 tarihinde …'le çarşıda yürürken Mustafa arkamızdan geldi ve …'e hitaben senin erkeklerle gezdiğini görmeyeyim, bacaklarını kırarım gibi şeyler söyledi, bunları söyledikten sonra yanımızdan ayrıldı." şeklinde beyanda bulunmuştur.
5.Tanık Ayşenur "ben …'i okuldan tanırım, iki yıldır arkadaşım olur, kendisi ile aynı dershaneye ve okula gideriz ayrıca aynı servisi kullanırız, …'i bir gün ağlarken gördüğümde ne olduğunu sordum o gün anlatmadı, daha sonra kendisini bir erkek şahsın taciz ettiğini çok rahatsız olduğunu anlattı, …ile birlikte olduğumuz zamanlarda şu anda duruşma salonunda bulunan sanığı Dershanenin ve okulun önünde sık sık görüyordum, bu sene içinde bir gün …ile çarşıda dolaşırken …'e seni alacağım dediğini duydum, erkeklerle gezme, seni kaçırırım çarşıda gezdiğini görmeyeyim dediğini de duydum." şeklinde beyanda bulunmuştur.
6.Tanık … "Ben …'ın okul arkadaşıyım, sık sık …'i rahatsız etmektedir, ben bunu arkadaşlarımdan da duydum, …'e evleneceğini onu kaçıracağını, zorla alacağını söylemiş, bunu bana …söyledi, tarihini hatırlamadığım bir dönemde …ile dershaneye giderken …'e "seni çarşıda görmeyeyim, fazla gezme erkeklerle dolaşma, bacaklarını kırarım" diye söyledi." şeklinde beyanda bulunmuştur.
IV. GEREKÇE
A.Sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan verilen beraat hükmü yönünden;
1. Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 123 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 12.12.2014 tarihli mahkûmiyet kararı olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
B.Sanık hakkında cinsel taciz suçundan verilen mahkumiyet hükmü yönünden;
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, sanığın katılana yönelik sarf ettiği "sen benimle evleneceksin, başkalarıyla olamazsın sen" şeklindeki sözlerin cinsel taciz suçunu oluşturdğu anlaşıldığından ve tayin edilen ceza miktarı bakımından isabetsizlik görülmediğinden katılan vekilinin ve sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
V. KARAR
A.Sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan verilen beraat hükmü yönünden;
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Nevşehir 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.07.2021 tarihli ve 2020/664 Esas, 2021/647 Karar sayılı kararına yönelik temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
B.Sanık hakkında cinsel taciz suçundan verilen mahkumiyet hükmü yönünden;
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Nevşehir 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.07.2021 tarihli ve 2020/664 Esas, 2021/647 Karar sayılı kararında sanık ve katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.12.2023 tarihinde karar verildi.

Suçun manevi unsuru, fiilin sırf mağdurun huzur ve sükûnunu bozmak maksadıyla işlenmesidir. Kanun bu özel maksadı tanımın içine yerleştirdiğinden başka bir amaç güdülmesi halinde suçun oluşup oluşmayacağı somut olaya göre değerlendirilmesi gereken bir mesele olarak kalır. Ceza mağdurun şikâyetine bağlıdır; şikâyet olmadan soruşturma ve kovuşturma başlatılamaz.

Şikâyet süresi ve başlangıcı

Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlarda yetkili kişi, fiilin ve failin kim olduğunu öğrendiği günden itibaren altı ay içinde şikâyette bulunmazsa soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Bu genel kural 5237 sayılı Kanun'un 73. maddesinin birinci fıkrasında yer almaktadır. Altı aylık süre, zamanaşımı süresini geçemez.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 73Kaynağı aç
Madde 73- (1) Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete
bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı
takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.
(2) Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikayet hakkı olan
kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar. (Ek
cümle:7/11/2024-7531/14 md.) Ancak, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete
bağlı olan hakaret suçu bakımından şikâyet süresi, her ne suretle olursa olsun
fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez.
(3) Şikayet hakkı olan birkaç kişiden birisi altı aylık süreyi geçirirse
bundan dolayı diğerlerinin hakları düşmez.
(4) Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı
olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün
kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz.
(5) İştirak halinde suç işlemiş
sanıklardan biri hakkındaki şikayetten vazgeçme, diğerlerini de kapsar.
(6) Kanunda aksi yazılı olmadıkça, vazgeçme onu kabul etmeyen sanığı
etkilemez.
(7) Kamu davasının düşmesi, suçtan zarar gören kişinin şikayetten
vazgeçmiş olmasından ileri gelmiş ve
vazgeçtiği sırada şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamış ise artık
hukuk mahkemesinde de dava açamaz.
(8) (Mülga: 6/12/2006 – 5560/45 md.)
Dava veya cezanın düşmesinin etkisi

Sürenin başlangıcı için hem fiilin hem failin kim olduğunun öğrenilmesi gerekmektedir; bu iki koşuldan yalnız biri gerçekleşmişse süre işlemeye başlamaz. Süre, zamanaşımını geçmemek koşuluyla bu öğrenme tarihinden itibaren işler.

Şikâyetten vazgeçmenin sonucu

5237 sayılı Kanun'un 73. maddesinin dördüncü fıkrasına göre, kovuşturması şikâyete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar görenin vazgeçmesi davayı düşürür. Hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme ise cezanın infazına engel olmaz. TCK m.123 bakımından kanunun aksi yönde özel bir hüküm taşıyıp taşımadığı bu madde metni kapsamında ayrıca görülememektedir.

Israrlı takip suçundan fark

Israrlı takip, huzur ve sükûnu bozma suçundan ayrı bir suç olarak 5237 sayılı Kanun'un 123/A maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddenin birinci fıkrasına göre, ısrarlı biçimde fiziken takip etmek ya da haberleşme ve iletişim araçlarını, bilişim sistemlerini veya üçüncü kişileri kullanarak temas kurmaya çalışmak suretiyle bir kimse üzerinde ciddi bir huzursuzluk doğmasına ya da kendisinin veya yakınlarından birinin güvenliğinden endişe duymasına neden olan faile altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 123/AKaynağı aç
MADDE 123/A- (Ek:12/5/2022-7406/8 md.)
(1) Israrlı bir şekilde; fıziken takip etmek ya da haberleşme ve iletişim
araçlarını, bilişim sistemlerini veya üçüncü kişileri kullanarak temas kurmaya
çalışmak suretiyle bir kimse üzerinde ciddi bir huzursuzluk oluşmasına ya da
kendisinin veya yakınlarından birinin güvenliğinden endişe duymasına neden olan
faile altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Suçun;
a) Çocuğa ya da ayrılık kararı verilen veya boşandığı eşe karşı
işlenmesi,
b) Mağdurun okulunu, iş yerini, konutunu değiştirmesine ya da okulunu
veya işini bırakmasına neden olması,
c) Hakkında uzaklaştırma ya da konuta, okula veya iş yerine yaklaşmama
tedbirine karar verilen fail tarafından işlenmesi,
hâlinde faile bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.
(3) Bu maddede düzenlenen suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete
bağlıdır.
Haberleşmenin engellenmesi

Aynı maddenin ikinci fıkrası, cezanın bir yıldan üç yıla kadar hapis olacağı nitelikli hâlleri sınırlı biçimde saymaktadır. Bunlar; suçun çocuğa ya da ayrılık kararı verilen veya boşanılan eşe karşı işlenmesi, mağdurun okulunu, iş yerini veya konutunu değiştirmesine ya da okulunu veya işini bırakmasına neden olması ve hakkında uzaklaştırma ya da konuta, okula veya iş yerine yaklaşmama tedbirine karar verilen fail tarafından işlenmesidir. Bu nitelikli hâller yalnızca 123/A maddesine aittir; 123. maddeye kendiliğinden uygulanacakları madde metinlerinde yer almamaktadır.

TCK m.123/A'da düzenlenen ısrarlı takip suçunun soruşturulması ve kovuşturulması da şikâyete bağlıdır. Bununla birlikte 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinin üçüncü fıkrası, şikâyete bağlı olsa bile ısrarlı takip suçu bakımından uzlaştırma yolunu kapatmaktadır. Aynı istisna listesinde TCK m.123 ayrıca sayılmamaktadır.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 253Kaynağı aç
Madde 253 – (Değişik: 6/12/2006-5560/24 md.)
(1) Aşağıdaki suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek
veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur:
a) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar.
b) Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanununda yer
alan;[102]
1. Kasten yaralama (üçüncü fıkra hariç, madde 86; madde 88),
2. Taksirle yaralama (madde 89),
3. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Tehdit
(madde 106, birinci fıkra),
4. Konut dokunulmazlığının ihlali (madde 116),
5. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) İş ve çalışma hürriyetinin ihlali
(madde 117, birinci fıkra; madde 119, birinci fıkra (c) bendi),
6. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Hırsızlık
(madde 141),
7. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) Güveni kötüye kullanma (üçüncü fıkra hariç, madde 155),[103]
8. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Dolandırıcılık
(madde 157),
9. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) Suç eşyasının satın
alınması veya kabul edilmesi (madde 165),
10. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (madde 234),
11. Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi
veya belgelerin açıklanması (dördüncü fıkra hariç, madde 239),
suçları.
c) (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Mağdurun
veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla,
suça sürüklenen çocuklar bakımından ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis
veya adli para cezasını gerektiren suçlar.
(2) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olanlar hariç olmak
üzere; diğer kanunlarda yer alan suçlarla ilgili olarak uzlaştırma yoluna
gidilebilmesi için, kanunda açık hüküm bulunması gerekir.
(3) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, cinsel
dokunulmazlığa karşı suçlarda, ısrarlı takip suçunda (madde 123/A) ve hakaret
suçunda (madde 125) uzlaştırma yoluna gidilemez. (Ek
cümle: 26/6/2009 – 5918/8 md.) Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu
kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması
hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz. (Ek cümle:24/12/2025-7571/24 md.)
Ancak önödeme kapsamına giren bir suç ile uzlaştırma kapsamına
giren bir suçun birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde uzlaştırma
kapsamındaki suç bakımından uzlaşma hükümleri uygulanır.[104][105][106][107]
(4) Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya
tâbi olması ve kamu davası açılması için yeterli
şüphenin bulunması hâlinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro
tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı, şüpheli ile mağdur veya suçtan
zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar
görenin reşit olmaması halinde, uzlaşma teklifi kanunî temsilcilerine yapılır. Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat
veya istinabe yoluyla da yapabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören,
kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren yedi gün içinde kararını
bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır. 106[108]
(5) Uzlaşma teklifinde bulunulması halinde, kişiye uzlaşmanın mahiyeti ve
uzlaşmayı kabul veya reddetmesinin hukukî sonuçları anlatılır.
(6) Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan
adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura,
suçtan zarar görene, şüpheliye veya bunların kanunî temsilcisine ulaşılamaması
halinde, uzlaştırma yoluna gidilmeksizin soruşturma sonuçlandırılır.
(7) Birden fazla kişinin mağduriyetine veya zarar görmesine sebebiyet
veren bir suçtan dolayı uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, mağdur veya
suçtan zarar görenlerin hepsinin uzlaşmayı kabul etmesi gerekir.
(8) Uzlaşma teklifinde bulunulması veya teklifin kabul edilmesi,
soruşturma konusu suça ilişkin delillerin toplanmasına ve koruma tedbirlerinin
uygulanmasına engel değildir.
(9) (Mülga: 24/11/2016-6763/34 md.)
(10) Bu Kanunda belirlenen hâkimin davaya bakamayacağı haller ile reddi
sebepleri, uzlaştırmacı görevlendirilmesi ile ilgili olarak göz önünde
bulundurulur.
(11) Görevlendirilen uzlaştırmacıya soruşturma dosyasında yer alan ve
Cumhuriyet savcısınca uygun görülen belgelerin birer örneği verilir. Uzlaştırma bürosu uzlaştırmacıya, soruşturmanın
gizliliği ilkesine uygun davranmakla yükümlü olduğunu hatırlatır.[109]
(12) Uzlaştırmacı, dosya içindeki belgelerin birer örneği kendisine
verildikten itibaren en geç otuz gün içinde uzlaştırma işlemlerini sonuçlandırır.
Uzlaştırma bürosu bu süreyi her defasında
yirmi günü geçmemek üzere en fazla iki kez daha uzatabilir.
(13) Uzlaştırma müzakereleri gizli olarak yürütülür. Uzlaştırma
müzakerelerine şüpheli, mağdur, suçtan zarar gören, kanunî temsilci, müdafi ve
vekil katılabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenin kendisi veya
kanunî temsilcisi ya da vekilinin müzakerelere katılmaktan imtina etmesi
halinde, uzlaşmayı kabul etmemiş sayılır.
(14) Uzlaştırmacı, müzakereler sırasında izlenmesi gereken yöntemle
ilgili olarak Cumhuriyet savcısıyla görüşebilir; Cumhuriyet savcısı,
uzlaştırmacıya talimat verebilir.
(15) Uzlaşma müzakereleri sonunda uzlaştırmacı, bir rapor hazırlayarak
kendisine verilen belge örnekleriyle birlikte uzlaştırma
bürosuna verir. Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde, tarafların imzalarını
da içeren raporda, ne suretle uzlaşıldığı ayrıntılı olarak açıklanır. (Ek
cümle: 24/11/2016-6763/34 md.) Uzlaştırma bürosu
soruşturma dosyasını, raporu ve varsa yazılı anlaşmayı Cumhuriyet savcısına
gönderir.
(16) Uzlaşma teklifinin reddedilmesine rağmen, şüpheli ile mağdur veya
suçtan zarar gören uzlaştıklarını gösteren belge ile en geç iddianamenin
düzenlendiği tarihe kadar Cumhuriyet savcısına başvurarak uzlaştıklarını beyan
edebilirler.
(17) Cumhuriyet savcısı, uzlaşmanın, tarafların özgür iradelerine
dayandığını ve edimin hukuka uygun olduğunu belirlerse raporu veya belgeyi
mühür ve imza altına alarak soruşturma dosyasında muhafaza eder.
(18) Uzlaştırmanın sonuçsuz kalması halinde tekrar uzlaştırma yoluna
gidilemez.
(19) Uzlaşma sonucunda şüphelinin
edimini def’aten yerine getirmesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı
kararı verilir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside
bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde, 171 inci maddedeki şartlar
aranmaksızın, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı
verilir. Erteleme süresince zamanaşımı işlemez. Kamu davasının açılmasının
ertelenmesi kararından sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde,
171 inci maddenin dördüncü fıkrasındaki şart aranmaksızın, kamu davası açılır. (…)[110] Uzlaşmanın sağlanması
halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan
zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış
olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi
halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve
İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden
sayılır.[111]
(20) Uzlaştırma müzakereleri sırasında yapılan açıklamalar, herhangi bir
soruşturma ve kovuşturmada ya da davada delil olarak kullanılamaz.
(21) Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar
görenden birine ilk uzlaşma teklifinde bulunulduğu tarihten itibaren,
uzlaştırma girişiminin sonuçsuz kaldığı ve en geç, uzlaştırmacının raporunu
düzenleyerek uzlaştırma bürosuna verdiği
tarihe kadar dava zamanaşımı ile kovuşturma koşulu olan dava süresi işlemez.
(22) (Değişik birinci cümle:
24/11/2016-6763/34 md.) Uzlaştırmacıya Adalet
Bakanlığı tarafından belirlenen tarifeye göre ücret ödenir. Uzlaştırmacı
ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri, yargılama giderlerinden sayılır.
Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde bu giderler Devlet Hazinesi tarafından
karşılanır.
(23) Uzlaşma sonucunda verilecek kararlarla ilgili olarak bu Kanunda
öngörülen kanun yollarına başvurulabilir.
(24) (Değişik: 24/11/2016-6763/34 md.) Her Cumhuriyet başsavcılığı
bünyesinde uzlaştırma bürosu kurulur ve yeteri kadar Cumhuriyet savcısı ile
personel görevlendirilir. Uzlaştırmacılar, hukuk fakültesi mezunlarının yer
aldığı, Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen uzlaştırmacı listelerinden
görevlendirilir. Uzlaştırmacı, hazırladığı raporu, tutanakları ve varsa yazılı
anlaşmayı büroya gönderir. Uzlaştırma süreci sonunda soruşturma dosyaları,
uzlaştırma bürosunda görevli Cumhuriyet savcıları tarafından sonuçlandırılır.[112]
(25) (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.)Uzlaştırmacıların nitelikleri,
eğitimi, sınavı, görev ve sorumlulukları, denetimi, eğitim verecek kişi, kurum
ve kuruluşların nitelikleri ve denetimleri ile uzlaştırmacı sicili,
uzlaştırmacılar ve eğitim kurumlarının listelerinin düzenlenmesi, Cumhuriyet
başsavcılığı bünyesinde kurulan uzlaştırma bürolarının çalışma usul ve
esasları, uzlaştırma teklifi ile müzakere usulü, uzlaştırma anlaşması ve
raporda yer alacak konular ile uygulamaya dair diğer hususlara ilişkin usul ve
esaslar, Adalet Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.
Mahkeme tarafından uzlaştırma

Gürültünün kabahat ve ayrı suç olarak düzenlenmesi

Her gürültü eylemi TCK m.123 kapsamında değerlendirilemez. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 36. maddesinin birinci fıkrası, başkalarının huzur ve sükûnunu bozacak şekilde gürültüye neden olan kişi için idarî para cezası öngörmektedir. Aynı maddenin ikinci fıkrası, bu fiilin bir ticari işletmenin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde işletme sahibi gerçek veya tüzel kişiye bireysel kabahat için öngörülenden farklı bir idarî para cezası bandı uygulanacağını düzenlemektedir. Bu kabahat nedeniyle idarî para cezasına kolluk veya belediye zabıta görevlileri karar verir.

5326 sayılı KABAHATLER KANUNU m. 36Kaynağı aç
Madde 36 – (1) Başkalarının huzur ve sükununu bozacak
şekilde gürültüye neden olan kişiye, elli Türk Lirası idarî para cezası verilir.
(2) Bu fiilin bir ticarî işletmenin
faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde işletme sahibi gerçek veya tüzel kişiye
bin Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.
(3) Bu kabahat dolayısıyla
idarî para cezasına kolluk veya belediye zabıta görevlileri karar verir.
Rahatsız etme

Gürültü eyleminin sağlık boyutu taşıması hâlinde ayrı bir suç düzenlemesi devreye girer. 5237 sayılı Kanun'un 183. maddesinin birinci fıkrasına göre, ilgili kanunlarla belirlenen yükümlülüklere aykırı olarak başka bir kimsenin sağlığının zarar görmesine elverişli biçimde gürültüye neden olan kişi, iki aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu suçta yükümlülüğe aykırılık ve sağlığın zarar görmesine elverişlilik unsurları aranmakta; TCK m.123'teki sırf bu maksat ve şikâyet koşullarından ayrılmaktadır. İki düzenleme arasındaki içtima ilişkisi madde metinlerinde özel olarak kurulmamıştır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 183Kaynağı aç
Madde 183- (1) İlgili kanunlarla belirlenen yükümlülüklere aykırı
olarak, başka bir kimsenin sağlığının zarar görmesine elverişli bir şekilde
gürültüye neden olan kişi, iki aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası
ile cezalandırılır.
İmar kirliliğine neden olma

Bir fiilin birden fazla farklı suçu oluşturması hâlinde uygulanacak genel kural 5237 sayılı Kanun'un 44. maddesinde düzenlenmiştir. Bu hükme göre işlediği bir fiille birden fazla farklı suçun oluşmasına sebep olan kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır. Bu genel içtima kuralı TCK m.123 veya m.123/A'yı özellikle anlamamaktadır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 44Kaynağı aç
Madde 44- (1) İşlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun
oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan
dolayı cezalandırılır.
ÜÇÜNCÜ
KISIM
Yaptırımlar
BİRİNCİ
BÖLÜM
Cezalar
Cezalar

Uzlaştırma

5271 sayılı Kanun'un 253. maddesinin birinci fıkrası, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlarda şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek ya da özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulacağını öngörmektedir. TCK m.123 şikâyete bağlı bir suç olduğundan bu genel kural kapsamında değerlendirilebilir; aynı maddenin üçüncü fıkrasındaki istisnalar arasında TCK m.123 ayrıca sayılmamıştır. Buna karşılık ısrarlı takip suçu, şikâyete bağlı olmasına karşın CMK m.253/3'teki açık istisna nedeniyle uzlaştırma dışında tutulmuştur.

Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun bu kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde ise CMK m.253/3 uyarınca uzlaşma hükümleri uygulanamaz. Bu kural, TCK m.123 ile birlikte uzlaştırma kapsamı dışındaki başka bir suçun aynı mağdura karşı işlendiği durumlarda uzlaştırma yolunu kapayabilir.

Soruşturma aşamasında uzlaşma sağlanıp sanığın edimi defaten yerine getirilmesi hâlinde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Edimin yerine getirilmesi ileri tarihe bırakılır, takside bağlanır veya süreklilik arz ederse şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilir; erteleme süresince zamanaşımı işlemez. Uzlaşma teklifi, tekliften itibaren yedi gün içinde cevaplanmazsa reddedilmiş sayılır.

Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması hâlinde kovuşturma dosyası, 253. maddedeki esas ve usule göre işlem yapılmak üzere uzlaştırma bürosuna gönderilir. Bu hüküm, suçun uzlaşma kapsamında olması şartına bağlıdır.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 254Kaynağı aç
Madde 254 –
(Değişik: 6/12/2006-5560/25 md.)
(1) Kamu davası açıldıktan sonra
kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253 üncü
maddede belirtilen esas ve usûle göre yerine
getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir.[113]
(2) (Değişik:7/11/2024-7531/17 md.)
Uzlaşma gerçekleştiği takdirde, mahkeme, uzlaşma sonucunda sanığın
edimini def’aten yerine getirmesi halinde, davanın düşmesine karar
verir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside
bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde durma kararı verilir.
Durma süresince zamanaşımı işlemez. Uzlaşmanın gereklerinin yerine
getirilmemesi halinde, mahkemece yargılamaya kaldığı yerden devam olunur.
Birden çok fail bulunması hâlinde uzlaşma

Kovuşturma aşamasında uzlaşma gerçekleşir ve sanık edimini defaten yerine getirirse mahkeme davanın düşmesine karar verir. Edimin yerine getirilmesi ileri tarihe bırakılır, takside bağlanır veya süreklilik arz ederse durma kararı verilir; durma süresince zamanaşımı işlemez. Uzlaşmanın gerekleri yerine getirilmezse yargılamaya kaldığı yerden devam olunur.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması

5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin beşinci fıkrasında, 2 Mart 2024 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikle, yargılama sonunda hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezası ise mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceği düzenlenmiştir. TCK m.123'teki üç ay ile bir yıl arasındaki ceza aralığı gözetildiğinde, hükmolunan cezanın bu eşiği aşıp aşmadığı her davada ayrıca değerlendirilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 231Kaynağı aç
Madde 231 – (1) Duruşma sonunda, 232 nci maddede belirtilen
esaslara göre duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası okunarak gerekçesi ana
çizgileriyle anlatılır.
(2) Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve
süresi bildirilir.
(3) Beraat eden sanığa, tazminat isteyebileceği bir hâl varsa bu da
bildirilir.
(4) Hüküm fıkrası herkes tarafından ayakta dinlenir.
(5) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Sanığa
yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya
daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler
saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler
hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.
(6) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;[77]
a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve
davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda
kanaate varılması,
c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın; aynen iade,
suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,
gerekir.
(7) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Açıklanmasının
geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası
ertelenemez ve kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilemez.
(8) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi hâlinde sanık, beş yıl
süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Denetim süresi içinde, kişi hakkında
kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına
karar verilemez. Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin
belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak;
a) Bir meslek veya sanat sahibi olmaması hâlinde, meslek veya sanat
sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine,
b) Bir meslek veya sanat sahibi olması hâlinde, bir kamu kurumunda veya
özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında
ücret karşılığında çalıştırılmasına,
c) Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek
hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine
getirmesine,
karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.
(9) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Altıncı
fıkranın (c) bendinde belirtilen koşulu derhal yerine getiremediği takdirde;
sanık hakkında mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık
taksitler hâlinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.
(10) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15
md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli
serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde,
açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı
verilir.
(11) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Denetim
süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine
ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak
mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu
değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz
edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının
ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir
mahkûmiyet hükmü kurabilir. Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz
edilebilir. İtiraz mercii ancak bu fıkradaki koşullarla sınırlı olarak bir
değerlendirme yapabilir.
(12) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) 272 nci maddenin
üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri
bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye
mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde
hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı
kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece
mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi
hâlinde temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm,
usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir.
(13) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir.
Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak
Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede
belirtilen amaç için kullanılabilir.
(14) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Bu maddenin hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri, Anayasanın 174 üncü
maddesinde koruma altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlarla ilgili
olarak uygulanmaz.
Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar

Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi CMK m.231/6'da ek koşullara bağlanmıştır. Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, mahkemece sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması ve suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi bu koşullar arasında sayılmaktadır.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi hâlinde sanık beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verilir.

Davaya bakacak yer mahkemesi

5271 sayılı Kanun'un 12. maddesinin birinci fıkrasına göre davaya bakma yetkisi kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesine aittir. Aynı maddenin altıncı fıkrası, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının ya da banka veya kredi kartlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenen suçlarda mağdurun yerleşim yeri mahkemelerinin de yetkili olduğunu düzenlemektedir. Telefon veya dijital iletişim araçlarıyla gerçekleştirilen TCK m.123 kapsamındaki fiillerin bu fıkra kapsamına girip girmeyeceği somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmesi gereken ayrı bir meseledir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 12Kaynağı aç
Madde 12 – (1) Davaya bakmak yetkisi, suçun işlendiği yer
mahkemesine aittir.
(2) Teşebbüste son icra hareketinin yapıldığı, kesintisiz suçlarda
kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği yer
mahkemesi yetkilidir.
(3) Suç, ülkede yayımlanan bir basılı eserle işlenmişse yetki, eserin
yayım merkezi olan yer mahkemesine aittir. Ancak, aynı eserin birden çok yerde
basılması durumunda suç, eserin yayım merkezi dışındaki baskısında meydana
gelmişse, bu suç için eserin basıldığı yer mahkemesi de yetkilidir.
(4) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan hakaret suçunda
eser, mağdurun yerleşim yerinde veya oturduğu yerde dağıtılmışsa, o yer
mahkemesi de yetkilidir. Mağdur, suçun işlendiği yer dışında tutuklu veya
hükümlü bulunuyorsa, o yer mahkemesi de yetkilidir.
(5) Görsel veya işitsel yayınlarda da bu maddenin üçüncü fıkrası hükmü
uygulanır. Görsel ve işitsel yayın, mağdurun yerleşim yerinde ve oturduğu yerde
işitilmiş veya görülmüşse o yer mahkemesi de yetkilidir.
(6) (Ek:8/7/2021-7331/10 md.) Bilişim sistemlerinin, banka veya
kredi kurumlarının ya da banka veya kredi kartlarının araç olarak kullanılması
suretiyle işlenen suçlarda mağdurun yerleşim yeri mahkemeleri de yetkilidir.
Özel yetki

Sık sorulan sorular

Huzur ve sükûnu bozma suçunun cezası nedir?

Mağdurun şikâyeti üzerine üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir. Suçun oluşması için fiilin sırf mağdurun huzur ve sükûnunu bozmak maksadıyla ısrarla telefon etmek, gürültü yapmak veya aynı maksatla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunmak biçiminde gerçekleşmesi gerekir.

Şikâyet için ne kadar süre vardır?

Fiilin ve failin kim olduğunun öğrenildiği günden itibaren altı ay içinde şikâyette bulunulması gerekir; aksi hâlde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Süre zamanaşımını geçemez.

Israrlı takip ile huzur ve sükûnu bozma aynı suç mudur?

Hayır. Israrlı takip TCK m.123/A'da ayrı bir suç olarak düzenlenmiştir; temel cezası altı aydan iki yıla, nitelikli hâllerde ise bir yıldan üç yıla kadar hapistir. Ayrıca ısrarlı takip suçunda uzlaştırma yolu kapalıdır; bu istisna TCK m.123 için ayrıca öngörülmüş değildir.

Gürültü her zaman hapis cezası doğurur mu?

Hayır. Başkalarının huzur ve sükûnunu bozacak nitelikteki gürültü, Kabahatler Kanunu m.36 kapsamında idarî para cezasını gerektiren bir kabahat olarak da düzenlenmiştir. Ticari işletme faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde ise işletme sahibine yönelik ayrı bir idarî yaptırım bandı uygulanmaktadır. Sağlığın zarar görmesine elverişli gürültü ise TCK m.183 kapsamında ayrı bir suçtur.

Uzlaşma teklifine cevap verilmezse ne olur?

Teklif, tekliften itibaren yedi gün içinde cevaplanmazsa reddedilmiş sayılır. Soruşturma aşamasında uzlaşma sağlanıp edim defaten yerine getirilirse kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Kamu davası açıldıktan sonra uzlaşma sağlanırsa ise mahkeme edimin yerine getirilme biçimine göre ya davanın düşmesine ya da durma kararına hükmedebilir.

HAGB kararı verilebilmesi için hangi koşullar aranır?

Hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezası olması, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, mahkemece yeniden suç işlemeyeceğine kanaat getirilmesi ve mağdurun ya da kamunun uğradığı zararın tamamen giderilmesi gerekir. Bu koşulların tamamının bir arada bulunması hâlinde mahkeme HAGB kararı verebilir; bu bir zorunluluk değil bir takdir yetkisidir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu