Kamulaştırılan Taşınmazın Amacına Uygun Kullanılmaması ve Geri Alma Hakkı

by Avukat Erdal Ersoy
Kamulaştırılan Taşınmazın Amacına Uygun Kullanılmaması ve Geri Alma Hakkı

Kamulaştırılan bir taşınmaz, kamulaştırma bedelinin kesinleşmesinden itibaren beş yıl içinde kamulaştırma ve devir amacına uygun hiçbir işlem veya tesisat yapılmaksızın ya da kamu yararına yönelik bir ihtiyaca tahsis edilmeksizin olduğu gibi bırakılırsa, mal sahibi ya da mirasçıları belirli koşulları yerine getirerek taşınmazlarını geri alma hakkı kazanır. Bu hak, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 23. maddesinde düzenlenmiştir. Anayasa Mahkemesi ise mülkiyetten yoksun bırakan işlemlerde salt soyut olarak kamu yararı amacının bulunmasının kural olarak yeterli olmadığını vurgulamaktadır.

2942 sayılı KAMULAŞTIRMA KANUNU m. 23Kaynağı aç
Madde 23 – Kamulaştırma bedelinin kesinleşmesi tarihinden itibaren beş yıl içinde, kamulaştırmayı yapan idarece veya 22 nci maddenin dördüncü fıkrası uyarınca devir veya tahsis yapılan idarece; kamulaştırma ve devir amacına uygun hiç bir işlem veya tesisat yapılmaz veya kamu yararına yönelik bir ihtiyaca tahsis edilmeyerek taşınmaz mal olduğu gibi bırakılırsa, mal sahibi veya mirasçıları kamulaştırma bedelini aldıkları günden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte ödeyerek, taşınmaz malını geri alabilir.[26] Doğmasından itibaren bir yıl içinde kullanılmayan geri alma hakkı düşer. (Ek fıkra: 10/9/2014-6552/100 md.) Birinci ve ikinci fıkrada belirtilen süreler geçtikten sonra kamulaştırılan taşınmaz malda hakları bulunduğu iddiasıyla eski malikleri veya mirasçıları tarafından idareden herhangi bir sebeple hak, bedel veya tazminat talebinde bulunulamaz ve dava açılamaz. Aynı amacın gerçekleşmesi için birden fazla taşınmaz mal birlikte kamulaştırıldığı takdirde bu taşınmaz malların durumunun bir bütün oluşturduğu kabul edilerek yukarıdaki fıkralar buna göre uygulanır. Özel kanunlarda bu maddenin uygulanmayacağına ilişkin hükümler saklıdır. 1164 sayılı Arsa Ofisi Kanununa dayanılarak yapılan kamulaştırmalarda ve bu Kanunun 3 üncü maddesinin 2 nci fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda bu madde hükmü uygulanmaz. BEŞİNCİ KISIM Hasar, Doğacak Hak ve Borçlar, Trampa Yolu ile ve Acele Kamulaştırma BİRİNCİ BÖLÜM Hasar Kamulaştırma bedelinden düşülebilecek hasar

Kamulaştırmanın Anayasal Çerçevesi

Anayasa'nın 46. maddesi, devlet ve kamu tüzel kişilerine kamu yararının gerektirdiği hallerde özel mülkiyetteki taşınmazları kamulaştırma yetkisi tanımaktadır. Bu yetki, gerçek karşılığın peşin ödenmesi ve kanunla gösterilen esas ile usullere uyulması koşuluna bağlanmıştır. Anayasa Mahkemesi, kamu yararı olmaksızın devletin gerçek karşılığın çok üstünde bedellerle dahi bireylerin mülkiyet hakkına el atmasının düşünülemeyeceğini belirtmektedir.

Geri Alma Hakkının Koşulları

2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 23. maddesinin birinci fıkrasına göre geri alma hakkının doğabilmesi için kamulaştırmayı yapan idare ya da devir veya tahsis yapılan idare tarafından kamulaştırma ve devir amacına uygun hiçbir işlem veya tesisat yapılmamış olması, ya da taşınmazın kamu yararına yönelik bir ihtiyaca tahsis edilmeksizin olduğu gibi bırakılmış bulunması gerekmektedir. Maddede bu iki durum birbirinin alternatifi olarak düzenlenmiştir; her ikisinin birlikte gerçekleşmesi aranmamaktadır. Bu koşulların saptanmasına esas alınan süre, kamulaştırma bedelinin kesinleşmesi tarihinden itibaren beş yıldır.

Geri alma hakkını kullanan mal sahibi veya mirasçısı, kamulaştırma bedelini aldığı günden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte ödemek zorundadır. Bu ödeme yükümlülüğü hakkın kullanılmasının ön koşuludur.

Süreler

Geri alma hakkının doğmasından itibaren bir yıl içinde kullanılmaması hâlinde hak düşer. 2942 sayılı Kanun'un 23. maddesinin ikinci fıkrası bu sonucu açıkça öngörmektedir. Böylece uygulamada birbirini izleyen iki süre söz konusu olur: bedellin kesinleşmesinden itibaren beş yıllık bekleme dönemi ve hakkın doğumundan itibaren bir yıllık kullanım süresi.

Kamulaştırma Kanunu'nun 23. maddesine 6552 sayılı Kanun'un 100. maddesiyle 10 Eylül 2014 tarihinde eklenen üçüncü fıkra, birinci ve ikinci fıkralardaki süreler geçtikten sonra eski maliklerin veya mirasçılarının herhangi bir sebeple idareden hak, bedel veya tazminat talebinde bulunamamasını ve dava açamamasını öngörmektedir. Bu fıkranın 10 Eylül 2014 öncesine ait kamulaştırmalara uygulanıp uygulanamayacağı, her somut olayın kendi koşullarına göre değerlendirilmesi gereken ayrı bir meseledir.

Birden Fazla Taşınmazın Birlikte Kamulaştırılmasında Bütünlük Kuralı

Aynı amacın gerçekleşmesi için birden fazla taşınmaz birlikte kamulaştırıldığında bu taşınmazların durumu bir bütün oluşturduğu kabul edilir; geri alma hakkının doğup doğmadığı taşınmazların tümüne göre belirlenir. Bu kural 2942 sayılı Kanun'un 23. maddesinin dördüncü fıkrasında açıkça düzenlenmiş olup Yargıtay 5. Hukuk Dairesi de bu ilkeyi uygulamaktadır. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/12327, K. 2025/10635 sayılı kararında geri alma hakkının doğumu için beş yıl içinde kamulaştırma ve devir amacına uygun hiçbir işlem ve tesisat yapılmamış olması ile taşınmazın olduğu gibi bırakılması şartlarını aynı amaç kapsamında birlikte kamulaştırılan taşınmazların tümü esas alınarak değerlendirmiş; bu ilkenin Bölge Adliye Mahkemesi'nce de benimsendiğini onaylamıştır.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/12327, K. 2025/10635Kaynağı aç
5. Hukuk Dairesi         2024/12327 E.  ,  2025/10635 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2454 Esas, 2024/1699 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/316 Esas, 2023/268 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırılan taşınmazın 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (2942 sayılı Kanun'un) 23 üncü maddesi gereği geri alım istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde özetle; Yalova ili, … ilçesi, … Köyünde bulunan ve eski parsel numaraları 349, 296, 297, 304, 305, 306, 393, 394, 395, 396, 538, 552, 522, 527, 544, 546, 547, 548, 550 ve 551 olan 20 adet taşınmazın 2942 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesine dayanılarak 14.10.2002 tarihinde yapılan protokolle Belediye Hizmet alanı, Belediye Hizmet ve Eğitim Alanı, Rekreasyon Alanı, Piknik Alanı ve Bölgesel Spor Alanı amacında kullanılmak üzere … Belediye Başkanlığına satışının Bakanlık Makamının 18.07.2002 tarihli olurları ile uygun görüldüğüne ilişkin yazıları gereğince … Belediyesine devredildiğini ve taşınmazların tapu kaydına 04.03.2003 tarihli devir şerhi konulduğunu, bu taşınmazlardan 296, 297 ve 544 parsel sayılı taşınmazlar dışındaki 17 adet taşınmazın 05.10.2015 tarihinde yapılan imar uygulaması ile birleşerek 114 ada 2 parsel nolu taşınmazın oluşturulduğunu, … Belediyesince 19.01.2016 tarihli ve 124 sayılı yazısıyla taşınmazın tapu kaydında bulunan devir şerhinin terkininin talep edildiğini, oluşan 114 ada 2 parsel nolu taşınmazın devir amacında kullanılmadığı tespit edildiği gibi imar planında da … alanı olarak ayrıldığının görüldüğünü, taşınmazın devir amacında kullanılmaması ve imar planının değiştirilmiş olması nedeniyle devir şerhinin terkin edilip edilmeyeceğiyle ilgili olarak 09.02.2017 tarihli ve 4402 sayılı Bakanlık Mukamının oluruyla, taşınmazın devir işlemi sonrasında 2942 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesi ve Belediye ile yapılan protokolün 4 üncü maddesinin (b) fıkrasına aykırılık bulunması nedeniyle Hazinenin geri alım hakkının doğduğunun bildirildiğini belirterek 114 ada 2 parsel nolu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmazın devir amacında kullanılmaması ve imar planının değiştirilmiş olması nedeniyle devir şerhinin terkin edilip edilmeyeceğiyle ilgili Bakanlık ile yapılan yazışmalar sonucu 09.02.2017 tarihli Bakanlık Oluruyla taşınmazın devir işlemi sonrasında 2942 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesi ve Belediye ile yapılan protokolün 4 üncü maddesinin (b) bendine aykırılık bulunması nedeniyle Hazinenin geri alım hakkının doğduğunun bildirildiğini, davalı idareye taşınmazları iade etmesinin bildirildiğini, 03.03.2017 tarihli yazı ile tescile muvafakat edilmeyeceğinin bildirildiğini, geri alım sebebi bulunmadığından davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 2942 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesi uyarınca; kamulaştırılan taşınmazın geri alınabilmesi için kamulaştırma bedelinin kesinleşme tarihinden itibaren 5 yıl içinde kamulaştırmayı yapan idarece kamulaştırma ve devir amacına uygun hiçbir işlem ve tesisat yapılmamış olması ve kamu amacına yönelik hiçbir ihtiyaca tahsis edilmeyerek taşınmaz malın olduğu gibi bırakılması gerektiği, geri alma hakkının doğmasından itibaren 1 yıl içinde kullanılmayan hakkın düşeceği, aynı amacın gerçekleşmesi için birden fazla taşınmaz birlikte kamulaştırıldığı takdirde bu taşınmazın durumunun bir bütün oluşturduğu kabul edilerek geri alma hakkının doğumu taşınmazların tümüne göre belirleneceği, dosyada bulunan bilgi ve belgelere göre, 2942 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinde belirlenen yasal koşullar oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi yerinde olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

23. Maddenin Uygulanmadığı Hâller

2942 sayılı Kanun'un 23. maddesinin beşinci fıkrası bazı durumlarda bu maddenin uygulanmayacağını öngörmektedir. 1164 sayılı Arsa Ofisi Kanunu'na dayanılarak yapılan kamulaştırmalar ile 2942 sayılı Kanun'un 3. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen hallerde gerçekleştirilen kamulaştırmalarda 23. madde hükmü uygulanmaz. Özel kanunlardaki muafiyet hükümleri de saklı tutulmuştur.

22. Madde Kapsamındaki Hâller

2942 sayılı Kanun'un 22. maddesi, geri alma hakkını farklı bir çerçevede ele almaktadır. Bu madde kapsamında kamulaştırma amacına uygun tesisat, yapı veya donatı yapılıp en az beş yıl kullanıldıktan sonra ihtiyacın ortadan kalkması hâlinde taşınmaz eski malike iade edilmez; eski malik veya mirasçıları bu durumda idareden hak, bedel veya tazminat talebinde bulunamaz. Bu hüküm 6495 sayılı Kanun'un 26. maddesiyle eklenmiştir.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E. 2013/19896, K. 2014/88Kaynağı aç
18. Hukuk Dairesi         2013/19896 E.  ,  2014/88 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, tazminat istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Davacılar vekili dava dilekçesinde…'ın …. 1 parselde kayıtlı taşınmazın ½ hisseli maliki olduğunu, davalı idarenin sözkonusu taşınmazı malzeme ocağı yapmak amacıyla kamulaştırdığını, 19.06.2008 tarihinde 5018 sayılı yasa gereği taşınmazın mülkiyetinin… Hazinesine devredildiğini ve devredilen bu taşınmazın 5928.34 m²'lik kısmının 1980 parsel olarak ifraz gördükten sonra 26.09.2008 tarihinde üçüncü bir kişiye satıldığını, Kamulaştırma Kanunu'nun 22. maddesi uyarıca müvekkillerine tanınan alım hakkının kullandırılmadığını belirterek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 10.000 TL'nin yasal faizi ile birlikte ödenmesini istemiş, mahkemece davanın Kamulaştırma Kanunu'nun 23. maddesindeki hak düşürücü süre dolması nedeniyle reddine karar verilmiştir. Dava Kamulaştırma Yasası'nın 22. maddesine göre, kamulaştırmadan vazgeçme nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 4650 Sayılı Kanun ile değişik 22. maddesinde “Kamulaştırmanın ve bedelinin kesinleşmesinden sonra taşınmaz malların kamulaştırma amacına veya kamu yararına yönelik herhangi bir ihtiyaca tahsisi lüzumu kalmaması halinde, keyfiyet idarece mal sahibi veya mirasçılarına 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre duyurulur. Bu duyurma üzerine mal sahibi veya mirasçıları, aldığı kamulaştırma bedelini üç ay içinde ödeyerek taşınmaz malını geri alabilir.(Değişik cümle: 12/07/2013- 6495 S.K./26. md.) Kamulaştırmayı yapan idarece kamulaştırma amacına uygun tesisat, yapı veya donatı yapıldıktan ve en az 5 yıl kullanıldıktan sonra bu ihtiyacın ortadan kalkması nedeniyle kamulaştırma amacında kullanılamayan taşınmazlar önceki mal sahibi veya mirasçılarına iade edilmez. Bu taşınmazların kamulaştırma amacı dışında idarece tasarruf edilmesi hâlinde, önceki mal sahibi veya mirasçıları tarafından idareden herhangi bir hak, bedel veya tazminat talebinde bulunulamaz. Ancak, kamulaştırılan taşınmaz mala kamulaştırmayı yapan idare dışında başka bir idare, kamulaştırma yoluyla gerçekleştirebileceği bir kamu hizmeti amacıyla istekli olduğu takdirde, yukarıdaki fıkra hükmü uygulanmayarak bu Kanunun 30. veya 1050 sayılı Muhasebei Umumiye Kanunu'nun 23. maddesine göre işlem yapılır”, 23. maddesinde ise “Kamulaştırma bedelinin kesinleşmesi tarihinden itibaren beş yıl içinde, kamulaştırmayı yapan idarece veya 22. maddenin ikinci fıkrası uyarınca devir veya tahsis yapılan idarece; kamulaştırma ve devir amacına uygun hiç bir işlem veya tesisat yapılmaz veya kamu yararına yönelik bir ihtiyaca tahsis edilmeyerek taşınmaz mal olduğu gibi bırakılırsa, mal sahibi veya mirasçıları kamulaştırma bedelini aldıkları günden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte ödeyerek, taşınmaz malını geri alabilir. Doğmasından itibaren bir yıl içinde kullanılmayan geri alma hakkı düşer. Aynı amacın gerçekleşmesi için birden fazla taşınmaz mal birlikte kamulaştırıldığı takdirde bu taşınmaz malların durumunun bir bütün oluşturduğu kabul edilerek yukarıdaki fıkralar buna göre uygulanır.” hükümleri yeralmaktadır. Kamulaştırma Kanunu'nun 22 ve 23. maddelerinin içeriği ve düzenlenme şekli dikkate alındığında 22. maddenin idareye yükümlülük, 23. maddenin ise malike hak verdiği anlaşılmaktadır. Buna göre, Yasanın 22. maddesinde idarenin kamulaştırılan taşınmaza kamulaştırma amacına veya kamu yararına yönelik herhangi bir ihtiyaca tahsisi lüzumu kalmadığı yönünde iradesi (kamulaştırmanın kesinleşmesinden sonra vazgeçme) sözkonusu olup, böyle bir sonuca ulaşılması halinde idareye keyfiyetin öncelikle mal sahibine duyurulması yükümlülüğü getirilmiş, bu yükümlülüğü yerine getirmeyerek taşınmazı üçüncü kişiye satması durumunda ise yasadaki düzenlemeler çerçevesinde mal sahibine kamulaştırma bedeli dışında kalan bedeli isteme hakkı tanınmıştır. 23. maddede ise idarenin kamulaştırma amacına veya kamu yararına yönelik herhangi bir ihtiyaca tahsis iradesi devam etmekle birlikte, bu amaca uygun herhangi bir işlem ve tesisat yapılmayarak olduğu gibi bırakılması nedeniyle yasada öngörülen süreler içerisinde mal sahibine taşınmazı geri alma hakkı verilmiştir. Ancak, 22. maddeye göre idare taşınmaza ihtiyacı kalmasa bile, beş yıl süre ile kamulaştırılan taşınmazı amacına uygun olarak kullanmış veya tesis yapmış ise, mal sahibi veya mirasçılarının dava hakkı bulunmamaktadır. Kaldı ki 22. maddeye göre bu hakkın kullanılması için taşınmazın tamamının kamulaştırma amacı doğrultusunda kullanılması gerekmemekte, bir kısmının dahi kullanılması durumunda iade zorunluluğu ortadan kalkmaktadır. Yine 22. maddedeki düzenlemeye göre, kamulaştırılan taşınmaz kamulaştırma amacı doğrultusunda veya üzerine tesis, yapı ve donatı yapılmasına rağmen beş yıl kullanılmaması halinde idarece satılmak istenirse öncelikle mal sahibi veya mirasçılarına müracaat edilmeli, bunların taşınmazı geri almak istememeleri durumunda üzerinde tasarrufta bulunmalıdır. Taşınmaz mal kamulaştırılmasına rağmen üzerinde hiçbir tesis, yapı veya donatı yapılmaz ya da kamulaştırma amacı doğrultusunda kullanılmaz ve idarece yasadaki usule uyulmaksızın satılırsa süre şartı aranmadan mal sahipleri veya mirasçıları kamulaştırma bedeli dışında kalan bedeli isteme hakkını kullanabilir. Somut olayda… Müdürlüğü tarafından dava konusu taşınmazın 1987 yılında kamulaştırıldığı ve kadastro çalışması neticesinde 597 parsel olarak tescil edildiği… Müdürlüğü'nün malvarlığının 5018 sayılı Kanun gereği genel bütçeye aktarılması neticesinde taşınmazın tapusunun 19.06.2008 tarihi itibariyle … Hazinesine geçtiği, 5928.34 m²'lik kısmının 1980 parsel olarak ifrazından sonra 26.09.2008 tarihinde üçüncü bir kişiye satıldığı, bu durumda idarenin kamulaştırma amacına veya kamu yararına yönelik herhangi bir ihtiyaca tahsisi lüzumu kalmadığından eldeki davada Kamulaştırma Kanunu'nun 22. maddesi uygulanması gerekmektedir. Taşınmazın ifraz edilen kısmının satılmasından önce ilgili idare tarafından kamulaştırılan taşınmazın üzerinde beş yıl süreyle kamulaştırma amacı doğrultusunda bir işlem (malzeme ocağı olarak kullanılması) yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa da süresi araştırılmamıştır. Mahkemece bu doğrultuda bir araştırma yapılarak taşınmazın ifrazdan önceki durumunda kamulaştırma amacına uygun bir kullanım olması halinde Yasanın yukarıda açıklanan hükmü doğrultusunda bu haktan faydalanamayacağı; aksi halde taşınmaz kamulaştırma amacına uygun olarak kullanılmamış ya da bir tesis yapılmamış ise kamulaştırılan taşınmaza bir ihtiyaç kalmaması halinde öncelikle yasa gereğince önceki maliklere duyurunun yapılması gerektiği, malikinin veya mirasçılarının geri alma yönünde bir iradelerinin bulunmaması durumunda ancak o zaman taşınmazı üçüncü bir kişiye satabileceği dikkate alınarak bir değerlendirme yapılması gerekirken, yerinde olmayan gerekçelerle ve olayda uygulama yeri bulunmayan Kamulaştırma Kanunu'nun 23. maddesine atıfta bulunmak suretiyle eksik incelemeye dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 13.01.2014 gününde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY YAZISI Dava konusu taşınmaz, davacıların murisleri… ile …. adına kayıtlı iken, tamamı … Müdürlüğü tarafından malzeme ocağı olarak kamulaştırılması neticesinde 02.01.1987 tarihinde …Müdürlüğü adına tescil edilmiştir. Bu taşınmaz, kadastro nedeniyle 03.07.1988 tarihinde, 597 parsel olarak 45902 m² yüzölçümü ile… Müdürlüğü adına tescil edilmiş iken, …Müdürlüğü’nün mal varlığının 5018 sayılı Kanun gereği genel bütçeye aktarılması nedeniyle 19.02.2006 tarihinde tashihen… Hazinesi adına tescil edilmiştir. Taşınmazın bulunduğu yerde ilk kez yapılan imar uygulaması neticesinde, %36 oranında DOP kesintisi yapılarak, ifrazen 1902-1903 parseller olarak…. adına tescil edilmiş, ikinci imar uygulaması neticesinde ise yine bir miktar DOP kesintisi yapılarak 1980 ve 1981 parseller olarak Hazine adına tescil edildikten sonra, 5928,34 m² yüzölçümü ile 04.06.2008 tarihinde … adına tapuya kaydedilmiş, 26.09.2008 tarihinde de dava dışı …’a satılmıştır.Davacılar, bu dava ile miras bırakanları adına kayıtlı iken kamu yararı gerekçesi ile kamulaştırılan bu taşınmazın, kamulaştırma amacına uygun hiçbir uygulama yapılmadan üçüncü şahsa satılması nedeniyle, Kamulaştırma Kanunu’nun 22. maddesine dayanarak tazminat istemişlerdir. 6100 sayılı HMK.nun 33. maddesine göre, maddi vakaları (olayları) anlatmak taraflara, hukuki tavsif (niteleme) hakime aittir. Davacı vekili, dava dilekçesinin açıklamalar bölümünün sondan 4. paragrafında, kamulaştırma amacına uygun hiçbir uygulama yapılmadan taşınmazın üçüncü kişiye satıldığını belirttiğinden, somut olayımızda 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 23. maddesinin uygulanması gerekmektedir. Anılan Madde’de mal sahibinin geri alma hakkı düzenlenmiştir. Buna göre, kamulaştırma bedelinin kesinleşmesi tarihinden itibaren 5 yıl içinde, kamulaştırmayı yapan idarece, kamulaştırma amacına uygun hiçbir işlem veya tesisat yapılmaz veya kamu yararına yönelik bir ihtiyaca tahsis edilmeyerek taşınmaz mal olduğu gibi bırakılırsa, mal sahibi veya mirasçıları kamulaştırma bedelini, aldıkları günden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte ödeyerek taşınmaz malı geri alabilir. Doğmasından itibaren 1 yıl içinde kullanılmayan geri alma hakkı düşer. Dava konusu taşınmazın kamulaştıran idarece, kamulaştırma amacına uygun hiçbir işlem veya tesisat yapılmadığı kamu yararına yönelik bir ihtiyaca tahsis edilmeyerek olduğu gibi bırakıldığı davacı tarafın kabulündedir. Esasen bu yön taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Kamulaştırma işlemi 1996 yılında yapılarak kesinleşmiş, 02.01.1987 tarihinde kamulaştıran idare adına tapuya tescil edilmiştir. 26.09.2008 tarihinde üçüncü kişiye satılmış, davacılar tarafından 09.11.2011 tarihinde, yani aradan 23 yıl 10 ay gibi uzunca bir süre geçtikten sonra, bu dava açılmıştır. Mahkemece, davanın 2942 sayılı Kanunun 23. maddesinde öngörülen 5 yıllık ve 1 yıllık hak düşürücü sürenin fazlası ile geçmesi ve böylece davacıların geri alma haklarının düşmesi nedeniyle tazminat talep etme haklarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kanunda belirlenen 5 yıllık ve 1 yıllık sürenin hak düşürücü süre olup, kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle buradaki sürelerin yorum yolu ile değiştirilmesinin mümkün olmadığı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 05.11.1997 gün ve 1997/15-664 Esas, 1997/878 Karar sayılı içtihadında açıkça belirtilmiştir. Bu itibarla, yerel mahkemenin davayı hak düşürücü süre nedeniyle red etmesinde, usul ve yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmamaktadır. Bu bağlamda, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 22. maddesinin somut olay açısından değerlendirilmesinde yarar görülmüştür. Anılan Kanun’un 24.04.2001 tarih ve 4650 sayılı Kanunla değişik 1. fıkrasında, “kamulaştırmanın ve bedelinin kesinleşmesinden sonra, taşınmaz malların kamulaştırma amacına veya kamu yararına yönelik herhangi bir ihtiyacı tahsisi lüzumu kalmaması halinde, keyfiyet idarece mal sahibi veya mirasçılarına 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre duyurulur. Bu duyurma üzerine mal sahibi veya mirasçıları, aldığı kamulaştırma bedelini 3 ay içinde ödeyerek taşınmaz malını geri alabilir.“ hükmü öngörülmüş iken, 12.07.2013 tarih ve 6495 sayılı sayılı kanunla fıkraya ek cümle eklenmiştir.Eklenen bu cümleyle “Kamulaştırmayı yapan idarece kamulaştırma amacına uygun tesisat, yapı veya donatı yapıldıktan ve en az 5 yıl kullanıldıktan sonra bu ihtiyacın ortadan kalkması nedeniyle kamulaştırma amacında kullanılamayan taşınmazlar önceki mal sahibi veya mirasçılarına iade edilmez. Bu taşınmazların kamulaştırma amacı dışında idarece tasarruf edilmesi halinde, önceki mal sahibi veya mirasçıları tarafından idareden herhangi bir hak, bedel veya tazminat talebinde bulunulamaz.” hükmü getirilmiştir. Bu maddeye göre, kamulaştırılan taşınmazın iade ve devir hakkının kullanılabilmesi için; kamulaştırmanın ve bedelinin kesinleşmesi, taşınmazın kamulaştırma amacına uygun olarak kamuya tahsis edilmesi, daha sonra kamu yararına yönelik herhangi bir ihtiyaca tahsisi lüzumu kalmaması gerekmektedir. Örneğin spor kompleksi olarak kamulaştırılan ya da okul yeri olarak kamulaştırılan taşınmaz malın spor kompleksi ya da okul olarak kullanılmasından sonra gelişen ekonomik durum ve sosyal alandaki değişiklikler veya sair nedenlerle, taşınmazın spor kompleksi ya da okul olarak kullanılmasına ihtiyaç kalmaması halinde, mal sahibinin geri alma hakkı mevcuttur. Maddenin 1. cümlesinde süre sınırlaması getirilmemiştir. Yani kamulaştırılan taşınmaza 30-40-50 sene sonra ihtiyaç duyulmaması halinde dahi mal sahibinin geri alma hakkı vardı. Ne var ki, kanun koyucu bu hakkın sınırsız olarak kullanılmasını doğru bulmayarak, 12.07.2013 tarihinde 6495 sayılı Kanun’un 26. maddesiyle ek cümle ilave etmiştir. Bu ek cümleyle, kamulaştırma yapan idarece kamulaştırma amacına uygun tesisat, yapı veya donatı yapıldıktan ve en az 5 yıl kullanıldıktan sonra bu ihtiyacın ortadan kalkması nedeniyle kamulaştırma amacında kullanılamayan taşınmazların önceki mal sahibi veya mirasçılarına iade edilemeyeceğini ve Geçici 8. madde ile de bu hükmün derdest davalarada uygulanacağı hükmünü getirmiştir. Maddenin 1. fıkrasına konulan ek cümleden sonra kamulaştırılan taşınmazın, kamulaştırma yapan idarece kamulaştırma amacına uygun olarak kullanılması tesisat, yapı veya donatı yapılması ve bu şekilde en az 5 yıl kullanılmasından sonra, önceki mal sahibi veya mirasçılarının idareden herhangi bir hak, bedel veya tazminat talep etme hakları kalmamıştır. Gelinen bu noktada, her iki maddenin birlikte değerlendirilmesi halinde; Kamulaştırılan taşınmazın mal sahibi tarafından 22. maddeye göre geri alınabilmesi için, kamulaştırmanın ve bedelinin kesinleşmesi, kamulaştırma amacına uygun bir ihtiyaca tahsis edilmesi, tesisat, yapı veya donatı yapılması ve ancak 5 yıl kullanılmadan bu ihtiyacın ortadan kalkması nedeniyle kamulaştırma amacında kullanılmaması gerekmektedir. 23. maddeye göre ise, kamulaştırma bedelinin kesinleşmesi tarihinden itibaren 5 yıl içinde kamulaştırma yapan idarece, kamulaştırma ve devir amacına uygun hiçbir işlem veya tesisat yapılmaması veya kamu yararına yönelik bir ihtiyaca tahsis edilmeyerek taşınmaz malın olduğu gibi bırakılması, 5 yılın bitiminden itibaren 1 yıl içerisinde geri alınma hakkının kullanılması, kamulaştırma bedelinin kanuni faiziyle birlikte ödenmesi şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir .Olayımıza gelince; kamulaştırılan taşınmaz mal, kamulaştırma amacına uygun kamu hizmetine tahsis edilmediği, kamulaştırma ve devir amacına uygun bir işlem ve tesisat yapılmadığı, kamu yararına yönelik bir ihtiyaca tahsis edilmeyerek olduğu gibi bırakıldığı için, somut olayda 22. maddenin uygulanma koşulları bulunmamaktadır. 5 yıllık ve 1 yıllık hak düşürücü sürelerin fazlası ile geçirilmesinden sonra dava açıldığından, davacı tarafın 23. Madde'deki geri alma hakkı da düşmüştür Bu nedenlerle, yerel mahkeme hükmü usul ve yasaya uygun bulunduğundan, onanması gerekirken, bozulmasına dair sayın çoğunluğun değerli görüşüne katılamıyorum. 13.01.2014

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E. 2013/19896, K. 2014/88 sayılı kararında taşınmazın tamamının değil bir kısmının dahi kamulaştırma amacı doğrultusunda kullanılması hâlinde 22. madde kapsamında iade zorunluluğunun ortadan kalktığını belirlemiştir. Bu yorumun 23. madde kapsamındaki geri alma hakkına doğrudan uygulanıp uygulanamayacağı söz konusu kararda açıkça ele alınmamıştır.

Ayrıca 22. madde kapsamında idarenin duyuruda bulunması üzerine mal sahibi veya mirasçıları, kamulaştırma bedelini aldıkları günden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte üç ay içinde ödeyerek taşınmazı geri alabilir. İade işleminin kamulaştırmanın ve bedelinin kesinleşmesinden sonra bir yıl içinde gerçekleşmesi hâlinde ise kamulaştırma bedeline faiz uygulanmaz. Bunun yanı sıra 22. madde hükümlerine göre taşınmazı geri almayı kabul etmeyen mal sahibi veya mirasçılarının 23. maddeye göre geri alma hakları da düşer. Öte yandan 22. madde hükümleri, kamulaştırmanın kesinleşmesi tarihinden itibaren beş yıl geçmiş olması hâlinde uygulanmaz.

2942 sayılı KAMULAŞTIRMA KANUNU m. 22Kaynağı aç
Madde 22 – (Değişik birinci fıkra: 24/4/2001 – 4650/13 md.) Kamulaştırmanın (…)[25] kesinleşmesinden sonra taşınmaz malların kamulaştırma amacına veya kamu yararına yönelik herhangi bir ihtiyaca tahsisi lüzumu kalmaması halinde, keyfiyet idarece mal sahibi veya mirasçılarına 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre duyurulur. (Değişik ikinci ve üçüncü cümleler: 10/9/2014 – 6552/100 md.) Bu duyurma üzerine mal sahibi veya mirasçıları, kamulaştırma bedelini aldıkları günden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte üç ay içinde ödeyerek taşınmaz malı geri alabilir. İade işleminin kamulaştırmanın ve bedelinin kesinleşmesinden sonra bir yıl içinde gerçekleşmesi hâlinde kamulaştırma bedelinin faizi alınmaz. (Mülga dördüncü cümle: 10/9/2014-6552/100 md.) (Ek fıkra: 10/9/2014-6552/100 md.) Bu madde hükümlerine göre taşınmaz malı geri almayı kabul etmeyen mal sahibi veya mirasçılarının 23 üncü maddeye göre geri alma hakları da düşer. (Ek fıkra: 10/9/2014-6552/100 md.) Bu madde hükümleri, kamulaştırmanın kesinleşmesi tarihinden itibaren beş yıl geçmiş olması hâlinde uygulanmaz. Ancak, kamulaştırılan taşınmaz mala kamulaştırmayı yapan idare dışında başka bir idare, kamulaştırma yoluyla gerçekleştirebileceği bir kamu hizmeti amacıyla istekli olduğu takdirde, yukarıdaki fıkra hükmü uygulanmayarak bu Kanunun 30 uncu veya 1050 sayılı Muhasebei Umumiye Kanununun 23 üncü maddesine göre işlem yapılır. Mal sahibinin geri alma hakkı

Bedelsiz Terk Edilen Taşınmazlarda Özel Durum

2942 sayılı Kanun'un 35. maddesi, imar mevzuatı kapsamında düzenlemeye tabi tutulan parsellerden düzenleme ortaklık payı olarak alınan ya da malikin muvafakatiyle kamusal kullanıma ayrılan taşınmazlara ilişkin özel bir hüküm içermektedir. Bu taşınmazlar için eski malikler tarafından mülkiyet iddiasında bulunulamaz ve karşılığı istenemez. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/4654, K. 2025/13993 sayılı kararında resmî senetle kayıtsız şartsız yapılan hibe işlemini ve henüz fiilen amaca aykırı bir kullanımın gerçekleşmemiş olduğunu gerekçe göstererek davanın reddini onamıştır.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/4654, K. 2025/13993Kaynağı aç
5. Hukuk Dairesi         2025/4654 E.  ,  2025/13993 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1521 Esas, 2025/146 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 11. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/99 Esas, 2023/408 Karar Taraflar arasındaki 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 23 üncü maddesi uyarınca geri alım istemli davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların İstanbul ili, …, … Mahallesi, … Mevkii, 165 pafta, eski 7 04… ada 33 parselde kayıtlı taşınmazın malikleri iken 15.10.1974 onaylı Mevzii İmar Planında, 20.02.1975 onaylı ve 27.07.1984 onaylı tadilat planlarında park alanı olarak ayrıldığını ve bedelsiz olarak terk işleminin 1982 yılında belediye tarafından yaptırıldığını, 1982 yılında bedelsiz terk işlemi ile hukuki olarak el atılan alanın söz konusu tarihten bu tarihe kadar imar uygulamaları çerçevesinde bir işleme tabi tutulmadığını belirterek 1974 yılı İmar Planları doğrultusunda park alanı olarak kopartılan, 1982 yılında bedelsiz terk işlemi ile … Başkanlığı uhdesine geçirilen, ancak aradan 37 yıl geçmiş olmasına rağmen bugüne kadar fiili olarak park haline getirilmeyen, bulunduğu alan itibarıyla park olarak kullanılmasının da mümkün bulunmadığı alana ait tapu kaydının iptali ile davacılar adına hisseleri oranında tesciline karar verilmesi talep etmiştir. II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmazın mer’i planda ana taşınmazın ayrık nizam konut alanı ve kısmen de taşkın önlemli alanda kaldığını, güncel tapu sisteminde yapılan incelemede bazı davacıların isimlerine rastlanmadığını, kamuya özgülenen ve maliklerin rızası ile terki 1982 yılında tamamlanan bir alanda kamulaştırmasız el atma bulunmadığını, kamulaştırma işleminin rızai terk yolu ile gerçekleştiğini, dolayısı ile 2942 sayılı Kanun'un 23 üncü madde şartlarının da gerçekleşmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; bedelsiz terk ile … alan olarak hukuken el atılan taşınmazda amacına uygun hiçbir işlem yapılmadığından 2942 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesi kapsamında geri alma haklarının doğduğunu ve davanın reddinin mülkiyet hakkının ihlali olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 2. Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; vekâlet ücretinin nispi hesaplanması gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 2942 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinde, "İmar mevzuatı gereğince düzenlemeye tabi tutulan parsellerden düzenleme ortaklık payı karşılığı olarak bir defaya mahsus alınan yol, … saha ve bunun gibi kamu hizmet ve tesislerine ayrılan yerlerde özel parselasyon sonunda malikinin muvafakati bulunan yerler için eski malikleri tarafından mülkiyet iddiasında bulunulamaz ve karşılığı istenemez" hükmü düzenlenmiş olup bedelsiz terk edilen taşınmazın terk amacına uygun olarak kullanılmaması halinde, Anayasa'nın 35 inci maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlali kabul edilerek malikince bedel istenebileceği şeklinde istisna getirilmiş ise de somut uyuşmazlıkta; … Sicil Müdürlüğünce düzenlenen resmî senet içeriğine göre kayıtsız şartsız yapılan hibe işlemi nedeni ile ve halihazırda fiilen amaca aykırı bir özgüleme ve fiili kullanım olmadığı da gözetildiğinde davanın reddine ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca maktu vekâlet ücreti takdirine yönelik Mahkeme kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde istinaf dilekçesini tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kamulaştırılan dava konusu taşınmaza ilişkin olarak davacıların geri alım hakkının bulunup bulunmadığına ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
2942 sayılı KAMULAŞTIRMA KANUNU m. 35Kaynağı aç
Madde 35 – İmar mevzuatı gereğince düzenlemeye tabi tutulan parsellerden düzenleme ortaklık payı karşılığı olarak bir defaya mahsus alınan yol, yeşil saha ve bunun gibi kamu hizmet ve tesislerine ayrılan yerlerle, özel parselasyon sonunda malikinin muvafakatı ile kamu hizmet ve tesisleri için ayrılmış bulunan yerler için eski malikleri tarafından mülkiyet iddiasında bulunulamaz ve karşılığı istenemez. Kamulaştırmadan sonra alınan tapu kaydının iptali

Anayasa Mahkemesi'nin Mülkiyet Hakkı Değerlendirmesi

Anayasa Mahkemesi, mülkiyetten yoksun bırakan işlemlerde salt soyut olarak kamu yararı amacının varlığının kural olarak yeterli olmadığını; kamu yararı amacının dayandığı sebeplerin somut olarak gerçekleştirilmesinin de gerektiğini ortaya koymaktadır. Mülkiyet hakkının sınırlandırılmasında ölçülülük ilkesi gereği elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin hakları arasında adil bir denge kurulması zorunludur; bu denge, başvurucunun şahsi olarak aşırı bir yüke katlandığının tespiti hâlinde bozulmuş sayılır.

Anayasa Mahkemesi, AYM Başvuru No. 2018/357, 29.09.2021 tarihli kararında incelediği somut olayda derece mahkemelerinin ve Yargıtay'ın kamulaştırmanın bütünü esas alınarak toplu konut projesi kapsamında faaliyetlerin gerçekleştirildiği gerekçesiyle geri alma veya tazminat koşullarının oluşmadığına hükmettiğini saptamış; bu gerekçeyi yeterli bulmamıştır. Mahkeme, kamulaştırma tarihinden bu yana geçen sürenin uzunluğu ve taşınmazların değerindeki artış dikkate alındığında başvurucunun mülkün oluşturduğu artı değerden yoksun bırakıldığını değerlendirmiş; uğranılan zararın tazmin edilmediğine de göre müdahalenin başvurucuya aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklediği ve adil dengenin başvurucu aleyhine bozulduğu sonucuna varmıştır. Söz konusu kararın mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönündeki görüşü çoğunluk görüşü olup beş üye bu görüşe katılmamıştır.

Sık Sorulan Sorular

Geri alma hakkı ne zaman doğar ve nasıl kullanılır?

Kamulaştırma bedelinin kesinleşmesinden itibaren beş yıl içinde kamulaştırma ve devir amacına uygun hiçbir işlem veya tesisat yapılmaması ya da taşınmazın kamu yararına yönelik bir ihtiyaca tahsis edilmeksizin olduğu gibi bırakılması hâlinde geri alma hakkı doğar. Hakkın doğumundan itibaren bir yıl içinde kullanılmaması hâlinde bu hak düşer. Geri almayı talep eden mal sahibi veya mirasçısı, kamulaştırma bedelini aldığı günden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte ödemek zorundadır.

Birden fazla taşınmaz kamulaştırıldıysa bir kısmı için ayrıca geri alma talep edilebilir mi?

Aynı amaç için birlikte kamulaştırılan taşınmazların durumu bir bütün olarak değerlendirilir; geri alma hakkının doğup doğmadığı tek tek her taşınmaza göre değil tüm taşınmazların bütünü esas alınarak belirlenir. Bu kural 2942 sayılı Kanun m. 23/4'te açıkça düzenlenmiş olup Yargıtay 5. Hukuk Dairesi de bu ilkeyi uygulamaktadır.

Beş ve bir yıllık süreler geçtikten sonra tazminat davası açılabilir mi?

2942 sayılı Kanun m. 23/3 uyarınca, birinci ve ikinci fıkralardaki süreler geçtikten sonra eski maliklerin veya mirasçılarının herhangi bir sebeple idareden hak, bedel veya tazminat talebinde bulunması ve dava açması mümkün değildir. Bu fıkra 10 Eylül 2014'te yürürlüğe girdiğinden bu tarihten önce gerçekleştirilen kamulaştırmalara uygulanabilirliği ayrı bir değerlendirme konusudur.

Kamulaştırma amacına uygun kullanım yapılmamışsa ne yapılabilir?

Anayasa Mahkemesi, kamulaştırma amacının soyut varlığının kural olarak yeterli olmadığını, kamu yararı gerekçesinin somut olarak hayata geçirilmesi gerektiğini benimsemektedir. Mülk değerindeki artıştan yoksun bırakılma ve zararın karşılanmaması, ölçülülük ve adil denge ilkeleri çerçevesinde mülkiyet hakkı ihlali olarak değerlendirilebilir; ancak her somut olayın koşulları belirleyicidir.

23. madde her kamulaştırma için geçerli midir?

Hayır. 1164 sayılı Arsa Ofisi Kanunu'na dayanılarak yapılan kamulaştırmalarda ve 2942 sayılı Kanun'un 3. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen hallerde yapılan kamulaştırmalarda 23. madde uygulanmaz. Özel kanunlardaki muafiyet hükümleri de ayrıca saklıdır.

22. madde kapsamında geri almayı reddeden mal sahibi 23. maddeye göre de talepte bulunabilir mi?

Hayır. 2942 sayılı Kanun m. 22 hükümlerine göre taşınmazı geri almayı kabul etmeyen mal sahibi veya mirasçılarının 23. maddeye göre geri alma hakları da düşmektedir. Bu hüküm 6552 sayılı Kanun'un 100. maddesiyle eklenmiştir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu