Kardeşler Arasında Miras Paylaşımı ve Taksim Esasları

by Avukat Erdal Ersoy
Kardeşler Arasında Miras Paylaşımı ve Taksim Esasları

Mirasın Açılması ve Elbirliği Mülkiyeti

Mirasbırakanın vefatı ile birlikte terekede yer alan tüm malvarlığı unsurları üzerinde mirasçılar elbirliğiyle mülkiyet hükümlerine tabi olur. Bu mülkiyet ilişkisinde mirasçıların terekedeki münferit haklar üzerinde bağımsız tasarruf yetkisi bulunmaz ve tereke bir bütün olarak kabul edilir. Hak sahipliği durumunun ve miras pay oranlarının resmi olarak belgelenmesi için veraset ilamının temin edilmesi şarttır. Sulh hukuk mahkemesinden veya noterden mirasçılardan tek birinin yapacağı başvuru veraset belgesinin çıkarılması için yeterli olup tanzim edilen evrakta bütün yasal mirasçılar ile miras hisseleri açıkça gösterilir.

Yasal Miras Payları ve Kardeşlerin Mirasçılığı

Miras taksiminde kardeşlerin pay durumu, mirasbırakanın çocukları sıfatıyla birinci zümrede yer almalarına veya mirasbırakanın kendi kardeşleri sıfatıyla ikinci zümrede bulunmalarına göre farklılık arz eder. Mirasbırakanın altsoyunda bulunan çocuklar birinci zümre mirasçısıdır ve terekeyi kendi aralarında eşit paylarla bölüşürler. Çocuklardan birinin mirasbırakandan önce vefat etmiş bulunması durumunda, o çocuğa ait miras payı halefiyet esası gereği her derecede kendi altsoylarına eşit olarak intikal eder.

Mirasbırakanın sağ kalan eşi çocuklarla birlikte mirasçı olduğunda eşin yasal miras payı 1/4 oranındadır; terekenin geriye kalan 3/4 kısmı ise çocuklar arasında eşit olarak taksim edilir. Mirasbırakanın kendi kardeşlerinin terekeye yasal mirasçı olabilmesi için ise birinci zümrede hiçbir mirasçının hayatta olmaması şarttır; altsoyda tek bir kişinin dahi bulunması mirasın ikinci zümreye intikalini engeller. Birinci zümrede hiç mirasçı bulunmadığında miras ikinci zümre olan anne ve babaya intikal eder; anne veya babanın muristen önce vefat etmiş bulunması hâlinde ölenin payı mirasbırakanın kardeşlerine eşit oranlarla intikal eder. Sağ kalan eşin ikinci zümre ile birlikte mirasçı olduğu ihtimalde ise eşin yasal miras payı 2/4 yani 1/2 oranına yükselir; kalan kısım kardeşler arasında taksim edilir.

Miras Taksim Sözleşmesi ve Rızai Paylaşım

Mirasçılar terekenin paylaştırılması hususunda öncelikli olarak uzlaşma yolunu tercih ederek aralarında miras taksim sözleşmesi akdedebilirler. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 676. maddesi uyarınca payların oluşturulup fiilen teslim alınması veya mirasçılar arasında akdedilecek paylaşma sözleşmesi tarafları bağlayıcı niteliktedir. Miras paylaşma sözleşmesinin hukuken geçerli olabilmesi kanunen yazılı şekilde tanzim edilmesine bağlıdır. Mirasçılar tanzim edecekleri bu sözleşmeyle tereke mallarının tamamı veya bir kısmı üzerindeki elbirliği mülkiyetinin miras payları oranında paylı mülkiyete dönüştürülmesini de kararlaştırabilirler. Mirasçılar arasında paylaşıma ilişkin bir mutabakat sağlanamaması durumunda ise mirasçılardan herhangi biri dava açarak paylaşımın mahkeme eliyle yerine getirilmesini talep edebilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 676Kaynağı aç
Madde 676- Mirasçılar arasında payların oluşturulması ve fiilen alınması veya aralarında yapacakları paylaşma sözleşmesi mirasçıları bağlar. Paylaşma sözleşmesiyle mirasçılar, tereke mallarının tamamı veya bir kısmı üzerindeki elbirliği mülkiyetinin miras payları oranında paylı mülkiyete dönüştürülmesini de kabul edebilirler. Paylaşma sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır. II. Miras payı üzerinde sözleşme

Sulh Mahkemesinde Dava Yoluyla Paylaşım

Türk Medeni Kanunu'nun 642. maddesi doğrultusunda, sözleşme ya da kanun uyarınca ortaklığı sürdürme yükümlülüğü bulunmadığı sürece her mirasçı her zaman sulh mahkemesinden mirasın paylaştırılmasını isteyebilir. Hâkim, mirasçılardan birinin talebi üzerine terekenin tamamını ve terekedeki varlıkların her birini değerlendirerek imkân bulunduğu takdirde taşınmazların her birinin bütün olarak bir mirasçıya verilmesi suretiyle paylaşımı sağlar. Taşınmazların parasal karşılıkları arasında ortaya çıkan dengesizlikler ise taraflar arasında nakit denkleştirme ödemesi yapılması suretiyle giderilir. Mirasın derhâl paylaştırılması malın ya da terekenin ekonomik değerinde esaslı bir kayba yol açacaksa, sulh hâkimi bir mirasçının istemiyle taksimin ertelenmesine hükmedebilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 642Kaynağı aç
Madde 642- Mirasçılardan her biri, sözleşme veya kanun gereğince ortaklığı sürdürmekle yükümlü olmadıkça, her zaman mirasın paylaşılmasını isteyebilir. Her mirasçı, terekedeki belirli malların aynen, olanak yoksa satış yoluyla paylaştırılmasına karar verilmesini sulh mahkemesinden isteyebilir. Mirasçılardan birinin istemi üzerine hâkim, terekenin tamamını ve terekedeki malların her birini göz önünde tutarak, olanak varsa taşınmazlardan her birinin tamamının bir mirasçıya verilmesi suretiyle paylaştırmayı yapar. Mirasçılara verilen taşınmazların değerleri arasındaki fark para ödenmesi yoluyla giderilerek miras payları arasında denkleştirme sağlanır. Paylaşmanın derhâl yapılması, paylaşım konusu malın veya terekenin değerini önemli ölçüde azaltacaksa; sulh hâkimi, mirasçılardan birinin istemi üzerine bu malın veya terekenin paylaşılmasının ertelenmesine karar verebilir. C. Cenin nedeniyle erteleme

Terekede yer alan belirli malların aynen paylaştırılmasına olanak bulunmaması hâlinde miras mallarının taksimi satış yoluyla gerçekleştirilir. Malların rayiç bedeli keşif, bilirkişi raporu ve uzman incelemeleri aracılığıyla saptanır ve ardından açık artırma yöntemiyle satışı sağlanarak elde edilen tutar yasal payları nispetinde mirasçılara dağıtılır.

Tarım Arazilerinin Bölünemezliği ve Taksim Sınırları

5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun 8. maddesi uyarınca belirlenen asgari büyüklüğe ulaşmış tarımsal araziler bölünemez eşya hüviyeti kazanır. Kanuni düzenlemeye göre asgari tarımsal arazi büyüklüğü; mutlak tarım, marjinal tarım ve özel ürün arazilerinde 2 hektar, dikili tarım arazilerinde 0,5 hektar ve örtü altı tarımı yapılan arazilerde ise 0,3 hektardan daha küçük belirlenemez. Tarım arazileri belirlenen asgari büyüklüklerin altında ifraz edilemez, hisselere ayrılamaz ve Hazine taşınmazlarının satış işlemleri haricinde pay veya paydaş adedi artırılamaz.

5403 sayılı TOPRAK KORUMA VE ARAZİ KULLANIMI KANUNU m. 8Kaynağı aç
Madde 8 – (Değişik: 31/1/2007-5578/2 md.) Tarım arazileri; doğal özellikleri ve ülke tarımındaki önemine göre, nitelikleri Bakanlık tarafından belirlenen mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ve marjinal tarım arazileri olarak sınıflandırılır. Ayrıca Bakanlık tarım arazilerinin korunması, geliştirilmesi ve kullanımı ile ilgili farklı sınıflandırmalar yapabilir. (Değişik fıkra: 30/4/2014-6537/4 md.) Asgari tarımsal arazi büyüklüğü, bölge ve yörelerin toplumsal, ekonomik, ekolojik ve teknik özellikleri gözetilerek Bakanlık tarafından belirlenir. Belirlenen asgari büyüklüğe erişmiş tarımsal araziler, bölünemez eşya niteliği kazanmış olur. (Değişik fıkra: 30/4/2014-6537/4 md.) Asgari tarımsal arazi büyüklüğü; mutlak tarım arazileri, marjinal tarım arazileri ve özel ürün arazilerinde 2 hektar, dikili tarım arazilerinde 0,5 hektar, örtü altı tarımı yapılan arazilerde 0,3 hektardan küçük belirlenemez. Bakanlık asgari tarımsal arazi büyüklüklerini günün koşullarına göre artırabilir. Tarım arazileri Bakanlıkça belirlenen büyüklüklerin altında ifraz edilemez, hisselendirilemez, Hazine taşınmazlarının satış işlemleri hariç olmak üzere pay ve paydaş adedi artırılamaz. Ancak, tarım dışı kullanım izni verilen alanlar veya çay, fındık, zeytin gibi özel iklim ve toprak ihtiyaçları olan bitkilerin yetiştiği alanlarda arazi özellikleri nedeniyle belirlenen asgari tarımsal arazi büyüklüğünden daha küçük parsellerin oluşması gerekli olduğu takdirde, Bakanlığın uygun görüşü ile daha küçük parseller oluşturulabilir. (Ek cümle: 19/4/2018-7139/40 md.) Yatırım programında yer alan kamu yatırımı projeleri muhtevasında yapılan zorunlu ifraz işlemlerinde Bakanlık onayı aranmaz. (Mülga fıkra: 30/4/2014-6537/4 md.) Yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüğü[2]

Tarım dışı kullanım izni tahsis edilmiş sahalarda ya da çay, fındık ve zeytin gibi münhasır iklim ile toprak özellikleri arayan bitkilerin yetiştiği arazilerde Bakanlığın uygun görüşü temin edilerek asgari sınırlardan daha küçük parseller oluşturulabilir. Bununla birlikte yatırım programı çerçevesinde yürütülen kamu yatırımı projeleri kapsamındaki zorunlu ifraz işlemlerinde Bakanlık onayı şartı aranmaz.

Sağ Kalan Eşin Konut ve Ev Eşyası Üzerindeki Hakları

Türk Medeni Kanunu'nun 652. maddesi uyarınca tereke bünyesinde ev eşyası veya eşlerin ortak ikamet ettiği konut mevcutsa sağ kalan eş, bu varlıklar üzerinde miras payına mahsuben mülkiyet devri talebinde bulunabilir. Haklı nedenlerin mevcudiyeti durumunda eşin veya diğer yasal mirasçıların talebiyle mülkiyet yerine intifa ya da oturma hakkı kararlaştırılabilir. Ancak mirasbırakanın bir meslek veya sanat icra ettiği ve altsoyundan birinin aynı faaliyeti sürdürmesi için lüzumlu kısımlarda sağ kalan eş bu hakları ileri süremez; tarımsal nitelikli taşınmaz hükümleri de saklı tutulmuştur.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 652Kaynağı aç
Madde 652- Eşlerden birinin ölümü hâlinde tereke malları arasında ev eşyası veya eşlerin birlikte yaşadıkları konut varsa; sağ kalan eş, bunlar üzerinde kendisine miras hakkına mahsuben mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir. Haklı sebeplerin varlığı hâlinde, sağ kalan eşin veya mirasbırakanın diğer yasal mirasçılarından birinin istemi üzerine, mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınmasına da karar verilebilir. Mirasbırakanın bir meslek veya sanat icra ettiği ve altsoyundan birinin aynı meslek ve sanatı icra etmesi için gerekli olan bölümlerde, sağ kalan eş bu hakları kullanamaz. Tarımsal taşınmazlara ilişkin miras hukuku hükümleri saklıdır. E. Özellikleri olan eşya I. Bütünlük oluşturan veya aile belgeleri ile özel anı değeri olan eşya

Benzer şekilde Türk Medeni Kanunu'nun 240. maddesi doğrultusunda eş, mal rejiminin tasfiyesinde katılma alacağına mahsuben, gerekirse bedel ilave ederek aile konutu üstünde intifa veya oturma hakkı, ev eşyası üstünde ise mülkiyet talep edebilir. Yine aynı kanun hükmünün üçüncü fıkrası gereğince haklı sebeplerin varlığı durumunda, sağ kalan eşin veya mirasçıların müracaatıyla intifa veya oturma hakkı yerine konut üzerinde mülkiyet hakkı tanınması da mümkündür.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 240Kaynağı aç
Madde 240- Sağ kalan eş, eski yaşantısını devam ettirebilmesi için, ölen eşine ait olup birlikte yaşadıkları konut üzerinde kendisine katılma alacağına mahsup edilmek, yetmez ise bedel eklenmek suretiyle intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebilir; mal rejimi sözleşmesiyle kabul edilen başka düzenlemeler saklıdır. Sağ kalan eş, aynı koşullar altında ev eşyası üzerinde kendisine mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir. Haklı sebeplerin varlığı hâlinde, sağ kalan eşin veya ölen eşin yasal mirasçılarının istemiyle intifa veya oturma hakkı yerine, konut üzerinde mülkiyet hakkı tanınabilir. Sağ kalan eş, mirasbırakanın bir meslek veya sanat icra ettiği ve altsoyundan birinin aynı meslek veya sanatı icra etmesi için gerekli olan bölümlerde bu hakları kullanamaz. Tarımsal taşınmazlara ilişkin miras hukuku hükümleri saklıdır. 3. Üçüncü kişilere karşı dava

Saklı Pay Güvencesi ve Muris Muvazaası

Miras hukukunda saklı pay güvencesi yalnızca belirli yasal mirasçılara özgülenmiştir. Mirasbırakanın kendi kardeşlerinin kanunen saklı pay hakkı bulunmamakta olup bu hak yalnızca sağ kalan eş, altsoy ile murisin anne ve babası lehine düzenlenmiştir. Bu kapsamda mirasbırakan tasarruf özgürlüğü sınırları dahilinde kardeşlerin miras hisseleri üzerinde tasarruf gerçekleştirebilir. Buna karşın mirasbırakan sağlığında mirasçıları mahrum etme kastıyla gerçekte bağışlamak istediği bir taşınmazını tapuda satış gibi göstererek intikal ettirmişse, saklı pay sahibi olup olmadığına bakılmaksızın tüm yasal mirasçılar muris muvazaası hukuki sebebiyle tapu iptali ve tescil davası açabilir.

Mirasın Reddi Şartları ve Hükümleri

Miras üç ay içinde reddolunabilir; ret beyanı mirasın açıldığı yer sulh hukuk mahkemesine sözlü veya yazılı olarak kayıtsız ve şartsız bildirilir, kısmi ret yapılamaz. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 606. maddesi uyarınca bu ret süresi, yasal mirasçılar bakımından mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten; vasiyetname ile atanmış mirasçılar bakımından ise mirasbırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği andan itibaren işlemeye başlar. Kanunun 610. maddesi gereğince yasal süresi içinde mirası reddetmeyen mirasçı mirası kayıtsız şartsız kazanmış sayılır. Ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine mal eden mirasçı mirası reddedemez. Buna karşılık zamanaşımı veya hak düşümü sürelerinin dolmasına engel olmak amacıyla dava açılması ya da cebrî icra takibi yapılması ret hakkını ortadan kaldırmaz.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 606Kaynağı aç
Madde 606- Miras, üç ay içinde reddolunabilir. Bu süre, yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri; vasiyetname ile atanmış mirasçılar için mirasbırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlar. b. Terekenin yazımında
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 610Kaynağı aç
Madde 610- Yasal süre içinde mirası reddetmeyen mirasçı, mirası kayıtsız şartsız kazanmış olur. Ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine maleden mirasçı, mirası reddedemez. Zamanaşımı veya hak düşümü sürelerinin dolmasına engel olmak için dava açılması ve cebrî icra takibi yapılması, ret hakkını ortadan kaldırmaz. III. Mirasçılardan biri tarafından ret

Mirasbırakanın altsoyunun tamamının mirası reddetmesi durumunda ise Türk Medeni Kanunu'nun 613. maddesi gereğince reddedilen miras payları kardeşlere intikal etmeyip bütünüyle sağ kalan eşe geçer.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 613Kaynağı aç
Madde 613- Altsoyun tamamının mirası reddetmesi hâlinde, bunların payı sağ kalan eşe geçer. 3. Sonra gelen mirasçılar yararına ret
Kardeşler arasında miras paylaşım davası ne zaman açılabilir?

Ortaklığı sürdürme yönünde bir sözleşme veya kanuni bir zorunluluk bulunmadıkça, her bir mirasçı herhangi bir zamanaşımına tabi olmaksızın her zaman sulh mahkemesinden mirasın paylaştırılmasını isteyebilir.

Kardeşlerin mirasta saklı pay hakkı bulunur mu?

Hayır, mirasbırakanın kendi kardeşlerinin yasal saklı pay hakkı bulunmamaktadır; saklı pay koruması yalnızca sağ kalan eş, altsoy ve murisin anne ile babası lehine öngörülmüştür.

Veraset ilamı almak için bütün kardeşlerin birlikte başvurması gerekir mi?

Hayır, veraset ilamı mirasçılardan tek bir kişinin sulh hukuk mahkemesine veya notere başvurmasıyla alınabilir ve belgede tüm mirasçılar ile miras payları gösterilir.

Miras taksim sözleşmesi hangi geçerlilik şekline tabidir?

Miras paylaşma sözleşmesinin hukuken geçerli kabul edilebilmesi için Türk Medeni Kanunu'nun 676. maddesi uyarınca yazılı şekilde yapılması zorunludur.

Çocukların tamamı mirası reddederse tereke kardeşlere kalır mı?

Hayır, altsoyun tamamının mirası reddetmesi hâlinde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 613. maddesi uyarınca bu miras payları sağ kalan eşe geçer.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu