Kambiyo Senetleri: Bono, Poliçe ve Çekin Hukuki Rejimi

by Avukat Erdal Ersoy
Kambiyo Senetleri: Bono, Poliçe ve Çekin Hukuki Rejimi

Kambiyo Senetlerinin Türleri, Nitelikleri ve İmzaların Bağımsızlığı

Kambiyo senetleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 670 ila 823 arasında düzenlenen ve kıymetli evrak niteliğini taşıyan senetlerdir. Kanunda kambiyo senetlerinin genel bir tanımı yapılmamış; ancak bu senetlerin zorunlu şekil şartları ve ortak özellikleri kanun koyucu tarafından belirlenmiştir. Türk Ticaret Kanunu kapsamında üç tür kambiyo senedi mevcuttur; bunlar poliçe, bono ve çektir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu sisteminde kıymetli evrak, içindeki hakkın senetten ayrı ileri sürülemeyeceği ve senetten bağımsız olarak başkalarına devredilemeyeceği senet olarak düzenlenmiştir. Hak ile senet arasındaki bu sıkı bağ sebebiyle kıymetli evrak ile hakkın birlikte tedavülü zorunludur. Kambiyo senetlerinde hak senede bağlı olduğundan, hakkın ileri sürülebilmesi için senedin ibrazı, devredilebilmesi için ise senet üzerindeki zilyetliğin devri aranır. Uygulamada bono ve çek en yaygın kullanılan senetler olmakla birlikte, kanunda poliçe ayrıntılı olarak düzenlenmiş, bonoda poliçe hükümlerine sıklıkla yollama yapılmış ve çek ayrıca Çek Kanunu kapsamında özel düzenlemelere tabi kılınmıştır. Kambiyo senetlerinin içerdiği hak yalnızca bir miktar paranın ödenmesi borcuna ilişkindir; senetteki hak mal teslimi veya ortaklık hukukundan doğan bir hak olamaz. Kambiyo senetleri hızlı tedavül kabiliyetleri sebebiyle düzenlendikleri ülke dışında da işlem görebilirler. Bu senetlerden çek nama, emre veya hamiline düzenlenebilirken, poliçe ve bono yalnızca nama veya emre yazılı ihdas edilebilir; poliçe ve bono hamiline düzenlenemez.

Kambiyo senetlerine soyutluk ilkesi hâkimdir. Senet usulünce düzenlendikten sonra, doğumuna yol açan temel ilişkideki aksaklık veya bozukluk kambiyo senedinin geçerliliğini etkilemez. Hamil, senedi devreden cirantanın şahsi haklarını değil, yalnızca senette yazılı olan hakları iktisap eder. Kambiyo senetlerinde şekil unsurları geçerlilik koşulu niteliğindedir; senetlerin ihdası, devri ve zayi olması hâlleri kanuni şekil şartlarına bağlanmış olup bu kurallara uyulmadığı takdirde senet hüküm ifade etmez ya da hedeflenen hukuki sonucu doğurmaz. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 756 uyarınca poliçe üzerindeki beyanların el ile imzalanması zorunludur; el ile atılan imza yerine mekanik herhangi bir araç, elle yapılan veya onaylanmış bir işaret ya da resmî bir şahadetname kullanılamaz. El yazısı dışındaki mekanik vasıtalarla atılan imzalar noter veya ihtiyar heyetince onaylanmış olsa dahi belgeye kambiyo senedi vasfı kazandırmaz. Parmak basmak suretiyle kambiyo senedi ihdas edilemez; el yazısıyla imza atamayan kimseler kambiyo senedine istinaden ancak temsilci aracılığıyla borç altına girebilirler. Bu imza kuralları bonolar ve çekler bakımından da tatbik edilir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 58Kaynağı aç
Madde 58 – (Değişik: 18/2/1965-538/30 md.) (Değişik birinci fıkra: 2/7/2012-6352/9 md.) Takip talebi icra dairesine yazılı veya sözlü olarak ya da elektronik ortamda yapılır. Talepte şunlar gösterilir: 1. (Değişik: 2/7/2012-6352/9 md.) Alacaklının ve varsa kanuni temsilcisinin ve vekilinin adı, soyadı; alacaklı veya vekili adına ödemenin yapılacağı banka adı ile hesap bilgileri; varsa Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarası; şöhret ve yerleşim yeri; alacaklı yabancı memlekette oturuyorsa Türkiye’de göstereceği yerleşim yeri (Yerleşim yeri gösteremezse icra dairesinin bulunduğu yer yerleşim yeri sayılır.); 2. (Değişik: 2/7/2012-6352/9 md.) Borçlunun ve varsa kanuni temsilcisinin adı, soyadı, alacaklı tarafından biliniyorsa Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarası, şöhret ve yerleşim yeri; Bir terekeye karşı yapılan taleplerde kendilerine tebligat yapılacak mirasçıların adı, soyadı, biliniyorsa Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarası, şöhret ve yerleşim yerleri; 3. (Değişik: 17/7/2003-4949/12 md.) Alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarı ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizi; 4. Senet, senet yoksa borcun sebebi; 5. Takip yollarından hangisinin seçildiği; Alacak belgeye dayanmakta ise, belgenin aslının veya alacaklı yahut mümessili tarafından tasdik edilmiş, borçlu sayısından bir fazla örneğinin takip talebi anında icra dairesine tevdii mecburidir. Alacaklıya takip talebinde bulunduğuna ve verdiği belgelere, talep ve takip masraflarına dair bedava ve pulsuz bir makbuz verilir. Takip masrafları:

Kambiyo senetleri hukukunda imzaların bağımsızlığı ilkesi geçerlidir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 677 uyarınca poliçede borçlanma ehliyeti bulunmayanların, hayali veya sahte kişilerin imzalarının yer alması yahut imzalayanları herhangi bir nedenle bağlamayan beyanların bulunması, senetteki diğer geçerli imzaların bağlayıcılığına halel getirmez. Türk Ticaret Kanunu m. 778/2-(d) hükmü gereğince geçersiz imzanın sonuçlarına ilişkin m. 677 kuralı bonolara, m. 818/1-(c) bendi gereğince de çeklere uygulanır. İmzaların bağımsızlığı kuralı, senedin düzenlenmesine yol açan temel hukuki ilişkiden bağımsız olup senedin doğumu anındaki ehliyetsizlik gibi iç sakatlıklara karşı senedin geçerliliğini korur. Benzer şekilde Türk Ticaret Kanunu m. 702/1-2 gereğince aval veren kişi kimin için taahhüt altına girmişse aynen onun gibi sorumlu olur ve teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten ötürü batıl olsa dahi aval verenin taahhüdü geçerliliğini korur. Aval veren kişi poliçe bedelini ödediğinde, Türk Ticaret Kanunu m. 702/3 uyarınca lehine taahhüt altına girdiği kişiye ve ona karşı sorumlu olan kişilere yönelik hakları kazanır. Türk Ticaret Kanunu m. 778/4 uyarınca da bonoda avalin kimin hesabına verildiği gösterilmemişse aval bonoyu düzenleyen hesabına verilmiş sayılır.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 167Kaynağı aç
Madde 167 – (Değişik: 18/2/1965-538/80 md.) Alacağı çek, poliçe veya emre muharrer senete müstenit olan alacaklı, alacak rehinle temin edilmiş olsa bile, bu bölümdeki hususi usullere göre haciz yolu ile veya borçlu iflasa tabi şahıslardan ise iflas yolu ile takipte bulunabilir. Alacaklı, takip talebinde 58 inci maddedeki hususlardan başka iflasa tabi borçlusu aleyhine haciz ve iflas yollarından hangisini istediğini bildirmeğe ve takip talebine kambiyo senedinin aslını ve borçlu adedi kadar tasdikli örneğini eklemeğe mecburdur. A) Haciz yolu ile takip: Ödeme emri:
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 702Kaynağı aç
MADDE 702- (1) Aval veren kişi, kimin için taahhüt altına girmişse aynen onun gibi sorumlu olur. (2) Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir. (3) Aval veren kişi, poliçe bedelini ödediği takdirde, poliçeden dolayı lehine taahhüt altına girmiş olduğu kişiye ve ona, poliçe gereğince sorumlu olan kişilere karşı poliçeden doğan haklarını iktisap eder. DÖRDÜNCÜ AYIRIM Ödeme A) Vade I – Vadenin belirlenmesi 1. Genel olarak
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/3406, K. 2022/5115Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2022/3406 E.  ,  2022/5115 K. "İçtihat Metni" BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ : … 3. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : İTİRAZIN İPTALİ İLK DERECE MAHKEMESİ : … 7. İş Mahkemesi Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı …Ş.’nin 26 Haziran 1984 tarihinden bu yana metal işkolunda faaliyet gösteren bir işveren sendikası olan Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası'nın (MESS) üyesi olduğunu, bu çerçevede söz konusu üyenin ilgili kanun ve tüzük hükümleri gereği üyelik aidatını Sendikaya zamanında ödemekle yükümlü olduğunu, MESS Üyelik Aidatı, Grev ve Lokavt Yardım Fonu Yönetmeliği'nin “Aylık üyelik aldatı” başlıklı 2. maddesinde de, üyelerden Sendika gayelerini tahakkuk ettirmek ve faaliyetlerini karşılamak üzere Yönetmelik'te belirlenen usul ve esaslar dairesinde aylık üyelik aidatı tahsil edileceği hususuna yer verildiğini, MESS Anatüzüğü'nün “Üyelik aidatı” başlıklı geçici maddesi ile aylık üyelik aidatının, üyenin bir takvim ayı içinde hizmet erbabına yapmış olduğu ve vergi dairesine muhtasar beyanname ile beyan ettiği aylık ücret ödemeleri toplamının binde altısı olarak düzenlendiğini, davalının, müvekkil sendikaya olan ve MESS Anatüzüğü ile MESS Üyelik Aidatı, Grev ve Lokavt Yardım Fonu Yönetmeliği’nde belirtilen esaslar çerçevesinde hesap edilen aylık üyelik aidatı borçlarına karşılık olarak toplam yedi adet senet/bono tanzim ettiğini ancak toplam 217.650,00 TL tutarındaki bu senetleri ödemediğini, ödenmeyen aylık üyelik aidat borçlarından dolayı … 10. İcra Müdürlüğünün 2017/6734 sayılı icra dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı vekilinin icra dosyasına yapmış olduğu itirazda, takibin haksız ve kötüniyetli olarak açıldığını iddia ettiğini, davalının böyle bir borcu bulunmadığından bahisle takip konusu alacak miktarı ile ferilerine itiraz ettiğini ve icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalı borçlunun itirazının tamamen haksız ve hukuki dayanaktan yoksun bulunduğunu ileri sürerek davalının (borçlunun) itirazının iptaline, alacak ve ferilerinin %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. B) DAVALI CEVABININ ÖZETİ: Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C) İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. D) İSTİNAF BAŞVURUSU: İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı taraflar istinaf başvurusunda bulunmuştur. E) BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. F) TEMYİZ: Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. G) GEREKÇE: I. Dosya Kapsamı Dava genel haciz yolu ile icra takibine vâki itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosya içeriğinden davacı sendika tarafından toplamda yedi bonoya istinaden 217.650,00 TL asıl alacak, 136.572,73 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 354.222,73 TL takip çıkışı üzerinden 29/05/2017 tarihi itibariyle genel haciz yoluyla ilâmsız icra takibi başlatıldığı, davalının kanuni süre içinde takibe itiraz ettiği, davalının bonoların zamanaşımına uğradığı itirazı ile birlikte borcun esasına ve faize itiraz ettiği, bilahare kanuni süre içinde itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmaktadır. Dava dilekçesinde genel ve soyut olarak borcun kaynağının kuruluş üyelik aidatı olduğu belirtilmekle birlikte sadece takip talebine ekli bonolara dayalı olarak icra takibi başlatılmıştır. Takip talebine ekli bonoların vade tarihlerinin ise sırasıyla 23.11.2012, 28.01.2013, 28.02.2013, 28.03.2013, 28.04.2013, 28.05.2013 ve 29.06.2013 olduğu görülmektedir. Söz konusu bonolara istinaden 29.05.2017 tarihi itibariyle icra takibi başlatıldığından ve davalı tarafından gerek icra takibine karşı gerekse davaya karşı zamanaşımı defi ileri sürüldüğünden, hukuki niteliği itibariyle bono ve bonoda zamanaşımı konularının açıklanması gerekmektedir. II. Bono ve Bonoda Zamanaşımı Kambiyo kelimesi İtalyanca kökenli olup kambiyo işlemleri paranın yerine kullanılan senetlerin alım satımına veya senetlerin bir elden başka bir ele geçirilmesine ilişkin muameleleri ifade eder (Kendigelen, Abuzer/Kırca, İsmail: Kıymetli Evrak Hukuku Genel Esaslar Kambiyo Senetleri, … 2019, s.123). Kambiyo senetleri, TTK’de kıymetli evrakın en önemli kısmını oluşturmakta olup, sınırlı şekilde poliçe, bono ve çek olarak düzenlenmiştir. Hukuki niteliği itibariyle bono, diğer kambiyo senetlerine (poliçe, çek) benzememektedir. Zira diğer kambiyo senetlerinin temelinde bir havale ilişkisi bulunurken, bono sadece bir ödeme vaadidir (Bozer, Ali/Göle, Celal: Kıymetli Evrak Hukuku, … 2017, s. 170). Nitekim TTK’nin 776/1-b maddesinde bononun “kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadini” içermesi gerektiği açıkça belirtilmiştir. Kambiyo senetlerinden olan bono, TTK’nin 776 ilâ 779 uncu maddeleri arasında düzenlenmiştir. TTK’nin 776 ve 777 nci maddelerinde bononun unsurları düzenlenirken, TTK’nin 778 inci maddesinde bononun niteliğine aykırı düşmedikçe bono hakkında da uygulanacak poliçe hükümlerine geniş bir liste hâlinde yollama yapılmıştır (Kendigelen/ Kırca, s.158). TTK’nin 776/1-c maddesinde vade, bonoda bulunması gereken unsurlar arasında sayılmış, TTK’nin 778/1-b maddesinin yollamasıyla vadeye ilişkin olarak poliçelere ait TTK’nin 703 ilâ 707 nci maddelerinin bonolara da uygulanacağı belirtilmiştir. Buna göre poliçeye konulabilecek dört tür vadenin her birinin bonoda da öngörülebileceği açıktır. O hâlde bir bono, belirli bir günde; düzenleme gününden belirli bir süre sonra; görüldüğünde; ve nihayet görüldükten belirli bir süre sonra ödenmek üzere düzenlenebilir (Kendigelen/Kırca, s.168). Bu noktada belirtmek gerekir ki bonoda zamanaşımı konusunda özel bir düzenleme bulunmamakla birlikte TTK’nin 778/1-h maddesi ile poliçedeki zamanaşımına dair TTK’nin 749 ilâ 751 inci maddelerine yollama yapılmaktadır. Ancak poliçede zamanaşımının kesilmesini düzenleyen TTK’nin 750 ve 751 inci maddeleri bonoya doğrudan uygulanabilir ise de poliçede zamanaşımı sürelerini düzenleyen TTK’nin 749 uncu maddesi bononun niteliğine aykırı düşmeyecek şekilde uygulanacaktır. TTK’nin 749 uncu maddesine göre; “(1) Poliçeyi kabul edene karşı ileri sürülecek poliçeden doğan istemler, vadenin geldiği tarihten itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. (2) Hamilin, cirantalarla düzenleyene karşı ileri süreceği istemler, süresinde çekilen protesto tarihinden veya senette “gidersiz iade olunacaktır” kaydı varsa vadenin dolduğu tarihten itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. (3) Bir cirantanın başka cirantalarla düzenleyen aleyhine ileri süreceği istemler, cirantanın poliçeyi ödediği veya poliçenin dava yolu ile kendisine karşı ileri sürüldüğü tarihten itibaren altı ay geçmekle zamanaşımına uğrar.” Buna göre TTK’nin 779/1 maddesi gereğince bonoda düzenleyen, tıpkı poliçede kabul eden muhatap gibi sorumlu olduğundan ona karşı ileri sürülebilecek bonoya dayalı talep hakları da vadeden itibaren üç yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Belirtmek gerekir ki mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 690 ıncı maddesi atfı ile aynı Kanun’un 661 inci maddesi gereğince de zamanaşımı süresi üç yıldır. Diğer taraftan bono Kanun’da belirtilen zamanaşımı süresinin geçmesi ile birlikte kendiliğinden kambiyo senedi vasfını kaybetmez. Ancak borçlunun zamanaşımı definde bulunması hâlinde bono kambiyo senedi vasfını kaybeder. Borçlu süresi içinde zamanaşımı definde bulunmaz ise bono kambiyo senedi vasfını kaybetmeyeceği için hamil, bonoya dayalı olarak icra takibi yapabilir veya alacak davası açabilir. Ayrıca zamanaşımı bir defi olduğundan hâkim tarafından resen dikkate alınamaz, mutlaka ilgili kişinin bu defiyi ileri sürmesi gerekir (Poroy, Reha/Tekinalp, Ünal: Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, …, 2018, s. 272; Kendigelen/Kırca, s. 264). Borçlunun zamanaşımı defini süresi içerisinde ya dava sırasında ya da icra takibi sırasında ileri sürmesi gerekir. Borçlunun zamanaşımı definde bulunması üzerine bononun hamili, kambiyo hukukundan kaynaklanan haklarını kaybeder. Görüldüğü üzere burada bononun kambiyo senedi vasfını kazanmasından sonra zamanaşımı definin kaybettirici etkisi söz konusudur. Bu itibarla zamanaşımı definin kaybettirici etkisi nedeniyle zamanaşımına uğrayan bono alacağının, adi borca dönüşmesine imkân bulunmadığı gibi zamanaşımına uğrayan bononun da adi senede dönüşmesi mümkün değildir (Öztan, Fırat: Kıymetli Evrak Hukuku, … 1997, s. 878; Kendigelen/Kırca, s. 264). Zamanaşımına uğrayarak kambiyo senedi vasfını kaybeden bono adi senede dönüşmemekle birlikte bu bonodan HMK’nin 202 nci maddesi kapsamında (yazılı) delil başlangıcı olarak yararlanılabilecektir (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü C.II, …, 2001, s.2302). Nitekim doktrin ve uygulamada zamanaşımına uğrayan ve imzası inkâr edilmeyen bir bononun adi senede dönüşmeyeceği ancak temel borç ilişkisi bakımından (yazılı) delil başlangıcı teşkil edeceği noktasında tam bir görüş birliği bulunmaktadır. Bununla birlikte zamanaşımına uğramış bononun (yazılı) delil başlangıcı teşkil etmesi için de, iddia eden kişi ile karşı taraf arasında bir temel ilişkinin bulunması gerekmektedir. Böyle bir temel ilişkinin bulunmadığı durumlarda, iddia eden kişi yönünden zamanaşımına uğramış bono (yazılı) delil başlangıcı dahi teşkil etmeyecektir. Nitekim Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 25.12.2019 tarih ve 2019/1 esas, 2019/8 karar sayılı kararında da aynı ilkeler kabul edilmiştir. III. Değerlendirme Somut uyuşmazlıkta icra takibinin dayanağını teşkil eden bonolarda en geç öngörülen vade tarihi 29.06.2013 tarihi olduğundan, icra takip tarihi olan 29.05.2017 tarihi itibariyle 3 yıllık zamanaşımı süresi geçtiğinden ve davalı tarafından kanuni süre içinde gerek icra takibine gerekse davaya cevap dilekçesinde zamanaşımı defi ileri sürüldüğünden, bonoların zamanaşımına uğradığı açıktır. Yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere zamanaşımına uğramış bonolar, sadece temel ilişki bakımından yazılı delil başlangıcı teşkil edecektir. Davacı vekili temel ilişkinin kuruluşun üyelik aidat alacağına ilişkin olduğunu belirtmiştir. Bu itibarla, mahkemece icra takibine konu alacakların hangi dönemi kapsayan aidat alacaklarına ilişkin olduğu konusunda davacı vekilinin beyanı alınmalı ve bu suretle değerlendirme yapılmalıdır. Diğer taraftan dönemsel özellik gösteren borçlardan olan sendika ve kuruluş üyelik aidatı borçlarının tabi olduğu zamanaşımı süresinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 147 nci maddesinin birinci bendi gereğince beş yıl olduğu da gözetilmelidir. Anılan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme sonucunda İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde hüküm tesisi ve bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddi kararı hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. H) SONUÇ: Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 21.04.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2016/9288, K. 2017/746Kaynağı aç
12. Hukuk Dairesi         2016/9288 E.  ,  2017/746 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı arafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Alacaklı tarafından 30.01.2009 ödeme tarihli, 10.000 TL bedelli ve 31.11.2008 ödeme tarihli, 15.000 TL bedelli bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla başlatılan takipte borçlunun takibin kesinleşmesinden sonra zamanaşımı şikayeti ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece istemin kabulü ile takibin İİK'nun 169/a-5. maddesine göre durdurulmasına karar verildiği görülmektedir. 1) Alacaklının 30.01.2009 ödeme tarihli 10.000,00 TL bedelli bono yönünden temyiz itirazlarının incelenmesinde; İİK'nun 170/b maddesi göndermesiyle uygulanması gereken aynı Kanun'un 71/2. maddesine göre; "Borçlu, takibin kesinleşmesinden sonraki devrede borcun zamanaşımına uğradığını ileri sürecek olursa, aynı yasanın 33/a maddesi hükmü kıyasen uygulanır." Aynı Yasanın 33-a/1. maddesi hükmüne göre de; "İlamın zamanaşımına uğradığı veya zamanaşımının kesildiği veya tatile uğradığı iddiaları icra mahkemesi tarafından resmi vesikalara müsteniden incelenerek icranın geri bırakılmasına veya devamına karar verilir." Somut olayda; borçlu … hakkında başlatılan ve kesinleşen takipte zamanaşımı süresinin dolduğu tespit edildiğine göre, mahkemece, İİK'nun 71/2 ve 33/a maddeleri gereğince icranın geri bırakılmasına karar verilmesi gerekirken, takibin iptali yönünde hüküm tesisi isabetsiz ise de, temyiz edenin sıfatına göre bu husus bozma nedeni yapılmayacağından yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun mahkeme kararının İİK'nun 366 ve HUMK'nun 438. maddeleri uyarınca ONANMASINA, 2) Alacaklının 31.11.2008 ödeme tarihli 15.000,00 TL bedelli bono yönünden temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Takibe konu senedin düzenleme tarihine göre uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nun 688/6. maddesi gereğince, senette tanzim yerinin yazılı olması gereklidir. Aynı Kanun'un 689/son maddesine göre ise, tanzim edildiği yer gösterilmeyen bir bononun, tanzim edenin ad ve soyadı yanında yazılı olan yerde tanzim edilmiş sayılacağı hükme bağlanmıştır. Tanzim yeri olarak, idari birim adı (…, ilçe, .., köy gibi) yazılması yeterli olup, ayrıca adres gösterilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır. Senette bulunması zorunlu olan tanzim yeri ve tanzim edenin adresi senedi tanzim eden için geçerli olup, TTK’nun 614.maddesi hükmüne göre, kimin için taahhüt altına girmiş ise tıpkı onun gibi senetteki borçtan sorumlu olan avalistin adresinin senette yazılı olması hali yukarıda açıklanan zorunluluğu gidermez. Ayrıca, 14.12.1992 tarih ve 1991/1 E.-1992/5 K. sayılı Yargıtay İçtihatı Birleştirme Büyük Genel Kurul kararında da açıklandığı üzere, kısaltılmış olarak yazılan tanzim yerinin kabul edilebilmesi için bunun belirgin ve duraksamaya mahal bırakmayacak bir yeri göstermesi gereklidir. Somut olayda, takibe konu senedin incelenmesinde, tanzim yerinin bulunmadığı, tanzim edenin ismi yanında da bir idari birim adı olmadığı görülmektedir. Bu durumda, takip dayanağı bonoda tanzim yeri unsuru bulunmadığından anılan belge kambiyo senedi vasfı taşımamaktadır. Bu durumda, kambiyo senedi niteliği taşımayan dayanak belge üç yıllık zamanaşımına tabi olmayıp 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesinde düzenlenen on yıllık zamanaşımına tabidir ve on yıllık zamanaşımı süresi dolmamıştır. O halde, mahkemece, yukarıda açıklanan nedenlerle zamanaşımı şikayetinin reddine karar verilmesi gerekirken, zamanaşımı sürelerinde yanılgıya düşülerek yazılı gerekçe ile istemin kabulü isabetsizdir. SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23.01.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Temsil Yetkisi, Ehliyet ve Senet Metninde Yapılan Değişiklikler

Kambiyo senedi düzenleme ehliyeti genel medeni hukuk hükümlerine tabidir. Medeni hakları kullanma ehliyetine, yani fiil ehliyetine sahip her gerçek kişi ile tüzel kişiler yetkili organları veya temsilcileri vasıtasıyla kambiyo taahhüdüne girebilir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 49 uyarınca tüzel kişiler, kanuna ve kuruluş belgelerine göre gerekli organlara sahip olmakla fiil ehliyetini kazanırlar; ticaret şirketleri de organları vasıtasıyla kambiyo taahhüdünde bulunabilirler. Temsilcinin kambiyo senedi imzalamasında belirli bir şekil şartı aranmaz; senet üzerine temsil olunanın ismi yazıldıktan sonra altına temsilen, vekaleten veya adına ibareleri eklenerek temsilcinin kendi adını yazıp imzalaması yeterlidir. Ticaret şirketinin kambiyo senediyle borç altına girmesi için senedi imzalayanın organ veya temsilci sıfatıyla şirketi temsil etmesi gerekir; temsil yetkisi bulunmuyorsa temsil olunduğu belirtilen şirketin kambiyo hukuku esasları çerçevesinde sorumluluğu doğmaz.

Yetkisiz temsile ilişkin sorumluluk 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 678 ile düzenlenmiştir. Temsile yetkili olmadığı hâlde bir kişinin temsilcisi sıfatıyla poliçeye imza koyan kişi o poliçeden dolayı bizzat sorumludur; bu poliçeyi ödediği takdirde temsil olunduğu kabul edilen kişinin sahip olabileceği haklara sahip olur. Yetkisini aşan temsilci hakkında da aynı hüküm tatbik olunur. Bu kural, Türk Ticaret Kanunu m. 778/2-(e) bendi yollamasıyla bonolara, m. 818/1-(c) bendi yollamasıyla çeklere de uygulanır. Temsilcinin senede kendi imzasını koymuş olması bizzat sorumluluğun temel koşuludur.

Kambiyo taahhüdünde bulunan borçlunun ehliyetinin kambiyo işleminin yapıldığı anda mevcut olması gerekir. Kambiyo işlemi ile senedin teslimi farklı tarihlerde gerçekleşmişse senedin teslim anında kişinin ehliyetli olması şarttır. Senet teslim edildiği anda borçlunun ehliyetsiz bulunması mutlak def'i niteliğindedir. Kambiyo senetlerinde ehliyetsizlik resen dikkate alınır, icra mahkemesinde süresiz şikâyete konu edilebilir ve ehliyet eksikliğine karşı iyi niyet iddiası ileri sürülemez; ehliyetsizlik iddiasında bulunan taraf bunu ispat etmekle yükümlüdür. Senet lehtara teslim edildiği anda kanunen zorunlu unsurları taşımıyorsa geçersiz kabul edilir. Senedin tesliminden sonra yırtılma, silinme veya karalama gibi yollarla esaslı unsurlarından birini kaybetmesi senedi geçersiz kılar; ancak bütün ilgililerin onayıyla yapılan değişiklikler tahrifat sayılmaz. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 748/1 gereğince poliçe metninin değiştirilmesi hâlinde, değişiklikten sonra imza koyanlar değişmiş metne, değişiklikten önce imza koyanlar ise eski metne göre sorumlu tutulurlar. Dış görünüşü itibarıyla tahrifat taşımayan senetlerde görünüşe güven ilkesi gereği işlem yapılır; senedin tahrif edildiğini iddia eden borçlu bu iddiasını ispat etmek zorundadır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 49Kaynağı aç
Madde 49- Tüzel kişiler, kanuna ve kuruluş belgelerine göre gerekli organlara sahip olmakla, fiil ehliyetini kazanırlar. II. Kullanılması
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 778Kaynağı aç
MADDE 778- (1) Bononun niteliğine aykırı düşmedikçe; a) Poliçelerin cirosuna ilişkin 681 ilâ 690, b) Vadeye dair 703 ilâ 707, c) Ödeme hakkındaki 708 ilâ 712, d) Ödememe hâlinde başvurma haklarına dair 713 ilâ 727 ve 729 ilâ 732, e) Araya girme suretiyle ödemeye ilişkin 734, 738 ilâ 742, f) Suretler hakkındaki 746 ve 747, g) Değiştirmeye dair 748, h) Zamanaşımına dair 749 ilâ 751, ı) İptale dair 757 ilâ 765, i) Tatil günleri, sürelerin hesabı, atıfet sürelerine ilişkin yasak, poliçeye dair işlemlerin yapılması gereken yer ve imza hakkındaki 752 ilâ 756, j) Kanunlar ihtilâfına dair 766 ilâ 775 inci, maddeler hükümleri bonolar hakkında da geçerlidir. (2) Ayrıca; a) Üçüncü bir kişinin yerleşim yerinden veya muhatabın yerleşim yerinden başka bir yerde ödenmesi şart olan poliçeye ilişkin 674 ve 697 nci, b) Faiz şartına dair 675 inci, c) Ödenecek bedele dair çeşitli beyanlar hakkındaki 676 ncı, d) Geçerli olmayan imzanın sonuçlarına ilişkin 677 nci, e) Yetkisiz veya yetkiyi aşan kimsenin imzasına ilişkin 678 ve 679 uncu, f) Açık poliçeye dair 680 inci, madde hükümleri de bonolara uygulanır. (3) Avale ilişkin 700 ilâ 702 nci maddeler de bonolar hakkında uygulanır. (4) 701 inci maddenin dördüncü fıkrasında öngörülen hâlde aval, avalin kimin hesabına verildiğini göstermezse, bonoyu düzenleyen kimse hesabına verilmiş sayılır. D) Düzenleyenin sorumluluğu

Kambiyo Senetlerinde İleri Sürülebilecek Def'iler

Def'i, borçlunun borcun doğumunu ve mevcudiyetini kabul etmekle birlikte kanundan doğan özel bir hakka dayanarak ifadan kaçınmasıdır. Emre yazılı senetten doğan alacağa karşı borçlu; senedin hükümsüzlüğüne ilişkin def'ileri, doğrudan senet metninden anlaşılan def'ileri ve alacaklıya karşı şahsen sahip olduğu şahsi def'ileri ileri sürebilir. Borçlu ile önceki hamillerden biri veya senedi düzenleyen arasındaki doğrudan ilişkilere dayanan def'ilerin dermeyanı ise ancak hamilin senedi iktisap ederken bilerek borçlunun zararına hareket etmiş olması hâlinde caizdir. Kambiyo senetlerinde def'iler; senedin hükümsüzlüğüne ilişkin def'iler, senet metninden anlaşılan def'iler ve şahsi def'iler şeklinde sınıflandırıldığı gibi etkili oldukları çevre bakımından mutlak def'iler ve şahsi def'iler olarak da ele alınır.

Senet metninden anlaşılan def'iler; senedin ön yüzü, arka yüzü ve alonjun fiziki durumundan haricen tespit edilebilen, şeklen geçerli bir senedin kısmen veya tamamen, geçici veya kesin olarak ödenmesini engelleyen def'ilerdir. Şekil şartlarına aykırılıklar, ciro zincirindeki kopukluklar, senede konulmaması gerektiği hâlde konulmuş kayıtlar ve zamanaşımı senet metninden anlaşılan başlıca def'ilerdir; takip borçluları bu def'ileri takip alacaklısına karşı ileri sürerek takibin iptalini sağlayabilirler. Buna karşılık senedin kumar borcundan kaynaklandığı, tehditle düzenlettirildiği, itfa edildiği, aradaki anlaşmaya aykırı düzenlendiği veya ayrı bir sözleşmede teminat senedi olduğuna dair kayıt bulunduğu yönündeki iddialar senet metninden anlaşılamayan niteliktedir.

Mutlak def'iler, borçlu tarafından hamilin iyi niyetli olup olmadığına bakılmaksızın her senet alacaklısına karşı ileri sürülebilen def'ilerdir. İmza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması, imzanın sahte olması, imzanın cebir, hile veya korkutma altında atılması, senet metninde tahrifat yapılması ve borçlanma ehliyetinin yokluğu mutlak def'iler arasında yer alır. Ancak imzaların bağımsızlığı ilkesi uyarınca, sahte veya ehliyetsiz imzanın mevcudiyeti yalnızca o imzanın sahibini bağışık kılar; senedin üzerinde geçerli imzası bulunan diğer kişilerin kambiyo sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Şahsi (nispi) def'iler, senet borçlusu ile belirli bir alacaklı arasındaki hukuki ilişkiden doğan ve kural olarak yalnızca o hukuki muamelenin karşı tarafına karşı ileri sürülebilen savunma araçlarıdır. Senedin bedelsiz olduğu, ahlaka veya kanuna aykırı bir amacın gerçekleşmesi için düzenlendiği, senedin düzenlenmesine yol açan temel borç ilişkisinde hata, hile, ikrah veya gabin bulunduğu iddiaları şahsi def'i oluşturur. Senedin hatır senedi olduğu, taraflar arasındaki diğer bir hukuki ilişkiden kaynaklanan takas hakkı, muvazaa iddiası, senedin rıza dışı elden çıktığı, anlaşmaya aykırı doldurulduğu veya kumar ve bahis borcu için verildiği yönündeki itirazlar da bu kapsamdadır. Nispi def'iler kural olarak muamelenin tarafına karşı ileri sürülmekle birlikte; senet hamili emre veya hamiline yazılı senedi bilerek ve borçlunun zararına hareket ederek devralmışsa borçlu bu şahsi def'ileri senedi devralan son hamile karşı da ileri sürebilir. Örneğin lehtarın senedi kumar borcu veya başlık parası karşılığında aldığını bilen bir üçüncü kişi, borçlunun def'i haklarını engellemek kastıyla senedi ciroyla devralırsa düzenleyen şahsi def'ilerini bu hamile karşı da dermeyan edebilir.

Kambiyo Senetlerine Özgü İcra Takibi Usulü ve Zamanaşımı

Alacağı çek, poliçe veya emre muharrer senede (bono) dayanan alacaklı, alacağı rehinle temin edilmiş bulunsa dahi 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 167 uyarınca bu senetlere özgü usullerle haciz yoluyla veya borçlu iflasa tabi kişilerden ise iflas yoluyla takip başlatabilir. Bu yola başvurulabilmesi için dayanak belgenin kambiyo senedi niteliğinde olması şarttır. Takip talebi icra dairesine İcra ve İflas Kanunu m. 58 gereğince yazılı, sözlü veya elektronik ortamda sunulur. Alacaklı takip talebinde iflasa tabi borçlusu aleyhine haciz ve iflas yollarından hangisini seçtiğini bildirmek ve takip talebine kambiyo senedinin aslını ve borçlu sayısı kadar tasdikli örneğini eklemek zorundadır. Takip talebinde ayrıca alacağın Türk parası tutarı, faiz miktarı ve işlemeye başladığı gün, yabancı para alacaklarında kur tarihi ile faizi, senet veya borcun sebebi ve seçilen takip yolu gösterilir. Bononun niteliğine aykırı düşmedikçe ciro, vade, ödeme ve başvurma haklarına dair poliçe hükümleri bonolar hakkında da uygulanır.

İcra memuru senedin kambiyo senedi vasfında olduğunu ve vadesinin geldiğini tespit ederse borçluya senet sureti ile birlikte derhal bir ödeme emri gönderir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 168 uyarınca ödeme emrinde borcun ve takip masraflarının on gün içinde ödenmesi ihtarı yer alır. Takip dayanağı senedin kambiyo senedi vasfı taşımadığı iddiası beş gün içinde icra mahkemesine şikâyet yoluyla bildirilmelidir. Borçlu senetteki imzanın kendisine ait olmadığı iddiasında ise bunu beş gün içinde açıkça dilekçeyle icra mahkemesine bildirmek zorundadır; aksi takdirde imza kendisinden sadır sayılır ve haksız imza inkârı hâlinde borçlu takip konusu alacağın yüzde onu oranında para cezasına mahkûm edilir. Borçlu olunmadığı, borcun ödendiği, mehil verildiği, alacağın zamanaşımına uğradığı sebepleri veya yetki itirazı da beş gün içinde icra mahkemesine dilekçeyle bildirilmelidir. Borçlu itiraz etmez ve borcu ödemezse on gün içinde, itiraz edip de reddolunursa üç gün içinde mal beyanında bulunmak mecburiyetindedir; mal beyanında bulunulmaması hapisle tazyik, gerçeğe aykırı mal beyanı ise hapis cezası yaptırımına tabidir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 748Kaynağı aç
MADDE 748- (1) Bir poliçe metni değiştirildiği takdirde, değiştirmeden sonra poliçe üzerine imza koymuş olan kişiler, değişmiş metne ve ondan önce imzasını koyanlar ise eski metne göre sorumlu olurlar. B) Zamanaşımı I – Süreler
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 678Kaynağı aç
MADDE 678- (1) Temsile yetkili olmadığı hâlde bir kişinin temsilcisi sıfatıyla bir poliçeye imzasını koyan kişi, o poliçeden dolayı bizzat sorumludur; bu poliçeyi ödediği takdirde, temsil olunduğu kabul edilen kişinin haiz olabileceği haklara sahip olur. Yetkisini aşan temsilci için de hüküm böyledir. III – Düzenleyenin sorumluluğu
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 776Kaynağı aç
MADDE 776- (1) Bono veya emre yazılı senet; a) Senet metninde “bono” veya “emre yazılı senet” kelimesini ve senet Türkçe’den başka bir dille yazılmışsa, o dilde bono veya emre yazılı senet karşılığı olarak kullanılan kelimeyi, b) Kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadini, c) Vadeyi, d) Ödeme yerini, e) Kime veya kimin emrine ödenecek ise onun adını, f) Düzenlenme tarihini ve yerini, g) Düzenleyenin imzasını, içerir. B) Unsurların bulunmaması

Kıymetli evraktan doğan hakların ileri sürülebilmesi bakımından kanuni unsurları tam bir belgenin varlığı aranır. Zorunlu unsurları taşıyan kıymetli evraktan doğan istemlerin üç yıllık zamanaşımına tabi olduğu ileri sürülmekle birlikte; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 146 gereğince kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. Kıymetli evrakın zorunlu unsurlarını taşımaması durumunda genel alacak zamanaşımı olan on yıllık sürenin tatbik edileceği kabul edilmektedir.

Çek Kanunu Kapsamında İbraz, Karşılıksız İşlemi ve Bankanın Sorumluluğu

Çek Kanunu m. 3/1 uyarınca karşılığı bulunan çek, muhatap bankanın herhangi bir şubesine ibraz edildiğinde hamilin varsa vergi kimlik numarası tespit edilerek ödenir; hesabın bulunduğu şube dışındaki bir şubeye sunulması durumunda karşılık teyidi alınarak ödeme gerçekleştirilir. Karşılıksızdır işlemi, muhatap bankanın hamile kanunen ödemekle yükümlü bulunduğu tutar ayrık tutularak, çek bedelinin karşılanamayan kısmı için tesis edilir. Hamilin istemesi üzerine bu işlem; çekin arkasına ibraz tarihi, hesap vaziyeti, bankaca yapılan yasal ödeme tutarı ile ibraz eden gerçek kişinin adı ve soyadı kaydedilerek icra olunur. İbraz eden kişinin bedeli bir tüzel kişi namına tahsil etmesi durumunda bu husus da açıkça düşülür; kayıtlar ibraz eden ile banka görevlisince birlikte imza altına alınır. Bankanın ödediği tutar mahsup edildikten sonra ödenmeyen miktar açıkça gösterilir; hamil imzalamaktan imtina ederse karşılıksızdır işlemi tamamlanmaz.

Muhatap bankanın kanunen ödemekle yükümlü olduğu tutar dâhil kısmi ödemenin hamil tarafından kabul edilmemesi hâlinde ya da çek hesabında hiç karşılık bulunmayıp hamilin yalnızca bankanın kanuni yükümlülük tutarını talep etmesi durumunda, karşılıksızdır işlemi yapılarak ibraz tarihi ile ödememe nedeni çekin üzerine yazılır; çek imzası alınarak hamile geri verilir ve ön ile arka yüzünün fotokopisi bankada saklanır. Bankanın kanunen ödemekle yükümlü olduğu tutar dâhil kısmi ödeme yapılması hâlinde ise çekin ön ve arka yüzünün onaylı fotokopisi ücretsiz olarak hamile verilir. Çek hamili bu onaylı fotokopiyle müracaat borçlularına veya kambiyo senetleri hakkındaki takip usullerine başvurabilir, icra mahkemesine şikâyette bulunurken dilekçesine bu fotokopiyi ekleyebilir ve bunu icra daireleri ile mahkemelerde ispat vasıtası olarak kullanabilir. Mahkeme veya icra dairesinin istemi hâlinde çekin aslı bu mercilere gönderilir.

Çekin karşılığı hesapta bulunmasına rağmen ödemenin geciktirilmesi veya bankanın kanunen ödemekle yükümlü olduğu tutarın ödenmesinin geciktirilmesi hâllerinde muhatap banka, çek hamiline her geçen gün için binde üç gecikme cezası öder; bu hâllerde 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun hükümleri tatbik edilmez. Çekin üzerinde yazılı baskı tarihinden itibaren beş yıl içinde ibraz edilmemesi durumunda muhatap bankanın kanuni yükümlülük tutarına dair sorumluluğu sona erer. Üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce ibraz edilen çekin karşılığının ödenmemiş olması hâlinde Türk Ticaret Kanunu m. 707 uyarınca hukuki takip başlatılamaz. İleri düzenleme tarihli çekle hukuki takip yapılabilmesi için çekin düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde bankaya sunulması ve karşılıksızdır işlemine tabi tutulması zorunludur. Karekodlu çekin lehtar tarafından sisteme kaydedilmesinden sonra çek düzenleyen tüzel kişinin temsilcilerinde meydana gelen değişiklikler tüzel kişinin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Çeklerde protestosuz kaydı, ihbar ve ödeyenin başvuru haklarına dair hükümlerin tatbikinde protesto yerine Türk Ticaret Kanunu m. 808/1-(b) ve (c) bentleri uyarınca belirleme yapılması da geçerlidir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 146Kaynağı aç
MADDE 146- Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. II. Beş yıllık zamanaşımı
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 756Kaynağı aç
MADDE 756- (1) Poliçe üzerindeki beyanların el ile imza edilmesi gerekir. (2) El ile atılan imza yerine, mekanik herhangi bir araç veya elle yapılan veya onaylanmış bir işaret veya resmî bir şahadetname kullanılamaz. F) İptal I – Önleyici önlemler
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 677Kaynağı aç
MADDE 677- (1) Bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını, sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez. II – Yetkisiz imza
Kambiyo senedi türleri nelerdir ve hangi borçlar için düzenlenebilir?

Kambiyo senetleri poliçe, bono ve çek olmak üzere üç türden oluşur. Kambiyo senetlerinin içerdiği hak yalnızca bir miktar paranın ödenmesi borcuna ilişkin olabilir; mal teslimi veya ortaklık hakları kambiyo senedine konu yapılamaz.

Kambiyo senedinde imzanın el ile atılması zorunlu mudur?

Evet, kambiyo senetlerindeki beyanların el ile imzalanması şarttır. Mekanik araçlar, onaylanmış işaretler veya resmî şahadetnameler imza yerine kullanılamaz ve parmak basılarak kambiyo senedi düzenlenemez.

Temsil yetkisi bulunmayan kişinin kambiyo senedi imzalamasının hukuki sonucu nedir?

Temsil yetkisi olmadığı hâlde bir kişi adına poliçe, bono veya çek imzalayan ya da yetkisini aşan kişi, Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca senetten bizzat sorumlu olur ve senedi ödediğinde temsil olunanın haklarına sahip olur.

Senetteki imzalardan birinin sahte veya geçersiz olması diğer imza sahiplerini borçtan kurtarır mı?

Hayır, imzaların bağımsızlığı ilkesi uyarınca senette ehliyetsiz, hayali veya sahte imzaların bulunması geçerli imza koymuş diğer kişilerin kambiyo sorumluluğunu etkilemez.

Kambiyo senetlerine özgü icra takibinde itiraz ve şikâyet süresi kaç gündür?

Senedin kambiyo vasfı taşımadığına yönelik şikâyet ile imza inkârı, borçlu olunmadığı, borcun itfa edildiği, mehil verildiği, alacağın zamanaşımına uğradığı veya yetki itirazı sebepleriyle birlikte beş gün içinde icra mahkemesine dilekçeyle bildirilmelidir.

Kısmi ödeme yapılan çekle kambiyo takibi başlatılabilir mi?

Evet, muhatap bankanın kanuni yükümlülük tutarı dâhil kısmi ödeme yapması hâlinde hamil, kendisine ücretsiz verilen çekin onaylı fotokopisiyle müracaat borçlularına ve kambiyo takip usullerine başvurabilir.

İleri düzenleme tarihli çek tanzim tarihinden önce bankaya sunulursa takip başlatılabilir mi?

Hayır, üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce ibraz edilen çekin karşılığının kısmen veya tamamen ödenmemiş olması hâlinde hukuki takip yapılamaz; takip başlatılabilmesi için senedin üzerindeki düzenleme tarihine göre kanuni süresinde ibrazı ve karşılıksızdır işlemine tabi tutulması şarttır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu