Kanun Yollarına Başvuruda Katılma Şartı ve Bildirim Esasları
Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 260. maddesinin birinci fıkrasına göre mahkeme kararlarına karşı kanun yolları; iddia ve savunma makamlarının yanı sıra katılan sıfatı bulunanlara, katılma isteği henüz karara bağlanmamış veya reddedilmiş olanlara yahut bu niteliği kazanabilecek şekilde suçtan zarar görenlere açıktır. Bununla birlikte, aynı Kanun'un 234. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 6 numaralı alt bendi gereğince mağdur ve suçtan zarar görenlerin davayı bitiren kararlara karşı kanun yoluna gidebilmesi davaya katılmış olma şartına bağlıdır. Katılan sıfatı alabilecek şekilde suçtan zarar gören kimselerin salt bu sıfata dayanarak kanun yoluna başvurabilmesi ise kamu davasından haberdar edilmemiş olmalarına, katılma hakkının kendilerine bildirilmemesine veya duruşmadaki anlatımları sırasında davaya katılmak isteyip istemediklerinin sorulmamış bulunmasına bağlıdır. Duruşmalardan usulünce haberdar edilen ve katılma hakkı hatırlatılmasına rağmen katılma talebinde bulunmayan kişilerin kanun yoluna başvurma hakkı bulunmamaktadır.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 260Kaynağı aç
savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile
katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek
surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır.
(2) (Değişik: 18/6/2014-6545/73
md.) Ağır ceza mahkemelerinde bulunan Cumhuriyet savcıları, ağır ceza
mahkemesinin yargı çevresindeki asliye ceza mahkemelerinin; bölge adliye
mahkemesinde bulunan Cumhuriyet savcıları, bölge adliye mahkemelerinin
kararlarına karşı kanun yollarına başvurabilirler.
(3) Cumhuriyet savcısı, sanık lehine olarak da kanun yollarına
başvurabilir.
Avukatın başvurma hakkı
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 234Kaynağı aç
a) Soruşturma evresinde;
1. Delillerin toplanmasını isteme,
2. Soruşturmanın gizlilik ve amacını bozmamak koşuluyla Cumhuriyet
savcısından belge örneği isteme,
3. (Değişik: 24/7/2008-5793/40 md.) Vekili bulunmaması halinde, cinsel
saldırı, çocukların cinsel istismarı veya ısrarlı takip suçları ile kadına
karşı işlenen kasten yaralama, işkence veya eziyet suçlarında ve alt sınırı beş
yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, baro tarafından kendisine
avukat görevlendirilmesini isteme,
4. 153 üncü maddeye uygun olmak koşuluyla vekili aracılığı ile soruşturma
belgelerini ve elkonulan ve muhafazaya alınan eşyayı inceletme,
5. Cumhuriyet savcısının, kovuşturmaya yer olmadığı yönündeki kararına
kanunda yazılı usule göre itiraz hakkını kullanma.
b) Kovuşturma evresinde;
1. Duruşmadan haberdar edilme,
2. Kamu davasına katılma,
3. Tutanak ve belgelerden örnek isteme,[81]
4. Tanıkların davetini isteme,
5. (Değişik: 24/7/2008-5793/40 md.) Vekili bulunmaması halinde, cinsel
saldırı, çocukların cinsel istismarı veya ısrarlı takip suçları ile kadına
karşı işlenen kasten yaralama, işkence veya eziyet suçlarında ve alt sınırı beş
yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, baro tarafından kendisine
avukat görevlendirilmesini isteme,
6. Davaya katılmış olma koşuluyla davayı sonuçlandıran kararlara karşı
kanun yollarına başvurma.
(2) Mağdur, onsekiz yaşını doldurmamış, sağır veya dilsiz ya da meramını
ifade edemeyecek derecede malûl olur ve bir vekili de bulunmazsa, istemi
aranmaksızın bir vekil görevlendirilir.
(3) Bu haklar, suçun mağdurları ile şikâyetçiye anlatılıp açıklanır ve bu
husus tutanağa yazılır.
(4) (Ek:17/10/2019-7188/21 md.) Soruşturma veya kovuşturma
evresinde, dava nakli veya adlî tıp işlemleri nedeniyle yerleşim yeri dışında
bir yere gitme zorunluluğu doğması hâlinde mağdurun yapmış olduğu konaklama,
iaşe ve ulaşım giderleri, 10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu
hükümlerine göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır.
Mağdur ile şikâyetçinin davete uymamaları
Katılmanın Hükümsüz Kalması ve Mirasçıların Yetkisi
Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 243. maddesinin birinci fıkrası hükmüne göre katılanın davadan vazgeçmesi veya vefat etmesi durumunda katılma hükümsüz kalır. Bu düzenleme gereğince katılanın ölümü halinde mirasçılar, katılanın haklarını takip etmek üzere davaya katılabilmektedir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 243Kaynağı aç
kalır. Mirasçılar, katılanın haklarını takip etmek üzere davaya katılabilirler.
BEŞİNCİ
KİTAP
Özel
Yargılama Usulleri
BİRİNCİ
KISIM
Gaiplerin
ve Kaçakların Yargılanması, Tüzel Kişilerin Soruşturmada ve
Kovuşturmada
Temsili, Bazı Suçlara İlişkin Muhakeme Usulü
BİRİNCİ
BÖLÜM
Gaiplerin
Yargılanması
Gaibin tanımı ve yapılabilecek işlemler
Zorunlu Vekil Görevlendirilmesi ve Kanuni Temsilcinin Rolü
Türk Ceza Kanunu'nun 6. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince ceza kanunlarının tatbikinde çocuk ifadesinden on sekiz yaşını doldurmamış kişi anlaşılır. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 234. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca mağdurun on sekiz yaşını doldurmamış olması, sağır veya dilsiz bulunması ya da meramını ifade edemeyecek derecede malul olması ve vekilinin de bulunmaması halinde istemi aranmaksızın bir vekil görevlendirilir. Aynı Kanun'un 239. maddesinin ikinci fıkrasında ise mağdur veya suçtan zarar görenin çocuk, sağır ve dilsiz veya kendisini savunamayacak derecede akıl hastası olması durumunda avukat görevlendirilmesi için istem aranmayacağı düzenlenmiştir. Kanuni temsilcinin mağdur küçük veya malul kişi adına önceden bir vekil tayin etmiş olması halinde, vekilin bulunmaması şartı gerçekleşmeyeceğinden mahkemece barodan zorunlu vekil görevlendirilmesi istenemez.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 239Kaynağı aç
veya suçtan zarar gören davaya katıldığında, cinsel saldırı, çocukların cinsel
istismarı veya ısrarlı takip suçları ile kadına karşı işlenen kasten yaralama,
işkence veya eziyet suçlarında ve alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını
gerektiren suçlarda, baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini
isteyebilir.[82]
(2) Mağdur veya suçtan zarar görenin çocuk, sağır ve dilsiz veya
kendisini savunamayacak derecede akıl
hastası olması halinde avukat görevlendirilmesi için istem aranmaz.
Katılmanın davaya etkisi
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 6Kaynağı aç
a) Vatandaş deyiminden; fiili işlediği sırada Türk vatandaşı olan kişi,
b) Çocuk deyiminden; henüz onsekiz yaşını doldurmamış kişi,
c) Kamu görevlisi deyiminden; kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya
seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak
katılan kişi,
d) Yargı görevi yapan deyiminden; yüksek mahkemeler,
adlî ve idarî mahkemeler üye ve hakimleri ile Cumhuriyet savcısı ve
avukatlar,[2]
e) Gece vakti deyiminden; güneşin
batmasından bir saat sonra başlayan ve doğmasından bir saat evvele kadar devam
eden zaman süresi,
f) Silah deyiminden;
1. Ateşli silahlar,
2. Patlayıcı maddeler,
3. Saldırı ve savunmada kullanılmak
üzere yapılmış her türlü kesici, delici veya bereleyici alet,
4. Saldırı ve savunma amacıyla yapılmış olmasa bile fiilen saldırı ve
savunmada kullanılmaya elverişli diğer şeyler,
5. Yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici, sürekli hastalığa
yol açıcı nükleer, radyoaktif, kimyasal, biyolojik maddeler,
g) Basın ve yayın yolu ile deyiminden; her türlü yazılı, görsel, işitsel
ve elektronik kitle iletişim aracıyla yapılan yayınlar,
h) İtiyadi suçlu deyiminden; kasıtlı bir suçun temel şeklini ya da daha
ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekillerini bir yıl içinde ve
farklı zamanlarda ikiden fazla işleyen kişi,
i) Suçu meslek edinen kişi deyiminden; kısmen de olsa geçimini suçtan
elde ettiği kazançla sağlamaya alışmış kişi,
j) Örgüt mensubu suçlu deyiminden; bir suç örgütünü kuran, yöneten,
örgüte katılan veya örgüt adına diğerleriyle birlikte veya tek başına suç
işleyen kişi,
anlaşılır.
İKİNCİ
BÖLÜM
Kanunun
Uygulama Alanı
Zaman bakımından uygulama
Ayırt Etme Gücü, Yaş Değerlendirmesi ve Temsil İradesi
Katılma hakkı şahsa sıkı surette bağlı haklardan sayıldığından, suçun mağduru olan küçük veya kısıtlının ayırt etme gücüne sahip bulunması durumunda davaya katılma konusundaki iradesine bizzat bakılır; bu halde ne kanuni temsilcinin ne de görevlendirilen vekilin iradesi belirleyici olur. Mağdur küçük veya kısıtlı ayırt etme gücünden yoksun ise bizzat sergilediği irade dikkate alınmayarak katılma hakkı kanuni temsilcisi tarafından kullanılır. Herhangi bir malullüğü bulunmayan çocukların beyanda bulundukları tarihte on beş yaşından küçük olmaları halinde davaya katılma yönünden ayırt etme gücüne sahip olmadıkları, on beş yaşından büyük olmaları halinde ise bu ayırt etme yeteneğine sahip oldukları yönünde kabuller bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu'nun 337. maddesinin birinci fıkrası uyarınca anne ve baba evli değilse velâyet kural olarak anneye aittir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 337Kaynağı aç
337- Ana ve baba evli değilse velâyet anaya aittir.
Ana
küçük, kısıtlı veya ölmüş ya da velâyet kendisinden alınmışsa hâkim, çocuğun
menfaatine göre, vasi atar veya velâyeti babaya verir.
IV.
Üvey çocuklar
Avukatın Başvuru Sınırı, İrade Uyuşmazlığı ve Kayyum Gereksinimi
Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 261. maddesinin birinci fıkrası uyarınca avukat, müdafiliğini veya vekilliğini üstlendiği kişilerin açık arzusuna aykırı olmamak koşuluyla kanun yollarına başvurabilir. Ayırt etme gücü bulunmayan mağdur küçük veya malul adına hareket eden kanuni temsilci ile zorunlu vekilin iradeleri çeliştiğinde kanuni temsilcinin iradesine öncelik tanınması ve kanuni temsilci katılma istememişse vekilin hükmü temyiz edememesi yönünde kararlar bulunduğu gibi; bazı kararlarda ise ayırt etme gücü bulunmayan çocuk ile zorunlu vekilin iradesinin uyuşmaması halinde zorunlu vekilin iradesine üstünlük tanınması gerektiği sonucuna varılmıştır.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 261Kaynağı aç
kişilerin açık arzusuna aykırı olmamak koşuluyla kanun yollarına başvurabilir.
Yasal temsilcinin ve eşin başvurma hakkı
Mağdur, kanuni temsilcisinin iradesine uygun olarak katılan sıfatını aldıktan sonra gerek atanan vekil gerek vekâletname ile görevlendirilen vekil, mağdurun mümeyyiz kabul edilmediği süre boyunca kanun yollarına başvurmak veya tahliye kararına itiraz etmek gibi tasarrufları kanuni temsilcinin her işlem için ayrı onayını almadan yürütebilir. Kanuni temsilcinin hükmü bizzat temyiz etmemiş olması, katılmadan vazgeçildiği veya vekille iradelerin çatıştığı anlamına gelmez. Buna karşılık, Türk Medeni Kanunu'nun 426. maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendi uyarınca bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışıyorsa vesayet makamı ilgilisinin talebiyle veya kendiliğinden temsil kayyımı atar; bu tür hallerde davaya katılma iradesi atanacak kayyumun beyanına göre tayin edilir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 426Kaynağı aç
426- Vesayet makamı, aşağıda yazılı olan veya kanunda gösterilen diğer
hâllerde ilgilisinin isteği üzerine veya re'sen temsil kayyımı atar:
1.
Ergin bir kişi, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri bir sebeple
ivedi bir işini kendisi görebilecek veya bir temsilci atayabilecek durumda
değilse,
2.
Bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati
çatışıyorsa,
3.
Yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel varsa.
II.
Yönetim
1.
Kanun gereği
Mağdur avukatı temsil edilenin isteği dışında kanun yoluna başvurabilir mi?
Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 261. maddesinin birinci fıkrası uyarınca avukat, vekilliğini üstlendiği kişilerin açık arzusuna aykırı olmamak kaydıyla kanun yollarına başvurabilir.
Kanuni temsilci ile vekilin iradesi çeliştiğinde hangi beyan dikkate alınır?
Ayırt etme gücü bulunmayan küçüklerde kanuni temsilcinin iradesine üstünlük tanınarak katılma talebi yoksa vekilin temyiz yetkisinin bulunmadığı yönünde kararlar mevcut olduğu gibi, zorunlu vekilin iradesine üstünlük tanıyan kararlar da mevcuttur.
Katılan mağdur vekili kanun yoluna başvururken kanuni temsilciden her işlem için izin almak zorunda mıdır?
Kanuni temsilcinin iradesiyle katılan sıfatı alındıktan sonra vekil, mağdurun mümeyyiz kabul edilmediği süre boyunca kanuni temsilcinin her işlem için ayrıca onayını almaksızın kanun yollarına müracaat edebilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

