İşçinin sır saklama borcu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 396 ncı maddesinde düzenlenen özen ve sadakat borcuna dayanır. İşçi, yüklendiği işi özenle yapmak ve işverenin haklı menfaatinin korunmasında sadakatle davranmakla yükümlüdür. İş sözleşmesinde yazılı bir gizlilik kaydı bulunmasa dahi bu yükümlülük yasal sadakat borcunun bir gereğidir. Hizmet ilişkisi devam ettiği sürece işçi, sadakat borcuna aykırı olarak ücret karşılığında üçüncü kişiye hizmet veremez, işvereniyle rekabete girişemez ve iş gördüğü esnada öğrendiği üretim ile iş sırları gibi bilgileri kendi çıkarına kullanamayacağı gibi başkalarına da açıklayamaz.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 396Kaynağı aç
Sır Saklama Borcunun Sınırları ve İstisnaları
Sır saklama borcu yalnızca hizmet ilişkisinin devam ettiği dönemle sınırlı değildir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 396 ncı maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, işverenin haklı menfaatinin korunması için gerekli olduğu ölçüde işçi, hizmet ilişkisi sona erdikten sonra da sır saklamakla yükümlüdür. Bununla birlikte, kanunun işçiye bilgi verme zorunluluğu getirdiği hallerde, mahkemelere veya yetkili mercilere yapılan bildirimler sır saklama yükümlülüğünün istisnasını oluşturur. Ayrıca bilgi kamuya mal olmuşsa veya sır niteliğini yitirmişse işçinin sır saklama borcu sona erer.
Sır İhlalinin Feshe Etkisi ve Yargı Yolu
4857 sayılı İş Kanunu'nun 25 inci maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca; işçinin işverenin güvenini kötüye kullanması veya meslek sırlarını ortaya atması doğruluk ve bağlılığa uymayan davranış kabul edilir. Bu durum işverene iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce ya da bildirim süresini beklemeksizin derhal feshetme yetkisi verir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2017/2199, K. 2021/637 sayılı kararında belirtildiği üzere, işverenin bu hakkı kullanabilmesi için işçinin davranışının mutlaka suç teşkil etmesi gerekmez. Sadakat borcuna aykırı davranışların kapsamı önceden sınırlı bir listeyle belirlenemez; güvenin sarsılıp sarsılmadığı işçinin görevi, işin niteliği ve işyerinin özellikleri gözetilerek somut olayın şartlarına göre belirlenir. Bu fesih için maddi bir zararın doğması zorunlu olmadığı gibi, zarar doğmuş olsa dahi miktarının fesih hakkı üzerinde etkisi bulunmaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2199, K. 2021/637Kaynağı aç
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 25Kaynağı aç
İş sözleşmesi meslek sırlarının ortaya atılması gibi haklı neden iddiasıyla feshedilen işçi, feshin kanunda belirtilen sebeplere uygun olmadığı gerekçesiyle 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18, 20 ve 21 inci maddeleri çerçevesinde yargı yoluna başvurabilir.
Tazminat Talebi ve Yeni İşverenin Sorumluluğu
Gizlilik yükümlülüğünün ihlali nedeniyle tazminat sorumluluğunun doğabilmesi için zararın gerçekleşmesi ve ihlal ile zarar arasında illiyet bağının bulunması gerekir; bunun ispatı hâlinde mahkeme zararın boyutuna göre işçiyi tazminata mahkûm edebilir. İşçinin sırrı yeni işverenine taşıması hâlinde ise 4857 sayılı İş Kanunu'nun 23 üncü maddesi devreye girebilir; yeni işverenin bu davranışa kendisinin sebep olması veya durumu bilerek işçiyi işe alması durumunda eski işverene karşı işçiyle birlikte sorumluluğu gündeme gelebilir.
