Kamulaştırma işlemlerinde taşınmaz bedelinin nakden ve peşin ödenmesi kural olmakla birlikte, taksitlendirme ve ödemenin gecikmesi hâllerinde Anayasa ve kanun hükümleri uyarınca faiz işletilmesi söz konusu olmaktadır. Öte yandan kamulaştırma bedelinin borçlunun temerrüdü sebebiyle geç ödenmesi neticesinde temerrüt faizini aşan bir zarar doğduğunda, alacaklının kusur sorumluluğuna dayalı munzam zarar talebinde bulunma imkânı doğabilmektedir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 122Kaynağı aç
2709 sayılı TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI m. 46Kaynağı aç
Kamulaştırmanın Anayasal Temeli ve İdarenin Nakden Ödeme Yükümlülüğü
Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca herkes mülkiyet ve miras haklarına sahiptir ve bu haklar ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlandırılabilir. Anayasa'nın 46. maddesi gereğince Devlet ve kamu tüzel kişileri, kamu yararının gerektirdiği hâllerde özel mülkiyette bulunan taşınmazların tamamını veya bir kısmını, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla kamulaştırmaya yetkilidir. Kamu tüzel kişileri kamulaştırma yetkisini, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca kanunlarla veya Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yükümlü kılındıkları kamu hizmetlerinin ya da teşebbüslerinin yürütülmesi amacıyla ve tabi oldukları mevzuat ile faaliyet alanları çerçevesinde kullanabilirler.
2942 sayılı KAMULAŞTIRMA KANUNU m. 3Kaynağı aç
2942 sayılı Kanun'un 3. maddesinin birinci fıkrası uyarınca idareler kamulaştırma bedellerini kural olarak nakden ve peşin ödemekle yükümlü olup yeterli ödenek temin edilmeden kamulaştırma işlemlerine başlayamazlar. Ayrıca Kanun'un 7. maddesi gereğince, tapuya verilen kamulaştırma şerhinden itibaren altı ay içinde Kanun'un 10. maddesine göre bedel tespiti ve tescil davası açıldığına ilişkin mahkemeden alınan belge tapu idaresine ibraz edilmezse bu şerh tapu idaresince re'sen sicilden silinir.
Acele Kamulaştırma ve Bedelin Mahkemece Belirlenmesi
2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi kapsamında acele kamulaştırma; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu uygulamasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hâllerde ya da özel kanunlarda öngörülen olağanüstü durumlarda uygulanabilir. Bu usulde kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, mahkemece yedi gün içinde tespit edilen değerin idare tarafından bankaya yatırılması suretiyle taşınmaz mala el konulabilmektedir.
2942 sayılı KAMULAŞTIRMA KANUNU m. 27Kaynağı aç
2942 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca açılan kamulaştırma bedelinin tespiti ve idare adına tescili davasında, tarafların bedelde anlaşamaması hâlinde hâkim tarafından tespit edilen bedelin banka hesabına yatırılması ve makbuzunun ibrazı için idareye on beş gün süre verilir. Bu süre gereken hâllerde mahkemece bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilir.
2942 sayılı KAMULAŞTIRMA KANUNU m. 10Kaynağı aç
2942 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca tespit edilen bedelin banka hesabına yatırıldığına ilişkin makbuzun sunulması üzerine mahkemece taşınmazın idare adına tesciline ve bedelin hak sahibine ödenmesine karar verilir. Hak sahibinin belirlenemediği durumlarda ise bedel bloke edilerek, mahkemece üçer aylık vadeli hesaba dönüştürülmesi ve nemalandırılması yönünde gerekli tedbirler alınır.
Bedel Tespiti Yargılamasında Faiz Hesabı ve Anayasa Mahkemesi Kararı
2942 sayılı Kanun'un 10. maddesine 6459 sayılı Kanun ile eklenen hüküm uyarınca açılan bedel tespiti davalarında, davanın dört ay içinde sonuçlandırılamaması hâlinde işletilecek faizin başlangıcı ve kapsamı konusunda yargı kararlarında farklı çözümler uygulanmıştır. Kimi kararlarda dava tarihinden dört ay sonrasından nihai karar tarihine kadar yasal faiz yürütülmesi öngörülürken, kimi uyuşmazlıklarda ise acele el koyma bedeli düşüldükten sonra bozma öncesi tespit edilen fark bedele ilk karar tarihine, bozma sonrası ortaya çıkan fark bedele ise son karar tarihine kadar faiz işletilmesi ve faiz bitiş tarihlerinin kararda gösterilmesi aranmıştır.
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2021/9864, K. 2022/3183Kaynağı aç
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2021/9858, K. 2022/3017Kaynağı aç
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2015/12463, K. 2015/16761Kaynağı aç
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2021/10109, K. 2022/5256Kaynağı aç
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2016/22340, K. 2018/5113Kaynağı aç
Kamulaştırma bedelinin tespiti davasının dört ay içinde bitirilememesi hâlinde yasal faiz işletilmesini öngören 2942 sayılı Kanun'un 10. maddesindeki ek fıkra hükmü, Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve E. 2022/83, K. 2023/69 sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Enflasyon ve değer kaybı karşısında kanuni faizin hak sahibinin zararını karşılamakta yetersiz kaldığı gerekçesiyle verilen bu iptal kararı neticesinde, dört aylık süreye dayalı yasal faiz kuralı yürürlükten kalkmıştır.
Taksitlendirme Rejimi ve Kamu Alacakları Faiz Oranı
Anayasa'nın 46. maddesi ile 2942 sayılı Kanun'un 3. maddesi uyarınca; büyük enerji ve sulama projeleri, iskân projeleri, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyıların korunması ve turizm amacıyla yapılan kamulaştırmalarda bedelin taksitle ödenmesi kanunla düzenlenebilir. Bu durumlarda kamulaştırma bedelinin o yıl Genel Bütçe Kanununda gösterilen miktarı nakden ve peşin ödenir ve bu peşin miktar kamulaştırma bedelinin altıda birinden az olamaz.
Peşin ödenmesi gereken tutarı aşan kamulaştırma alacakları, kanuni peşinat miktarının altında kalmamak şartıyla en çok beş yıllık süre zarfında ve eşit taksitler hâlinde ödenir. Bu taksit tutarlarına, peşin ödemenin yapıldığı tarihi izleyen günden başlamak üzere Devlet borçlarına uygulanan en yüksek faiz oranı yürütülür. Buna karşın kamulaştırılan arazisini bizzat işleyen küçük çiftçilere yapılacak ödemeler hiçbir biçimde takside bağlanamaz ve tamamı peşin olarak ödenir.
Anayasa'nın 46. maddesinin son fıkrası uyarınca, kanunda gösterilen taksitlendirmelerde ve herhangi bir nedenle ödenmemiş bulunan kamulaştırma bedellerinde kamu alacakları için geçerli olan en yüksek faiz oranı uygulanır. Yargı kararlarında bu en yüksek faizin kapsamı, kanun gereğince taksitlendirmeye konu tutulan ve ödenmemiş kalan ihtilafsız kamulaştırma bedelleri ile kesin hükümle karara bağlanan bedel artırımları esas alınarak yorumlanmaktadır.
Kanun Yolu Sonucu Bedelin Düşmesi Hâlinde Faiz Muafiyeti
2942 sayılı Kanun'un 10. maddesinin sekizinci fıkrasına göre, istinaf veya temyiz incelemesi sonucunda kesinleşen kamulaştırma bedelinin hak sahibine peşin ödenen tutardan daha az olması durumunda aradaki fark idarece ilgilisinden talep edilir. Bu kapsamda idare tarafından yapılan ödeme tarihi ile geri ödemeye ilişkin yazının ilgilisine tebliğ edildiği tarih arasındaki süre bakımından faiz alınmaz.
Türk Borçlar Kanunu Kapsamında Munzam Zarar Talebi
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122. maddesi, borçlunun temerrüdü sebebiyle temerrüt faizini aşan bir zarara uğrayan alacaklının korunmasını düzenlemektedir. Söz konusu düzenleme uyarınca borçlu, temerrüde düşmede hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe aşkın zararı gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarının yürüyen davada saptanabilmesi hâlinde hâkim, davacının açık talebi üzerine davanın esası hakkında karar verirken bu munzam zarara da hükmedebilmektedir.
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E. 2015/5164, K. 2015/18416Kaynağı aç
Munzam zarar sorumluluğu, temerrüt faizi işletilebilir nitelikte olması şartıyla borcun haksız fiilden, sözleşmeden, sebepsiz zenginleşmeden, kanundan veya vekâletsiz iş görmeden kaynaklanmasına bakılmaksızın tüm para borçlarında geçerlidir. Bu zararın talep edilebilmesi için; geçerli bir para borcunun bulunması, borçlunun kusurlu davranışı nedeniyle temerrüde düşmüş olması, temerrüt faizini aşan somut ve maddi bir zararın doğması, temerrüt ile bu zarar arasında illiyet bağının bulunması ve alacaklının açıkça munzam zarar isteminde bulunması unsurlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2011/18-730, K. 2012/373Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2800, K. 2021/1629Kaynağı aç
Dava Usulü, Zamanaşımı ve İhtirazi Kayıt
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu içtihatlarına göre munzam zarar, asıl borç ve temerrüt faizi yükümlülüğünden tamamen farklı, borçlunun temerrüdüyle doğup asıl borcun ifasına kadar geçen sürede artarak süren ve asıl borçtan bağımsız yeni bir borçtur. Bu niteliği sebebiyle asıl alacak ve faizler yönünden icra takibi yapılması veya dava açılması sırasında munzam zarar talep edilmemiş olsa dahi takip veya dava konusu borç içinde değerlendirilmez.
Asıl alacağın faiziyle birlikte tahsiline yönelik icra takibinde veya davada munzam zarar hakkının saklı tutulduğuna ilişkin bir ihtirazi kayıt ileri sürülmesine gerek bulunmamaktadır. Alacaklı munzam zararı on yıllık zamanaşımı süresi içinde ayrı bir dava açarak talep edebilir.
Munzam Zararın İspatına İlişkin Yargısal Yaklaşımlar
Munzam zararın ispatı konusunda yargı kararlarında farklı yaklaşımlar yer almaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/2800 E., 2021/1629 K. sayılı kararında ve ilgili daire kararlarında alacaklının; uğradığı zararın temerrüt faizinden fazla olduğunu genel ekonomik olumsuzlukların, cari enflasyon oranının, yüksek döviz kurlarının ve mevduat faizlerinin dışında, kendi durumuna özgü somut vakıalarla ispatlaması gerektiği belirtilmiştir. Bu kararda, fiyat artışı ve döviz değişimine dayalı munzam zarar karinesi görüşü Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.
Bu doğrultuda alacaklının; parasını zamanında alamaması sebebiyle başkasına olan borcunu ödemek için daha yüksek faizle borçlandığını, yabancı para cinsinden borcunu kur farkı nedeniyle daha yüksek kurdan ödediğini, üçüncü kişilere karşı edimini yerine getiremediği için cezai şart veya vergi cezası ödediğini, mallarının haczedildiğini veya yüksek faizli kredi almak zorunda kaldığını somut olgularla kanıtlaması gerekir. Paranın zamanında ödenmemesinden dolayı mahrum kalınan olası kârlar veya varsayılan gelirler munzam zarar kapsamında tazmin edilmez.
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E. 2013/370, K. 2013/3521Kaynağı aç
Buna karşın Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2011/18-730 E., 2012/373 K. sayılı kararında; kamulaştırılan taşınmaz bedelinin uzun süre tahsil edilememesi ve paranın satın alma gücündeki kayıp dikkate alınarak alacaklıların zararlarını kanıtladığı yönündeki direnme kararı ispat bakımından yerinde bulunmuş, ancak zararın tutarı ve diğer itirazların incelenmesi için dosya ilgili daireye gönderilmiştir.
Kamulaştırma bedelinin tespiti davalarında faiz nasıl hesaplanır?
2942 sayılı Kanun'un 10. maddesinde davanın dört ay içinde bitirilememesi hâlinde yasal faiz işletilmesini öngören fıkra Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir. İptal öncesindeki yargı uygulamasında ise davanın dört ayı aştığı tarihten itibaren karar tarihine kadar veya bozma öncesi ve sonrası oluşan fark bedellere göre kademeli yasal faiz uygulanmaktaydı.
Küçük çiftçiye ait taşınmazın kamulaştırma bedeli taksitlendirilebilir mi?
Kamulaştırılan toprağı doğrudan doğruya işleten küçük çiftçiye ait taşınmazların bedeli taksitlendirmeye tabi tutulamaz ve Anayasa ile Kanun gereği her hâlde peşin ödenir.
Munzam zarar talebi için icra takibinde ihtirazi kayıt koymak zorunlu mudur?
Munzam zarar asıl borçtan ve temerrüt faizinden bağımsız yeni bir borç niteliği taşıdığından, asıl alacağın tahsili sürecinde ihtirazi kayıt dermeyan edilmesine gerek bulunmaksızın on yıllık zamanaşımı süresi içinde ayrı bir dava ile istenebilir.
Enflasyon ve kur artışı munzam zararın kanıtlanması için tek başına yeterli midir?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2021 tarihli kararına göre enflasyon, kur artışı ve mevduat faizleri gibi genel olgular davacıyı ispat yükünden kurtarmamakta ve zararın davacının durumuna özgü somut vakıalarla kanıtlanması aranmaktadır; önceki içtihatta ise uzun süreli tahsil edilememe ve satın alma gücü kaybı üzerinden fiili zarar kabulü yapılmıştır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

