İsviçre’de Borç İcra Dairesi Üzerinden Takip Başlatılması
İsviçre hukukunda alacak takibi kural olarak borçlunun yerleşim yerinin veya şirket merkezinin bulunduğu yerdeki borç icra dairesi üzerinden başlatılır. Takip talebinde bulunabilmek için alacaklının önceden bir mahkeme kararı almış olması zorunlu değildir; sözleşme, fatura, cari hesap, hizmet ilişkisi, satış ilişkisi veya borç ikrarına dayanılarak da işlem yapılabilir.
Borçlu, borç icra dairesi tarafından gönderilen ödeme emrine süresi içinde itiraz edebilir. Borçlunun itirazda bulunması halinde başlatılan takip kendiliğinden durur. Borçlunun yabancı ülkede yaşaması ve İsviçre’de yerleşim yeri, şirket merkezi veya yeterli bir bağlantısının bulunmaması durumunda standart borç icra takibinin yürütülmesi pratik ve hukuki açıdan mümkün olmayabilir.
İsviçre Belgelerinin ve Kararlarının Türkiye’de Tenfizi
İsviçre borç icra dairesi tarafından düzenlenen ödeme emri, mahkeme kararı ile aynı nitelikte değildir. Bu nedenle her İsviçre takip belgesinin Türkiye’de doğrudan icra edilebilir olduğu söylenemez. Türkiye’de tenfiz edilecek kararın kural olarak yabancı mahkeme ilamı veya belirli şartları taşıyan hakem kararı niteliğinde olması gerekir.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 50. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş ilamların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre yabancı mahkemelerin ceza ilamlarında yer alan kişisel haklarla ilgili hükümler hakkında da tenfiz talep edilebilir. Yabancı mahkeme kararları Türkiye’de kendiliğinden icra edilemez; açılacak tenfiz davasında ise mahkeme yabancı kararın esasını yeniden yargılamaz.
5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 50Kaynağı aç
İsviçre tahkim kararlarının Türkiye'de icra edilebilmesi için de Türk mahkemesinden tenfiz kararı alınması gerekir. Mahkeme tenfiz incelemesinde tahkim anlaşmasının geçerliliği, tarafların usulüne uygun temsil edilip edilmediği, hakem kararının bağlayıcı olup olmadığı, kamu düzeni ve uyuşmazlığın tahkime elverişliliği yönlerini inceler.
Türkiye’deki Borçlulara Karşı İlamsız İcra ve İhtiyati Haciz
Türkiye’de bulunan borçluya karşı alacaklının elinde mahkeme kararı bulunmasa dahi ilamsız icra takibi başlatılabilir. Borçlu ödeme emrine itiraz ederse takip durur. Bu durumda takibe devam edilebilmesi için alacaklının itirazın iptali, itirazın kaldırılması veya alacak davası yollarına başvurarak itirazı gidermesi gerekir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 257. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun elinde veya üçüncü kişide bulunan taşınır ve taşınmaz mallarını, alacaklarını ve diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İhtiyati haciz alacağın kesin tahsilini sağlamaz; kanuni şartların gerçekleşmesi halinde borçlunun malvarlığı üzerinde geçici güvence oluşturur.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 257Kaynağı aç
Vadesi gelmemiş para borçlarında ise 2004 sayılı Kanun’un 257. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yalnızca belirli hallerde ihtiyati haciz istenebilir. Borçlunun belirli bir yerleşim yerinin bulunmaması veya borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlanması, kaçması ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması bu haller arasındadır. Bu yolla ihtiyati haciz kararı verilmesi halinde borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kazanır.
Vekaletname ile Türkiye’de Hukuki Süreçlerin Yürütülmesi
İsviçre’de ikamet eden veya şirketi bulunan bir alacaklının, Türkiye’deki borçluya karşı hukuki işlemleri başlatmak amacıyla bizzat Türkiye’ye gelmesi zorunlu değildir. Usulüne uygun yetki içeren bir vekaletnameyle Türkiye’de bir vekil aracılığıyla takip talebinde bulunulması, dava veya ihtiyati haciz yoluna başvurulması, tenfiz işlemlerinin yürütülmesi ve tahsilat adımlarının tamamlanması mümkündür. Vekaletnamenin Türkiye’de geçerlilik taşıması bakımından ise düzenlendiği ülkeye, resmi evrakın niteliğine ve işlem yapılacak kuruma bağlı olarak apostil, konsolosluk onayı yahut noter onayı aranabilir.
İsviçre icra dairesinin ödeme emriyle Türkiye'de doğrudan haciz yapılabilir mi?
İsviçre borç icra dairesi tarafından düzenlenen ödeme emri mahkeme kararı ile aynı nitelikte olmadığından, her İsviçre takip belgesinin Türkiye'de doğrudan icra edilebilir olduğu söylenemez. Türkiye'de tenfiz talebine konu olacak işlemler kural olarak yabancı mahkeme ilamı veya belirli şartları taşıyan hakem kararı niteliğinde bulunmalıdır.
İsviçre'de icra takibi başlatmak için mahkeme kararı zorunlu mudur?
İsviçre'de takip başlatmak için alacaklının mutlaka önceden mahkeme kararı almış olması gerekmez; sözleşme, fatura, cari hesap, hizmet veya satış ilişkisi ya da borç ikrarına dayalı olarak da borç icra dairesi üzerinden takip talebinde bulunulabilir.
Tenfiz davasında Türk mahkemesi yabancı kararın esasını yeniden inceler mi?
Hayır, yetkili Türk mahkemesi yabancı mahkeme kararının tenfizi talebini karara bağlarken uyuşmazlığın esasını yeniden yargılamaz.
Vadesi gelmemiş bir alacak için ihtiyati haciz istenebilir mi?
Evet, borçlunun muayyen bir yerleşim yerinin bulunmaması veya mal kaçırma ya da kendisinin kaçma hazırlığı gibi kanundaki istisnai hallerin varlığında vadesi gelmemiş para borcu için de ihtiyati haciz istenebilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

