İşe Devamsızlık Halinde İş Sözleşmesinin Feshi

by Avukat Erdal Ersoy
İşe Devamsızlık Halinde İş Sözleşmesinin Feshi

İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın belirli işgünlerinde işe devam etmemesi, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesi kapsamında işverene bildirimsiz fesih hakkı tanıyabilir. Hangi devamsızlık halinin bu hakkı doğurduğu, devamsızlığın haklı bir nedene dayanıp dayanmadığı ve işçinin hangi koşullarda feshe itiraz edebileceği, somut koşullara göre değerlendirilen ayrıntılı kurallara bağlıdır.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 25Kaynağı aç
Madde 25 – Süresi belirli olsun veya olmasın işveren, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir: I- Sağlık sebepleri: a) İşçinin kendi kastından veya derli toplu olmayan yaşayışından yahut içkiye düşkünlüğünden doğacak bir hastalığa yakalanması veya engelli hâle gelmesi durumunda, bu sebeple doğacak devamsızlığın ardı ardına üç iş günü veya bir ayda beş iş gününden fazla sürmesi.[7] b) İşçinin tutulduğu hastalığın tedavi edilemeyecek nitelikte olduğu ve işyerinde çalışmasında sakınca bulunduğunun Sağlık Kurulunca saptanması durumunda. (a) alt bendinde sayılan sebepler dışında işçinin hastalık, kaza, doğum ve gebelik gibi hallerde işveren için iş sözleşmesini bildirimsiz fesih hakkı; belirtilen hallerin işçinin işyerindeki çalışma süresine göre 17 nci maddedeki bildirim sürelerini altı hafta aşmasından sonra doğar. Doğum ve gebelik hallerinde bu süre 74 üncü maddedeki sürenin bitiminde başlar. Ancak işçinin iş sözleşmesinin askıda kalması nedeniyle işine gidemediği süreler için ücret işlemez. II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri: a) İş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar kendisinde bulunmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek, yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler veya sözler söyleyerek işçinin işvereni yanıltması. b) İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarfetmesi veya davranışlarda bulunması, yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnadlarda bulunması. c) İşçinin işverenin başka bir işçisine cinsel tacizde bulunması. d) İşçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması, işyerine sarhoş yahut uyuşturucu madde almış olarak gelmesi ya da işyerinde bu maddeleri kullanması.[8] e) İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması. f) İşçinin, işyerinde, yedi günden fazla hapisle cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir suç işlemesi. g) İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi. h) İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi. ı) İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması. III- Zorlayıcı sebepler: İşçiyi işyerinde bir haftadan fazla süre ile çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı bir sebebin ortaya çıkması. IV- İşçinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde devamsızlığın 17 nci maddedeki bildirim süresini aşması. İşçi feshin yukarıdaki bentlerde öngörülen sebeplere uygun olmadığı iddiası ile 18, 20 ve 21 inci madde hükümleri çerçevesinde yargı yoluna başvurabilir. Derhal fesih hakkını kullanma süresi

Devamsızlık Nedir; Hangi Durumlar Bu Kapsamda Sayılır

Devamsızlık, işçinin işine devam etmemesi halidir. İşyerine gittiği hâlde iş görme borcunu ifa etmeye hiç başlamamış olan işçi bu kapsamda devamsızlıkta bulunmuş sayılmaz. Öte yandan hangi günlerin işgünü sayıldığı belirleyici öneme sahiptir. İşgünü, işçi bakımından çalışılması gereken gün olarak anlaşılır; iş sözleşmesinde genel tatil günlerinde de çalışılacağına dair bir düzenleme varsa, o günlerdeki devamsızlık da gerekli diğer koşulların bulunması hâlinde haklı feshe dayanak oluşturabilir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2016/9899, K. 2019/21877Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2016/9899 E.  ,  2019/21877 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili; davacının, davalı şirketin preshane bölümünde 29/08/2013 tarihinden, iş akdinin feshedildiği 07/04/2015 tarihine kadar manipilasyon işini yaptığını, davalı işveren tarafından gönderilen … Noterliğinin 07/04/2015 tarihli ihtarnamesinde, davacının iş akdinin devamsızlık gerekçesiyle feshedildiğinin bildirildiğini, belirtilen günde davacının raporlu olduğunu, davacının davalı iş yerinde ağır işlerde çalıştırıldığı için bel fıtığı rahatsızlığı yaşadığını, pres bölümünde boş ağırlığı 300 kg gelen sepetlerle 1.500 kg malzemeyi insan gücüyle 100-150 metre sürükleyerek termik makinelerine yerleştirdiğini, davalı iş yerinde çalışan tüm işçilere 1.350,00 TL maaş ödemesi yapılırken, davacı işçiye performans düşüklüğü nedeni ile 1.200,00 TL ücret ödendiğini, iş akdinin haksız olarak feshedildiğini, kıdem ve ihbar tazminatının ödenmediğini, uzun zamandır talep etmesine rağmen iş yoğunluğu nedeniyle yıllık izinlerini kullanamadığını, 2015 yılı Nisan ayında 5 gün çalıştırılmasına rağmen bu günlere ait ücretinin ödenmediğini belirterek, kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin ve ücret alacakları olduğunu ileri sürerek; davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. B) Davalı Vekilinin Cevabının Özeti: Davalı vekili; davalı şirket tarafından yapılan uyarılara rağmen davacının uzun süredir işini gereği gibi yapmadığını, üst üste 3 gün işe gelmemesi üzerine mazeret bildirmesinin istenildiğini, bunun üzerine davacının 3. gün raporunu sunduğunu, ancak işe gelmediği 1. ve 2. günlere dair herhangi bir mazeret yada rapor sunmadığını, ağır kaldırdığı iddialarının doğru olmadığını, dava dilekçesinde belirtilen işlerin insan gücüyle yapılmasının mümkün olmadığını, vinç yardımı ile yapıldığını, tüm çalışanların asgari ücret ile çalıştığını, aylık 1.350,00 TL ücret alan bir çalışanın bulunmadığını, sendika üyesi olduğu için 15 günlük yıllık izin hakkının olduğunu, bunun 13 günlük kısmını kullandığını, kalan 2 günlük kısmının da Nisan 2015 bordrosuna yansıtıldığını, 2015 yılı Nisan ayında yapmış olduğu 5 günlük çalışmanın da davacıya ödendiğini, iş akdinin devamsızlık nedeni ile feshedildiğini, davacının, davalı şirketten kıdem, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin ve ücret alacağının bulunmadığın savunarak; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, davanın kabulüne karar verilerek kıdem ve ihbar tazminatı , yıllık izin ve ücret alacaklarına karar verilmiştir. D) Temyiz: Karar süresinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. E) Gerekçe: 1- Dosyadaki yazılara, delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2- İş sözleşmesinin, işçinin devamsızlıkta bulunması nedeniyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur. 4857 sayılı İş Kanununun 25 inci maddesinin (II) numaralı bendinin (g) alt bendinde, “işçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi” halinde, işverenin haklı fesih imkanının bulunduğu kurala bağlanmıştır. İşverenin ücretli ya da ücretsiz olarak izin verdiği bir işçinin, izin süresince işyerine gitmesi beklenemeyeceğinden, bu durumda bir devamsızlıktan söz edilemez. Ancak yıllık izin zamanını belirlemek işverenin yönetim hakkı kapsamında olduğundan, işçinin kendiliğinden ayrılması söz konusu olamaz. İşçinin yıllık iznini kullandığını belirterek işyerine gelmemesi, işverence izinli sayılmadığı sürece devamsızlık halini oluşturur (Yargıtay 9.HD. 1.7.2008 gün 2007/21656 E, 2008/18647 K.). İşçinin işe devamsızlığı, her durumda işverene haklı fesih imkanı vermez. Devamsızlığın haklı bir nedene dayanması halinde, işverenin derhal ve haklı nedenle fesih imkanı bulunmamaktadır (Yargıtay 9.HD. 9.5.2008 gün, 2007/16956 E, 2008/11983 K). İşçinin hastalığı, aile fertlerinden birinin ya da yakınlarının ölümü veya hastalığı, işçinin tanıklık ve bilirkişilik yapması gibi haller, işe devamsızlığı haklı kılan nedenlerdir. Mazeretin ispatı noktasında, sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadığı sürece özel sağlık kuruluşlarından alınan raporlara da değer verilmelidir. Devamsızlık süresi, ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü ya da bir ayda üç işgünü olmadıkça, işverenin haklı fesih imkanı yoktur. Belirtilen işgünlerinde hiç çalışmamış olunması gerekir. Devamsızlık saatlerinin toplanması suretiyle belli bir gün sayısına ulaşılmasıyla işverenin haklı fesih imkanı doğmaz. Devamsızlık, işçinin işine devam etmemesi halidir. İşyerine gittiği halde iş görme borcunu ifaya hiç başlamayan bir işçi devamsızlıkta bulunmuş sayılmamalıdır. İşçinin yapmakla yükümlü olduğu ödevleri hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi ayrı bir fesih nedeni olup, bu durumda 4857 sayılı Yasanın 25/II-h maddesi uyarınca değerlendirme yapılmalıdır. Maddede geçen “bir ay” ifadesi takvim ayını değil ilk devamsızlıktan sonra geçecek olan bir ayı ifade eder. İlk devamsızlığın yapıldığı gün ayın kaçıncı günüyse takip eden ayın aynı günü bir aylık süre sona erer. Son ayda ilk devamsızlığının gerçekleştiği günün bulunmaması halinde son ayın son günü bir aylık süre dolmuş olur. Sonraki devamsızlıklar ise takip eden aylık dönemler içinde değerlendirilir. İşgünü, işçi bakımından çalışılması gereken gün olarak anlaşılmalıdır. İş sözleşmesinde, genel tatil günlerinde çalışılacağına dair bir kural mevcutsa, bu taktirde söz konusu günlerde çalışılmaması da işverene haklı fesih imkanı tanır. İşyerinde Cumartesi günü iş günü ise belirtilen günde devamsızlık da diğer koşulların varlığı halinde haklı fesih nedenini oluşturabilir (Yargıtay 9.HD. 5.10.2009 gün, 2008/43280 E, 2009/25721 K). İş sözleşmesinin askıya alınması durumunda, işçinin çalışması gereken günde işe başlamaması da devamsızlık olarak değerlendirilmelidir (Yargıtay 9.HD. 25.4.2008 gün, 2007/15152 E, 2008/10326 K.). Somut uyuşmazlıkta davacının iş akdinin 04.04.2015,06.04.2015,07.04.2015 tarihlerinde işe gelmediği, 07.04.2015 tarihi için mazeret bildirmişse de diğer günler için mazeret bildirmediği bu nedenle iş akdinin devamsızlık nedeni ile feshedildiği anlaşılmaktadır. Dosya içinde davacının bu tarihlere ait devamsızlık tutanakları yanında 07.04.2015 tarihinde ve bu tarih için geçerli olmak üzere tıp merkezinden aldığı ropar bulunmaktadır. Yine davacının devamsızlıklarına ilişkin 08.04.2015 tarihli savunma yazısında, izin talep ettiği ancak işverenin git rapor al, izin vermeyiz şeklinde söylendiğini bu nedenle işe gelmediğini açıkladığı, dava dilekçelerinde ise 07.04.2015 tarihinde rahatsızlığı nedeni ile işe gelmediği haksız olarak iş akdinin fesih edildiği beyan edilmiştir. Yine dosya içerisinde davacının sosyal medya paylaşımlarında; 04.04.2015 tarihinde arkadaşının düğününe katıldığına ilişkin görsellerin altında davacı … arkadaşı arasında geçen konuşmada; davacıya hitaben"sana izin vermediler ki hoş senin izne ihtiyacın yok" , dendiği davacının ise " ben o işi hallettim" dediği, "doktor amcan mı halletti"sorusu üzerine davacının " yok abi bende amcam var, Ankarada savcı" şeklinde yazışmalar olduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu sosyal medya yazışmaları ve davacının işvereni verdiği savunmanın birlikte değerlendirilmesi neticesinde 07.04.2015 tarihli alınan raporun sıhhatli olmadığı, geçerli kabul edilemeyeceği sonucuna varılmıştır. Yukarıdaki açıklamalar neticesinde mahkemece hatalı değerlendirme ile verilen kıdem ve ihbar tazminatı reddi yerine kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. F)SONUÇ Temyiz olunan kararın açıklanan sebepden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine, 09.12.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

İşverenin ücretli ya da ücretsiz izin verdiği bir işçinin izin süresince işyerine gitmemesi devamsızlık sayılmaz. Bununla birlikte yıllık izin zamanını belirleme yetkisi işverenin yönetim hakkı kapsamında olduğundan, işçinin yıllık iznini kullandığını ileri sürerek işverenden onay almaksızın işe gelmemesi, işverence izinli sayılmadığı sürece devamsızlık oluşturur. İş sözleşmesinin askıya alındığı durumlarda ise işçinin yeniden çalışmaya başlaması gereken günde işe gelmemesi de devamsızlık olarak değerlendirilebilir.

4857 Sayılı Kanun Madde 25/II-g: Haklı Nedenle Fesih Eşikleri

4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesi, süresi belirli olsun ya da olmasın her türlü iş sözleşmesine uygulanır ve işverene bildirim süresini beklemeksizin fesih yetkisi tanıyan halleri düzenler. Anılan maddenin II. fıkrasının (g) bendi uyarınca, işçinin izinsiz ve haklı bir sebebe dayanmaksızın şu üç alternatif durumdan birinin gerçekleşmesi hâlinde işverene bildirimsiz fesih hakkı doğar: ardı ardına iki işgünü işe gelmemek; bir ay içinde herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü iki defa işe gelmemek; ya da bir ayda toplam üç işgünü işe gelmemek.

Bu bentte geçen 'bir ay' ifadesi takvim ayını değil, ilk devamsızlıktan sonra geçecek olan bir aylık süreyi ifade eder. Ayrıca söz konusu günlerde işçinin hiç çalışmamış olması aranır; kısmi devamsızlık saatlerinin toplanarak gün sayısına ulaşılması yoluyla bu fesih hakkı kullanılamaz.

Haklı Sebebe Dayanan Devamsızlık: Fesih Hakkı Doğmayan Haller

İşçinin işe devamsızlığı her koşulda işverene haklı fesih imkânı vermez. Devamsızlığın haklı bir nedene dayanması hâlinde işverenin 4857 sayılı Kanun'un 25/II-g bendi kapsamında derhal fesih hakkı bulunmaz. İşçinin hastalığı, aile fertlerinden birinin veya yakınlarının ölümü ya da hastalığı, işçinin tanıklık ya da bilirkişilik yapması gibi haller devamsızlığı haklı kılan nedenler arasında sayılmaktadır. Mazeretin belgelenmesinde, sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadığı sürece özel sağlık kuruluşlarından alınan raporlar da geçerli belge olarak değerlendirilebilir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E.2016/9899 ve K.2019/21877 sayılı kararında somut bir uyuşmazlıkta şu tespiti yapmıştır: işçi üç günlük devamsızlığın yalnızca son günü için rapor sunmuş, ilk iki gün için herhangi bir mazeret bildirmemiş; sosyal medya yazışmaları raporun geçerliliğine ilişkin ciddi şüphe doğurmuştur. Bu tespitlere dayanılarak yerel mahkemenin kıdem ve ihbar tazminatı kabulüne ilişkin kararı bozulmuştur. Bu karar, haklı nedenle fesih savunmasında mazeretin hem kapsamının hem de güvenilirliğinin birlikte değerlendirildiğini somut biçimde ortaya koymaktadır.

Hastalık, Kaza, Doğum, Gebelik ve Zorlayıcı Sebeplerde Özel Haller

İşçinin kendi kastından, derli toplu olmayan yaşayışından ya da içkiye düşkünlüğünden kaynaklanan bir hastalık nedeniyle ardı ardına üç iş günü veya bir ayda beş iş gününden fazla devamsızlık yapması, 4857 sayılı Kanun'un 25. maddesinin I. fıkrasının (a) bendi kapsamında ayrı ve bağımsız bir bildirimsiz fesih nedeni oluşturur. Bu bent dışındaki hastalık, kaza, doğum ve gebelik gibi hâllerde ise işverenin bildirimsiz fesih hakkı, söz konusu hâlin işçinin kıdemine göre 17. maddede belirlenen bildirim süresini altı hafta aşmasından sonra doğar. Doğum ve gebelik hâllerinde bu altı haftalık ek süre, Kanun'un 74. maddesinde öngörülen sürenin bitiminde işlemeye başlar. İş sözleşmesinin askıda kalması nedeniyle işçinin işine gidemediği süreler için ücret işlemez.

İşçiyi işyerinde bir haftadan fazla süreyle çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı bir sebebin ortaya çıkması hâlinde de 4857 sayılı Kanun'un 25. maddesinin III. fıkrası kapsamında bildirimsiz fesih gündeme gelebilir. Gözaltı veya tutukluluk hâlindeki devamsızlık ise 17. maddede öngörülen bildirim süresini aşarsa, Kanun'un 25. maddesinin IV. fıkrası kapsamında feshe dayanak oluşturabilir.

Haklı Fesih ile Geçerli Nedenle Fesih Arasındaki Ayrım

Devamsızlıklardan birinin haklı bir nedene dayandığının anlaşıldığı durumlarda, haklı nedenle fesih yerine geçerli nedenle fesih söz konusu olabilir. Sık sık işe geç gelmenin geçerli bir neden oluşturabilmesi için bu davranışın alışkanlık hâline getirilmiş olması ve işyerinde olumsuz sonuçlara yol açması gerekir.

Geçerli nedenle fesihte işverenin uyması gereken usul kuralları, haklı nedenle derhal feshe kıyasla daha katıdır. 4857 sayılı Kanun'un 19. maddesi uyarınca işveren, fesih bildirimini yazılı yapmak ve sebebini açık ve kesin biçimde belirtmek zorundadır. Belirsiz süreli iş sözleşmesinin işçinin davranışına dayanan bir nedenle feshedilebilmesi için fesihten önce işçinin savunmasının alınması da zorunludur. Buna karşılık 4857 sayılı Kanun'un 25. maddesinin II. fıkrası kapsamındaki haklı nedenle fesihlerde işverenin bu savunma alma yükümlülüğü bulunmaz.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 19Kaynağı aç
Madde 19 – İşveren fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır. Hakkındaki iddialara karşı savunmasını almadan bir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi, o işçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle feshedilemez. Ancak, işverenin 25 inci maddenin (II) numaralı bendi şartlarına uygun fesih hakkı saklıdır. Fesih bildirimine itiraz ve usulü

Öte yandan işçinin yapmakla yükümlü olduğu ödevleri, kendisine hatırlatılmasına karşın yapmamakta ısrar etmesi ayrı bir fesih gerekçesi oluşturmaktadır. Bu durum, devamsızlıktan bağımsız olarak 4857 sayılı Kanun'un 25. maddesinin II. fıkrasının (h) bendi çerçevesinde değerlendirilir.

Devamsızlık Tutanağının Düzenlenmesi

Devamsızlık tutanağı toplu olarak değil her gün için ayrı ayrı düzenlenmelidir. Tutanakta işçinin işe gelmediği tarih ile düzenlenme günü ve saatinin belirtilmesi; tanık ve işveren ya da işveren vekilinin imzasının bulunması gerekir.

İş Güvencesi Kapsamı ve İşe İade Yolu

4857 sayılı Kanun'un 25. maddesi son fıkrası, işçiye feshin maddede öngörülen sebeplere uymadığını ileri sürerek aynı kanunun 18., 20. ve 21. maddeleri çerçevesinde yargı yoluna başvurma imkânı tanımaktadır. Bu düzenleme, 25. maddenin II. fıkrasının (g) bendi kapsamında yapılan bir feshin, işçinin işe iade yoluna başvurmasının önünde kendiliğinden bir engel oluşturmadığını ortaya koymaktadır.

İş güvencesi hükümleri, otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan ve belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışan işçilere uygulanır. Yer altı işlerinde çalışan işçiler için bu altı aylık kıdem koşulu aranmaz. Altı aylık kıdemin hesabında aynı işverenin bir ya da birden fazla işyerinde geçen süreler birleştirilerek hesap edilir; işverenin aynı işkolunda birden fazla işyeri bulunması hâlinde çalışan sayısı bu işyerlerindeki toplam işçi sayısına göre belirlenir. Ayrıca altı aylık kıdem hesabında 4857 sayılı Kanun'un 66. maddesindeki süreler de dikkate alınır. İşletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları ile işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ile işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri hakkında ise iş güvencesine ilişkin 18., 19. ve 21. maddeler ile 25. maddenin son fıkrası uygulanmaz.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 18Kaynağı aç
Madde 18 – Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır. (Ek cümle: 10/9/2014-6552/2 md.) Yer altı işlerinde çalışan işçilerde kıdem şartı aranmaz. Altı aylık kıdem hesabında bu Kanunun 66 ncı maddesindeki süreler dikkate alınır. Özellikle aşağıdaki hususlar fesih için geçerli bir sebep oluşturmaz: a) Sendika üyeliği veya çalışma saatleri dışında veya işverenin rızası ile çalışma saatleri içinde sendikal faaliyetlere katılmak. b) İşyeri sendika temsilciliği yapmak. c) Mevzuattan veya sözleşmeden doğan haklarını takip veya yükümlülüklerini yerine getirmek için işveren aleyhine idari veya adli makamlara başvurmak veya bu hususta başlatılmış sürece katılmak.[6] d) Irk, renk, cinsiyet, medeni hal, aile yükümlülükleri, hamilelik, doğum, din, siyasi görüş ve benzeri nedenler. e) 74 üncü maddede öngörülen ve kadın işçilerin çalıştırılmasının yasak olduğu sürelerde işe gelmemek. f) Hastalık veya kaza nedeniyle 25 inci maddenin (I) numaralı bendinin (b) alt bendinde öngörülen bekleme süresinde işe geçici devamsızlık. İşçinin altı aylık kıdemi, aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde geçen süreler birleştirilerek hesap edilir. İşverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde, işyerinde çalışan işçi sayısı, bu işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısına göre belirlenir. İşletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları ile işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri hakkında bu madde, 19 ve 21 inci maddeler ile 25 inci maddenin son fıkrası uygulanmaz. Sözleşmenin feshinde usul

İşe iade davası açabilmek için fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurulması zorunludur; bu başvuru bir dava şartı niteliğinde olduğundan yerine getirilmemesi hâlinde dava usulden reddedilir. Arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamazsa son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir.

Feshin geçersizliğine karar verilmesi hâlinde işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır; başlatmaması durumunda en az dört, en çok sekiz aylık ücret tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur. Bu hüküm 4857 sayılı Kanun'un 21. maddesinde düzenlenmiştir ve sözleşmelerle değiştirilemez; aksi yönde sözleşme hükümleri geçersizdir. Bunun yanı sıra kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmayan süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş ücret ve diğer hakları ödenir.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 21Kaynağı aç
Madde 21 – İşverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. İşçiyi başvurusu üzerine işveren bir ay içinde işe başlatmaz ise, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur. Mahkeme veya özel hakem feshin geçersizliğine karar verdiğinde, işçinin işe başlatılmaması halinde ödenecek tazminat miktarını da belirler. Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları ödenir. (Ek fıkra: 12/10/2017-7036/12 md.) Mahkeme veya özel hakem, ikinci fıkrada düzenlenen tazminat ile üçüncü fıkrada düzenlenen ücret ve diğer hakları, dava tarihindeki ücreti esas alarak parasal olarak belirler. İşçi işe başlatılırsa, peşin olarak ödenen bildirim süresine ait ücret ile kıdem tazminatı, yukarıdaki fıkra hükümlerine göre yapılacak ödemeden mahsup edilir. İşe başlatılmayan işçiye bildirim süresi verilmemiş veya bildirim süresine ait ücret peşin ödenmemişse, bu sürelere ait ücret tutarı ayrıca ödenir. İşçi kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır. İşçi bu süre içinde başvuruda bulunmaz ise, işverence yapılmış olan fesih geçerli bir fesih sayılır ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur. (Ek fıkra: 12/10/2017-7036/12 md.) Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların, işçinin işe başlatılması konusunda anlaşmaları hâlinde; a) İşe başlatma tarihini, b) Üçüncü fıkrada düzenlenen ücret ve diğer hakların parasal miktarını, c) İşçinin işe başlatılmaması durumunda ikinci fıkrada düzenlenen tazminatın parasal miktarını, belirlemeleri zorunludur. Aksi takdirde anlaşma sağlanamamış sayılır ve son tutanak buna göre düzenlenir. İşçinin kararlaştırılan tarihte işe başlamaması hâlinde fesih geçerli hâle gelir ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur. Bu maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri sözleşmeler ile hiçbir suretle değiştirilemez; aksi yönde sözleşme hükümleri geçersizdir. Çalışma koşullarında değişiklik ve iş sözleşmesinin feshi

İşçi, kesinleşen kararın tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvurmazsa, işverence yapılmış olan fesih geçerli sayılır. Arabuluculuk aşamasında işçinin işe başlatılması konusunda anlaşma sağlanması hâlinde ise işe başlatma tarihi, kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmayan süreye ait ücretin miktarı ve işe başlatmama tazminatının miktarının belirlenmesi zorunludur; bu unsurların belirlenmemesi durumunda anlaşma sağlanamamış sayılır. Arabuluculukta kararlaştırılan tarihte işe başlanmaması hâlinde de fesih geçerli hâle gelir.

İşçi işe başlatılırsa peşin ödenen bildirim süresi ücreti ile kıdem tazminatı, yapılacak ödemelerden mahsup edilir. İşe başlatılmayan işçiye bildirim süresi verilmemiş ya da bildirim süresine ait ücret peşin ödenmemişse, bu sürelere ait ücret ayrıca ödenir. Hastalık veya kaza nedeniyle 4857 sayılı Kanun'un 25. maddesinin I. fıkrasının (b) bendinde öngörülen bekleme süresinde gerçekleşen geçici devamsızlık ise geçerli fesih nedeni sayılmaz. Kadın işçilerin çalıştırılmasının yasak olduğu, Kanun'un 74. maddesinde öngörülen sürelerde işe gelmemek de geçerli fesih gerekçesi oluşturmaz.

Sık Sorulan Sorular

Devamsızlık saatleri toplanarak gün sayısına ulaşılabilir mi?

Hayır. 4857 sayılı Kanun'un 25/II-g bendi kapsamında haklı fesih hakkının doğabilmesi için ilgili işgününde hiç çalışılmamış olması gerekir. Kısmi devamsızlık sürelerinin toplanarak belirli bir gün sayısına ulaşılması bu hakkı doğurmaz.

Rapor alan işçinin iş sözleşmesi feshedilebilir mi?

Devamsızlık hastalık gibi haklı bir nedene dayanıyorsa işverenin 4857 sayılı Kanun'un 25/II-g bendi kapsamında derhal ve haklı nedenle fesih hakkı bulunmaz. Sahteliği ispat edilmediği sürece özel sağlık kuruluşlarından alınan raporlar da mazeret belgesi olarak değerlendirilebilir. Bununla birlikte, sunulan raporun yalnızca devamsızlığın bir bölümünü kapsadığı ve mazeretsiz kalan günlere ilişkin değerlendirmenin somut koşullara göre yapıldığı görülmektedir.

Maddedeki bir ay hangi tarihten hesaplanır?

4857 sayılı Kanun'un 25/II-g bendindeki bir ay ifadesi takvim ayını değil, ilk devamsızlıktan itibaren geçecek olan bir aylık süreyi ifade eder.

Geçerli nedenle fesihte savunma alınması zorunlu mu?

Evet. 4857 sayılı Kanun'un 19. maddesi uyarınca belirsiz süreli iş sözleşmesinin işçinin davranışına dayanan bir nedenle feshedilebilmesi için önce işçinin savunmasının alınması zorunludur. Fesih bildiriminin yazılı yapılması ve sebebinin açık ve kesin biçimde belirtilmesi de aynı maddede ayrıca öngörülmüştür. Bu savunma alma yükümlülüğü, 4857 sayılı Kanun'un 25. maddesinin II. fıkrası kapsamındaki haklı nedenle derhal fesihlerde uygulanmaz.

İşe iade davası açmak için ne kadar süre var?

Fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurulması zorunludur. Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir.

Devamsızlık feshinde işçi işsizlik ödeneğine hak kazanabilir mi?

4857 sayılı Kanun'un 25. maddesi kapsamında haklı nedenle yapılan fesihte çıkış bildirgesinde 48 kodu kullanılmakta olup bu kod kapsamındaki işçilerin 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca işsizlik ödeneğine hak kazanamayacağı belirtilmektedir. Bireysel koşulların ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

İş güvencesi kapsamı dışındaki işçiler hangi haklara sahiptir?

İş güvencesi hükümleri, 4857 sayılı Kanun'un 18. maddesi uyarınca otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi bulunan ve belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışan işçilere uygulanır. Bu kapsamın dışında kalan işçilerin durumu diğer hukuki düzenlemeler çerçevesinde değerlendirilmeye devam eder.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu