İşyerinde İzinsiz Ürün Tüketimi ve Haklı Fesih

by Avukat Erdal Ersoy
İşyerinde İzinsiz Ürün Tüketimi ve Haklı Fesih

İşyerinde izinsiz tüketilen bir ürün kendiliğinden haklı fesih sebebi oluşturmaz. İşverenin güvenin kötüye kullanıldığını ileri sürerek gerçekleştirdiği fesihler, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık gerekçesine dayandırılır. Buna karşın, eylemin iş sözleşmesini derhal feshetme ağırlığına ulaşıp ulaşmadığı belirlenirken tüketilen malın parasal değeri, tüketilme zamanı, işçinin kıdemi ve işyerinde yerleşik fiili uygulamalar bir arada değerlendirilir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/156, K. 2022/984Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2022/156 E.  ,  2022/984 K. "İçtihat Metni" BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ : … 9. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : ALACAK İLK DERECE MAHKEMESİ : … 30. İş Mahkemesi Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, müvekkili davacının davalı şirkette 2010 yılı Haziran ayından 26.01.2018 tarihine kadar havaalanı içerisinde bulunan uçakların ikramlarını yükleme ve boşaltma servisinde şoför olarak çalıştığını, iş akdinin işverence haklı neden olmaksızın sonlandırıldığını, davacının sendika üyesi olduğunu ve bu nedenle ikramiye alacağının bulunduğunu, ayrıca kullanmadığı yıllık izinlerinin bulunduğunu ve karşılıkları ödenmediği gibi, fazla mesai alacaklarının da ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti alacağı, ikramiye alacağı ve fazla mesai ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı İsteminin Özeti: Davalı vekili, davacının diğer çalışan …'ün kullandığı aracın boşaltımı esnasında söz konusu araçtan “…” ürünü aldığının tespit edildiğini, alınan savunmasında davacının durumu kabul ettiğini, şirket kuralları gereği çalışanların ikram malzemelerini tüketmelerinin yasak olduğunu, bu olay neticesinde davacının iş akdinin feshedildiğini, davacının fazla mesai alacağının bulunmadığını, ödemelerin banka kanalıyla yapıldığını, fazla mesai yapılması halinde bordrolara yansıtılarak ödendiğini, davacının yıllık izin alacağının ve ikramiye alacağının ödendiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: İlk Derece Mahkemesince, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı savunmasında söz konusu ürünü aldığını kabul etmiş ise de fiile uygun bir yaptırımın uygulanmasının gerektiği, davacının uzun süreli bir çalışan olması, ilk defa isnad edilen eylemin gerçekleşmesi ve geçmiş dönemdeki davranış biçimi de göz önüne alındığında, hafif bir ceza verilebilecekken, iş sözleşmesinin feshi gibi ağır bir ceza yoluna gidilmesi doğru olmadığından davacının iş akdinin haklı neden olmaksızın sonlandırıldığı gerekçesiyle kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulüne, yıllık izin, ikramiye ve fazla mesai alacağı taleplerinin ise ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. İstinaf Başvurusu: İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti: Bölge Adliye Mahkemesince, davacının işverenden izin almadan, işyerinde ve mesai saatleri içerisinde işverenin veya işverenin hizmet sunduğu/verdiği hava yolu şirketinin bir malını aldığı ve tükettiği, bunu şirket kuralları gereği çalışanların ikram malzemelerini tüketmelerinin yasak olduğunu bile bile yaptığı, izinsiz alınan şey ne olursa olsun davacının bu eylemi ile işverenin güvenini kötüye kullandığı, bu davranışın ahlak ve iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığı, işverence gerçekleştirilen feshin haklı nedene dayandığı gerekçesi ile kıdem ve ihbar tazminatı taleplerin kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu, kararın yıllık izin ücreti, fazla mesai ücret ile ikramiye alacakları taleplerinin reddi yönünden isabetli olduğu gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve davanın esası hakkında yeniden hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiştir. Temyiz Başvurusu: Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Gerekçe: 1) Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, taraflar arasındaki sözleşmeye, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2) Davacı işçinin iş sözleşmesinin davalı işverence haklı nedenle sona erdirilip erdirilmediği ve buna bağlı davacının kıdem tazminatı ve ihbar tazminatına hak kazanıp kazanamayacağı taraflar arasında uyuşmazlık konusudur. İşverene ait bir ya da birkaç işyerinde belli bir süre çalışmış bir işçinin, işini kaybetmesi halinde, işinde yıpranması, yeni bir iş edinmede karşılaşacağı güçlükler ve işyerine sağladığı katkı göz önüne alınarak, geçmiş hizmetlerine karşılık işveren tarafından kanuni esaslar dahilinde verilen toplu paraya “kıdem tazminatı” denilmektedir. Kıdem tazminatının koşulları, hesabı ve ödeme şekli doğrudan yasalarla düzenlenmiştir. İhbar tazminatı, belirsiz süreli iş sözleşmesini haklı bir nedeni olmaksızın ve usulüne uygun bildirim süresi tanımadan fesheden tarafın, karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminattır. Buna göre, öncelikle iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24 ve 25. maddelerinde yazılı olan nedenlere dayanmaksızın feshedilmiş olması ve 4857 sayılı Kanun'un 17. maddesinde belirtilen şekilde usulüne uygun olarak ihbar süresi tanınmamış olması halinde ihbar tazminatı ödenmelidir. Yine haklı fesih nedenine rağmen işçi ya da işverenin 26. maddede öngörülen hak düşürücü süre içinde fesih yoluna gitmemeleri halinde sonraki fesihlerde karşı tarafa ihbar tazminatı ödeme yükümlülüğü doğar. İhbar tazminatı iş sözleşmesini fesheden tarafın karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminat olduğu için, iş sözleşmesini fesheden tarafın feshi haklı bir nedene dayansa dahi, ihbar tazminatına hak kazanması mümkün olmaz. Yine, işçinin mülga 1475 sayılı Kanun'un 14. maddesi hükümleri uyarınca emeklilik, muvazzaf askerlik, evlilik gibi sebeplerle iş sözleşmesini feshetmesi durumunda ihbar tazminatı talep hakkı bulunmamaktadır. Anılan fesihlerde işveren de ihbar tazminatı talep edemez. Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçelerle kabul edilen kıdem ve ihbar tazminatı talepleri, Bölge Adliye Mahkemesince davacının eyleminin niteliği, izinsiz alınan ürünün alkollü içecek veya meşrubat olmasının sonucu değiştirmeyeceği, işverenin güvenini kötüye kullanıldığı, doğruluk ve bağlılığa uymayan davacı davranışı nedeniyle feshin davalı işveren yönününden haklı nedene dayandığı kabul edilmiş ise de, yapılan değerlendirme ve varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Davalı işveren tarafından, dava dışı Pegasus adlı hava yolu şirketi yolcularına sunulması için temin edilen 1 kutu meşrubatın uçuş sonrası davacı tarafından tüketildiği ve iş akdinin de bu sebeple feshedildiği hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Dosyadaki bilgi ve belgeler ile özellikle davalı tanığı S.Ç’nin yeminli beyanında, davalı işyerinde bu şekilde uçuş sonrası iade edilmesi gereken tüketim malzemelerinden alkollü içecekler konusunda taviz verilmediği, ancak meşrubat, çikolata gibi diğer ürünlerin çalışanlarca tüketilmesi durumunda fesih yoluna gidilmeyip, işçinin uyarılması ile yetinildiği anlaşılmaktadır. Şu halde, davalı işveren uygulaması, izinsiz tüketilen malın değeri ile tüketilme zamanı ve davacı işçinin kıdemi hususları birlikte nazara alındığında, feshe konu edilen eylemin, davalı işveren açısından haklı fesih sebebi sayılabilecek ağırlıkta olmadığı kabul edilmelidir. Buna göre de kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulü gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Sonuç: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 24.01.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İşyerindeki Fiili Uygulama ve Eylemin Ağırlığı

İşyerinde iade edilmesi gereken tüketim malzemelerinden meşrubat ve çikolata gibi ürünlerin izinsiz tüketilmesi halinde fesih yerine işçinin uyarılması yönünde fiili bir işyeri uygulaması bulunabilir. Alkollü içeceklerin izinsiz tüketimine taviz gösterilmezken meşrubat ve çikolata gibi ikramların tüketilmesinde işçilerin uyarılmasıyla yetinildiğinin tanık beyanlarıyla belirlenmesi, işverenin konuya dair fiili uygulamasını ortaya koyar.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2022/156 Esas ve 2022/984 Karar sayılı ilamı uyarınca; işyerindeki fiili uygulama, izinsiz tüketilen malın değeri, tüketilme zamanı ve işçinin kıdemi birlikte gözetildiğinde, tek seferlik izinsiz meşrubat tüketimi haklı fesih sebebi sayılabilecek ağırlıkta kabul edilmemiştir. Eylemin bu ağırlıkta olmaması durumunda işverenin bildirimsiz feshi haklı nedene dayanmadığından, işçinin kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabul edilmesi gerekir.

1475 sayılı İŞ KANUNU m. 14Kaynağı aç
Madde 14 – (Değişik birinci fıkra: 29/7/1983 – 2869/3 md.) Bu Kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin: 1. İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında, 2. İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca, 3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyle, 4. Bağlı bulundukları kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla;[2] 5. (Ek: 25/8/1999 – 4447/45 md.) 506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle, Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır. (Değişik fıkralar: 17/10/1980 – 2320/1 md.): İşçilerin kıdemleri, hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştıkları süreler gözönüne alınarak hesaplanır. İşyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde işçinin kıdemi, işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır. 12/7/1975 tarihinden, itibaren işyerinin devri veya herhangi bir suretle el değiştirmesi halinde işlemiş kıdem tazminatlarından her iki işveren sorumludur. Ancak, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır. 12/7/1975 tarihinden evvel işyeri devrolmuş veya herhangi bir suretle el değiştirmişse devir mukavelesinde aksine bir hüküm yoksa işlemiş kıdem tazminatlarından yeni işveren sorumludur.[3] [4] İşçinin birinci bendin 4 üncü fıkrası hükmünden faydalanabilmesi için aylık veya toptan ödemeye hak kazanmış bulunduğunu ve kendisine aylık bağlanması veya toptan ödeme yapılması için yaşlılık sigortası bakımından bağlı bulunduğu kuruma veya sandığa müracaat etmiş olduğunu belgelemesi şarttır. İşçinin ölümü halinde bu şart aranmaz. T.C. Emekli Sandığı Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanununa veya yalnız Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olarak sadece aynı ya da değişik kamu kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle Sosyal Sigortalar Kanununa göre yaşlılık veya malullük aylığına ya da toptan ödemeye hak kazanan işçiye, bu kamu kuruluşlarında geçirdiği hizmet sürelerinin toplamı üzerinden son kamu kuruluşu işverenince kıdem tazminatı ödenir. Yukarıda belirtilen kamu kuruluşlarında işçinin hizmet akdinin evvelce bu maddeye göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona ermesi suretiyle geçen hizmet süreleri kıdem tazminatının hesabında dikkate alınmaz. Ancak, bu tazminatın T.C. Emekli Sandığına tabi olarak geçen hizmet süresine ait kısmı için ödenecek miktar, yaşlılık veya malullük aylığının başlangıç tarihinde T.C. Emekli Sandığı Kanununun yürürlükteki hükümlerine göre emeklilik ikramiyesi için öngörülen miktardan fazla olamaz. Bu maddede geçen kamu kuruluşları deyimi, genel, katma ve özel bütçeli idareler ile 468 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde sayılan kurumları kapsar. Aynı kıdem süresi için bir defadan fazla kıdem tazminatı veya ikramiye ödenmez. Kıdem tazminatının hesaplanması, son ücret üzerinden yapılır. Parça başı, akort, götürü veya yüzde usulü gibi ücretin sabit olmadığı hallerde son bir yıllık süre içinde ödenen ücretin o süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle bulunacak ortalama ücret bu tazminatın hesabına esas tutulur. Ancak, son bir yıl içinde işçi ücretine zam yapıldığı takdirde, tazminata esas ücret, işçinin işten ayrılma tarihi ile zammın yapıldığı tarih arasında alınan ücretin aynı süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle hesaplanır. (Değişik: 29/7/1983 – 2869/3 md.) 13 üncü maddesinde sözü geçen tazminat ile bu maddede yer alan kıdem tazminatına esas olacak ücretin hesabında 26 ncı maddenin birinci fıkrasında yazılı ücrete ilaveten işçiye sağlanmış olan para ve para ile ölçülmesi mümkün akdi ve kanundan doğan menfaatler de gözönünde tutulur. Kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi sebebiyle açılacak davanın sonunda hakim gecikme süresi için, ödenmeyen süreye göre mevduata uygulanan en yüksek faizin ödenmesine hükmeder. İşçinin mevzuattan doğan diğer hakları saklıdır.[5] (Değişik: 17/10/1980 – 2320/1 md.) Bu maddede belirtilen kıdem tazminatı ile ilgili 30 günlük süre hizmet akidleri veya toplu iş sözleşmeleri ile işçi lehine değiştirilebilir. (Değişik: 10/12/1982 – 2762/1 md.) Ancak, toplu sözleşmelerle ve hizmet akitleriyle belirlenen kıdem tazminatlarının yıllık miktarı, Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek Devlet memuruna 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemez. (Değişik fıkralar: 17/10/1980 – 2320/1 md.): İşçinin ölümü halinde yukarıdaki hükümlere göre doğan tazminat tutarı, kanuni mirasçılarına ödenir. Kıdem tazminatından doğan sorumluluğu işveren şahıslara veya sigorta şirketlerine sigorta ettiremez. İşveren sorumluluğu altında ve sadece yaşlılık, emeklilik, malullük, ölüm ve toptan ödeme hallerine mahsus olmak kaydiyle Devlet veya kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurumlarda veya % 50 hisseden fazlası Devlete ait bir bankada veya bir kurumda işveren tarafından kıdem tazminatı ile ilgili bir fon tesis edilir.[6] Fon tesisi ile ilgili hususlar kanunla düzenlenir.

Doğruluk ve Bağlılığa Aykırılık Kapsamında Haklı Fesih

4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca işçinin güveni kötüye kullanması, hırsızlık yapması veya meslek sırlarını ortaya atması gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışları işverene derhal haklı fesih yetkisi verir. Aynı fıkranın (ı) bendinde ise işçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işyerinin malı olan ya da eli altında bulunan maddeleri otuz günlük ücreti tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması haklı fesih hali sayılmıştır. Değeri düşük tüketim maddeleri bu hasar sınırının altında kalsa dahi doğruluk ve bağlılık kuralları çerçevesinde değerlendirilmekte, ancak her eylem fesih ağırlığında görülmemektedir.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 25Kaynağı aç
Madde 25 – Süresi belirli olsun veya olmasın işveren, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir: I- Sağlık sebepleri: a) İşçinin kendi kastından veya derli toplu olmayan yaşayışından yahut içkiye düşkünlüğünden doğacak bir hastalığa yakalanması veya engelli hâle gelmesi durumunda, bu sebeple doğacak devamsızlığın ardı ardına üç iş günü veya bir ayda beş iş gününden fazla sürmesi.[7] b) İşçinin tutulduğu hastalığın tedavi edilemeyecek nitelikte olduğu ve işyerinde çalışmasında sakınca bulunduğunun Sağlık Kurulunca saptanması durumunda. (a) alt bendinde sayılan sebepler dışında işçinin hastalık, kaza, doğum ve gebelik gibi hallerde işveren için iş sözleşmesini bildirimsiz fesih hakkı; belirtilen hallerin işçinin işyerindeki çalışma süresine göre 17 nci maddedeki bildirim sürelerini altı hafta aşmasından sonra doğar. Doğum ve gebelik hallerinde bu süre 74 üncü maddedeki sürenin bitiminde başlar. Ancak işçinin iş sözleşmesinin askıda kalması nedeniyle işine gidemediği süreler için ücret işlemez. II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri: a) İş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar kendisinde bulunmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek, yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler veya sözler söyleyerek işçinin işvereni yanıltması. b) İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarfetmesi veya davranışlarda bulunması, yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnadlarda bulunması. c) İşçinin işverenin başka bir işçisine cinsel tacizde bulunması. d) İşçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması, işyerine sarhoş yahut uyuşturucu madde almış olarak gelmesi ya da işyerinde bu maddeleri kullanması.[8] e) İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması. f) İşçinin, işyerinde, yedi günden fazla hapisle cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir suç işlemesi. g) İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi. h) İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi. ı) İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması. III- Zorlayıcı sebepler: İşçiyi işyerinde bir haftadan fazla süre ile çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı bir sebebin ortaya çıkması. IV- İşçinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde devamsızlığın 17 nci maddedeki bildirim süresini aşması. İşçi feshin yukarıdaki bentlerde öngörülen sebeplere uygun olmadığı iddiası ile 18, 20 ve 21 inci madde hükümleri çerçevesinde yargı yoluna başvurabilir. Derhal fesih hakkını kullanma süresi

İş sözleşmesi ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık gerekçesiyle feshedilen işçi, 4857 sayılı Kanun'un 25. maddesinin son fıkrası uyarınca feshin haklı bir sebebe dayanmadığı iddiasıyla iş güvencesi hükümleri çerçevesinde yargı yoluna başvurma hakkına sahiptir. İşverenin bu bentler kapsamındaki fesihlerinde işçi 1475 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca kıdem tazminatına hak kazanamazken, feshin haklı nedene dayanmadığının tespit edilmesi halinde kıdem tazminatı ödenmesi gerekir.

Hak Düşürücü Süreler ve İhbar Tazminatı Yükümlülüğü

Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hallere dayalı fesih yetkisi, 4857 sayılı Kanun'un 26. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, taraflardan birinin durumu öğrendiği günden başlayarak altı iş günü ve her halde fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl içinde kullanılmalıdır. İşçinin olayda maddi çıkar sağlaması durumunda bir yıllık azami sınır uygulanmaz. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre bu süre içinde sözleşmeyi haklı nedenle fesheden tarafın tazminat hakları saklı tutulmuştur.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 26Kaynağı aç
Madde 26 – 24 ve 25 inci maddelerde gösterilen ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan hallere dayanarak işçi veya işveren için tanınmış olan sözleşmeyi fesih yetkisi, iki taraftan birinin bu çeşit davranışlarda bulunduğunu diğer tarafın öğrendiği günden başlayarak altı iş günü geçtikten ve her halde fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl sonra kullanılamaz. Ancak işçinin olayda maddi çıkar sağlaması halinde bir yıllık süre uygulanmaz. Bu haller sebebiyle işçi yahut işverenden iş sözleşmesini yukarıdaki fıkrada öngörülen süre içinde feshedenlerin diğer taraftan tazminat hakları saklıdır. Yeni iş arama izni

Belirsiz süreli iş sözleşmesini 4857 sayılı Kanun'un 24 ve 25. maddelerindeki haklı bir neden olmaksızın ve 17. maddedeki bildirim sürelerine uymaksızın fesheden taraf, bildirim süresine ilişkin ücret tutarında ihbar tazminatı ödemekle yükümlüdür. İşveren bildirim süresine ait ücreti peşin vermek suretiyle de sözleşmeyi feshedebilir. Haklı bir fesih sebebi bulunmasına rağmen 26. maddede öngörülen hak düşürücü süre içinde fesih hakkı kullanılmazsa, daha sonraki fesihlerde karşı tarafa ihbar tazminatı ödeme borcu doğar. Bununla birlikte, iş sözleşmesini fesheden taraf feshi haklı bir nedene dayansa dahi ihbar tazminatı talep edemez.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 17Kaynağı aç
Madde 17 – Belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinden önce durumun diğer tarafa bildirilmesi gerekir. İş sözleşmeleri; a) İşi altı aydan az sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak iki hafta sonra, b) İşi altı aydan birbuçuk yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak dört hafta sonra, c) İşi birbuçuk yıldan üç yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak altı hafta sonra, d) İşi üç yıldan fazla sürmüş işçi için, bildirim yapılmasından başlayarak sekiz hafta sonra, feshedilmiş sayılır. Bu süreler asgari olup sözleşmeler ile artırılabilir. Bildirim şartına uymayan taraf, bildirim süresine ilişkin ücret tutarında tazminat ödemek zorundadır. İşveren bildirim süresine ait ücreti peşin vermek suretiyle iş sözleşmesini feshedebilir. İşverenin bildirim şartına uymaması veya bildirim süresine ait ücreti peşin ödeyerek sözleşmeyi feshetmesi, bu Kanunun 18, 19, 20 ve 21 inci maddesi hükümlerinin uygulanmasına engel olmaz. 18 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca bu Kanunun 18, 19, 20 ve 21 inci maddelerinin uygulanma alanı dışında kalan işçilerin iş sözleşmesinin, fesih hakkının kötüye kullanılarak sona erdirildiği durumlarda işçiye bildirim süresinin üç katı tutarında tazminat ödenir. Fesih için bildirim şartına da uyulmaması ayrıca dördüncü fıkra uyarınca tazminat ödenmesini gerektirir. Bu maddeye göre ödenecek tazminatlar ile bildirim sürelerine ait peşin ödenecek ücretin hesabında 32 nci maddenin birinci fıkrasında yazılan ücrete ek olarak işçiye sağlanmış para veya para ile ölçülmesi mümkün sözleşme ve Kanundan doğan menfaatler de göz önünde tutulur. Feshin geçerli sebebe dayandırılması

İşçinin mülga 1475 sayılı Kanun'un 14. maddesi hükümleri uyarınca emeklilik, muvazzaf askerlik veya evlilik gibi kanuni nedenlerle iş sözleşmesini feshetmesi durumunda ihbar tazminatı talep hakkı bulunmadığı gibi, işveren de bu fesihlerde ihbar tazminatı isteyemez.

İzinsiz meşrubat veya yiyecek tüketmek işten çıkarılma sebebi midir?

Tek seferlik ve düşük değerli bir ürünün izinsiz tüketilmesi haklı fesih ağırlığında kabul edilmeyebilir; tüketilen malın ekonomik değeri, işçinin kıdemi ve işyerinde benzer durumlarda uyarı verilmesi şeklindeki fiili uygulama gözetilerek feshin haksız olduğuna karar verilebilir.

Haklı nedenle işten çıkarıldığını ileri süren işveren ihbar tazminatı öder mi?

Feshin haklı bir nedene dayanmadığı mahkemece saptanırsa veya kanunda öngörülen hak düşürücü süre geçirildikten sonra fesih yapılmışsa işverenin ihbar tazminatı ödemesi gerekir.

İş sözleşmesini fesheden taraf ihbar tazminatı alabilir mi?

Hayır, iş sözleşmesini fesheden tarafın feshi haklı bir nedene dayansa dahi ihbar tazminatına hak kazanması hukuken mümkün değildir.

Haklı fesih yetkisi hangi süre içinde kullanılmalıdır?

Ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık gerekçesiyle fesih yetkisi, fiilin öğrenildiği günden başlayarak altı iş günü ve her halde gerçekleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde kullanılmalıdır; işçinin maddi çıkar sağladığı hallerde bir yıllık süre uygulanmaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu