İstirdat Davası: Şartları, Süresi ve Menfi Tespitten Farkı

by Avukat Erdal Ersoy
İstirdat Davası: Şartları, Süresi ve Menfi Tespitten Farkı

İstirdat Davası Nedir?

İstirdat davası, icra takibine itiraz etmemiş ya da itirazı kaldırılmış olması nedeniyle borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek zorunda kalan kişiye tanınan bir hukuki yoldur. Bu kişi, ödediği tarihten itibaren bir yıl içinde genel hükümlere göre mahkemeye başvurarak ödediği paranın iadesini isteyebilir. Hukuki dayanak İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesidir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 72Kaynağı aç
Madde 72 – (Değişik: 18/2/1965-538/43 md.) Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir. (Değişik: 9/11/1988-3494/6 md.) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez. (Değişik: 9/11/1988-3494/6 md.) Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir. Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir. Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazımgelmediğini ispata mecburdur. Hususi hükümler:

Davanın özü şudur: Kişi, takibe zamanında itiraz edememiş ya da itirazı sonuçsuz kalmış ve parayı ödemek durumunda kalmıştır. Bu ödeme, borcun gerçekten var olduğu anlamına gelmez; İİK m. 72, söz konusu koşulların oluştuğu durumlarda ödenen paranın geri alınması için ayrı bir dava yolu açmaktadır.

İstirdat Davasının Şartları

Davanın açılabilmesi için birkaç koşulun bir arada bulunması gerekir. İİK m. 72 uyarınca ortada geçerli bir icra takibi bulunmalı; davacı bu takibe ya hiç itiraz etmemiş ya da itirazı kaldırılmış olmalıdır. Kanun ayrıca borcun tamamen ödenmiş olmasını aramakta; madde metninde borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıstan söz edilmektedir.

İspat yükü açısından İİK m. 72, davacıya yalnızca paranın verilmesinin gerekmediğini ispat etme yükümlülüğü yükler.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2016/7446, K. 2016/7364Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2016/7446 E.  ,  2016/7364 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA : Davacı, borçlu olmadığının tespiti ile %40 oranında kötüniyet tazminatı karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti Davacı, dava dışı Öztürk Akaryakıt Şirketinde tanker şoförü olarak çalışmaya başladığını, kendisine işe girerken teminat amacıyla boş senet imzalatıldığını, iş sözleşmesinin işverence haksız feshinden sonra alacak davası açınca Şirketin gizli ortağı olan davalı tarafından senedin kötüniyetli olarak icraya konulduğunu iddia ederek, borçlu olmadığının tespiti ile alacağın % 40'ı oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. B) Davalı Cevabının Özeti Davalı … vekili, senedin teminat senedi olmadığını ve Şirkete ortak olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti Mahkemece, davalı …'in gerçekte …. Akaryakıt Şirketinin gizli ortağı olup bu şirketle organik bağ içinde olan başka bir şirkette asgari ücretle çalışan işçi gibi gösterildiği ve dava konusu senedin davacıya işe girerken imzalatılan teminat senedi olduğu sonucuna varılarak, takibin iptaline, kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. D) Temyiz Kararı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir. E) Gerekçe 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanunî gerektirici sebeplere göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2- İcra İflas Kanunu'nun 72. maddesi uyarınca, “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfî tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyatî tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfî tespit davasında ihtiyatî tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyatî tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir. Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyatî tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi hâlinde alacaklı ihtiyatî tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhâlde yüzde yirmiden (2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle yüzde kırk ibaresi yüzde yirmi olarak değiştirilmiştir.) aşağı tayin edilemez. Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhâl takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hâle iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötüniyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden (2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle yüzde kırk ibaresi yüzde yirmi olarak değiştirilmiştir.) aşağı olamaz. Borçlu, menfî tespit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir. Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir. Menfî tespit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lâzım gelmediğini ispata mecburdur.”. İcra İflâs Kanunu’nun 72 nci maddesinde, menfî tespit davasında kötüniyet tazminatına hükmedilmesi için alacağın likit olması koşulu bulunmamaktadır. Genellikle, şoför olarak çalışan işçilerden işe girişte veya akit devam ederken, işverene verecekleri olası zararlara karşılık teminat amacıyla senetler alınıp iş sözleşmesi sona erdikten sonra icra takibine konulabilmektedir. Bu tür senetlerin iptali amacıyla açılan menfî tespit davalarında görevli mahkeme iş mahkemesidir. İş sözleşmesi sona erdikten sonra düzenlenen ve iş sözleşmesi ile ilgisi olmayan senetlerin iptali davalarında ise genel mahkemeler görevlidir. Somut uyuşmazlıkta davacı, 10.11.2008 tanzim tarihli ve 10.12.2008 vadeli 6.350,00 TL bedelli bonoya dayalı icra takibinde borçlu olmadığının tespiti ile % 40 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. İcra takibinin kötüniyetle yapıldığı ve takip konusu bononun işe girişte teminat olarak düzenlendiği mahkemenin de kabulündedir. Üstelik dava konusu alacak miktarı belirlidir ve yargılamayı da gerektirmemektedir. Mahkemece, teminat senedinin haksız yere takibe konulması nedenleri ile kötüniyet tazminatı talebinin kabulü yerine yargılamayı gerektirmediği gerekçesi ile reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. F) Sonuç Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 28.03.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Bir Yıllık Başvuru Süresi

İstirdat davası açma süresi, ödeme tarihinden itibaren bir yıldır; bu süre İİK m. 72'de açıkça düzenlenmiştir. Sürenin hak düşürücü nitelik taşıdığı ve mahkeme tarafından kendiliğinden gözetildiği belirtilmekte olup bu nitelendirmenin yargı içtihadındaki yerleşikliği ayrıca doğrulanabilir bir konudur.

Menfi Tespit Davası ile İlişkisi ve Dönüşüm Kuralı

Borçlu, icra takibi sürerken borçlu olmadığını mahkemede tespit ettirmek istiyorsa menfi tespit davası açar. Ancak bu dava devam ederken ihtiyati tedbir kararı alınmamışsa ve borç ödenmiş olursa dava, ayrıca yeni bir dava açılmasına gerek kalmaksızın kendiliğinden istirdat davasına dönüşür. İİK m. 72 bu dönüşümü açıkça düzenler.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E. 2016/8945, K. 2017/172 sayılı kararında, ihtiyati tedbir talebinin reddedilmesi ve dava konusu taşınmazın icra yoluyla satılması şeklinde somut olgu koşullarında menfi tespit davasının İİK m. 72 gereğince istirdat davasına dönüştüğü hükme bağlanmıştır.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/8945, K. 2017/172Kaynağı aç
14. Hukuk Dairesi         2016/8945 E.  ,  2017/172 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 03.08.2012 gününde verilen dilekçe ile ipotek borcunun ödenmesi nedeniyle menfi tespit, bozma ilamından sonra istirdat ve tazminat istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 15.03.2016 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle tayin olunan 10.01.2017 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av. … ile karşı taraftan davacı vekili Av. … geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: _ K A R A R _ Davacı vekili 08.08.2012 tarihli dilekçesi ile davalıdan aldığı 40.000 TL borç karşılığında 2 sayılı parselde 6 no'lu mesken cinsli taşınmaz üzerinde 04.10.2007 tarihinde davalı lehine tesisi edilen ipoteğin bedelinin ödenmesine rağmen, davalı tarafından 08.03.2012 tarihinde 2012/846 sayılı icra dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takip nedeni ile davalıya borcunun bulunmadığının tespiti ile takibin durdurulması ve % 40 icra inkar tazminatının tahsilini istemiştir. Davacı vekili 03.06.2014 tarihli bozma ilamından sonra 05.02.2016 tarihli dilekçesi ile harcını vererek davayı istirdat ve tazminat davası olarak devam ettiklerini, tedbir kararı verilmediğinden 08.07.2013 tarihinde dava konusu taşınmazın icra dosyasında satılması nedeni ile 65.000,00 TL'si ev bedeli ve 6.577,68 TL'si kira bedeli olmak üzere toplam 71.577,68 TL tazminatın ve haksız takip nedeniyle %20 oranında kötüniyet tazminatın tahsilini istemiştir. ./.. 2016/8945-2017/172 -2- Davalı vekili, davacının takibin iptali isteminin 2012/239 Esas sayılı icra hukuk dosyasında 28.06.2012 tarihinde reddedildiğini, davacının dayandığı ödeme belgelerinin dava dışı ve işten çıkartılan şahıslara yapıldığını, geçersiz olduğunu, ödeme dekontlarında ismi geçen şirketin davalının ortağı olduğu şirket olmasına rağmen ipotek alacağının davalının kişisel alacağı olduğunu, ödeme makbuzlarının takip konusu ipotek borcuna ilişkin olmadığını, davanın reddini savunmuştur. Davalı vekili bozma ilamından sonra davacının istirdat davası ile birlikte tazminat istemesinin mümkün bulunmadığı, ayrıca icra dosyasında taşınmazın davacının oğluna satılmış olduğunu, davacının bedelsiz oturmaya devam ettiğini, kira talebine ilişkin belge sunmadığını, istirdat davasında % 20 tazminat istenemeyeceğini davacı vekilinin 14.2.2012 tarihli dilekçesine göre davacının… Şirketi ile olan ilişkisinin ipotek ilişkisinden farklı olduğunu, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabulune, 10.000 TL borçlu olmadığının tespitine dair verilen ilk karar davacı vekilinin temyizi üzerine 14 H.D. 03.06.2014 tarihli 2014/4086-7348 sayılı ilamı ile (davacının sunduğu ödeme belgelerinde ev ipoteğine karşılık şeklinde açıklama bulunduğu, ayrıca dava konusu ipotek dışında başka ipotek bulunmadığı nedenleriyle) davanın kabulüne karar verilmesi yönünden bozma ilamına uyulduktan sonra taşınmazın 08.07.2013 tarihinde icra dosyasında satılmış olduğu, davacı vekilinin 15.3.2016 tarihli oturumdaki beyanı ile davada menfi tespit taleplerinin yanında satılan evin değerinin 65.000 TL ve davacının ödemek zorunda kaldığı kira bedelinin 6.577 TL toplam 71.577 TL'nin tahsili ve %20 kötüniyet tazminatı tahsili istemi birlikte değerlendirilip ve harç ikmal edilmiş olmakla davanın KABULÜ ile, 65.000,00TL ev değeri ve 6.577,68TL kira bedeli alacağı olmak üzere toplam olarak 71.577,68TL alacağın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine; İcra dosyasındaki asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 8.000,00TL kötü niyet tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. Hükmü davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve uyulan bozma ilamına ve dosya kapsamına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir. 2-Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; dava ipotek borcu ödendiğinden menfi tespit, bozma ilamından sonra ise istirdat istemine ilişkin olup, mahkemece 03.06.2014 tarihli, davanın kabulü gerektiği yönündeki bozma ilamına uyulmuştur. Mahkemenin, 17.01.2013 günlü oturumda ./… 2016/8945-2017/172 -3- davacının tedbir talebini reddetmesi üzerine dava konusu taşınmazın Kırıkkale 1. İcra Müdürlüğü'nün 2012/846 sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla 08.07.2013 tarihinde davacının oğluna 53.810 TL bedel ile ihale edildiği, davanın İcra İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince istirdat davasına dönüştüğü, dava konusu 1265 ada 2 parsel sayılı taşınmazdaki 6 no'lu mesken cinsli evin değerinin ihale dosyasında belirlenen ve ihale bedeli olan 53.810 TL olarak takdir edilmesi gerektiği; ayrıca, ihtiyati tedbir yolu ile icra takibinin durdurulmasına karar verilmediğinden davacının alacağına ulaşmasının gecikmiş olduğundan bahsedilemeyeceği İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince istirdat davasında kötü niyet tazminatı talep edilmesi söz konusu değildir. Bu sebeple, asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan kötü niyet tazminatı talebinin de reddi gerekir. Hükmün, bu iki sebepten dolayı bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açılan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 1480 TL Yargıtayduruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 11.01.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

İhtiyati Tedbir: Takip Öncesi ve Sonrası Ayrımı

İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasında mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında icra takibinin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verebilir. Bu yol, borçlunun icranın işlemesini erkenden engellemesine olanak tanır.

İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ise ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulması mümkün değildir. Borçlu bu durumda, gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere teminat göstererek icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini mahkemeden isteyebilir.

Davanın Sonuçları

Menfi tespit davası borçlu lehine sonuçlanırsa takip derhal durur. İlamın kesinleşmesiyle birlikte, ayrıca bir mahkeme kararına gerek kalmaksızın icra işlemleri münderecatına göre kısmen veya tamamen eski hale iade edilir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2018/6818, K. 2019/7248Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2018/6818 E.  ,  2019/7248 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı; davalı … ile aralarında 01/07/2008 başlangıç tarihli kira sözleşmesinin düzenlendiğini, daha sonra kiracılık sıfatını dava dışı …'a devretmek istediğini, bu hususta bahse konu kişi ile birlikte davalı belediyeye 03/01/2011 tarihinde başvuruda bulunduklarını; öncelikle kira ilişkisinin devredilmesini, devir işlemlerinin Belediyece uygun bulunmaması halinde ise sözleşmenin feshedilmesine, kira başlangıç tarihinden bu yana doğmuş olan borçların tamamından dava dışı …'ın sorumlu olacağına yönelik talepte bulunduklarını, bunun üzerine davalı … tarafından sözleşme feshedilerek , kira başlangıç tarihinden bu yana doğmuş olan borçların… adına tahakkuk ettirilmesine karar verildiğini, bu hususta dava dışı … ile de yeni kira sözleşmesi imzalandığını; buna rağmen davalı tarafından haksız ve kötüniyetli olarak kira alacağının tahsili amacıyla aleyhine icra takibi başlatıldığını, takibe itiraz edildiğini, davalı tarafça itirazın kaldırılması talebiyle açılan davanın da reddedildiğini ileri sürerek; Bayat İcra Müdürlüğü'nün 2012/127 E. Sayılı takip dosyasına borçlu olmadığının tespitine, davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ; davacının davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, aynı konuya ilişkin açılan itirazın kaldırılması davasının derdest olduğunu, davacı ile aralarında 01/07/2008 başlangıç tarihli 2 yıl süreli kira sözleşmesinin düzenlendiğini, aylık kira bedelinin 2.500,00 TL olarak belirlendiğini, buna rağmen davacı tarafından sunulan kira sözleşmesi ile kira bedelinin yarıya indirildiğini, bahse konu sözleşmeyi kabul etmediklerini, hiçbir hukuki geçerliliğinin bulunmadığını, sözleşmenin sahte olduğunu; takibe konu kira alacağının ödendiğine dair davacı tarafından herhangi bir yazılı belgenin de sunulamadığını; davalı … tarafından davacı aleyhine açılan itirazın kaldırılması davasında, Bayat İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2013/4 E.- 2014/5 K. Sayılı ilamı ile davanın reddine karar verilerek, takip konusu alacağın % 20 si oranında da aleyhlerine kötüniyet tazminatına hükmedildiğini, ilamın icraya konulması suretiyle hükmedilen kötüniyet tazminatının davacıya ödendiğini, davacı tarafından eldeki dava yönünden de yeniden kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin talep edildiğini, davacının kötüniyetli ve istemin hukuka aykırı olduğunu, tek icra takibi nedeniyle iki kez tazminata hükmedilemeyeceğini savunarak; davanın reddini, davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. Mahkemece; davanın kabulüne, davacının Bayat İcra Müdürlüğü'nün 2012/127 E. Sayılı takip dosyasına borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; Dairemizin 13.09.2017 tarih ve 2017/2211 E. – 2017/11902 K. Sayılı ilamı ile, " …Somut olayda kiraya veren davalı … sözleşmenin devri istemini onaylamamış, fesih talebi doğrultusunda sözleşmeyi feshetmiştir. Davaya konu icra takibinde ise fesih tarihinden önceki kira alacakları istendiğinden mahkemece bu husus gözetilerek menfi tespit istemi hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir…" gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, davalı … tarafından borç bilgilerinin kayıtlı olduğu sistemden, davacının borçlu olduğuna dair bilgilerin kapatıldığı, davalı tarafından " borcu bulunmamaktadır " şeklinde mahkemeye cevap verildiği, davalı idare tarafından da kabul olduğu üzere davacının borcunun bulunmadığı gerekçesiyle; davanın kabulüne, davacının Bayat İcra Müdürlüğü'nün 2012/127 E. Sayılı takip dosyasına borçlu olmadığının tespitine, davalının kötüniyetli olduğu kanaatine varılarak, takibe konu 30.134,98 TL alacağın % 20 si oranında kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava; kira sözleşmesinden kaynaklı menfi tespit istemine ilişkindir. 1-) Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-) İcra İflas Kanunu'nun " Menfi Tespit ve İstirdat Davaları" başlığı altında düzenlenen 72. maddesinin 5. fıkrası uyarınca; " Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötüniyetli olduğu anlaşılırsa , talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın ( Değişik ibare; 02/07/2012 – 6352 S.K./15.md.) yüzde yirmisinden aşağı olamaz. " Somut olayda; mahkemece, eldeki menfi tespit davasına konu icra takibinin haksız ve kötüniyetli olduğundan bahisle, davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi doğru ise de ; kötüniyet tazminatının asıl alacak olan 22.500,00 TL üzerinden üzerinden verilmesi gerekirken, asıl alacak ve işlemiş faiz toplamı olan 30.134,98 TL üzerinden kötüniyet tazminatına hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Ne var ki, bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması HUMK'nun 438/7 maddesi hükmü gereğidir. SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün ikinci fıkrasında yer alan, " Kötüniyetli olduğuna kanaat getirildiğinden davalının, takibe konu 30.134,98 TL ( otuz bin yüz otuz dört TL doksan kuruş) alacağın % 20 si oranında kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine," ifadesinin çıkarılarak yerine " Takibe konu 22.500,00 TL asıl alacağın % 20 si oranında 4.500,00 TL kötüniyet tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine," ifadesinin yazılması suretiyle hükmün düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden iadesine, 6100 sayılı HMK'nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nın 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30.09.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Dava alacaklı lehine sonuçlanırsa ihtiyati tedbir kararı kalkar. Hükmün kesinleşmesiyle alacaklı, tedbir kararı nedeniyle alacağına geç ulaşmasından kaynaklanan zararını gösterilen teminattan alır; bu zarar aynı davada takdir edilerek karara bağlanır ve yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.

Öte yandan borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, borçlunun talebi üzerine dava sebebiyle uğradığı zararın alacaklıdan tahsiline karar verilir. Bu zarar, haksız olduğu anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinin altında belirlenemez. İİK m. 72'deki bu hüküm menfi tespit davasına özgüdür.

İstirdat Davasında Kötüniyet Tazminatı

İstirdat davasının menfi tespit davasından ayrıştığı önemli bir nokta, kötüniyet tazminatının uygulanma koşullarıdır. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E. 2016/8945, K. 2017/172 sayılı kararında, ihtiyati tedbir yoluyla icra takibi durdurulmamışsa alacaklının alacağına geç ulaştığından söz edilemeyeceği ve bu nedenle söz konusu davada İİK m. 72 anlamında kötüniyet tazminatı talebinin yerinde olmadığı bozma gerekçesi olarak ortaya konmuştur. Bu sonuç, ihtiyati tedbirin reddedildiği ve taşınmazın icra yoluyla satıldığı somut olgunun ürünüdür; farklı koşulların uygulamayı nasıl etkileyeceği bu kararda ele alınmamıştır.

Menfi tespit davasında ise kötüniyet tazminatı hesaplanırken esas alınan büyüklük asıl alacak tutarıdır; asıl alacak ile işlemiş faizin toplamı üzerinden hesaplama yapılması Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2018/6818, K. 2019/7248 sayılı kararında hatalı bulunmuştur.

Teminat Senetlerinde Görevli Mahkeme: İş Davalarına Özgü Bir Ayrım

İşçilerden işe girişte veya iş ilişkisi sürerken teminat amacıyla alınan ve iş sözleşmesi sona erdikten sonra icra takibine konulan senetlerin iptali amacıyla açılan menfi tespit davalarında görevli mahkeme iş mahkemesidir. Buna karşılık iş sözleşmesi sona erdikten sonra düzenlenen ve iş sözleşmesiyle ilgisi bulunmayan senetlerin iptali davalarında genel mahkemeler görevlidir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2016/7446, K. 2016/7364 sayılı kararında bu ayrıma dayanarak söz konusu uyuşmazlıkta iş mahkemesini görevli saymış; ayrıca teminat senedinin haksız biçimde takibe konulması nedeniyle kötüniyet tazminatı talebinin reddi hatalı bulunmuştur.

Yetkili ve Görevli Mahkeme

İstirdat ve menfi tespit davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde ya da davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Bu seçim hakkı İİK m. 72'de düzenlenmiştir.

Görevli mahkeme uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenir. Ticari bir borç ilişkisine dayanan istirdat davalarında, aksine hüküm bulunmadıkça asliye ticaret mahkemesi dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın görevlidir; bu kural TTK m. 5/1'de yer almaktadır. Asliye ticaret mahkemesi ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki bu ayrım bir görev meselesi olup usule ilişkin hükümler çerçevesinde değerlendirilir. Asliye ticaret mahkemesinin bulunmadığı yargı çevrelerinde ticari davada görev itirazının yapılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez; bu hâlde asliye hukuk mahkemesi davaya devam eder. İş ilişkisinden doğan senetlere dayalı menfi tespit davalarında ise yukarıda açıklanan Yargıtay 9. HD içtihadı uyarınca iş mahkemesi görevlidir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 5Kaynağı aç
MADDE 5- (1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.[7] (2) Bir yerde asliye ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde bulunan ve 4 üncü madde hükmünce ticari sayılan davalarla özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılır. Bir yerde ticaret davalarına bakan birden çok asliye ticaret mahkemesi varsa, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca, asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçı münhasıran bu Kanundan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebilir. (3) (Değişik: 26/6/2012-6335/2 md.) Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. (4) (Değişik: 26/6/2012-6335/2 md.) Asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yargı çevresindeki bir ticari davada görev kuralına dayanılmamış olması, görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez; asliye hukuk mahkemesi, davaya devam eder. 3. Dava şartı olarak arabuluculuk

Ticari Davalarda Arabuluculuk Zorunluluğu

TTK m. 5/A uyarınca, TTK m. 4 ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Bu arabuluculuk sürecini yürüten arabulucu başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır; zorunlu hâllerde bu süre arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir. Bu düzenleme yalnızca ticari nitelikteki uyuşmazlıklar için geçerlidir; iş mahkemesi veya tüketici mahkemesi kapsamındaki davalara uygulanıp uygulanmadığı bu kaynaktan doğrulanamamaktadır.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 5/AKaynağı aç
MADDE 5/A- (Ek:6/12/2018-7155/20 md.) (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.[8] (2) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir. B) Çeşitli hükümler I – Zamanaşımı

Çek Nedeniyle Açılan İstirdat Davası

Bir çeke dayalı alacak için icra takibi yapılmış, borçlu itiraz etmemiş veya itirazı kaldırılmış ve çek bedeli ödenmiş olduğu hâlde bu ödemenin dayanaksız olduğu ileri sürülüyorsa, İİK m. 72 çerçevesinde paranın iadesi istenebilir. Bedelsiz kalan ya da temel ilişki bakımından borç doğurmayan bir çek nedeniyle ödeme yapılmışsa, şartların oluştuğu durumda istirdat davası yolu mevcuttur. Çeke özgü kambiyo hukuku kuralları bu davaların seyrini etkileyebileceğinden her somut durumun kendi koşulları içinde değerlendirilmesi gerekir.

Sık Sorulan Sorular

İstirdat davası ne zaman açılır?

Ödemenin yapıldığı tarihten itibaren bir yıl içinde açılmalıdır. Bu süre İİK m. 72'de düzenlenmiş olup dolmadan dava açılmazsa hak sona erer.

İstirdat davasında ne ispat edilmesi gerekir?

Davacı yalnızca paranın verilmesinin gerekmediğini ispat etmek zorundadır. İİK m. 72 ispat yükünü bu biçimde davacıyla sınırlamaktadır.

Menfi tespit davası açmışken borcu ödersem ne olur?

İhtiyati tedbir kararı almadan menfi tespit davası açmış ve ardından borcunuzu ödemişseniz, dava kendiliğinden istirdat davasına dönüşür ve yeni bir dava açılmasına gerek kalmaz.

İstirdat davası nerede açılır?

Takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Ticari nitelikteki uyuşmazlıklarda aksine hüküm bulunmadıkça asliye ticaret mahkemesi görevlidir.

İcra takibinden sonra ihtiyati tedbir alınabilir mi?

Takip başladıktan sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulması mümkün değildir. Ancak gerekli teminatı göstererek icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesini mahkemeden talep edebilirsiniz.

Ticari bir istirdat davasında arabuluculuğa başvurmak zorunlu mudur?

TTK m. 5/A uyarınca, konusu bir miktar para olan ticari nitelikteki menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Bu yükümlülük yalnızca ticari nitelikteki uyuşmazlıklar için geçerlidir.

Çek bedelini haksız yere ödediysem geri alabilir miyim?

Çeke dayalı bir icra takibinde ödeme yapıldıktan sonra bu ödemenin dayanaksız olduğu ileri sürülüyorsa, ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde istirdat davası açmak mümkündür. Çeke özgü kambiyo hukuku kuralları davanın seyrini etkileyebileceğinden her durumun kendi koşullarına göre değerlendirilmesi gerekir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu