Jigolo sitesine kaydolunduğu, üyelik ücretinin ödenmediği ve ödenmezse yasal işlem, ceza davası, mahkeme masrafı, rezil olma ya da sabıka kaydı doğacağı söylenerek para istenmesi, aranan kişiyi kendiliğinden suçlu yapmaz. Bu anlatım genellikle asılsız bir iddiayla suçluluk duygusu yaratıp para koparmaya yönelik bir yöntem olarak ele alınır. Fuhuş veya müstehcenlik iddiasında kişiyi arayıp ifadesine başvuran makam emniyettir; adliye personelinin telefonla para talep etmesi beklenen usul değildir ve böyle bir talep dolandırıcılık şüphesi taşır.
Tehdit içeren arama ile ifade alma arasındaki fark
Fuhuş veya müstehcenlikle ilgili bir suç iddiasında beklenen yol, emniyetin kişiyi araması ve ifadesine başvurmasıdır. Adliye personeli tarafından aranıp para istenmesi bu işleyişin parçası değildir. Üyelik ücretinin ödenmediğine ve ödenmemenin yasal işlem, ceza davası, mahkeme masrafı, rezil olma veya sabıka kaydı doğuracağına ilişkin uyarı da genellikle asılsız bırakılan bir korkutma yöntemidir. Bu çerçeve, her aramanın asılsız olduğunu veya her olayda suçun oluştuğunu göstermez.
Dolandırıcılığın temel ve nitelikli hâlleri
Türk Ceza Kanunu m. 157/1, hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp onun veya başkasının zararına kendisine veya başkasına yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilmesini düzenler. Aynı Kanun m. 158/1, sayılan nitelikli hâllerde işlenen dolandırıcılık için üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası öngörür. Bu bentlerden (e), (f), (j), (k) ve (l) bakımından hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adlî para cezasının miktarı ise suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 157Kaynağı aç
başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye
bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir.
Nitelikli dolandırıcılık
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 158Kaynağı aç
a) Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle,
b) Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak
suretiyle,
c) Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle,
d) Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi
parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması
suretiyle,
e) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak,
f) Bilişim sistemlerinin, banka veya
kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle,
g) Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak
suretiyle,
h) Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden
kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin
kooperatifin faaliyeti kapsamında,
i) Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı
kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle,
j) Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir
kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla,
k) Sigorta bedelini almak maksadıyla,
l) (Ek: 24/11/2016-6763/14 md.) Kişinin,
kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı
olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi
suretiyle,
İşlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar
adlî para cezasına hükmolunur. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/19 md.; Değişik:
3/4/2013-6456/40 md.) Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan
hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan
elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.[71]
(2) Kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı
sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak,
başkasından menfaat temin eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre
cezalandırılır.
(3) (Ek fıkra: 24/11/2016-6763/14 md.)
Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından
birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında; suç işlemek için
teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek
ceza bir kat artırılır.
Daha az cezayı gerektiren hal
Türk Ceza Kanunu m. 158/1-(l), kişinin kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması ya da bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılığı nitelikli hâller arasında sayar. M. 158/2, kamu görevlileriyle ilişkisi veya onlar nezdinde hatırı olduğundan bahisle belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak başkasından menfaat temin eden kişiyi birinci fıkra hükmüne göre cezalandırır. M. 158/3'e göre m. 158 ve m. 157'deki suçların üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde ceza yarı oranında, suç işlemek için oluşturulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde bir kat artırılır. Artırım, birlikte işleme veya örgüt faaliyeti olgusunun ayrıca ortaya konulmasına bağlıdır.
Kamu görevlisi gibi tanıtmanın yargılamadaki yeri
Yargıtay 15. Ceza Dairesinin E. 2017/30662, K. 2019/6457 sayılı kararında, sanığın kendisini jandarma istihbarat elemanı olarak tanıtarak çalınan traktörü para karşılığında bulabileceğini söylediği ve paranın verildiği olay ele alınmıştır. Kamu görevlisi olarak tanıtma yoluyla dolandırıcılığa ilişkin hükmün suç tarihinde yürürlükte bulunmaması nedeniyle eylemin Türk Ceza Kanunu m. 157/1 kapsamındaki basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir. Aynı kararda, basit dolandırıcılık yönünden uzlaştırma işlemleri yapılmadan m. 158/1-d uyarınca verilen mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar verilmiştir. Bu sonuç, o dosyanın suç tarihi ve kapsamıyla sınırlıdır.
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2017/30662, K. 2019/6457Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : TCK'nın 158/1-d, 62/1, 52/2, 53. maddeleri gereğince mahkumiyet
Nitelikli dolandırıcılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Şikayetçiye ait … plakalı traktör ile traktörün arkasına bağlı olan balya makinesinin 21.09.2008 tarihinde şikayetçinin evinin önünden çalındığı, kendisini … olarak tanıtan sanık …'in 25.09.2008 tarihinde şikayetçi ile görüşerek kendisinin jandarma istihbarat elemanı olduğunu, çalınan traktörü 2.500 TL karşılığında bulabileceğini söylediği, şikayetçinin sanığa inanarak belirtilen parayı verdiği ancak sanığın çalınan balya makinesini teslim etmediği, bu şekilde sanığın hileli hareketlerle haksız menfaat temin etmek suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; sanığın eyleminin 24.11.2016 tarihli 6763 sayılı Kanunun 14. maddesiyle yürürlüğe giren ve TCK'nın 158. maddesine eklenen "Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık" suçu kapsamında olmasına rağmen suç tarihinde bu hükmün yürürlükte bulunmaması gerekçesiyle tüm dosya kapsamına göre sanığın eyleminin TCK'nın 157/1. maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu, bu suçla ilgili olarak ise hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. ve 254. madde fıkraları gereğince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, suç vasfında yanılgıya düşülerek TCK'nın 158/1-d maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkumiyet kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28/05/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 15. Ceza Dairesinin E. 2015/5543, K. 2018/3176 sayılı kararında, sanığın kendisini emniyet görevlisi olarak tanıtıp kontör gönderilmesi hâlinde işi çözebileceğini söylediği iddiası incelenmiştir. Eylemin Türk Ceza Kanunu m. 158/1-L kapsamına girip girmeyeceğinin Ağır Ceza Mahkemesince takdir edilmesi ve görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devam edilmesi bozma nedeni sayılmıştır. E. 2018/6656, K. 2020/3938 sayılı kararda da sanığın kendisini polis olarak tanıtarak para ve kimlik aldığı iddiası bakımından, hükümden sonra yürürlüğe giren değişiklikle öngörülen m. 158/1-L yönünden değerlendirme Ağır Ceza Mahkemesine bırakılmış; m. 157 uyarınca kurulan hükmün bozulmasına ve ceza miktarı bakımından sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2015/5543, K. 2018/3176Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, hakaret
HÜKÜM : Beraat
Dolandırıcılık ve hakaret suçlarından sanığın beraatine ilişkin hükümler o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın, şikayetçiyi arayıp kendisini emniyet görevlisi olarak tanıttıktan sonra …Başsavcısı ve… Başsavcısı'nın hattına müştekinin kullandığı telefondan sinkaflı kelimelerle hakaret edildiğini, telefonun başsavcılık tarafından dinlenilmeye alındığı, müştekinin kontör göndermesi halinde bu işi çözebileceğini söylediği, şikayetçinin sanıktan açık kimlik bilgilerini istemesi üzerine sanığın şikayetçiye sinkaflı küfürlerle hakaret ederek, dolandırıcılık suçuna teşebbüs ve hakaret suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda, sanığın kendisini kamu görevlisi olarak tanıtması karşısında eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 158/1-L maddesinde öngörülen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdirinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı olup, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, sair yönleri incelenmeyen hükmün bu nedenle, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 08/05/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2018/6656, K. 2020/3938Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : TCK 157/1, 168/1, 53, 58, 52 maddeleri gereğince mahkumiyet
Dolandırıcılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın İspir PTT Şubesine bir işlem yapmak için gittiği, aynı anda şikayetçi …'nun da yaşlılık maaşını almak amacıyla PTT şubesinde bulunduğu, bu sırada sanığın şikayetçinin para çektiğini fark ettiği ve şikayetçinin şubeden ayrılmasından sonra onu takip ettiği, bir süre sonra şikayetçinin yanına yaklaşarak kendisini polis olarak tanıtmak suretiyle şikayetçiye işleminde bir yanlışlık olduğunu ve tekrar şubeye gitmeleri gerektiğini belirterek şikayetçiden parasını ve kimliğini aldığı, bir süre beraber yürüdükten sonra sanığın kaçtığı, bu suretle dolandırıcılık suçunu işlediği iddia edilen olayda, sanığın kendisini kamu görevlisi olarak tanıttığının iddia edilmesi karşısında, sanığa isnat edilen eylemin hükümden sonra yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı TCK'nın 158/1-L maddesinde öngörülen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdir ve değerlendirilmesinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Kanun'un 326/son maddesi gereğince ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 01/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Para gönderen kişi ve suça yardım
Suçta kullanılan hesaba para gönderen kişinin mağdur mu yoksa örgütün parçası mı olduğunun ayırt edilmesi gerekir. Hesap dökümünde para yatıran herkes potansiyel bağlantı olarak ele alınabilir ve paranın suç geliri olup olmadığı araştırılmalıdır.
Türk Ceza Kanunu m. 39/2, suça teşvik etme, suç işleme kararını kuvvetlendirme, fiilden sonra yardım vaadinde bulunma, suçun nasıl işleneceği konusunda yol gösterme, fiilde kullanılan araçları sağlama ve suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardım ederek icrayı kolaylaştırma hâllerinde yardım eden sıfatını düzenler. M. 39/1'deki ceza, bu hâllerden birine girilmesi durumunda uygulanır. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçta on beş yıldan yirmi yıla, müebbet hapis cezasını gerektiren suçta on yıldan on beş yıla kadar hapis verilir. Diğer hâllerde cezanın yarısı indirilir ve verilecek ceza sekiz yılı geçemez.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 39Kaynağı aç
ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirmesi halinde, onbeş yıldan yirmi
yıla; müebbet hapis cezasını gerektirmesi halinde, on yıldan onbeş yıla kadar
hapis cezası verilir. Diğer hallerde cezanın yarısı indirilir. Ancak, bu durumda
verilecek ceza sekiz yılı geçemez.
(2) Aşağıdaki hallerde kişi işlenen suçtan dolayı yardım eden sıfatıyla
sorumlu olur:
a) Suç işlemeye teşvik etmek veya suç işleme kararını kuvvetlendirmek
veya fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek.
b) Suçun nasıl işleneceği hususunda yol göstermek veya fiilin
işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak.
c) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak
icrasını kolaylaştırmak.
Bağlılık kuralı
Ödeme sonrası tespit imkânı
Para gönderildiyse arayan telefon numarası ve gönderilen IBAN üzerinden faillerin tespiti mümkün olabilir. Banka kamera kayıtları, imza ve benzeri veriler de tespitte ve paranın geri alınmasında ipucu oluşturabilir. Bu imkânlar kesin bir tespit veya iade sonucu doğurmaz.
IBAN'a yatırılan para ATM'den çekilebilir. İnceleme sırasında savcı parayı çeken kişiyi tespit edebilir; aynı hesabı birden çok kişi kullanıyorsa bu kişiler takibe alınabilir. Her transferin ATM'den çekileceği veya her olayda aynı sonucun doğacağı söylenemez.
Fuhuş iddiasında kim arar, adliye para ister mi?
Fuhuş veya müstehcenlikle ilgili bir iddiada genellikle emniyet güçleri kişiyi arar ve ifadesine başvurur. Adliye personeli tarafından aranarak para talep edilmesi söz konusu değildir.
Üyelik ücreti ödenmezse ceza davası açılır mı?
Üyelik ücretinin ödenmediği ve ödenmezse ceza davası, mahkeme masrafı veya sabıka kaydı doğacağı yönündeki arama, genellikle asılsız bir iddiayla para koparmaya yönelik tehdit yöntemi olarak anlatılır. Bu anlatım her aramanın asılsız olduğunu kanıtlamaz.
Kendini kamu görevlisi tanıtan kişi hangi hükme girer?
Kendisini kamu görevlisi olarak tanıtmak suretiyle dolandırıcılık, Türk Ceza Kanunu m. 158/1-(l) bendinde nitelikli hâl olarak sayılır. Sayılan nitelikli hâllerde ceza üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasıdır; (l) bendi için hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adlî para cezası da suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.
Suça yardım cezasının uygulanması neye bağlıdır?
Yardım eden sıfatı, Türk Ceza Kanunu m. 39/2'de sayılan teşvik, kararın kuvvetlendirilmesi, yardım vaadi, yol gösterme, araç sağlama veya icrayı kolaylaştırma hâllerine bağlıdır. M. 39/1'deki ceza da ancak bu hâllerden birine girildiğinde uygulanır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

