İşçinin Ölümü Halinde Tazminat ve Yasal Haklar

by Avukat Erdal Ersoy
İşçinin Ölümü Halinde Tazminat ve Yasal Haklar

İşçinin vefatı halinde hizmet sözleşmesi kendiliğinden sona erer. Bu sona erme hali bir fesih işlemi niteliğinde bulunmadığından, herhangi bir bildirim süresi ihlali oluşmaz ve mirasçılara ihbar tazminatı ödenmez. Kanun koyucu, işçinin ölümü üzerine geride kalan kişilerin maddi olarak korunabilmesi amacıyla ölüm tazminatı, kıdem tazminatı ve ödenmemiş işçilik haklarına ilişkin özel hukuki düzenlemeler getirmiştir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 440Kaynağı aç
MADDE 440- Sözleşme, işçinin ölümüyle kendiliğinden sona erer. İşveren, işçinin sağ kalan eşine ve ergin olmayan çocuklarına, yoksa bakmakla yükümlü olduğu kişilere, ölüm gününden başlayarak bir aylık; hizmet ilişkisi beş yıldan uzun bir süre devam etmişse, iki aylık ücret tutarında bir ödeme yapmakla yükümlüdür. 2. İşverenin ölümü

Türk Borçlar Kanunu Kapsamında Ölüm Tazminatı

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 440 uyarınca hizmet sözleşmesinin işçinin vefatıyla son bulması durumunda işveren; işçinin sağ kalan eşine ve ergin olmayan çocuklarına, bu kişilerin bulunmaması halinde ise bakmakla yükümlü olduğu kişilere ölüm tazminatı ödemekle yükümlüdür. Ödenecek tutar ölüm gününden başlayarak kural olarak bir aylık ücrettir. Hizmet ilişkisinin beş yıldan uzun bir süre devam etmiş olması halinde ise bu ödeme iki aylık ücret tutarında yapılır.

Bir aylık ölüm tazminatına hak kazanılabilmesi bakımından işçinin belirli bir kıdem süresine sahip olması şart değildir; iş yerinde bir gün çalışan işçinin hak sahipleri de bu tazminattan faydalanabilir. Tazminat hakkının doğması için ölümün iş sözleşmesi sürerken gerçekleşmiş olması aranır. İş sözleşmesinin belirli, belirsiz süreli ya da kısmi süreli olarak akdedilmiş olması hak kazanma koşullarını değiştirmez. Tazminat miktarının tespitinde işçinin son çıplak brüt ücreti esas alınır.

1475 Sayılı Kanun Uyarınca Kıdem Tazminatı Koşulları

1475 sayılı Kanun m. 14 hükmü gereğince, iş yerinde en az bir yıl çalışan işçinin ölümü halinde kıdem tazminatı hakkı doğar. İşçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet akdinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir ve bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden hesaplama yapılır. Yasada yer alan 30 günlük bu süre, hizmet akitleri veya toplu iş sözleşmeleri ile işçi lehine artırılabilir.

1475 sayılı İŞ KANUNU m. 14Kaynağı aç
Madde 14 – (Değişik birinci fıkra: 29/7/1983 – 2869/3 md.) Bu Kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin: 1. İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında, 2. İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca, 3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyle, 4. Bağlı bulundukları kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla;[2] 5. (Ek: 25/8/1999 – 4447/45 md.) 506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle, Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır. (Değişik fıkralar: 17/10/1980 – 2320/1 md.): İşçilerin kıdemleri, hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştıkları süreler gözönüne alınarak hesaplanır. İşyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde işçinin kıdemi, işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır. 12/7/1975 tarihinden, itibaren işyerinin devri veya herhangi bir suretle el değiştirmesi halinde işlemiş kıdem tazminatlarından her iki işveren sorumludur. Ancak, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır. 12/7/1975 tarihinden evvel işyeri devrolmuş veya herhangi bir suretle el değiştirmişse devir mukavelesinde aksine bir hüküm yoksa işlemiş kıdem tazminatlarından yeni işveren sorumludur.[3] [4] İşçinin birinci bendin 4 üncü fıkrası hükmünden faydalanabilmesi için aylık veya toptan ödemeye hak kazanmış bulunduğunu ve kendisine aylık bağlanması veya toptan ödeme yapılması için yaşlılık sigortası bakımından bağlı bulunduğu kuruma veya sandığa müracaat etmiş olduğunu belgelemesi şarttır. İşçinin ölümü halinde bu şart aranmaz. T.C. Emekli Sandığı Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanununa veya yalnız Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olarak sadece aynı ya da değişik kamu kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle Sosyal Sigortalar Kanununa göre yaşlılık veya malullük aylığına ya da toptan ödemeye hak kazanan işçiye, bu kamu kuruluşlarında geçirdiği hizmet sürelerinin toplamı üzerinden son kamu kuruluşu işverenince kıdem tazminatı ödenir. Yukarıda belirtilen kamu kuruluşlarında işçinin hizmet akdinin evvelce bu maddeye göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona ermesi suretiyle geçen hizmet süreleri kıdem tazminatının hesabında dikkate alınmaz. Ancak, bu tazminatın T.C. Emekli Sandığına tabi olarak geçen hizmet süresine ait kısmı için ödenecek miktar, yaşlılık veya malullük aylığının başlangıç tarihinde T.C. Emekli Sandığı Kanununun yürürlükteki hükümlerine göre emeklilik ikramiyesi için öngörülen miktardan fazla olamaz. Bu maddede geçen kamu kuruluşları deyimi, genel, katma ve özel bütçeli idareler ile 468 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde sayılan kurumları kapsar. Aynı kıdem süresi için bir defadan fazla kıdem tazminatı veya ikramiye ödenmez. Kıdem tazminatının hesaplanması, son ücret üzerinden yapılır. Parça başı, akort, götürü veya yüzde usulü gibi ücretin sabit olmadığı hallerde son bir yıllık süre içinde ödenen ücretin o süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle bulunacak ortalama ücret bu tazminatın hesabına esas tutulur. Ancak, son bir yıl içinde işçi ücretine zam yapıldığı takdirde, tazminata esas ücret, işçinin işten ayrılma tarihi ile zammın yapıldığı tarih arasında alınan ücretin aynı süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle hesaplanır. (Değişik: 29/7/1983 – 2869/3 md.) 13 üncü maddesinde sözü geçen tazminat ile bu maddede yer alan kıdem tazminatına esas olacak ücretin hesabında 26 ncı maddenin birinci fıkrasında yazılı ücrete ilaveten işçiye sağlanmış olan para ve para ile ölçülmesi mümkün akdi ve kanundan doğan menfaatler de gözönünde tutulur. Kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi sebebiyle açılacak davanın sonunda hakim gecikme süresi için, ödenmeyen süreye göre mevduata uygulanan en yüksek faizin ödenmesine hükmeder. İşçinin mevzuattan doğan diğer hakları saklıdır.[5] (Değişik: 17/10/1980 – 2320/1 md.) Bu maddede belirtilen kıdem tazminatı ile ilgili 30 günlük süre hizmet akidleri veya toplu iş sözleşmeleri ile işçi lehine değiştirilebilir. (Değişik: 10/12/1982 – 2762/1 md.) Ancak, toplu sözleşmelerle ve hizmet akitleriyle belirlenen kıdem tazminatlarının yıllık miktarı, Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek Devlet memuruna 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemez. (Değişik fıkralar: 17/10/1980 – 2320/1 md.): İşçinin ölümü halinde yukarıdaki hükümlere göre doğan tazminat tutarı, kanuni mirasçılarına ödenir. Kıdem tazminatından doğan sorumluluğu işveren şahıslara veya sigorta şirketlerine sigorta ettiremez. İşveren sorumluluğu altında ve sadece yaşlılık, emeklilik, malullük, ölüm ve toptan ödeme hallerine mahsus olmak kaydiyle Devlet veya kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurumlarda veya % 50 hisseden fazlası Devlete ait bir bankada veya bir kurumda işveren tarafından kıdem tazminatı ile ilgili bir fon tesis edilir.[6] Fon tesisi ile ilgili hususlar kanunla düzenlenir.

İşçilerin kıdemleri, hizmet akdinin aralıksız devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştıkları süreler birleştirilerek tespit edilir. İşyerinin devri veya herhangi bir suretle el değiştirmesi halinde işlemiş kıdem tazminatlarından devreden ve devralan işverenler birlikte sorumludur; ancak devreden işverenin sorumluluğu işçiyi çalıştırdığı süre ve devir anındaki ücret seviyesiyle sınırlı kalır.

Kıdem tazminatı hesabında işçinin giydirilmiş brüt ücreti esas alınır. Bu ücretin belirlenmesinde asıl ücrete ek olarak işçiye sağlanmış olan para ve para ile ölçülmesi mümkün akdi ve kanuni menfaatler hesaba katılır. Toplu iş sözleşmeleri veya hizmet akitleriyle belirlenen kıdem tazminatlarının yıllık miktarı, Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek Devlet memuruna 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesi tutarını aşamaz. Ayrıca işveren, kıdem tazminatından doğan hukuki sorumluluğunu şahıslara veya sigorta şirketlerine sigorta ettiremez.

Kıdem tazminatı hesabında işçinin ölüm tarihi esas alınır ve işçi intihar etmiş olsa dahi mirasçılar tazminata hak kazanabilir. Bununla birlikte, ölüme sebebiyet veren davranışın işveren açısından haklı fesih sebebi oluşturduğu durumlarda bu hakkın doğmayabileceği değerlendirilmektedir. Öte yandan, işçinin bağlı olduğu kurum veya sandıktan yaşlılık, emeklilik, malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla işten ayrılması halinde aranan kuruma başvuru yapmış olduğunu belgeleme şartı işçinin ölümü halinde uygulanmaz.

Mirasçıların Hak Sahipliği, Mirasın Reddi ve Zamanaşımı

1475 sayılı Kanun m. 14 uyarınca doğan kıdem tazminatı tutarı kanuni mirasçılara veraset ilamındaki payları oranında ödenir; iradi (atanmış) mirasçılar kural olarak bu alacağı talep edemez. Kıdem tazminatı terekeye dahil olup mirasçılık sıfatına bağlı bulunduğundan, mirası reddeden mirasçı kıdem tazminatı hakkını kaybeder. Buna karşılık 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 440 kapsamında düzenlenen ölüm tazminatı mirastan bağımsız olarak doğrudan kanundan doğar; bu nedenle hak sahipleri mirası reddetmiş olsalar dahi ölüm tazminatını talep edebilirler.

Mirasçılar, işçinin vefat tarihinden itibaren işlemeye başlayan 5 yıllık zamanaşımı süresi içinde kıdem tazminatı talebinde bulunabilirler. Kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi sebebiyle açılacak davanın sonunda gecikme süresi için ödenmeyen süreye göre mevduata uygulanan en yüksek faizin ödenmesine karar verilir.

Ödenmemiş Ücretler, Yıllık İzin ve Cenaze Ödeneği

İşçinin vefatından önce hak kazandığı ancak kendisine ödenmemiş bulunan aylık temel ücretleri, fazla mesai alacakları, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri mirasçılara intikal eder. Benzer şekilde işçinin hak edip de kullanmadığı yıllık ücretli izin günlerine ait ücret alacakları da iş sözleşmesinin sona erdiği tarihteki ücret üzerinden hesaplanarak mirasçılara ödenir.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m. 37 uyarınca; iş kazası veya meslek hastalığı sonucu, sürekli iş göremezlik geliri, malullük ya da yaşlılık aylığı almakta iken veya kendisi için en az 360 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi bildirilmişken vefat eden sigortalının hak sahiplerine cenaze ödeneği verilir. Bu ödeme sırasıyla sigortalının eşine, çocuklarına, ana babasına veya kardeşlerine yapılır. Cenazenin bu kişiler dışında gerçek veya tüzel kişiler tarafından kaldırıldığının belgelenmesi halinde ise masraflar bu kişilere ödenir.

Uyuşmazlık Halinde Arabuluculuk ve Yargı Yolu

İşverenin kıdem tazminatı veya ölüm tazminatını ödememesi durumunda, 7036 sayılı Kanun uyarınca dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır. Arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamaması halinde alacak talepleri için iş mahkemesinde dava açılır.

İşçinin vefatı halinde işverenden ihbar tazminatı talep edilebilir mi?

Hayır, işçinin ölümü bir fesih hali olmayıp iş sözleşmesini kendiliğinden sona erdirdiğinden bildirim süresi ihlali oluşmaz ve ihbar tazminatı ödenmez.

Mirası reddeden hak sahipleri ölüm tazminatı alabilir mi?

Evet, Türk Borçlar Kanunu m. 440 kapsamındaki ölüm tazminatı terekeye dahil olmayıp doğrudan kanundan doğduğu için mirası reddeden hak sahiplerine de ödenir.

Kıdem tazminatı talebinde zamanaşımı süresi ne kadardır?

Mirasçılar işçinin vefat tarihinden itibaren 5 yıllık süre içerisinde kıdem tazminatı talebinde bulunabilirler.

Bir aylık ölüm tazminatı için çalışma süresi şartı var mıdır?

Hayır, bir aylık ölüm tazminatına hak kazanılabilmesi için belirli bir kıdem süresi aranmaz; iş yerinde bir gün çalışan işçinin hak sahipleri de bu ödemeyi alabilir.

Vefat eden işçinin kullanılmayan yıllık izin hakkı nasıl ödenir?

İşçinin hak edip kullanmadığı tüm izin günlerine ilişkin yıllık izin ücreti, iş sözleşmesinin sona erdiği tarihteki ücret üzerinden hesaplanarak mirasçılara intikal eder.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu