Kasko Sözleşmesinde Alkol İddiası ve İlliyet Bağı İlkesi
Motorlu araç kasko poliçelerinde sürücünün alkollü olması kural olarak teminat dışı kabul edilmekle birlikte, sigorta şirketinin hasar bedelini ödemekten kaçınabilmesi için alkol kullanımı ile kaza arasında illiyet bağının bulunması gerekir. Sürücünün alkollü olması tek başına tüm sigorta haklarını ortadan kaldırmaz; sigortacının hasar ödemesini reddedebilmesi için kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana geldiğini somut delillerle ispatlaması zorunludur. Bu uyuşmazlıklarda mahkemelerce yaptırılacak teknik bilirkişi incelemesi belirleyici rol oynar. Zorunlu trafik sigortası kazada zarar gören üçüncü kişilerin kayıplarını teminat altına alırken, kasko sigortasında sigortalının kendi aracında oluşan maddi hasar değerlendirilir ve tarafların kusur durumu ile poliçe kapsamı birlikte incelenir.
Meydana gelen kaza sonrasında alkol raporu düzenlenememişse veya sürücünün alkollü olduğu kanıtlanamamışsa, sürücünün alkollü araç kullandığı varsayılamaz ve sigorta kuruluşu hasar ödemesinden bu gerekçeyle kaçınamaz. Kazanın tamamen karşı tarafın kusurundan kaynaklandığının tespit edildiği hallerde ise sürücü alkollü bulunsa dahi kasko tazminatı talebinin reddedilmesi mümkün değildir.
Pert Araçlarda Maddi Zararın Belirlenmesi
Aracın tam hasara uğrayarak pert hale gelmesi durumunda tazminat hesabı serbest piyasa koşullarına göre gerçekleştirilir. Mahkemece yalnızca onarım faturaları dikkate alınmaz; ekspertiz raporu doğrultusunda aracın piyasa rayiç değeri tespit edilir. Tespit edilen rayiç değerden, aracın hasarlı haldeki enkaz bedeli olan sovtaj miktarı düşülür ve kalan fark gerçek maddi zarar olarak kabul edilir. Sovtaj bedeli mahsup edilmeksizin sadece rayiç değer üzerinden tazminat belirlenemez.
Alkollü Araç Kullanımının Tespiti ve Sorumluluk Kapsamı
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 48 uyarınca uyuşturucu veya uyarıcı madde almış olan sürücüler ile alkollü olan sürücülerin karayolunda araç sürmeleri yasaktır; kandaki alkol miktarının tespiti kolluk kuvvetlerince teknik cihazlar vasıtasıyla yapılır. Yaralanmalı, ölümlü veya kollukça müdahil olunan maddi hasarlı trafik kazalarında sürücülerin bu muayeneye tabi tutulması kanunen zorunludur. Teknik cihazla ölçüme itiraz eden veya ölçüme müsaade etmeyen sürücüler sağlık kuruluşlarına götürülerek kan, tükürük veya idrar örnekleri üzerinden tahlil yapılır. Kazada sürücünün hayatını kaybetmesi ya da cihaza üfleyemeyecek derecede yaralanmış olması durumunda da aynı usulle ilgililerden biyolojik örnekler alınarak alkol tespiti sağlanır.
2918 sayılı KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU m. 48Kaynağı aç
Alkol oranı 0.50 promilin üzerinde bulunan ve kazaya etkisi tespit edilen sürücü bilinçli taksir hükümleri kapsamında cezai ve hukuki sorumluluk altına girer. Kazanın yalnızca yol kusurundan veya diğer aracın hatasından kaynaklandığı kanıtlandığında ise idari yaptırım uygulanması söz konusu olur. Trafik kazası sonucunda taksirle bir insanın ölümüne sebebiyet verilmesi durumunda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 85/1 uyarınca fail hakkında iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir. Fiilin birden fazla insanın ölümüne veya bir veya birden fazla kişinin ölümüyle birlikte başkalarının yaralanmasına yol açması halinde ise aynı Kanun'un 85/2 maddesi uyarınca iki yıldan on beş yıla kadar hapis cezasına hükmedilir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 85Kaynağı aç
Zamanaşımı Süreleri ve Yargılama Usulü
Kasko poliçesinden doğan alacak ve tazminat taleplerinde zamanaşımı süreleri kanunla belirlenmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 1420 gereğince, sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Kanunun 1482 nci maddesi hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler ise her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmesiyle zamanaşımına tabi olur.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 1420Kaynağı aç
İlk derece mahkemesi kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulduğunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 355 uyarınca bölge adliye mahkemesi incelemesini dilekçede belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yürütür; kamu düzenine aykırılık halleri ise kendiliğinden dikkate alınır. Temyiz incelemesinde 6100 sayılı Kanun m. 369/1 uyarınca Yargıtay tarafların ileri sürdüğü sebeplerle bağlı kalmaksızın kanunun açık hükmüne aykırı gördüğü hususları resen inceleyebilir. 6100 sayılı Kanun m. 370/1 gereğince Yargıtay onama kararında onadığı hükmün hukuk kurallarına uygunluk gerekçesini açıklamak zorundadır. Verilen bozma ve onama kararları aynı Kanun m. 372/1 uyarınca mahkeme yazı işleri müdürü tarafından derhal taraflara tebliğ edilir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 355Kaynağı aç
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 369Kaynağı aç
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 370Kaynağı aç
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 372Kaynağı aç
Kazada alkol raporunun alınamamış olması kasko ödemesini engeller mi?
Kazanın ardından alkol raporu düzenlenememişse veya sürücünün alkollü olduğu hukuken kanıtlanamamışsa sürücünün alkollü olduğu varsayılamaz ve sigortacı hasar bedelini ödemekten kaçınamaz.
Karşı tarafın tam kusurlu olduğu kazada alkollü sürücü kasko tazminatı alabilir mi?
Trafik kazasının tamamen karşı tarafın kusuru sonucu meydana geldiğinin ispatlandığı durumlarda, sürücü alkollü bulunsa dahi kasko tazminatı talebi reddedilemez.
Pert olan aracın tazminat hesabı nasıl yapılır?
Pert araçlarda hasar miktarı belirlenirken aracın piyasa rayiç değerinden hasarlı enkaz niteliğindeki sovtaj bedeli indirilir ve aradaki fark gerçek maddi zarar olarak tazminata esas alınır.
Sigorta şirketi alkol iddiasıyla kasko ödemesini hangi şartla reddedebilir?
Kasko hasar talebinin reddedilebilmesi için sigorta şirketinin kazanın münhasıran alkolün etkisinde meydana geldiğini somut delillerle ve teknik bilirkişi raporuyla ispatlaması gerekir.
Kasko poliçesinden doğan alacaklarda zamanaşımı süresi ne kadardır?
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 1420 uyarınca sigorta sözleşmesinden doğan istemler muacceliyet tarihinden itibaren iki yıl, sigorta tazminatı ve bedeli talepleri ise rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