Sözleşmedeki Cezai Şartın Denetimi ve İndirim
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 420 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, hizmet sözleşmelerine yalnızca işçi aleyhine konulan ceza koşulu geçersizdir. Yargı uygulamasında, sözleşmede hem işçinin gizli bilgileri ifşası hem de işverenin işçiye ait kişisel bilgileri saklama yükümlülüğü için cezai şart düzenlenmesi durumunda ceza koşulunun karşılıklı olduğu kabul edilmiştir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 420Kaynağı aç
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/12878, K. 2022/15923Kaynağı aç
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin E. 2022/12878, K. 2022/15923 sayılı kararına konu olayda, iş sözleşmesi sürerken şirketin ticari ve müşteri sırlarını kendi şahsi e-posta adresine gönderip rakip firmayla paylaşan işçinin sır saklama borcuna aykırı davrandığı belirlenmiştir. Bu kararda, ceza mahkemesince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının mahkûmiyet hükmü oluşturmasa da tüm dosya kapsamıyla birlikte değerlendirildiğinde sır saklama yükümlülüğüne aykırılığın ispatında dikkate alınabileceği belirtilmiştir. Yargıtay, koşulları oluşan cezai şart talebinin reddini hatalı bularak kararı bozmuş ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 182 nci maddesinin son fıkrası gereğince fahiş cezai şarttan hâkim tarafından indirim yapılarak sonuca gidilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Ticari ve Müşteri Sırlarının İhlalinde Cezai Yaptırım
Sır ifşası, ceza mevzuatında müstakil yaptırımlara bağlanmıştır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 239 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, mesleği, sanatı, konumu veya görevi sebebiyle ticari, bankacılık yahut müşteri sırrı kapsamındaki verilere vakıf olan kimsenin bu bilgi ve belgeleri yetkisiz taraflara aktarması ya da yayması, şikâyet halinde bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası gerektirir. Anılan mahiyetteki bilgileri hukuka aykırı vasıtalarla temin edip yetkisiz kişilere sunan veya açığa vuran kişiler hakkında da aynı ceza tatbik edilir. İlgili yaptırımlar, fenni mahiyetteki keşifler, buluşlar veya sınai uygulamalara ilişkin bilgiler bakımından da aynen geçerlidir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 239Kaynağı aç
Söz konusu sırların Türkiye'de oturmayan bir yabancıya veya onun memurlarına açıklanması durumunda verilecek ceza üçte bir oranında artırılır ve bu halde şikâyet koşulu aranmaz. Cebir veya tehdit kullanarak bir kimseyi madde kapsamındaki bilgi ya da belgeleri açıklamaya mecbur bırakan fail hakkında ise üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin E. 2017/6957, K. 2019/3420 sayılı kararında açıklandığı üzere, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 239 uncu maddesinin birinci fıkrasındaki suçun oluşabilmesi için bilgilerin yetkisiz kişilere fiilen aktarılması veya ifşa edilmesi gerekir. Bilgilerin işyerinden ayrılırken harici belleğe kopyalanmış olması, yetkisiz üçüncü şahıslara intikal ettirildiği veya buna teşebbüs edildiği her türlü şüpheden uzak kesin delillerle ortaya konulamadıkça suçun unsurlarını oluşturmaz.
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2017/6957, K. 2019/3420Kaynağı aç
Sözleşmede gizlilik maddesi yoksa sır saklama borcu geçerli midir?
Evet, geçerlidir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 396 ncı maddesinde yer alan genel sadakat borcu gereği, sözleşmede ayrıca yazılı bir kayıt olmasa dahi işçi işverenin ticari ve mesleki sırlarını saklamakla yükümlüdür.
İşten ayrılan personelin sır saklama yükümlülüğü devam eder mi?
Evet, devam eder. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 396 ncı maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, işverenin haklı menfaatinin korunması gerektirdiği ölçüde sır saklama borcu iş ilişkisi sona erdikten sonra da sürer.
İşverenin haklı fesih yapabilmesi için sır ifşasından maddi zarar görmesi şart mıdır?
Hayır, şart değildir. Sadakat ve bağlılığa aykırı davranışlarda işverenin derhal fesih hakkını kullanabilmesi için maddi zararın gerçekleşmesi aranmadığı gibi, zarar doğsa bile tutarı fesih yetkisini etkilemez.
İş sözleşmesine yalnızca işçi aleyhine konulan gizlilik cezai şartı geçerli midir?
Hayır, geçerli değildir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 420 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca hizmet sözleşmelerinde sadece işçi aleyhine düzenlenen ceza koşulu geçersiz sayılır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

