İş Kanunu Uyarınca Devamsızlık Eşikleri ve Haklı Fesih Şartları
4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendi, mazeretsiz ve izinsiz devamsızlık halinde işverene sözleşmeyi derhal feshetme hakkı tanımaktadır. Kanun bu kapsamda üç farklı devamsızlık süresi belirlemiştir. Buna göre işçinin birbirini izleyen iki iş günü boyunca işe gelmemesi, bir aylık zaman diliminde tatili takip eden ilk çalışma gününe iki kez devamsızlık yapması ya da aynı ay içinde toplam üç iş günü görevine devam etmemesi haklı fesih yetkisini doğurur.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 25Kaynağı aç
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2014/37653, K. 2016/8484Kaynağı aç
Kanunda düzenlenen her üç devamsızlık eşiğinde de feshin haklı nedene dayanabilmesi için devamsızlığın işverenden izin alınmadan, haklı bir sebebe dayanmadan, işçi bakımından fiilen çalışılması gereken günlerde ve tam gün işe gelmeme biçiminde gerçekleşmesi zorunludur.
İş Günü Kavramı, Ardışıklık ve Bir Aylık Sürenin Hesabı
Devamsızlık günlerinin değerlendirilmesinde iş günü, işçi bakımından fiilen çalışılması gereken gün olarak kabul edilir. İş sözleşmesinde genel tatil günlerinde çalışılacağına dair kural bulunması veya işyerinde Cumartesi gününün iş günü olması halinde, bu günlerdeki devamsızlıklar da diğer koşulların varlığı halinde haklı fesih nedeni oluşturabilir. Ardışıklık takvim gününe göre değil, işçinin somut vardiya ve çalışma düzenine göre belirlenir. Araya giren hafta tatili veya vardiya dışı günler ardışıklığı kesmez. İş sözleşmesinin askıya alındığı durumlarda da işçinin çalışması gereken günde işe başlamaması devamsızlık sayılır.
Haklı fesih hakkının doğabilmesi için belirtilen iş günlerinde işçinin hiç çalışmamış olması şarttır. Gün içindeki devamsızlık saatlerinin toplanması yoluyla tam gün eşiğine ulaşılamaz; saatlik devamsızlıkların birleştirilmesi işverene m. 25/II-g kapsamında fesih hakkı vermez. İşyerine gittiği halde iş görme borcunu ifaya hiç başlamayan işçi devamsızlık yapmış sayılmaz; ödevleri hatırlatıldığı halde görevini yapmamakta ısrar etmesi 4857 sayılı Kanun m. 25/II-h kapsamında ayrı bir fesih sebebini oluşturur.
Maddede öngörülen bir aylık süre takvim ayı değildir. İlk devamsızlığın yapıldığı gün ayın kaçıncı günüyse takip eden ayın aynı günü bir aylık süre sona erer. Takip eden ayda aynı gün bulunmuyorsa o ayın son günü süre dolmuş kabul edilir. Sonraki devamsızlıklar ise takip eden aylık dönemler içinde değerlendirilir. Nitekim Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2015/10078 Esas ve 2015/17659 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, bir ay içinde üst üste gelmeyen aralıklı iki gün (örneğin ayın 10'u ve 14'ü) devamsızlık yapılması kanundaki ardı ardına devamsızlık şartını karşılamadığından feshin haklı veya geçerli nedene dayandığı kabul edilemez.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2015/10078, K. 2015/17659Kaynağı aç
İzin Hakkı, Haklı Mazeretler ve İspat Belgeleri
İşverenin ücretli veya ücretsiz olarak izin verdiği bir işçinin izin süresince işyerine gitmesi beklenemeyeceğinden bu dönemde devamsızlıktan söz edilemez. Yıllık izin zamanını belirlemek ise kural olarak işverenin yönetim hakkı kapsamındadır. İşçinin yalnızca izin talebinde bulunarak veya izne ayrıldığını belirterek işverence izinli sayılmadıkça kendiliğinden işe gelmemesi devamsızlık halini oluşturur.
Devamsızlığın haklı bir nedene dayanması durumunda işverenin derhal ve haklı nedenle fesih hakkı bulunmaz. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2014/37653 Esas ve 2016/8484 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere işçinin hastalığı, aile fertlerinden veya yakınlarından birinin ölümü veya hastalığı, tanıklık ve bilirkişilik yapması devamsızlığı haklı kılan mazeretlerdendir. Mazeretin ispatında sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadığı sürece özel sağlık kuruluşlarından alınan raporlara da değer verilir. İşveren, kendisine ulaşan mazeret belgesini dosyadan dışlayıp yalnızca tutanağa dayanamaz. İşçinin mazeretinin araştırılması ve işçiye ulaşılması feshin maddi temelini doğru kurmak bakımından önem taşır. İş sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesinde ayrıca ihtar şartı kararlaştırılmışsa buna uyulması gerekir.
Sağlık Nedenleri, Zorlayıcı Sebepler ve Tutukluluk Hallerinde Devamsızlık
Genel devamsızlık dışında kalan işe devam edememe halleri 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinde farklı koşullara bağlanmıştır. Kanunun 25/I-a maddesi uyarınca işçinin kendi kastından veya derli toplu olmayan yaşayışından yahut içkiye düşkünlüğünden doğacak bir hastalığa yakalanması veya engelli hale gelmesi durumunda devamsızlığın ardı ardına üç iş günü veya bir ayda beş iş gününden fazla sürmesi fesih hakkı doğurur. Bu haller dışındaki hastalık, kaza, doğum ve gebelik hallerinde bildirimsiz fesih hakkı, 17. maddedeki bildirim sürelerini altı hafta aşmasından sonra doğar; doğum ve gebelikte bu süre 74. maddedeki sürenin bitiminde başlar.
İş Kanunu m. 25/III gereğince işçiyi işyerinde bir haftadan fazla süreyle çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı bir sebebin ortaya çıkması işverene fesih hakkı tanır. Aynı maddenin dördüncü bendi uyarınca işçinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde ise devamsızlığın 17. maddedeki bildirim süresini aşması durumunda işverenin bildirimsiz fesih imkânı doğar.
Devamsızlığın Tespiti, İspat Yükü ve İşyeri Kayıtları
Fesih nedeninin gerçekleştiğini ve feshin haklı gerekçeye dayandığını ispat yükü işverene aittir. Tek taraflı işveren kaydı bir belgeyi kendiliğinden geçersiz yapmaz; ancak başka kayıtlarla desteklenmesi ispat gücünü artırır. Devamsızlık yapıldığı ileri sürülen günlerde işçiye normal çalışma ücreti ödenmiş veya Sosyal Güvenlik Kurumu primi tahakkuk ettirilmiş olması işverenin kendi kayıtları arasında çelişki meydana getirebilir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2012/31254 Esas ve 2014/30098 Karar sayılı kararında vurgulandığı üzere, iş sözleşmesinin feshedildiğini ileri süren işçinin fesihten sonra işe devam mecburiyeti bulunmamaktadır. Dolayısıyla fesihten sonra düzenlenen devamsızlık tutanaklarının hukuki etkisi yoktur. İşverenin her zaman düzenlenebilecek tutanaklar dışında delil sunmaması ve tutanak tanıklarını dinletmemesi halinde devamsızlığın haklılığı kanıtlanamamış sayılır.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2012/31254, K. 2014/30098Kaynağı aç
Yazılı Fesih Bildirimi ve Hak Düşürücü Süreler
4857 sayılı İş Kanunu m. 109 uyarınca iş sözleşmesinin feshi sonucunu doğuracak bildirimler her hâlde yazılı yapılır. Fesih bildirimi devamsızlık tarihlerini açıkça göstermeli, dayanılan kanuni gerekçeyi belirtmeli, mazeret incelemesi varsa sonucuyla tutarlı olmalı, yetkili kişi tarafından düzenlenmeli ve tebliğ süreci belgelenmelidir. Yazılı bildirim yapılan işçi bunu imzalamazsa durum o yerde tutanakla tespit edilir.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 109Kaynağı aç
4857 sayılı İş Kanunu m. 26 uyarınca ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hallere dayanan fesih yetkisi, işverenin davranışı öğrendiği günden başlayarak altı iş günü geçtikten ve her hâlde fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl sonra kullanılamaz; devamsızlık (m. 25/II-g) bu süre sınırlamalarına tabidir. İşçinin olayda maddi çıkar sağlaması halinde bir yıllık süre uygulanmaz. Ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık gerekçesiyle sözleşmeyi süresinde fesheden tarafların diğer taraftan tazminat hakları saklıdır.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 26Kaynağı aç
Kıdem Tazminatı, İşe İade Talebi ve Arabuluculuk Usulü
İş Kanunu m. 25/II-g kapsamındaki devamsızlık koşulları gerçekleştiğinde ve fesih yasal süresi içinde usulüne uygun tamamlandığında, işçi kural olarak kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamaz. Buna karşılık devamsızlığın ispatlanamaması, ileri sürülen mazeretin haklı görülmesi, gün hesabında yanılgıya düşülmesi ya da fesih süresinin geçirilmesi halinde kıdem ve ihbar tazminatı sorumluluğu doğabilir.
4857 sayılı İş Kanunu m. 25 son fıkrası uyarınca işçi, feshin maddede sayılan sebeplere uygun olmadığı iddiasıyla 18, 20 ve 21. madde hükümleri çerçevesinde yargı yoluna başvurabilir. Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır; yer altı işlerinde çalışan işçilerde kıdem şartı aranmaz. İşletmenin veya işyerinin bütününü sevk ve idare eden belirli işveren vekilleri ise iş güvencesi kapsamı dışındadır. Feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir; işçi feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ederse bu iddiasını kendisi ispatlamalıdır.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 20Kaynağı aç
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 18Kaynağı aç
İş Kanunu m. 20/1 ve 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 3/1 uyarınca, iş güvencesi kapsamındaki işçi fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurmak zorundadır; arabulucuya başvurulması dava şartıdır. Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. Arabulucu başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırır; bu süre zorunlu hallerde en fazla bir hafta uzatılabilir.
7036 sayılı İŞ MAHKEMELERİ KANUNU m. 3Kaynağı aç
Arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamaması halinde son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde işe iade davası açılabilir veya taraflar anlaşırlarsa uyuşmazlık özel hakeme götürülebilir. Dava açılırken arabuluculuk son tutanağının aslı veya onaylı örneği dilekçeye eklenmelidir; eklenmezse mahkemece verilen bir haftalık kesin sürede tamamlanmalıdır. Arabulucuya başvurmaksızın doğrudan dava açılması sebebiyle davanın usulden reddi halinde kesinleşen ret kararının resen tebliğinden itibaren iki hafta içinde arabulucuya başvurulabilir. İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulursa bölge adliye mahkemesi ivedilikle ve kesin olarak karar verir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2015/10078 Esas ve 2015/17659 Karar sayılı kararında, asıl işveren ile alt işveren ilişkisinin bulunduğu hallerde feshin geçersizliğine karar verildiğinde işçinin alt işveren nezdindeki işe iadesine, asıl işverenin ise işe iadenin mali sonuçlarından sorumlu tutulmasına hükmedilmiştir.
İşçinin kaç gün işe gelmemesi durumunda haklı fesih hakkı doğar?
4857 sayılı İş Kanunu m. 25/II-g uyarınca işçinin haklı bir sebebi olmaksızın ardı ardına iki iş günü, bir ay içinde iki defa tatil gününden sonraki iş günü veya bir ay içinde üç iş günü devamsızlık yapması halinde işverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı doğar.
Devamsızlık süresinde bir aylık dönem nasıl hesaplanır?
Bir aylık süre takvim ayına göre değil, ilk devamsızlığın gerçekleştiği günden itibaren hesaplanır; takip eden ayın aynı günü biter, takip eden ayda o gün yoksa ayın son gününde süre dolar.
Devamsızlık nedeniyle fesihte hak düşürücü süre ne kadardır?
İş Kanunu m. 26 gereğince işveren fesih hakkını, devamsızlık durumunu öğrendiği tarihten itibaren altı iş günü ve her hâlde eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde kullanmalıdır; işçinin maddi çıkar sağladığı durumlarda bir yıllık süre aranmaz.
Devamsızlık gerekçesiyle işten çıkarılan işçi işe iade talep edebilir mi?
4857 sayılı İş Kanunu m. 25 son fıkrası uyarınca feshin maddedeki sebeplere uygun olmadığını ileri süren işçi, kanundaki iş güvencesi hükümleri çerçevesinde fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurabilir; arabuluculukta anlaşma sağlanamaması halinde son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açabilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

