Haksız İhraç ve Görevden Uzaklaştırmada Hakların İadesi

by Avukat Erdal Ersoy
Haksız İhraç ve Görevden Uzaklaştırmada Hakların İadesi

Haksız İşlemin İptali ve İdarenin Tazmin Yükümlülüğü

İdari yargı mercilerince verilen iptal kararları, dava konusu idari tasarrufu tesis edildiği tarihten itibaren ortadan kaldırarak geriye etkili biçimde hiç alınmamış sayılmasını sağlar. Anayasa'nın 125. maddesi uyarınca idarenin her türlü işlem ve eylemine karşı yargı yolu açıktır ve idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu çerçevede kamu görevinden çıkarılan personelin göreve iadesi halinde ilgililerin kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin kanun hükmünde kararname hükümleri ilgililer bakımından tüm hüküm ve sonuçlarıyla ortadan kalkmış sayılır. Yeterli araştırma yapılmadan ve somut delil ortaya konulmadan tesis edilen işlemler idarenin hizmet kusurunu oluşturur; idarenin tasarrufu sonradan geri alması hukuka aykırılığı ve meydana gelen zararı tazmin etme borcunu ortadan kaldırmaz. Bu süreçte çekilen acı ve elemin telafisi amacıyla paranın alım gücü ve ilgilinin sosyal durumu gözetilerek hak ve nesafet ilkeleri çerçevesinde manevi tazminata da hükmedilebilir.

Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2023/32, K. 2023/37Kaynağı aç
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2023/32 E.  ,  2023/37 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/32 Karar No : 2023/37 BÖLGE İDARE MAHKEMESİ KARARLARI ARASINDAKİ AYKIRILIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİ HAKKINDA KARAR Ankara Bölge İdare Mahkemesi Başkanlar Kurulunun 13/02/2023 tarih ve E:2023/66, K:2023/66 sayılı kararıyla; Haceli Maraşlı tarafından, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesinin 02/12/2021 tarih ve E:2021/158, K:2021/2391 sayılı kararı ile Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesinin 17/11/2022 tarih ve E:2021/1471, K:2022/3583 sayılı kararı arasındaki aykırılığın giderilmesinin istenmesi nedeniyle, "Aykırılığın, OHAL Komisyon kararı ile göreve iade sonrasında, açıkta geçirilen dönemde elde edilen kazançlarla ilgili mahsuplaşma yapılabileceğine yönelik Ankara Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesi kararı doğrultusunda giderilmesi gerektiği" görüşüyle, 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun'un 3/C maddesinin 5. fıkrası uyarınca karar verilmesi için dosyanın Danıştaya gönderilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkimi …'ın açıklamaları dinlendikten sonra konu ile ilgili kararlar ve yasal düzenlemeler incelenerek gereği görüşüldü: I- AYKIRILIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU BÖLGE İDARE MAHKEMESİ KARARLARI : A-ANKARA BÖLGE İDARE MAHKEMESİ 7. İDARİ DAVA DAİRESİNİN E:2021/158 SAYILI DOSYASINA KONU YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istemin özeti: Erciyes Üniversitesi Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanlığında 657 sayılı Kanun'a tabi mühendis olarak görev yapmakta iken Erciyes Üniversitesi Yönetim Kurulunun 04/08/2016 tarihli kararı ile kamu görevine son verilen ve 22/11/2016 tarihinde yürürlüğe giren 677 sayılı KHK hükmü ile de kamu görevinden ihraç edilip Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonunun 26/06/2019 tarih ve 2019/28847 sayılı kamu görevine iade kararı uyarınca 24/07/2019 tarihinde yeniden mühendis olarak göreve başlayan davacının; kamu görevinden ayrı kaldığı döneme ilişkin mali, sosyal ve özlük haklarının iadesi istemiyle yaptığı 09/01/2020 tarihli başvurunun reddine ilişkin 23/01/2020 tarih ve E.1888 sayılı Erciyes Üniversitesi Rektörlüğü işleminin iptali ile 2018 yılına ait 30 günlük yıllık izin hakkının iadesine, kamu görevi dışında iken yoksun kalınan maaş tutarı, arazi tazminatı tutarı, giyim yardımı tutarı, asgari geçim indirimi tutarı, eş ve çocuk yardımı tutarı, iade edilen promosyon tutarlarının ödenmeleri gereken tarihten başlayarak yasal faizleriyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir. Kayseri 2. İdare Mahkemesinin 13/11/2020 tarih ve E:2020/232, K:2020/825 sayılı kararının özeti: Davalı idarenin usûle ilişkin itirazı yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş, Anayasanın 125. maddesine; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine; 08/03/2018 tarih ve 30354 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 1. maddesinin 1. fıkrasına, 2., 9. ve 10. maddesinin 1. fıkrasına yer verildikten sonra, 2018 yılına ilişkin 30 günlük yıllık izin hakkının verilmesi istemi yönünden; Davacının 2018 yılına ait yıllık izin hakkını kullanmasının yasal olarak mümkün olmadığı anlaşıldığından, 2018 yılına ait yıllık izin hakkının iadesi istemi yönünden dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, Kamu görevi dışında iken yoksun kalınan maaş tutarının ödenmesi istemi yönünden; 7075 sayılı Kanun un 10. maddesinde, KHK hükmü ile ihraç edilip OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu kararı ile göreve iadesine karar verilenlere, kamu görevinden çıkarılma tarihlerini takip eden aybaşından göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal haklarının ödeneceğinin düzenlendiği, davacının görevine son verildiği ve kamu görevinden ihraç edildiği tarih ile göreve yeniden başlatıldığı tarihler arasındaki döneme ilişkin tahakkuk eden maaşlarının ödenmesi gerektiği, davacının kamu görevine son verilmesi nedeniyle kamu görevi dışında geçen dönemin her bir ayına ilişkin maaş tutarının, kamu görevine son verilmemiş olsa idi ödenmesi gerektiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiz ile birlikte ödenmesi gerektiği, öte yandan, davacının kamu görevi dışında geçirdiği döneme ilişkin mahrum kaldığı maaşların tazmini aşamasında, aynı dönemde özel sektörde çalışma nedeniyle elde edilen gelirlerin tazminat hukukunun genel ilkeleri uyarınca sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet vermemek adına kamu görevinde elde edilmesi gereken maaştan mahsup edilebileceğinin açık olduğu, Talep edilen diğer ödeme kalemleri yönünden ise; davacının başvurusunun reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, Dava konusu işlemin; davacının kamu görevi dışında geçen sürelere ilişkin yoksun kaldığı maaş tutarı, arazi tazminatı tutarı, giyim yardımı tutarı, asgari geçim indirimi tutarı, eş ve çocuk yardımı tutarı, iade edilen promosyon tutarının ödenmesi isteminin reddi yönünden iptaline, davacının kamu görevi dışında geçen sürelere ilişkin yoksun kaldığı maaş tutarı, arazi tazminatı tutarı, giyim yardımı tutarı, asgari geçim indirimi tutarı, eş ve çocuk yardımı tutarının; ödenmesi gerektiği tarihlerden başlamak üzere ayrı ayrı hesaplanacak yasal faizleri ile birlikte, davacıya ödenmesine, davacı tarafından iade edilen promosyon tutarının, iade edildiği 22/08/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte, davacıya ödenmesine, davacının 2018 yılına ait yıllık izin hakkının iadesi istemi yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesinin 02/12/2021 tarih ve E:2021/158, K:2021/2391 sayılı kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu mahkeme kararının, davacının kamu görevi dışında geçirdiği döneme ilişkin mahrum kaldığı maaşların tazmini aşamasında, aynı dönemde özel sektörde çalışma nedeniyle elde edilen gelirlerin tazminat hukukunun genel ilkeleri uyarınca sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet vermemek adına kamu görevinde elde edilmesi gereken maaştan mahsup edilebileceğine ilişkin kısmında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından davacının bu yöndeki istinaf başvurusunun yerinde görülmediği; Davacının 2018 yılına ilişkin 30 günlük yıllık izin hakkının verilmesi istemi yönünden; Davacının çalışmadığı dönem olan 2018 yılı için yıllık izin hakkı bulunduğundan söz edilemeyeceği, İdare Mahkemesinin 2018 yılına ilişkin 30 günlük yıllık izin hakkı yönünden gerekçesi yerinde olmamakla birlikte mahkeme kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik bulunmadığından davacının bu yöndeki istinaf talebinin açıklanan gerekçeyle yerinde görülmediği, İstinaf başvurusuna konu kararda, davacının kamu görevi dışında geçen sürelere ilişkin yoksun kaldığı maaş tutarı, asgari geçim indirimi, eş ve çocuk yardımı tutarının ödenmesi isteminin reddine ilişkin işlemin iptali ile bu ödeme kalemleri yönünden davanın kabulü yolunda hüküm kurulması yönünden herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından davalı idarenin bu kısımlara ilişkin istinaf başvurusunun yerinde görülmediği, Davalı idarenin diğer istinaf istemleri yönünden dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından davalı idarenin istinaf istemlerinin kabulü gerektiği gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusunun reddine (2018 yılı yıllık izin hakkıyla ilgili olarak yukarıda belirtilen gerekçeyle); davalı idarenin istinaf başvurusunun arazi tazminatı, giyim yardımı ve promosyon ödemesi yönünden kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bu kısmının kaldırılmasına, bu talepler yönünden davanın reddine; davalı idarenin istinaf başvurusunun, davacının kamu görevi dışında geçirdiği sürelere ilişkin yoksun kaldığı maaş tutarı, asgari geçim indirimi, eş ve çocuk yardımı yönünden ise reddine, kesin olarak, karar verilmiştir. B-GAZİANTEP BÖLGE İDARE MAHKEMESİ 4. İDARİ DAVA DAİRESİNİN E:2021/1471 SAYILI DOSYASINA KONU YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istemin özeti:Mardin İli, Kızıltepe İlçesi, Fırat Aile Sağlığı Merkezi'nde aile hekimi olarak görev yapmakta iken, 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan ve OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu'nun 09/10/2019 tarih ve 4065 sayılı kararı ile görevine iade edilen davacı tarafından, kamu görevinden çıkarılması ile göreve iade edildiği tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali haklarının tam olarak ödenmediği ve özel sektördeki çalışmaları ile ilgili kesintiler yapıldığı gerekçesiyle eksik ödendiği öne sürülen mali haklarının ve kesintilerin yasal faizi ile birlikte tazmini talebiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin Mardin Valiliği İl Sağlık Müdürlüğü'nce tesis edilen … tarih ve E… sayılı işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmektedir. Mardin 1. İdare Mahkemesinin 14/01/2021 tarih ve E:2020/872, K:2021/41 sayılı kararının özeti: Anayasası'nın 125. maddesine; 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 10. maddesine yer verildikten sonra, İdare hukukunun genel ilkeleri uyarınca idarenin zararı ödemekle yükümlü tutulabilmesinin, bir zararın varlığına, bu zararın idareye atıf ve isnadının mümkün olabilmesine, başka bir deyişle zararın, idarenin eylem veya işleminden doğmuş olmasına, bu suretle zararla idari eylem veya işlem arasında nedensellik bağı bulunmasına bağlı olduğu, Bir hukuk sujesinin maddi veya manevi varlığında istemsiz olarak ortaya çıkan kayıp ve eksikliklerin “zarar” şeklinde tanımlandığı; maddi varlıkta bir başka deyişle mal varlığında beliren azalmanın veya çoğalma olanağından yoksun kalmanın hukuki adının maddi zarar olduğu, aynen giderilmesi mümkün olmadığından maddi tazminat yoluyla giderildiği; maddi tazminat hesaplanırken, davacının hukuka aykırı işlem nedeniyle uğradığı kayıpların tam olarak belirlenmesi gerektiği, uyuşmazlıkta olduğu gibi açıkta geçen bir süre karşılığı yoksun kalınan maddi zararların istenmesi durumunda ilgilinin bu sürede başka bir işte çalışıp çalışmadığı ve bir gelir elde edilmişse bunun ödenmesine karar verilecek miktardan mahsup edilmesi gerektiği, Uyuşmazlıkta; Mardin İli, Kızıltepe İlçesi, … Aile Sağlığı Merkezi'nde aile hekimi olarak görev yapan davacının, 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 675 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye ekli listede adına yer verilmek sureti ile kamu görevinden çıkarıldığı, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu'nun 09/10/2019 tarih ve 4065 sayılı kararı ile görevine iadesine karar verildiği, Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü'nün … tarih ve E… sayılı yazısına istinaden Mardin Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü ile yapılan yazışmalarda 675 sayılı KHK ile görevine son verildiği ve görevde olmadığı dönemde davacının Özel Tatvan Hastanesi'nde ve Özel Batman Hayat Hastanesi'nde görev yaptığı tespit edilerek çalıştığı dönemde kendisine ödenen maaş ödemelerinin Mardin Valiliği İl Sağlık Müdürlüğü'nce yapılan toplu ödemelerden mahsup edildiğinin görüldüğü, Bu durumda, davacıya açıkta geçen sürenin tamamına ilişkin olarak fiilen görev yaptığı şeklinde hesaplama yapılarak parasal hakları ödendiğinden, açıktayken sigortalı olarak çalışarak elde ettiği gelirin hesaplanan mali haklarından mahsup edilmesinde, dolayısıyla davacının başvurusunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı, Öte yandan, davacı tarafından, dava konusu işlemin iptali istemi yanında bu işlem sebebiyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faizi ile birlikte tazmini istenilmekte ise de; Mahkemeleri tarafından yukarıda yer verilen gerekçe ile hukuka uygun bulunan dava konusu işlem sebebiyle davacının parasal hak kaybından söz edilemeyeceğinden parasal hak isteminin kabulüne olanak bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesinin 17/11/2022 tarih ve E:2021/1471, K:2022/3583 sayılı kararının özeti: Anayasası'nın 15. maddesinin birinci fıkrasına, 121. maddesinin son fıkrasına ve 125. maddesinin son fıkrası ile 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 10. maddesine yer verildikten sonra, Uyuşmazlığın, davacının, 29/10/2016-09/10/2019 tarihleri arasında sigortalı olarak çalıştığının ve bu çalışma neticesinde kazanç elde ettiğinin tespiti üzerine, bu tutarın mahsup edilerek ödeme yapılmasından kaynaklandığı; davalı idarenin bu şekilde davranma gerekçesini, Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Hukuk ve Mevzuat Dairesi Başkanlığı'nın … tarih ve … sayılı yazısına dayandırdığı, Öncelikle şu hususun netleştirmesi gerektiği; yukarıda aktarılan Kanunda, ön görüldüğü üzere; OHAL kapsamında çıkarılan bir KHK'yla kamu görevinden çıkarılanlardan yine OHAL Komisyonu kararıyla görevine döndürülenlerin açıkta geçirdikleri süreye ait tüm malî ve sosyal hakları (açıkta geçirdikleri süre boyunca elde ettikleri gelir -yarar- uğradıkları maddî zarardan mahsup edilmeksizin) ödenmekle birlikte bunların başkaca bir tazminat talep edemeyeceklerinin açıkça belirtildiği; anılan Kanun hükmünde yer almayan "kişinin meslekten çıkarıldığı tarihten KHK ile görevine iade edildiği tarih arasında alması gereken mali ve özlük haklarının bu sürede elde ettiği gelirleri olup olmadığı araştırılarak, varsa bu tutarlar mahsup edildikten sonra ödenmesi gerektiği" şeklinde bir düzenlemenin varmış gibi davalı idarece uygulamaya alınmasının hukuken mümkün olmadığı, Kanun koyucu tarafından 10. maddede elde edilen kazancın mahsup edileceği açıkça belirtilmemiş olup, davalı idarenin hiçbir açıklama veya mevzuata dayanmadan kanun koyucu gibi yorum yapmak suretiyle ihraçta geçirilen sürede elde edilen kazancın ödenecek olan mali ve sosyal haklardan mahsup edileceği şeklinde gerekçe göstererek davacıya eksik ödeme yapmasının, yürütmenin yasama yerine geçip karar vermesi anlamı taşıdığından kuvvetler ayrılığı ilkesiyle bağdaşmadığı, Ayrıca, dava konusu taleplerin, kişinin mesleğine bağlı parasal ve sosyal hakları olduğu yani bir tazminat talebi olmadığı; dolayısıyla kişinin açıkta geçen sürede elde ettiği gelirlerin parasal haklarından mahsup edilmesinin söz konusu olamayacağı, Hatta bir çok Anayasa Mahkemesi kararında parasal ve sosyal hakların mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirildiği de izahtan vareste olduğu; mülkiyet hakkı kapsamında kabul edilen ve kişinin en temel mesleki hakkı olan parasal ve sosyal haklarından, hukuka aykırı bir işlem nedeniyle mahrum bırakıldıktan sonra işlemin geri alınması üzerine bir de o dönemde başka bir yerde çalıştığı gerekçesiyle mahsup yapılmasının hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı, Danıştay içtihatları ve tazminat istemlerine ilişkin Yargıtay kararları gereği kişilerin elde ettikleri gelirlerin ya da kazanımların tazminat taleplerinden mahsup edilebildiği fakat uyuşmazlık konusu talebin bir tazminat değil; aksine yoksun kalınan bir hakkın iadesi talebi olduğu, Sonuç itibarıyla, davacının 695 sayılı KHK ile ihraç edildikten sonra Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu kararına istinaden yeniden görevine başlatıldığı dikkate alındığında, uyuşmazlığın 7075 sayılı Kanunun 10/1 maddesi kapsamında çözümlenmesi gerektiğinde duraksama bulunmadığı, anılan kanun hükmünde ise, bu madde kapsamında "göreve başlayanlara, kamu görevinden çıkarılma tarihlerini takip eden aybaşından göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal haklarının ödeneceğinin" açıkça kurala bağlandığı, anılan maddenin tatbik edileceği kişiler açısından getirilen tek kriterin kanun hükmünde kararname ile kamu görevinden ihraç edilme ve Komisyon kararı ile kamu görevine iade edilme kriteri olduğu; bu kriter dışında ihraçta geçirilen sürede elde edilen kazancın ödenecek olan mali ve sosyal haklardan mahsup edileceği şeklinde ayrım yapılmadığı dikkate alındığında, belirtilen kriteri taşıdığı ve anılan madde kapsamında bulunduğu hususunda ihtilaf bulunmayan davacının başvurusu üzerine ihraç edildiği tarihi izleyen aybaşından göreve başladığı tarihe kadar geçen süreye ilişkin maaş ve sosyal haklarının tam olarak ödenmesi gerektiği, Bu durumda, davacının, kamu görevinden çıkarılması ile göreve iade edildiği tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali haklarının tam olarak ödenmediği öne sürülerek eksik ödenen kısmın yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu sonucuna varıldığı, Öte yandan, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğunu düzenleyen Anayasanın 125. maddesi hükmü uyarınca, dava konusu işlemin hukuka aykırılığı sabit görüldüğünden davacının bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesi gerektiği gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kabulüne, Mardin 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 14/01/2021 tarih ve E:2020/872, K:2021/41 sayılı "davanın reddine" ilişkin kararın kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, davacının, kamu görevinden çıkarılması ile göreve iade edildiği tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali haklarının eksik ödenen kısmının yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, kesin olarak karar verilmiştir. II-İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Uyuşmazlıklarda, Kanun Hükmünde Kararnameler ile kamu görevinden çıkarılan ve daha sonrasında OHAL Komisyonu kararı ile göreve iade edilenlere, 7075 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Bu kapsamda göreve başlayanlara, kamu görevinden çıkarılma tarihlerini takip eden aybaşından göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal hakları ödenir." düzenlemesi uyarınca, yapılacak ödemelerden açıkta kaldıkları sürede elde ettikleri gelirlerin mahsup edilip edilmeyeceği noktasında verilen farklı nitelikteki kararların kesinleşmesi üzerine incelenen aykırılığın oluştuğu görülmüştür. İLGİLİ MEVZUAT : 1- Anayasa Yargı Yolu: Madde 125 – İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. (Ek hüküm: 13/8/1999-4446/2 md.) Kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinde bunlardan doğan uyuşmazlıkların milli veya milletlerarası tahkim yoluyla çözülmesi öngörülebilir. Milletlerarası tahkime ancak yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar için gidilebilir. (…) (Ek cümle: 7/5/2010-5982/11 md.) (…)[68] Yüksek Askerî Şûranın terfi işlemleri ile kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma hariç her türlü ilişik kesme kararlarına karşı yargı yolu açıktır. İdari işlemlere karşı açılacak davalarda süre, yazılı bildirim tarihinden başlar. (Değişik birinci cümle: 7/5/2010-5982/11 md.) Yargı yetkisi, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamaz. Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez. İdari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda gerekçe gösterilerek yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir. Kanun, olağanüstü hallerde, (…)[69] seferberlik ve savaş halinde ayrıca milli güvenlik, kamu düzeni, genel sağlık nedenleri ile yürütmenin durdurulması kararı verilmesini sınırlayabilir. İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. 2-657 sayılı Devlet Memurları Kanunu: Ticaret ve diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunma yasağı: Madde 28 – (Değişik: 30/5/1974 – KHK-12; Değiştirilerek kabul: 15/5/1975 – 1897/1 md.) Memurlar Türk Ticaret Kanununa göre (Tacir) veya (Esnaf) sayılmalarını gerektirecek bir faaliyette bulunamaz, ticaret ve sanayi müesseselerinde görev alamaz, ticari mümessil veya ticari vekil veya kollektif şirketlerde ortak veya komandit şirkette komandite ortak olamazlar. (Görevli oldukları kurumların iştiraklerinde kurumlarını temsilen alacakları görevler hariç). (Ek cümle: 8/8/2011 – KHK-650/38 md.; İptal cümle: Anayasa Mahkemesinin 18/7/2012 tarihli ve E.: 2011/113, K.: 2012/108 sayılı Kararı ile.; (…) Yeniden düzenleme son cümle: 2/1/2014 – 6514/9 md.) Memurlar, mesleki faaliyette veya serbest meslek icrasında bulunmak üzere ofis, büro, muayenehane ve benzeri yerler açamaz; gerçek kişilere, özel hukuk tüzel kişilerine veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına ait herhangi bir iş yerinde veya vakıf yükseköğretim kurumlarında çalışamaz. (Değişik ikinci fıkra: 8/8/2011 – KHK-650/38 md.; İptal ikinci fıkra: Anayasa Mahkemesinin 18/7/2012 tarihli ve E.: 2011/113 K.: 2012/108 sayılı Kararı ile(1) ; Yeniden düzenleme: 2/1/2014 – 6514/9 md.) Memurların üyesi oldukları yapı, kalkınma ve tüketim kooperatifleri, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulmuş yardım sandıklarının yönetim, denetim ve disiplin kurulları üyelikleri ile özel kanunlarda belirtilen görevler bu yasaklamanın dışındadır. Eşleri, reşit olmayan veya mahcur olan çocukları, yasaklanan faaliyetlerde bulunan memurlar bu durumu 15 gün içinde bağlı oldukları kuruma bildirmekle yükümlüdürler, 2- 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun: Kararların uygulanması MADDE 10- (Değişik: 25/7/2018-7145/22 md.) Kamu görevinden, meslekten veya görev yapılan teşkilattan çıkarılan ya da ilişiği kesilenlere ilişkin başvurunun kabulü hâlinde karar, kadro veya pozisyonunun bulunduğu kuruma, yükseköğretim kurumlarında kamu görevinden çıkarılan öğretim elemanları için Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına bildirilir. Kamu görevine iade edilmesine karar verilenlerin eski kadro veya pozisyonuna atanması esastır. (İptal üçüncü cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 24/12/2019 tarihli ve E.: 2018/159, K.: 2019/93 sayılı Kararı ile.) Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına bildirilenlerin atama teklifleri; (…) önceki kadro unvanlarına uygun olarak on beş gün içinde yapılır. Kurumlar, bildirim veya atama teklif tarihini takip eden otuz gün içerisinde atama işlemlerini tamamlar. Bu kapsamda yer alan personele ilişkin kadro ve pozisyonlar, ilgililere ilişkin atama onaylarının alındığı tarih itibarıyla diğer kanunlardaki hükümlere bakılmaksızın ve başka bir işleme gerek kalmaksızın ilgili mevzuatı uyarınca ihdas, tahsis ve vize edilmiş sayılır. Söz konusu kadro ve pozisyonlar, herhangi bir şekilde boşalmaları hâlinde başka bir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş sayılır. Atama emri, ilgili kamu kurum ve kuruluşu tarafından 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre ilgililere tebliğ edilir. Tebliğ tarihini takip eden on gün içerisinde göreve başlamayanların bu maddeden doğan atanma hakkı (…) düşer. Kamu kurum ve kuruluşları atama ve göreve başlatma işlemlerinin sonucunu, işlemlerin tamamlanmasını takip eden on beş gün içinde Devlet Personel Başkanlığına bildirirler. İlgililerin kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin kanun hükmünde kararname hükümleri, bu fıkrada belirtilen kişiler bakımından tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte ortadan kalkmış sayılır. Bu kapsamda göreve başlayanlara, kamu görevinden çıkarılma tarihlerini takip eden aybaşından göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal hakları ödenir. (İptal cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 30/6/2022 tarihli ve E.: 2018/137, K.: 2022/86 sayılı Kararı ile.) 3- 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun: Bölge idare mahkemesi başkanlar kurulu: Madde 3/C- … 4. Bölge idare mahkemesi başkanlar kurulunun görevleri şunlardır: … c) Benzer olaylarda, bölge idare mahkemesi dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında veya farklı bölge idare mahkemeleri dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında aykırılık veya uyuşmazlık bulunması hâlinde; resen veya ilgili bölge idare mahkemesi dairelerinin ya da istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanların bu aykırılığın veya uyuşmazlığın giderilmesini gerekçeli olarak istemeleri üzerine, istemin uygun görülmesi hâlinde kendi görüşlerini de ekleyerek Danıştaydan bu konuda karar verilmesini istemek. … 5. Dördüncü fıkranın (c) bendine göre yapılacak istemler, konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kuruluna iletilir. İlgili dava daireleri kurulunca üç ay içinde karar verilir. Aykırılık veya uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin olarak bu fıkra uyarınca verilen kararlar kesindir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Başvuruya konu olan kararlar arasındaki aykırılık, kamu görevinden ihraç edilme tarihi ile OHAL Komisyonu kararı ile göreve iade edilme tarihi arasında açıkta geçirilen dönemde elde edilen gelirlerin, kamu görevine iade sonrasında yapılacak ödeme kalemlerinden mahsup edilip edilmeyeceği noktasında toplanmaktadır. OHAL kararlarıyla görevlerinden ihraç edilen kamu görevlilerinin yine OHAL komisyonu kararı ile görevlerine iade edilmeleri üzerine mahrum kaldıkları, başka bir ifade ile ihraç işlemi nedeniyle alamadıkları mali ve sosyal haklarıyla ilgili kendilerine yapılacak ödemelere ilişkin düzenleme 7075 sayılı Kanun'un 10.maddesinin 1. fıkrasında düzenlenmiş olup; anılan düzenlemede; ilgililere, kamu görevinden çıkarılma tarihlerini takip eden aybaşından, göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal hakların ödeneceği, yani kamu görevlilerinin ihraç işlemi olmasaydı görev yaptıkları kurumda elde edecekleri mali ve sosyal haklarının kendilerine iadesi öngörülmüştür. Kanunlar, kapsamındaki herkese tatbik imkanına sahip olmak üzere soyut (kişilik dışı) ve genel hüküm ve düzenlemeler içermektedir ve kanunların, her olaya özgü bir şekilde ayrıntılı hükümler içermesi mümkün olamayacağından, uyuşmazlığın çözümünde bir kanuni boşluk saptanırsa hukukun genel ilkelerine göre çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Tazminat hukuku ilkelerine göre, gerçek zarar hesabında, idarenin eylem veya işlemi sonucu kişinin maruz kaldığı menfi zararlar (harcama, azalma, değer kaybı, zayiat gibi mal varlığındaki azalışlar) ile müspet zararların (mahrum kalınan hak, menfaat veya gelirler) toplamından aynı işlem veya eylem sonucu elde edilen hak, menfaat ve gelirlerin mahsubu sonucu ortaya çıkan müspet fark dikkate alınır. 7075 sayılı Kanun'un 10. maddesinde de, idareye, kamu görevine iade edilen kamu görevlisi açısından, "gerçek zarar"ın tazmini sorumluluğu yüklenmiştir, yani açıkta kalınan dönemde yoksun kalınan mali ve sosyal hakların ödenmesi ile idare sorumlu tutulmuştur. 7075 sayılı Kanunda veya konuyu düzenleyen diğer mevzuat hükümlerinde de mahsup işlemi yapılmayacağı yönünde bir düzenleme yer almadığından, mahsuplaşma işlemi yapıldıktan sonra ilgililere ödeme yapılması gerekmektedir. Çünkü mahsuplaşma işlemi gerçek zararın tazmini çerçevesinde uygulanan genel bir kural olup, istisnai bir durum mevcutsa bunun düzenlemede ayrıca belirtilmesi icap etmektedir. Diğer yandan; memurların görev yaptıkları süre içinde başka bir işte çalışmalarının mümkün olmadığı, ihraç işlemi nedeniyle başka bir işte çalışmaları nedeniyle elde ettikleri gelirin sebepsiz zenginleşmeye yol açmamak adına mahrum kaldıkları mali haklardan (topluca ödenen maaşlardan) mahsup edilmesi gerekmektedir. Bir başka ifadeyle, davacılar kamu görevinden çıkarılmasaydı, bu dönemde başka bir gelir getirici faaliyette bulunamayacağından herhangi bir gelir de elde edemeyeceği düşünüldüğünde mali hakları ödenirken statü dışında geçen sürede elde ettiği gelirin mahsup edilmemesi halinde, hem kanuna aykırı olarak statü dışında gelir elde etmesine, hem de mahsup işlemi gerçekleştirilmeksizin yapılacak ödemeye bağlı olarak tazminat hukukuna göre sebepsiz zenginleşmesine yol açılacaktır. Bu itibarla, ihraç döneminde başka bir gelir getirici faaliyette bulunulması nedeniyle elde edilen kazanç ve gelirlerin mahsup edilmesi işlemi, tazminat hukukunun genel bir ilkesi olup, bu ilkenin uygulanması için değil, uygulanmaması için kanunda özel bir düzenleme bulunması gerektiğinden ve konuyu düzenleyen 7075 sayılı Kanunda bu yönde bir hüküm bulunmadığı anlaşıldığından; açıkta geçirilen sürede elde edilen gelirlere karşılık gelen tutarın göreve iade sonrası ödenen tutardan mahsup edilmesi gerekmektedir. III- SONUÇ : Açıklanan nedenlerle; Bölge İdare Mahkemesi kararları arasındaki aykırılığın, OHAL işlemiyle kamu görevinden ihraç edilen ve daha sonra tekrar OHAL Komisyonu kararı ile görevine iade edilen ilgililer açısından açıkta geçirdikleri sürede elde ettikleri gelirlerin kendilerine yapılacak ödeme kalemlerinden mahsup edilmesi gerektiği yönünde giderilmesine, kesin olarak, 12/10/2023 tarihinde, oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- İncelemeye konu başvuruda giderilmesi istenen aykırılık; OHAL işlemleriyle kamu görevinden ihraç edilip, OHAL Komisyonu kararıyla görevlerine iade edilen kamu görevlilerinin açıkta kaldıkları süre boyunca elde ettikleri kazançların, 7075 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında kendilerine yapılacak ödemelerden mahsup edilip edilmeyeceğinden kaynaklanmaktadır. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 15. maddesinin birinci fıkrasında, olağanüstü hâllerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulabileceği veya bunlar için Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabileceği; 121. maddesinin son fıkrasında, olağanüstü hâl süresince, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunun olağanüstü hâlin gerekli kıldığı konularda kanun hükmünde kararnameler çıkarabileceği, bu kararnamelerin Resmî Gazete'de yayımlanacağı ve aynı gün Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulacağı, bunların Meclisce onaylanmasına ilişkin süre ve usûlün İçtüzük'te belirleneceği hükme bağlanmıştır. 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un "Kararların uygulanması" başlıklı 10. maddesinde; "Kamu görevinden, meslekten veya görev yapılan teşkilattan çıkarılan ya da ilişiği kesilenlere ilişkin başvurunun kabulü hâlinde karar, kadro veya pozisyonunun bulunduğu kuruma, …bildirilir. Kamu görevine iade edilmesine karar verilenlerin eski kadro veya pozisyonuna atanması esastır….Kurumlar, bildirim veya atama teklif tarihini takip eden otuz gün içerisinde atama işlemlerini tamamlar……İlgililerin kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin kanun hükmünde kararname hükümleri, bu fıkrada belirtilen kişiler bakımından tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte ortadan kalkmış sayılır. Bu kapsamda göreve başlayanlara, kamu görevinden çıkarılma tarihlerini takip eden aybaşından göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal hakları ödenir. Bu kişiler, kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamaz" hükmüne yer verilmiş olup, anılan düzenlemenin son cümlesi Anayasa Mahkemesi’nin 30.06.2022 tarih ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararı ile iptal edilmiştir. OHAL KHK’larıyla doğrudan kamu görevinden, meslekten veya görev yapılan teşkilattan çıkarılan ya da ilişiği kesilen kişilerin Komisyon tarafından görevlerine iade edilmeleri durumunda aslında, "görevden çıkarılma" işleminin hukuka uygun olmadığı keyfiyetinin, yargı makamlarına başvurulmadan, idare tarafından kabul ve tespit edilmesi anlamına gelmektedir. Bu durumda olan kişiler açısından, ilgililerin mülkiyet hakkına, mali ve sosyal haklardan mahrum edilmek suretiyle hukuka aykırı bir şekilde sınırlama getirildiği anlaşılmaktadır. 7075 sayılı Kanun'un 10. maddesinde yer alan "Bu kapsamda göreve başlayanlara, kamu görevinden çıkarılma tarihlerini takip eden aybaşından göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal hakları ödenir." ibaresi de mülkiyet hakkına yönelik bu sınırlamanın sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yönelik bir düzenlemedir. Anılan düzenlemede, ödeme için getirilen tek şart, kişiler açısından getirilen bir şart olup, "kanun hükmünde kararname ile kamu görevinden ihraç edilme ve Komisyon kararı ile kamu görevine iade edilme" şartıdır. Bu durumda, OHAL komisyon kararı ile hukuka aykırı bir şekilde görevden çıkarıldığı anlaşılan kişiler bakımından, açıkta kaldıkları döneme ilişkin yapılan mali ve sosyal hak ödemeleri aslında hukuk devletinde idarenin, hukuka aykırı olarak tesis ettiği işlemlerin sebep olduğu zararı gidermesi anlamına gelmektedir. İdarenin o döneme ilişkin, 7075 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında yapacağı ödeme, ihraç işlemi hiç olmasaydı kişinin elde edeceği hakları ona tekrar sağlama; yani bir nevi eski hâle getirme ilkesi kapsamında yapılan bir ödemedir. Mülkiyet hakkına yönelik bu sınırlama nedeniyle oluşan mağduriyetin giderilebilmesi de; hukuka aykırı olarak tesis edilen ihraç işlemi hiç tesis edilmese idi kişinin elde edebileceği kazanımların kendisine geri ödenebilmesiyle mümkün olabilecektir. 7075 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 1. fıkrası kapsamında ilgililere yapılacak mali ve sosyal hak ödemesi bir tazminat ödemesi olmayıp, idarenin hukuka aykırı olarak tesis ettiği işlem nedeniyle ilgililer açısından mağduriyetin giderilmesi amacıyla yapılan bir ödeme niteliğindedir. Bu ödemelerin, tazminat kapsamında kabul edilmemesi gerektiği aslında kanunkoyucu tarafından da vurgulanmıştır. Kanun koyucu tarafından, adı geçen fıkrada "Bu kişiler, kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamaz" cümlesine yer verilmiştir. Öte yandan, bu kapsamdaki ilgililerin tazminat talep edemeyeceğine yönelik düzenleme ise, Anayasa Mahkemesi tarafından hukuka aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Ayrıca, anılan kanuni düzenlemede, "kişinin meslekten çıkarıldığı tarihten Komisyon kararıyla görevine iade edildiği tarihe kadar geçen sürede alması gereken mali ve özlük haklarının bu sürede elde ettiği gelirleri olup olmadığı araştırılarak, varsa bu tutarlar mahsup edildikten sonra ödenmesi gerektiği" şeklinde bir ibarede bulunmamaktadır. Yukarıda aktarılanların ışığında, Kanunda da öngörüldüğü üzere, OHAL kapsamında çıkarılan bir KHK'yla kamu görevinden çıkarılanlardan yine OHAL Komisyonu kararıyla görevine döndürülenlerin açıkta geçirdikleri süreye ait tüm malî ve sosyal hakların idare tarafından ödenmesi gerekmektedir. Açıkta geçirilen bu dönemde, kamu ile hiçbir ilgisi bulunmayan kişilerin, yani iradeleri dışında görevlerinden ihraç edilen ve bu nedenle kamuya karşı bir yükümlülüğü olmayan ilgililerin, hayatlarını idame ettirmek için elde ettikleri gelirlerin kendilerine yapılacak ödemelerden mahsup edilmesi kanunen mümkün değildir. Zira kanun kapsamında yapılan ödeme bir tazminat ödemesi olmayıp, hukuka aykırı olarak tesis edilen işlem nedeniyle eski hale getirmek için yapılan bir ödeme niteliğindedir. Kanun koyucu tarafından da, açıkta kalınan dönemde elde edilen kazancın mahsup edileceğine ilişkin bir düzenleme de yapılmamış olup, davalı idarenin hiçbir açıklama veya mevzuata dayanmadan, kanun koyucu gibi, yorum yapmak suretiyle ihraçta geçirilen sürede elde edilen kazancın ödenecek olan mali ve sosyal haklardan mahsup edilmesi gerektiği şeklinde gerekçe göstererek eksik ödeme yapması, yürütmenin yasama yerine geçip karar vermesi anlamı taşıdığından kuvvetler ayrılığı ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Öte yandan, iradesi dışında idarenin hukuka aykırı olarak tesis ettiği işlem nedeniyle görevlerinden ihraç edilen kişilerin açıkta kaldıkları dönem boyunca elde ettikleri gelirlerin, mülkiyet hakkı kapsamında kabul edilen mali ve sosyal haklarından mahsup edilmesi hukuka ve hakkaniyete de uygun düşmemektedir. Bu itibarla, OHAL işlemleriyle ihraç edildikten sonra OHAL Komisyonu kararına istinaden yeniden görevine başlatılanlara, 7075 sayılı Kanunun 10/1 maddesi kapsamında "göreve başlayanlara, kamu görevinden çıkarılma tarihlerini takip eden aybaşından göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal haklarının ödeneceği" açıkça kurala bağlandığından ve bu kuralda herhangi bir istisnaya yer verilmediğinden, başka bir anlatımla açıkta geçirilen sürede elde edilen kazancın ödenecek olan mali ve sosyal haklardan mahsup edileceği şeklinde ayrıksı bir düzenleme yapılmadığından, ilgililere başvurusu üzerine ihraç edildiği tarihi izleyen aybaşından göreve başladığı tarihe kadar geçen süreye ilişkin maaş ve sosyal haklarının tam ve eksiksiz olarak ödenmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, aykırılığın, açıkta kalınan dönemde elde edilen gelirlerin mahsup edilemeyeceği yolundaki Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesinin kararı doğrultusunda giderilmesi gerektiği oyuyla karara katılmıyoruz.
Danıştay 10. Daire, E. 2018/3870, K. 2022/2717Kaynağı aç
Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2018/3870 E.  ,  2022/2717 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2018/3870 Karar No : 2022/2717 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Valiliği / … İSTEMLERİN_KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi …. İdare Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisaki veya irtibatının tespit edildiğinden bahisle silahlı özel güvenlik görevlisi kimlik kartı ve çalışma izninin iptaline ilişkin …Valiliği İl Emniyet Müdürlüğünün …tarih ve ….(…)…sayılı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararlarına karşılık olarak 20.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 40.000,00 TL tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla; davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan …Cumhuriyet Başsavcılığının …sayılı soruşturma dosyasında yürütülen soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, bunun üzerine Aydın Valiliği İl Özel Güvenlik Komisyonunun …tarih ve …sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptal edildiği ve davacının kimlik kartının iade edildiği, dolayısıyla dava konusu işlem yönünden uyuşmazlığın konusuz kaldığı, ancak bu işlem nedeniyle davacının maddi zarara uğradığının açık olduğu anlaşıldığından, iş akdinin feshedildiği 23/11/2016 tarihi ile davanın açıldığı 09/01/2017 tarihi arasında yoksun kaldığı 2.601,98 TL maaş alacağının tazmini gerektiği; 15/07/2016 tarihinde ülke genelinde yapılmaya çalışılan darbe girişimi sonrasındaki süreçte pek çok kamu görevlisinin ihraç edilmesi sebebiyle görevi başında kalan az sayıda personelin darbe girişiminde bulunan silahlı terör örgütü üyeleri ile ilgili işlemleri ivedilikle yerine getirmek için çok yoğun bir şekilde çalıştığı, her ihbarın değerlendirilmesinin zorunlu olduğu, ayrıca örgüt üyelerinin tespitinde karşılaşılan zorluklar sebebiyle gelen ihbarların değerlendirilmesi sürecinde pek çok kişi hakkında işlem yapıldığı, ülkece geçirilen zor günler dikkate alındığında, bunun getirdiği külfete tüm vatandaşların katlandığı, toplumun her kesiminin bu darbe girişimi sebebiyle manevi olarak yıprandığı göz önüne alındığında, davacı tarafından bu külfete ek olarak uğranılan manevi zararın ispatlanamadığı gerekçesiyle, dava konusu işlem hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacının maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 2.601,98 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat istemi ile manevi tazminat istemi yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: …Bölge İdare Mahkemesi …. İdare Dava Dairesince; kararın istinaf istemine konu maddi ve manevi tazminata ilişkin kısımları yönünden, davacının özel güvenlik görevlisi kimlik kartı ve çalışma izninin iptaline yönelik dava konusu işlemin idarece yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan tesis edildiği, davacıya yöneltilen suçlamanın ağırlığı ve gerçekle bir ilgisinin olmadığı hususunun …Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma sonucunda verilen kararda ortaya konulduğu ve davalı idarece bu gerçeklik karşısında dava konusu işlemin geri alınarak ortadan kaldırıldığı hususu göz önüne alındığında; dava konusu işlem nedeniyle ortaya çıkan bir hizmet kusurunun olduğu ve bu itibarla davacının manevi zarar gördüğünün de kabulünün gerektiği, davacının duyduğu acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla, sosyal ve ekonomik durumu da göz önünde tutularak, paranın alım gücüne denk düşen hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir manevi tazminatın ödenmesi gerektiği; İdare Mahkemesi kararının istinaf istemine konu edilen diğer kısımları yönünden ise hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine, davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine, İdare Mahkemesi kararının davacının manevi tazminat isteminin reddine yönelik kısmının kaldırılmasına, 5.000,00 TL manevi tazminatın davalı idarece davacıya ödenmesine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacı tarafından; dava konusu işlem ile çalıştığı şirkette görev yapabilmesi için zorunlu olarak sahip olması gereken bir belge elinden alındığından iş mahkemesi nezdinde işe iade davası açamadığı, bununla bağlantılı olarak alabileceği maddi haklarından yoksun kaldığı, bunların belirlenmesi için İdare Mahkemesince bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekmekteyken eksik araştırma yapılarak karar verildiği, hükmedilen manevi tazminat miktarının ise idarenin hukuka aykırı işlemi sebebiyle yaşadığı acı ve elemi ortadan kaldırmaya elverişli olmadığı ileri sürülerek Bölge İdare Mahkemesi kararının aleyhine olan kısımlarının bozulması istenilmektedir. Davalı idare tarafından; davacının, silahlı terör örgütüne üyelik suçlamasıyla yapılan soruşturma kapsamında gözaltına alındığı ve çıkarıldığı adli makamca adli kontrolle serbest bırakıldığının bildirilmesi üzerine, davacıya isnat edilen suçun 5188 sayılı Kanun'da özel güvenlik görevlisi olmaya engel suçlar arasında yer alması nedeniyle, söz konusu mevzuatta kamu görevlilerinde olduğu gibi görevden uzaklaştırma tedbirinin de bulunmaması sebebiyle, dava konusu işlemin işlem tesis edildiği, davacının yapılan adli soruşturma sonucunda takipsizlik kararı verilmesi üzerine kimlik kartı ve çalışma izninin iadesine karar verildiği, tüm işlemlerin ve sürecin hukuk ve mevzuat çerçevesinde yürütüldüğü ileri sürülerek Bölge İdare Mahkemesinin aleyhlerine olan kısımlarının bozulması istenilmektedir. TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davacı tarafından; davalı idarenin temyiz başvurusunun hükmedilen maddi tazminata yönelik olduğu ve 2577 sayılı Kanun'da temyiz başvurusuna konu parasal sınırın 100.000,00 TL olarak belirlenmesi karşısında, söz konusu miktarın Kanun tarafından öngörülen sınır altında kalması sebebiyle temyiz başvurusunun usulden reddedilmesi gerektiği; dava konusu işlemin hakkında yeterince araştırma ve değerlendirme yapılmadan tesis edilmesi ve bu suretle masumiyet karinesinin ihlal edilmesi sebebiyle hizmet kusurunun oluştuğu belirtilerek davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davalı idare tarafından; dava konusu işlemin hukuka ve usule uygun olarak yerine getirildiği, dolayısıyla davacının oluştuğunu ileri sürdüğü zararları ile hukuka uygun davranan idarelerinin eylem ve işlemleri arasında illiyet bağı bulunmadığı belirtilerek davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkimi'nin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğünün …tarih ve …-…sayılı Genel Yazısıyla, özel güvenlik şirketlerinin, kurucu, yönetici, temsilci, eğitici ve özel güvenlik görevlileri ile, diğer çalışanlarının İstihbarat, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) ve Terörle Mücadele Şube Müdürlüklerince araştırılması, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne mensubiyeti, iltisak veya irtibatı tespit edilen şirketlerin faaliyet izin belgelerinin iptal edilebilmesi için İçişleri Bakanlığına bildirilmesi, valiliklerce alarm izleme merkezlerinin kapatılması, özel güvenlik görevlilerinin kimlik kartlarının ise iptal edilmesi talimatı verilmiş; adı geçen idarece …tarih ve …Genel Yazıyla ise, 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun'un 11. maddesi hükümleri uyarınca yapılan araştırmalar neticesinde özel güvenlik görevlilerine ilişkin elde edilen bilgilerin derlenerek ekte gönderildiği belirtildikten sonra, hazırlanan listelerde adı geçen özel güvenlik görevlileri hakkında özel güvenlik kimlik kartlarını veren il valiliklerince ilgili kurum ve birimlerden teyidin yapılması, elde edilecek bilgi ve belgelerin il özel güvenlik komisyonu tarafından değerlendirilmesi ile listelerde adı geçenlerden terör örgütüne aidiyeti, irtibatı veya iltisakı tespit edilenlerin kimlik kartlarının iptal edilerek sisteme "ret" kaydı girilmesi ve neticeden Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Güvenlik Daire Başkanlığına bilgi verilmesi doğrultusunda 81 il valiliğine talimat verilmiş; anılan yazı ekinde bulunan listede davacının ismine de yer verildiğinden, Aydın Valiliği İl Emniyet Müdürlüğünce davacının güvenlik soruşturmasının olumsuz kabul edilmesi üzerine davacıya ait özel güvenlik kimlik kartı …tarih ve ….(…)…sayılı işlemle iptal edilmiş; davacı tarafından da bu işlemin iptali ile işlem nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararlarına karşılık olarak 20.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 40.000,00 TL tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: A. Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Davacının Manevi Tazminat İsteminin Kısmen Kabulü ile 5.000,00 TL Manevi Tazminatın Davalı İdarece Davacıya Ödenmesine, Fazlaya İlişkin Manevi Tazminat İsteminin Reddine ve İdare Mahkemesi kararının Maddi Tazminat İsteminin Kısmen Kabulüne İlişkin Kısmına Karşı Davalı İdare tarafından Yapılan İstinaf Başvurusunun Reddine Yönelik Kısımlarının İncelenmesi: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın, davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısımları ile İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısmına karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, taraflarca ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. B. Bölge İdare Mahkemesi Kararının, İdare Mahkemesi Kararının Maddi Tazminat İsteminin Kısmen Reddine İlişkin Kısmına Karşı Davacı Tarafından Yapılan İstinaf Başvurusunun Reddine Yönelik Kısmı ile Kabul Edilen Maddi Tazminata Yasal Faiz İşletilmesine İlişkin Kısmına Karşı Davalı İdare Tarafından Yapılan İstinaf Başvurusunun Reddine Yönelik Kısmının İncelenmesi: Dosyanın incelenmesinden; davacının, Aydın Valiliği tarafından 26/07/2016 tarihinde verilen ve 12/06/2020 tarihine kadar geçerli olan …belge numaralı silahlı özel güvenlik görevlisi kimlik kartı ile …Özel Güvenlik Danışmanlık Eğitim Alarm Cihazları ve Sistemleri Ticaret Limited Şirketi bünyesinde özel güvenlik görevlisi olarak çalışmaktayken, dava konusu işlemle özel güvenlik görevlisi kimlik kartının iptali sebebiyle anılan iş yeriyle olan hizmet sözleşmesinin 23/11/2016 tarihinde feshedildiği; …Cumhuriyet Başsavcılığınca, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan …sayılı dosya ile yapılan soruşturmada 07/04/2017 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığı yolunda verilen karar üzerine, davacının 22/07/2017 ve 13/09/2017 tarihli (kapatılan) Başbakanlık İletişim Merkezi (BİMER) üzerinden kimlik kartının iadesi istemli başvuruları sonucu yapılan araştırmalar neticesinde toplanan Aydın Valiliği İl Özel Güvenlik Komisyonunca verilen …tarih ve …sayılı kararla, davacının kimlik kartının iade edildiği anlaşılmaktadır. Aydın Cumhuriyet Başsavcılığınca, davacı hakkında yürütülen adli soruşturma sürecinde, silahlı terör örgütüne üye olma suçu ile ilgili delil olarak nitelendirilebilecek hiçbir hususun tespit edilmemesi karşısında, davalı idarece yeterli araştırma yapılmaksızın ve davacının terör örgütleriyle irtibatlı veya iltisaklı olup olmadığına yönelik somut deliller ortaya konulmaksızın işlem tesis edildiği açık olup, Aydın Valiliği İl Özel Güvenlik Komisyonunca, davacının silahlı özel güvenlik görevlisi kimlik kartının iadesine ilişkin daha sonradan verilen kararın, dava konusu işlemin hukuka aykırılığını ve bu işlem nedeniyle davacıda oluşan zararların davalı idarece nedensellik bağı çerçevesinde tazmin edilmesi gerekliliğini ortadan kaldırmayacağı kuşkusuzdur. Davacının aktif olarak özel bir şirket bünyesinde özel güvenlik görevlisi olarak çalışmaktayken kimlik belgesinin iptal edilmesi sebebiyle 23/11/2016 tarihinde işten çıkarıldığı, davalı idarece 22/09/2017 tarihli kararla da kimlik belgesinin iade edildiği, söz konusu tarihler arasında davalı idarenin hizmet kusuru nedeniyle çalışamadığı sonucuna varıldığından, anılan tarihler arasında silahlı özel güvenlik görevlisi olarak çalışamaması sebebiyle yoksun kaldığı parasal haklarının tespit edilerek, ilgili döneme ait gelir getirici bir faaliyeti bulunmakta ise, buna ilişkin tutarın yoksun kaldığı parasal haklardan mahsup edilmek suretiyle idarenin hizmet kusuru sebebiyle uğradığı maddi zararının karşılanması gerekmektedir. Bu durumda; davacının maddi kaybının, hizmet akdinin feshedildiği 23/11/2016 tarihi ile davanın açıldığı 09/01/2017 tarihi arasındaki süre içerisindeki 2 aylık net asgari ücret tutarına karşılık gelen 2.601,98 TL olduğu gerekçesiyle, davacının maddi tazminat isteminin 2.601,98 TL'yi aşan kısmının reddine yönelik İdare Mahkemesi kararının bu kısmına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu …Bölge İdare Mahkemesi …. İdare Dava Dairesi kararının anılan kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır. Öte yandan; dava dilekçesinde, talep edilen tazminat miktarına yönelik herhangi bir faiz isteminde bulunulmamasına rağmen, İdare Mahkemesince ödenmesine hükmedilen maddi tazminat tutarına taleple bağlılık kuralını aşar şekilde yasal faiz işletilmesine karar verilmesinde ve Bölge İdare Mahkemesince bu kısma yönelik davalı idare istinaf başvurusunun reddine karar verilmesinde usul hükümlerine uyarlık görülmemiş olup, Bölge İdare Mahkemesince yeniden yapılacak yargılamada, davacının faiz isteminin bulunmadığı hususunun da göz önünde bulundurulması gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının ve davalı idarenin temyiz isteminin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, 2. …Bölge İdare Mahkemesi …. İdare Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı temyize konu kararının maddi tazminat isteminin kısmen reddi ile kabul edilen maddi tazminata faiz işletilmesi yönlerinden yapılan istinaf başvurularının reddine ilişkin kısımlarının BOZULMASINA, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmı ile maddi tazminat isteminin kısmen kabulü yönünden yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının ONANMASINA, 3. Bozulan kısımlar hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın …Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 24/05/2022 tarihinde manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısım yönünden oy çokluğuyla, diğer yönlerden oy birliğiyle kesin olarak karar verildi. (X) – KARŞI OY : …. İdare Mahkemesince verilen kararın, davacının manevi tazminat isteminin reddine yönelik kısmında belirtilen gerekçeler doğrultusunda, davacının özel güvenlik görevlisi kimlik kartının iptali sebebiyle davalı idarece tazmin edilmesi gereken manevi bir zararının bulunmadığı değerlendirmesiyle, davalı idarenin temyiz isteminin kısmen kabulü ile Bölge İdare Mahkemesinin davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne yönelik bölümünün bozulması gerektiği oyuyla, Daire kararının aksi yöndeki kısmına katılmıyoruz.

Geriye Dönük Maaş ve Mali Hakların Ödenmesi

Kamu görevinden haksız biçimde çıkarılıp göreve başlatılan personele, çıkarma tarihini takip eden aybaşından göreve başladığı tarihe kadar geçen döneme tekabül eden mali ve sosyal hakları ödenir. Bu kapsamda çıplak maaşın yanı sıra ek ders, döner sermaye, nöbet ücreti, yabancı dil tazminatı, aile ve çocuk yardımı ile banka promosyonları hesaba dahil edilir. Boşta kalınan dönemdeki tüm katsayı artışları ve enflasyon farkları yansıtılır; personelin bir üst derece veya kademeye yükselecek olması halinde hesaplama bu yeni derece üzerinden yürütülür. Parasal hak ödemesi sırasında memurun fazlaya dair haklarını saklı tuttuğuna ilişkin şerh düşmesi hak kaybını önler; eksik ödeme yapılması halinde kalan miktar için altmış gün içinde fark davası açılması mümkündür.

Görevden Uzaklaştırma Tedbiri ve Aylık Kesintilerinin İadesi

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 139. maddesi gereğince görevden uzaklaştırılan memur hakkında tedbiri izleyen on iş günü içinde soruşturmaya başlanması şarttır; keyfi, kin veya garazla hareket eden amirlerin hukuki, mali ve cezai sorumluluğu bulunur. Haklarında cezai kovuşturma yürütülen memurlar da yetkili amirlerce görevden uzaklaştırılabilir. Kanun'un 141. maddesi uyarınca bu süreçte memurlara aylıklarının üçte ikisi ödenir ve sosyal hak ve yardımlardan yararlanma devam eder. Soruşturma veya yargılama sonucunda beraat etme, yargılamanın men'ine karar verilmesi, genel aftan yararlanma veya memurluktan çıkarma dışında bir disiplin cezası alma durumlarında görevden uzaklaştırma tedbiri derhal kaldırılır ve ilgilinin kesilmiş olan üçte bir aylığı ödenerek açıkta geçen süre derece ve kademe ilerlemesinde değerlendirilir.

Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2023/31, K. 2023/36Kaynağı aç
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2023/31 E.  ,  2023/36 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/31 Karar No : 2023/36 BÖLGE İDARE MAHKEMESİ KARARLARI ARASINDAKİ AYKIRILIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİ HAKKINDA KARAR İzmir Bölge İdare Mahkemesi Başkanlar Kurulunun 24/05/2023 tarih ve E:2023/18, K:2023/18 sayılı kararıyla; Özge Orasan vekili Av. … tarafından, İzmir Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesinin 14/03/2023 tarih ve E:2023/359, K:2023/453 sayılı kararı ile Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesinin 06/10/2020 tarih ve E:2020/683, K:2020/1729 sayılı kararı arasındaki aykırılığın giderilmesinin istenmesi nedeniyle, "Aykırılığın davanın konusu işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesi yolundaki Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi kararı doğrultusunda giderilmesi gerektiği" görüşüyle, 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun'un 3/C maddesinin 5. fıkrası uyarınca karar verilmesi için dosyanın Danıştaya gönderilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkimi Gül Banu DOĞAN'ın açıklamaları dinlendikten sonra konu ile ilgili kararlar ve yasal düzenlemeler incelenerek gereği görüşüldü: I- AYKIRILIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU BÖLGE İDARE MAHKEMESİ KARARLARI : A-İZMİR BÖLGE İDARE MAHKEMESİ 2. İDARİ DAVA DAİRESİNİN E:2023/359 SAYILI DOSYASINA KONU YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istemin özeti: Aydın ili, Bozdoğan ilçesi, … Ortaokulu'nda ilköğretim matematik öğretmeni olarak görev yapmakta iken 25/01/2019 tarihinde görevinden uzaklaştırılan ve 28/02/2022 tarihinde görevine iade edilen davacı tarafından, bu döneme ilişkin olarak sonradan ödenen 1/3 oranındaki aylıklara işletilecek yasal faizlerin ve ek ders ücretleri ile bu ek ders ücretlerine işletilecek yasal faizlerin ödenmesi istemiyle 01/04/2022 tarihinde yapılan başvurunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile aylık tutarlarına ilişkin faizlerin ve ödenmeyen ek ders ücretleri ile bu ücretlere işletilecek yasal faizlerin ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. Aydın 1. İdare Mahkemesinin 30/11/2022 tarih ve E:2022/1491, K:2022/2051 sayılı kararının özeti: Anayasa'nın 125. maddesine; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 137. , 140., 141. ve 143.maddelerine; 439 sayılı Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Yüksek ve Orta Dereceli Okullar Öğretmenleri ile İlkokul Öğretmenlerinin Haftalık Ders Saatleri ile Ek Ders Ücretleri Hakkında Kanun'un Ek 1. Maddesine; 16/12/2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Bakanlar Kurulu Kararının 4. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendine, 6. maddesinin 1. fıkrasına, 8. ve 12. maddelerine, 17. maddesinin 1. fıkrasına, 25. maddesinin 1. fıkrasına ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun Ek 32. maddesine yer verildikten sonra, Aktarılan mevzuat hükümlerinin incelenmesinden; 657 sayılı Kanunun 137 ila 145. maddelerinde görevden uzaklaştırma tedbiri ile ilgili hükümlerin ayrıntılı olarak düzenlendiği, 141. maddede görevden uzaklaştırılan memura bu dönemde aylıklarının 2/3'sinin ödeneceği, 143. maddedeki durumların ortaya çıkması nedeniyle göreve iade edilen memura ise kesilmiş olan 1/3 oranındaki aylıkların iade edileceği, bu sürelerin memuriyette geçmiş gibi değerlendirileceğinin kurala bağlandığı, Bu bakımdan; davacının yargılanmış olduğu suçtan beraat ettiği, bu suç isnadı nedeniyle görevinden uzak kalmasından dolayı maaşlarından 1/3 tutarında kesinti yapıldığı, bu kesintiye yönelik kendisinin herhangi bir kusurunun bulunmadığı, diğer yandan, söz konusu işlem hiç tesis edilmemiş olsaydı, davacının fiilen çalışma şartını yerine getireceği, dolayısıyla Milli Eğitim Bakanlığına bağlı örgün eğitim kurumunda öğretmen olarak görev yapıyor olması nedeniyle ek ders ücreti ödemelerinden de yararlanabilecek olduğu sonucuna varıldığı, bu döneme ilişkin olarak alamadığı 1/3 oranındaki aylıklara işletilecek yasal faizlerin ve ek ders ücretleri ile bu ek ders ücretlerine işletilecek yasal faizlerin ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk görülmediği, Öte yandan, dava konusu işlem hukuka aykırı bulunduğundan davacıya sonradan ödenen 1/3 oranındaki maaşlarının tahakkuk tarihinden itibaren işletilecek yasal faizin, ayrıca ek ders ücretleri ile bu ücretlere tahakkuk tarihinden itibaren işletilecek yasal faizin davalı idarece hesaplanarak davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptaline, davacının görevinden uzakta geçirdiği döneme ilişkin olarak 1/3 oranında ödenen maaşlara tahakkuk tarihinden itibaren işletilecek yasal faizin ve ek ders ücretleri ile bu ücretlere tahakkuk tarihinden itibaren işletilecek yasal faizin davalı idarece hesaplanarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. İzmir Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesinin 14/03/2023 tarih ve E:2023/359, K:2023/453 sayılı kararının özeti: Davacının görevden uzaklaştırıldığı döneme ilişkin olarak sonradan ödenen 1/3 maaşlara tahakkuk tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi yönünden; Aydın 1. İdare Mahkemesince verilen 30/11/2022 tarih ve E:2022/1491, K:2022/2051 sayılı kararın, "davacının görevden uzaklaştırıldığı döneme ilişkin olarak sonradan ödenen 1/3 maaşlarına işletilecek yasal faizin ödenmesi talebinin reddine ilişkin kısmı yönünden dava konusu işlemin iptali ile davacının görevden uzaklaştırıldığı döneme ilişkin olarak ödenen 1/3 maaşlara tahakkuk tarihinden itibaren işletilecek yasal faizin davalı idarece hesaplanarak davacıya ödenmesi" ne yönelik kısmı yönünden dayandığı gerekçe usul ve yasaya uygun olup, istinaf başvurusunun kabulünü gerektiren başka bir neden de bulunmadığı, Davacının görevden uzaklaştırıldığı döneme ilişkin ek ders ücreti ödenmesi talebine ilişkin kısmı yönünden; 439 sayılı Kanun'un Ek 1. Maddesine; 16/12/2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı'nın 4. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendine, 6. maddesinin 1. ve 3. fıkralarına, 8. ve 12. maddelerine, 25. maddesinin 1. fıkrasına yer verildikten sonra, Yukarıda alıntısı yapılan yasal ve yönetsel düzenlemelere göre; uyuşmazlık konusu ek ders ücretinin ödenebilmesi için fiilen görev yapılmış olmasının şart olduğu, Öte yandan, davacı hakkında verilen görevden uzaklaştırma kararının, hukuka aykırı olduğundan bahisle idare mahkemesince verilmiş bir iptal kararı bulunmadığından, hukuka uygunluk karinesinden yararlanacağı, dolayısıyla davacının fiilen görev yapamamasında idareye kusur atfedilemeyeceğinin açık olduğu, Bu durumda, davacı tarafından talep edilen ek ders ücretinin asli göreve bağlı olarak ödenen bir özlük hakkı olmadığı, fiilen çalışmaya bağlı olduğu ve görevden uzak kalınan dönemler için ödenmesinin mümkün olmadığı, bu itibarla hakkında uygulanan görevden uzaklaştırma tedbiri kaldırılarak görevine iade edilen davacının, görevden uzaklaştırıldığı süre zarfında fiilen görev yapmadığından, ek ders ücretinin yasal faizi ile birlikte ödenmesi talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı, Ayrıca, dava konusu işlemin davacının görevden uzaklaştırıldığı döneme isabet eden ek ders ücretlerinin yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebinin reddine ilişkin kısmı hukuka uygun bulunduğundan, davacının bu işleme bağlı parasal hak talebinin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davalı idarenin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, Aydın 1. İdare Mahkemesince verilen 30/11/2022 tarih ve E:2022/1491, K:2022/2051 sayılı kararın; "dava konusu işlemin; davacının görevden uzaklaştırıldığı dönemde alamadığı ek ders ücretlerinin yasal faiziyle ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin kısmının iptali ile davacının görevden uzaklaştırıldığı döneme ilişkin ek ders ücretlerinin tahakkuk tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle davacıya ödenmesine" ilişkin kısmının kaldırılmasına, bu kısım yönünden davanın reddine, diğer kısımlar yönünden ise istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. B-ANKARA BÖLGE İDARE MAHKEMESİ 2. İDARİ DAVA DAİRESİNİN E:2020/683 SAYILI DOSYASINA KONU YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istemin özeti: Davacı tarafından, … Anadolu Lisesinde tarih öğretmeni olarak görev yapmaktayken, görevden uzaklaştırıldığı 29/07/2016-27/10/2016 ile 06/01/2017-22/03/2018 tarihleri arasında yoksun kaldığı ek ders ücretinin tarafına ödenmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine dair … tarih ve … sayılı Düzce Valiliği işleminin iptali ile dava konusu hak ve ücret kayıplarının, görevden uzaklaştırıldığı 29/07/2016 tarihinden itibaren ödeme tarihine kadar işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle açılmıştır. Bolu İdare Mahkemesinin 30/12/2019 tarih ve E:2019/540, K:2019/1157 sayılı kararının özeti: 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 141. maddesine; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 89. maddesine, Milli Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı'nın 4. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendi ile 25. maddesine yer verildikten sonra, Alıntılanan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun ''Görevden uzaklaştırılan veya görevinden uzak kalan memurların hak ve yükümlülüğü'' başlıklı 141. maddesi gereğince, görevden uzaklaştırılan personelin tekrar göreve başlatılması üzerine bunların aylıklarının kesilmiş olan üçte birinin ödeneceği açıksa da, uyuşmazlık konusunun, aylığa ilişkin olmadığı, ek ders ücretlerinin ödenmemesi olduğundan, Milli Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Kararının 25. maddesi uyarınca ek ders ücretinin ödenebilmesi için ek ders görevinin fiilen yapılmış olması, ek ders görevinden sayılan veya ek ders görevinin yapılmış sayılacağı haller bakımından adı geçen bu Kararda belirtilen koşulların oluşması gerektiği, Olayda; öğretmen olan davacının görevi başında olsa bile maaşa esas ders saatini tamamladıktan sonra ek ders için görevlendirilmesi ve bu görevi fiilen yapmış olmasının, ek ders ücreti ödenmesi için gerekli şart olduğundan, ek ders görevinin verilip verilmeyeceği ihtimal dahilinde olan davacıya fiilen girmediği ek ders ücretinin ödenemeyeceğinin mevzuat gereği olduğu, şartları oluşmayan davacıya ek ders ücreti ödenmemesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı, Nitekim, benzer uyuşmazlığa ilişkin Ankara Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesi'nin 21/11/2018 tarih ve E:2018/1220,K:2018/1438 sayılı kararının da bu yönde olduğu, Öte yandan, dava konusu işlem hukuka uygun tesis edildiğinden dava konusu hak ve ücret kayıplarına görevden uzaklaştırıldığı 29/07/2016 tarihinden itibaren ödeme tarihine kadar yasal faiz yürütülmesi istemin de reddine karar verilmesi gerektiğinin açık olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesinin 06/10/2020 tarih ve E:2020/683, K:2020/1729 sayılı kararının özeti: 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 137. ve 141.maddelerine; 16/12/2006 tarih ve 26378 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Millî Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı'nın 1. maddesi ile 25. maddesinin 1. fıkrasına yer verikten sonra, Memurların, haklarında yapılan soruşturmalar nedeniyle görevlerinden uzaklaştırıldığı süre boyunca yukarıda hükümlerine yer verilen 657 sayılı Kanun hükümleri uyarınca maaşlarının 1/3'ü oranında kesintiye uğrayacağı, 2/3'ünün ise kendilerine ödenmeye devam edileceği, idarece bu kişilerin haklarında tesis edilmiş olan görevden uzaklaştırma işlemi kaldırılarak görevlerine iade edilmeleri durumunda ise, maaşlarından kesinti yapılan 1/3'ü tutarları toplamının bu kişilere ödeneceği hususunun açık olduğu, fakat maaşın yanında ek ders ücreti gibi bir takım ilave yan ödemelerin, görevden uzak kalınan dönemde fiilen çalışılma olmadığı için ödenip ödenmeyeceği hususunda tereddüt bulunduğu, yukarıda hükümlerine yer verilen mevzuata göre de, sözü edilen yan ödemelerin memura ödenebilmesi için fiilen hizmet vermenin şart olduğu düzenlenmiş ise de; burada aranan "fiilen çalışma koşulunun" memurlardan görevde iken yan ödemeleri gerektiren görevleri fiilen yapmayanların anlaşılması gerektiği, idarece tesis edilen görevden uzaklaştırma işlemi nedeniyle fiilen hizmet verme imkanı olmayanların anlaşılmaması gerektiği, örneğin, ek ders ücreti için, bir öğretmenin görevinde olsa dahi ek ders ücreti alacak kadar fazladan derse girmeyebileceği ya da nöbet tutmayabileceği kanaatine ulaşıldığı, Dava konusu uyuşmazlıkta; … Anadolu Lisesinde Tarih Öğretmeni olarak görev yapmakta iken, 29/07/2016-27/10/2016 ile 06/01/2017-22/03/2018 tarihleri arasında görevden uzaklaştırılıp, en son 19/03/2018 tarihli Milli Eğitim Bakanlığı Olur'u ile görevine iade edilen davacı tarafından, 29/07/2016-27/10/2016 ile 06/01/2017-22/03/2018 tarihleri arasında yoksun kaldığı ek ders ücretlerinin ödenmesi istemiyle 18/06/2019 tarihinde yaptığı başvurusunun … tarih ve E… sayılı işlem ile reddine karar verildiği, davalı idarece birinci savunma dilekçesinde, davacının talep konusu ettiği ek ders ücretinin ödenmemesi sebebinin, sözü edilen dönemde fiilen görev yapmamış olduğu belirtilmiş ise de, davacının sözü edilen ek ders ödemelerini alamamasının temelinde görevden uzaklaştırılmış olmasının bulunduğu, akabinde ise görevden uzaklaştırılmasına dair işlem kaldırılarak idarece görevine iade edildiği, dolayısıyla, davacı görevde olsaydı, talepte bulunduğu yan ödemelerini hak edecek hizmeti vereceğinin açık olduğu, kendi kusurundan kaynaklanmayan bir durumdan dolayı hakkında tesis edilen işlem neticesinde ortaya çıkan sonuçların davacıya yükletilmesinin hakkaniyetle bağdaşmasının mümkün olmadığının anlaşılması karşısında; davacının açıkta geçirdiği sürelere ilişkin ek ders ücretlerinin, tarafına ödenmesi istemiyle davalı idareye yapmış olduğu 18/06/2019 tarihli başvurunun reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı, Nitekim, Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 12/12/2018 tarih ve E:2013/2, K:2018/2 sayılı kararının da aynı yönde olduğu; her ne kadar içtihadı birleştirme toplantısında görüşülerek içtihada bağlanan uyuşmazlıkların sebebi, bakılmakta olan dava konusu uyuşmazlığın sebebinden farklı olarak, görevden uzaklaştırılan memurun idarece görevine iade edilmesinden değil de, memurun yargı kararı üzerine görevine iade edilmesi nedeniyle görevde olmadığı dönemde fiilen çalışmayı gerektirdiği için ödenmeyen döner sermaye ek ödemesinin verilip verilmeyeceğine ilişkin olsa da, bakılmakta olan dava ile içtihada bağlanan uyuşmazlıkların temelinin aynı sebep olan fiilen çalışılıp çalışılmamaya dayandığı ve İçtihadı Birleştirme Kurulunca da, fiilen çalışma olmasa da döner sermaye ek ödemesinin verilmesi gerektiğine hükmedildiğinin görüldüğü, Bu nedenle, dava konusu işlemin iptali yerine, davanın reddi yolunda verilen Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, Bolu İdare Mahkemesi'nce verilen 30/12/2019 tarih ve E:2019/540, K:2019/1157 sayılı kararın kaldırılmasına; dava konusu işlemin iptaline, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının hak ediş tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, kesin olarak karar verilmiştir. II-İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Uyuşmazlıklarda, öğretmen olarak görev yaparken, haklarında başlatılan soruşturmalar nedeniyle görevlerinden uzaklaştırılan davacıların; göreve iade edilmeleri üzerine görevden uzakta kaldıkları döneme ilişkin ek ders ücretlerinin yasal faiziyle ödenmesi talebiyle yaptıkları başvurularının reddine dair işlemlerin iptali ile yoksun kaldıkları ek ders ücretlerinin yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle açtıkları davalarda verilen farklı nitelikteki kararların kesinleşmesi üzerine incelenen aykırılığın oluştuğu görülmüştür. İLGİLİ MEVZUAT : 1-657 sayılı Devlet Memurları Kanunu Ders görevi: Madde 89 – (Değişik: 30/5/1974 – KHK-12; Aynen kabul: 15/5/1975 – 1897/1 md.) Her derecedeki eğitim ve öğretim kurumları ile Üniversite ve Akademi (Askeri Akademiler dahil), okul, kurs veya yaygın eğitim yapan kurumlarda ve benzeri kuruluşlarda öğretmen veya öğretim üyesi bulunmaması halinde öğretmenlere, öğretim üyelerine veya diğer memurlara veyahut açıktan atanacaklara ücret ile ek ders görevi verilebilir. Ücretle okutulacak ders saatlerinin sayısı,ders görevi alacakların nitelikleri ve diğer hususlar Cumhurbaşkanı kararı ile tespit olunur.(1) Görevden uzaklaştıran amirin sorumluluğu: Madde 139 – (Değişik: 23/12/1972 – KHK-2/1 md.) Görevinden uzaklaştırılan Devlet memurları hakkında görevden uzaklaştırmayı izleyen 10 iş günü içinde soruşturmaya başlanması şarttır. Memuru görevden uzaklaştırdıktan sonra memur hakkında derhal soruşturmaya başlamıyan, keyfi olarak veya garaz veya kini dolayısiyle bu tasarrufu yaptığı, yaptırılan soruşturma sonunda anlaşılan amirler, hukuki, mali ve cezai sorumluluğa tabidirler. Ceza kovuşturması sırasında görevden uzaklaştırma: Madde 140 – Haklarında mahkemelerce cezai kovuşturma yapılan Devlet memurları da 138 inci maddedeki yetkililer tarafından görevden uzaklaştırılabilirler. Görevden uzaklaştırılan veya görevinden uzak kalan memurların hak ve yükümlülüğü: Madde 141 – (Değişik: 30/5/1974 – KHK-12; Aynen kabul; 15/5/1975 – 1897/1 md.) Görevden uzaklaştırılan ve görevi ile ilgili olsun veya olmasın herhangi bir suçtan tutuklanan veya gözaltına alınan memurlara bu süre içinde aylıklarının üçte ikisi ödenir. Bu gibiler bu Kanunun öngördüğü sosyal hak ve yardımlardan faydalanmaya devam ederler. 143 üncü maddede sayılan durumların gerçekleşmesi halinde, bunların aylıklarının kesilmiş olan üçte biri kendilerine ödenir ve görevden uzakta geçirdikleri süre, derecelerindeki kademe ilerlemesinde ve bu sürenin derece yükselmesi için gerekli en az bekleme süresini aşan kısmı,üst dereceye yükselmeleri halinde, bu derecede kademe ilerlemesi yapılmak suretiyle değerlendirilir. Tedbirin kaldırılması: Madde 142 – Soruşturma sonunda disiplin yüzünden memurluktan çıkarma veya cezai bir işlem uygulanmasına lüzum kalmıyan Devlet memurları için alınmış olan görevden uzaklaştırma tedbiri, 138 inci maddedeki yetkililerce (Müfettişler tarafından görevden uzaklaştırılanlar hakkında atamaya yetkili amirlerce) derhal kaldırılır. Görevden uzaklaştırma tedbirini kaldırmıyan görevli hakkında 139 uncu madde hükmü uygulanır. Memurun göreve tekrar başlatılması zorunlu olan haller: Madde 143 – Soruşturma veya yargılama sonunda yetkili mercilerce: a) Haklarında memurluktan çıkarmadan başka bir disiplin cezası verilenler; b) Yargılamanın men'ine veya beraatine karar verilenler; c) Hükümden evvel haklarındaki kovuşturma genel af ile kaldırılanlar; ç) Görevlerine ve memurluklarına ilişkin olsun veya olmasın memurluğa engel olmıyacak bir ceza ile hükümlü olup cezası ertelenenler; Bu kararların kesinleşmesi üzerine haklarındaki görevden uzaklaştırma tedbiri kaldırılır. (…) Deyimler: Madde 147 – (Değişik: 30/5/1974 – KHK-12; Aynen kabul: 15/5/1975 – 1897/1 md.) Bu Kanunda geçen; A) Aylık: Bu Kanuna tabi kurumlarda görevlendirilen memurlara hizmetlerinin karşılığında, kadroya dayanılarak ay itibariyle ödenen parayı, E) Ders görevi ücreti: Bu Kanuna tabi kurumlara ait her derecedeki eğitim ve öğretim kurumları ile okul, kurs veya yaygın eğitim yapan kurumlarda ve benzeri kuruluşlarda öğretmenlik veya öğretim üyeliği yapan öğretmen, öğretim üyesi ve diğer memurlara ders saati itibariyle ödenen parayı, ….ifade eder. 2- 439 Sayılı Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Yüksek ve Orta Dereceli Okullar Öğretmenleri ile İlkokul Öğretmenlerinin Haftalık Ders Saatleri ile Ek Ders Ücretleri Hakkında Kanun: Ek Madde 1 – (Değişik: 3/4/1998 – 4359/7 md.) Anaokullarında, anasınıflarında, yetiştirme yurtlarında, okuma yazma kurslarında, gezici köy kurslarında görevli öğretmenler ile ilköğretim kurumlarında görevli sınıf öğretmenleri aylıkları karşılığında haftada 18 saat, branş öğretmenleri 15 saat ders okutmakla yükümlüdürler. Bunlara; kanun, tüzük, yönetmelik ve eğitim programlarında verilen görevlerin yerine getirilebilmesi için zorunlu olarak ek ders görevi verilir. Belirtilen kurumlarda öğretmen ve yönetici olarak görev alanlarla diğer eğitim kurumlarında ve Milli Eğitim Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatında görev alanlardan kimlerin zorunlu ek ders görevi alacağı ve haftalık çalışmalarının ne kadarının zorunlu ek ders görevinden sayılacağı; birden fazla sınıf okutan öğretmenlere verilecek haftalık zorunlu ders görevinin sayısı, öğretmen ve yöneticilere haftada verilecek zorunlu ek ders sayısı ve diğer hususlar 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 89 uncu maddesi hükümleri uyarınca düzenlenir. İkinci fıkrada belirtilenlere ilave olarak, Eğitim ve Öğretim Hizmetleri Sınıfına dahil denetim elemanlarına da ek ders ücreti ödenir. (Değişik fıkra: 21/3/2006-5473/6 md.) Hazırlık ve plan çalışmaları karşılığında öğretmenlere, haftada 3 saati geçmemek kaydıyla, aylık ve ücret karşılığı okuttukları her 10 saat için 1 saat ek ders ücreti ayrıca ödenebilir. (Ek fıkra: 21/3/2006-5473/6 md.) Yarıyıl ve yaz tatillerinde yapılan ders görevleri, ders görevinin yapılmış sayılacağı haller ile yüz yüze yapılan ders görevleri dışındaki ek ders görevleri hariç, örgün ve yaygın eğitim kurumlarında aylık karşılığı ders görevini doldurmayanlara ek ders ücreti ödenmez. 3-Millî Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı: Tanımlar MADDE 4- (1) Bu Kararda geçen; … f) Ek ders görevi: Aylık karşılığı ders görevi dışında ek ders ücreti karşılığında okutulan dersleri,… İfade eder. Ek ders görevi MADDE 6- (1) Kapsama dâhil örgün ve yaygın eğitim kurumlarında görevli olup, aylık karşılığı ders görevini tamamlayan; a) Müdür, müdür başyardımcısı ve müdür yardımcılarına haftada 6 saate, b) Genel bilgi ve meslek dersleri öğretmenlerine 6 saati zorunlu olmak üzere haftada 15 saate, c) Atölye ve laboratuvar öğretmenlerine 20 saati zorunlu olmak üzere haftada 24 saate, kadar alanlarında, alanlarında ek ders görevi verilemeyen veya kısmen verilebilenlere, ihtiyaç halinde ve istekleri üzerine alanları dışında da ek ders görevi verilebilir. (…) (3) (Değişik: 28/11/2019 tarihli ve 1810 sayılı CK) Öğretmenlere, ilgili mevzuatına göre yaptıkları meslekle ilgili çalışma sürelerinde bir öğretim yılında dört haftayı geçmemek üzere ve fiilen görev yapmaları kaydıyla haftada 15 saat ek ders ücreti ödenir. (Değişiklik öncesi hali:(3) Öğretmenlere, ilgili mevzuatına göre öğretim yılı başında ve sonunda yaptıkları meslekle ilgili çalışma sürelerinde iki haftayı geçmemek üzere ve fiilen görev yapmaları kaydıyla haftada 15 saat ek ders ücreti ödenir.) Yetiştirme, okuma -yazma ve uyum kursları MADDE 8- (1) Bu Kararla belirlenen azamî ek ders görevi ve ek ders görevinden sayılan ders saatleri dışında olmak üzere; .. (2) Bu madde kapsamında belirtilen eğitim faaliyetlerinde cumartesi ve pazar günleri ile yarıyıl ve yaz tatillerinde fiilen yerine getirilen ders görevleri, ek ders ücreti karşılığında verilir…. Görevin fiilen yapılması MADDE 25- (1) Bu Karar kapsamında ek ders ücreti ödenebilmesi için, ek ders görevinin fiilen yapılmış olması, ek ders görevinden sayılan veya ek ders görevinin yapılmış sayılacağı hâller bakımından ise bu Kararda belirlenen koşulların oluşması şarttır. Ek ders ödemelerinden harcama yetkilisi, ödeme emri belgesini düzenleyen gerçekleştirme görevlisi ve bu Kararda belirtilen esas ve usuller çerçevesinde ek ders görevinin gerçekleştiğine ilişkin belgeyi düzenleyen ve onaylayan diğer gerçekleştirme görevlileri müteselsilen sorumludur. (2) Yapılan inceleme sonucunda fiilen yapılmadan ve gerekli koşullar oluşmadan ödendiği anlaşılan ek ders ücretleri ilgililerden yasal faizi ile birlikte geri alınır. (3) (Değişik: 24/11/2008 tarihli ve 2008/14575 sayılı BKK) (Değişik: 03/01/2012 tarihli ve 2012/2664 sayılı BKK) (Değişik: 13/03/2017 tarihli ve 2017/10010 sayılı BKK) Bu Kararın 10 ve 14 üncü maddeleri ile 16 ncı maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca ödenen ek ders ücretleri, yarım günlük izinler hariç, her ne şekilde olursa olsun izinli ve raporlu olunan sürelerde ödenmez. 4-2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun: Bölge idare mahkemesi başkanlar kurulu: Madde 3/C- (Ek: 18/6/2014-6545/6 md.) … 4. Bölge idare mahkemesi başkanlar kurulunun görevleri şunlardır: … c) Benzer olaylarda, bölge idare mahkemesi dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında veya farklı bölge idare mahkemeleri dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında aykırılık veya uyuşmazlık bulunması hâlinde; resen veya ilgili bölge idare mahkemesi dairelerinin ya da istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanların bu aykırılığın veya uyuşmazlığın giderilmesini gerekçeli olarak istemeleri üzerine, istemin uygun görülmesi hâlinde kendi görüşlerini de ekleyerek Danıştaydan bu konuda karar verilmesini istemek. … 5. (Değişik:17/10/2019-7188/7 md.) Dördüncü fıkranın (c) bendine göre yapılacak istemler, konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kuruluna iletilir. İlgili dava daireleri kurulunca üç ay içinde karar verilir. Aykırılık veya uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin olarak bu fıkra uyarınca verilen kararlar kesindir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Başvuruya konu olan kararlar arasındaki aykırılık, haklarında başlatılan soruşturmalar neticesinde görevlerinden uzaklaştırılan davacıların, görevlerine iade edildikten sonra, görevden uzaklaştırma nedeniyle, fiilen görev yapmadıkları dönemde yoksun kaldıkları ek ders ücretlerinin yasal faiziyle birlikte taraflarına ödenip ödenmeyeceği hususundan kaynaklanmaktadır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 137 ve 145. maddeleri arasında düzenlenen "Görevden uzaklaştırma", Devlet kamu hizmetinin gerektirdiği hallerde görevi başında kalmasında sakınca görülecek Devlet memurları hakkında alınan ihtiyati bir tedbir olarak tanımlanmıştır. Anılan maddede; görevden uzaklaştırılan Devlet memurlarına, görevden uzakta geçirdikleri süre boyunca aylıklarının üçte ikisinin ödenmeye devam edileceği ve 657 sayılı Kanunda öngörülen tüm sosyal hak ve yardımlardan yararlanmaya devam edileceği hüküm altına alınmıştır. 657 sayılı Kanun'un 141. maddesinde geçen "aylık" tanımının, aynı Kanun'un 147. maddesinde, bu Kanun'a tabi kurumlarda görevlendirilen memurlara hizmetlerinin karşılığında, kadroya dayanılarak ay itibariyla ödenen para olarak ifade edildiği; anılan Kanun'un 141. maddesinde geçen "sosyal hak ve yardımlar"ın ise, aynı Kanun'un VI. Bölümünde düzenlendiği, bu ifadenin, "aile yardımı ödeneği, tedavi yardımı, doğum yardımı ödeneği" gibi sosyal yardımları kapsadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, Millî Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Bakanlar Kurulu Kararının "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde ek ders görevi, aylık karşılığı ders görevi dışında ek ders ücreti karşılığında okutulan dersler olarak tanımlanmış ve ek ders ücretinin aylığın dışında olduğu belirtilmiştir. Bu duruma göre; Devlet memuruna, "görevden uzaklaştırma" tedbiri sona erdirilerek göreve iade edilmesi halinde, geçmişe dönük olarak yapılabilecek ödemeler için aylık kavramının esas alınması gerektiği, aylık dışında kalan diğer ödemelerin ise, göreve iade edilen memurlara geçmişe dönük olarak ödenebilmesinin kanunen olanaklı olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, "aylık" kavramına girmeyen ve sosyal hak ve yardımlardan olmayan hiçbir parasal hakkın idarece ilgililere ödenmesi mümkün bulunmamaktadır. Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerine göre, fiilen çalışma şartına bağlı bir ödeme olan ve aylık dışında kalan ek ders ücretlerinin, 657 sayılı Kanun'un 141. maddesi uyarınca görevden uzaklaştırılan memurlara iade edilecek ödemeler içinde yer almadığı anlaşılmaktadır. Diğer yandan, aykırılık istemine konu kararlarda atıf yapılan, Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 12/12/2018 tarih ve E:2013/2, K:2018/2 sayılı kararına da değinmek icap etmektedir. Anılan karar "Sağlık Bakanlığı personeli olup, döner sermaye ek ödemesinden yararlananlar hakkında tesis edilen naklen atama, ikinci görevin üzerinden alınması gibi işlemlerin iptali istemiyle açılan davalar sonucunda verilen iptal kararları üzerine, ilgililerin fiilen çalışmaması hukuka aykırı bulunan işlemden kaynaklandığından ve iptal edilen hukuka aykırı işlem sonucu tüm maddi hakların ödenmesi Anayasa hükmü ve idare hukuku ilkesi gereği olduğundan, döner sermaye ek ödemesinin de davacıların yoksun kaldığı parasal haklardan sayılarak ilgili dönem için kendilerine ödenmesi gerektiği"ne yöneliktir. Belirtilen karar fiili çalışma karşılığında ödenen döner sermaye ek ödemelerine ilişkin olup, karardaki ilgililerin, fiilen çalışmalarına engel teşkil eden idarelerin işlemleri için açtıkları davalar "iptal" ile sonuçlanmıştır. Hal böyle olunca idarelerin anılan işlemleri tesis etmekte kusurunun bulunduğu ve anılan işlemlerin hukuka aykırı olduğu yargı kararlarıyla tespit edilmiştir. Buna göre, görevden uzaklaştırılan memurlara, " aylık" ve 657 sayılı Kanunda belirtilen "sosyal hak ve yardımlardan" olmayan diğer maddi ödeme unsurlarının ödenebilmesi için "görevden uzaklaştırma" işleminin yargı kararı ile iptal edilmesi gerekmektedir; diğer bir anlatımla; idarenin, görevden uzaklaştırma işleminin tesisinde kusurlu olduğunun, memurun fiilen görevinin başında olmasına engel teşkil eden idari işlemin (hukuki engelin) yani görevden uzaklaştırma işleminin hukuka aykırılığının ortaya konulması gerektiği açıktır. Bu itibarla; "görevden uzaklaştırma" işlemlerine dava açılmadığı, dolayısıyla bu işlemlerin hukuka aykırılığının yargı kararı ile ortaya konulmadığı ve hukuka uygunluk karinesinden yararlanıldığı durumlarda; görevden uzakta kalınan dönemlere ilişkin ek ders ücretlerinin ödenmesine imkan bulunmamaktadır. III- SONUÇ : Açıklanan nedenlerle; Bölge İdare Mahkemesi kararları arasındaki aykırılığın, öğretmenlerin görevden uzaklaştırıldıkları döneme ilişkin ek ders ücretlerinin görevden uzaklaştırma işlemi bir yargı kararı ile iptal edilmedikçe yasal faiziyle birlikte ödenmesinin kanunen mümkün olmadığı yolunda giderilmesine, kesin olarak, 12/10/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 89. maddesinde, "Her derecedeki eğitim ve öğretim kurumları ile Üniversite ve Akademi (Askeri Akademiler dahil), okul, kurs veya yaygın eğitim yapan kurumlarda ve benzeri kuruluşlarda öğretmen veya öğretim üyesi bulunmaması halinde öğretmenlere, öğretim üyelerine veya diğer memurlara veyahut açıktan atanacaklara ücret ile ek ders görevi verilebilir. Ücretle okutulacak ders saatlerinin sayısı, ders görevi alacakların nitelikleri ve diğer hususlar Cumhurbaşkanı kararı ile tespit olunur.", 137.maddesinde, "Görevden uzaklaştırma, Devlet kamu hizmetlerinin gerektirdiği hallerde, görevi başında kalmasında sakınca görülecek Devlet memurları hakkında alınan ihtiyati bir tedbirdir. Görevden uzaklaştırma tedbiri, soruşturmanın herhangi bir safhasında da alınabilir.", 141.maddesinde ise, "Görevden uzaklaştırılan ve görevi ile ilgili olsun veya olmasın herhangi bir suçtan tutuklanan veya gözaltına alınan memurlara bu süre içinde aylıklarının üçte ikisi ödenir. Bu gibiler bu Kanunun öngördüğü sosyal hak ve yardımlardan faydalanmaya devam ederler. 143 üncü maddede sayılan durumların gerçekleşmesi halinde, bunların aylıklarının kesilmiş olan üçte biri kendilerine ödenir ve görevden uzakta geçirdikleri süre, derecelerindeki kademe ilerlemesinde ve bu sürenin derece yükselmesi için gerekli en az bekleme süresini aşan kısmı, üst dereceye yükselmeleri halinde, bu derecede kademe ilerlemesi yapılmak suretiyle değerlendirilir." hükümleri yer almaktadır. Öte yandan, 439 sayılı Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Yüksek ve Orta Dereceli Okullar Öğretmenleri ile İlkokul Öğretmenlerinin Haftalık Ders Saatleri ile Ek Ders Ücretleri Hakkında Kanun'un Ek 1.maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 89.maddesi dayanak alınarak 16/12/2006 tarihli ve 26378 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 01/12/2006 tarih ve 2006/11350 sayılı "Milli Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı"nın 6. maddesinin 1.fıkrasında; "Kapsama dâhil örgün ve yaygın eğitim kurumlarında görevli olup, aylık karşılığı ders görevini tamamlayan; a)Müdür, müdür başyardımcısı ve müdür yardımcılarına haftada 6 saate, b)Genel bilgi ve meslek dersleri öğretmenlerine 6 saati zorunlu olmak üzere haftada 15 saate, c)Atölye ve laboratuvar öğretmenlerine 20 saati zorunlu olmak üzere haftada 24 saate, kadar alanlarında, alanlarında ek ders görevi verilemeyen veya kısmen verilebilenlere, ihtiyaç halinde ve istekleri üzerine alanları dışında da ek ders görevi verilebilir."; 16.maddesinde, "(1)Bir öğretim yılında 90 günü geçmemek üzere, bu Karar kapsamında bulunan personelden; a)Bakanlıkça veya verilen yetki uyarınca valiliklerce yurt içinde düzenlenen her türlü eğitsel gezi, konferans, kurs ve seminerlerde görevlendirilenler; fiilen yerine getirdikleri bu görevleri süresince, görevlendirildikleri tarihte kendilerine verilmiş ek ders görevleri varsa bu görevlerini yapmış sayılırlar ve buna ilişkin ek ders ücretleri kadrolarının bulunduğu kurumca ödenir. b)İl düzeyinde millî ve mahalli bayramların kutlamaları için kurulan hazırlık komitelerinde görevlendirilen yönetici ve öğretmenler, millî ve mahalli bayramların hazırlık çalışmalarına katılan yönetici ve öğretmenler, söz konusu bayramların hazırlık çalışmalarına ve törenlerine sınıf veya okul bütünlüğünde katılan öğrencilerin öğrenim gördüğü eğitim kurumlarının yönetici ve öğretmenleri ile millî bayramlar nedeniyle tatil edilen günlerde ders görevlerini yerine getiremeyen yönetici ve öğretmenler, bu sürelerde üzerlerinde bulunan aylık karşılığı ders, varsa ek ders, ders niteliğinde yönetim ve hazırlık ve planlama görevlerini yapmış sayılırlar. c)Gençlik ve Spor Bakanlığı koordinesinde yürütülen okul sporları, halk oyunları ve izcilik faaliyetleri ile Türkiye Sportif Yetenek Taraması ve Spora Yönlendirme Projesi kapsamında geçici olarak görevlendirilen yönetici ve öğretmenler, fiilen yerine getirdikleri bu görevleri süresince, görevlendirildikleri tarihlerde kendilerine verilmiş ek ders görevleri varsa bu görevlerini yapmış sayılırlar ve buna ilişkin ek ders ücretleri kadrolarının bulunduğu kurumca ödenir. Alınacak onayda görevlendirilen personelin adı, soyadı, unvanı, görevin mahiyeti, görev süresi ve diğer hususlar belirtilir. …", 25.maddesinde, "(1)Bu Karar kapsamında ek ders ücreti ödenebilmesi için, ek ders görevinin fiilen yapılmış olması, ek ders görevinden sayılan veya ek ders görevinin yapılmış sayılacağı hâller bakımından ise bu Kararda belirlenen koşulların oluşması şarttır. Ek ders ödemelerinden harcama yetkilisi, ödeme emri belgesini düzenleyen gerçekleştirme görevlisi ve bu Kararda belirtilen esas ve usuller çerçevesinde ek ders görevinin gerçekleştiğine ilişkin belgeyi düzenleyen ve onaylayan diğer gerçekleştirme görevlileri müteselsilen sorumludur. (2)Yapılan inceleme sonucunda fiilen yapılmadan ve gerekli koşullar oluşmadan ödendiği anlaşılan ek ders ücretleri ilgililerden yasal faizi ile birlikte geri alınır. (3)Bu Kararın 10 ve 14 üncü maddeleri ile 16 ncı maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca ödenen ek ders ücretleri, yarım günlük izinler hariç, her ne şekilde olursa olsun izinli ve raporlu olunan sürelerde ödenmez." hükümlerine yer verilmiştir. Aykırılığın giderilmesine konu edilen dosyalarda, davacıların haklarında başlatılan ceza soruşturmaları nedeniyle ihtiyati tedbir olarak, idare tarafından, görevlerinden uzaklaştırıldıkları ve yapılan cezai yargılamalar neticesinde "beraat" etmeleri sonucunda da tekrar göreve iade edildikleri anlaşılmıştır. Bunun üzerine, davacılar tarafından görevden uzakta kaldıkları dönemlere ilişkin ek ders ücretlerinin yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle idareye başvuru yapıldığı ve anılan başvuruların reddi üzerine de davalı idare tarafından tesis edilen ret işlemlerinin iptali ile yoksun kaldıkları ek ders ücretlerinin yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle dava açılmıştır. Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, "Görevden uzaklaştırma" işlemi, ilgililerin görevinin başında kalmasında sakınca görülen hallerde, idare tarafından tesis edilen bir ihtiyati tedbir işlemidir. Görevden uzaklaştırılan memurlara, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 141. maddesine göre, görevden uzaklaştırıldığı dönemde, aylıklarının üçte ikisi ödenir ve ilgililer, ayrıca anılan Kanun'un öngördüğü sosyal hak ve yardımlardan faydalanmaya devam ederler. Öte yandan, anılan Kanun hükmü, görevden uzaklaştırılan memurun tekrar göreve iade edilmesi durumunda, görevden uzakta geçirdiği sürenin, derecesindeki kademe ilerlemesinde ve bu sürenin derece yükselmesi için gerekli en az bekleme süresini aşan kısmının, üst dereceye yükselmesi halinde, bu derecede kademe ilerlemesi yapılmak suretiyle değerlendirileceğini belirtmiştir. Oysa memurların kademe ilerlemesi ve derece yükselmesinde "fiili çalışma şartı " aranırken, kanunkoyucu hak kaybının önlenmesi ve hakkaniyet gereği, burada, fiili çalışma şartını aramayarak, ilgilinin iradesi ve isteği dışında, idarenin tesis ettiği bir işlem nedeniyle zarara uğramasının engellenmesini amaçlamıştır. Bu durumda, anılan mevzuat hükümlerinin birlikte incelenip, yorumlanmasından; idare tarafından, ihtiyati tedbir niteliğinde olan ve re'sen tesis edilen görevden uzaklaştırma tedbirinin kaldırılması durumunda kanunkoyucunun, ilgililerin yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının telafi edilmesini öngördüğü açıktır. Öte yandan, Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında; idarelerin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. Olayda da davacılar görevlerini, idarenin re'sen tesis ettiği "görevden uzaklaştırma" kararları nedeniyle yerine getirememektedirler. Bu durumda, anılan işleminin sebep unsurunu oluşturan ceza soruşturma sürecinin de "beraat" ile sonuçlandığı göz önüne alındığında, idarenin kendi işlemi nedeniyle, davacıların fiilen çalışmasının engellenmesi nedeniyle bu döneme ilişkin zararın da idare tarafından giderilmesi gerekmektedir. Bu itibarla, iradesi ve isteği dışında, görevden uzaklaştırılan memurlara, tekrar göreve dönmeleri halinde, açıkta kaldıkları döneme ilişkin olarak, aylık gelirlerinin önemli bir parçasını oluşturan ek ders ücretlerinin yasal faiziyle ödenmesinin önünde yasal bir engel bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, Bölge İdare Mahkemesi kararları arasındaki aykırılığın, ihtiyati tedbir olarak görevden uzaklaştırılan döneme ilişkin ek ders ücretlerinin yasal faiziyle birlikte ödenmesi yolundaki Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi kararı doğrultusunda giderilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

Fiili Çalışma Şartına Bağlı Ödemelerin Durumu

Görevden uzaklaştırma tedbiri idari yargı kararıyla iptal edilmeksizin yalnızca idarece kaldırıldığında ilgililere geriye dönük ödemelerde yalnızca aylık kavramı ve kanunda belirtilen sosyal yardımlar esas alınır; fiili çalışmaya bağlı diğer parasal haklar ödenmez. Ek ders ve benzeri fiili çalışmaya bağlı unsurların ödenebilmesi için görevden uzaklaştırma işleminin yargı kararıyla iptal edilmiş olması zorunludur. Öğretmenlerin görevden uzaklaştırıldıkları döneme ilişkin fiilen yapılmayan ek ders ücretleri, bu işlem bir yargı kararıyla iptal edilmedikçe yasal faiziyle ödenemez. Buna karşılık, naklen atama veya görevin üzerinden alınması gibi tasarrufların yargı kararıyla iptali halinde, memurun fiilen çalışamaması hukuka aykırı işlemden kaynaklandığı için döner sermaye ek ödemeleri ilgili dönem için karşılanır.

Derece, Kademe ve Sosyal Güvenlik Primlerinin İntibakı

Görevine iade edilen kamu görevlisinin haksız işlem nedeniyle görevden ayrı kaldığı süreler fiilen çalışılmış gibi kabul edilir. Bu doğrultuda ilgilinin derece ve kademe ilerlemesi geriye dönük olarak uygulanır. Açıkta geçen bu sürelere ait emeklilik prim günleri idare tarafından Sosyal Güvenlik Kurumu sistemine eklenir ve intibak işlemleri tamamlanır.

Açıkta Geçen Sürede Başka İşte Çalışarak Elde Edilen Gelirlerin Mahsubu

Görevden ayrı kalınan dönemde ilgilinin geçimini temin etmek için başka bir işte çalışarak elde ettiği gelirlerin idarece ödenecek tutardan mahsup edilip edilmeyeceği hususunda farklı hukuki yaklaşımlar bulunmaktadır. Bir görüşe göre, personelin bu dönemde başka bir işte çalışarak kazandığı gelirler idarenin ödemekle yükümlü olduğu parasal haklardan tenzil edilemez. Buna karşın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 2023/32 Esas ve 2023/37 Karar sayılı kararı ile Danıştay 10. Dairesinin 2018/3870 Esas ve 2022/2717 Karar sayılı kararında benimsenen yaklaşıma göre; ihraç veya açıkta kalma döneminde başka bir gelir getirici faaliyetten elde edilen kazançların geriye dönük parasal haklardan mahsup edilmesi gerçek zararın tazmini ve sebepsiz zenginleşmenin önlenmesi ilkelerinin gereğidir. Mevzuatta açık bir istisna hükmü yer almadığı müddetçe genel tazminat hukuku ilkeleri uyarınca bu kazançlar ödenecek mali haklardan indirilir.

Dava Açma Usulü ve Yasal Faiz Talebi

Memuriyetten veya meslekten çıkarılma işlemlerine karşı ilgililer kararın tebliğinden itibaren altmış gün içinde idare mahkemesinde iptal davası açabilirler. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 12. maddesi gereğince ilgililer, işlemin iptali davasında yoksun kaldıkları mali ve özlük haklarının yasal faiziyle ödenmesini talep edebilirler. İptal davasında parasal hak isteminde bulunulmamışsa, kararın tebliğinden veya kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde idareye başvurulabilir; başvurunun reddi üzerine tam yargı davası ikame edilir. İdari yargıda taleple bağlılık ilkesi uygulandığından dava dilekçesinde faiz talep edilmemişse mahkemece kendiliğinden faize hükmedilemez. Faiz türü olarak yasal faiz uygulanır ve kural olarak idareye başvuru veya dava tarihinden başlatılır; ayrıca her ayın hak ediş tarihinden itibaren yürütülerek de talep edilebilir.

Yargı Kararlarının Uygulanması ve İdarenin Sorumluluğu

2577 sayılı Kanun'un 28. maddesinin birinci fıkrası uyarınca idare, esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin idari yargı kararlarının icaplarına göre gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur; bu süre kararın idareye tebliğinden itibaren otuz günü geçemez. Mahkeme kararlarının süresi içinde kamu görevlilerince yerine getirilmemesi halinde tazminat davası kamu görevlisinin şahsına karşı değil, ancak ilgili idare aleyhine Danıştay veya idare mahkemesinde açılabilir. Konusu belli bir miktar paranın ödenmesini gerektiren davalarda hükmedilen miktar ile her türlü vekalet ücreti ve yargılama gideri, davacının veya vekilinin davalı idareye yazılı bildireceği banka hesap numarasına bildirim tarihinden itibaren otuz gün içinde yatırılır; bu süre içinde ödeme yapılmaması halinde genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur. Tazminat ve vergi davalarında mahkeme kararının tebliğ tarihi ile ödeme tarihi arasındaki süre için 6183 sayılı Kanun'un 48. maddesine göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanacak faiz ödenir; ancak mahkeme kararının davacıya tebliği ile banka hesap numarasının idareye bildirildiği tarih arasında geçen süre için faiz işlemez.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 28Kaynağı aç
Madde 28 – 1.(Değişik:10/6/1994-4001/13 md.) Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. (İptal cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 10/7/2013 tarihli ve E.: 2012/107 K.: 2013/90 sayılı Kararı ile.) (…) (Ek cümleler: 21/2/2014-6526/18 md.; Değişik üçüncü ve dördüncü cümleler: 10/9/2014-6552/97 md.; İptal üçüncü cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 25/11/2015 tarihli ve E.: 2014/86, K.: 2015/109 sayılı Kararı ile.) (…)22 (İptal dördüncü cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 25/11/2015 tarihli ve E.: 2014/86, K.: 2015/109 sayılı Kararı ile.) (Ek cümle: 10/9/2014-6552/97 md.) (…)22 ancak disiplin hükümleri saklıdır. 2. (Değişik: 2/7/2012-6352/58 md.) Konusu belli bir miktar paranın ödenmesini gerektiren davalarda hükmedilen miktar ile her türlü davalarda hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri, davacının veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirim tarihinden itibaren, birinci fıkrada belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yatırılır. Birinci fıkrada belirtilen süreler içinde ödeme yapılmaması halinde, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur. 3. Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası açılabilir. 4. (Değişik: 21/2/2014-6526/18 md.) Mahkeme kararlarının süresi içinde kamu görevlilerince yerine getirilmemesi hâlinde tazminat davası ancak ilgili idare aleyhine açılabilir. 5. Vergi uyuşmazlıklarına ilişkin mahkeme kararlarının idareye tebliğinden sonra bu kararlara göre tespit edilecek vergi, resim, harçlar ve benzeri mali yükümler ile zam ve cezaların miktarı ilgili idarece mükellefe bildirilir. 6. (Değişik: 2/7/2012-6352/58 md.) Tazminat ve vergi davalarında idarece, mahkeme kararının tebliğ tarihi ile ödeme tarihi arasındaki süreye 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesine göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanacak faiz ödenir. Ancak mahkeme kararının davacıya tebliği ile banka hesap numarasının idareye bildirildiği tarih arasında geçecek süre için faiz işlemez. Açıklama:
İptal kararı sonrasında idarenin göreve iade süresi ne kadardır?

2577 sayılı Kanun'un 28. maddesinin birinci fıkrası gereğince idare, kararın tebliğinden itibaren en geç otuz gün içinde işlem tesis etmek veya eylemde bulunmak zorundadır.

Görevden uzaklaştırılan memurun kesilen maaşı ne zaman ödenir?

657 sayılı Kanun'un 143. maddesinde sayılan beraat, yargılamanın men'i, kovuşturmanın genel afla kaldırılması veya memurluktan çıkarma dışındaki bir disiplin cezasının kesinleşmesi hallerinde tedbir kaldırılır ve ilgilinin kesilmiş olan üçte bir aylığı ödenir.

Açıkta kalınan sürede başka işte çalışma geliri maaştan düşülür mü?

Açıkta elde edilen kazançların mahsup edilmeyeceği yönünde görüşler bulunmakla birlikte, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 2023/32 Esas ve 2023/37 Karar sayılı içtihadı uyarınca açık mevzuat hükmü olmadıkça bu gelirler gerçek zararın tespiti kapsamında mahsup edilir.

Geriye dönük parasal haklara kendiliğinden faiz işletilir mi?

Faiz idare veya mahkemece kendiliğinden yürütülmez; davacının dava dilekçesinde veya başvurusunda yasal faiz talebini açıkça ileri sürmüş olması şarttır.

Görevden uzaklaştırma dönemine ait fiili çalışmaya bağlı ek ders ücreti ödenir mi?

Görevden uzaklaştırma tedbiri bir yargı kararıyla iptal edilmedikçe, fiilen yapılmayan ek ders ücretlerinin yalnızca tedbirin kaldırılmasına dayanılarak geriye dönük ödenmesi mümkün değildir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu