İşe Başlarken İş Sözleşmesi İmzalamak Zorunlu mu?

by Avukat Erdal Ersoy
İşe Başlarken İş Sözleşmesi İmzalamak Zorunlu mu?

İş Sözleşmesinde Şekil Serbestisi ve Yazılı Yapılma Zorunluluğu

4857 sayılı İş Kanunu m. 8 uyarınca iş sözleşmesi, işçinin bağımlı olarak iş görmeyi, işverenin de ücret ödemeyi üstlenmesiyle oluşan bir sözleşmedir ve kanunda aksi belirtilmedikçe özel bir şekle tâbi tutulmamıştır. Dolayısıyla kural olarak tarafların sözlü mutabakatla da iş ilişkisi kurması hukuken geçerlidir. Ancak aynı madde hükmü gereğince, süresi bir yıl veya daha fazla olan iş sözleşmelerinin yazılı şekilde düzenlenmesi zorunludur. Kanuni düzenleme kapsamında bu yazılı sözleşmeler damga vergisi ile her çeşit resim ve harçtan muaf tutulmaktadır.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 8Kaynağı aç
Madde 8 – İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. İş sözleşmesi, Kanunda aksi belirtilmedikçe, özel bir şekle tâbi değildir. Süresi bir yıl ve daha fazla olan iş sözleşmelerinin yazılı şekilde yapılması zorunludur. Bu belgeler damga vergisi ve her çeşit resim ve harçtan muaftır. Yazılı sözleşme yapılmayan hallerde işveren işçiye en geç iki ay içinde genel ve özel çalışma koşullarını, günlük ya da haftalık çalışma süresini, temel ücreti ve varsa ücret eklerini, ücret ödeme dönemini, süresi belirli ise sözleşmenin süresini, fesih halinde tarafların uymak zorunda oldukları hükümleri gösteren yazılı bir belge vermekle yükümlüdür. Süresi bir ayı geçmeyen belirli süreli iş sözleşmelerinde bu fıkra hükmü uygulanmaz. İş sözleşmesi iki aylık süre dolmadan sona ermiş ise, bu bilgilerin en geç sona erme tarihinde işçiye yazılı olarak verilmesi zorunludur. Türü ve çalışma biçimlerini belirleme serbestisi

Yazılı iş sözleşmesi yapılmayan durumlarda işveren, işçiye en geç iki ay içinde genel ve özel çalışma koşullarını, günlük ya da haftalık çalışma sürelerini, temel ücreti ve varsa eklerini, ücret ödeme dönemini, süresi belirli ise sözleşmenin süresini ve fesih halinde tarafların uyması gereken hükümleri gösteren yazılı bir belge vermekle yükümlüdür. İş sözleşmesi iki aylık süre dolmadan sona ermişse, bu bilgilerin en geç sona erme tarihinde işçiye yazılı olarak teslim edilmesi emredilmiştir. Buna karşılık süresi bir ayı geçmeyen belirli süreli iş sözleşmelerinde söz konusu bilgilendirme belgesini verme zorunluluğu uygulanmamaktadır. Çalışanın talep etmesi halinde de çalışma koşullarını tevsik eden belgenin işçiye temin edilmesi gerekir.

Yazılı Sözleşme Olmadığında Dava Açma ve İspat Yolları

Taraflar arasında yazılı bir iş sözleşmesinin tanzim edilmemiş olması, işçinin kanuni hak arama yollarına başvurmasına veya iş mahkemesinde dava açmasına engel oluşturmaz. Sözleşme metninin bulunmadığı uyuşmazlıklarda yürütülen fiili görev, çalışma pozisyonu ve taraflar arasındaki koşullar; tanık anlatımları, yazışmalar, çalışma kayıtları, maaş bordroları ve her türlü somut delil vasıtasıyla ispatlanabilir.

Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda alacağın sadece bir kısmı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 109 uyarınca kısmi dava yoluyla talep edilebilir. Dava açılırken talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmediği müddetçe, kısmi dava açılması kalan alacak tutarından vazgeçildiği anlamına gelmez.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 109Kaynağı aç
MADDE 109- (1) Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir. (2) (Mülga: 1/4/2015-6644/4 md.) (3) Dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında, kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez. Davaların yığılması

Ücret ve Yıllık İzin Alacaklarında Hukuki Esaslar

4857 sayılı İş Kanunu m. 59 uyarınca, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretler son ücret üzerinden ödenir. Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 2017/16276 Esas ve 2018/23908 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesinde feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığı ya da fesih şekli önem taşımaz. İzinlerin kullandırıldığını ispat yükü işverene ait olup bu hususun imzalı izin defteri veya eşdeğer yazılı belgeyle tevsik edilmesi zorunludur. Ayrıca kullandırılmayan yıllık izin ücretinde zamanaşımı iş sözleşmesinin feshinden itibaren işlemeye başlar.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2017/16276, K. 2018/23908Kaynağı aç
22. Hukuk Dairesi         2017/16276 E.  ,  2018/23908 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, işverenin … yolu üzerinde … köyünde … Petrol isimli petrol istasyonu olduğunu, müvekkilinin işveren yanında 1992 yılından iş sözleşmesinin feshedildiği 24/09/2013 tarihine kadar kesintisiz ve fasılasız çalıştığını, hem petrolde tanker şoförlüğü yaptığını,ayrıca getir götür işlerini yaptığını,davacının tarla ve bahçelerinin ekimi,dikimi, ilaçlanması,sulaması hasadı gibi davalının emrinde bir çok işte çalıştırıldığını,çalışma süresine nazaran hiç yıllık izin kullanmadığını,fazla mesai, hafta ve genel tatil ücreti ödenmediğini,sadece sigorta karşılığı çalıştığını, eniştesi olması, amca çocuğu olması nedeniyle ücret de isteyemediğini, işe girdiği çıktığı tarihler arasında hiç ücret almadığını,tüm geçiminin annesi ve kayınvalidesi tarafından karşılandığını belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile birlikte bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, davacının iş arkadaşı … ile birlikte işbirliği halinde işyerinde güveni kötüye kullanma ve hırsızlık yaptığı için İş Kanunun 25/II-e maddesi gereğince haklı nedenle işten çıkartıldığını,bu nedenle herhangi bir tazminata hak kazanmadığını,aksine davacının müvekkilini diğer işçiler ile birlikte 64.000 TL dolandırarak zarara uğrattığından borçlu olduğunu,sağlık durumu bozulan müvekkilinin 2012-2013 yılları arasında bir yılı aşkın süre sağlığıyla ilgilenmek zorunda kaldığından işyeri ile ilgilenemediğini,bunun fırsat bilen iki işçinin petrol istasyonunun bazı müşterileri adına sahte veresiye fişi doldurduklarını,sahte imzalar attıklarını,bunları kabul eden ancak ödemede yapmayan iki işçinin işten çıkartıldığını,işyerinin çoğunlukla civarda çiftçilik yapanlara mazot satımına dayalı olduğundan 08:00-17:00 arası açık olduğunu,haftada kırkbeş saati aşmayan mesai ile çalıştıklarını, hiçbir fazla mesaileri ve izinlerinin bulunmadığını, davalı işverenin davacının akrabası olduğundan fazlasıyla haklarını kullandığını, işverenin başka işlerinde çalıştırılmasının söz konusu olmadığını,davacının uzun yıllardır asgari ücretle çalıştığını, aradaki akrabalık nedeniyle ücretinin fazlasıyla ödendiğini,akrabalık ve güven ilişkisinden dolayı ücret bordrolarına imzası alınmadan ücretinin ödendiğini, bu eksiklikten dolayı davacının kötü niyetli olarak böyle bir talepte bulunduğunu,ücreti ve emeği ile geçinen bir işçinin çok uzun süreli ücret almaksızın yaşamını idame ettirmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-4857 sayılı İş Kanununun 59.maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır. Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir. Akdin feshi halinde kullanılmayan yıllık izin sürelerine ait ücret, işçinin kendisine veya hak sahiplerine ödenir. Böylece, iş sözleşmesinin feshinde kullanılmayan yıllık ücretli izin hakkı izin alacağına dönüşür. Bu nedenle zamanaşımı da iş sözleşmesinin feshinden itibaren işlemeye başlar. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 31. maddesinde, hakimin davayı aydınlatma ödevi düzenlenmiş olup, madde uyarınca, hakim uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabileceği, soru sorabileceği ve delil gösterilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir. Somut olayda, davacı dava dilekçesinde tüm çalışması boyunca hiç yıllık ücretli izin kullanmadığını iddia etmiştir. Mahkeme tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının on sekiz yıldan fazla olan hizmet süresi boyunca yıllık ücretli izin kullanmadığı varsayılarak, yıllık ücretli izin hesabı yapılmıştır. Davacının, işyerinde çalıştığı yaklaşık onsekiz yıllık hizmet süresince hiç yıllık izin kullanmadığı iddiası hayatın olağan akışına aykırıdır. Mahkemece davanın aydınlatılması ödevi çerçevesinde davacının bu konudaki beyanları alınarak sonucuna göre yıllık ücretli izin alacağı hesaplanması gerekirken, belirtilen hususlar yerine getirilmeden yazılı şekilde eksik inceleme ile verilmiş olan karar usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. 3-Taraflar arasında davacının ödenmeyen ücret alacağının miktarı hususu tartışmalıdır. Somut olayda, davalı işyerinde tanker şoförü olarak çalışan davacı, tüm hizmet süresi boyunca yani 01/04/1995-20/09/2013 tarihleri arasındaki çalışmalarının karşılığı olarak aylık ücretlerini talep etmektedir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda da; davacının tüm çalışma dönemi için ücret alacağının kabulüne karar verilmiştir.Davacının davalı işyerinde çalıştığı tüm süre boyunca hiç ücret almadan çalışması hayatın olağan akışına aykırıdır.Bu nedenle Mahkemece HMK'nın 31. maddesine göre hakimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında davacı duruşmaya çağrılarak hangi aylarda ne kadar ücret ödemesi yapıldığının sorulması,ayrıca davalı tanıklarının ücretin elden ödendiği yönündeki beyanlarıda sorularak var ise kalan ücret alacağının tespiti ile ücret talebi hüküm altına alınmalıdır. Eksik inceleme ve hatalı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir. 4-Hafta tatili alacağı bakımından Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının yaz aylarında ayda iki hafta tatilinde çalıştığı belirtilerek hesaplama yapılmıştır.Davacı tanıklarının işyeri çalışanları olmadıkları,çalışma düzenine ilişkin görgüye dayalı bilgilerinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.Davalı tanıklarından … davacının haftanın altı günü çalıştığını ancak pazar günleri çalışıp çalışmadığını bilmediğini beyan ederken diğer davalı tanıkları davacının haftanın beş günü çalıştığını beyan etmişlerdir.Tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile tanık beyanları birlikte değerlerlendirildiğinde davacı hafta tatillerinde çalıştığını ispatlayamamıştır.Hal böyle olunca Mahkemece bu gerekçe ile hafta tatili alacağı talebinin reddine karar verilmesi gerekli iken yazılı gerekçe ile kabul edilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 08.11.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 2017/16276 Esas ve 2018/23908 Karar sayılı ilamı doğrultusunda, bir işçinin işyerinde çalıştığı tüm süre boyunca hiç ücret almadan çalıştığını ileri sürmesi hayatın olağan akışına aykırıdır. Mahkemece 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 31 uyarınca hâkimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında davacı işçi duruşmaya çağrılarak hangi dönemlerde ödeme yapıldığının sorulması, tanık beyanları çerçevesinde inceleme yapılması ve varsa kalan ücret alacağının belirlenmesi gerekir.

Yazılı iş sözleşmesi yapılmadan çalışılırsa dava açılabilir mi?

Evet, yazılı bir iş sözleşmesinin bulunmaması işçinin kanuni haklarını talep etmesine ve iş mahkemesinde dava ikame etmesine engel teşkil etmez.

Yazılı sözleşme yoksa çalışma şartları nasıl ispatlanır?

İşçi; tanık anlatımları, yazışmalar, mesai kayıtları ve maaş bordroları gibi somut delillerle pozisyonunu ve çalışma koşullarını mahkemede ispatlayabilir.

Kullanılmayan yıllık izin ücreti ne zaman talep edilebilir?

İş sözleşmesi herhangi bir nedenle feshedildiğinde kullandırılmayan izinler son ücret üzerinden ücrete dönüşür ve bu alacakta zamanaşımı fesihten itibaren işlemeye başlar.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu