Kaybolan Banka Kartında Sorumluluk ve Bildirim

by Avukat Erdal Ersoy
Kaybolan Banka Kartında Sorumluluk ve Bildirim

Kartın veya kart bilgilerinin kaybolması ya da çalınması hâlinde kart hamili, yapacağı bildirimden önceki yirmi dört saat içinde gerçekleşen hukuka aykırı kullanımdan doğan zararlardan yüz elli Yeni Türk Lirası ile sınırlı olarak sorumludur. Bu sınır, hukuka aykırı kullanım kart hamilinin ağır ihmaline veya kastına dayanıyorsa ya da bildirim yapılmamışsa uygulanmaz. 5464 sayılı Kanun, kart çıkaran kuruluşların, üye işyerlerinin ve kart hamillerinin hak ve yükümlülüklerini düzenler.

5464 sayılı BANKA KARTLARI VE KREDİ KARTLARI KANUNU m. 12Kaynağı aç
MADDE 12 – Kartın ya da 16 ncı maddede belirtilen bilgilerin kaybolması veya çalınması halinde kart hamili, yapacağı bildirimden önceki yirmidört saat içinde gerçekleşen hukuka aykırı kullanımdan doğan zararlardan yüzelli Yeni Türk Lirası ile sınırlı olmak üzere sorumludur. Hukuka aykırı kullanımın, hamilin ağır ihmaline veya kastına dayanması veya bildirimin yapılmaması hallerinde bu sınır uygulanmaz. Kart çıkaran kuruluş, yapılacak talep ve ilgili sigorta prim bedelinin ödenmesi koşulu ile kart hamilinin birinci fıkrada belirtilen yüzelli Yeni Türk Lirası tutarındaki sorumluluğunun sigortalanmasını sağlamakla yükümlüdür. Kartların sigortalanması ve sorumluluğun paylaşılmasına ilişkin usûl ve esaslar Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. Kurumsal yönetime ilişkin hükümler

Bildirimden önceki sorumluluk sınırı

5464 sayılı Kanun'un 12. maddesinin birinci fıkrası, sorumluluğu bildirimin öncesindeki yirmi dört saatle ve yüz elli Yeni Türk Lirası tutarıyla sınırlar. Kart çıkaran kuruluş, talep edilmesi ve ilgili sigorta prim bedelinin ödenmesi koşuluyla bu tutardaki sorumluluğun sigortalanmasını sağlamakla yükümlüdür.

Aynı fıkraya göre sınır, hukuka aykırı kullanımın kart hamilinin ağır ihmaline veya kastına dayanması ya da bildirimin hiç yapılmaması hâllerinde uygulanmaz. Bu hüküm, sınırın her kayıp veya çalıntı olayında kendiliğinden geçerli olduğunu söylemez.

Sözleşmedeki kayıtların denetimi

6502 sayılı Kanun'un 5. maddesine göre haksız şart, tüketiciyle müzakere edilmeden sözleşmeye dâhil edilen ve tarafların hak ile yükümlülüklerinde dürüstlük kuralına aykırı biçimde tüketici aleyhine dengesizlik oluşturan sözleşme şartıdır. Tüketici sözleşmelerindeki haksız şartlar kesin olarak hükümsüzdür.

6502 sayılı TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 5Kaynağı aç
MADDE 5- (1) Haksız şart; tüketiciyle müzakere edilmeden sözleşmeye dâhil edilen ve tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde dürüstlük kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme şartlarıdır. (2) Tüketiciyle akdedilen sözleşmelerde yer alan haksız şartlar kesin olarak hükümsüzdür. Sözleşmenin haksız şartlar dışındaki hükümleri geçerliliğini korur. Bu durumda sözleşmeyi düzenleyen, kesin olarak hükümsüz sayılan şartlar olmasaydı diğer hükümlerle sözleşmeyi yapmayacak olduğunu ileri süremez. (3) Bir sözleşme şartı önceden hazırlanmış ve standart sözleşmede yer alması nedeniyle tüketici içeriğine etki edememişse, o sözleşme şartının tüketiciyle müzakere edilmediği kabul edilir. Sözleşmeyi düzenleyen, bir standart şartın münferiden müzakere edildiğini iddia ediyorsa bunu ispatla yükümlüdür. Sözleşmenin bütün olarak değerlendirilmesinden standart sözleşme olduğu sonucuna varılırsa, bu sözleşmedeki bir şartın belirli unsurlarının veya münferit bir hükmünün müzakere edilmiş olması, sözleşmenin kalan kısmına bu maddenin uygulanmasını engellemez. (4) Sözleşme şartlarının yazılı olması hâlinde, tüketicinin anlayabileceği açık ve anlaşılır bir dilin kullanılmış olması gerekir. Sözleşmede yer alan bir hükmün açık ve anlaşılır olmaması veya birden çok anlama gelmesi hâlinde; bu hüküm, tüketicinin lehine yorumlanır. (5) Faaliyetlerini, kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütmekte olan kişi veya kuruluşların hazırladıkları sözleşmelere de niteliklerine bakılmaksızın bu madde hükümleri uygulanır. (6) Bir sözleşme şartının haksızlığı; sözleşme konusu olan mal veya hizmetin niteliği, sözleşmenin kuruluşunda var olan şartlar ve sözleşmenin diğer hükümleri veya haksız şartın ilgili olduğu diğer bir sözleşmenin hükümleri dikkate alınmak suretiyle sözleşmenin kuruluş anına göre belirlenir. (7) Sözleşme şartlarının haksızlığının takdirinde, bu şartlar açık ve anlaşılır bir dille yazılmış olmak koşuluyla, hem sözleşmeden doğan asli edim yükümlülükleri arasındaki hem de mal veya hizmetin piyasa değeri ile sözleşmede belirlenen fiyat arasındaki dengeye ilişkin bir değerlendirme yapılamaz. (8) Bakanlık, genel olarak kullanılmak üzere hazırlanmış sözleşmelerde yer alan haksız şartların, sözleşme metinlerinden çıkarılması veya kullanılmasının önlenmesi için gerekli tedbirleri alır. (9) Haksız şartların tespit edilmesi ve denetlenmesine ilişkin usul ve esaslar ile sınırlayıcı olmamak üzere haksız şart olduğu kabul edilen sözleşme şartları yönetmelikle belirlenir. Satıştan kaçınma

Aynı maddenin dördüncü fıkrası, yazılı sözleşme şartlarının tüketicinin anlayabileceği açık ve anlaşılır bir dille yazılmasını gerektirir. Hüküm açık ve anlaşılır değilse veya birden çok anlama geliyorsa tüketici lehine yorumlanır.

Kopyalanmış kartla yapılan işleme ilişkin hüküm

Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2017/5316 esas ve 2018/6366 karar sayılı dosyasında asıl davalı-birleşen davacı vekilinin temyiz itirazları reddedilerek yerel mahkeme hükmü 05/12/2018 tarihinde oybirliğiyle onanmıştır. Hüküm tek bir uyuşmazlığa ilişkindir.

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2017/5316, K. 2018/6366Kaynağı aç
19. Hukuk Dairesi         2017/5316 E.  ,  2018/6366 K. "İçtihat Metni" 19. HUKUK DAİRESİ YARGITAY KARARI MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki asıl alacak, birleşen itirazın iptali davalarının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın … yönünden kabulüne, … Turizm ve Organizasyon Tic. Ltd. Şti. yönünden reddine, birleşen davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde asıl davalı-birleşen davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. – KARAR – Asıl davada davacı vekili, davacı …’ın diğer davacı şirketin sahibi olduğunu, davalı bankanın davacıya business card sözleşmesi ve kredi sözleşmesi ile business card verdiğini, işbu kartın şirket gezilerinde en son …’de kullanıldığını, davalı banka yetkilisinin 27.01.2012 tarihinde davacıyı arayarak ABD’de yapılan yaklaşık 12.000 TL’lik alışveriş için onayını almak istediğini, davacının onay vermediğini, yaptığı incelemede dönem içi işlemlerinde ilk üç işlem haricindeki diğer tüm işlemlerin bilgisi dışında yapıldığını tespit ettiğini ve kredi kartının kopyalandığını anlayarak bankaya yazılı olarak başvurup harcamaların kendisi tarafından yapılmadığını ve kartın kullanıldığı tarihlerde ABD de bulunmadığını beyan ettiğini, kartının kopyalanarak kartından 15.01.2012 ile 25.01.2012 tarihleri arasında 71 kez toplam 178.641,80 TL bedelli alışveriş yapıldığını öğrendiğini, davalı bankanın da bu işlemlere onay verdiğini, davalı bankanın ağır kusurlu olduğunu, davalının davacı …’ın hesabında bulunan 100.000 USD’yi Türk lirasına çevirerek bankanın kendi hesabına 174.700,87 TL olarak yatırdığını, davalının tüm sorumluluğu davacıya yüklediğini ileri sürerek 100.000 USD’nin aynen ve tahsil tarihi olan 1.03.2012 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl dava da davalı vekili, davacının davalı bankaya göndermiş olduğu e-postada 13.01.2012 de saat 3 de … den çıkış yaptığını ve kartı çalışanı …’a kullanması için bıraktığını bildirdiğini, davacının kartı yetkisiz kişilere kullandırmasının kanuna ve sözleşmeye açıkça aykırı olduğunu, yetkili olmayan üçüncü kişilere kredi kartını kullandıran davacının yapılan işlemlere itiraz edemeyeceğini, ayrıca daha önce de davacının ABD’de bulunmadığını bildirdiği dönemde yüksek meblağlı harcamalar yapıldığını ve davacının bu işlemlere itiraz etmediğini, yapılan harcamaların olağan işlemler niteliğinde olduğunu, davacı ile imzalanan sözleşmeler çerçevesinde davacının hesabının davacıların bankaya karşı asaleten ve kefaleten ve sair suretlerden doğmuş ve doğacak bilcümle borçlarının teminatını teşkil etmek üzere banka lehine rehinli olduğunu, bu nedenle banka tarafından davacının borçları nedeniyle yapılan mahsup işleminin hukuka uygun olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Birleşen dava da davacı vekili, davacı ile davalılar arasında imzalanan kredi sözleşmesi ve … kredi kartı sözleşmesi gereğince davalıların davacı bankadan aldığı kredi kartını kullandığını ve yaptığı harcamalar dolayısıyla davacıya feri ve masraflar hariç olmak üzere 22.778,89 TL borçlandığını, bu nedenle hesabının kat edildiğini, sözleşmelerin de feshedildiğini, alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve %20 oranında tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davalı vekili, kartının kopyalandığını, davalının yapılan işlemlerden sorumlu tutulamayacağını, uluslararası mastercard protokolleri gereği kopyalanmış kart ile yapılan işlemlerde sorumluluğun bankada olduğunu belirterek davanın reddine ve %20 oranında tazminata karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; taraflar arasında ABD’de gerçekleşen işlemlerin kartın kopyası ile gerçekleştiği yönünde ihtilaf olmadığı, ABD’de chipli kart sistemi devrede olmadığından işlemlerin manyetik bant üzerinden ve imzaya dayalı olarak yürütüldüğü, harcamaların yüksek tutarda ve günde 10 kez kullanılma şeklinde gerçekleştirildiği, kayıp çalıntı veya sahte kart kullanımlarında üye iş yerleri tarafından kurallara aykırı işlem yapılmadığı sürece kart numarasının ait olduğu banka üzerinde kalacağı, davalının … tarafından yayınlanan ana kurallar çerçevesinde lisans anlaşmaları kapsamında … kullanımı suretiyle yapılan işlemlerden sorumlu olduğu hususu gözönünde bulundurularak asıl davanın davacısı …’ın davasının kabulü ile 100.000 USD’nin 3095 sayılı Kanunun 4. md/a bendi uyarınca 1.03.2012 tarihinden fiili ödeme gününe kadar Devlet Bankalarının USD ile açılmış bulunan bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı banka tarafından davacı …’ın şahsi hesabından çekilen para olduğundan davanın davacı şirket yönünden husumet nedeniyle reddine, birleşen davanın reddine ve kredi kartının sahte olarak kullanılmasından doğan sorumluluk davacıya ait olmasına rağmen kötüniyetli olarak icra takibi başlattığından takip konusu alacağın %20’si oranında tazminatın birleşen davanın davacısından alınarak birleşen davanın davalı tarafına ödenmesine karar verilmiş, hüküm asıl davalı-birleşen davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl davalı-birleşen davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden asıl davalı-birleşen davacıdan alınmasına, 05/12/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Onanan hükümde yer alan yerel mahkeme kabulüne göre, ABD'de gerçekleşen işlemlerin kartın kopyasıyla yapıldığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Aynı kabulde, kayıp, çalıntı veya sahte kart kullanımlarında üye işyerlerince kurallara aykırı işlem yapılmadığı sürece sorumluluğun kart numarasının ait olduğu bankada kalacağı değerlendirmesine yer verilmiştir. Bu kabul, o dosyada benimsenen bilirkişi raporuna dayanır ve genel bir kanun hükmü değildir.

Asıl davada kişinin alacağı kabul edilmiştir. Faiz, 3095 sayılı Kanun'un 4. maddesinin a bendi uyarınca 1.03.2012 tarihinden fiilî ödeme gününe kadar devlet bankalarının bir yıl vadeli ABD doları mevduatına uyguladığı en yüksek faiz olarak belirlenmiştir. Bu faiz sonucu yalnız o davadaki kabule aittir.

Asıl dava, bankanın çektiği paranın davacı kişinin şahsi hesabından olması nedeniyle davacı şirket yönünden husumet sebebiyle reddedilmiştir. Metin, bu reddi ayrıca usul veya esas ayrımına bağlamaz.

Birleşen dava reddedilmiştir. Kredi kartının sahte kullanılmasından doğan sorumluluğa ilişkin gerekçeyle birlikte, kötüniyetli icra takibi nedeniyle takip konusu alacağın yüzde 20'si oranında tazminata hükmedilmiş ve bu sonuç onanmıştır. Yüzde 20, yalnız o birleşen takip sonucudur.

Sık sorulan sorular

Bildirimden önceki kullanımda sınır nedir?

Kart hamili, bildirimden önceki yirmi dört saat içinde gerçekleşen hukuka aykırı kullanımdan doğan zararlardan yüz elli Yeni Türk Lirası ile sınırlı olarak sorumludur.

Hangi hâlde yüz elli liralık sınır uygulanmaz?

Hukuka aykırı kullanım kart hamilinin ağır ihmaline veya kastına dayanıyorsa ya da bildirim yapılmamışsa yüz elli Yeni Türk Liralık sınır uygulanmaz.

Haksız sözleşme şartının sonucu nedir?

Tüketiciyle müzakere edilmeden sözleşmeye giren ve dürüstlük kuralına aykırı şekilde tüketici aleyhine dengesizlik oluşturan haksız şart, 6502 sayılı Kanun'un 5. maddesi uyarınca kesin olarak hükümsüzdür.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu