İşverenin eşit davranma borcu, işyerinde çalışan işçiler arasında haklı ve objektif bir neden bulunmadıkça farklı işlem yapılmasını önleyerek işverenin yönetim hakkını sınırlandıran temel bir yükümlülüktür. Bu ilke tüm işçilerin mutlak biçimde aynı duruma getirilmesini gerektirmeyip, eşit ve benzer konumda bulunan çalışanların keyfî biçimde farklı uygulamalara maruz bırakılmasını engellemeyi hedefler. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 5 inci maddesinin ilk fıkrası uyarınca, iş ilişkisinde dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayrım yapılması açıkça yasaktır.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2017/18432, K. 2021/186Kaynağı aç
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 5Kaynağı aç
Eşit Davranma İlkesinin Uygulama Şartları ve İstisnaları
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2017/18432 Esas ve 2021/186 Karar sayılı ilamı doğrultusunda eşit davranma ilkesinin bir uyuşmazlıkta uygulanabilmesi için işçilerin aynı işyerinde çalışması, işyerinde bir işçi topluluğunun varlığı, işverence gerçekleştirilen kolektif bir uygulamanın bulunması, zamanda birlik unsurunun gerçekleşmesi ve tarafların iş sözleşmesiyle çalışıyor olması koşulları aranır.
İşverenin çalışanlar arasında farklı uygulamaya gitmesi her durumda eşit işlem borcuna aykırılık oluşturmaz. Esaslı nedenler bulunmadıkça veya biyolojik ya da işin niteliğine ilişkin sebepler zorunlu kılmadıkça bu yükümlülük devam eder; işçiler arasında farklı uygulamaya gidilmesi yönünden nesnel nedenlerin varlığı halinde ise eşit işlem borcuna aykırılıktan söz edilemez.
İş Kanunu Çerçevesinde Ayrımcılık Yasağının Kapsamı
4857 sayılı İş Kanunu'nun 5 inci maddesinde çalışma süreleri ve sözleşme türlerine dayalı ayrımlar özel olarak sınırlandırılmıştır. İşveren, esaslı sebepler olmadıkça tam süreli çalışan işçi karşısında kısmî süreli çalışan işçiye, belirsiz süreli çalışan işçi karşısında belirli süreli çalışan işçiye farklı işlem yapamaz.
İşveren; biyolojik veya işin niteliğine ilişkin sebepler zorunlu kılmadıkça, bir işçiye iş sözleşmesinin yapılmasında, şartlarının oluşturulmasında, uygulanmasında ve sona ermesinde cinsiyet veya gebelik nedeniyle doğrudan veya dolaylı farklı işlem yapamaz. Aynı veya eşit değerde bir iş için cinsiyet nedeniyle daha düşük ücret kararlaştırılamaz ve işçinin cinsiyeti dolayısıyla özel koruyucu hükümlerin uygulanması, daha düşük bir ücret verilmesini haklı kılmaz.
Ayrımcılık Tazminatı ve İşçinin Fesih Hakları
İş ilişkisinde veya iş sözleşmesinin sona erdirilmesinde eşit davranma borcuna aykırı davranılması durumunda işçi, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 5 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca dört aya kadar ücreti tutarında uygun bir tazminat ile yoksun bırakıldığı diğer haklarını talep edebilir. Kanunda yer alan bu kural emredici nitelikte olduğundan, eşit davranma yükümlülüğünü bertaraf eden veya daraltan sözleşme kayıtları geçersizdir.
İşverenin işçinin ücretini kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap etmemesi veya ödememesi durumunda 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca işçinin haklı nedenle fesih yetkisi bulunur. Benzer şekilde, ücretin parça başına veya iş tutarı üzerinden ödenmesinin kararlaştırıldığı durumlarda işçiye yapabileceği sayı ve tutardan az iş verilip aradaki ücret farkı zaman esasına göre ödenerek işçinin eksik aldığı ücret karşılanmazsa yahut çalışma şartları uygulanmazsa, işçi aynı fıkranın (f) bendi uyarınca iş sözleşmesini haklı nedenle feshedebilir.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 24Kaynağı aç
Sendika Özgürlüğünün Korunması ve Sendikal Nedenle Ayrımcılık
6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 25 inci maddesi uyarınca işçilerin işe alınması; belirli bir sendikaya girmeleri ya da girmemeleri, belirli bir sendikadaki üyeliği sürdürmeleri veya çekilmeleri yahut herhangi bir sendikaya üye olmaları veya olmamaları koşuluna bağlanamaz. İşveren, bir sendikaya üye olan işçiler ile sendika üyesi olmayan işçiler veya farklı sendikalara mensup çalışanlar arasında çalışma koşulları ya da işe son verilmesi bakımından ayrım yapamaz; ancak ücret, ikramiye, prim ve paraya ilişkin sosyal haklar bakımından toplu iş sözleşmesi hükümleri saklı tutulmuştur.
6356 sayılı SENDİKALAR VE TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ KANUNU m. 25Kaynağı aç
İşçiler; sendikaya üye olmaları veya olmamaları, iş saatleri dışında veya işverenin izni ile iş saatleri içinde işçi kuruluşlarının faaliyetlerine katılmaları veya sendikal faaliyette bulunmalarından dolayı işten çıkarılamaz veya farklı işleme tabi tutulamaz. Sendika özgürlüğünün güvencesine ilişkin hükümlere aykırı hareket edilmesi hâlinde işçinin bir yıllık ücret tutarından az olmamak üzere sendikal tazminata hükmedilir ve bu güvencelere aykırı toplu iş sözleşmesi ile iş sözleşmesi hükümleri geçersizdir.
İş sözleşmesinin sendikal nedenle sona erdirilmesi durumunda işçi, 4857 sayılı Kanun'un 20 ve 21 inci maddeleri kapsamında dava açabilir. Feshin sendikal sebebe dayandığı tespit edildiğinde, işçinin işe başlatılması veya başlatılmaması koşuluna bakılmaksızın sendikal tazminat hüküm altına alınır; işçinin işe başlatılmaması durumunda ayrıca anılan Kanun'un 21 inci maddesinin ilk fıkrasındaki işe başlatmama tazminatı ödenmez. İşçinin 4857 sayılı Kanun'un 20 ve 21 inci maddelerine göre dava açmaması sendikal tazminat talep hakkını engellemez. 4857 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin altıncı fıkrasında ise 2821 sayılı Sendikalar Kanununun 31 inci maddesi hükümlerinin saklı olduğu kurala bağlanmıştır.
İspat Yükü, Arabuluculuk Dava Şartı ve Cezai Sorumluluk
Eşit davranma borcunun ihlal edildiğini ispat yükü kural olarak işçidedir. Buna karşın 4857 sayılı İş Kanunu'nun 5 inci maddesinin son fıkrası uyarınca işçi, ihlalin varlığı ihtimalini güçlü biçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğunda, ihlalin mevcut olmadığını ispatlama yükümlülüğü işverene geçer. 6356 sayılı Kanun'un 25 inci maddesi uyarınca da fesih dışındaki sendikal ayrımcılık iddiasında güçlü emare sunulursa işveren davranışının gerekçesini ispatlamakla yükümlü olur; feshin sendikal nedene dayandığı iddiasında ise işveren fesih gerekçesini kanıtlamakla, feshin bu nedene dayanmadığını öne süren işçi ise feshin sendikal nedenden kaynaklandığını ispatlamakla yükümlüdür.
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3 üncü maddesi uyarınca, kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır; buna karşılık iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları bu şartın kapsamı dışındadır. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde mahkemece herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede ise zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez.
7036 sayılı İŞ MAHKEMELERİ KANUNU m. 3Kaynağı aç
Ayrımcı fiiller ayrıca cezai yaptırımlara bağlanmıştır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 122 nci maddesi gereğince dil, ırk, milliyet, renk, cinsiyet, engellilik, siyasi düşünce, felsefi inanç, din veya mezhep kaynaklı nefret saikiyle bir kimsenin işe alınmasını veya olağan bir iktisadi faaliyette bulunmasını engelleyen şahıslar hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası uygulanır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 122Kaynağı aç
Eşit davranma borcunun ihlali halinde hangi tazminat istenebilir?
Eşit davranma borcuna aykırılık halinde işçi, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 5 inci maddesinin altıncı fıkrası gereğince dört aya kadar ücreti tutarında uygun bir tazminat ile yoksun bırakıldığı hakları talep edebilir.
Ayrımcılık iddiasında ispat yükü kime düşer?
İspat yükü kural olarak işçidedir; ancak işçi ihlalin varlığı ihtimalini güçlü biçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğunda ihlalin bulunmadığını ispatlama yükü işverene geçer.
Sendikal ayrımcılığa uğrayan işçiye ne kadar tazminat ödenir?
İşverenin sendika özgürlüğünün güvencesine aykırı davranması halinde 6356 sayılı Kanun'un 25 inci maddesi gereğince işçinin bir yıllık ücret tutarından az olmamak üzere sendikal tazminata hükmedilir.
Ayrımcılığa uğrayan işçi iş sözleşmesini haklı nedenle feshedebilir mi?
4857 sayılı İş Kanunu'nun 24 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca işverenin işçinin ücretini kanun veya sözleşme şartlarına uygun hesap etmemesi veya ödememesi yahut çalışma şartlarını uygulamaması durumunda işçi haklı nedenle derhal fesih hakkını kullanabilir.
Ayrımcılık tazminatı davası açmadan önce arabuluculuk zorunlu mudur?
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3 üncü maddesi uyarınca arabulucuya başvurulması dava şartıdır; başvuru yapılmadan açılan davalar mahkemece usulden reddedilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

