İşverenin İşçiye Açabileceği Davalar ve Hakları

by Avukat Erdal Ersoy
İşverenin İşçiye Açabileceği Davalar ve Hakları

Bildirimsiz Fesih ve İhbar Tazminatı Talebi

İş sözleşmesini sona erdiren tarafların kanunda belirlenen bildirim sürelerine riayet etmesi asıldır. Yasal bir haklı gerekçesi veya mazereti bulunmaksızın ihbar süresine uymadan işten ayrılan işçiye karşı işveren ihbar tazminatı davası açabilir. İhbar süreleri işçinin işyerindeki kıdemine göre belirlenir. Bu kapsamda kıdemi altı aya kadar olan işçilerde en az iki hafta, altı ay ile bir buçuk yıl arasında olanlarda en az dört hafta, bir buçuk yıldan üç yıla kadar sürenlerde en az altı hafta ve üç yıldan fazla olan kıdemlerde ise en az sekiz hafta önceden bildirim yapılması gerekir. Bildirim süresine uymayan işçi, bu sürelere ait ücret tutarında tazminat ödemekle yükümlü tutulur.

İşçinin İşverene Verdiği Maddi Zararların Tazmini

İşçinin işverene veya işyerine verdiği zararlardan hukuken sorumlu tutulabilmesi için kasıtlı hareket etmiş olması gerekmez; ihmali davranışlar da sorumluluğun doğması için yeterlidir. Bununla birlikte, işverenin işyerinde gerekli güvenlik önlemlerini almamış olması, işin ifası için zorunlu malzemeleri temin etmemesi yahut çalışana gereken eğitimi vermemesi işçinin kusur durumunu ve ortaya çıkan zarardaki sorumluluk payını etkiler.

İşçinin kendi kusuru veya görevi savsaması sonucunda işyeri güvenliğini tehlikeye atması ya da mülkiyeti işverene ait olan veya kendi zilyetliğindeki araç, gereç, tesisat ve emtialara otuz günlük ücretiyle karşılanamayacak boyutta zarar vermesi, 4857 sayılı İş Kanunu m. 25/II-ı uyarınca işverene sözleşmeyi derhal feshetme yetkisi tanır.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 25Kaynağı aç
Madde 25 – Süresi belirli olsun veya olmasın işveren, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir: I- Sağlık sebepleri: a) İşçinin kendi kastından veya derli toplu olmayan yaşayışından yahut içkiye düşkünlüğünden doğacak bir hastalığa yakalanması veya engelli hâle gelmesi durumunda, bu sebeple doğacak devamsızlığın ardı ardına üç iş günü veya bir ayda beş iş gününden fazla sürmesi.[7] b) İşçinin tutulduğu hastalığın tedavi edilemeyecek nitelikte olduğu ve işyerinde çalışmasında sakınca bulunduğunun Sağlık Kurulunca saptanması durumunda. (a) alt bendinde sayılan sebepler dışında işçinin hastalık, kaza, doğum ve gebelik gibi hallerde işveren için iş sözleşmesini bildirimsiz fesih hakkı; belirtilen hallerin işçinin işyerindeki çalışma süresine göre 17 nci maddedeki bildirim sürelerini altı hafta aşmasından sonra doğar. Doğum ve gebelik hallerinde bu süre 74 üncü maddedeki sürenin bitiminde başlar. Ancak işçinin iş sözleşmesinin askıda kalması nedeniyle işine gidemediği süreler için ücret işlemez. II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri: a) İş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar kendisinde bulunmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek, yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler veya sözler söyleyerek işçinin işvereni yanıltması. b) İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarfetmesi veya davranışlarda bulunması, yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnadlarda bulunması. c) İşçinin işverenin başka bir işçisine cinsel tacizde bulunması. d) İşçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması, işyerine sarhoş yahut uyuşturucu madde almış olarak gelmesi ya da işyerinde bu maddeleri kullanması.[8] e) İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması. f) İşçinin, işyerinde, yedi günden fazla hapisle cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir suç işlemesi. g) İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi. h) İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi. ı) İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması. III- Zorlayıcı sebepler: İşçiyi işyerinde bir haftadan fazla süre ile çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı bir sebebin ortaya çıkması. IV- İşçinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde devamsızlığın 17 nci maddedeki bildirim süresini aşması. İşçi feshin yukarıdaki bentlerde öngörülen sebeplere uygun olmadığı iddiası ile 18, 20 ve 21 inci madde hükümleri çerçevesinde yargı yoluna başvurabilir. Derhal fesih hakkını kullanma süresi

İşçinin sebebiyet verdiği zararın tazmini 4857 sayılı İş Kanunu m. 26 gereğince genel hükümlere göre talep edilir. İşveren uğradığı maddi kaybın giderilmesi amacıyla ilamsız icra takibi başlatabilir ya da tazminat davası açarak alacağı mahkeme kararı üzerinden ilamlı icra takibine başvurabilir.

İşveren, uğradığı zararı işçinin hak ettiği ücretten tek taraflı veya gelişigüzel kesme yetkisine sahip değildir. İşçinin açtığı bir işçi alacağı davasında bu zarar mahsup iddiası şeklinde ileri sürülemez; zira bu uyuşmazlıklar bağımsız taleplerdir. Ücretten kesinti yapılabilmesi ancak işçinin baskı altında olmadan verdiği gerçek rızasıyla mümkündür. Öte yandan işçi, alamadığı tazminatları gerekçesiyle hapis hakkı çerçevesinde işyeri eşyalarını elinde tutabilmektedir.

Doğruluk ve Bağlılığa Aykırılık ile Rekabet Yasağı İhlalleri

İşçinin güveni kötüye kullanması, hırsızlık yapması veya işverenin meslek sırlarını ortaya atması 4857 sayılı İş Kanunu m. 25/II-e uyarınca doğruluk ve bağlılığa uymayan davranış kabul edilir ve işverene bildirimsiz haklı fesih imkânı tanır. Meslek sırlarının açığa vurulması ve rekabet yasağına aykırı hareket edilmesi durumunda işveren iş sözleşmesini haklı nedenle feshedebileceği gibi uğradığı zararların tazmini için mahkemede dava açma hakkını da kullanabilir.

Devamsızlık Sebebiyle Fesih Hakkı

İş sözleşmesinin sürdürülmesinde işçinin mesaiye devam yükümlülüğü esastır. 4857 sayılı İş Kanunu m. 25/II-g hükmü doğrultusunda, işverenden geçerli bir izin almaksızın yahut haklı bir mazerete dayanmaksızın peş peşe iki işgünü, bir ay zarfında tatili takip eden iki işgünü ya da aynı ay içinde toplam üç işgünü göreve gelinmemesi durumunda işveren haklı nedenle fesih hakkını kullanabilir.

Haklı Fesihte Tazminat Hakkı ve Hak Düşürücü Süreler

Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hallere dayanılarak iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedilmesi durumunda, 4857 sayılı İş Kanunu m. 26/2 gereğince işverenin işçiden tazminat talep etme hakkı saklı kalır. Bu tür hallerde fesih yetkisi, işverenin davranışı öğrendiği günden başlayarak altı iş günü ve her halde fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl içinde kullanılmalıdır. Ancak işçinin olayda maddi çıkar sağlamış olması halinde bir yıllık hak düşürücü süre uygulanmaz.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 26Kaynağı aç
Madde 26 – 24 ve 25 inci maddelerde gösterilen ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan hallere dayanarak işçi veya işveren için tanınmış olan sözleşmeyi fesih yetkisi, iki taraftan birinin bu çeşit davranışlarda bulunduğunu diğer tarafın öğrendiği günden başlayarak altı iş günü geçtikten ve her halde fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl sonra kullanılamaz. Ancak işçinin olayda maddi çıkar sağlaması halinde bir yıllık süre uygulanmaz. Bu haller sebebiyle işçi yahut işverenden iş sözleşmesini yukarıdaki fıkrada öngörülen süre içinde feshedenlerin diğer taraftan tazminat hakları saklıdır. Yeni iş arama izni

İşverenin haklı nedenle derhal fesih iddiasında bulunması işçinin yargı yoluna başvurmasını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. 4857 sayılı İş Kanunu m. 25 son fıkrası gereğince işçi, feshin maddede belirtilen sebeplere uygun olmadığı iddiasıyla aynı Kanunun 18, 20 ve 21 inci maddeleri çerçevesinde yasal yollara başvurabilir.

Kişilik Haklarına Saldırı Halinde Manevi Tazminat

İşçinin hakaret veya benzeri eylemlerle işverenin yahut işyeri çalışanlarının kişilik haklarına saldırıda bulunması, işverene iş sözleşmesini haklı nedenle feshetme hakkı verir. Bu saldırı neticesinde mağdur olan işveren, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 58 uyarınca manevi tazminat talebinde bulunabilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine veya tazminata ek olarak saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve söz konusu kararın yayımlanmasına hükmedebilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 58Kaynağı aç
MADDE 58- Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir. 4. Ayırt etme gücünün geçici kaybı

Zorunlu Arabuluculuk Dava Şartı ve Usulü

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 3/1 uyarınca kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işveren alacağı ve tazminatı ile bunlara ilişkin itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında mahkemeye başvurulmadan önce arabulucuya gidilmesi dava şartıdır. Ancak 7036 sayılı Kanun m. 3/3 hükmü uyarınca, iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davalarında zorunlu arabuluculuk şartı aranmaz.

7036 sayılı İŞ MAHKEMELERİ KANUNU m. 3Kaynağı aç
MADDE 3- (1) Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. (Ek cümle:28/3/2023-7445/41 md.) Bu alacak ve tazminatla ilgili itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları hakkında birinci cümle hükmü uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. (3) İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz. (4) Arabuluculuk Daire Başkanlığı, sicile kayıtlı arabuluculardan bu madde uyarınca arabuluculuk yapmak isteyenleri, varsa uzmanlık alanlarını da belirterek, görev yapmak istedikleri adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonlarına göre listeler ve listeleri ilgili komisyon başkanlıklarına bildirir. Komisyon başkanlıkları, bu listeleri kendi yargı çevrelerindeki arabuluculuk bürolarına, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirecekleri sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğüne gönderir. (5) Başvuru karşı tarafın, karşı taraf birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirilen yazı işleri müdürlüğüne yapılır. (6) Arabulucu, komisyon başkanlıklarına bildirilen listeden büro tarafından belirlenir. Ancak tarafların listede yer alan herhangi bir arabulucu üzerinde anlaşmaları hâlinde bu arabulucu görevlendirilir. (7) Başvuran taraf, kendisine ve elinde bulunması hâlinde karşı tarafa ait her türlü iletişim bilgisini arabuluculuk bürosuna verir. Büro, tarafların resmi kayıtlarda yer alan iletişim bilgilerini araştırmaya da yetkilidir. İlgili kurum ve kuruluşlar, büro tarafından talep edilen bilgi ve belgeleri vermekle yükümlüdür. (8) Taraflara ait iletişim bilgileri, görevlendirilen arabulucuya büro tarafından verilir. Arabulucu bu iletişim bilgilerini esas alır, ihtiyaç duyduğunda kendiliğinden araştırma da yapabilir. Elindeki bilgiler itibarıyla her türlü iletişim vasıtasını kullanarak görevlendirme konusunda tarafları bilgilendirir ve ilk toplantıya davet eder.  Bilgilendirme ve davete ilişkin işlemlerini belgeye bağlar. (9) Arabulucu, görevlendirmeyi yapan büronun yetkili olup olmadığını kendiliğinden dikkate alamaz. Karşı taraf en geç ilk toplantıda, yerleşim yeri ve işin yapıldığı yere ilişkin belgelerini sunmak suretiyle arabuluculuk bürosunun yetkisine itiraz edebilir. Bu durumda arabulucu, dosyayı derhâl ilgili sulh hukuk mahkemesine gönderilmek üzere büroya teslim eder. Mahkeme, harç alınmaksızın dosya üzerinden yapacağı inceleme sonunda yetkili büroyu kesin olarak karara bağlar ve dosyayı büroya iade eder. Mahkeme kararı büro tarafından 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca taraflara tebliğ edilir. Yetki itirazının reddi durumunda aynı arabulucu yeniden görevlendirilir ve onuncu fıkrada belirtilen süreler yeni görevlendirme tarihinden başlar. Yetki itirazının kabulü durumunda ise kararın tebliğinden itibaren bir hafta içinde yetkili büroya başvurulabilir. Bu takdirde yetkisiz büroya başvurma tarihi yetkili büroya başvurma tarihi olarak kabul edilir. Yetkili büro, altıncı fıkra uyarınca arabulucu görevlendirir. (10) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabilir. (11) Arabulucu, taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması yahut yapılan görüşmeler sonucunda anlaşmaya varılması veya varılamaması hâllerinde arabuluculuk faaliyetini sona erdirir ve son tutanağı düzenleyerek durumu derhâl arabuluculuk bürosuna bildirir. (12) Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur. (Değişik ikinci cümle:7/11/2024-7531/28 md.) Ayrıca bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.[1] (13) Tarafların arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaları hâlinde, arabuluculuk ücreti, Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesinin eki Arabuluculuk Ücret Tarifesinin İkinci Kısmına göre aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde karşılanır. Bu durumda ücret, Tarifenin Birinci Kısmında belirlenen iki saatlik ücret tutarından az olamaz. İşe iade talebiyle yapılan görüşmelerde tarafların anlaşmaları durumunda, arabulucuya ödenecek ücretin belirlenmesinde işçiye işe başlatılmaması hâlinde ödenecek tazminat miktarı ile çalıştırılmadığı süre için ödenecek ücret ve diğer haklarının toplamı, Tarifenin İkinci Kısmı uyarınca üzerinde anlaşılan miktar olarak kabul edilir. (14) Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde, iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde ise iki saati aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde Tarifenin Birinci Kısmına göre karşılanır. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır. (15)  (İptal : Anayasa Mahkemesinin 3/6/2025 tarihli ve E.:2024/157; K.:2025/121 sayılı Kararı ile.) (16) Bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır. (17) Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. (18) Arabuluculuk görüşmelerine taraflar bizzat, kanuni temsilcileri veya avukatları aracılığıyla katılabilirler. İşverenin yazılı belgeyle yetkilendirdiği çalışanı da görüşmelerde işvereni temsil edebilir ve son tutanağı imzalayabilir. (19) Arabuluculuk görüşmeleri, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, arabulucuyu görevlendiren büronun bağlı bulunduğu adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonunun yetki alanı içinde yürütülür. (20) 13/6/1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunda düzenlenen gazeteci ile 20/4/1967 tarihli ve 854 sayılı Deniz İş Kanununda düzenlenen gemiadamı, bu madde kapsamında işçi sayılır. (21) Bu maddede hüküm bulunmayan hâllerde niteliğine uygun düştüğü ölçüde 7/6/2012 tarihli ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümleri uygulanır. (22) Arabuluculuğa başvuru usulü, arabulucunun görevlendirilmesi ve arabuluculuk görüşmelerine ilişkin diğer hususlar Adalet Bakanlığınca yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir. Sosyal Güvenlik Kurumuna başvuru zorunluluğu

Arabuluculuk bürosuna başvurulduğu tarihten son tutanağın düzenlendiği güne kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süreler işlemez. Ayrıca 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 3/18 uyarınca, işverenin yazılı bir belgeyle yetkilendirdiği çalışanı arabuluculuk müzakerelerinde işvereni temsil etme ve son tutanağı imzalama yetkisine sahiptir.

İşveren oluşan zararı işçinin maaşından kesebilir mi?

İşveren ortaya çıkan zararı işçinin ücret alacağından tek taraflı veya gelişigüzel kesemez; kesinti yapılabilmesi işçinin baskı altında olmaksızın verdiği gerçek rızasına bağlıdır ve bu zarar işçi alacağı davasında mahsup iddiası olarak öne sürülemez.

İşçinin verdiği zarardan sorumlu olması için kasten hareket etmesi gerekir mi?

İşçinin sorumluluğunun doğması için kasıt şart olmayıp ihmali davranış da yeterlidir; ancak işverenin güvenlik önlemi almaması, gerekli malzemeyi sağlamaması veya eğitimi vermemesi işçinin kusur ve sorumluluk derecesini etkiler.

İşveren alacağı davalarında arabuluculuk zorunlu mudur?

Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işveren alacakları ve tazminat davaları ile bunlara ilişkin itirazın iptali davalarında arabulucuya başvurulması dava şartıdır; fakat iş kazası veya meslek hastalığından doğan tazminatlarda bu şart uygulanmaz.

İşçi tazminatını alamadığı gerekçesiyle eşyaları teslim etmeyebilir mi?

İşçi, alamadığı tazminatları gerekçesiyle hapis hakkı çerçevesinde işyeri eşyalarını elinde tutabilmektedir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu