İşyeri devrinde iş sözleşmesi kendiliğinden sona ermez; 4857 sayılı İş Kanunu m. 6 uyarınca devir tarihinde işyerinde veya bir bölümünde mevcut olan iş sözleşmeleri bütün hak ve borçlarıyla birlikte devralan işverene geçer. Devralan işveren, işçinin hizmet süresine bağlı haklarda devreden işveren yanında işe başladığı tarihe göre işlem yapmakla yükümlüdür. Devir olgusu ne işveren ne de işçi bakımından tek başına fesih sebebi oluşturmaz.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 6Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2015/3255, K. 2019/656Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2015/3603, K. 2017/495Kaynağı aç
İşyeri Devrinin Kapsamı ve Belirleyici Ölçütler
4857 sayılı İş Kanunu m. 6 uyarınca devrin gerçekleşmesi, işyerinin veya bir bölümünün hukuki bir işleme dayalı olarak başka bir kişiye geçmesine bağlıdır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin E. 2012/36833, K. 2014/30077 sayılı kararında belirtildiği üzere, temel ölçüt ekonomik birliğin kimliğinin korunmasıdır. Bu kapsamda maddi ve maddi olmayan unsurların devri, işgücünün geçişi, müşteri çevresi, devirden önce ve sonra yürütülen faaliyetlerin benzerliği ve faaliyete ara verilmişse bunun süresi birlikte değerlendirilir. Hukuki sonucun doğması için ölçütlerin tamamının bir arada gerçekleşmesi zorunlu olmayıp işyerini karakterize eden unsurların geçmesi yeterli görülebilmektedir. İşgücünün belirleyici olduğu sektörlerde maddi ve maddi olmayan unsurların devri söz konusu olmaksızın ekonomik birliğin önemli unsurunu oluşturan işçilerin devri de işyeri devri olarak kabul edilebilmektedir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2012/36833, K. 2014/30077Kaynağı aç
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2014/37456, K. 2015/5721Kaynağı aç
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2015/21724, K. 2018/17274Kaynağı aç
Buna karşılık, şirketin hisselerinin el değiştirmesi halinde tüzel kişilik ve işveren sıfatı kural olarak değişmediğinden, hisse devri 4857 sayılı Kanun m. 6 anlamında işyeri devri niteliğinde değerlendirilmez. Öte yandan bazı çalışanların bir işyerinden ayrılıp kısa süre sonra farklı adresteki başka bir işverende çalışmaya başlaması da işyeri devri için yeterli görülmeyebilir; bu tür durumlarda ekonomik birliğin kimliğinin korunup korunmadığı ayrıca araştırılmalıdır.
4857 sayılı İş Kanunu m. 6 uyarınca tüzel kişiliğin birleşme, katılma veya tür değişikliğiyle sona ermesi halinde devreden ve devralan işveren arasındaki birlikte sorumluluk hükümleri uygulanmaz. İflas dolayısıyla malvarlığının tasfiyesi sonucu gerçekleşen devirlerde de 6. madde hükümleri bütünüyle devre dışı kalır.
Sözleşmenin Devralana Geçişi ve Tarafların İradesi
4857 sayılı İş Kanunu m. 6 kapsamındaki işyeri devrinde iş sözleşmeleri kanun gereği kendiliğinden devralana geçtiğinden, bu geçiş işçinin ayrıca yazılı onay vermesine bağlı tutulmamıştır. İşverenlerin kendi aralarında düzenledikleri devir sözleşmesinde borçları paylaştırmaları ise yalnızca kendi iç ilişkilerinde hüküm ifade eder; işçinin kanundan doğan hak ve alacaklarını ortadan kaldırmaz.
İşyeri aynı kalırken yalnızca belirli bir işçinin sözleşmesinin devredilmesi durumu ise işyeri devrinden farklı olup işçinin yazılı rızasını gerektirir. Öte yandan devir günü imzalatılan ibranameler tüm alacakları kendiliğinden sona erdirmez; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 420 uyarınca ibra sözleşmesinin yazılı olması, sözleşmenin sona ermesinden itibaren en az bir ay geçmiş bulunması, alacak kalemlerinin açıkça belirtilmesi ve ödemenin banka aracılığıyla noksansız yapılması zorunludur. Gerçek tutarı içermeyen belgeler yalnızca makbuz hükmündedir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 420Kaynağı aç
Kıdem Tazminatında Hizmet Süresi ve Sorumluluk Paylaşımı
Devralan işveren, 4857 sayılı İş Kanunu m. 6/2 uyarınca hizmet süresine bağlı haklarda işçinin devreden işveren yanında işe başladığı tarihi esas almak zorundadır. 1475 sayılı İş Kanunu m. 14/2 hükmü gereğince, işyerlerinin devri veya intikali yahut herhangi bir yolla bir işverenden diğerine geçmesi halinde işçinin kıdemi, işyerindeki hizmet sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır. İş sözleşmesi devirden sonra kıdem tazminatını gerektirecek biçimde sona ererse, devralan son işveren devir öncesi ve devir sonrası toplam hizmet süresine göre belirlenen tazminatın tamamından sorumludur.
1475 sayılı İŞ KANUNU m. 14Kaynağı aç
1475 sayılı Kanun m. 14/2 ve Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin E. 2012/36833, K. 2014/30077 sayılı kararı doğrultusunda, devreden işverenin kıdem tazminatı sorumluluğu kendi çalıştırdığı dönem ve devir tarihindeki ücret seviyesiyle sınırlıdır. Ayrıca 1475 sayılı Kanun m. 14/2 metninde bir süre sınırı düzenlenmediğinden, 4857 sayılı İş Kanunu m. 6/3'te öngörülen iki yıllık sorumluluk süresi kıdem tazminatı bakımından uygulanmaz. Bununla birlikte sözleşme sona ermeden ve işyeri devri gerçekleştiği sırada iş ilişkisi devam ederken işçi kıdem tazminatı talep edemez; tazminat feshe bağlı koşulların gerçekleşmesiyle muaccel hale gelir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2012/30735, K. 2014/29822Kaynağı aç
Devir Öncesi ve Sonrası İşçilik Alacaklarında Sorumluluk
4857 sayılı İş Kanunu m. 6/3 hükmü gereğince devir tarihinden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan işveren birlikte sorumludur. Ancak devreden işverenin bu borçlara ilişkin sorumluluğu devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlıdır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin E. 2012/36833, K. 2014/30077 sayılı kararında açıklandığı üzere; devir tarihine kadar tahakkuk etmiş ücret, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti gibi alacaklardan her iki işveren müştereken ve müteselsilen sorumlu olup devreden yönünden iki yıllık süre geçerlidir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin E. 2015/21724, K. 2018/17274 sayılı kararında ise devreden alt işverenin bu iki yıllık sınırın aşılması halinde o döneme ait belirli alacaklardan sorumlu tutulamayacağı kabul edilmiştir.
Devir tarihinden sonraki çalışmalar karşılığında doğan ücret, fazla çalışma ve tatil alacaklarından ise münhasıran devralan işveren sorumludur; devreden işverenin bu döneme ait alacaklardan herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır.
Yıllık İzin Ücreti ve İhbar Tazminatının Hukuki Rejimi
Kullanılmayan yıllık izin günleri işyeri devriyle ortadan kalkmaz; devralan işveren, işçinin devreden yanındaki ilk işe giriş tarihini esas alarak izin süresini belirlemekle yükümlüdür. İş sözleşmesi sona erdiğinde ücrete dönüşen yıllık izin alacağı ile bildirim süresine uyulmamasından doğan ihbar tazminatı feshe bağlı haklardandır.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin E. 2012/36833, K. 2014/30077 ve E. 2012/30735, K. 2014/29822 sayılı kararları uyarınca, feshe bağlı alacak niteliğindeki ihbar tazminatı ve kullanılmayan yıllık izin ücretinden yalnızca sözleşmeyi sona erdiren son işveren sorumludur. Devreden işveren son işveren sıfatını taşımadığından, bu kalemlerden dolayı devreden işverene sorumluluk yüklenemez.
Fesih Yasağı ve İstisnai Fesih Hakları
4857 sayılı İş Kanunu m. 6 uyarınca devreden veya devralan işveren iş sözleşmesini sırf işyerinin ya da bir bölümünün devrinden dolayı feshedemez; aynı şekilde işyeri devri işçi yönünden de fesih için haklı sebep oluşturmaz. Devir işlemi fesih mahiyetinde olmadığından, yalnızca devir gerekçe gösterilerek feshe bağlı tazminatlar talep edilemez.
Buna karşılık 4857 sayılı İş Kanunu m. 6/5 belirli istisnaları saklı tutmuştur. Devreden veya devralan işverenin ekonomik ve teknolojik sebeplerin ya da iş organizasyonu değişikliğinin gerekli kıldığı fesih hakları ile işçi ve işverenlerin haklı sebeplerden derhal fesih hakları kullanılabilir. İşyeri devrinin çalışma koşullarını fiilen ağırlaştıran bir nitelik taşıması hali ise somut olayın özelliklerine göre ayrı bir inceleme gerektirir.
Ücret İndirimi, Esaslı Değişiklik ve Değişiklik Feshi
İş sözleşmesinin temel unsurlarından olan ücret ve sosyal haklar üzerinde işçi aleyhine yapılan indirimler çalışma koşullarında esaslı değişiklik oluşturur. 4857 sayılı İş Kanunu m. 22/1 gereğince işveren bu değişikliği işçiye yazılı olarak bildirmek zorundadır; bu usule uyulmadan yapılan veya işçi tarafından altı işgünü içinde yazılı olarak kabul edilmeyen değişiklikler işçiyi bağlamaz. Ayrıca aynı kanunun 62. maddesi uyarınca kanuni çalışma sürelerinin indirilmesi, kanuni yükümlülüklerin yerine getirilmesi veya mevzuat hükümlerinin uygulanması gerekçesiyle işçi ücretlerinden tek taraflı eksiltme yapılamaz. Çalışma koşullarını belirleyen iş görme borcu, ücret, işin yeri ve zamanı, çalışma süreleri, yıllık izin süreleri, ücret ekleri ve çeşitli sosyal yardımlar da bu kapsamdadır.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 22Kaynağı aç
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2016/12390, K. 2020/1393Kaynağı aç
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2016/20265, K. 2016/18212Kaynağı aç
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2016/20267, K. 2016/18214Kaynağı aç
4857 sayılı İş Kanunu m. 22/2 uyarınca taraflar karşılıklı anlaşarak çalışma koşullarını her zaman değiştirebilir; ancak değişiklik geçmişe etkili olarak yürürlüğe konulamaz. Asgari ücretin altına inmemek kaydıyla tarafların anlaşmasıyla ileriye dönük ücret indirimi yapılması hukuken mümkündür; 4857 sayılı Kanun m. 62'deki yasak işverenin tek taraflı indirim yapamamasına ilişkindir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2015/3603, K. 2017/495 ve E. 2015/3585, K. 2017/478 sayılı kararlarında, işçinin yazılı rızası alınmaksızın yapılan ücret indiriminin bağlayıcı olmadığı ve fark ücret alacağına hak kazanılacağı oybirliğiyle kabul edilmiştir. Bu kararlar, alt işveren değişimi sırasında işçiye yeni ve düşük ücretli sözleşme imzalatılmaksızın ücreti düşürülen olaylara ilişkindir. Buna karşılık Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2015/3255, K. 2019/656 sayılı kararında çoğunluk görüşü, düşük ücretli yeni sözleşmeyi imzalayarak çalışmaya devam eden işçinin değişikliği kabul etmiş sayılacağını ve fark ücret isteyemeyeceğini benimsemiştir; azınlık görüşü ise matbu sözleşmeyle ekonomik baskı altında verilen imzanın serbest iradeyi yansıtmayacağını savunmuştur. Bu iki karar işçinin yeni sözleşme imzalayıp imzalamaması bakımından farklı olgusal koşullara dayanmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2015/3585, K. 2017/478Kaynağı aç
İşverenin yazılı rıza alınmaksızın tek taraflı ücret indirimine gitmesi ve çalışma koşullarını uygulamaması halinde işçi, 4857 sayılı Kanun m. 24/II-f çerçevesinde iş sözleşmesini haklı nedenle feshedebilir ve bu durumda kıdem tazminatı talep hakkı doğar; ancak bu fesih türünde ihbar tazminatı istenemez. İşçi değişiklik teklifini altı işgünü içinde yazılı olarak kabul etmezse, işveren değişikliğin geçerli bir nedene dayandığını yazılı açıklayıp bildirim sürelerine uyarak sözleşmeyi feshedebilir. İşverence yapılan bu fesihte işçi ihbar ve kıdem tazminatına hak kazanır ve 4857 sayılı Kanun m. 17 ila 21 hükümleri uyarınca dava açabilir. Değişiklik feshinin geçerli sayılabilmesi için uygulamanın son çare niteliğinde bulunması zorunludur.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 24Kaynağı aç
Fark Ücret Hesabında Katsayı Yöntemi
İşçinin temel ücreti asgari ücretin belirli bir oranı fazlası olarak kararlaştırılmışsa, rıza dışı ücret düşürme dönemlerinde fark alacağı katsayı korunarak hesaplanır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2015/3603, K. 2017/495 ve E. 2015/3585, K. 2017/478 sayılı kararlarında belirlendiği üzere, ücretin düşürülmesinden önceki dönemdeki ücretin o tarihteki asgari ücrete oranlanmasıyla bulunan katsayı yeni dönem için de korunmalı; işçinin alması gereken ücretten fiilen ödenen tutar mahsup edilmelidir. Sözleşmede öngörülen ücretin veya zammın eksik uygulanması halinde, işçinin açık feragati bulunmadıkça fark alacak hakkı varlığını sürdürür.
Alt İşveren Değişikliğinde İşyeri Devri ve Asıl İşverenin Sorumluluğu
İhale süresinin bitmesi veya alt işverenin değişmesi her durumda otomatik olarak işyeri devri sonucunu doğurmaz. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin E. 2019/8868, K. 2019/23828 sayılı kararında vurgulandığı üzere, önceki alt işverenin işyerinden ayrılmasına rağmen işçilerin yeni alt işveren bünyesinde aynı şekilde çalışmayı sürdürmeleri halinde alt işverenler arasında 4857 sayılı İş Kanunu m. 6 anlamında devir gerçekleşmiş sayılır. Süresi biten alt işveren ile yeni alt işveren arasında doğrudan bir devir sözleşmesi yapılması da mümkündür.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2019/8868, K. 2019/23828Kaynağı aç
Buna karşılık süresi biten alt işverenin bütün işçilerine başka işyerleri göstererek ayrılması ve işin asıl işveren tarafından yeni bir şirkete verilmesi durumunda alt işverenler arasında doğrudan bir ilişki kurulmadığından işyeri devri gerçekleşmez. Değişen alt işverenler arasında makul süreyi aşan bir çalışma kesintisi tespit edildiğinde ise devir ilişkisinden söz edilemez; kesintiden sonraki çalışma yeni bir iş sözleşmesi sayılır ve kıdem ile diğer alacaklar her dönem kendi başlangıç tarihi ile dönem sonu ücreti üzerinden ayrı ayrı hesaplanır. Bu makul süre sınırı içtihatta somut bir gün sayısına bağlanmamış, her olayın kendi şartlarına bırakılmıştır. Eski alt işverenin sözleşmeyi feshedip işçinin sonradan yeni işverende işe başlaması halinde de yeni bir iş sözleşmesi kurulmuş sayılır.
Kıdem tazminatı bakımından önceki alt işverenin sorumluluğu devir tarihindeki ücret ve kendi dönemiyle sınırlı olup son alt işveren tüm dönemden sorumludur; bu kural 1475 sayılı İş Kanunu m. 14/2'ye dayanmakta ve alt işverenler arasında hukuki ya da fiili bir bağlantı bulunup bulunmadığına bakılmaksızın uygulanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu m. 2/6 uyarınca asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak kanundan, iş sözleşmesinden ve alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumludur. Ayrıca 4857 sayılı Kanun m. 36/5 uyarınca kamu veya özel tüm asıl işverenler, alt işveren işçilerinin ücretlerinin tam ve zamanında ödenmesini denetlemek ve sağlamakla yükümlüdür.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2012/30873, K. 2014/29555Kaynağı aç
Fiilî Çalışma Sürekliliği, Zamanaşımı ve Dava Usulü
Devir sürecinde gerçekleştirilen SGK giriş-çıkış bildirimleri, personele yeni sicil numarası verilmesi veya bordrodaki unvan değişiklikleri fiilî iş ilişkisini sona erdirmez. Fiilî çalışma kesintisiz sürüyorsa ve işletme birliği kimliğini koruyarak devam ediyorsa hukuki süreklilik esas alınabilir.
4857 sayılı İş Kanunu m. 32 uyarınca ücret alacaklarında zamanaşımı süresi beş yıldır. Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti alacaklarında da beş yıllık zamanaşımı süresi uygulanmakta olup bu süre ilgili alacağın muaccel olduğu fesih veya hak doğumu tarihinden itibaren işlemeye başlar.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 32Kaynağı aç
Feshe karşı işe iade talep eden işçinin, 4857 sayılı İş Kanunu m. 20/1 uyarınca fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabuluculuğa başvurması zorunludur. Arabuluculukta anlaşma sağlanamaması halinde, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılmalıdır. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 3/17 gereğince arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağın düzenlenmesine kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süreler işlemez. Feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü ise işverene aittir.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 20Kaynağı aç
7036 sayılı İŞ MAHKEMELERİ KANUNU m. 3Kaynağı aç
Sıkça Sorulan Sorular
İşyeri devredildiğinde iş sözleşmesi kendiliğinden sona erer mi?
Hayır, 4857 sayılı İş Kanunu m. 6 uyarınca devir tarihinde mevcut olan iş sözleşmeleri bütün hak ve borçlarıyla birlikte devralan işverene geçer; devir ne işverene ne de işçiye sözleşmeyi feshetme hakkı verir.
Devir sonrasında kıdem tazminatından hangi işveren sorumludur?
İş sözleşmesi devirden sonra kıdem tazminatına hak kazandıracak şekilde feshedilirse devralan son işveren, işçinin devir öncesi ve sonrası tüm hizmet süresi üzerinden hesaplanan kıdem tazminatından sorumludur. Devreden işveren ise 1475 sayılı Kanun m. 14/2 uyarınca yalnızca kendi dönemi ve devir tarihindeki ücret seviyesiyle sınırlı olarak sorumlu tutulur.
Devreden işverenin sorumluluğundaki iki yıllık süre kıdem tazminatını kapsar mı?
Hayır, 4857 sayılı İş Kanunu m. 6/3'teki iki yıllık süre sınırlaması devir tarihinden önce doğmuş muaccel ücret ve benzeri borçlar içindir; 1475 sayılı Kanun m. 14/2 kapsamındaki kıdem tazminatı sorumluluğunda devreden işveren için bu iki yıllık süre sınırlaması uygulanmaz.
Devir sonrasında kullanılmayan yıllık izin ücreti kimden talep edilir?
Kullanılmayan yıllık izin ücreti feshe bağlı bir hak olduğundan, sözleşme feshedildiğinde bu alacaktan yalnızca son işveren sorumludur; devreden işverenin yıllık izin ücretinden sorumluluğu bulunmamaktadır.
Devralan işveren işçinin ücretini tek taraflı olarak düşürebilir mi?
4857 sayılı İş Kanunu m. 22 uyarınca ücret indirimi çalışma koşullarında esaslı değişiklik sayılır ve işçiye yazılı bildirilip altı işgünü içinde yazılı kabul edilmedikçe işçiyi bağlamaz. 4857 sayılı Kanun m. 62 uyarınca işveren tek taraflı indirim yapamaz; tarafların karşılıklı anlaşmasıyla ve asgari ücretin altına inmemek kaydıyla ileriye dönük ücret indirimi mümkündür.
Şirket hisselerinin devredilmesi durumunda işyeri devri hükümleri uygulanır mı?
Şirketin hisselerinin el değiştirmesi halinde şirketin tüzel kişiliği ve işveren sıfatı kural olarak değişmediğinden, hisse devri 4857 sayılı Kanun m. 6 anlamında işyeri devri niteliğinde değerlendirilmez.
Alt işveren değiştiğinde önceki çalışmalar kıdeme dahil edilir mi?
İşçiler yeni alt işveren yanında ara vermeksizin veya makul süre içinde aynı işyerinde çalışmayı sürdürürse işyeri devri kuralları uygulanır. Ancak makul süreyi aşan kesintilerde sonraki dönem yeni sözleşme sayılır; kıdem ve diğer alacaklar her dönem kendi koşulları çerçevesinde ayrı ayrı hesaplanır.
İşyeri devri gerekçesiyle işten çıkarılan işçi işe iade davası açabilir mi?
Evet, 4857 sayılı İş Kanunu m. 6 devir gerekçesiyle feshi yasakladığından, iş sözleşmesi bu gerekçeyle feshedilen işçi bildirim tebliğinden itibaren bir ay içinde arabuluculuğa başvurup anlaşma sağlanamaması halinde iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açabilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

