İstirdat Davası Nedir?
İstirdat davası, icra takibine itiraz etmemiş ya da itirazı kaldırılmış olması nedeniyle borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek zorunda kalan kişiye tanınan bir hukuki yoldur. Bu kişi, ödediği tarihten itibaren bir yıl içinde genel hükümlere göre mahkemeye başvurarak ödediği paranın iadesini isteyebilir. Hukuki dayanak İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesidir.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 72Kaynağı aç
Davanın özü şudur: Kişi, takibe zamanında itiraz edememiş ya da itirazı sonuçsuz kalmış ve parayı ödemek durumunda kalmıştır. Bu ödeme, borcun gerçekten var olduğu anlamına gelmez; İİK m. 72, söz konusu koşulların oluştuğu durumlarda ödenen paranın geri alınması için ayrı bir dava yolu açmaktadır.
İstirdat Davasının Şartları
Davanın açılabilmesi için birkaç koşulun bir arada bulunması gerekir. İİK m. 72 uyarınca ortada geçerli bir icra takibi bulunmalı; davacı bu takibe ya hiç itiraz etmemiş ya da itirazı kaldırılmış olmalıdır. Kanun ayrıca borcun tamamen ödenmiş olmasını aramakta; madde metninde borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıstan söz edilmektedir.
İspat yükü açısından İİK m. 72, davacıya yalnızca paranın verilmesinin gerekmediğini ispat etme yükümlülüğü yükler.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2016/7446, K. 2016/7364Kaynağı aç
Bir Yıllık Başvuru Süresi
İstirdat davası açma süresi, ödeme tarihinden itibaren bir yıldır; bu süre İİK m. 72'de açıkça düzenlenmiştir. Sürenin hak düşürücü nitelik taşıdığı ve mahkeme tarafından kendiliğinden gözetildiği belirtilmekte olup bu nitelendirmenin yargı içtihadındaki yerleşikliği ayrıca doğrulanabilir bir konudur.
Menfi Tespit Davası ile İlişkisi ve Dönüşüm Kuralı
Borçlu, icra takibi sürerken borçlu olmadığını mahkemede tespit ettirmek istiyorsa menfi tespit davası açar. Ancak bu dava devam ederken ihtiyati tedbir kararı alınmamışsa ve borç ödenmiş olursa dava, ayrıca yeni bir dava açılmasına gerek kalmaksızın kendiliğinden istirdat davasına dönüşür. İİK m. 72 bu dönüşümü açıkça düzenler.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E. 2016/8945, K. 2017/172 sayılı kararında, ihtiyati tedbir talebinin reddedilmesi ve dava konusu taşınmazın icra yoluyla satılması şeklinde somut olgu koşullarında menfi tespit davasının İİK m. 72 gereğince istirdat davasına dönüştüğü hükme bağlanmıştır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/8945, K. 2017/172Kaynağı aç
İhtiyati Tedbir: Takip Öncesi ve Sonrası Ayrımı
İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasında mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında icra takibinin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verebilir. Bu yol, borçlunun icranın işlemesini erkenden engellemesine olanak tanır.
İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ise ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulması mümkün değildir. Borçlu bu durumda, gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere teminat göstererek icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini mahkemeden isteyebilir.
Davanın Sonuçları
Menfi tespit davası borçlu lehine sonuçlanırsa takip derhal durur. İlamın kesinleşmesiyle birlikte, ayrıca bir mahkeme kararına gerek kalmaksızın icra işlemleri münderecatına göre kısmen veya tamamen eski hale iade edilir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2018/6818, K. 2019/7248Kaynağı aç
Dava alacaklı lehine sonuçlanırsa ihtiyati tedbir kararı kalkar. Hükmün kesinleşmesiyle alacaklı, tedbir kararı nedeniyle alacağına geç ulaşmasından kaynaklanan zararını gösterilen teminattan alır; bu zarar aynı davada takdir edilerek karara bağlanır ve yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.
Öte yandan borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, borçlunun talebi üzerine dava sebebiyle uğradığı zararın alacaklıdan tahsiline karar verilir. Bu zarar, haksız olduğu anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinin altında belirlenemez. İİK m. 72'deki bu hüküm menfi tespit davasına özgüdür.
İstirdat Davasında Kötüniyet Tazminatı
İstirdat davasının menfi tespit davasından ayrıştığı önemli bir nokta, kötüniyet tazminatının uygulanma koşullarıdır. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E. 2016/8945, K. 2017/172 sayılı kararında, ihtiyati tedbir yoluyla icra takibi durdurulmamışsa alacaklının alacağına geç ulaştığından söz edilemeyeceği ve bu nedenle söz konusu davada İİK m. 72 anlamında kötüniyet tazminatı talebinin yerinde olmadığı bozma gerekçesi olarak ortaya konmuştur. Bu sonuç, ihtiyati tedbirin reddedildiği ve taşınmazın icra yoluyla satıldığı somut olgunun ürünüdür; farklı koşulların uygulamayı nasıl etkileyeceği bu kararda ele alınmamıştır.
Menfi tespit davasında ise kötüniyet tazminatı hesaplanırken esas alınan büyüklük asıl alacak tutarıdır; asıl alacak ile işlemiş faizin toplamı üzerinden hesaplama yapılması Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2018/6818, K. 2019/7248 sayılı kararında hatalı bulunmuştur.
Teminat Senetlerinde Görevli Mahkeme: İş Davalarına Özgü Bir Ayrım
İşçilerden işe girişte veya iş ilişkisi sürerken teminat amacıyla alınan ve iş sözleşmesi sona erdikten sonra icra takibine konulan senetlerin iptali amacıyla açılan menfi tespit davalarında görevli mahkeme iş mahkemesidir. Buna karşılık iş sözleşmesi sona erdikten sonra düzenlenen ve iş sözleşmesiyle ilgisi bulunmayan senetlerin iptali davalarında genel mahkemeler görevlidir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2016/7446, K. 2016/7364 sayılı kararında bu ayrıma dayanarak söz konusu uyuşmazlıkta iş mahkemesini görevli saymış; ayrıca teminat senedinin haksız biçimde takibe konulması nedeniyle kötüniyet tazminatı talebinin reddi hatalı bulunmuştur.
Yetkili ve Görevli Mahkeme
İstirdat ve menfi tespit davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde ya da davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Bu seçim hakkı İİK m. 72'de düzenlenmiştir.
Görevli mahkeme uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenir. Ticari bir borç ilişkisine dayanan istirdat davalarında, aksine hüküm bulunmadıkça asliye ticaret mahkemesi dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın görevlidir; bu kural TTK m. 5/1'de yer almaktadır. Asliye ticaret mahkemesi ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki bu ayrım bir görev meselesi olup usule ilişkin hükümler çerçevesinde değerlendirilir. Asliye ticaret mahkemesinin bulunmadığı yargı çevrelerinde ticari davada görev itirazının yapılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez; bu hâlde asliye hukuk mahkemesi davaya devam eder. İş ilişkisinden doğan senetlere dayalı menfi tespit davalarında ise yukarıda açıklanan Yargıtay 9. HD içtihadı uyarınca iş mahkemesi görevlidir.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 5Kaynağı aç
Ticari Davalarda Arabuluculuk Zorunluluğu
TTK m. 5/A uyarınca, TTK m. 4 ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Bu arabuluculuk sürecini yürüten arabulucu başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır; zorunlu hâllerde bu süre arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir. Bu düzenleme yalnızca ticari nitelikteki uyuşmazlıklar için geçerlidir; iş mahkemesi veya tüketici mahkemesi kapsamındaki davalara uygulanıp uygulanmadığı bu kaynaktan doğrulanamamaktadır.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 5/AKaynağı aç
Çek Nedeniyle Açılan İstirdat Davası
Bir çeke dayalı alacak için icra takibi yapılmış, borçlu itiraz etmemiş veya itirazı kaldırılmış ve çek bedeli ödenmiş olduğu hâlde bu ödemenin dayanaksız olduğu ileri sürülüyorsa, İİK m. 72 çerçevesinde paranın iadesi istenebilir. Bedelsiz kalan ya da temel ilişki bakımından borç doğurmayan bir çek nedeniyle ödeme yapılmışsa, şartların oluştuğu durumda istirdat davası yolu mevcuttur. Çeke özgü kambiyo hukuku kuralları bu davaların seyrini etkileyebileceğinden her somut durumun kendi koşulları içinde değerlendirilmesi gerekir.
Sık Sorulan Sorular
İstirdat davası ne zaman açılır?
Ödemenin yapıldığı tarihten itibaren bir yıl içinde açılmalıdır. Bu süre İİK m. 72'de düzenlenmiş olup dolmadan dava açılmazsa hak sona erer.
İstirdat davasında ne ispat edilmesi gerekir?
Davacı yalnızca paranın verilmesinin gerekmediğini ispat etmek zorundadır. İİK m. 72 ispat yükünü bu biçimde davacıyla sınırlamaktadır.
Menfi tespit davası açmışken borcu ödersem ne olur?
İhtiyati tedbir kararı almadan menfi tespit davası açmış ve ardından borcunuzu ödemişseniz, dava kendiliğinden istirdat davasına dönüşür ve yeni bir dava açılmasına gerek kalmaz.
İstirdat davası nerede açılır?
Takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Ticari nitelikteki uyuşmazlıklarda aksine hüküm bulunmadıkça asliye ticaret mahkemesi görevlidir.
İcra takibinden sonra ihtiyati tedbir alınabilir mi?
Takip başladıktan sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulması mümkün değildir. Ancak gerekli teminatı göstererek icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesini mahkemeden talep edebilirsiniz.
Ticari bir istirdat davasında arabuluculuğa başvurmak zorunlu mudur?
TTK m. 5/A uyarınca, konusu bir miktar para olan ticari nitelikteki menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Bu yükümlülük yalnızca ticari nitelikteki uyuşmazlıklar için geçerlidir.
Çek bedelini haksız yere ödediysem geri alabilir miyim?
Çeke dayalı bir icra takibinde ödeme yapıldıktan sonra bu ödemenin dayanaksız olduğu ileri sürülüyorsa, ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde istirdat davası açmak mümkündür. Çeke özgü kambiyo hukuku kuralları davanın seyrini etkileyebileceğinden her durumun kendi koşullarına göre değerlendirilmesi gerekir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

