Hafta Tatili Ücreti ve Hafta Tatili Alacağı Davası

by Avukat Erdal Ersoy
Hafta Tatili Ücreti ve Hafta Tatili Alacağı Davası

Hafta Tatili Hakkı ve Hafta Tatili Ücretinin Esasları

4857 sayılı İş Kanununun 46 ncı maddesi uyarınca, kanun kapsamındaki işyerlerinde çalışan işçilere, tatil gününden önce aynı Kanunun 63 üncü maddesine göre belirlenen iş günlerinde çalışmış olmaları koşuluyla yedi günlük bir zaman dilimi içinde kesintisiz en az yirmi dört saat dinlenme hakkı verilir. Hafta tatili ücreti, bu hakka kavuşan işçinin fiilen çalışmadığı dinlenme günü için herhangi bir iş karşılığı olmaksızın ödenen bir günlük ücrettir. İşçinin dinlenmesi gereken bu günde çalıştırılması halinde ise çalışmasa dahi hak kazanacağı hafta tatili ücretine ek olarak fiilen yaptığı çalışma karşılığı bir günlük ücret daha ödenir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2015/22843, K. 2018/19872Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2015/22843 E.  ,  2018/19872 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait işyerinde aşçı olarak çalıştığını, ücretlerinin …’na eksik bildirildiğini, tüm milli ve dini bayramlar ile genel tatillerde de çalıştığını, yılda 15 gün senelik izin kullandığını, ancak senelik izinden döndükten sonraki 2,5 ay boyunca haftada yarım gün izin kullandığını, kalan 9,5 ay boyunca da haftada 1 gün izin kullandığını, ilk 5 yıldan sonra yılda 20 gün yıllık izin haklarını eksik kullandığını, hizmet süresinin 15 yıldan ve prim ödeme gün sayısının ise 3600 günden fazla olduğunu ve kıdem tazminatına hak kazandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere kıdem tazminatı, ücretli izin alacağı, ücret alacağı, fazla mesai ücreti alacağı ile hafta tatili ücreti ile bayram genel tatil ücreti alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, davacının yaşlılık aylığı bağlanması ile ilgili herhangi bir bildirimde ve talepte bulunmadığını, yaşlılık aylığını hak edecek şartlan da taşımadığını, 3600 gün prim ödemiş ve 15 yıldan fazla sigortalı olsa bile davacının emeklilik hakkım elde etmesinin mümkün olmadığını, bu şartların davacı için geçerli olmadığını, mazeretsiz olarak işyerine gelmeyen davacı hakkında tutanaklar tutulduğunu ve sonrasında ihtarname ile işe dönmesinin bildirildiğini, davacının bu ihtarnameye icabet etmediğinden iş akdinin haklı olarak feshedildiğini, fazla çalışma, hafta tatili ve bayram ücretlerinin tamamının ödendiğini, yıllık izinlerini kullandığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci: Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak,davacının davalı şirkete ait işyerinde 01/10/2011-21/09/2013 tarihleri arasındaki dönemde aşçı olarak çalıştığı, davacının yaşlılık aylığı bağlanması amacıyla davalı işyerinden ayrılarak aynı tarihte …'ya başvuruda bulunduğu ve kurum tarafından yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşılmıştır. İşçinin kıdem tazminatına hak kazanma nedenlerinden biri olan, 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14/5. maddesinin somut olayda gerçekleştiği ve böylece davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, davacının çalıştığı döneme ait ödenmeyen yıllık izin ücreti, ücret alacağı, fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin mevcut olduğu, fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil ücretlerinin uzun bir döneme ilişkin olması halinde bu çalışmaların sürekli ve aralıksız olarak devam etmesi hayatın olağan akışına uygun olmayacağından, bilirkişi raporu ile tespit edilen fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarından, yapılan işin niteliği ile davacının çalışmış olduğu süreler göz önüne alınarak takdiren % 45 oranında hakkaniyet indirimi yapıldığı kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir. E) Gerekçe: 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Davacı vekili dava dilekçesinde davacının yıllık izin kullanıp döndükten sonraki iki buçuk ay boyunca haftada yarım gün izin kullandığını iddia ederek hafta tatili ücreti talebinde bulunmuştur. 4857 sayılı İş Kanununun 46 ncı maddesinde, işçinin tatil gününden önce aynı Yasanın 63 üncü maddesine göre belirlenmiş olan iş günlerinde çalışmış olması koşuluyla, yedi günlük zaman dilimi içinde yirmidört saat dinlenme hakkının bulunduğu belirtilmiş, işçinin hafta tatili gününde çalışma karşılığı olmaksızın bir günlük ücrete hak kazanacağı da 46 ncı maddenin ikinci fıkrasında hüküm altına alınmıştır. Hafta tatili izni kesintisiz en az yirmidört saattir. Bunun altında bir süre haftalık izin verilmesi durumunda, usulüne uygun şekilde hafta tatili izni kullandığından söz edilemez. Hafta tatili bölünerek kullandırılamaz. Buna göre hafta tatilinin yirmidört saatten az olarak kullandırılması halinde hafta tatili hiç kullandırılmamış sayılır. 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunun 3 üncü maddesine göre, hafta tatili Pazar günüdür. Bu genel kural mutlak nitelikte olmayıp, hafta tatili izninin Pazar günü dışında da kullandırılması mümkündür. Hafta tatili gününde çalıştığını iddia eden işçi, norm kuramı uyarınca bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda yer alan hafta tatili ücreti ödemesinin yapıldığı varsayılır. Bordroda ilgili bölümünün boş olması ya da bordronun imza taşımaması halinde, işçi hafta tatilinde çalışma yaptığını her türlü delille ispat edebilir. Hafta tatillerinde çalışıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, yazılı delil niteliğindedir. Ancak, sözü edilen çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. Hafta tatili çalışmalarının yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez. İmzalı ücret bordrolarında hafta tatili ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından daha fazla çalışıldığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin hafta tatili alacağının bordroda görünenden daha fazla olduğu yönünde bir ihtirazi kaydının bulunması halinde, hafta tatili çalışmalarının ispatı her türlü delille yapılabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin bordroda yazılı olanın dışında hafta tatillerinde çalışmaların yazılı delille kanıtlaması mümkündür. Hafta tatili ücretlerinin tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt yoksa ödenen tutarın dışında hafta tatili çalışması yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerekir. Hafta tatili çalışmalarının uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Dairemizce son yıllarda taktiri indirim yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır. Ancak, hafta tatili çalışmasının taktiri delil niteliğindeki tanık anlatımları yerine, yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda, böyle bir indirime gidilmemesi gerekir. Somut uyuşmazlıkta; Mahkemece davacının hafta tatili ücret talebinin reddine karar verilmişse de davacı tanıkları yıllık izin dönüşünde belli bir süre hafta tatilinin yarım gün olarak kullandırıldığını açıklamıştır.Davacının yılda iki buçuk ay hafta tatili kullanmadığı kabul edilerek gerekirse bu yönden rapor alınarak karar verilmelidir. 3-Fazla mesai ücret alacağı ve ulusal bayram ve genel tatil ücret alacağı yönünden % 45 oranında takdiri indirime gidilmişse de yapılan indirim oranı fahiş olup, hakkın özünü etkileyecek niteliktedir. Daha makul oranda indirime gidilmelidir. 4- Kabule göre hafta tatili ücreti talebinin reddine karar verilmesine rağmen davalı yararına vekalet ücretine karar verilmemesi de hatalıdır. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 07.11.2018 gününde oybirliği ile karar verildi.

Hafta tatiline ilişkin yasal düzenleme emredici niteliktedir ve bu hakkın işçi aleyhine sınırlandırılması veya azaltılması mümkün değildir; ancak bireysel ya da toplu iş sözleşmeleriyle tatil süresi ve şartları işçi lehine artırılabilir. Ayrıca, zorlayıcı ve ekonomik bir gerekçe bulunmaksızın işyerindeki faaliyetin haftanın bir veya birkaç gününde işverence tatil edilmesi durumunda, çalışılmayan günler hafta tatiline hak kazanılması bakımından fiilen çalışılmış sayılır.

Hafta Tatili İzninin Süresi, Bölünmezliği ve Kullanım Günü

Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2015/22843 Esas ve 2018/19872 Karar sayılı içtihadında vurgulandığı üzere, hafta tatili izni kesintisiz en az yirmi dört saat olarak kullandırılmalıdır ve bölünerek uygulanması hukuken mümkün değildir. İşçiye yirmi dört saatten daha az bir süre izin kullandırılması durumunda, hafta tatili hiç kullandırılmamış sayılır ve buna göre ücret hakkı doğar.

2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunun 3 üncü maddesinde hafta tatilinin genel olarak Pazar günü olduğu kabul edilmiştir. Bununla birlikte Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2015/22843 Esas ve 2018/19872 Karar sayılı ilamında belirtildiği gibi bu genel kural mutlak nitelikte değildir; çalışma düzenine ve işin niteliğine göre hafta tatili izninin Pazar günü haricinde haftanın başka bir gününde kullandırılması da hukuken geçerlidir.

Hafta Tatilinin Kullandırılmaması Nedeniyle İş Sözleşmesinin Feshi

Hafta tatili izninin usulüne uygun şekilde verilmemesi veya hafta tatili çalışmasına ait ücretin ödenmemesi, işçiye 4857 sayılı İş Kanununun 24 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca iş sözleşmesini haklı nedenle derhal feshetme yetkisi tanır. Bu hükme dayanarak sözleşmeyi haklı nedenle fesheden işçi, ihbar süresine uymak zorunda kalmayacağı gibi işverenden ihbar tazminatı da talep edemez. Fesih durumunda işçi, kıdem tazminatının yanı sıra fesih tarihine kadar doğup ödenmemiş olan hafta tatili ücreti, fazla çalışma ücreti, yıllık izin ücreti ve genel tatil ücreti gibi işçilik alacaklarını talep edebilir.

Dava Şartı Arabuluculuk, Görevli ve Yetkili Mahkeme

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca, hafta tatili ücreti alacağına dayalı davaların açılmasından önce arabuluculuk sürecinin tüketilmiş olması dava şartıdır ve bu husus mahkeme tarafından kendiliğinden gözetilir. Hafta tatili alacağı taleplerinde görevli mahkeme İş Mahkemesidir; İş Mahkemesinin kurulmadığı yerlerde ise davaya Asliye Hukuk Mahkemesi iş mahkemesi sıfatıyla bakar.

7036 sayılı Kanun hükümleri doğrultusunda yetkili mahkeme; davalı gerçek veya tüzel kişi işverenin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi ya da işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesidir. Davalıların birden fazla olması durumunda, bunlardan herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesinde de dava açılabilir. Ayrıca 4857 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin yedinci fıkrası gereğince, asıl işveren-alt işveren ilişkisinde asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan hafta tatili ücreti dahil tüm yükümlülüklerden alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur.

Hafta Tatili Çalışmasının İspatı ve Ücret Bordrolarının Değerlendirilmesi

Hafta tatili günlerinde çalıştığını ileri süren işçi, bu iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2012/6254 Esas ve 2014/10779 Karar sayılı kararı ile 2015/22843 Esas ve 2018/19872 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, işçinin imzasını taşıyan ücret bordroları sahteliği kanıtlanıncaya kadar kesin delil teşkil eder ve imzalı bordroda görünen alacağın ödendiği kabul edilir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2012/6254, K. 2014/10779Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2012/6254 E.  ,  2014/10779 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İSTANBUL 3. İŞ MAHKEMESİ TARİHİ : 08/12/2011 NUMARASI : 2009/126-2011/967 DAVA :Davacı, yıllık izin ücreti, prim alacağı, fazla mesai ücreti, hafta tatil ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı taraf vekili; müvekkilinin çalışma süresinin 01.03.1998- 16.01.2009 tarihleri arası olup, son görevinin idari işler uzmanı olduğunu, iş akdinin işveren tarafından kötüniyetli ve haksız olarak feshedildiğini, iş akdinin feshi tarihine kadar dönemdeki çalışmasının karşılığı primin kendisine ödenmesi gerekirken ödenmediğini, müvekkilinin her gün saban 08.30 da işe başladığını, ara dinlenmesi yapmaksızın çalıştığını, çalışmanın işin gereği çoğunlukla 24.00’te sona erdiğini, haftanın 7 günü ve resmi tatillerde de aynı şekilde çalıştığını, davalı işverenin bu fazla çalışmaya ilişkin ücretlerin bir kısmını ödediğini, gerçek fazla çalışma sürelerinin ödenmediğini, bir kısmının ödendiğini, fazla çalışma gün ve saatlerinin işyeri kayıtları ve işe giriş çıkışta basılan kart uygulamaları ile belli olduğunu bildirerek fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla ödenmeyen prim (ikramiye) alacağı, fazla çalışma ücreti, genel tatil alacağı, yıllık ücretli izin alacağı ile hafta tatili çalışma ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı taraf vekili; müvekkili şirkette bir takım çalışanların yıllık hedefler ve anılan hedeflerin tutturulma oranları doğrultusunda belirli tutarlarda prime hak kazandıklarını, anılan primin haftalık, ya da aylık olarak değil, yıllık hedefler üzerinden belirlendiğini, prime hak kazanmak için belirlenen hedef yılının sonunda şirkette çalışıyor olmak gerektiğini, hedef yılı sona erdiğinde ve hedeflere göre elde edilen oranların hesaplanması aşamasında işyerinde çalışmayan bir personel için prim ödemesi yapılmasının mümkün olmadığını, prime hak kazanmanın koşulunun prim yılı sonunda belirlenen hedefin tutturulması ve halen işyerinde çalışıyor olunması olduğunu, hedef oranlarının belirlendiği tarihte işyerinde çalışmakta olan davacının hedef yılını doldurmadığı ve hedeflerdeki başarı oranlarının tespit edildiği süreçte işçi işveren ilişkisinin bulunmadığını, davacının prim alacağına hak kazanmasının mümkün olmadığını, davacının iş sözleşmesinin feshinin geçersizliği ve davacının işe iadesi talebiyle işe iade davası açtığını, bu davanın halen derdest olup, bu davanın sonucunun beklenmesi gerektiğini, bu dava sonucunda davacının lehine sonuçlanması halinde prime hak kazanıp kazanmayacağının hesaplamaya tabi tutulacak olduğunu, davacının işçilik alacakları yönünden müvekkili şirketi ibra ettiğini, müvekkili şirketten herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığını yazılı olarak belirttiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı davalı yasal süresi içerisinde temyiz etmiştir. E) Gerekçe: 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Taraflar arasında davacının prim alacağının hesabı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. Davacı fesih tarihine kadar olan prim alacaklarının ödenmediğini iddia etmiştir. Davalı ise davacının fesih tarihi itibari ile prim alacağına hak kazanamadığını savunmuştur. Mahkemece davacının prim alacaklarının kabulüne karar verilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporu incelendiğinde davacının prim alacağının tespitinde puanlama sisteminin ortalama 100 puan üzerinden brüt kazancın esas alındığı anlaşılmakta ise de bu puana karşılık gelen brüt ücret tespitinin afaki şekilde brüt 3.100 TL olarak belirlendiği anlaşılmaktadır. Hâlbuki dosyaya davalı tarafından sunulan ve davacının prime hak kazanma esasını ortaya koyan prim gösterge çizelgesine göre davacının 100 puan alması halinde hak kazanabileceği miktar brüt 2.300 TL olarak belirlenmiştir. Davacının prim alacağına esas brüt ücret tutarının 2.300 TL üzerinden hesaplanması gerekirken 3.100 TL üzerinden hesaplanması hatalıdır. 3- Taraflar arasında davacının fazla mesai, hafta tatili, ulusal bayram genel tatil ücretlerine hak kazanıp kazanamadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. Fazla çalışma yaptığını, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatillerde çalıştığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen alacağın ödendiği varsayılır. Fazla çalışmanın, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatillerde çalışıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma yapılıp yapılmadığı, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatillerde çalışılıp çalışılmadığı araştırılmalıdır. İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram genel tatil ücretlerinin ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığı, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatillerde çalıştığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram genel tatil alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışıldığının ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha çok çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram genel tatil ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının, hafta tatili ile ulusal bayram genel tatillerde çalışıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır. Somut olayda; davacı taraf haftanın 7 günü, tüm ulusal bayram ve genel tatillerde, 08.30-24.00 saatleri arasında, ara dinlenmesi olmaksızın çalışıldığını iddia etmiştir. Davalı taraf ise davacının fazla mesai yaptığında bunun bordroda gösterildiğini ve ücretlerinin ödendiğini, ayrıca işe giriş çıkışların kayıt altına alındığını, davacının bordroda gösterilenden daha çok mesai yapmadığını savunmuştur. Davacı tanığının birisi davacı ile aynı işyerinde çalışmamaktadır. Diğer davacı tanığının çalışma düzenine ilişkin beyanı bulunmamıştır. Beyanı olan tanık ise 2,5-3 yıl beraber çalıştıklarını, haftanın 7 günü çalıştıklarını, ayda 2 pazar günü çalışmadıklarını, diğer günler sürekli çalıştıklarını, mesailerinin aylık 120-160 saat olduğunu, davacının da aynı şekilde çalıştığını, işyerinde sabah saat 08.30’da işe başladıklarını, Cumartesi ve Pazar günleri 08.00’de işyerinde olduklarını, işin durumuna göre gece 02.00-03.00’e kadar çalıştıklarını, sadece yıllık izinlerini kullandıklarını, bayram tatili, Cumhuriyet Bayramı dâhil çalıştıklarını, yılsonu sürekli, yılbaşı gecesi bile gece 12.00’de işten çıkabildiklerini beyan etmiştir. Bilirkişi heyetince davacının günlük 3 saatten daha çok fazla mesai yapamayacağı gerekçesi ile doğrudan günlük 3 saat, haftalık 18 saat fazla mesai hesabı yapıldığı, davalı tarafından sunulan bordrolarda fazla mesai ücreti, ulusal bayram genel tatil ve hafta tatili ücret tahakkuku olan ayların dışlandığı bildirilmiştir. Hükme dayanak kılındığı belirtilen 16.11.2011 tarihli bilirkişi raporundan hangi aylara ait bordrolarının dışlandığı, hangi aylara ait bordroların hesaba esas alındığı anlaşılamamaktadır. Yine raporların incelenmesinden daha evvel hazırlanan raporların devamı mahiyetinde olduğunun anlaşılması üzerine bu raporların da incelenmesinden diğer iki raporun da bu açıdan denetime elverişli olmadıkları anlaşılmıştır. Ayrıca davalı tarafından sunulan işyeri giriş-çıkış kayıtlarının da davacının alacak taleplerinin değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı anlaşılmaktadır. Kararın sadece davalı tarafından temyiz edilmiş olması da nazara alınarak usuli kazanılmış hak çerçevesinde, davalı tarafından ibraz edilen davacının tüm çalışma dönemine ilişkin işyeri giriş-çıkış kayıtları dikkate alınıp, davacının fazla mesai, hafta tatili, ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarının tahakkuklarının yapıldığı aylarda açık bir şekilde bilirkişiye tespit ettirilerek davacının taleplerinin değerlendirilmesi için kararın bozulması gerekmiştir. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 31.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Ücret bordrosunda hafta tatili sütununun boş bırakılması ya da bordronun işçi imzasını taşımaması durumunda, işçi tatil günlerinde çalıştığını her türlü delille kanıtlayabilir. İspat sürecinde işyerine giriş çıkışı gösteren kayıtlar ve işyeri içi yazışmalar yazılı delil niteliği taşır; çalışmanın bu belgelerle ispatlanamaması halinde ise işyerindeki çalışma düzenini bilen tanıkların anlatımlarına başvurulabilir.

İmzalı ücret bordrolarında hafta tatili tahakkukunun yer alması durumunda işçi, kural olarak bordroda yer alandan daha fazla çalıştığını ileri süremez. Ancak işçi bordroya ihtirazi kayıt koymuşsa daha fazla çalıştığını her türlü delille ispatlayabilir; bordroyu ihtirazi kayıtsız imzalamış olsa dahi bordroda gösterilen sürenin üzerinde çalışma yapıldığını yazılı delille kanıtlaması mümkündür. Hafta tatili ücret tahakkuklarını içeren ödemelerin her ay değişken miktarlarda banka aracılığıyla yapıldığı hallerde de ihtirazi kayıt bulunmuyorsa, ödenen tutarın üzerinde çalışma yapıldığı ancak yazılı delillerle ileri sürülebilir.

Hesaplama İlkeleri, Takdiri İndirim ve Mükerrerlik Yasağı

Hafta tatili çalışmalarının tanık anlatımlarına dayanılarak uzun bir süre için hesaplanması ve tutarın yüksek çıkması halinde hesaplanan alacak üzerinden takdiri indirim yapılabilir. Buna karşılık Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2015/22843 Esas ve 2018/19872 Karar sayılı içtihadında açıklandığı üzere, hafta tatili çalışmasının tanık beyanları yerine yazılı belgelere ve işyeri kayıtlarına dayandığı durumlarda takdiri indirim uygulanamaz.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 2017/43915 Esas ve 2017/28192 Karar sayılı kararında vurgulandığı üzere, fazla çalışma alacağı hesabı içerisine dahil edilen hafta tatili çalışmaları için mükerrer tahsile yol açacak biçimde ayrıca hafta tatili ücretine hükmedilemez. Diğer yandan Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2017/8476 Esas ve 2018/13651 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, bordrolarda yer alan tahakkukların fiili çalışma karşılığı zamlı tahakkuk olmayıp çalışılmadan ödenmesi gereken çıplak yevmiyeye ilişkin olması halinde, ilgili bordro dönemlerinin hafta tatili alacağı hesabından dışlanması hukuka aykırıdır.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2017/43915, K. 2017/28192Kaynağı aç
22. Hukuk Dairesi         2017/43915 E.  ,  2017/28192 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı ile davalılardan … vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti: Davacı, hak kazanmasına rağmen kıdem tazminatının ve bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek, kıdem tazminatı ile izin, fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil alacaklarını istemiştir. Davalı Cevabının Özeti: Davalı …, zamanaşımı ve husumet itirazında bulunmuş, davacının iş sözleşmesinin belirli süreli olması sebebi kıdem tazminatına hak kazanamayacağını ve işyerinde fazla çalışma yapılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket, zamanaşımı def'inde bulunmuş, davacının iş sözleşmesinin belirli süreli olması sebebi kıdem tazminatına hak kazanamayacağını ve işyerinde fazla çalışma yapılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılarca temyizi üzerine Dairemizce sair temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, davacının fazla çalışma alacağının 31.07.2008 tarihine kadar olan dönem için tanık…'in dosyasında yapılan hesaplama esas alınarak yeniden hesaplanıp hüküm altına alınması gerektiği, ayrıca davacının 31.12.2010 tarihinden sonra da davalı asıl işveren işyerinde çalışmaya devam edip etmediği tespit edilerek somut olayda fesih mi yoksa işyeri devri mi bulunduğu belirlenerek feshe bağlı alacaklar hakkında bir karar verilmesi gerektiği gerekçeleriyle bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyan Mahkemece, bozma doğrultusunda işlem yapılmış ve aldırılan bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulü ile feshe bağlı alacakların reddine karar verilmiştir. Temyiz: Kararı davacı ve davalı … temyiz etmiştir. Gerekçe: 1.Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının ve davalı Belediyenin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2. İşyeri devrinin iş ilişkisine etkileri ile işçilik alacaklarından sorumluluk bakımından taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur. Somut olayda; bozma sonrası mahkemece yapılan araştırma sonucunda davacının 31.12.2010 tarihinden sonra davalı asıl işveren işyerinde değil başka bir işyerinde çalışmaya başladığı tespit edilmesine ve somut olayda işyeri devri olmadığı anlaşılmasına rağmen; kıdem tazminatı ve izin alacaklarının reddi isabetli olmamıştır. 31.12.2010 tarihi itibariyle davacının iş sözleşmesi feshedilmiş olup, feshe bağlı alacaklar olan kıdem tazminatı ve izin alacakları hüküm altına alınmak üzere kararın yeniden bozulması gerekmiştir. 3. Taraflar arasında davacı işçinin fazla çalışma ve hafta tatili alacaklarının hesaplanması hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır. Somut olayda; fazla çalışma alacağının hesaplanma yöntemi yönünden yapılan bozma üzerine aldırılan bilirkişi raporunda fazla çalışma alacağı hesaplanırken ayda iki hafta tatilinde çalışıldığı kabul edilerek, bu tatil günlerindeki çalışma da fazla çalışmaya dahil edilmekle birlikte Mahkemece mükerrer tahsile sebep olacak şekilde hafta tatilin de ayrıca hüküm altına alınması doğru değildir. Davacının ayda iki hafta tatilinde çalıştığı kabul edilerek hesaplama yapılması isabetli olmakla birlikte, fazla çalışma alacağı içinde hesaplamaya dahil edilen tatil günü çalışmaları için hafta tatili alacağının da ayrıca hüküm altına alınması hatalıdır. Belirtilen sebeple; tahsilde tekerrüre sebep olmayacak şekilde hesaplama yapılmak üzere kararın bozulması gerekmiştir. Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 07.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2017/8476, K. 2018/13651Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2017/8476 E.  ,  2018/13651 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (İŞ) DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı, davalıya ait işyerinde fabrika müdürü olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin işverence haksız şekilde fesh edildiğini, hakları tam olarak ödenmediği gibi ücretlerinin de kayıtlarda eksik gösterildiğini ileri sürerek ikramiye, munzam zarar, fazla çalışma, yıllık izin, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının tahsilini, istemiş, birleşen dava ile de hafta tatili alacağı talep etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, zamanaşımı def'ini öne sürüp, iş sözleşmesinin, 05.12.2013 tarihinde davacıya bütün ödemeler yapılarak fesh edildiğini, davalı şirkette dini ve milli bayramlarda çalışma yapılmadığını, bu uygulamanın şirketin genel uygulaması olduğunu, işveren konumunda olan davacının fazla çalışma, genel tatil ve hafta tatiline ilişkin ücrete hak kazanmasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının görev yaptığı fabrikada en üst düzey yönetici olan fabrika müdürü pozisyonunda olması, davacının aylık maaşının görev ve sorumluluğuna uygun olarak asgari ücretin 5 katından daha fazla olması ve davalı işverence davacıya fazla mesai yapması konusunda verilmiş bir talimata ilişkin dosyada belge olmaması nedeniyle davacının fazla mesai ücreti alacağı olmadığı, munzam zararı da olmadığından bu talebin de reddi gerektiği, ikramiye ödemesinin işyeri uygulaması olmaması karşısında bu talep ile izinlerini kullandığından yıllık izin ücretine yönelik talebin de reddi gerektiği ancak bir kısım hafta tatili ile genel tatil alacağı olduğu gerekçesi ile asıl davanın kısmen kabulüne birleşen davanın ise kabulüne karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı taraflar temyiz etmiştir. E) Gerekçe: 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının tüm davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda bordrolarda hafta tatili ve genel tatil tahakkuku olduğu belirtilip tahakkukların olduğu dönemler hesaplamada dışlanmış ise de, bordroların incenlemesinde tahakkukların çalışma karşılığı zamlı tahakkuk olmadığı çalışılmadan ödenmesi gereken yevmiyeler olduğu görülmüştür. Buna göre hesaplamada ilgili bordro dönemlerinin dışlanması hatalıdır. Öte yandan davacı taraf temyiz aşamasında bordro bedellerinin gerçeği yansıtmadığı ve bordro dışında elden ödeme yapıldığı iddiası ile ilgili bir kısım ödeme belgeleri sunmuştur. Mahkemece bu belgelere karşı davalı tarafın diyecekleri sorulduktan sonra elden ödeme olup olmadığı değerlendirilerek hesaplamada dikkate alınacak dönem ücretleri belirlenmelidir. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 25/06/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Hafta tatili izni bölünerek veya birkaç saat olarak kullandırılabilir mi?

Hafta tatili izni yedi günlük zaman dilimi içinde kesintisiz en az yirmi dört saat olarak kullandırılmak zorundadır, bölünerek uygulanamaz ve yirmi dört saatin altında kullandırıldığında hiç verilmemiş sayılır.

Hafta tatili mutlaka Pazar günü mü verilmelidir?

Genel kural hafta tatilinin Pazar günü olmasıdır; ancak bu kural mutlak olmayıp işyerinin çalışma düzenine göre haftanın diğer günlerinde de kesintisiz dinlenme hakkı kullandırılabilir.

Hafta tatili ücreti ödenmeyen işçi sözleşmeyi haklı nedenle feshedebilir mi?

Hafta tatili izninin kullandırılmaması veya ücretinin ödenmemesi işçiye haklı nedenle derhal fesih yetkisi verir; bu fesihte ihbar tazminatı talep edilemez veya ödenmezken kıdem tazminatı ve ödenmeyen alacaklar istenebilir.

Hafta tatili alacağı davası açmadan önce arabuluculuğa başvurmak zorunlu mudur?

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca hafta tatili ücretine ilişkin dava açılmadan önce arabuluculuk sürecinin tamamlanması dava şartıdır ve mahkemece resen incelenir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu