İşçilik Ücretinin Ödendiğini İspat Yükü Kimdedir

by Avukat Erdal Ersoy
İşçilik Ücretinin Ödendiğini İspat Yükü Kimdedir

Ödenmediği ileri sürülen ücret alacağı bakımından Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2014/20341, K. 2015/20047 sayılı kararında ücretin ödendiğinin ispat yükünün işverene düştüğü kabul edilmiştir. Bu kabul, işçinin bazı ücret alacaklarının ödenmediğini ileri sürdüğü olaya ilişkindir ve bütün işçilik alacakları için genel bir kural oluşturmaz.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2014/20341, K. 2015/20047Kaynağı aç
7. Hukuk Dairesi         2014/20341 E.  ,  2015/20047 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi : Konya 2. İş Mahkemesi Tarihi : 18/09/2014 Numarası : 2011/837-2014/469 Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı, iş akdinin haksız nedenle sona erdirildiğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma, ulusal bayram genel tatil, yıllık izin ve ödenmeyen ücret alacağının davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkeme, ihbar tazminatının kabulü ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında davacı işçinin ödenmeyen ücret alacaklarının hüküm altına alınıp alınmayacağı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. Somut olayda davacı bazı ücret alacaklarının ödenmediğini iddia etmiştir. Ücretin ödendiğinin ispat yükü işverene düşmektedir. Davacının ödenmeyen ücret alacağı olup olmadığının tespiti için öncelikle davacıya hangi ayların ücretini alamadığının sorulması ve davacının belirttiği bu ayların ücretinin ödenip ödenmediği konusunda işverenden bu aylar için ödeme belgeleri istenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Eksik inceleme ve araştırma ile ücret isteminin reddi hatalıdır. 3-Taraflar arasında davacının fazla mesai ve ulusal bayram genel tatil ücret alacağının bulunup bulunmadığı da ihtilaflıdır. Fazla mesai yaptığının ve ulusal bayram genel tatil günlerinde çalışıldığının ispat yükü işçiye, çalışma olgusunun ispatlanması halinde ücretlerinin ödendiğini ispat yükü ise işverene düşmektedir. Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların tanık beyanlarıyla sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalarda bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır. İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır. Somut olayda davacı dava dilekçesi ile fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil ücret alacağı talebinde bulunmuş ancak mahkemece dosyada toplanan delillerle davacının fazla mesai alacağı bulunmadığı ve ulusal bayram ve genel tatil çalışmasının olmadığı gerekçesiyle fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil ücret talebinin reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamında dinlenen davacı tanığı beyanında davacının amcasının oğlu olduğunu davalı şirkette birlikte çalıştıklarını, günlük 15 saatten fazla çalıştıklarını ve hafta sonu hep çalıştıklarını, diğer davacı tanığı ise davalı iş yerinde çalışmadığını komşu taşocağında çalıştığını, nasıl çalışıldığını, haftada kaç gün çalıştıklarını ve dini bayramlarda ve ulusal bayramlarda çalışıp çalışmadıklarını bilmediğini belirtmiştir. Davalı tanıkları ise beyanlarında davacının sabah 08.00 akşam 18.00 saatleri arasında gece vardiyasında 22.00 ile 06.00 saatleri arasında çalıştığını ve dini bayramlarda çalışılmadığını milli bayramlarda çalışıldığını belirtmişlerdir. Tüm tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde davalı tanık beyanlarına göre davacının fazla mesai yaptığı ve milli bayramlarda çalıştığı anlaşılmaktadır. Davalı işverence bu çalışmaların karşılığının ödendiği de ispat edilememiştir. Mahkemece yapılacak iş, davalı tanık beyanlarına göre fazla mesai ve ulusal bayram genel tatil ücret alacaklarının hesaplattırılıp hüküm altına alınması gerekirken reddine karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir. O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 21.10.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.

Hiç ücret alınmadığı iddiası ve aydınlatma

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, 2017/16276 E., 2018/23908 K. sayılı kararında, işçinin tüm çalışma süresi boyunca hiç ücret almadan çalıştığı kabulüne dayalı ücret alacağı hükmü bozulmuştur. Karar, bu kabulü hayatın olağan akışına aykırı görmüştür.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2017/16276, K. 2018/23908Kaynağı aç
22. Hukuk Dairesi         2017/16276 E.  ,  2018/23908 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, işverenin … yolu üzerinde … köyünde … Petrol isimli petrol istasyonu olduğunu, müvekkilinin işveren yanında 1992 yılından iş sözleşmesinin feshedildiği 24/09/2013 tarihine kadar kesintisiz ve fasılasız çalıştığını, hem petrolde tanker şoförlüğü yaptığını,ayrıca getir götür işlerini yaptığını,davacının tarla ve bahçelerinin ekimi,dikimi, ilaçlanması,sulaması hasadı gibi davalının emrinde bir çok işte çalıştırıldığını,çalışma süresine nazaran hiç yıllık izin kullanmadığını,fazla mesai, hafta ve genel tatil ücreti ödenmediğini,sadece sigorta karşılığı çalıştığını, eniştesi olması, amca çocuğu olması nedeniyle ücret de isteyemediğini, işe girdiği çıktığı tarihler arasında hiç ücret almadığını,tüm geçiminin annesi ve kayınvalidesi tarafından karşılandığını belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile birlikte bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, davacının iş arkadaşı … ile birlikte işbirliği halinde işyerinde güveni kötüye kullanma ve hırsızlık yaptığı için İş Kanunun 25/II-e maddesi gereğince haklı nedenle işten çıkartıldığını,bu nedenle herhangi bir tazminata hak kazanmadığını,aksine davacının müvekkilini diğer işçiler ile birlikte 64.000 TL dolandırarak zarara uğrattığından borçlu olduğunu,sağlık durumu bozulan müvekkilinin 2012-2013 yılları arasında bir yılı aşkın süre sağlığıyla ilgilenmek zorunda kaldığından işyeri ile ilgilenemediğini,bunun fırsat bilen iki işçinin petrol istasyonunun bazı müşterileri adına sahte veresiye fişi doldurduklarını,sahte imzalar attıklarını,bunları kabul eden ancak ödemede yapmayan iki işçinin işten çıkartıldığını,işyerinin çoğunlukla civarda çiftçilik yapanlara mazot satımına dayalı olduğundan 08:00-17:00 arası açık olduğunu,haftada kırkbeş saati aşmayan mesai ile çalıştıklarını, hiçbir fazla mesaileri ve izinlerinin bulunmadığını, davalı işverenin davacının akrabası olduğundan fazlasıyla haklarını kullandığını, işverenin başka işlerinde çalıştırılmasının söz konusu olmadığını,davacının uzun yıllardır asgari ücretle çalıştığını, aradaki akrabalık nedeniyle ücretinin fazlasıyla ödendiğini,akrabalık ve güven ilişkisinden dolayı ücret bordrolarına imzası alınmadan ücretinin ödendiğini, bu eksiklikten dolayı davacının kötü niyetli olarak böyle bir talepte bulunduğunu,ücreti ve emeği ile geçinen bir işçinin çok uzun süreli ücret almaksızın yaşamını idame ettirmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-4857 sayılı İş Kanununun 59.maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır. Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir. Akdin feshi halinde kullanılmayan yıllık izin sürelerine ait ücret, işçinin kendisine veya hak sahiplerine ödenir. Böylece, iş sözleşmesinin feshinde kullanılmayan yıllık ücretli izin hakkı izin alacağına dönüşür. Bu nedenle zamanaşımı da iş sözleşmesinin feshinden itibaren işlemeye başlar. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 31. maddesinde, hakimin davayı aydınlatma ödevi düzenlenmiş olup, madde uyarınca, hakim uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabileceği, soru sorabileceği ve delil gösterilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir. Somut olayda, davacı dava dilekçesinde tüm çalışması boyunca hiç yıllık ücretli izin kullanmadığını iddia etmiştir. Mahkeme tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının on sekiz yıldan fazla olan hizmet süresi boyunca yıllık ücretli izin kullanmadığı varsayılarak, yıllık ücretli izin hesabı yapılmıştır. Davacının, işyerinde çalıştığı yaklaşık onsekiz yıllık hizmet süresince hiç yıllık izin kullanmadığı iddiası hayatın olağan akışına aykırıdır. Mahkemece davanın aydınlatılması ödevi çerçevesinde davacının bu konudaki beyanları alınarak sonucuna göre yıllık ücretli izin alacağı hesaplanması gerekirken, belirtilen hususlar yerine getirilmeden yazılı şekilde eksik inceleme ile verilmiş olan karar usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. 3-Taraflar arasında davacının ödenmeyen ücret alacağının miktarı hususu tartışmalıdır. Somut olayda, davalı işyerinde tanker şoförü olarak çalışan davacı, tüm hizmet süresi boyunca yani 01/04/1995-20/09/2013 tarihleri arasındaki çalışmalarının karşılığı olarak aylık ücretlerini talep etmektedir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda da; davacının tüm çalışma dönemi için ücret alacağının kabulüne karar verilmiştir.Davacının davalı işyerinde çalıştığı tüm süre boyunca hiç ücret almadan çalışması hayatın olağan akışına aykırıdır.Bu nedenle Mahkemece HMK'nın 31. maddesine göre hakimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında davacı duruşmaya çağrılarak hangi aylarda ne kadar ücret ödemesi yapıldığının sorulması,ayrıca davalı tanıklarının ücretin elden ödendiği yönündeki beyanlarıda sorularak var ise kalan ücret alacağının tespiti ile ücret talebi hüküm altına alınmalıdır. Eksik inceleme ve hatalı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir. 4-Hafta tatili alacağı bakımından Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının yaz aylarında ayda iki hafta tatilinde çalıştığı belirtilerek hesaplama yapılmıştır.Davacı tanıklarının işyeri çalışanları olmadıkları,çalışma düzenine ilişkin görgüye dayalı bilgilerinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.Davalı tanıklarından … davacının haftanın altı günü çalıştığını ancak pazar günleri çalışıp çalışmadığını bilmediğini beyan ederken diğer davalı tanıkları davacının haftanın beş günü çalıştığını beyan etmişlerdir.Tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile tanık beyanları birlikte değerlerlendirildiğinde davacı hafta tatillerinde çalıştığını ispatlayamamıştır.Hal böyle olunca Mahkemece bu gerekçe ile hafta tatili alacağı talebinin reddine karar verilmesi gerekli iken yazılı gerekçe ile kabul edilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 08.11.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Aynı kararda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 31. maddesindeki davayı aydınlatma ödevi kapsamında işçinin duruşmaya çağrılarak hangi aylarda ne kadar ücret ödemesi yapıldığının sorulması gerektiği belirtilmiştir. Ücretin elden ödendiği yönündeki davalı tanık beyanlarının da sorulması ve varsa kalan ücret alacağının buna göre belirlenmesi istenmiştir. Karar, ücret alacağını kabul veya ret sonucuna bağlamamış; eksik inceleme ve hatalı gerekçe nedeniyle bozmuştur.

Hangi ayların ücretinin alınmadığı

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2014/20341, K. 2015/20047 sayılı kararında, ödenmeyen ücret alacağı bulunup bulunmadığının tespiti için önce işçiye hangi ayların ücretini alamadığının sorulması gerektiği açıklanmıştır. İşçinin belirttiği aylar için işverenden ödeme belgelerinin istenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekli görülmüştür. Eksik inceleme ve araştırmayla ücret isteminin reddi hatalı bulunmuştur.

Fazla çalışma ve tatil çalışmasında ispat

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2014/20341, K. 2015/20047 sayılı kararında fazla mesai yapıldığının ve ulusal bayram ile genel tatil günlerinde çalışıldığının ispat yükü işçiye bırakılmıştır. Çalışma olgusu ispatlanırsa bu çalışmaların ücretlerinin ödendiğini ispat yükü işverene düşer. Ayrım, fazla mesai ile ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarına ilişkindir; bütün işçilik alacaklarına kendiliğinden uygulanamaz.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2012/32782, K. 2014/27137 sayılı kararında da fazla çalışma yaptığını iddia eden işçinin bu iddiayı ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Ücret bordrolarına ilişkin kuralların burada da geçerli olduğu kabul edilmiştir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2012/32782, K. 2014/27137Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2012/32782 E.  ,  2014/27137 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : KEMER 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (İŞ) TARİHİ : 08/05/2012 NUMARASI : 2009/209-2012/270 DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı, 15/04/2007 tarihinden 24/02/2009 tarihine kadar 1 yıl 10 ay 9 gün garson olarak, net 908,13 TL ücret karşılığı çalıştığını, bu süre boyunca muvafakati alınmaksızın fazla çalıştırıldığını, dini ve milli bayramlarda, genel tatil günlerinde izin kullandırılmadan çalıştırılmaya devam edildiğini, bu çalışmalara ilişkin ücretlerin kendisine ödenmediğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, yıllık izin, ulusal bayram genel tatil alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı, işe mazeretsiz olarak arka arkaya 3 günden fazla gelmedikleri için iş akdinin feshedildiğini, bu nedenle feshin haklı nedenle olduğunu, şirkette vardiya sistemi uygulandığını, fazla çalışmanın söz konusu olmadığını, maaş bordrolarının imzalı olduğunu, davacıların ücret alacaklarının banka hesaplarına yatırıldığını, şirketten herhangi bir alacağının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı davalı temyiz etmiştir. E) Gerekçe: 1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır. Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır. İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır. Somut olayda hükme esas alınan bilirkişi raporunda tanık beyanları dikkate alınarak günde ortalama 13 saat çalıştığı, 2 saat ara dinlenme verdiğinin kabulü ile 6 günden hafta da 21 saat fazla çalışma yaptığı kabul edilmiştir. Dinlenen davacı tanıkları normal mesai saatlerinin 08-16 veya 16-24 saatleri arasında olduğunu ancak hafta da 3-4 gün 12 saat çalıştıklarını ifade etmişlerdir.Davacı tarafından sunulan bir kısım haftalık çalışma programlarında da çalışma saatleri 10.00-20.00 saatleri arasında gösterilmiştir. Hal böyle olunca bilirkişinin haftanın 6 günü davacının günde 13 saat çalıştığının kabulü dosya içeriğine uygun düşmemiştir. Ayrıca dinlenen tanıklar Marmarıs te turistik bir otel olan davalı işyerinde çalışmanın sezonun yoğun olduğu 6. aydan 10. aya kadar fazla mesai yaptıklarını ve normal 8 saatlik çalışmanın haftanın 3-4 günü 12 saate kadar çıktığını ifade etmişlerdir. Mahkemece tanık beyanları ve haftalık çalışma programları yukarıda belirtilen saptamalara göre yeniden değerlendirilerek sezon dışında ve sezon da olmak üzere çalışma saatlerini belirleyerek fazla çalışma ücreti hesaplanmalıdır. 3.Fazla çalışma ücretinin son ücrete göre hesaplanması doğru olmayıp, ait olduğu dönem ücretiyle hesaplanması gerekir. Yargıtay kararları da bu yöndedir (Yargıtay 9.HD. 16.2.2006 gün 2006/20318 E, 2006/3820 K.). Bu durumda fazla çalışma ücretlerinin hesabı için işçinin son ücretinin bilinmesi yeterli olmaz. İstek konusu dönemler açısından da ücret miktarlarının tespit edilmesi gerekir. İşçinin geçmiş dönemlere ait ücretinin belirlenememesi halinde, bilinen ücretin asgari ücrete oranı yapılarak buna göre tespiti gerekir. Ancak işçinin işyerinde çalıştığı süre içinde terfi ederek çeşitli unvanlar alması veya son dönemlerde toplu iş sözleşmesinden yararlanılması gibi durumlarda, meslek kuruluşundan bilinmeyen dönemler için ücret araştırması yapılmalı ve dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirmeye tabi tutularak bir karar verilmelidir. Somut olayda fazla çalışma ücreti davacının fesih tarihindeki son ücreti üzerinden tüm çalışma süresi için hesaplanmıştır.Yukarıda ilke kararımızda da belirtildiği gibi çalıştığı dönemler itibariyle aldığı ücrete göre fazla çalışma ücreti hesaplanmalıdır.Yazılı şekilde hesaplama yapılması hatalıdır. F) Sonuç:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 18.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İmzalı bordro ve ihtirazi kayıt

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2012/32782, K. 2014/27137 sayılı kararında işçinin imzasını taşıyan bordronun, sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğinde olduğu belirtilmiştir. Bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.

Aynı kararda, imzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücretinin ödendiği anlaşılıyorsa işçinin gerçekte daha fazla çalışma yaptığını ileri sürmesi mümkün görülmemiştir. İşçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğuna ilişkin ihtirazi kaydı varsa, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordrolar imzalı ve ihtirazi kayıtsızsa, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. Bu ayrım, fazla çalışmanın bordroda görünenden fazla olduğu iddiasına özgüdür.

Banka ödemesi ve fazla çalışma tahakkuku

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2012/32782, K. 2014/27137 sayılı kararında, işçiye bordro imzalatılmadığı halde fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren ve her ay değişik miktarlarda yapılan banka ödemeleri ele alınmıştır. İhtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması sonucunu doğurur. Bu sonuç, fazla çalışma tahakkuklarını da içeren banka ödemelerine ilişkindir; her banka ödemesinin bütün ücret kalemlerini ispatladığı anlamına gelmez.

Elden ödeme iddiasında iki ölçü

İmzalı bordro, banka dekontu ve ödeme makbuzu, ücretin ödendiğine ilişkin yazılı belgeler arasında gösterilmekte ve bu belgelerin kullanılması gerektiği yönünde bir değerlendirme yapılmaktadır. Aynı değerlendirmede, elden ödendiği söylenen ücret için imzalı bordro ya da banka dekontu bulunmaması, iddianın kanıtlanmasına engel sayılan bir örnek olarak anlatılır. Bu örnek tek sonuç haline getirilemez; tüm çalışma boyunca hiç ücret alınmadığı kabulünü olağan akışa aykırı bulan ve elden ödemeye ilişkin tanık beyanlarının sorulmasını isteyen bozma da vardır.

Buna karşılık Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, 2017/16276 E., 2018/23908 K. sayılı karar, tüm süre boyunca hiç ücret alınmadığı kabulünü olağan akışa aykırı bulmuş ve elden ödeme yönündeki tanık beyanlarının sorulmasını istemiştir. Elden ödemenin belgesiz her iddiada ispatlanamayacağı veya ödemenin ispatının yalnızca yazılı belgeye bağlı olduğu tek bir sonuç halinde söylenemez.

Ücret hesap pusulasının kapsamı

4857 sayılı İş Kanunu'nun 37. maddesi, işverenin işyerinde veya bankaya yaptığı ödemelerde işçiye ücret hesabını gösteren imzalı veya işyerinin özel işaretini taşıyan bir pusula vermesini zorunlu kılar. Madde belge verme yükümlülüğü getirir; ücretin ödendiğini kimin ispat edeceğini ayrıca düzenlemez.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 37Kaynağı aç
Madde 37 – İşveren işyerinde veya bankaya yaptığı ödemelerde işçiye ücret hesabını gösterir imzalı veya işyerinin özel işaretini taşıyan bir pusula vermek zorundadır. Bu pusulada ödemenin günü ve ilişkin olduğu dönem ile fazla çalışma, hafta tatili, bayram ve genel tatil ücretleri gibi asıl ücrete yapılan her çeşit eklemeler tutarının ve vergi, sigorta primi, avans mahsubu, nafaka ve icra gibi her çeşit kesintilerin ayrı ayrı gösterilmesi gerekir. Bu işlemler damga vergisi ve her çeşit resim ve harçtan muaftır. Ücret kesme cezası

Sık sorulan sorular

Ödenmeyen ücretin ödendiğini kim ispat eder?

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2014/20341, K. 2015/20047 sayılı kararında, ödenmediği ileri sürülen ücret bakımından ücretin ödendiğinin ispat yükü işverene düşmektedir. Karar, işçinin bazı ücret alacaklarının ödenmediği iddiasına ilişkindir.

Fazla çalışmanın yapıldığını kim ispatlar?

Fazla mesai yapıldığını ve ulusal bayram ile genel tatil günlerinde çalışıldığını ispat yükü işçiye aittir. Çalışma olgusu ispatlanırsa bu çalışmaların ücretinin ödendiğini ispat yükü işverene düşer.

İhtirazi kayıt ispatı nasıl etkiler?

Fazla çalışma alacağının bordroda görünenden fazla olduğuna dair ihtirazi kayıt varsa, fazladan çalışma her türlü delille ispatlanabilir. İmzalı ve ihtirazi kayıtsız bordroda ise bordroda belirtilenden fazla çalışma yazılı belgeyle kanıtlanır.

Hesap pusulası ispat yükünü belirler mi?

4857 sayılı İş Kanunu'nun 37. maddesi, işyerinde veya bankaya yapılan ödemede ücret hesabını gösteren imzalı veya işyerinin özel işaretini taşıyan bir pusula verilmesini zorunlu kılar. Madde, ödemenin ispat yükünün kime ait olduğunu düzenlemez.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu