Kentsel dönüşümde bağımsız bölümün ne zaman teslim edileceği, önce sözleşmede yazılan başlangıç noktasına ve süreye bakılarak belirlenir. Teslimin yapı ruhsatından itibaren başlayacağı açıkça kararlaştırılmışsa süre kural olarak ruhsat tarihinden işler. Kesin bir vade varsa bu sürenin dolmasıyla temerrüt tartışması başlar. Geç ifadan doğan zarar, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 118. maddesindeki çerçeveye girer. Cezai şart ise sözleşmede önceden belirlenen cezadır; asıl borçla birlikte istenip istenemeyeceği, cezanın hangi ihtimale bağlandığına göre değişir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 179Kaynağı aç
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 118Kaynağı aç
Teslim süresinin belirlenmesi
Sözleşme, teslim süresinin yapı ruhsatından sonra işleyeceğini açıkça düzenlemişse hesabın başlangıcı kural olarak ruhsat tarihidir. Yüklenicinin ruhsat alma sürecini kasıtlı olarak veya kusuruyla uzatması, bu başlangıç kaydından ayrı değerlendirilmesi gereken bir durumdur.
Başlangıç günü sözleşmede hiç gösterilmemişse uyuşmazlık tek bir tarihe indirgenemez. Sözleşme kurulmadan önceki ve sonraki davranışlar, işin niteliği, ruhsat işlemleri, yıkımın yapıldığı gün, yerin teslimi, makul süre ve ihtarlar birlikte gözetilir. Bu unsurlar arasında önceden sabitlenmiş bir üstünlük sırası yoktur.
Türk Borçlar Kanunu’na göre eser sözleşmesinde yüklenici bir eser meydana getirmeyi, iş sahibi de buna karşılık bedel ödemeyi üstlenir. Arsa payı karşılığı inşaatta meydana getirilecek eser yeni bina olabilir. Arsa sahibinin karşı edimi ise çoğu zaman arsa payının veya bağımsız bölümün devri biçiminde kararlaştırılır. Bu anlatım, her sözleşmenin karşı edimini yalnızca bu iki devre indirgemez.
Kesin vade, ihtar ve geç ifa zararı
Sözleşmede kesin vade belirlenmişse, örneğin teslimin yapı ruhsatı tarihinden itibaren sözleşmede yazılan süre içinde yapılacağı kararlaştırılmışsa, bu sürenin dolmasıyla temerrüt tartışması başlar. Sözleşmede geçen süre örneği kanundan gelen sabit bir süre değildir. Kesin teslim tarihi yoksa maliklerin yükleniciye ihtar göndererek ifayı istemesi ve uygun bir süre tanıması gerekebilir. Bu ihtimal, ihtarı bütün uyuşmazlıklarda zorunlu kılmaz.
Geç ifadan doğan zararın karşılanması, borçlunun temerrüde düşerken kusurunun bulunmadığına ilişkin ispatına bağlı olarak sınırlanır. Bu kusursuzluğu ortaya koyamayan borçlu, alacaklının gecikmeden uğradığı zararı karşılar. Düzenleme 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 118. maddesindedir. Madde, kentsel dönüşüm için ayrı bir teslim süresi koymaz; geç ifa zararının genel çerçevesini gösterir.
Gecikme tazminatı ve cezai şart
Gecikme tazminatı, malikin gerçekten uğradığı zararın ortaya konulmasına bağlıdır. Cezai şart ise tarafların gecikme için sözleşmede önceden sabitlediği belirli bedeldir. Yalnızca gecikme halinde zararların ödeneceğine dair belirsiz bir kayıt, maliki gerçek zararı ispat durumunda bırakabilir. Bu ihtimal, belirsiz her kaydın aynı sonucu doğuracağı biçiminde kesin değildir.
Gecikme tazminatı, borcun geç ifasından doğan zararı karşılamaya yöneliktir. Hukuk Genel Kurulu’nun E. 2021/648, K. 2022/1653 sayılı kararının gerekçesinde, bu tazminatın ifayla birlikte istenebileceği; ifa temerrütten sonra yerine getirilmiş ve çekince ileri sürülmemiş olsa bile ifadan sonra da istenebileceği açıklanmıştır. İfa davasında talep edilmemiş olması, gecikme tazminatının ayrı bir davayla ileri sürülmesine kendiliğinden engel oluşturmaz. Bu açıklama genel çerçevedir ve belirli bir istemin kabul edildiği sonucu doğurmaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2021/648, K. 2022/1653Kaynağı aç
Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi için ceza kararlaştırılmışsa, sözleşmeden aksi anlaşılmadıkça alacaklı ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir. Bu seçimlik düzenleme 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 179. maddesinde yer alır.
Ceza, borcun belirlenen zamanda veya yerde ifa edilmemesi için kararlaştırılmışsa durum farklıdır. Alacaklı, hakkından açıkça feragat etmedikçe veya ifayı çekincesiz kabul etmedikçe asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir. Teslim gecikmesine bağlanan ceza bu ikinci ihtimale girebilir. Sözleşmenin lafzı ve cezanın hangi duruma bağlandığı belirlenmeden, gecikme cezasının asıl edimle birlikte isteneceği sonucu kurulamaz.
Borçlu, kararlaştırılan cezayı ifa ederek sözleşmeyi dönme veya fesih yoluyla sona erdirmeye yetkili olduğunu ispat etme hakkını saklı tutar. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 179. maddesi, böyle bir yetkinin hangi sözleşmelerde bulunduğunu ayrıca göstermez.
Mücbir sebep ve ticari risk
Bir olayı mücbir sebep saymak için dört unsur birlikte aranır: olay tarafların etki alanı dışında doğmalı, öngörülmesi veya engellenmesi mümkün olmamalı, edimi nesnel olarak etkilemeli ve gecikmeyle doğrudan bağlantılı olmalıdır. Yüklenicinin parasal kaynağının yetmemesi, işçi veya malzeme bulamaması, maliyeti yanlış hesaplaması ve projeyi yürütememesi kural olarak onun ticari riski içinde kalır. Bu ifade, hiçbir istisnanın düşünülemeyeceği anlamına gelmez.
Zarar kalemleri ve ispat
Gecikmede gündeme gelebilen zararlar arasında belgelenen kira gideri, kira gelirinden mahrumiyet, işyerinin kaybı, finansman gideri ve sözleşmede kararlaştırılmış cezai şart sayılabilir. Malik eski konutundan çıkmış ve yeni bağımsız bölüm zamanında verilmediği için kirada oturuyorsa, gecikme süresince ödediği kira bedellerini isteyebilir. Bu bedeller banka dekontları ve kira sözleşmesiyle ispatlanır. Kira giderinin sık karşılaşılan bir kalem olarak anlatılması, bütün maliklerin bu kalemi isteyebileceği sonucu doğurmaz.
Cezai şartın fahiş olup olmadığı ve indirilip indirilmeyeceği somut uyuşmazlıkta değerlendirilebilir. Bu değerlendirme, indirimin kendiliğinden uygulanacağı anlamına gelmez.
Gecikme tazminatı isteyen malik, önce teslim süresinin dolduğunu ve yüklenicinin o sürede teslim etmediğini ortaya koymalıdır. Sözleşme, yapı ruhsatı, yıkım tutanağı, yer teslim tutanağı, teslim tarihi, noter ihtarları ve yazışmalar bu konuda önem taşır. Gecikmenin yükleniciden kaynaklandığı, zararın kapsamı ve inşaatın geldiği aşama; dekont, ticari kayıt ve teknik rapor gibi belgelerle gösterilebilir. Sayılan belgeler örnek niteliğindedir.
Gecikmenin feshe etkisi
Teslim gecikmesi sözleşmeyi kendiliğinden feshetmez. Önce gecikmenin süresi ve nedeni, sözleşmedeki fesih hükümleri, yüklenicinin kusuru, inşaatın seviyesi ve maliklerin menfaati değerlendirilir. Kısa ve haklı görülen gecikmede tazminat veya süre uzatımı, uzun ve yükleniciden kaynaklanan ağır gecikmede ise fesih tartışılabilir. Bu ayrım genel bir değerlendirme çerçevesidir.
6306 sayılı Kanun kapsamındaki projelerde, yükleniciden kaynaklanan sebeplerle bir yıl içinde yapım işine başlanmaması özel bir fesih yolunu gündeme getirebilir. Yapım işinin belirli seviyede durması ve projenin bitirilmesini gerektirecek düzeyde inşai faaliyetin en az altı aydır sürmemesi de aynı çerçevede ele alınabilir. Maliklerin hisseleri oranında salt çoğunlukla karar alması ve Başkanlığa veya yetkili idareye başvurması mümkündür. Bu imkan, gecikmenin kendiliğinden fesih doğurduğu anlamına gelmez.
Kira yardımı ve yargı yolunun ayrılması
İdarenin sağladığı kira yardımı, yüklenicinin sözleşmeden doğan kira yardımı borcundan farklıdır. 6306 sayılı Kanun uygulamasında idari kira yardımı ve mali destekler yönetmelik ve kılavuzlarla belirlenir. Malik ile yüklenici arasında kararlaştırılan yardım ise özel hukuk sözleşmesinden doğar. Mahsup kaydının bulunup bulunmadığı sözleşmeye bakılarak incelenir.
Talep yükleniciden gecikme tazminatı veya kira yardımı alacağına ilişkinse özel hukuk davası gündeme gelir. Talep, 6306 sayılı Kanun kapsamındaki idari fesih işleminin iptaline veya idari işlemin hukuka aykırılığına ilişkinse idare mahkemesi gündeme gelebilir. Bu ayrım, somut uyuşmazlığın yargı yolunu kendiliğinden belirlemez.
Anahtar teslimi ve geçerli teslim
Anahtarın verilmesi, teslimin hukuken geçerli sayılması için yeterli olmayabilir. Geçerli teslim için bağımsız bölümün sözleşmeye, projeye, ruhsata ve teknik şartnameye uygun biçimde tamamlanmış olması gerekir. Eksiksiz teslim kaydı, sonradan ileri sürülecek eksiklik iddiasını zorlaştırabilir. Yapı kullanma izin belgesi ve ortak alanlara ilişkin haller ayrıca tartışmalı örnekler arasında sayılır; bunların tamamı için tek bir emredici şart metni bulunmaz.
Teslim süresi yapı ruhsatı tarihinden mi başlar?
Sözleşmede sürenin yapı ruhsatından itibaren başlayacağı açıkça yazılmışsa kural olarak ruhsat tarihi esas alınır. Ruhsat sürecinin kasıtlı veya kusurlu biçimde geciktirilmesi ayrıca değerlendirilir.
Sözleşmede başlangıç tarihi yoksa süre nasıl belirlenir?
Başlangıç tarihi hiç yazılmamışsa tarafların önceki ve sonraki davranışları, işin niteliği, ruhsat süreci, yıkım tarihi, yer teslimi, makul süre ve ihtarlar birlikte değerlendirilir. Hangi unsurun üstün geleceği önceden belirli değildir.
Gecikme tazminatı ile cezai şart aynı mıdır?
Hayır. Gecikme tazminatı ispat edilen gerçek zarara, cezai şart ise sözleşmede önceden kararlaştırılan belirli bedele dayanır. Belirsiz bir zarar kaydı, maliki gerçek zararı ispat durumunda bırakabilir.
Kesin teslim tarihi yoksa ihtar gerekir mi?
Kesin teslim tarihi yoksa maliklerin ifayı ihtarla istemesi ve uygun süre vermesi gerekebilir. Kesin vade varsa temerrüt tartışması sürenin dolmasıyla başlar.
Gecikme cezası asıl borçla birlikte istenebilir mi?
Ceza, borcun belirlenen zamanda veya yerde ifa edilmemesi için kararlaştırılmışsa, açık feragat veya çekincesiz kabul olmadıkça asıl borçla birlikte istenebilir. Hiç veya gereği gibi ifa edilmeme için kararlaştırılan seçimlik cezada ise, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça ya borç ya da ceza istenir.
Her teslim gecikmesi sözleşmeyi fesheder mi?
Hayır. Gecikmenin süresi ve nedeni, sözleşme hükümleri, kusur, inşaat seviyesi ve maliklerin menfaati birlikte değerlendirilir. Gecikme kendiliğinden fesih doğurmaz.
6306 sayılı Kanun’da özel fesih ne zaman gündeme gelebilir?
Yükleniciden kaynaklanan sebeplerle bir yıl içinde yapım işine başlanmaması veya işin belirli seviyede durup en az altı aydır gerekli inşai faaliyetin sürmemesi halinde gündeme gelebilir. Hisseler oranında salt çoğunluk kararı ve Başkanlığa veya yetkili idareye başvuru mümkündür.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

