Maaştan Zarar Kesintisi Yapılmasının Temel Kuralları
İşveren, işçinin açık ve yazılı onayı bulunmadıkça işyerinde meydana gelen bir zararı işçinin maaşından tek taraflı olarak kesemez. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 407. maddesi gereğince işveren, işçiden olan alacağı ile işçinin ücret borcunu kural olarak işçinin rızası olmadıkça takas edemez. Aynı madde uyarınca ücretin işveren lehine kullanılacağına dair yapılan her türlü anlaşma da geçersizdir. İşverenin bu kurallara aykırı şekilde işçinin onayını almadan maaştan kesinti yapması durumunda işçi ücret alacağı davası açabilir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 407Kaynağı aç
Zararın maaştan işçinin rızası aranmaksızın takas edilebilmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 407. maddesinde istisna olarak düzenlenmiştir. Anılan hükme göre işçinin kasten sebebiyet verdiği ve yargı kararıyla sabit bulunan bir zarardan doğan alacaklar, işçinin rızası olmaksızın ücretin yalnızca haczedilebilir kısmı kadar takas edilebilir. Mahkeme kararı olmaksızın zarar tahsilatı yapılamaz; zarar alacağını talep etmek isteyen işverenin iş mahkemesinde alacak davası açması gerekir.
İşçinin ücretinin kanun hükümlerine veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmemesi yahut eksik ödenmesi, işçiye fesih hakkı tanır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24. maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca işçi, rızası dışında yapılan hukuka aykırı maaş kesintileri nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle bildirimsiz olarak feshedebilir.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 24Kaynağı aç
İşçinin Zarardan Sorumluluğunun Unsurları ve İşletme Riski
Bir işçinin işverene verdiği iddia edilen zarardan hukuken sorumlu tutulabilmesi için belirli unsurların birlikte gerçekleşmesi şarttır. Bu kapsamda işçinin kasıtlı, ihmalkâr veya talimatlara aykırı bir kusurunun bulunması, zararın işçinin bu davranışı sonucunda meydana geldiğini gösteren nedensellik bağının varlığı ve tüm bu unsurların işveren tarafından ispatlanması zorunludur. İşçinin kusuru veya davranışıyla zarar arasındaki nedensellik bağı kanıtlanamadığı takdirde işçiye sorumluluk yüklenemez.
İşin doğası gereği makinelerin zamanla aşınması veya ham maddenin bozulması gibi olağan durumlar işverenin işletme riski kapsamında kalır. İşveren işletme riskine dahil olan neticelerden ötürü işçiyi sorumlu tutamaz ve sırf olumsuz bir sonuç meydana geldiği gerekçesiyle zararı işçiye yükleyemez.
Anlaşmalı Ödeme Usulü ve Aşırı Yararlanma Hali
İşçi meydana gelen zararı kabul ettiği takdirde, taraflar karşılıklı uzlaşarak ödeme konusunda anlaşma yapabilirler. Bu anlaşma noter huzurunda düzenlenmiş bir borç ikrarı şeklinde olabileceği gibi, her iki tarafın imzaladığı, tarihli ve açık ifadeler içeren yazılı bir belgeyle de gerçekleştirilebilir. Ancak işçi bu belgeyi baskı altında, tehdit edilerek veya neye imza attığını bilmeden imzaladığını belirterek belgenin geçersiz olduğunu mahkemede ileri sürebilir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 28. maddesi uyarınca bir sözleşmede edimler arasında açık bir oransızlık varsa ve bu oransızlık zarar görenin zor durumda kalmasından, düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılarak meydana getirilmişse, zarar gören sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirerek ediminin iadesini veya edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir. Bu aşırı yararlanma hakkı, düşüncesizlik veya deneyimsizliğin öğrenildiği ya da zor durumun ortadan kalktığı tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulmasından itibaren beş yıl içinde kullanılmalıdır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 28Kaynağı aç
Disiplin Kapsamında Ücret Kesme Cezası ve Kanuni Sınırlar
İşverenin zarar iddiasıyla maaştan kesinti yapması ile disiplin cezası olarak ücret kesme cezası uygulaması farklı yasal kurallara bağlıdır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 38. maddesi uyarınca işveren, yalnızca toplu iş sözleşmesinde veya iş sözleşmesinde açıkça gösterilen sebeplerin varlığı halinde işçiye ücret kesme cezası verebilir. Ücretten ceza olarak yapılacak kesintilerin gerekçeleriyle birlikte derhal işçiye bildirilmesi zorunludur. Ayrıca yapılacak ceza kesintisi, bir ayda iki gündelik tutarından veya parça başına yahut yapılan iş miktarına göre çalışanlarda işçinin iki günlük kazancından fazla olamaz.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 38Kaynağı aç
İş Kanunu m. 38 uyarınca ceza kesintisi yoluyla tahsil edilen paralar işverenin malvarlığına gelir kaydedilemez. Kesilen paraların, işçilerin eğitimi ve sosyal hizmetleri için harcanmak üzere kesildiği tarihten itibaren bir ay içinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı hesabına yatırılması zorunlu olup işverenin işyerinde bu paraların ayrı bir hesabını tutması gerekir.
İş Kanunu Madde 25/II-ı Uyarınca Haklı Fesih Şartları
İşçinin işverene ait eşyalara zarar vermesi halinde fesih hakkının doğması belirli yasal şartlara tabi tutulmuştur. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinin ikinci fıkrasının (ı) bendi kapsamında; işçinin kasıtlı davranışı yahut görevini savsaması sebebiyle iş güvenliğinin tehlikeye sokulması veya işletmeye ait olup işçinin kullanımında bulunan makine, tesisat ve diğer malların otuz günlük ücretle karşılanamayacak boyutta hasara ve zayiata uğratılması durumunda işveren sözleşmeyi bildirimsiz olarak haklı nedenle feshedebilir.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 25Kaynağı aç
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2015/3305, K. 2015/1758Kaynağı aç
İşçinin hasarın meydana gelmesinde kusursuz olduğunun belirlenmesi halinde işverenin haklı fesih hakkı bulunmadığı gibi geçerli fesih imkânı da doğmaz. Yargıtay kararlarında belirtildiği üzere işçinin kusuru belirli bir yüzde veya oran olarak belirlenmişse, zarar tutarı da bu kusur oranında indirilmeli ve kalan tutarın otuz günlük ücreti aşıp aşmadığına bakılmalıdır. Zararın işçinin kasıtlı davranışından veya ihmali eyleminden kaynaklanması feshin haklılığı bakımından farklılık doğurmaz; her iki durumda da işçinin kusurunun ve oluşan zararın ayrı ayrı uzman bilirkişilerce belirlenmesi zorunludur.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2012/19965, K. 2013/14028Kaynağı aç
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2014/25634, K. 2015/36847Kaynağı aç
Zarara dayalı fesihlerde kusurun ve hasarın varlığı yalnızca işverenin hasar tespit kurulu raporuna, tutanaklara veya tamir faturalarına dayanılarak kabul edilemez. İşçinin kusura veya zarar miktarına itiraz etmesi halinde mahkemece konusunda uzman teknik bilirkişiden rapor alınması gerekir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2013/30573, K. 2013/22758Kaynağı aç
İş Kanunu'nun 25. maddesinin ikinci fıkrasının (ı) bendindeki otuz günlük ücret belirlenirken işçi lehine yorum ilkesi gereğince brüt ücret esas alınır ve aylık maktu ücret yerine işçinin günlük yevmiyesinin otuz katı hesaplanır. Değerlendirmede fesih hakkının kullanıldığı tarihte işçinin almakta olduğu ücret dikkate alınır. Bu ücret dar anlamda ücrettir; ikramiye, prim ve fazla çalışma ücreti hesaba katılmaz. Bununla birlikte garanti ücret üzerine sefer primi veya satış primi şeklinde çalışanlarda olduğu gibi gerçek ücretin bu ilave ödemelerden oluştuğu durumlarda bunlar da dar anlamda ücrete dahil edilir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2011/23556, K. 2013/20326Kaynağı aç
İşçinin kusuruna düşen zarar miktarının otuz günlük brüt ücreti aşması durumunda işverenin haklı fesih hakkı doğar. İşçinin meydana gelen zararı derhal ödemiş veya ödeyecek olması ya da işverenin bu zararı işçiden talep etmemiş bulunması fesih yetkisini ortadan kaldırmaz. Ayrıca yargı uygulamasında kusur oranına göre ölçülülük ilkesi uyarınca işçinin eylemi ile uygulanan fesih yaptırımı arasında oranlılık bulunup bulunmadığı da değerlendirilir.
Meydana gelen zarar tutarının işçinin otuz günlük brüt ücretinden az olması halinde işverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı doğmaz; bu tutarın altındaki zararlar için fesih yoluna gidilmesi ölçüsüz kabul edilir. Ancak otuz günlük ücretten az bir zarar söz konusu olsa bile, işçinin bu davranışı işyerinde olumsuzluklara yol açmış ve iş ilişkisinin sürdürülmesi işveren açısından önemli ölçüde beklenemez bir hal almışsa geçerli fesih nedeni olarak değerlendirilebilir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2014/24768, K. 2014/37222Kaynağı aç
İş Kanunu m. 25/II-ı bendine dayanılarak yapılan fesihler işçinin dava hakkını ortadan kaldırmaz. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinin son fıkrası uyarınca işçi, feshin bu maddede öngörülen sebeplere uygun olmadığı iddiasıyla aynı Kanunun 18, 20 ve 21. maddeleri hükümleri çerçevesinde yargı yoluna başvurabilir.
Fesihte Usul, Hak Düşürücü Süreler ve Tehdit Hallerinin Sonuçları
4857 sayılı İş Kanunu'nun 26. maddesinde ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan hallere dayanan fesih yetkisi için hak düşürücü süreler düzenlenmiştir. Kanun gereğince bu yetki, durumun öğrenildiği günden başlayarak altı iş günü ve her halde fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl içinde kullanılmalıdır; işçinin olaydan maddi çıkar sağlaması durumunda ise bir yıllık süre uygulanmaz. Yargı içtihadında zarara dayalı haklı fesihlerde bir yıllık hak düşürücü sürenin zarara yol açan olayın gerçekleştiği tarihten, altı iş günlük sürenin ise zarar miktarının belirlenip feshe yetkili makama iletildiği tarihten itibaren işlemeye başlayacağı kabul edilmektedir.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 26Kaynağı aç
Haklı fesih olgusunun bulunduğu durumlarda, işyerinde işçinin yazılı savunmasının alınmasını zorunlu kılan bir personel yönetmeliği veya toplu iş sözleşmesi hükmü ortaya konulmadığı takdirde, işverence gerçekleştirilen eylemli feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığı esastan incelenir.
İş mahkemesinde açılan davalarda işverenin zarar alacağını ücret alacağına karşı takas edebilmesi için usul kurallarına riayet etmesi gerekir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2013/2170 E., 2014/35520 K. sayılı kararında, işverenin zarar iddiasına dayalı takas-mahsup def'ini yasal süresinde ileri sürmemesi ve işçinin buna muvafakat etmemesi halinde, işçinin ücret alacağının takas iddiası gerekçe gösterilerek reddedilemeyeceği ve hüküm altına alınması gerektiği vurgulanmıştır. Söz konusu uyuşmazlıkta 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu döneminde açılan davada takas-mahsup def'inin ilk oturuma kadar yapılması gerektiği karara bağlanmıştır.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2013/2170, K. 2014/35520Kaynağı aç
İşçinin meydana gelen zararı ödemesi amacıyla işten çıkarılmakla tehdit edilmesi psikolojik baskı iddiasına dayalı haklı fesih gerekçesi olarak ileri sürülebilmektedir. Bununla birlikte Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2017/9651 E., 2019/8198 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, işyerinde yaşanan tekil ve münferit tartışmalar sistematik nitelik taşımadığından mobbing veya hakaret olarak değerlendirilmemekte ve bu nitelikteki olaylara dayalı fesihlerde kıdem tazminatı talebi reddedilebilmektedir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2017/9651, K. 2019/8198Kaynağı aç
İşveren meydana gelen zararı işçinin maaşından doğrudan kesebilir mi?
İşveren, işçinin açık ve yazılı onayı olmaksızın zararı maaştan tek taraflı olarak kesemez; bunun istisnası işçinin kasten sebep olduğu yargı kararıyla sabit bulunan zararın ücretin yalnızca haczedilebilir kısmı kadar takas edilmesidir.
Maaşından rızası dışında zarar kesintisi yapılan çalışan hangi haklara sahiptir?
Çalışan, kesilen ücretinin ödenmesi talebiyle dava açabileceği gibi 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24. maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ücretinin kanuna ve sözleşmeye uygun ödenmemesi sebebiyle iş sözleşmesini haklı nedenle bildirimsiz olarak feshedebilir.
İşverenin zarar nedeniyle haklı fesih uygulayabilmesi için gereken zarar tutarı nedir?
4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinin ikinci fıkrasının (ı) bendi uyarınca hasarın otuz günlük ücret tutarıyla ödenemeyecek derecede olması gerekir. Yargı kararlarında bu değerlendirme yapılırken işçinin kusur oranına tekabül eden zarar tutarının fesih tarihindeki otuz günlük brüt ücreti aşıp aşmadığı esas alınmaktadır.
Zararın 30 günlük brüt ücretin altında kalması halinde işten çıkarma yapılabilir mi?
Zararın 30 günlük brüt ücreti aşmaması durumunda haklı fesih hakkı doğmaz; ancak eylem işyerinde olumsuzluklara yol açmış ve iş ilişkisinin sürdürülmesi beklenemez hale gelmişse geçerli fesih nedeni oluşturabilir.
Zararı derhal ödemeyi kabul eden işçi yine de haklı nedenle işten çıkarılabilir mi?
Meydana gelen zararın kanuni otuz günlük ücret sınırını aşması halinde, işçinin bu zararı derhal ödemiş veya ödeyecek olması işverenin haklı fesih yetkisini ortadan kaldırmaz.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

