İşveren Vekilliği ve İş Güvencesi: Yargıtay Kriterleri

by Avukat Erdal Ersoy
İşveren Vekilliği ve İş Güvencesi: Yargıtay Kriterleri

İş Güvencesinin Temel Koşulları ve İşveren Vekilliği İstisnası

4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesine göre iş güvencesi hükümlerinden yararlanmanın temel koşulları; işyerinde en az otuz işçinin istihdam edilmesi, sözleşmenin belirsiz süreli nitelik taşıması ve personelin en az altı aylık kıdeme sahip bulunmasıdır; yer altı işlerinde çalışanlar bakımından ise kıdem koşulu aranmamaktadır. Kanunun 66. maddesindeki sürelerin gözetildiği altı aylık kıdemin hesaplanmasında, çalışanın aynı işverene bağlı farklı birimlerde geçen süreleri birlikte dikkate alınır. İşverenin aynı işkolunda birden fazla işyeri mevcutsa, otuz işçi ölçütü bu yerlerdeki toplam çalışan sayısı üzerinden belirlenir. Bu nitelikleri haiz personelin sözleşmesi feshedilirken geçerli bir sebebe dayanılması zorunlu kılınmış, öte yandan Kanun belirli konumlardaki işveren vekillerini iş güvencesinin dışında tutmuştur.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 18Kaynağı aç
Madde 18 – Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır. (Ek cümle: 10/9/2014-6552/2 md.) Yer altı işlerinde çalışan işçilerde kıdem şartı aranmaz. Altı aylık kıdem hesabında bu Kanunun 66 ncı maddesindeki süreler dikkate alınır. Özellikle aşağıdaki hususlar fesih için geçerli bir sebep oluşturmaz: a) Sendika üyeliği veya çalışma saatleri dışında veya işverenin rızası ile çalışma saatleri içinde sendikal faaliyetlere katılmak. b) İşyeri sendika temsilciliği yapmak. c) Mevzuattan veya sözleşmeden doğan haklarını takip veya yükümlülüklerini yerine getirmek için işveren aleyhine idari veya adli makamlara başvurmak veya bu hususta başlatılmış sürece katılmak.[6] d) Irk, renk, cinsiyet, medeni hal, aile yükümlülükleri, hamilelik, doğum, din, siyasi görüş ve benzeri nedenler. e) 74 üncü maddede öngörülen ve kadın işçilerin çalıştırılmasının yasak olduğu sürelerde işe gelmemek. f) Hastalık veya kaza nedeniyle 25 inci maddenin (I) numaralı bendinin (b) alt bendinde öngörülen bekleme süresinde işe geçici devamsızlık. İşçinin altı aylık kıdemi, aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde geçen süreler birleştirilerek hesap edilir. İşverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde, işyerinde çalışan işçi sayısı, bu işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısına göre belirlenir. İşletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları ile işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri hakkında bu madde, 19 ve 21 inci maddeler ile 25 inci maddenin son fıkrası uygulanmaz. Sözleşmenin feshinde usul

4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesinde iş güvencesinden yararlanamayacak yöneticiler iki ayrı grup halinde belirlenmiştir. Buna göre işletmenin tamamını sevk ve idare eden işveren vekilleri ile yardımcıları ve ayrıca işletmeye bağlı bir işyerinin tümünü yönetirken işe alma ile işten çıkarma yetkisini birlikte elinde bulunduran işveren vekilleri hakkında feshe karşı koruma sağlayan 18, 19 ve 21. maddeler ile 25. maddenin son fıkrası uygulanmaz. Dolayısıyla feshe karşı güvence talep edebilmek için ilgilinin bu iki istisnai yönetim statüsünde bulunmaması gerekir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2015/27863, K. 2015/29749Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2015/27863 E.  ,  2015/29749 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA :Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı, davalı Şirkette satış genel müdür yardımcısı olarak görev yaptığını, işverence iş akdinin 06/06/2014 tarihinde haksız olarak feshedildiğini, sebep olarak da "davalı şirketin yeniden yapılandırılması ile organizasyon yapısındaki değişiklik sonucu kadronun iptali" olarak gösterildiğini, bu sebebin geçerli bir sebep olmadığını, pozisyonun kaldırılması gibi bir sonuca gidilmediğini iddia ederek feshin geçersizliğine işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı, davacının işveren vekili yardımcısı olduğunu ve iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacağını, çalıştığı şirketin reklam, pazarlama ve satış haklarını haiz olduğu ve mecra kuruluşlarından yedi adet derginin kapatılmasına ilişkin işletmesel karar alındığını, buna bağlı olarak gazete, dergi, matbaa, dağıtım ve holding kapsamında küçülmeye gidildiğini böylece şirket içinde yeniden yapılandırma yönünde karar alındığından davacının iş akdi işletmenin, işyerinin ve işin gereklerinden feshedildiğini, feshin usulüne uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, her ne kadar davacının iş akdi ''organizasyon sonucu satış birimlerinin birleştirilmesinden dolayı kadroların iptali'' sebep gösterilerek feshedilmiş ise de, bu sebeple iş akdinin feshedilebilmesi için işyerinde alınmış bir işletmesel kararın bulunması, bu karar ile istihdam fazlalığı meydana gelmesi gerektiği yine kararın tutarlı bir şekilde uygulanması ve feshe son çare olarak başvurulması gerektiği, ancak işyerinde bu yönde alınmış bir karar ve uygulama bulunmadığı anlaşılmakla; davalı işverenlikçe feshin geçerli bir sebeplere dayandığı ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı davalı temyiz etmiştir. E) Gerekçe: 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilmesi işçinin işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları veya işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekili konumunda bulunmaması gerekir. İş güvencesinden yararlanamayacak işveren vekilleri her şeyden önce, işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekilleri ile yardımcıları olduğuna göre, işletmenin tümünü yöneten genel müdürler ile yardımcıları iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacaktır. Ancak belirtelim ki, işyerinde genel müdür veya genel müdür yardımcısı unvanının kullanılması tek başına iş güvencesi kapsamı dışında bulunma sonucunu doğurmaz. Önemli olan, kendisine temsil yetkisi verilip verilmediği ve işletmenin bütününü yönetip yönetmediğidir; bu hususta görev tanımı ve konumuna bakmak gerekir. İş güvencesinden yararlanamayacak işveren vekillerinin ikinci grubunu, işletmenin değil de işyerinin bütününü yöneten ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleridir. Buna göre, işletmenin bütününü sevk ve idare edenler, başka bir şart aranmaksızın işveren vekili sayılırken; işletmenin değil de işyerinin bütününü sevk ve idare edenlerin 18’nci madde anlamında işveren vekili sayılabilmesi için ilave olarak, işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisini haiz olması şartı aranır. İşyerinin tümünü sevk ve idare ile işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi katlanmış olarak, birlikte aranır. Bu işyeri işletmeye bağlı bir işyeri de olabilir. Dolayısıyla bir banka şubesi müdürü ile fabrika müdürü, işyerini sevk ve idare etmekle beraber, özgür iradesi ile işçi alma ve işten çıkarma yetkisi yoksa İş Kanunu’nun 18’nci maddesi anlamında işveren vekili sayılmaz. İş güvencesinden yararlanır. Aynı şekilde, işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan insan kaynakları müdürü ile personel müdürü, işyerinin tümünü yönetmediğinden iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilecektir. Ancak işletmeye bağlı bir işyerinde, bu işyerinin tümünü sevk ve idare eden, ayrıca işe alma ve işten çıkarma yetkisi olan işçi, iş güvencesi hükümlerinden yararlanamaz. Dairemizin uygulaması da bu yöndedir. (26.05.2008 gün ve 2007/35929 Esas, 2008/12484 Karar sayılı ilamımız). Somut uyuşmazlıkta davacının, davalı işyerinde genel müdür yardımcısı olarak çalıştığı sabittir. Dosya içeriğindeki bilgi ve belgelerden ve özellikle görev tanımından, davacının davalı Şirketin bütününü sevk ve idareye yetkili olduğu genel müdür olmadığından yetkisini kullandığı anlaşılmıştır. Bu durumda davacının işveren vekili yardımcısı olduğunun kabulü ile iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacağından davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kabulü hatalıdır. 4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarda açıklanan gerekçe ile; 1. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. Davanın REDDİNE, 3. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 4.Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 266.00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5.Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 1.500 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, Kesin olarak 22.10.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2019/3434, K. 2019/21097Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2019/3434 E.  ,  2019/21097 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 30. HUKUK DAİRESİ MAHKEMESİ : İSTANBUL 18. İŞ MAHKEMESİ DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin kabul kararına karşı davalı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi davalı avukatının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi'nin kararı süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkilinin 03 Haziran 2013 tarihinde yapılan iş sözleşmesi ile Genel Müdür Yardımcısı olarak davalı şirkette görevine başlamış olup müvekkilin iş sözleşmesinin hiçbir haklı sebep olmaksızın 28.11.2016 tarihinde davalı işveren tarafından feshedildiğini, iş bu feshe gerekçe olarak müvekkiline tebliğ edilen aynı tarihli fesih beyanında müvekkilinin işverene gönderdiği ihtarnamenin sebep gösterildiğini, iş bu ihtarname nedeniyle müvekkilinin iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haklı sebep olarak nitelendirildiğini, fesih bildirimi ve fesih işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, 4857 Sayılı İş Kanunu ve devamı maddelerinde fesih usulünün detaylı açıklandığını, iş sözleşmesi fesihlerinde personel kaynaklı yetersizlik veya davranış ya da bunların dışında işyeri ve işletme gereklerinden kaynaklanan bir sebebin bulunması ve savunması alındıktan sonra fesih sebebinin yazılı şekilde ve gerekçeleri ile birlikte açık şekilde personele bildirilmesi gerektiğini, iş akdinin feshinin yönetim kurulu karan ile gerçekleştirildiğini, feshe hiçbir gerekçe gösterilmediğini, fesih kararının mesnetsiz ve keyfi olduğunu iddia ederek, feshin geçersizliğine, müvekkilinin işe iadesine, işe iadenin feri niteliğindeki alacakların tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının aynı zamanda İstanbul 30. İş Mahkemesi'nin 2016/791 Esas sayılı dosyası ile işçilik alacakları davası ikame ettiğini, davacının müvekkil şirkette Genel Müdür Yardımcısı pozisyonunda ve pozisyonuna uygun olarak oldukça yüksek bir maaşla çalıştığını, davacı genel müdür yardımcısı olarak görev yaptığından davacının fesih kararının Yönetim Kurulu kararı ile alındığını, Yönetim Kurulu Kararında fesih sebebine yönelik gerekçe gösterilmesi yönünde kanuni bir yükümlülük bulunmadığını, işverenin yükümlülüğünün sadece iş güvencesi kapsamındaki işçiye karşı olduğunu ve davacıya yapılan fesih bildiriminde sebep gösterilerek bu yükümlülüğün yerine getirildiğini, davacının kullanımında olan müvekkil şirket tarafından tahsis edilen aracın kiralama süresinin dolması sebebiyle geri alındığını, davacının tüm soyut iddialarında haklı nedenle fesih sebebine dayandığı halde bu hakkını hiçbir şekilde kullanmadığını, son çare olarak uzlaşma amacından uzak, daha çok ipleri koparan bir ihtarname göndererek müvekkil şirketi feshe zorladığını, davacının ispattan yoksun ve ciddi ithamlar içeren ihtarnamesi karşısında müvekkil şirketin davacıya güvenebilmesine ve iş sözleşmesini devam ettirmesine imkan kalmadığını savunarak işe iade istemi ile açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: İlk Derece Mahkemesi'nce yapılan yargılama neticesinde; ‘’Dosya içeriğine göre, davacının davalı işyerine gönderdiği ihtarname nedeniyle güven ilişkisinin zedelendiğinden bahisle iş akdinin feshedildiği belirtilmiş olup, bahse konu ihtarın davacının çalışma şartlarının tesisine yönelik olduğu, güven ilişkisinin sarsılmasına neden olacak nitelikte bulunmadığı, kaldı ki, davacının fesih öncesinde yazılı veya sözlü olarak uyarıldığına ilişkin dosyaya bilgi, tutanak, ihtar sunulmadığı, feshin "son çare" olması ilkesine riayet edilmediği, fesih yaptırımının orantısız olduğu, ispat yükü kendisinde olan davalı işverenin davacı işçinin iş sözleşmesini geçerli veya haklı nedenle feshettiğini kanıtlayamadığı anlaşılmakla davanın kabulüne, feshin geçersizliğine, davacının işe iadesine, işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretinden işverenin sorumlu olduğunun tespitine karar vermek gerekmiş davacı işçinin kıdemi de dikkate alınarak işe başlatmama tazminatı takdiren 4 aylık brüt ücreti tutarında belirlenmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. '' gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. D) İstinaf: İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı davalı vekili istinaf yoluna başvurmuştur. E) Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti: Bölge Adliye Mahkemesi tarafından,"..Fesih bildiriminde belirtilen, davacı tarafından işverene gönderilen Beyoğlu 20. Noterliği'nin 02/11/2016 tarih ve 15898 yevmiye numaralı ihtarnamesinde, hizmet sözleşmesinde belirtilen sosyal hakların kullandırılmaması, yaptığı işin yetki ve sorumluluklarına uygun şekilde çalıştırılmaması iddiası ile , bildirilen hususların ikmalinin talep edildiği, dinlenen davacı tanığının, davacının toplantılara çağrılmamaya başlandığı, davacıya bağlı olmasına rağmen patronun davacıyı atlayarak doğrudan kendilerine işi verdiği, sözleşme bitince davacıya araç verilmediği şeklinde beyanda bulunduğu, tanık beyanının davacı ihtarnamesinde belirtilen hususları teyit eder nitelikte olduğu, davalı tarafından tanık dinletme talebinden vazgeçildiği, haklı fesih hususunun ispat edilemediği, davacının diğer tanığının dinlenmesi hususunun, davanın sonuca etkisinin bulunmadığı zira ispat yükünün davalı işverende olduğu, davacının kıdemi itibariyle takdir edilen tazminat miktarının yerinde olduğu anlaşılmakla’’ gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. F) Temyiz: Bölge Adliye Mahkemesi kararını davalı vekili temyiz etmiştir. G) Gerekçe: 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilmesi işçinin işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları veya işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekili konumunda bulunmaması gerekir. İş güvencesinden yararlanamayacak işveren vekilleri herşeyden önce, işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekilleri ile yardımcıları olduğuna göre, işletmenin tümünü yöneten genel müdürler ile yardımcıları iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacaktır. İş güvencesinden yararlanamayacak işveren vekillerinin ikinci grubunu, işletmenin değil de işyerinin bütününü yöneten ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleridir. Buna göre, işletmenin bütününü sevk ve idare edenler, başka bir şart aranmaksızın işveren vekili sayılırken; işletmenin değil de işyerinin bütününü sevk ve idare edenlerin 18’nci madde anlamında işveren vekili sayılabilmesi için ilave olarak, işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisini haiz olması şartı aranır. İşyerinin tümünü sevk ve idare ile işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi katlanmış olarak, birlikte aranır. Bu işyeri işletmeye bağlı bir işyeri de olabilir. Dolayısıyla bir banka şubesi müdürü ile fabrika müdürü, işyerini sevk ve idare etmekle beraber, özgür iradesi ile işçi alma ve işten çıkarma yetkisi yoksa İş Kanunu’nun 18’nci maddesi anlamında işveren vekili sayılmaz. İş güvencesinden yararlanır. Aynı şekilde, işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan insan kaynakları müdürü ile personel müdürü, işyerinin tümünü yönetmediğinden iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilecektir. Ancak işletmeye bağlı bir işyerinde, bu işyerinin tümünü sevk ve idare eden, ayrıca işe alma ve işten çıkarma yetkisi olan işçi, iş güvencesi hükümlerinden yararlanamaz. Dairemizin uygulaması da bu yöndedir. (26.05.2008 gün ve 2007/35929 Esas, 2008/12484 Karar sayılı ilamımız). Somut uyuşmazlıkta; işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekilinin yardımcısı durumunda “genel müdür yardımcısı ” olan davacının 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacağı açıktır. 4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca, Dairemizce davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir. Hüküm: Yukarıda açıklanan gerekçe ile; 1.Bölge Adliye Mahkemesi ile İlk Derece Mahkemesi'nin kararlarının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-Davacı işveren vekili yardımcısı olup iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacağından, DAVANIN REDDİNE, 3-)Alınması gereken 44,40 TL karar-ilam harcından davacının yatırdığı 29,20 TL peşin mahsubu ile bakiye 15,20 TL karar-ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-)Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 161.88 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 2.725,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-)Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, dava dosyasının İlk Derece Mahkemesi'ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, kesin olarak 27.11.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İş Hukukunda İşveren Vekilliği ve Yönetim Yetkisi

4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesi gereğince işveren adına hareket eden, işin, işyerinin ve işletmenin idaresinde yetki kullanan ve görev üstlenen çalışanlar işveren vekili sayılır. Kanunda işveren için öngörülen sorumluluk ve zorunlulukların tümü işveren vekilleri bakımından da geçerlidir; işveren vekilliği konumu çalışanlara tanınan yasal hakları ortadan kaldırmaz. İşveren vekillerinin görevleri kapsamında işçilere karşı gerçekleştirdikleri işlemlerden kaynaklanan yükümlülüklerden ise doğrudan işveren sorumludur.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 2Kaynağı aç
Madde 2 – Bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir. İşveren tarafından mal veya hizmet üretmek amacıyla maddî olan ve olmayan unsurlar ile işçinin birlikte örgütlendiği birime işyeri denir. İşverenin işyerinde ürettiği mal veya hizmet ile nitelik yönünden bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında örgütlenen yerler (işyerine bağlı yerler) ile dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım, beden ve meslekî eğitim ve avlu gibi diğer eklentiler ve araçlar da işyerinden sayılır. İşyeri, işyerine bağlı yerler, eklentiler ve araçlar ile oluşturulan iş organizasyonu kapsamında bir bütündür. (Ek fıkra: 23/7/2010-6009/48 md.; Mülga dördüncü fıkra: 20/6/2012-6331/37 md.) İşveren adına hareket eden ve işin, işyerinin ve işletmenin yönetiminde görev alan kimselere işveren vekili denir. İşveren vekilinin bu sıfatla işçilere karşı işlem ve yükümlülüklerinden doğrudan işveren sorumludur. Bu Kanunda işveren için öngörülen her çeşit sorumluluk ve zorunluluklar işveren vekilleri hakkında da uygulanır. İşveren vekilliği sıfatı, işçilere tanınan hak ve yükümlülükleri ortadan kaldırmaz. Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur. Asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları kısıtlanamaz veya daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamaz. Aksi halde ve genel olarak asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilerek alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görürler. İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere verilemez. (Ek fıkra: 1/7/2006-5538/18 md.) Kanuna veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesine dayanılarak kurulan kamu kurum ve kuruluşları ile bunların doğrudan veya dolaylı olarak sermayesinin en az yüzde ellisine sahip oldukları ortaklıklarda, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu veya diğer kanun hükümleri çerçevesinde, hizmet alımı amacıyla yapılan sözleşmeler gereğince, yüklenici aracılığıyla çalıştırılanlar, bu şekilde çalışmış olmalarına dayanarak;[1] a) Bu kurum, kuruluş ve ortaklıklara ait kadro veya pozisyonlara atanmaya, b) Bu kurum, kuruluş ve ortaklıklara ait işyerlerinin kadro veya pozisyonlarında çalışanlar için toplu iş sözleşmesi, personel kanunları veya ilgili diğer mevzuat hükümlerine göre belirlenen her türlü malî haklar ile sosyal yardımlardan yararlanmaya, hak kazanamazlar. (Ek fıkra: 1/7/2006-5538/18 md.) Sekizinci fıkrada belirtilen işyerlerinde yükleniciler dışında kalan işverenler tarafından çalıştırılanlar ile bu işyerlerinin tâbi oldukları ihale mevzuatı çerçevesinde kendi nam ve hesabına sözleşme yaparak üstlendiği ihale konusu işte doğrudan kendileri çalışanlar da aynı hükümlere tâbidir. Sekizinci fıkrada belirtilen kurum, kuruluş veya ortaklıkların sermayesine katıldıkları ortaklıkların kadro veya pozisyonlarında çalışan işçilerin, ortak durumundaki kamu kurum, kuruluş veya ortaklıkların kadro veya pozisyonlarına atanma ya da bu kurum, kuruluş veya ortaklıklarda geçerli olan malî haklar ile sosyal yardımlardan yararlanma talepleri hakkında da sekizinci fıkra hükümleri uygulanır. Hizmet alımına dayanak teşkil edecek sözleşme ve şartnamelere; a) İşe alınacak kişilerin belirlenmesi ve işten çıkarma yetkisinin kamu kurum, kuruluşları ve ortaklıklarına bırakılması, b) Hizmet alım sözleşmeleri çerçevesinde ya da geçici işçi olarak aynı iş yerinde daha önce çalışmış olanların çalıştırılmasına devam olunması, yönünde hükümler konulamaz. İşyerini bildirme

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 399. maddesi uyarınca işveren, işin görülmesi ve işçilerin işyerindeki davranışlarıyla ilgili genel düzenlemeler yapabilir ve onlara özel talimat verebilir. İşçiler ise dürüstlük kurallarının gerektirdiği ölçüde bu düzenleme ve talimatlara uymakla yükümlüdür.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 399Kaynağı aç
MADDE 399- İşveren, işin görülmesi ve işçilerin işyerindeki davranışlarıyla ilgili genel düzenlemeler yapabilir ve onlara özel talimat verebilir. İşçiler, bunlara dürüstlük kurallarının gerektirdiği ölçüde uymak zorundadırlar. VI. İşçinin sorumluluğu

İşletmenin Bütününü Sevk ve İdare Eden Yöneticiler

4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi kapsamında, işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekilleri ile yardımcıları başka bir şart aranmaksızın iş güvencesi hükümlerinden muaf tutulmuştur. Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 2015/6909 E., 2015/10511 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekilleri başkaca bir şart aranmaksızın işveren vekili sayılır. Bu doğrultuda işletmenin tümünü yöneten genel müdürler ile yardımcıları ilave bir yetki koşuluna bakılmaksızın iş güvencesinden yararlanamaz.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2015/6909, K. 2015/10511Kaynağı aç
22. Hukuk Dairesi         2015/6909 E.  ,  2015/10511 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I İş sözleşmesinin geçerli neden olmadan davalı işveren tarafından feshedildiğini belirten davacı işçi, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davacının davalı kurumda genel müdür yardımcısı konumunda işveren vekili yardımcısı olarak işletmenin bütününü sevk idaresinde görevli bulunmakta iken personel yönetmenliği düzenlemeleri uyarınca emeklilik hakkını elde etmiş olması nedeniyle hizmet sözleşmeşmesinin feshedildiğini davacının işveren vekil yardımcısı konumunda olması nedeniyle iş güvencesi kapsamı dışında bulunduğundan açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece davacının, çalışanları işe alma ve işten çıkarma yetkisi olmadığı ve salt emeklilik hakkını doldurmuş olmanın, haklı fesih sebebi sayılmadığından, davanın kabulüne, davalı işverence yapılan feshin geçersizliğine, davacının işe iadesine karar verilmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilmesi işçinin işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları veya işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekili konumunda bulunmaması gerekir. İş güvencesinden yararlanamayacak işveren vekilleri herşeyden önce, işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekilleri ile yardımcıları olduğuna göre, işletmenin tümünü yöneten genel müdürler ile yardımcıları iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacaktır. Ancak belirtelim ki, işyerinde genel müdür veya genel müdür yardımcısı unvanının kullanılması tek başına iş güvencesi kapsamı dışında bulunma sonucunu doğurmaz. Önemli olan, kendisine temsil yetkisi verilip verilmediği ve işletmenin bütününü yönetip yönetmediğidir; bu hususta görev tanımı ve konumuna bakmak gerekir. İş güvencesinden yararlanamayacak işveren vekillerinin ikinci grubunu, işletmenin değil de işyerinin bütününü yöneten ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleridir. Buna göre, işletmenin bütününü sevk ve idare edenler, başka bir şart aranmaksızın işveren vekili sayılırken; işletmenin değil de işyerinin bütününü sevk ve idare edenlerin 18. madde anlamında işveren vekili sayılabilmesi için ilave olarak, işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisini haiz olması şartı aranır. İşyerinin tümünü sevk ve idare ile işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi katlanmış olarak, birlikte aranır. Bu işyeri işletmeye bağlı bir işyeri de olabilir. Dolayısıyla bir banka şubesi müdürü ile fabrika müdürü, işyerini sevk ve idare etmekle beraber, özgür iradesi ile işçi alma ve işten çıkarma yetkisi yoksa 4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi anlamında işveren vekili sayılmaz. İş güvencesinden yararlanır. Aynı şekilde, işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan insan kaynakları müdürü ile personel müdürü, işyerinin tümünü yönetmediğinden iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilecektir. Ancak işletmeye bağlı bir işyerinde, bu işyerinin tümünü sevk ve idare eden, ayrıca işe alma ve işten çıkarma yetkisi olan işçi, iş güvencesi hükümlerinden yararlanamaz. Dairemizin uygulaması da bu yöndedir. (26.05.2008 gün ve 2007/35929 Esas, 2008/12484 Karar sayılı ilamımız). Dosya içeriğine göre somut uyuşmazlıkta, mahkemece davacının çalışanları işe alma ve işten çıkarma yetkisi olmadığından bahisle işveren vekili olmadığı kabul edilmiş ise de işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunma koşulunun işyerinde görevli işveren vekilleri bakımından gerçekleşmesi gerekmektedir. İşletmenin bütünü sevk ve idare eden işveren vekilleri başka bir şart aranmaksızın işveren vekili sayılmaktadır. Davalı işverenliğin işletme kapsamında olduğu, davacının ise genel müdür yardımcısı konumunda olduğu bu doğrultuda temsil yetkisinin bulunduğu, genel müdür vekilinin yokluğunda yerine vekalet ettiği, birinci derece imza yetkisi bulunduğu nazara alındığında işletmeninin bütününü sevk ve idare yetkisine sahip işveren vekili yardımcısı olduğu anlaşılan davacının iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacağı gözetilerek davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi hatalıdır. Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda belirtilen nedenlerle; 1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Karar tarihi itibariyle alınması gerekli olan 27,70 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 25,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 02,50 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 100,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.500,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak 17.03.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2019/3434 E., 2019/21097 K. sayılı kararında da işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekilinin yardımcısı durumundaki genel müdür yardımcısının 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacağı gerekçesiyle davanın reddine kesin olarak karar verilmiştir.

Unvanın Değil Fiili Yetkilerin Esas Alınması

İşyerinde genel müdür veya genel müdür yardımcısı unvanının kullanılması tek başına iş güvencesi kapsamı dışında kalma sonucunu doğurmaz. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2015/27863 E., 2015/29749 K. sayılı kararında vurgulandığı üzere; belirleyici olan husus, kişiye temsil yetkisi verilip verilmediği ve işletmenin bütününü yönetip yönetmediğidir. Bu tespitte çalışanın fiili görev tanımı ile konumuna bakılması gerekir.

İşyerinin Bütününü Yönetenlerde Çift Yetki Kriteri

İşletmenin bütünü yerine sadece işletmeye bağlı münferit bir işyerinin bütününü sevk ve idare eden çalışanların 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi anlamında iş güvencesi kapsamı dışında kalan işveren vekili sayılabilmesi için ilave olarak işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisine sahip olması aranır. Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 2015/6909 E., 2015/10511 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, işyerinin tümünü sevk ve idare yetkisi ile işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi katlanmış olarak birlikte aranır. İşletmeye bağlı bir işyerinde işyerinin tümünü sevk ve idare eden, aynı zamanda işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan çalışanlar iş güvencesi hükümlerinden yararlanamaz.

Banka Şubesi, Fabrika ve Personel Müdürlerinin Konumu

Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2015/27863 E., 2015/29749 K. sayılı kararında açıklandığı üzere, banka şubesi müdürü veya fabrika müdürü işyerini sevk ve idare etse dahi, serbest iradesiyle personel alma ve işten çıkarma yetkisine sahip değilse 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi kapsamında işveren vekili kabul edilmez ve iş güvencesinden faydalanır.

Buna karşılık işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunsa dahi insan kaynakları müdürü ile personel müdürü, işyerinin tümünü sevk ve idare etmedikleri için 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi kapsamındaki işveren vekili istisnasına girmez ve iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilir.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 2018/11146 E., 2018/18819 K. sayılı kararında ele alınan olayda; ikinci derece imza yetkisini haiz müdürün personel alma ve çıkarma hususlarında görüşü alınsa da nihai kararı veren merci olmadığı, son yetkinin insan kaynakları biriminde bulunduğu tespit edilmiştir. Yüksek Mahkeme, işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunmayan yöneticinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanmasına engel bir durum bulunmadığına karar vermiştir.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2018/11146, K. 2018/18819Kaynağı aç
22. Hukuk Dairesi         2018/11146 E.  ,  2018/18819 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili; feshin geçerli bir sebebi bulunmadığını ve asıl işverenin ..AŞ olduğunu öne sürerek feshin geçersizliğinin tespiti ile davacının işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir . Davalılar iki şirketin farklı olduğunu savunarak davanın reddini talep etmişlerdir. Mahkemece, davalı ….AŞ yönünden davanın husumet sebebiyle reddine; diğer davalı şirket yönünden ise davanın kabulü ile feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine yönelik hüküm kurulmuş; davalı vekilinin mahkeme kararının bozulmasına yönelik talebi ile dosya incelenerek; Dairemizce, davalılar arasındaki ilişki netleştirilerek buna göre fesih tarihindeki işçi sayısının belirlenmesi ve davacının işveren vekili olup olmadığının araştırılması gerektiği gerekçesiyle bozma yapılmıştır. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalılardan … ve …. ve Tic. A.Ş. yönünden husumetten ret; … Form kağıt San. Paz. Ve Tic. A.Ş. bakımından ise davacının işveren vekili olduğu, işçi sayısının ise 27 olduğu bu nedenler ile iş güvencesi hükümlerinden yararlanmasınun mümkün olmadığı gerekçesiyle ret kararı verilerek davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece davalılar arasında organik bir bağ olmadığı, birlikte sorumlu tutulmalarını gerektirecek hukuki bir ilişki buunmadığı, davalılar arasında sadece ticari ilişki olduğu kabul edilmiş ise de; varılan sonuç dosya içeriği ile örtüşmemektedir. Davacı 25.11.2010-28.09.2011 tarihleri arasında kayden davalı … Form A.Ş. bünyesinde çalışmıştır. Dosya içinde bulunan bilgi ve belgeler ile taraf tanık anlatımları incelendiğinde, fesih bildiriminde … Basım ve Kırtasiye San. ve Tic. A.Ş. yetkilisinin onayı bulunduğu; iki şirketin yönetim kurulu üyelerinin ortak olduğu, davalıların …’daki adreslerinin aynı olduğu, davalı … Form kağıt San. Paz. Ve Tic. A.Ş.’nin sattığı malzemelerin %80-90 ını diğer davalı …Basım ve Kırtasiye San. ve Tic. A.Ş.’den aldığı, … isimli kişinin davalı … ve Kırtasiye San. ve Tic. A.Ş.’nin genel müdür yardımcısı, davalı … Form şirketinin ise Yönetim Kurulu üyesi olduğu, davalı … Form kağıt San. Paz. Ve Tic. A.Ş. işçilerinin davacının çıkarılmasından sonra emir ve talimatları bu kişiden aldıkları, davalı … Basım ve Kırtasiye San. ve Tic. A.Ş.’nin davalı … Form kağıt San. Paz. Ve Tic. A.Ş.’ye Lojistik Ve İnsan Kaynakları desteği sağladığı, davalı … Form..AŞ çalışanlarının ücretlerinin davalı …Basım ve Kırtasiye San. ve Tic. A.Ş. tarafından yatırıldığı, satış primlerinin … Basım ve Kırtasiye San. ve Tic. A.Ş. tarafından belirlendiği ve hesaplara yatırıldığı anlaşılmaktadır. davacının dava dilekçesinde eklediği iç yazışmalarda, davalı … Form kağıt San. Paz. ve Tic. A.Ş. bünyesinde işe başlayan işçilere davalı … ve Kırtasiye San. ve Tic. A.Ş.’nin ‘’aramıza hoşgeldiniz’’ dediği, davacının davalı …ve Kırtasiye San. ve Tic. A.Ş. tarafından ‘ … Form Bölge Müdürü ‘’ olarak takdim edildiği, davacı ile olan işe giriş esnasındaki yazışmalarda, davalı … Basım ve Kırtasiye San. ve Tic. A.Ş. yetkililerinin ‘’kurumumuz … Form bünyesinde işe başlıyorsunuz ‘’ şeklinde yazıları bulunduğu görülmektedir. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davalılar arasında organik bağ bulunduğu ve davacının her iki davalı tarafından birlikte istihdam edildiğinin kabulünün dosya içeriğine uygun olacağı kanaatine ulaşılmıştır. Fesih tarihi itibariyle işverence otuz veya daha fazla işçi çalıştırılıp çalıştırılmadığı ve dolayısıyla davacının işgüvencesi kapsamında kalıp kalmadığının da incelenmesi gerekmekte olup normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18.maddesidir 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18.maddesinin birinci fıkrasına göre iş güvencesi hükümlerinden yararlanmak için otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerinde çalışmak gerekir. İşçi sayısına ilişkin bu hüküm nispi emredici olduğundan, daha az işçi sayısını öngören sözleşme hükümleri geçerli kabul edilmektedir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/2 maddesine göre, İşverenin işyerinde ürettiği mal veya hizmet ile nitelik yönünden bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında örgütlenen yerler (işyerine bağlı yerler) ile dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım, beden ve mesleki eğitim ve avlu gibi diğer eklentiler ve araçlar da işyerinden sayılır. İşyeri, işyerine bağlı yerler, eklentiler ve araçlar ile oluşturulan iş organizasyonu kapsamında bir bütündür. Davalılar arasında organik bağ bulunduğu ve davacının davalı şirketlerce birlikte istihdam edildiği dikkate alındığında, her iki şirketin fesih tarihi itibariyle işçi sayısının yasanın aradığı otuz işçi sayısını aştığı anlaşıldığından davacının bu nedenle iş güvencesi hükümlerinden yararlanmasını engelleyen bir durum bulunmadığı anlaşılmaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18.maddesi uyarınca işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilmesi için bir diğer koşul işçinin işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları veya işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekili konumunda bulunmamasıdır. İş güvencesinden yararlanamayacak işveren vekilleri herşeyden önce, işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekilleri ile yardımcıları olduğuna göre, işletmenin tümünü yöneten genel müdürler ile yardımcıları iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacaktır. Ancak belirtelim ki, işyerinde genel veya genel müdür yardımcısı unvanının kullanılması tek başına iş güvencesi kapsamı dışında bulunma sonucunu doğurmaz. Önemli olan, kendisine temsil yetkisi verilip verilmediği ve işletmenin bütününü yönetip yönetmediğidir; bu hususta görev tanımı ve konumuna bakmak gerekir. İş güvencesinden yararlanamayacak işveren vekillerinin ikinci grubunu, işletmenin değil de işyerinin bütününü yöneten ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleridir. Buna göre,işletmenin bütününü sevk ve idare edenler, başka bir şart aranmaksızın işveren vekili sayılırken; işletmenin değil de işyerinin bütünü sevk ve idare edenlerin 18'nci madde anlamında işveren vekili sayılabilmesi için ilave olarak, işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisini haiz olması şartı aranır. İşyerinin tümünü sevk ve idare ile işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi katlanmış olarak, birlikte aranır. Dolayısıyla bir banka şubesi ile fabrika müdürü, işyerini sevk ve idare etmekle beraber, özgür iradesi ile işçi alma ve işten çıkarma yetkisi yoksa İş Kanunu'nun 18'nci maddesi anlamında işveren vekili sayılmaz. İş güvencesinden yararlanır. Aynı şekilde, işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan insan kaynakları müdürü ile personel müdürü, işyerinin tümünü yönetmediğinden iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilecektir. Somut uyuşmazlık yönünden davacının durumu incelendiğinde,dosyaya sunulan belgelerden ve tanık beyanlarından anlaşıldığı üzere, davacının davalı … Form Kağıt San. Paz. ve Tic. A.Ş. 2. Derecede imzaya yetkili müdür olup işçi alma ve çıkarma konusunda kendisinden görüş alınmakla birlikte son yetkilinin kendisi olmadığı, işçi alma ve çıkarmada son yetkilinin davalı … Basım ve Kırtasiye San. ve Tic. A.Ş.’nin insan kaynakları olduğu davalının iş güvencesi hükümlerinden yararlanmasına engel bir durumun olmadığı tespit edilmiştir. Davacının iş sözleşmesi 4857 sayılı Kanun'un 17. maddesi uyarınca feshedilmiş olup feshin geçerli bir nedene dayandığı da ispatlanamamıştır. Şu halde, davacının davalı … Form Kağıt San. Paz. Ve Tic. A.Ş.'ye işe iadesine karar verilerek, işe iadenin mali sonuçlarından davalıların birlikte sorumlu tutulmasına karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın reddedilmiş olması hatalıdır. Belirtilen sebeplerle, Mahkeme kararının 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve usuli kazanılmış haklar ve temyiz eden davalının hak alanları da gözetilerek aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile; 1- … 13. İş Mahkemesi'nin 21.09.2017 tarih, 2015/203 Esas ve 2017/386 Karar sayılı kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. Davalı … Form kağıt San. Paz. ve Tic. A.Ş. tarafından gerçekleştirilen FESHİN GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının davalı … Form kağıt San. Paz. Ve Tic. A.Ş.'ye ait işyerine İŞE İADESİNE, 3.Davacının yasal süresi içinde başvurusuna rağmen davalı işveren … Form…AŞ tarafından süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminattan davalılar müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak kaydı ile miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 4 aylık brüt ücreti tutarında belirlenmesine, 4.Davacı işçinin işe iadesi için davalı … Form kağıt San. Paz. Ve Tic. A.Ş. tarafından süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilinin gerektiğine, 5. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihinde alınması gereken 35,90 TL harçtan peşin alınan 18,40 harcın mahsubu ile bakiye 17,50 harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, 6. Davacı tarafından yapılan 421,40 TL yargılama masrafının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalıların yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, 7. Karar tarihinde yürürlükte bulunan … göre belirlenen 2.180,00 TL avukatlık ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 8. Artan gider avansının ilgilisine iadesine, 9. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davacıya iadesine, oy birliği ile kesin olarak karar verildi. 13.09.2018
Genel müdür yardımcısı unvanı iş güvencesinden yararlanmayı kendiliğinden engeller mi?

Hayır, işyerinde genel müdür veya genel müdür yardımcısı unvanının kullanılması tek başına iş güvencesi kapsamı dışında kalma sonucunu doğurmaz; görev tanımına, temsil yetkisine ve işletmenin bütününün yönetilip yönetilmediğine bakılır.

Banka şubesi veya fabrika müdürleri hangi halde iş güvencesinden yararlanır?

Banka şubesi müdürü ile fabrika müdürü işyerini sevk ve idare etse dahi, özgür iradesi ile işçi alma ve işten çıkarma yetkisi bulunmuyorsa iş güvencesinden yararlanır.

İşe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan insan kaynakları müdürü iş güvencesinden yararlanabilir mi?

Evet, işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunsa bile insan kaynakları müdürü ve personel müdürü işyerinin tümünü sevk ve idare etmediği için iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu