Kıdem Tazminatı Nasıl Hesaplanır: Ücret, Tavan ve Hak Kazanma

by Avukat Erdal Ersoy
Kıdem Tazminatı Nasıl Hesaplanır: Ücret, Tavan ve Hak Kazanma

Kıdem tazminatı, iş ilişkisinin belirli koşullarla sona ermesi durumunda işçinin çalışma süresine bağlı olarak hak kazandığı bir tazminattır. Hukuki dayanağı büyük ölçüde yürürlükten kalkmış olmakla birlikte 14. maddesi varlığını koruyan 1475 sayılı İş Kanunu'dur.

Hak Kazanma Koşulları

Kıdem tazminatına hak kazanabilmek için işçinin aynı işverende en az bir yıl çalışmış olması gerekir. Bu bir yıllık sürenin hesabında, hizmet akdinin kesintisiz devam edip etmediğine ya da ara verilerek yeniden kurulup kurulmadığına bakılmaz; aynı işverenin bir veya birden fazla işyerindeki tüm çalışma süreleri toplanarak dikkate alınır. 1475 sayılı Kanun m. 14 bu kuralı açıkça düzenlemektedir.

1475 sayılı İŞ KANUNU m. 14Kaynağı aç
Madde 14 – (Değişik birinci fıkra: 29/7/1983 – 2869/3 md.) Bu Kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin: 1. İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında, 2. İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca, 3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyle, 4. Bağlı bulundukları kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla;[2] 5. (Ek: 25/8/1999 – 4447/45 md.) 506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle, Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır. (Değişik fıkralar: 17/10/1980 – 2320/1 md.): İşçilerin kıdemleri, hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştıkları süreler gözönüne alınarak hesaplanır. İşyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde işçinin kıdemi, işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır. 12/7/1975 tarihinden, itibaren işyerinin devri veya herhangi bir suretle el değiştirmesi halinde işlemiş kıdem tazminatlarından her iki işveren sorumludur. Ancak, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır. 12/7/1975 tarihinden evvel işyeri devrolmuş veya herhangi bir suretle el değiştirmişse devir mukavelesinde aksine bir hüküm yoksa işlemiş kıdem tazminatlarından yeni işveren sorumludur.[3] [4] İşçinin birinci bendin 4 üncü fıkrası hükmünden faydalanabilmesi için aylık veya toptan ödemeye hak kazanmış bulunduğunu ve kendisine aylık bağlanması veya toptan ödeme yapılması için yaşlılık sigortası bakımından bağlı bulunduğu kuruma veya sandığa müracaat etmiş olduğunu belgelemesi şarttır. İşçinin ölümü halinde bu şart aranmaz. T.C. Emekli Sandığı Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanununa veya yalnız Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olarak sadece aynı ya da değişik kamu kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle Sosyal Sigortalar Kanununa göre yaşlılık veya malullük aylığına ya da toptan ödemeye hak kazanan işçiye, bu kamu kuruluşlarında geçirdiği hizmet sürelerinin toplamı üzerinden son kamu kuruluşu işverenince kıdem tazminatı ödenir. Yukarıda belirtilen kamu kuruluşlarında işçinin hizmet akdinin evvelce bu maddeye göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona ermesi suretiyle geçen hizmet süreleri kıdem tazminatının hesabında dikkate alınmaz. Ancak, bu tazminatın T.C. Emekli Sandığına tabi olarak geçen hizmet süresine ait kısmı için ödenecek miktar, yaşlılık veya malullük aylığının başlangıç tarihinde T.C. Emekli Sandığı Kanununun yürürlükteki hükümlerine göre emeklilik ikramiyesi için öngörülen miktardan fazla olamaz. Bu maddede geçen kamu kuruluşları deyimi, genel, katma ve özel bütçeli idareler ile 468 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde sayılan kurumları kapsar. Aynı kıdem süresi için bir defadan fazla kıdem tazminatı veya ikramiye ödenmez. Kıdem tazminatının hesaplanması, son ücret üzerinden yapılır. Parça başı, akort, götürü veya yüzde usulü gibi ücretin sabit olmadığı hallerde son bir yıllık süre içinde ödenen ücretin o süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle bulunacak ortalama ücret bu tazminatın hesabına esas tutulur. Ancak, son bir yıl içinde işçi ücretine zam yapıldığı takdirde, tazminata esas ücret, işçinin işten ayrılma tarihi ile zammın yapıldığı tarih arasında alınan ücretin aynı süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle hesaplanır. (Değişik: 29/7/1983 – 2869/3 md.) 13 üncü maddesinde sözü geçen tazminat ile bu maddede yer alan kıdem tazminatına esas olacak ücretin hesabında 26 ncı maddenin birinci fıkrasında yazılı ücrete ilaveten işçiye sağlanmış olan para ve para ile ölçülmesi mümkün akdi ve kanundan doğan menfaatler de gözönünde tutulur. Kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi sebebiyle açılacak davanın sonunda hakim gecikme süresi için, ödenmeyen süreye göre mevduata uygulanan en yüksek faizin ödenmesine hükmeder. İşçinin mevzuattan doğan diğer hakları saklıdır.[5] (Değişik: 17/10/1980 – 2320/1 md.) Bu maddede belirtilen kıdem tazminatı ile ilgili 30 günlük süre hizmet akidleri veya toplu iş sözleşmeleri ile işçi lehine değiştirilebilir. (Değişik: 10/12/1982 – 2762/1 md.) Ancak, toplu sözleşmelerle ve hizmet akitleriyle belirlenen kıdem tazminatlarının yıllık miktarı, Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek Devlet memuruna 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemez. (Değişik fıkralar: 17/10/1980 – 2320/1 md.): İşçinin ölümü halinde yukarıdaki hükümlere göre doğan tazminat tutarı, kanuni mirasçılarına ödenir. Kıdem tazminatından doğan sorumluluğu işveren şahıslara veya sigorta şirketlerine sigorta ettiremez. İşveren sorumluluğu altında ve sadece yaşlılık, emeklilik, malullük, ölüm ve toptan ödeme hallerine mahsus olmak kaydiyle Devlet veya kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurumlarda veya % 50 hisseden fazlası Devlete ait bir bankada veya bir kurumda işveren tarafından kıdem tazminatı ile ilgili bir fon tesis edilir.[6] Fon tesisi ile ilgili hususlar kanunla düzenlenir.

Bir yıllık çalışma koşulunun yanı sıra iş sözleşmesinin belirli biçimde sona ermesi de şarttır. Her fesih ya da ayrılış kıdem tazminatı hakkı doğurmaz. 1475 sayılı Kanun m. 14 kapsamında tazminata yol açan haller arasında işveren tarafından m. 17'nin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında yapılan fesih, emeklilik, zorunlu askerlik, işçinin ölümü ve m. 14'te sayılan diğer haller yer almaktadır. Bunlara ek olarak kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde kendi arzusuyla sözleşmeyi sona erdirmesi de kıdem tazminatı hakkı doğurabilir.

Özel Ayrılış Hallerinde Hak Kazanma

Zorunlu askerlik nedeniyle iş sözleşmesini fesheden işçi, aynı işverende en az bir yıl çalışmış olmak koşuluyla kıdem tazminatına hak kazanır. Bu durum 1475 sayılı Kanun m. 14'te düzenlenmektedir.

Emeklilik nedeniyle işten ayrılan çalışanlar da kıdem tazminatına hak kazanır. Bu hak hem yaşlılık aylığı bağlatanlar hem de prim günü ve sigortalılık süresini tamamlayıp kendi isteğiyle ayrılanlar için geçerlidir. Emekli olduktan sonra yeniden işe başlayan bir kişi ise yeni işyerindeki süreye özgü biçimde tekrar kıdem tazminatı hakkı kazanabilir; geçmiş çalışma dönemi bu yeni hesaba dahil edilmez.

Kamu kurumlarında iş sözleşmesiyle çalışan işçiler de kıdem tazminatı hakkından yararlanır.

Tazminatın Hesaplanma Yöntemi

1475 sayılı Kanun m. 14'e göre kıdem tazminatı, işçinin işe başladığı tarihten itibaren her geçen tam yıl için 30 günlük ücret tutarında hesaplanır. Bir yıldan artan ay ve günler için de aynı oran orantılı biçimde uygulanır; kıdem tazminatı yalnızca tam yıllar için değil, kalan ay ve günler de dahil edilerek hesaplanır. Hizmet akitleri veya toplu iş sözleşmeleriyle bu 30 günlük süre işçi lehine artırılabilir.

Tam yıl karşılığı hesaplamada giydirilmiş aylık ücret esas alınır. Ay olarak çalışmalar için bir aya düşen tutar 30 günlük ücretin 12'ye bölümüyle, gün olarak çalışmalar için ise bir güne düşen tutar 30 günlük ücretin 365'e bölümüyle belirlenir; bu tutarlar ilgili süreyle çarpılarak kıdem tazminatı hesaplanır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2011/45978, K. 2013/31790 sayılı kararı bu hesap yöntemini açıkça ortaya koymaktadır.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2011/45978, K. 2013/31790Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2011/45978 E.  ,  2013/31790 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA :Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 01.10.2001 tarihinden iş akdinin haksız olarak sona erdirildiği 09.11.2009 tarihine kadar davalı şirketin muhtelif şehirlerdeki işyerlerinde, son olarak ise davalı şirketin mağazasında mağaza müdürü olarak çalıştığını, işveren tarafından 09.11.2009 tarihinde, müvekkile yapılan yazılı fesih bildiriminde 4857 sayılı Yasa'nın 25/II-(e) ve (i) bentlerine dayanıldığını, müvekkilin mağaza müdürü olması nedeniyle hafta tatili olarak kullandığı 1 gün dışında kalan tüm günlerde en az 12 saat çalıştığını, ancak fazla mesai ücretlerinin ödenmediğini, iş akdinin haksız olarak sona erdirildiğini iddia ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının mağaza müdürü olarak görev yapmakta olduğu mağazada envanter kayıtlarının fiili sayım rakamlarının üzerinde gösterdiği, yüklü miktarda envanter açıklarını gizlediği, kayıtlara olduğundan farklı rakamlar girilmesi konusunda girişi yapacak personele talimat verdiği ve bu açıkların alkollü içecek, elektronik ve gıda dışı reyonların da olduğu ve bu rakamların kendisi tarafından gizlenmeye çalışıldığı tespit edilmesi üzerine iş akdinin 25/II-(e) ve (i) bentleri uyarınca haklı nedenle 09.11.2009 tarihinde feshedildiğini, daha önce de bir kaç kez davacıya ihtar verildiğini, davacının mağaza müdürü olarak kendi mesaisini ve çalışma saatlerini ayarladığını, yine işyerinde prim uygulaması olduğunu, bu nedenle fazla mesai ücreti talep edilemeyeceğini, ödemelerin de banka yoluyla yapıldığını, bordrolarını ihtirazi kayıtsız olarak imzaladığını, ayrıca davacının alacak taleplerinin zamanaşımı uğradığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı davalı yasal süresi içerisinde temyiz etmiştir. E) Gerekçe: 1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Taraflar arasında kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması gereken ücret konusunda uyuşmazlık söz konusudur. Kıdem tazminatı hesabında esas alınacak ücret, işçinin son ücretidir. Başka bir anlatımla, iş sözleşmesinin feshedildiği anda geçerli olan ücrettir. İhbar öneli tanınmak suretiyle yapılan fesihte önelin bittiği tarihte fesih gerçekleştiğinden, önelin bittiği tarihteki ücret esas alınmalıdır. Bildirim öneli tanınmaksızın ve ihbar tazminatı da ödenmeden (tam olarak ödenmeden) işverence yapılan fesih durumunda ise, bildirim öneli sonuna kadar işyerinde uygulamaya konulan ücret artışından, iş sözleşmesi feshedilen işçinin de yararlanması ve tazminatının bu artan ücret esas alınarak hesaplanması gerekir. Kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması gereken ücret, işçinin brüt ücretidir. O halde, kıdem tazminatı, işçinin fiilen eline geçen ücreti üzerinden değil, sigorta primi, vergi sendika aidatı gibi kesintiler yapılmaksızın belirlenen brüt ücret göz önünde tutularak hesaplanır. Kıdem tazminatına esas alınacak olan ücretin tespitinde, Yasanın 32 nci maddesinde sözü edilen asıl ücrete ek olarak işçiye sağlanan para veya para ile ölçülebilen menfaatler göz önünde tutulur. Buna göre devamlılık gösteren prim ödemeleri kıdem tazminatı hesabında dikkate alınmalıdır (Yargıtay 9.HD. 10.10.2008 gün 2007/27615 E, 2008/26209 K.). Tazminata esas aylık ücret, saat ücretinin önce yedi buçuk sonra da otuz ile çarpımı sonucu belirlenmelidir. Aksine, aylık ücretin tespitinin işçinin fiilen çalıştığı gün sayısı üzerinden hesaplanması doğru olmaz. Son ücret kavramı, işçinin iş ilişkisi kapsamında iş gördüğü ve ücrete hak kazandığı en son ücreti ifade eder. İş ilişkisinin askıya alınması ve askı süresi içinde iş sözleşmesinin feshedilmesi durumunda kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması gereken ücret, iş sözleşmesinin askıya alınmasından önce hak kazanılan son ücret olmalıdır. Kıdem tazminatına esas alınacak olan ücretin tespitinde 4857 sayılı İş Kanununun 32 nci maddesinde sözü edilen asıl ücrete ek olarak işçiye sağlanan para veya para ile ölçülebilen menfaatler göz önünde tutulur. Buna göre ikramiye, devamlılık arz eden prim, yakacak yardımı, giyecek yardımı, kira, aydınlatma, servis yardımı, yemek yardımı ve benzeri ödemeler kıdem tazminatı hesabında dikkate alınır. İşçiye sağlanan özel sağlık sigortası yardımı ya da hayat sigortası pirim ödemeleri de para ile ölçülebilen menfaatler kavramına dâhil olup, tazminata esas ücrete eklenmelidir. Satış rakamları ya da başkaca verilere göre hesaplanan pirim değişkenlik gösterse de, kıdem tazminatı hesabında genişletilmiş ücret kavramı içinde değerlendirilmelidir. İşçiye sağlanan koruyucu elbise, işyerinde kullanılmak üzere verilen havlu, sabun yardımı, arızi fazla çalışma, ulusal bayram genel tatil, hafta tatili alacakları dikkate alınmaz. Uygulamada ağır vasıta ve özellikle tır şoförleri bakımından gidilen mesafeye göre yol primi adı altında ödemeler yapıldığı görülmektedir. Çoğunlukla asgari ücret seviyesinde sabit ücret ödenmekte ve ücretin esaslı kısmı belirtilen primlerle sağlanmaktadır. Yurt dışına sefer yapan bir tır şoförünün sadece asgari ücretle çalıştığının kabulü mümkün değildir. Bu itibarla, tazminata esas ücretin tespitinde yol pirimi adı altında yapılan ödemelerin de dikkate alınması gerekir. Dairemiz kararları bu yönde kökleşmiştir. (Yargıtay 9.HD.7.2.2005 gün 2005/950 E, 2005/3328 K.) Dairemiz kararlarında, ücret dışındaki para veya para ile ölçülebilen menfaatlerin, tazminata yansıtılmasında son bir yıl içinde yapılan ödemeler toplamının 365’e bölünmesi suretiyle bir güne düşen miktarın belirleneceği kabul edilmektedir (9.HD. 29.9.2005 gün 2005/342 E, 2005/31714 K., Yargıtay 9.H.D. 12.4.1999 gün 1999/5910 E, 1999/7119 K.). Dönemsel bir niteliği olmayan parasal haklar bakımından, yıl içinde yapılan ödemelerin 365 güne bölünmesi suretiyle bir güne düşen tutarın belirlenmesi yerindedir. Örneğin tır şoförünün yıl içinde aldığı sefer (yol) primi sürekli değişiklik gösterebilir ve belli bir dönemin hesaplamada esas alınması zorluk taşıyabilir. Öte yandan, işçiye dini bayramlarda yılda iki kez ödenen harçlığın belli bir dönem için yapıldığını söylemek pek olası değildir. Burada yıllık ödeme tutarının 365 rakamına bölünmesi yerinde olur. Son olarak belirtmek gerekir ki, yılda bir kez yapılan parasal yardımların (yakacak yardımı gibi) tazminata esas ücrete yansıtılacağı ve yıllık tutarın 365’e bölünmesi suretiyle gerçekleştirileceği tartışmasızdır. Yıl içinde düzenli ve belirli periyotlarla ödenen parasal haklar bakımından ise, kıdem tazminatının son ücrete göre hesaplanması gerekir. Gerçekten işçinin son ücreti üzerinden kıdem tazminatı hesaplandığına ve yıl içinde artmış olan ücretlerin ortalaması alınmadığına göre, ücretin ekleri bakımından da benzer bir çözüm aranmalıdır. Örneğin işçinin yıl içinde aldığı üç ikramiyenin eski ücretten olması sebebiyle daha az olması ve fakat son ikramiyenin işçinin son ücreti üzerinden ödenmesi halinde tazminata esas ücretin tespitinde dikkate alınması gereken ikramiye de bu son ikramiye olmalıdır. Hesaplamanın, son dilim ikramiyenin ait olduğu dönemdeki gün sayısına bölünerek yapılması hakkaniyete de uygundur. Daha somut bir ifadeyle, yılda dört ikramiye ödemesinin olması durumunda her bir ikramiye 3 aylık bir dönem için uygulanmaktadır. İşçinin artmış olan ikramiyesinin ait olduğu doksan güne bölünmesi suretiyle, bir güne düşen ikramiye tutarının bulunması, kıdem tazminatının son ücretten hesaplanacağı şeklinde yasal kural ile daha uyumlu olacaktır. Aynı uygulamayı yol ve yemek yardımı gibi ödemeler için de yapmak olanaklıdır. İşçiye aylık olarak yapıldığı varsayılan bu gibi ödemelerin son ay için ödenen kısmının fiilen çalışılan gün sayısına bölünmesi suretiyle bir güne düşen tutar tespit edilmelidir. Buna göre periyodik olarak ödenen ve yıl içinde artmış olan parasal haklar yönünden son dönem ödemesinin ait olduğu dilim günlerine bölünmesi ile tazminata esas ücrete yansıtılacak tutar daha doğru biçimde belirlenebilecektir. Dairemizin kararları da bu yöndedir (Yargıtay 10.10. 2008 gün 2007/27615 E, 2008/26209 K.). Somut olayda giydirilmiş ücrete katılan satış priminin fesihten geriye doğru 1 yıllık dönem için 12 aylık olarak belirlenmesi gerekirken 11 aylık dönem üzerinden belirlenmesi hatalıdır. Kaldı ki 11 aya göre yapılan hesaplamada da giydirilmiş ücrete katılacak ücret 11,71 TL değil, 11,07 TL’dir. Ayrıca 3 aylık primden giydirilmiş ücrete katılacak ücret 7,51 TL değil, 7,05 TL’dir. 3 aylık prim de yine 1 yıllık döneme göre hesaplanması ve giydirilmiş ücretin de bu açıklamalar doğrultusunda hesaplanıp taraflar açısından usuli kazanılmış hakka dikkat edilerek belirlenmesi gerekirken hatalı bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır. 3- Taraflar arasında davacının tazminata esas hizmet süresinin hesabı konusunda uyuşmazlık söz konusudur. 4857 Sayılı Yasa md. 120 ve geç. 6 maddenin atıf yaptığı 1475 Sayılı Yasa md.14 uyarınca kıdem tazminatının hesabında öncelikle işçinin brüt çıplak günlük yevmiyesi belirlenir. TİS ya da bireysel hizmet akdi ile daha fazla bir yevmiye öngörülmemiş ise yasa gereği 30 ile çarpılır. Tam yıl karşılığı kıdem tazminatı aylık giydirilmiş ücret ile çarpılırken, ay olarak çalışmalar önce bir aya düşen (30 günlük ücret/12 ay hesabıyla) miktarla çarpılmakta gün olarak çalışmalar ise (30 günlük ücret/365 gün hesabıyla) gün sayısına denk gelen ücret ile çarpılarak bulunmaktadır. Somut olayda davacı işçinin davalıya ait işyerinde 01.10.2001-09.11.2009 tarihleri arasında kesintisiz olarak toplam 8 yıl 1 ay 8 gün çalıştığı hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Buna göre davacının kıdem tazminatının yukarıdaki ilke doğrultusunda hesaplanması gerekirken kıdem tazminatını gün hesabı üzerinden belirleyen bilirkişi raporuna itibarla hüküm kurulması hatalıdır. 4- Mahkemece fazla mesai ücretinin taleple bağlı kalınarak kabulüne karar verilmiş ise de dava bu alacak açısından kısmi dava niteliğinde olup Mahkemece hakkaniyet indirimi uygulanarak davacının hak ettiği fazla mesai alacağının gerekçeli kararda gösterilmemesi hatalıdır. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 03.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Saat ücreti üzerinden çalışanlarda aylık ücret, saat ücretinin önce 7,5 sonra 30 ile çarpılmasıyla belirlenir. Fiilen çalışılan gün sayısına göre aylık ücret tespiti yapılması Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2014/1620, K. 2015/12772 sayılı kararına göre hatalı kabul edilmektedir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2014/1620, K. 2015/12772Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2014/1620 E.  ,  2015/12772 K. "İçtihat Metni" İŞ MAHKEMESİ DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı ile fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti, prim alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalıya ait iş yerinde 15.04.2004-29.02.2012 tarihleri arasında mağaza müdür yardımcısı olarak çalıştığını, iş akdinin işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini iddia ederek kıdem, ihbar ve kötüniyet tazminatları ile fazla mesai, yıllık izin ücreti ve prim alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının kendisinin işi bıraktığını, kıdem, ihbar ve kötüniyet tazminatı talep edemeyeceğini, fazla mesai ve yıllık izin ücreti alacağının da bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir. E) Gerekçe: 1)Davalı temyizi açısından; Davalı vekili 13.03.2014 havale tarihli dilekçesi ile temyizden feragat ettiğinden, temyiz isteminin FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE, nispi temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, 2)Davacı temyizi açısından; A- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. B- Taraflar arasındaki uyuşmazlık, asgari ücret ve prim ile çalışan işçinin fazla çalışma yapması halinde fazla çalışma ücreti talep edip edemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Satış temsilcilerinin fazla çalışma yapıp yapmadıkları hususu, günlük faaliyet planları ile iş çizelgeleri de dikkate alınarak belirlenmelidir. Genelde belli hedeflerin gerçekleşmesine bağlı olarak prim karşılığı çalışan bu işçiler yönünden prim ödemelerinin fazla çalışmayı karşılayıp karşılamadığı araştırılmalıdır. İşçiye ödenen satış priminin fazla çalışmaların karşılığında ödenmesi gereken ücretleri tam olarak karşılamaması halinde aradaki farkın işçiye ödenmesi gerekir. Davacı davalı işveren bünyesinde mağaza müdür yardımcısı olarak çalışmıştır. Davacı haftada 7,5 saat fazla çalışma yaptığını ispat etmiştir. Davacı asgari ücret ve yaptığı satış üzerinden prim ile çalışmıştır. Dosyaya sunulan ücret bordrolarından davacıya her ay prim ödemesi yapıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece davacının fazla mesai ücret alacaklarının, fazla mesai ve prim tahakkukları ve ödemeleri ile karşılandığı belirtilerek fazla çalışma talebi reddedilmiştir. Davacı 15.04.2004-29.02.2012 tarihleri arasında davalı işveren bünyesinde çalışmıştır. Davacının ücret bordrolarında belirtilen prim ödemelerinin, fazla çalışmayı karşılayıp karşılamadığı araştırılmalıdır. İşçiye ödenen satış priminin fazla çalışmaların karşılığında ödenmesi gereken ücretleri tam olarak karşılamaması halinde aradaki farkın işçiye ödenmesi gerekir. 3- Kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması gereken ücret noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur. Kıdem tazminatı hesabında esas alınacak ücret, işçinin son ücretidir. Başka bir anlatımla, iş sözleşmesinin feshedildiği anda geçerli olan ücrettir. İhbar öneli tanınmak suretiyle yapılan fesihte önelin bittiği tarihte fesih gerçekleştiğinden, önelin bittiği tarihteki ücret esas alınmalıdır. Bildirim öneli tanınmaksızın ve ihbar tazminatı da ödenmeden (tam olarak ödenmeden) işverence yapılan fesih durumunda ise, bildirim öneli sonuna kadar işyerinde uygulamaya konulan ücret artışından, iş sözleşmesi feshedilen işçinin de yararlanması ve tazminatının bu artan ücret esas alınarak hesaplanması gerekir. Kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması gereken ücret, işçinin brüt ücretidir. O halde, kıdem tazminatı, işçinin fiilen eline geçen ücreti üzerinden değil, sigorta primi, vergi sendika aidatı gibi kesintiler yapılmaksızın belirlenen brüt ücret göz önünde tutularak hesaplanır. Tazminata esas aylık ücret, saat ücretinin önce yedibuçuk sonra da otuz ile çarpımı sonucu belirlenmelidir. Aksine, aylık ücretin tespitinin işçinin fiilen çalıştığı gün sayısı üzerinden hesaplanması doğru olmaz. Son ücret kavramı, işçinin iş ilişkisi kapsamında iş gördüğü ve ücrete hak kazandığı en son ücreti ifade eder. İş ilişkisinin askıya alınması ve askı süresi içinde iş sözleşmesinin feshedilmesi durumunda kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması gereken ücret, iş sözleşmesinin askıya alınmasından önce hak kazanılan son ücret olmalıdır. İşe iade davasının yargılaması sırasında en çok dört aya kadar olan sürenin hizmet süresine ekleneceği konusunda Dairemiz kararları istikrar kazanmıştır (Yargıtay 9.HD. 3.10.2005 gün 2005/16932 E, 2005/31926 K.). Yine Dairemizce, işçinin işe alınmayacağının açıklandığı veya bir aylık işe başlatma süresinin sonu, fesih tarihi olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle fesih tarihindeki kıdem tazminatı tavanı gözetilmelidir. Aynı şekilde tazminata esas alınacak ücretin de, 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesi hükmü gereğince, fesih tarihindeki ücret olması gerekir. Kıdem tazminatına esas alınacak olan ücretin tespitinde 4857 sayılı İş Kanununun 32 nci maddesinde sözü edilen asıl ücrete ek olarak işçiye sağlanan para veya para ile ölçülebilen menfaatler göz önünde tutulur. Buna göre ikramiye, devamlılık arz eden prim, yakacak yardımı, giyecek yardımı, kira, aydınlatma, servis yardımı, yemek yardımı ve benzeri ödemeler kıdem tazminatı hesabında dikkate alınır. İşçiye sağlanan özel sağlık sigortası yardımı ya da hayat sigortası pirim ödemeleri de para ile ölçülebilen menfaatler kavramına dahil olup, tazminata esas ücrete eklenmelidir. Satış rakamları ya da başkaca verilere göre hesaplanan pirim değişkenlik gösterse de, kıdem tazminatı hesabında genişletilmiş ücret kavramı içinde değerlendirilmelidir. İşçiye sağlanan koruyucu elbise, işyerinde kullanılmak üzere verilen havlu, sabun yardımı, arızi fazla çalışma, ulusal bayram genel tatil, hafta tatili alacakları dikkate alınmaz. Uygulamada ağır vasıta ve özellikle tır şoförleri bakımından gidilen mesafeye göre yol primi adı altında ödemeler yapıldığı görülmektedir. Çoğunlukla asgari ücret seviyesinde sabit ücret ödenmekte ve ücretin esaslı kısmı belirtilen primlerle sağlanmaktadır. Yurt dışına sefer yapan bir tır şoförünün sadece asgari ücretle çalıştığının kabulü mümkün değildir. Bu itibarla, tazminata esas ücretin tespitinde yol pirimi adı altında yapılan ödemelerin de dikkate alınması gerekir. Dairemiz kararları bu yönde kökleşmiştir. (Yargıtay 9.HD. 7.2.2005 gün 2005/950 E, 2005/3328 K.) Dairemiz kararlarında, ücret dışındaki para veya para ile ölçülebilen menfaatlerin, tazminata yansıtılmasında son bir yıl içinde yapılan ödemeler toplamının 365’e bölünmesi suretiyle bir güne düşen miktarın belirleneceği kabul edilmektedir (9.HD. 29.9.2005 gün 2005/342 E, 2005/31714 K., Yargıtay 9.H.D. 12.4.1999 gün 1999/5910 E, 1999/7119 K.). Dönemsel bir niteliği olmayan parasal haklar bakımından, yıl içinde yapılan ödemelerin 365 güne bölünmesi suretiyle bir güne düşen tutarın belirlenmesi yerindedir. Örneğin tır şoförünün yıl içinde aldığı sefer (yol) primi sürekli değişiklik gösterebilir ve belli bir dönemin hesaplamada esas alınması zorluk taşıyabilir. Öte yandan, işçiye dini bayramlarda yılda iki kez ödenen harçlığın belli bir dönem için yapıldığını söylemek pek olası değildir. Burada yıllık ödeme tutarının 365 rakamına bölünmesi yerinde olur. Son olarak belirtmek gerekir ki, yılda bir kez yapılan parasal yardımların (yakacak yardımı gibi) tazminata esas ücrete yansıtılacağı ve yıllık tutarın 365’e bölünmesi suretiyle gerçekleştirileceği tartışmasızdır. Yıl içinde düzenli ve belirli periyotlarla ödenen parasal haklar bakımından ise, kıdem tazminatının son ücrete göre hesaplanması gerekir. Gerçekten işçinin son ücreti üzerinden kıdem tazminatı hesaplandığına ve yıl içinde artmış olan ücretlerin ortalaması alınmadığına göre, ücretin ekleri bakımından da benzer bir çözüm aranmalıdır. Örneğin işçinin yıl içinde aldığı üç ikramiyenin eski ücretten olması sebebiyle daha az olması ve fakat son ikramiyenin işçinin son ücreti üzerinden ödenmesi halinde tazminata esas ücretin tespitinde dikkate alınması gereken ikramiye de bu son ikramiye olmalıdır. Hesaplamanın, son dilim ikramiyenin ait olduğu dönemdeki gün sayısına bölünerek yapılması hakkaniyete de uygundur. Daha somut bir ifadeyle, yılda dört ikramiye ödemesinin olması durumunda her bir ikramiye 3 aylık bir dönem için uygulanmaktadır. İşçinin artmış olan ikramiyesinin ait olduğu doksan güne bölünmesi suretiyle, bir güne düşen ikramiye tutarının bulunması, kıdem tazminatının son ücretten hesaplanacağı şeklinde yasal kural ile daha uyumlu olacaktır. Aynı uygulamayı yol ve yemek yardımı gibi ödemeler için de yapmak olanaklıdır. İşçiye aylık olarak yapıldığı varsayılan bu gibi ödemelerin son ay için ödenen kısmının fiilen çalışılan gün sayısına bölünmesi suretiyle bir güne düşen tutar tespit edilmelidir. Buna göre periyodik olarak ödenen ve yıl içinde artmış olan parasal haklar yönünden son dönem ödemesinin ait olduğu dilim günlerine bölünmesi ile tazminata esas ücrete yansıtılacak tutar daha doğru biçimde belirlenebilecektir. Dairemizin kararları da bu yöndedir (Yargıtay 10.10. 2008 gün 2007/27615 E, 2008/26209 K.). Somut olayda ücret bordrolarının tetkikinde; davacıya tüm çalışma dönemi boyunca değişen miktarlarda prim ödemeleri yapıldığı görülmüştür. Yukarıda belirtilen ilke kararı doğrultusunda kıdem ve ihbar tazminatına esas ücret belirlenirken prim ödemlerinin de giydirilmiş ücrete dahil edilmesi gerekmektedir. Değişken primlerin giydirilmiş ücrete dahil edilmesindeki yöntem, fesihten geriye doğru 1 yıllık miktarın toplanıp 365 e bölünerek günlük yevmiyeye dahil edilmesi şeklindedir.Bu sebeple davacının kıdem tazminatına esas giydirilmiş ücreti yukarıdaki ilke kararı ve açıklamalar doğrultusunda belirlenerek hesaplanmalıdır. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 01.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Tazminata Esas Ücretin Belirlenmesi

Kıdem tazminatının hesabı son ücret üzerinden yapılır. Burada esas alınan ücret, işçinin fiilen eline geçen net ücret değil; sigorta primi, vergi ve sendika aidatı gibi kesintiler yapılmaksızın belirlenen brüt ücrettir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2014/1620, K. 2015/12772 sayılı kararı bu ilkeyi benimsemektedir.

Son bir yıl içinde ücrete zam yapılmışsa tazminata esas ücret, işçinin işten ayrılma tarihi ile zam tarihi arasında aldığı ücretin aynı dönem içinde çalışılan günlere bölünmesiyle hesaplanır; bu kural 1475 sayılı Kanun m. 14'te düzenlenmektedir. İhbar öneli tanınmak suretiyle gerçekleştirilen fesihlerde önelin sona erdiği tarihteki ücret, bildirimsiz ve ihbar tazminatı ödenmeksizin yapılan fesihlerde ise bildirim öneli sonuna kadar uygulanan ücret artışından feshedilen işçi de yararlanır; iş ilişkisinin askıya alındığı durumlarda ise askıdan önceki son ücret tazminata esas alınır. Bu kurallar Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2014/1620, K. 2015/12772 sayılı kararında yer almaktadır.

Ücretin parça başı, akort, götürü veya yüzde usulüyle belirlendiği hallerde sabit bir son ücret tespit etmek mümkün olmadığından, son bir yıllık süre içinde ödenen toplam ücret o süre içinde çalışılan günlere bölünerek ortalama ücret bulunur ve hesaba bu ortalama esas alınır. 1475 sayılı Kanun m. 14 bu yöntemi açıkça düzenlemektedir.

Giydirilmiş Ücret: Dahil Olan ve Olmayan Kalemler

1475 sayılı Kanun m. 14, kıdem tazminatına esas ücretin hesabında çıplak ücrete ek olarak işçiye sağlanan para ve para ile ölçülmesi mümkün akdi ve kanuni menfaatlerin de göz önünde tutulacağını hükme bağlamaktadır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2014/1620, K. 2015/12772 sayılı kararında giydirilmiş ücrete dahil edilecek kalemler şöyle belirlenmiştir: ikramiye, devamlılık arz eden prim, yakacak yardımı, giyecek yardımı, kira ve aydınlatma yardımı, servis yardımı, yemek yardımı, özel sağlık sigortası ile hayat sigortası prim ödemeleri. Aynı kararda değişken satış primlerinin de, satış rakamları veya başkaca verilere göre hesaplanıp miktarı değişse dahi, kıdem tazminatı hesabında giydirilmiş ücret kavramı içinde değerlendirileceği ortaya konulmaktadır.

Dönemsel niteliği olmayan parasal menfaatlerde son bir yıl içinde yapılan ödemeler toplamı 365'e bölünerek bir güne düşen tutar belirlenir; düzenli ve belirli periyotlarla ödenen menfaatlerde ise son dönem ödemesi esas alınır. Bu ayrım Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2014/1620, K. 2015/12772 sayılı kararında açıklanmaktadır.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2014/26151, K. 2015/36419 sayılı kararında işverenin grup emeklilik sigortasına yaptığı katkı payının da giydirilmiş ücrete yansıtılması gerektiğini hükme bağlamış; bu katkının yılda kaç kez yapıldığının tespit edilerek hesaba dahil edilmemesini bozma nedeni saymıştır.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2014/26151, K. 2015/36419Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2014/26151 E.  ,  2015/36419 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 22. İŞ MAHKEMESİ TARİHİ : 24/06/2014 NUMARASI : 2013/210-2014/442 Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti, hafta tatil ücreti, genel tatil ücreti, yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, müvekkilinin 14.10.2004 tarihinde davalı işyerinde tır şoförü olarak çalışmaya başladığını, davacının yaş haddi nedeniyle kendi personel yönetmeliği kurallarını uygulayan davalı işverence iş akdinin bundan başka hiçbir nedene dayanmadan feshedildiği 30.12.2010 tarihine kadar çalıştığını, kendi personel yönetmeliği kurallarını uygulayan davalı işveren için bu yeterli bir sebep iken, İş Kanunu uyarınca haksız ve yersiz bir fesihten ileriye gitmediğini, işverenin kıdem ve ihbar tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunduğunu, davacının ayda 3 sefer yaparak yurtdışına davalı firmanın şoförü olarak taşımalar yaptığını, sefer başına 600 Avro harcırah aldığını, ayrıca asgari ücret, çocuk yardımı, kıdem yıl tutarı, yemek parası alacakları tutarında ücret ve sosyal haklarının banka hesabına yatırıldığını iddia ederek kıdem, ihbar tazminatı, fazla mesai, hafta tatili, genel tatil ve yıllık izin ücreti alacaklarının faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, zamanaşımı savunmasında bulunarak, takas ve mahsup defi ileri sürerek, davacının iş akdini emeklilik nedeniyle kendi iradesi ile feshettiğini, kıdem tazminatının eksiksiz biçimde davacıya ödendiğini, kıdem tazminatı farkı taleplerinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, ihbar tazminatı talebinin de haksız olduğunu, davacının dönem, dönem yurt içi, dönem, dönem yurt dışı tır şoförlüğü yaptığını, yurt içi tır şoförü olarak çalıştığı dönemde yaptığı fazla mesai çalışmalarının ödendiğini, yurt dışı tır şoförlüğü yaptığı döneme ilişkin fazla mesai, hafta tatili ve genel tatil alacaklarına hak kazanamadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile kıdem tazminatı, yıllık izin ve genel tatil ücreti alacağının tahsiline, ihbar tazminatı, fazla mesai ve hafta tatili alacak taleplerinin reddine karar verilmiştir. D) Temyiz: Karar taraflarca temyiz edilmiştir. E) Gerekçe: 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması gereken ücret noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur. Kıdem tazminatı hesabında esas alınacak ücret, işçinin son ücretidir. Başka bir anlatımla, iş sözleşmesinin feshedildiği anda geçerli olan ücrettir. İhbar öneli tanınmak suretiyle yapılan fesihte önelin bittiği tarihte fesih gerçekleştiğinden, önelin bittiği tarihteki ücret esas alınmalıdır. Bildirim öneli tanınmaksızın ve ihbar tazminatı da ödenmeden (tam olarak ödenmeden) işverence yapılan fesih durumunda ise, bildirim öneli sonuna kadar işyerinde uygulamaya konulan ücret artışından, iş sözleşmesi feshedilen işçinin de yararlanması ve tazminatının bu artan ücret esas alınarak hesaplanması gerekir. Kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması gereken ücret, işçinin brüt ücretidir. O halde, kıdem tazminatı, işçinin fiilen eline geçen ücreti üzerinden değil, sigorta primi, vergi sendika aidatı gibi kesintiler yapılmaksızın belirlenen brüt ücret göz önünde tutularak hesaplanır. Tazminata esas aylık ücret, saat ücretinin önce yedi buçuk sonra da otuz ile çarpımı sonucu belirlenmelidir. Aksine, aylık ücretin tespitinin işçinin fiilen çalıştığı gün sayısı üzerinden hesaplanması doğru olmaz. Son ücret kavramı, işçinin iş ilişkisi kapsamında iş gördüğü ve ücrete hak kazandığı en son ücreti ifade eder. İş ilişkisinin askıya alınması ve askı süresi içinde iş sözleşmesinin feshedilmesi durumunda kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması gereken ücret, iş sözleşmesinin askıya alınmasından önce hak kazanılan son ücret olmalıdır. İşe iade davasının yargılaması sırasında en çok dört aya kadar olan sürenin hizmet süresine ekleneceği konusunda Dairemiz kararları istikrar kazanmıştır . Yine Dairemizce, işçinin işe alınmayacağının açıklandığı veya bir aylık işe başlatma süresinin sonu, fesih tarihi olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle fesih tarihindeki kıdem tazminatı tavanı gözetilmelidir. Aynı şekilde tazminata esas alınacak ücretin de, 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesi hükmü gereğince, fesih tarihindeki ücret olması gerekir. Kıdem tazminatına esas alınacak olan ücretin tespitinde 4857 sayılı İş Kanununun 32 nci maddesinde sözü edilen asıl ücrete ek olarak işçiye sağlanan para veya para ile ölçülebilen menfaatler göz önünde tutulur. Buna göre ikramiye, devamlılık arz eden prim, yakacak yardımı, giyecek yardımı, kira, aydınlatma, servis yardımı, yemek yardımı ve benzeri ödemeler kıdem tazminatı hesabında dikkate alınır. İşçiye sağlanan özel sağlık sigortası yardımı ya da hayat sigortası pirim ödemeleri de para ile ölçülebilen menfaatler kavramına dahil olup, tazminata esas ücrete eklenmelidir. Satış rakamları ya da başkaca verilere göre hesaplanan pirim değişkenlik gösterse de, kıdem tazminatı hesabında genişletilmiş ücret kavramı içinde değerlendirilmelidir. İşçiye sağlanan koruyucu elbise, işyerinde kullanılmak üzere verilen havlu, sabun yardımı, arızi fazla çalışma, ulusal bayram genel tatil, hafta tatili alacakları dikkate alınmaz. Uygulamada ağır vasıta ve özellikle tır şoförleri bakımından gidilen mesafeye göre yol primi adı altında ödemeler yapıldığı görülmektedir. Çoğunlukla asgari ücret seviyesinde sabit ücret ödenmekte ve ücretin esaslı kısmı belirtilen primlerle sağlanmaktadır. Yurt dışına sefer yapan bir tır şoförünün sadece asgari ücretle çalıştığının kabulü mümkün değildir. Bu itibarla, tazminata esas ücretin tespitinde yol pirimi adı altında yapılan ödemelerin de dikkate alınması gerekir. Dairemiz kararları bu yönde kökleşmiştir. Dairemiz kararlarında, ücret dışındaki para veya para ile ölçülebilen menfaatlerin, tazminata yansıtılmasında son bir yıl içinde yapılan ödemeler toplamının 365’e bölünmesi suretiyle bir güne düşen miktarın belirleneceği kabul edilmektedir . Dönemsel bir niteliği olmayan parasal haklar bakımından, yıl içinde yapılan ödemelerin 365 güne bölünmesi suretiyle bir güne düşen tutarın belirlenmesi yerindedir. Örneğin tır şoförünün yıl içinde aldığı sefer (yol) primi sürekli değişiklik gösterebilir ve belli bir dönemin hesaplamada esas alınması zorluk taşıyabilir. Öte yandan, işçiye dini bayramlarda yılda iki kez ödenen harçlığın belli bir dönem için yapıldığını söylemek pek olası değildir. Burada yıllık ödeme tutarının 365 rakamına bölünmesi yerinde olur. Son olarak belirtmek gerekir ki, yılda bir kez yapılan parasal yardımların (yakacak yardımı gibi) tazminata esas ücrete yansıtılacağı ve yıllık tutarın 365’e bölünmesi suretiyle gerçekleştirileceği tartışmasızdır. Yıl içinde düzenli ve belirli periyotlarla ödenen parasal haklar bakımından ise, kıdem tazminatının son ücrete göre hesaplanması gerekir. Gerçekten işçinin son ücreti üzerinden kıdem tazminatı hesaplandığına ve yıl içinde artmış olan ücretlerin ortalaması alınmadığına göre, ücretin ekleri bakımından da benzer bir çözüm aranmalıdır. Örneğin işçinin yıl içinde aldığı üç ikramiyenin eski ücretten olması sebebiyle daha az olması ve fakat son ikramiyenin işçinin son ücreti üzerinden ödenmesi halinde tazminata esas ücretin tespitinde dikkate alınması gereken ikramiye de bu son ikramiye olmalıdır. Hesaplamanın, son dilim ikramiyenin ait olduğu dönemdeki gün sayısına bölünerek yapılması hakkaniyete de uygundur. Daha somut bir ifadeyle, yılda dört ikramiye ödemesinin olması durumunda her bir ikramiye 3 aylık bir dönem için uygulanmaktadır. İşçinin artmış olan ikramiyesinin ait olduğu doksan güne bölünmesi suretiyle, bir güne düşen ikramiye tutarının bulunması, kıdem tazminatının son ücretten hesaplanacağı şeklinde yasal kural ile daha uyumlu olacaktır. Aynı uygulamayı yol ve yemek yardımı gibi ödemeler için de yapmak olanaklıdır. İşçiye aylık olarak yapıldığı varsayılan bu gibi ödemelerin son ay için ödenen kısmının fiilen çalışılan gün sayısına bölünmesi suretiyle bir güne düşen tutar tespit edilmelidir. Buna göre periyodik olarak ödenen ve yıl içinde artmış olan parasal haklar yönünden son dönem ödemesinin ait olduğu dilim günlerine bölünmesi ile tazminata esas ücrete yansıtılacak tutar daha doğru biçimde belirlenebilecektir. Dairemizin kararları da bu yöndedir. Somut uyuşmazlıkta; Dosyaya sunulan Kasım 2010 ayı ücret bordrosunda işverenin grup emeklilik sigortası için ayrıca katkıda bulunduğu görülmektedir. İşverenin bu katkısı, giydirilmiş ücrete yansıtılmalıdır. Bu nedenle işverenin grup emeklilik katkısının yılda kaç kere yapıldığı saptanarak giydirilmiş ücrete yansıtılması gerektiğinin gözetilmemesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23.12.2015 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Tır şoförleri gibi ağır vasıta şoförlerine ödenen yol primi de tazminata esas giydirilmiş ücretin bir parçasıdır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2014/1620, K. 2015/12772 sayılı kararında bu ödemelerin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması gerektiği ve bu yönde kararların kökleştiği belirtilmektedir.

Buna karşılık işçiye sağlanan koruyucu elbise, işyerinde kullanılmak üzere verilen havlu ve sabun yardımı, arızi fazla çalışma alacakları ile ulusal bayram, genel tatil ve hafta tatili alacakları kıdem tazminatı hesabında dikkate alınmaz.

Değişken primlerin giydirilmiş ücrete dahil edilmesinde fesihten geriye doğru 12 aylık dönem esas alınır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2011/45978, K. 2013/31790 sayılı kararında bu sürenin 11 ay olarak belirlenmesini hatalı bulmuş ve bozma gerekçesi olarak göstermiştir.

Tavan Kuralı

1475 sayılı Kanun m. 14, toplu iş sözleşmeleri ve hizmet akitleriyle belirlenen kıdem tazminatlarının yıllık miktarının Devlet Memurları Kanunu'na tabi en yüksek devlet memuruna 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu hükümleri çerçevesinde bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemeyeceğini hükme bağlamaktadır. Bu tavan miktarı dönemsel olarak değişmektedir. İşçinin brüt ücreti bu tavanı aşıyorsa kıdem tazminatı hesabı tavan ücret üzerinden yapılır; gerçek ücretin tavan üstünde kalan kısmı yasal hesaplamaya dahil edilmez.

İşyeri Devri ve Kesintili Çalışma

İşyerinin devri, el değiştirmesi veya nakli halinde işçinin kıdemi, işyeri ya da işyerlerindeki hizmet akdi sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır. 12 Temmuz 1975 tarihinden itibaren gerçekleşen devir hallerinde işlemiş kıdem tazminatlarından hem devreden hem devralan işveren sorumlu tutulmaktadır. Ancak devreden işverenin sorumluluğu, işçiyi çalıştırdığı sürelerle ve devir anındaki ücret seviyesiyle sınırlıdır. Bu tarihten önce gerçekleşen devir ya da el değiştirmelerde ise, devir sözleşmesinde aksine bir hüküm yoksa işlemiş kıdem tazminatlarından yeni işveren sorumludur. Aynı kıdem süresi için birden fazla kıdem tazminatı ya da ikramiye ödenemez.

Gecikme Faizi ve Ölüm Halinde Ödeme

Kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi halinde açılan davada hâkim, gecikme süresi için mevduata uygulanan en yüksek faize hükmetmekle yükümlüdür. Bu kural 1475 sayılı Kanun m. 14'te açıkça düzenlenmiştir.

İşçinin ölümü halinde kıdem tazminatı tutarı, 1475 sayılı Kanun m. 14 uyarınca kanuni mirasçılara ödenir.

Zamanaşımı

Kıdem tazminatı talebi için zamanaşımı süresi 5 yıldır.

Sık Sorulan Sorular

Kıdem tazminatı her yıl için kaç günlük ücret üzerinden hesaplanır?

1475 sayılı Kanun m. 14 uyarınca her tam çalışma yılı için 30 günlük ücret tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan ay ve günler için de aynı oran orantılı biçimde uygulanır. Hizmet akdi veya toplu iş sözleşmesiyle bu 30 günlük süre işçi lehine artırılabilir.

Kıdem tazminatı hesabında hangi ücret esas alınır?

Hesap son ücret üzerinden yapılır. Son ücret, fiilen ele geçen net ücret değil; sigorta primi, vergi ve benzeri kesintiler düşülmeden belirlenen brüt ücrettir. Buna ek olarak ikramiye, devamlılık arz eden prim, yemek, servis, yakacak, giyecek, kira ve aydınlatma yardımları ile özel sağlık ve hayat sigortası prim ödemeleri gibi para ile ölçülebilen menfaatler de giydirilmiş brüt ücrete dahil edilir. Değişken primler ise fesihten önceki 12 aylık dönem esas alınarak hesaba katılır.

İstifa eden işçi kıdem tazminatı alabilir mi?

Her istifa kıdem tazminatı hakkı vermez. 1475 sayılı Kanun m. 14 kapsamındaki belirli ayrılış halleri hak doğurur: emeklilik, zorunlu askerlik, kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde kendi arzusuyla sözleşmeyi sona erdirmesi, m. 14'te belirtilen koşullarla işçi tarafından yapılan fesih ve işçinin ölümü bunlar arasında sayılmaktadır. Sıradan bir istifa bu kapsamda değerlendirilemez.

Farklı dönemlerde aynı işverende çalışıldıysa kıdem nasıl hesaplanır?

1475 sayılı Kanun m. 14, hizmet akdinin kesintisiz ya da fasılalı biçimde kurulup kurulmadığına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya birden fazla işyerindeki tüm çalışma sürelerinin toplanacağını hükme bağlamaktadır. Bu nedenle aralıklı çalışma dönemleri ayrı ayrı değil, toplu olarak değerlendirilir.

İşyeri el değiştirirse eski işveren sorumluluktan kurtulur mu?

12 Temmuz 1975 tarihinden itibaren gerçekleşen devir hallerinde işlemiş kıdem tazminatlarından hem devreden hem devralan işveren sorumludur. Devreden işverenin sorumluluğu, işçiyi çalıştırdığı süreler ve devir anındaki ücret seviyesiyle sınırlıdır. Bu tarihten önce gerçekleşen devirlerde ise, devir sözleşmesinde aksine hüküm yoksa işlemiş kıdem tazminatlarından yeni işveren sorumludur.

Kıdem tazminatından vergi kesilir mi?

Kıdem tazminatından gelir vergisi kesilmez; net tutar hesabında damga vergisi dikkate alınır. Olası istisnai durumlar için bir iş hukuku uzmanına danışılması önerilir.

Kıdem tazminatında zamanaşımı süresi ne kadardır?

Kıdem tazminatı talepleri için zamanaşımı süresi 5 yıldır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu